Çarşamba, Nisan 22, 2015

Bir kadından diğer kadına mektup..

Bir liste var önümde; yıllar sonra edindiğim. Senin bir kenara not düştüklerin gibi; bunlar da benim biriktirdiklerim. İster altına ekle, ister kendininkilere kat. İster dikkate al, ister kaldır at.

 1) KARİYERİNİ KIZLIK SOYADINLA YAP

Şimdi toz pembe, biliyorum; öyle oluyor başta. Ortalarda da idare ediyor hatta. Ama gün geliyor; "kocanın soyadı ile" tanındığını fark ediyorsun. Boşanma aşamasına geldiğinde, yeni bir SEN inşa etmek zorunda kalıyorsun. İş hayatında o güne kadar yaptığın her şey - eğer kocan, mahkeme kararıyla onun soyadını taşımana izin vermezse - alt üst oluyor. Hem, ne gerek var ki "izne" vs'ye? Adınla soyadınla, şânınla yürü. Kalıcı olan SENsin.. senin emeklerin.

2) ÇALIŞ. SAKIN DURMA

Kocan sana diyecek ki "Yahu ne gerek var, ben para kazanıyorum zaten. Sen tadını çıkar evdeki hayatın. Çocuğuna bak, günlere git, spor yap, mutfakta oyalan, alışverişe falan çık, devril yat, takıl istediğin gibi." Tatlı gelecek, kolay gelecek, işine gelecek belki. Yapma. Kendini geliştirmeyi, kendine yatırım yapmayı bırakma. Yeteneklerine yönel, hayallerini unutma. Oku, çalış, üret. Seçimlerinin; bir zaman sonra "bir başına ve ayakta isen", anlamı olacak.

3) KENDİ ÖLÇÜNÜ KENDİN AL

Sana "o kadar güçlü değilsin" diyecekler. "Sen başaramazsın" yaftasını yapıştıracaklar. "Bu da nereden çıktı", "ulaşabileceğin hayaller kur" falan diye de yumurtlayacaklar. Yavaşlatacaklar seni. Şaşırtacaklar, yanıltacaklar. İşin kötüsü, bazen potansiyelinin olmadığına "inandıracaklar" da, kimbilir.. Aman ha, sakın durma, kanma. Sen, neyi başarmak istersen O'sun. Bilfiil kendisi hem de. Nereye bakarsan, oraya gidersin. Senin ölçünü senden başka kimse alamaz. Kendi kıyafetini kendin dik. Nasıl istiyorsan, öyle ol. Uzlaş ama değişme, dönüşme.

4) KANTARIN NE KADAR TARTIYOR?

Her topa girme. Her sorumluluğu alma. Her yükü taşıma. Sonradan ruhsal çöküntü yaratacak, sana "keşke" dedirtecek hiçbir şeye soyunma. Rol çalma. Unutma; her kantar, belirli bir ağırlığa kadar tartar. Fazlasını almak, kantarı yorar. Her şeyi başarmak zorunda değilsin; her sorunun çözümü sende değil. Sen de diğerlerinden farklı değilsin. Enerjinle, moralinle, zaten taşıdığın yüklerinle, gidecek epey yolun var. Çünkü ne oluyor biliyor musun; bir süre sonra insanlar seni takdir etse de, kıyamadıklarını söyleseler de, bu naif (!) yaklaşımlar bi' b...ka yaramıyor. Madalyan ve hastalıklarınla başbaşa, hayatı sorgulamaya başlıyorsun. Nerede mi? Hastane koridorlarında, uykunu aradığın akşamlarda, elin kolun kalkmadığında, hayata dair umutlarını sorguladığında. Yapma. Sakın yapma.

5) KENDİ ŞARKINI SÖYLE

Seninle dalga geçecek kimileri. Giydiğin elbiseye, kahkahana, oturuşuna-kalkışına karışacaklar, sözüm ona "doğru"ya çekecekler seni tüm iyi niyetleriyle (!). "Aman dans etme, beceremiyorsun" diyenler çıkacak. Sesinin kötülüğünden dem vuracaklar.. Susma. Kendi şarkını söyle. Canın nerede, ne zaman, nasıl istiyorsa, öyle söyle. Hayatın, "senin şarkın". Notalar senin, kulak senin, ses senin. Ne istiyorsan, onu söyle. Kendi şarkını yaz. Bağıra çağıra söylemeye başladığında, altında senin imzan olsun. Kendi şarkısını yazamayanlar lâf atacaktır; gülümse.

6) HAFIZANI DİRİ TUT.

Neydin sen? Neredeydin? Nereye gidiyordun? Nasıl olacaktı? Neler yaşayacaktın? Sorularını sakın bırakma. Her sabah, kahveni içerken listene göz at; neresindesin, n'apıyorsun? "Biz" olup bambaşka bir maratona girmişken; "ben" bir yerlerde tıkanmış, arkadan nefes nefese, önündeki kâfileye umutsuzca bakıyor olabilir mi?

Sakın unutma. Başlangıç noktanı, başlangıç sebebini; yürüdüğün yol ile teyit et.

7) KALBİNİ DİNLE

Ne olursa olsun, neye mâl olursa olsun, kalbini dinle. Seni nereye götürürse götürsün, sana ne yaptırırsa yaptırsın, kalbini dinle. Dibine kadar sev, sonuna kadar git, olmadıysa bambaşka bir yola git.. Hattâ istiyorsan dur ama hep kendini, hep kalbini dinle. İnsanların eğilimlerine, tepkilerine, eleştirilerine aldanıp, "onaylanan" yolu seçme. Kendi yolundan git. Kalbinin yolundan.

8) VAZGEÇMEYİ BİL

Israr etme. Bittiyse, diretme. Serbest bırak kendini de, yolundakileri de. Eğer kader diye bir şey varsa, elbet tecelli edecek. Eğer "farklı" olacaksa bir şeyler; elbet o "yeni" de paşa paşa önüne gelecek. Bırakmayı bil. Vazgeçmek=Özgürlük. Vazgeçmek=Yeni seçimlere ilerlemek. Ve hiçbir seçim, geleceği "özünde" değiştirmeyecek: Özendiğin insanlar kadar özgürsün, sürprizlerle dolusun, rengârenksin sen de.

9) HERKES GİTTİĞİNDE, KALAN MANZARA SENİ MUTLU ETSİN

Kocan gidebilir. Çocuğun Allah'ın emri gidecek. Annen, baban.. Eninde sonunda yalnız kalacaksın. Cebinde ne varsa, kaderin o. Hesapladın mı, neler birikmiş çıkınında? Ne kadar erken, o kadar iyi. Henüz harekete geçmediysen, şimdi başla.

10) HER BAŞLANGIÇ İYİDİR

Seçimlerini yaparken, şartlara takılma. O şartlar, bu ânın şartları ve senin bugüne kadarki tecrübelerinle geliştirdiğin inançların. Hepsi bu. İçindeki o BAMBAŞKA SENle tanışmadın, onu keşfetmedin daha. O SEN, seni hep mutlu edecek, yalnız bırakmayacak; emin ol. Kendine tutun. Başlangıçlar insanı diri tutar. Bitişlere tutunursan, düşersin. İÇİNDEKİ SENe şans ver. Seni utandırmayacağını göreceksin.

Didem Deligönül  Buradan alıntı.

Pazartesi, Nisan 13, 2015

Ben seni ölene dek seveceğim boş laf.Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim.*

Pazar gününü yazana kadar perşembeye geldik.. Pazar sabahı kahvaltıya İzela Restauranta Kayaköy' e geldik. Burayı daha önce de sık sık yazdım.Çok güzel kahvaltısı var, burası butik apart zaten ve kaliteli hoş bir yer. http://www.gunaysgarden.com/ 

Erika sık sık ergenler gibi Çağıl'ın odasına kaçıp duruyor evde. Aradığım zaman oralarda bulacağımı biliyorum artık.

Hava bir açıp bir kapatıyor, ben de balkonda keyif yapmaya başlamak istiyorum artık. Oysa uzun zamandır evde zaman geçirmedim.


Balkon kuşu...

Mavikuş yeni binasına taşındı.Bunlarda yeni binadaki kıyafetler.


Fethiye'de yörük müzesinde kahvaltı etmeden Fethiye'den gidilmez.
Ares
Erika ve Ateş.. Geceleri bu şekilde uyuyorlar.

ADD Başkanı Sayın Tansel Çölaşan Fethiye'deydi.

Bunlar geçen haftanın.Yeni yazı daha sonra.
*Başlık : Can Yücel.

Salı, Nisan 07, 2015

Yüreğin kadardır hayat..*

Kayaköy.. Mübadeleden kalanlarla,anılarla,köylüsüyle, binalarıyla bizim.Yani biz öyle sanıyorduk. Aslında turizm cenneti, Fethiye'nin Saklıkent 'ten sonra en çok gezilen turistik yerlerinden biri. Ölüdeniz'le başa baş neredeyse... Dünya markası.Yani restorasyona ihtiyacı var da yeni yapılmış,yapılacak otellere ihtiyacı yok. Ya da otel ve restorasyon izni altında birilerine kullanım hakkı verilmesine hele hiç ihtiyaç yok. Bu hareket o yüzden. Bizim olanı koruma diyebiliriz. "Kayaköy'üme Dokunma" Dokunma ki bizim çocuklarımızın çocukları da onları görsün. En büyük sebep bu olmalı bence. Çocuğumda bu güzellikleri görsün.Onların çocukları da. Şimdilik ilk hareketler savuşturuldu ama hazırlıklıyız.Buraya yaklaşanı asla affetmeyiz söyleyeyim.Kültür savaşı bu, eskiyi,doğalı,tarihten geleni koruma.Yani bizim olana sahip çıkma. Böyle kalsın ama değişmesin,bu hali çok güzel çünkü.

İşte bu yüzden bu etkinlik,daha bir tanınsın, daha bir sahip çıkılsın,daha bir etrafındaki kalkan büyüsün........................
 Resimler şenlikte kurulan standlardan.
 Senem, benim sevdiğim keçe bu yaratıcı parmakların dokunduğu tür.. Seviyorum bu kız ne yapsa.. Yaka iğnesi aldım, resimleri aşağıda. SHEEPINKS.










Ellis ; Çiğdem'in yaratıcı arkadaşı.Standı çok güzeldi,tüm ürünler doğal ve el yapımı.
 Işık Taban, Kayaköy'le ilgili kitapları olan yazar.. Şenlik yararına imzaladı.


 Müzik...
 Ellis'in standı..



 Tanıdığım çok stand vardı, bu yüzden yirmi dakikada gezileilecek yerleri bir saatte geziyorum ben.









 En öndeki kedileri aldım kendime ve Mutfakcamı Burcuya...

 Kadın Kollarımızda alan çalışmasındaydılar..









 Çam dikenlerinden yapılmış doğal kaseler..

 Bu da eski gazetelerden yapılma.

 halı



 Oğlak Kızları bloğundan Çiğdem....  Her gördüğümde kreminden alıyorum..Zaten yüzünü göster öyle sat dedim, yaşını kaybettiren krem :))  crocusa..








 Yine Ellis'in standı,su kabağı..

*Başlık: Can Yücel.