Salı, Ocak 20, 2009

Bahçe 2 - Selluka

Selluka (Vigna caracalla) Zülf-ü aruz
Sellukanın aslında hüzünlü bir hikayesi var.. Şimdilerde kaybolmaya yüz tutmuş eski Türk çiçeklerinden.. Özellikle İzmir ' de yetişen ama zamanla tohumdan yetiştirildiği için zor bulunan bir çiçek olmuş.Müthiş sarılıcı ve nefis bir kokusu var.Yani hem güzel hem de kokulu.Biraz mor salkımı andırıyor ilk bakışta ama farklı. Farklı olduğunu daha elinize aldığınız anda hissediyorsunuz.. Ben onu bu resimde gördüm ve aşık olduğum çiçekler listesinde bir numaraya yükseldi hemen.Fakat ne yazık ki hiçbir yerde bulamıyorsunuz.İlginç bir şekilde de insanlar onu zor elde ettiklerinden , çelik ve tohum almakta da zorlanıyorsunuz..Kimse paylaşmaya yanaşmıyor.. Normal tarzı tohumdan yetiştirmek ama ben o kadar sabırlı biri olmadığımdan İzmir Tire'den buldum köklü fidanını.. Boyuna göre 15- 20 tl ye alıp 15 tl de kargo parası verdim.. Geldiğinden beri biraz problem yaşamakla beraber, şimdilik yapraksız biçimde kışı geçiriyoruz.. Ağustos civarında açan çiçekleri tam olarak hepsini açmadan mevsimi kapattı ama daha ne olsun.. Açtığında 2-3 aylık bir bitkiydi en sonunda.. Bakalım baharda ne olacak..
Mutfakcamının önüne diktiğim ve üst balkonu sarmasını istediğim sellukam.. Bu çiçeklerin tam açmamış hali.. Zaten yaz başında alıp diktim.. Çiçek açması bile bir şans ilk sene.

Bir kaç renkte çiçeği var sadece ama en güzeli bu klasik rengi. Kokusu da büyüleyici ve hoş bir koku.
Teknik Bilgi :
Selluka, ülkemizde Akdeniz ve Ege Bölgelerinde rastlanılan, eski İzmir evlerinin vazgeçilmez sarılıcılarından, hoş kokulu bir sarmaşıktır. Tohumla üretildiği ve artık pek kimseler tohumdan üretimle uğraşmadığı için, zamanla kaybolmaya yüz tutmuş çiçekler içine girmiştir.




Familya: LeguminosaeAlt familya: Papilionaceae, FabaceaeSinonim: Phaseolus caracalla



Türkçe İsmi: Selluka, Zülf-ü aruz

Yabancı dillerdeki isimleri: Schneckenbohne-Corkscrew Vine-Giant Snail Bean-Snail Vine

Bitki gurubu:Sarılıcı-Tırmanıcı

Menşei (Yurdu):Güney AmerikaYetiştiği Bölgeler:Tropikal ve subtropikal bölgeler

Habitat: Çok yıllık, çok hızlı büyüyen, odunsu köklü.

Yaprak Yapısı: Üç adet yaprakçıktan oluşan bileşik yaprak yapısına sahitir, yaprak sapı uzundur, yaprakçıkların alt tarafı oval ve uca doğru sivri 5-13 cm büyüklüğünde yapraklara sahiptir.

Çiçekleri: Sap üzerinde çok sayıda çiçekler-krem,lila,pempe renklerinde ve spiral(kulak) formundadır.
Kullanım Alanı: Sarılıcı ve tırmanıcı olarak pergolalar, kameriyeler, balkonlar ve separatörlerde kullanılır.Teraslar ve kış bahçeleri için hoş kokulu süs bitkisidir. Kelebekleri cezbedici yapısı vardır.
Toprak yapısı: Tohumlar torfa ekilir. Ekim yapılmadan önce torf, 0.5 lt suya 1 tatlı kaşığı oranında oksijenli su ile hazırlanan solüsyonla sulanır. Kum-Perlit-vemikulit ilaveli geçirgen bir toprakta kullanılabilir.
Tohuma uygulanan işlem: Sert bir kabuğa sahip selluka tohumları, zımpara ile hafifçe, öze inmeden inceltilir. 12 saat boyunca sıcaklığı 43-45 dereceyi geçmeyen sıcak suda bekletilir. (Sıcaklığın sabit kalması sağlanmadan bekletilecektir, yani su soğuduğunda yeniden ısıtılmayacaktır.)
Ekim zamanı: Şubat sonu-Mart başı ekimler erkencilik sağlar. Doğrudan bahçeye ekilecekse Nisan sonu-Mayıs başı tercih edilir.
Ekim aralığı: Selluka tohumu doğrudan bahçeye ekilecekse her tohum çukuruna iki adet tohum konur ve dikim mesafesi 1 m aralıklı olmalıdır. Çünkü selluka geniş bir alana yayılır.Balkon yada terasta bakılacaksa geniş bir saksıya bahçe toprağı+torf karıştırılarak şaşırtılmalıdır.
Ekim derinliği: Tohum boyu kadar.
Çimlenme sıcaklığı: 25-27 C, aydınlık bir ortam, sabit nem oranı, ama asla ıslak değil.
Çimlendirme aşaması: Selluka tohumlarının ekim yapıldığı kaplara sera etkisi yapılmalıdır. Çimlendirme kabının üzerine bir gazete kağıdı onunda üzerine bir cam kapatmalıdır. Kapları sıcağa konulur.(Gazete camdan buharlaşma ile meydana gelecek damlamayı önlemek için.)Hergün cam kaldırılıp kap havalandırılmalıdır. İlk yaprak görüldüğü anda cam kaldırılmalıdır. Fazla sulanıp tohumda çürümeye yol açılmamalı ve toprak nemsiz bırakılmamalıdır.Kesilmiş pet şişelere minik delikler açılarak ta sera etkisi sağlanabilir.
Çimlenme Süresi:2-4 hafta
Ortalama bitki boyu: 2-8 metre.
Çiçeklenme zamanı: Ağustos-Eylül-Ekim
Su isteği: Toprak kurudukça, kireçsiz, kaliteli su ile. Aşırı sulama kök çürümesi yapar.
Işık ve Yer İsteği: Tam güneş yerlerden hoşlanır, yarı gölgeyi tolere eder. Bitkinin yeri ne kadar fazla güneş alırsa ve sıcak olursa; bitki o kadar fazla çiçek açar ve açan çiçeklerin renkleri o derece koyu olur.
Gübre İsteği: Mart-Nisandan Ağustosa kadar 15 günde bir kompoze sıvı gübre veya saksı harcına katılacak yavaş salınımlı bir gübre.
Çoğaltılması: Tek yıllık sürgünlerden alınan çelikle, yaprak çeliğiyle, adi daldırmayla ve tohumla.
Tohum Alma: Tohum kapsülleri iyice olgunlarştıktan sonra toplanıp, kurumaya bırakılır. Tamamen kuruduklarında kapsüllerden çıkarılır.
Kışı geçirmesi: Çevre ısısı 10-15 C aydınlık bir yerde , zaman zaman sulama, 5 C ye kadar sıcaklıklara dayanabilir.Kökler asla susuz bırakılıp kurutulmamalıdır.
Yapılmaması Gerekenler: Ekilen tohumlar kesinlikle kurcalanmamalıdır. Çimlenme sırasında toprak ıslak değil nemli tutulmalıdır. Tohumlar öze inmeden, hafifçe zımparalanmalıdır.
Hastalık ve Zararlıları: Yaprak bitleri, Beyazsinek, Kırmızı Örümcek, Mantari Hastalıklar.

özel not: Hala selluka için ara ara nerden buluruz soruları alıyorum, son güncellemelere göre  www.mineflora.com  dan bulabilirsiniz.

Pazartesi, Ocak 19, 2009

Dün gece..

Akşam yemeğe misafirim vardı. Berna ve eşi geldiler.. Cuma ve cumartesini evde keyif yaparak geçirdim ve pazar sabahı Çağıl' ı dershaneye bırakıp alışveriş yaptık marketten. Hava çok güzeldi, ben Pazargünü kurulan pazarın arkasında otururum ama keyfim olursa çıkarım pazara.. Genelde söylerim ne alınacaksa bizim pazar işini uzunbey yapar.. Bu pazar yemek hazırlayacağım için kendim çıkmak istedim.Uzunbey inanamadı , Asortikkrep halka inmiş diye takıldı durdu pazar boyunca.. Pazarı yapıp doğru Şat'a gittik. Şat ; burada Çalış Burnuna verilen ad.. Eskiden maden şirketinin çıkardıklarını vagonlarla getirip buradan gemilere yüklerlermiş esas anlamı sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz bir çeşit tekne .. ama burada yüklenilen yerin ismi kalmış. Hani benim iş yapıp paramı alamadığım için gitmediğim uyuz lokanta var ya onun olduğu yer.. Her ne kadar lokantaya gitmesemde kısa yürüyüş için genelde kılçadırın önünü ve Şat' a kadar olan plajın yanındaki yürüme yolunu kullanıyoruz uzunbey' le ares'i gezdirmek için.
Dünde fazla zaman ayıramayacağımızdan Şat' ta yürüyüşe gittik. İki gün yağmurlu geçtiğinden tuvalet ihtiyacına bile şemsiye ile çıktığımız ares yürüyüşü keyiften atlayıp zıplayarak yaptı.. Çocuk gibi, her taşa basarak, kah plajda taşlara atlayarak kah bize gelip teşekkür ederek yürüdü..

Sonra eve gelip mutfağa girdim ben.Uzunbey'de bahçede yapılacak bir kaç işi yaptı. Akşamda çok keyifli bir gece geçirdik Bernalar ile.. En az 3-4 kadeh Burgaz'ın yaş üzüm rakısından içtim ama sabah zımba gibi kalktım :)) Sofra keyfi o kadar güzeldi ki ancak gecenin sonuna doğru şömine başına geçebildik..
Yine mutfakta hazırlıkları yaparken açılışı ahududu likörüyle yaptım.. Evde mutfağa girdiğimde eğer canım isterse bir kadeh şarap koyup yemeği öyle hazırlıyorum ben.. Bazen likör, bazen de şarap olabiliyor evdeki duruma göre. Zaten yemek öncesi tatlı-sert şaraplara bayıldığımdan mutlaka evde şaraplığım da her tarz şarap doludur.Rakıda da Burgaz' ın yaş üzüm rakısına diyecek yok.. Evde acılı ezme hariç sofrada herşeyi ben yaptım.. Bizim yöremiz değil ama konuklarım özellikle tepside yapılan yalancı içli köfte yemeğe geldiler ki biraz fırında fazla tutmama rağmen iyiydi. Aslında bir yerde içli köfte yiyiyorduk bunun tepside olanını yapabiliyorum dediğimden menü böylece belirlenmiş oldu..
Menümüz ; etsuyuna ezogelin çorba, tepside yalancı içli köfte, beşamel soslu brokoli, elma dilim patates, tavuk salatası, soslu yeşil salata, acılı ezme, roka ve peynir tabağı, kuruyemiş, yoğurt, bahçeden çuşka biber.( kırmızı ve kurutulmuş acı biber) İçkiden sonraki kısımda mutlaka çay ve kahve ikram ederim ben.. Bu kısım için de sosisli tart ve lokumlu milföy yapmıştım.Biz o kısmı sofrada geçirip tatlı saatinde şömine başına oturduk.. Orada da yalancı tavuk göğsü yapmıştım. Onları yedik..
Aslında geceye devam edebilirdik ama ertesi gün Berna'nın eşinin erken yola çıkması gerektiğinden kestik.Yine de sık sık biraraya gelmeye karar verdik.

O kadar çok geziyoruz ki bazen evde misafir ağırlamaya zaman bulamıyorum.. Çünkü çağıl' ın sınavı olabiliyor ve her hafta da maça gidiyor halı sahaya..Gündüzleri ne kadar bizimse geceleri de çok çıkmamaya ve bir yerlere gitmemeye dikkat ediyorum senelerdir. Bu yüzden eve gelen misafir durumlarını da genelde Çağıl' ın sınav ve planlarına göre ayarlıyoruz.. Çağıl , bu hafta Berna ve Hamit için maça gitmedi , onlarla oturabilmek adına .. Ailecek seviyoruz yani onları :)) Ares' te utanmasa gece kapının önünden geçirirken neredeyse arabalarına atlayacaktı..

Sırada evde ağırlamam gereken daha çok arkadaşım var, birde yazın yoğun çalışan insanlar olduğumuzdan çoğumuz ancak kışın gelip gidebiliyoruz birbirimize, turizmciler zaten yazın görüşemiyorlar.. Bernalar ile başladık, sırada Nurdanlar var :) Bu ara turizimcilerden devam edeceğim..


Not: 2b yasası geçti biliyormusunuz..? Çok üzgünüm. Yine bir sürü insan ormanları talan edecek, nasılsa yine çalınıp çırpılan araziler bir şekilde yasallaştırılır seçimden önce diye.. Sanki onları yasallaştırmak çözüm mü olacak insanlığa..

Cumartesi, Ocak 17, 2009

Bahçe -1 .. Clematis

Bahçe yazılarına clematis (Yaban Asması) yazısıyla başlamak istedim. Geçtiğimiz bahar bir yerde resmini gördüm ve aşık oldum.. Çiçeklerin hepsini seviyorum genelde ama böyle illa almam gerekli, bahçemde olsun, aşık olduklarım allahtan fazla değil.Yoksa oturduğum sitede benle zor başa çıkılabilir bu yüzden. (Bendeki sağ üst köşedeki açık pembeye benziyor )

Herkes istanbul usulu üç-beş çiçek, biraz yeşillik tarzı bahçe seviyor,tamam benden önceki hali bahçenin gayet iyi, kaliteli çiçekler kullanılmış ama ben sevdiklerimi etrafımda görmek isterim, bir kaç ağaç dikmek isterim, etrafım yeşillik olsun, balkonum görünmesin isterim. Neyse çiçek sevgimi ve bu konudaki asiliğimi anladıklarından ve bende kimseyi rahatsız etmemeye çalışarak bahçenin köşesine gelen ve evin 3 tarafı bana ait gibi "duran" bahçemde , sitede olduğumuzdan değil -ama benim bahçem işte- bir şekilde idare ediyorum.Emekliliğimizde bu şehir içindeki evden çıkıp en az iki dönüm olan başka bir yere gitmek istiyorum.Bu evimi de seviyorum ama bu çalışan bir hanım için ideal, ancak başa çıkıyorum.. Oysa ben sabah çıkıp akşam eve gireceğim, olmadı bahçede sabahlayacağım bir toprak istiyorum. Uzunbey' de bu hayalime ortak :) Kavga bile çıkarabilirim bahçe için ya da yok sayabilirim komşularımı bu yüzden :))

Anladıklarından şimdilik bana bulaşan yok ama geçen gün İngiliz komşumuzun bahçenin kendi balkonunun önüne denk gelen, bahçenin geneline hitap eden düzenlemesini kaldırıp uyarı verdiler, bana köşe ev olduğumdan ve benim camımın yanından kimse geçemeyeceğinden ses çıkaran olmadı, zaten orda çiçekler olmasa ben camımın yanından geçip orayı yol yapanlara uyuz olurum.. Genel giriş iki tane kimse kaşınmasın ve site yolunu izlesin bence.

Bahçe yazılarında bahçe düzenlemesi ve sevdiğim çiçekler olacak. Bildiklerimi sizlerle paylaşacağım. Bu çok şey biliyorum anlamına gelmemeli sadece kendi tecrübelerim ve okuduklarımdan öğrendiklerim bunlar :) Değişik bilgiler ve irdelemeler için konu ve yorumlar açık, düzeltmelerde olabilir, bunun için bahçeme karışanlara atladığım gibi sizlere atlamayı düşünmüyorum, merek etmeyin ve sizde bildiklerinizi etrafınızla paylaşın.

Akdeniz' de yaşadığımı hatırlatarak yazdıklarımın sıcak iklime göre olduğunu da unutmayın..

Aslında uzun süredir bahçeyle ilgilenemedim.Bu yazılarda sanırım çok özlediğimin belirtisi.. Pek evde kalmadığımdan ve akşam geldiğimizde karanlık olduğundan bahçem bu aralar çok bakımsız.

Geçtiğimiz gün bir yerden alışveriş ediyoruz, satıcı bana nasılsınız, gibi samimi sorular sorunca beni tanıdığını anladım ama çıkaramıyorum.Meğer evi bize satan kişinin kardeşiymiş.. Diğer kardeşi de şu an komşum.. Devamlı burada yaşamıyorlar ama yurtdışında yaşıyorlar.. Neyse bahçe ne güzel olmuş öyle dediğinde çok sevindim, çünkü saksılarım duvarlarda ve her yer çiçek dolu ya ne çok çiçeğin var diye insanlar hep eleştiriyor beni. Oysa çoğu fazla su istemeyen kaktüsler ve sukulentler.Yoksa bu çalışma temposunda nasıl fazla ilgilenebilirim ki çiçeklerle.. Birde aşırı düzenli şeylerden hoşlanmıyorum. Görünür bir düzensizlik ve kurallı bir dağınıklık olmalı çevremde yoksa yapay geliyor bana etraf..Yalnız çim bakmak ve yetiştirmek bizim yarı gölgeli ve çam altı bahçemizde uygun olmadığından üzgünüm.. Çünkü Ares çimlerde koşturmaya bayılıyor.. Gelecekte bir bölgesi kesinlikle çim olan bahçem olacak Ares için.

Biz başa çıkamadığımızdan bahçenin düzenini değiştirip gölge olan yerlere taş döşeyip yürüme yolu yaptık, şimdi bana düzenlememde ses çıkarılmayan çam ağacının altı var, orayı tekrar düzenlemek istiyorum. Bahçe ıslandığında çamur kalan ve çim yetişmeyen bir yer olduğundan masayı koyduğumuz yeri taş yapmıştık, hiç estetik olmadı ve çözüm olmadı. Kimseye çaktırmadan -nasıl yapacaksam artık- yine orayı düzenlemek istiyorum :) Resimlerini paylaşırım sonra.


Yaban Asması - Clematis - (Akdolandı-Mordolandı)

Soğuk iklim bitkisidir. Çiçekleri güneşi sevse de, diktiğiniz yer mutlaka yarı gölge olsun. Rüzgardan korunmak ister. Gübreli ve kumlu topraklarda sağlıklı gelişir. Kışın yapraklarını döker. Pembe, mor, mavi, sarı çiçekleriyle mayısta bahçelerin vazgeçilmezidir.


Bahçe kapılarında da kullanabilirsiniz. Nisanda kök ayırma yöntemiyle, mayıs-haziranda otsu dallardan çelik alarak üretebilirsiniz. Tohumlu üretirseniz iklim koşullarına dayanıklı olanı seçme şansınız artar. (Tohumdan yetiştirmek zor bu yüzden köklü almanızı tavsiye ediyorum)


Ben ilk gördüğümde burada her yere sordum fakat bulamadım.Sanırım Fethiye gibi sıcak yerler için uygun bir bitki değil ama Üzümlü ve Kaya'da çok güzel olabileceğini düşünüyorum.. Bulamayınca geçtiğimiz nisanda annemden istedim gelirken alsın diye..18 ytl ye Beylikdüzü Bahause' tan almış. Ben mavi hastasıyım ve mutlaka mavi al dedim. Bulamazsan pembe ya da renkli olsun demiştim. O, son kalan 3 taneden pembe almış benim için.
Böyle bir çite sardırdığınızda renkli clematisler için özellikle baktım yabancılar hep beyaz çit kullanmış. Benim bahçe duvarımın yarısı taş, yarısı da kaliteli telden oluşuyor.Kaliteli teli burada hava atmak için yazmadım, tam siz bahçeye sardıracaksınız, iki sene sonra telin sökülüp atılması gerekecek.Bu tarz dayanıklı bitkileri sardıracağınız yerlerde önemli.Bu yüzden gelecek için dayanıklı bitki satın alırken ilerisini de hesap edip bahçe planlamanızı ona göre yapın derim.
Normalde Fethiye çok güneşli bir iklimde olduğundan clematis için fazla sıcak kalıyor.Ben çok sevdiğimden ve bir kaç yerde okuduklarıma dayanarak clematisin kökünün gölge bir yerde olması gerektiği ve çiçeklerinin güneş alması gerektiği gerçeğini kesinlikle atlamadım ve onu bir çalı-ağaççık olan başka bir bitkinin kökünün yanına aldım. Amaç zaten duvarı sarması olduğundan ve ağustos sıcağında özellikle yanına saksı çekip gölge yaptığımdan ne kadar iyi karar verdiğimi de ancak o zaman farkettim..
Başka bir uygulama ise saat yani çarkıfelek sarmaşığıyla clematisin aynı yere dikilip birbirine sarılacak şekilde sardırmanın güzel bir fikir olduğunu düşündürecek bilgiler bulmamdı. Clematis kışın kötü bir görüntü verip, aynı kurumuş dallar gibi durması yüzünden bir çok insan ilk dikimlerde kışın kökünden çıkarıp atmış mesela.. Oysa çarkıfelekle sardırdığınızda onun kışında kurumayan dalları ve görüntüsüyle durumu kurtardığını ve güzel gözüktüğünü okuduğumdan beri beraber dikmediğime pişman oldum.


Gerçekten de kış gelince clematisim sararıp soldu, hatta annem bile geçen hafta kurumuş bu dedi. Bende eğilip baktığımda aslında içinde filizlerin yeşerdiğini farkettim ve ona gösterdim. Yine de budayıp , gelecek sene güçlenmesi için bir kısmını kestim. Bu bahar artık duvarın üstünü nasıl saracağını hep birlikte takip ederiz..
Bu resimlerin bir kısmını bahçe düzenine örnek olsun diye koydum.. Genelde sağdan soldan aldığımız çeliklerle bahçe düzenleyen insanlar olduğumuzdan, bir yere göre düzenleme değil aldığımız çeliğe ya da tohuma göre düzenleme yapabiliyoruz.Ya da benim gibi yer darlığı çekenler için ideal seçimler sarkan çiçekleri bahçede bu şekilde düzenlemek.Ya da balkonda.

Hala daha kuş evimi boyayamadım.. Gördükçe özeniyorum, birde saksı adam yapasım var ki onun fotoğrafları daha sonraki yazılara kaldı..

Bir bahçe düzenlemesinde çiçeklerin birbiriyle uyumu çok önemli. (Arkada mor çiçekli bitki clematis)

Bu renklerini eskiden gördüğümü hatırlıyorum ama nerde olduğunu çıkaramıyorum.Demirköyde olabilir.Çünkü İstanbul ve Trakya şartlarında iklimi ona uygun diye daha çok yetiştirilebileceğini düşünüyorum. Zaten burdaki fidanlıklarda clematis dediğimde çoğu satıcı anlamadı bile ne dediğimi. Peyzejcılarla çalışmak bu yüzden daha iyi.. En azında adamın yüzüne bön bön bakmadan ve o yok bunu verelim tarzı davranış yapmadan getirmemizi istermisiniz diye soruyorlar.
Her renk clematis bulabilirsiniz..Kokusu için değilde rengi ve gösterişi için almanız gerekli.. Kokulu sarmaşık isterseniz beyaz yasemin, mor salkım, hanımeli gibi çeşitler düşünmeniz gerekli. Ama unutmayın ki bir bahçede balkon civarına mutlaka bir kokulu birde görüntüsü güzel sarmaşık olmalı..Gerçi kokulu olupta çirkin görüntülü sarmaşık pek görmedim , en azından benim aldıklarımda..
Bir başka bilgi de :

" Sarmaşıkların kraliçesi olarak bilinir. Clematis bizde pek yaygın değildir ama her bahçede olması gereken zarif ve değerli bir bitkidir.


Çeşitleri,çiçek biçimi,açma zamanı ve boy açısından büyük farklılıklar gösterir. Yetiştirilmesi pek kolay değildir.


İyi işlenmiş,nemli ve humuslu toprakları sever. Düzenli sulanır. Bitkinin kökleri gölgede olmalı,dalları ise güneş görmelidir. Bunu sağlamak için köküne yakın toprak büyücek taşlarla örtülebilir veya etrafına bodur çalılar dikilir. Çiçekleri mor,beyaz ve pembe tonlarında,bazen de ebruli olur. clematis cinsine göre 3 m.den 10 m.ye kadar uzar. ( duvar ve çitler için uygundur)Açma zamanı ise mayıstan ekim ayına kadar değişir.


Nisbeten kolay yetişmesi ve gösterişi açısından “Jackmanii” cinsini tavsiye edebilirim." verilen bu tarz latince isimleri google da görsellerde arayıp sizin istediğiniz çiçeğe uygun olup olmadığına bakabilirsiniz..


BUDAMA: İlkbaharda açanlar çiçekleri geçtikten hemen sonra ve derince, yazın açanlar ise mart ayında ve orta karar budanır. ( benim gibi kurudu diye kesmeyin )


Bu konuyla ilgili güzel resimler görebileceğiniz bir site http://www.clematis.org/explore/gallery


Gelecek yazıda bir başka sarmaşıkta buluşmak dileğiyle :))


Not: 1-Anadolu'da Mordolandı ve Akdolandı diye biliniyor..
Not: 2-Resimdeki benim bahçemdeki clematis.. Denk getirirsem bir de mavi istiyorum.

Cuma, Ocak 16, 2009

Ortaya Karışık

Bugün biraz içiniz açılsın dedim :) Çok güzel bahçe ile ilgili bir yazı hazırlıyorum..Az bilinen çiçeklerle ve bahçe düzeniyle ilgili bir yazı olacak. Bugün evdeyim ve biraz evde dinlenmek istedim.. Burada da hava yağışlı ve bahçe havası yok en azından bilgisayarda bahçe ile ilgili bir şeyler yapmak istedim..

Ortaokuldan en yakın kız arkadaşım aradı.. Önce ben onun eşine ulaştım, telefon numaramı verdim.. Sinanobada oturuyorken tam onu buldum dediğim anda buraya taşındığımızdan, uzun süredir görüşememiştik... (Facebook sayesinde- evet sonunda girdim :) Burcu bana mart ayında daha sayfa açmış, (bütün belalalara da Burcudan bulaşıyorum :)) Ben yoğunluktan giremedikçe hadi hadi diye sıkıştırıp durdu. Sonra kasım ayında yavaş yavaş baktım biraz, yoğunluk vardı girmek 2-3 gün öncesine kısmet oldu. Mail listeme , herkese yeni mesaj attım ve face' e girmek kırolalarla aynı zamana kaldı dedim :) beni eklesinler fazla uğraşmayayım diye .. Bu yüzden adımı , soyadımı bilen varsa ekleyebilir, önce bana danışarak diyelim tabii ki , bilmeyenler için üzgünüm.. Burcu açtığından şimdiki adım soyadımla Face' teyim..Dedikoduları sonra yapacağım, yani nasıl bulduğumu :))

Tabii eski arkadaşlarıma ve öğretmenlerime ulaşınca -yani bir kısmına- meşhur ve sevdiğim bir grubun üyesinin müzik öğretmenimin kızı olduğunu -öğretmenimin kendisinden- öğrendim :)) Çok sevindim.. Annesine çekmiş :))

Yeni düzenlemeler yapıyorum..Evde çalışmayı özlemişim.Çarşamba günü yardımcım geldi ve ikimiz birden eve giriştik..Terslikler bir yandan ama kış düzenlemeleri de iyi oldu.. Antalya'dan yaptığımız ufak tefek alışverişlerle de bayağı bir düzenleme yaptık bu arada..

Fazla zaman ayırmadan kalkıp işlerimi bitireyim..Sanırım elektrikler de kesildi..Çağıl' ın bilgisayarına bağlı güç kaynağı kesilmeden yazıyı yollamam lazım.

Çarşamba, Ocak 14, 2009

:)

(Sincan -Ankara)
Akşam Fethiye Fotoğraf Kulübünün çarşamba etkinliklerine gittik. Hem arkadaşımız şiir dinletisi yapacaktı hem de görsel şölen eşliğinde fotoğraf kulübünün resimlerini izleyecektik. Yanında da Nazım şiirleri..Gidilmez mi..?
Naci Dinçer (şiir dinletisini yapan arkadaşımız) öyle güzel okudu ki şiirleri salonda herkes dinleti bittikten sonra bile yerinden kalkmadı belki hala bitmemiştir diye.. Keşke kayda alınsaydı diye düşünmeden edemedik arkadaşlarla.. Aslında bir sürü Nazım şiiri ve Kurtuluş Savaşı Destanından seçtiklerini okudu Naci Bey, ama ben buna takıldım...


NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde
unutulmuş olan elin
ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...


İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlıkve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değiledasındaki dünya...


Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...

NAZIM HİKMET



Dün gece izlediğimiz fotoğraflar kulübün bazı üyelerinin fotoğrafları ama ben hayranı da olduğum ve arkadaşım diyebileceğim tanışıklıkta birinden söz edeceğim .. Faruk Akbaş.
Benim dün gece aralarda yakaladığım ve hangisini koymaya karar veremediğim fotoğrafları yüzünden linklerle göstermeye çalıştım. . Normalde tam onun tarzı diyebileceğim ve fotoğrafı gördüğümde bunu söyleyebileceğim bir dili var ve Uzunbey' le ikimiz onun fotoğraflarına hastayız.. Hatta onun bilmediği ama bizi ziyarete geleceğini söylediği için sizle paylaştığım bir şey var ki Uzunbey bürosunda onun fotoğraflarından oluşan bir tablo yaptı kendine.. Görünce ne düşüneceğini merak ediyorum.Oldukça da mütevazidir, Kamil Koç'un Yolculuk Dergisini çıkarma aşamasındayken ilk dergiyi Fethiye konseptinde çıkardıklarından çekimlerine bende katılmıştım.. Çalışırken de oldukça sakin ve işini bilen biri.. Öyle etrafa bas bas bağırıp sinirlenen sanatçılara inat ayrıca çekim aşamasını çekip göstermek gerekirdi bazı kendini sanatçı zanneden tiplere..

Yukarıdaki fotoğraf (penceredeki çocuklar) benim en çok sevdiklerimden..








Bu fotoğrafla Artvin Valiliğinin açmış olduğu yarışmada 1.lik almış. Aynı yarışmada birde 3. cülüğü var. (Aşağıdaki fotoğrafı..)





Link1

Link2

Nazım' ın da doğumgünü bugün :) Aslında 20 kasım ama ailesi 40 gün için bir yaş büyük gösterilsin istememiş.. Resmi olarak bugün kabul ediliyor.. (15 Ocak)

Pazartesi, Ocak 12, 2009

Antalya Gezisi

Pazar sabahı iki araba; önde onlar, arkada biz (uzunbey , ben ve ares) Antalya'ya yola çıktık. Kahvaltıya gittiğimizden yolda sadece çay-kahve molası vererek ve araba da müzik dinleyerek yol aldık.Yollar bomboştu.Hava açıktı,müzik güzeldi ,biz keyifliydik.


Akdağlardaki karları ancak yakınından geçerken görebildik.Yolda ağaçların rengi ve havanın güzelliği göz kamaştırıyordu.
Burası Karabel 'den (rakım 1300) aşağı inerken görünen Seki yol ayrımı..
Korkuteli-Antalya arası uzun zamandır görmediğimiz kadar sisliydi..


Antalya girişinde arabadan çekilmiş ilk görüntü.Zaten hemen hemen her resim arabadan ve hareket halinde çekildi, kapak dahil :)


Uzunbey'le Konyaaltında yol alırken ne kadar yüksek evler bunlar diye birbirimize güldük :) Oysa bir zamanlar en az 13 katlı evlerde oturduk biz :)
Şehir görüntüsü görmeyeli çok olmuştu.. Karşıdaki evlerin görüntüsü de gözümü yordu.
Gitmeden rezervasyon yaptırdık bu sefer.. Konyaaltı balıkevinde kişi başı 10 ytl ye açık büfe kahvaltı yaptık 6 kişi..Kalabalık sayılırdı ama servis iyiydi.. Kahvaltıda fena değildi 5 yıldızlı otel gibiydi kahvaltısı , sadece hamurişi yoktu.


Çaylarımızı içip, günü nasıl geçireceğimize dair plan yaptıktan sonra 5MMigros'a doğru yola çıktık..
Bu arada kahvaltı ucuzdu, bizde 10 ytlye kahvaltı yok.
Bu pozlar hep arabadan..
Bu arada Migrostaki işimiz bitince önce Koçtaş' a daha sonra da Deepo 'ya uğradık.Bir önceki yazıda deppo diye yazmışım ama doğrusu Deepo imiş :) Kahve keyfi yaptık alışverişten sonra.. Kahve aslında iyi geldi ama ben yine de seramik fincanlarda daha fazla keyif alıyorum..

Deepo çok kalabalıktı. Arabayı zor parkettik. Ares biz alışverişteyken arabada bekledi.Her seferinde önce onu gezdirip öyle arabaya bindik.. Tüm gün bize problem olacak hiç bir davranışı olmadı. Akşamüstü arabayı ful doldurup yola çıktık.Biz daha çok ev ile ilgili eksiklerimizi aldık Koçtaç'tan. Dönüşte öğlen bitirdiğimiz kahvaltımızdan sonra ancak acıkmıştık ki Korkutelinde meşhur Şişçi İbo' ya girdik.Gündüzden öyle karar vermiştik.

Şişçi İbo; garaj yanı- Korkuteli 0 242 643 00 03


Tahinli Piyaz

Köfte şiş
Arap Kadayıfı

Hepsi güzeldi, mekan çok temizdi ve iyi esnaf oldukları servisten ve davranışlarından anlaşılıyordu. Bundan sonra her Antalya gezimizde uğramaya karar verdik :)


İşte Beyonce ayakkabılarım :) Home Store'dan aldım.. 8.250 ytl indirimdeymiş.


Antalya Anılarım..

1- İlk gelişim 7 yaşındayken, babam askerliğini antalyada kısa dönem yapınca bizde görelim diye bizi de daha sonra buraya getirdi.. O zamanlar tv de Heıdi dönemi,tabii ben karlı Torosları görünce Avrupalı(!) üjbej bir çocuk olarak Alp Dağları diye tutturmuşum :)) Annem bu geldiğinde tekrar anlattı , ben gerçi iyi hatırlıyorum.. Konyaaltında denize girmiştim :)

2- 18 ya da 19 yaşındayım,İstanbuldan bir organizasyonla geldik, o kadar hoşuma gitti ki şehir ben burda yaşayabilirim aslında diye içimden geçirmiştim..O dönem uzunbey olmasa yaşardım da.

Daha sonra da tatillerde tercih ettiğimiz bir şehir oldu, hemen hemen her sene geldik..

Cumartesi, Ocak 10, 2009

Dün hava Fethiye' de 21 dereceydi.. Bizde sucuk-ekmek ve şarabımızı alıp Kayaköy'de ki arkadaşlarımıza yemek yemeye gittik. Bahçede mangalda sucukları pişirdik , sonra da İngiltereden gelen yerel bir peynirle şarabımızı bitirdik :)
Evin sahipleri hanım Türk, bey İngilizdi.. Ayşe Ankaralı ve benim gibi eski eşyalara meraklı ve yeni tanışmamıza rağmen çok sıkı kaynaştık diyebilirim. O sık sık turlara çıkan kokartlı bir rehber .. Dean ise genele göre daha iyi Türkçe konuştuğundan ortam çok iyiydi , sıkılmadık ve saatler nasıl geçti anlamadık.
Dean ayrıca resim de yapıyor, daha güzel resimleri de vardı ama kötü çıkmış..O da alternatif tur rehberi :)) Yani profesyonel kanocu ve trekking yapıyor..
Evin her yerinde keşfedilecek bir ayrıntı karşıladı bizi.Yeni taşındıklarından daha tam yerleşmiş değiller aslında.
Şömine üstündeki resim de evin beyine ait.
Kaya'da eski rum evleri restore edilip kullanıldığından nefis yeşillik manzaralı balkondaki eski su sarnıcı da hala kullanılabilir durumdaydı.
Evi dolaştıktan sonra aşağıdaki bahçede mangal yapıp oturduk.. Ares evin yeni köpeği Zeytin'le çok iyi anlaştı.
Ayşe' nin el işlerini de görüntüledim arada..
Eski evlerde ahşap merdivenler, ne kadar güzel görünüyor :)

Bahçede hava öyle güzeldi ki bir ara hırkamı çıkarayım mı diye düşünmedim değil.Yine de farketmeden esintide kalabilirim diye ihtiyatlı davrandım.
Bizim bahçe için hediye aldığımız Fırça Çalısı..Ağaçta olabilir tabii.. Çok büyüsün istemezseniz budarsınız dedik.Çok beğendiler..Zaten daha önceki evden bitki zevklerini biliyordum.. Beğenmelerine sevindim ben seçtim çünkü.Bir daha severe kaktüste götüreceğim , bu sefer evden. Bende de bir çiçekçi kadar çeşit oldu sanırım :))
Kaya'nın kış görüntüsü..Kışın bile yeşil :) Tepeler arasında bir ova olduğundan havası farklı doğal olarak..
Taş evin dış görüntüsü..
Dean' ın kanoları..

Akşamüstüne kadar muhabbet edip oturmuşuz..Tekrar buluşmak için sözleşip eve dönüşe geçtik.
Bu bahçede Ahmetbey'lerin.. Dönüşte beş dakika uğradık..Onlar Fethiye' de bize yakın bir mesafede oturuyorlar.
Onlarda benim gibi kaktüs severlerden.. Bu kaktüsten bana da çelik verdiler, şimdi bende de var.

Bugün işe geldim, ufak tefek işlerim vardı.
Yarın kısmetse Ahmet Beylerle Antalya' ya kahvaltıya gideceğiz.. Hani geçen sene ramazanda gidipte kapalı bulduğumuz yer. Sonra da alışverişe dalacağız..
Deppo ve Koçtaş'tan başka alışveriş için önereceğiniz yer varsa yazın lütfen..