Perşembe, Nisan 12, 2018

Oldu oldu, olmadı çay içeriz *

Bu sefer uzun kaldım. Yaklaşık 15 gündür İstanbuldayım. Fotoğraflar eski, İstanbul sıcak olduğuna göre sanırım Fethiye iyice sıcak olmuştur. Şu an yoldayım. Ateş'i çok özledim. O da beni özlemiştir. Gidince üstüm başım batıyor zaten. İstanbul'a değişen markamızın eğitimi için gittim ama bu sefer bir türlü dönmek içimden gelmedi. 15 günü buldu. Kafam karışık , keyfim yok aslında. İnsanlara güvenimi kaybettim. Bundan sonra ne olur biter hayatı doğaçlamayla yaşayacağım.
 Erik Dalı, ben giderken çiçekteydi.

Ben giderken dutlar olmak üzereydi. Onlarla ilgili planlarım var benim. Toplayıp reçel yapacağım.

Çok acıktığım zamanlarda akıtma yapıp yiyiyorum :) Trakya lezzetleri gibisi yok.

Son okuduğum kitap. 
Teraryum mu kaktüs 
bahçesi mi?



Ofisten kız arkadaşım illa yemek yiyelim dedi, bende olur dedim. Sonra da dertleşip, keyif yaptık.

Salondan bir kesit, en sevdiğim koltuklar..

Bir sabah kahvaltısı, 
Koca Çalış
*Başlık: Küçük İskender   

Cumartesi, Mart 10, 2018

İnsanın sessizliği sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe *


Gecenin şarkısı: https://youtu.be/I7tg5xXrR9Y

Belli bir müddet alışkanlık yapması için kısa aralıklarla yazacağım. Elimden  geldiğince yazarak  içimi temizlemek istiyorum. İçimi, dışımı, kafamı toparlamak. Bu ara ben mi çok takıyorum hayat mı bana takıyor anlamış değilim. Masallardaki günlerce yürüyen ama arkasına baktığında bir arpa boyu yol gitmiş masal kahramanları gibiyim. Etrafa baktığımda kumdan kaleler ve don kişot'un saldırıya geçmiş şövalyeler görmesi gibi yaşamaya alışamadım.
      Hayat bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama dilini çözemiyorum.
* Başlık: Halil Cibran
Yer : Karataş Plajı - Fethiye

Salı, Mart 06, 2018

Yüreğin bir bildiği vardır, aklın hiç haberdar olmadığı.


Bu aralar yazmaya çok ihtiyacım var. Aktif blog yazılarına tekrar dönsem diyorum içimden. Ticaret odasının e-ticaret eğitimine katıldım. Senelerdir bu teknik işleri ben  yapmadım.Bilmiyorum da. Sanırım ucundan kıyısından bakma, kurcalama, karıştırma zamanı geldi. Bir şeyler yapmak istiyorum. Bugüne kadar öğrendiklerim çok teknik değil ama çoğu kişiye göre daha farkındalığım olduğunu keşfettim. .

Dişle ilgili küçük bir problem yaşadım.Sanırım çözülecek. Önce çok canımı sıktı,hala geçici bir çözümle idare ediyorum.Kurs yüzünden gelecek haftayı bekliyorum.

Gayrimenkul işi hem hareketli hem değil. İstanbul gibi şehirlerden göç var ama nereden buluyorlarsa buluyorlar, yanlış yönlendirecek insanlara ulaşıyorlar.Dürüst olmak, direk söylemek bu meslekte sanırım alışılmamış davranış. İnsanlar düzenbaz tiplere alışık. 17 senedir burada yaşıyorum, artık dediğime gelen ve sen haklıymışsın gibi tepkilere çok alışığım.Yine de sıkıntı yaşayınca umarım en azından beni bulurlar, söyleyip söyleyip aynı şeyleri yaşayanlardan gına geldi.Bizi dinlemeyip boyacısının bulduğu evi alan Murat Beyin de sonunu çok merak ediyorum.

Şirket markamız değişti, bu yüzden beş gün İstanbul' a eğitime gitmem lazım.Öyle çok çalıştım ki şubat ayında, en çok portföy sayısına ulaşmak için çok çalıştım. Listeleri bekliyorum.

Kafam karışık.Bazı durumlar için karar veremiyorum. Şartlar değişiyor, insanları artık tanıyamıyorum. Uzaklaşmak şu an yapamayacağım tek şey ama birbirine benzer davranışlardan gına geldi.

Daha sık yazmalıyım..Burası beni iyileştiriyor...
Gecenin şarkısı


Salı, Ocak 30, 2018

O beni mavi sanıyordu,boğuştuğum siyahları bilmeden*

Böylede güzel bir yerde yaşıyoruz işte. Dağlarda karlar mevcut, biz ceketle dolanıyoruz.Geceler çok soğuk,soba yakıyoruz.  Evet, uzun zamandır yazmadım.Canım yazmak istemedi.Hem yılbaşından beri faranjit olduğum için sesim çıkmıyordu, hem de yazacak çok şey olmasına rağmen yazmak içimden gelmedi.Oysa iç sesimle ne romanlar yazdım ben bu ara. Çok şey yaşadım, çok şeyden vazgeçtim,çok şey istedim.Sanırım bu aşamaları yaşamamı istedi yukarıdaki güç.Sabret dedi,sabrediyorum.Çaba göster dedi, çabalıyorum.Öğren dedi, hala öğreniyorum ve insanları tanımamı istedi. Yoksa bu yaşadıklarımın başka bir izahı olamaz.
Uzun süredir yazıyorum-dum- bırakmak hiç aklımdan geçmedi. Sanırım bu kasım ayında (18 Kasım 2005 ) blog hayatımın 13. senesine girdim.Bırakmayı hiç düşünmedim. Buradaki hayatımın büyük bir kısmı burada kayıtlı.Devam etsin istiyorum, olabildiğince de devam etmeye çalışacağım.
Yukarıdaki ev lüks bir kütük ev, 16 dönüm içinde 4+1 dubleks yanında bir de 50 m2 küçük ek binası var. Dönem dönem ben mi gidip orada yaşasam desem de orayı satıyorum :) Ben son bir senedir gayrimenkul danışmanlığı yapıyorum burada. Ben mi enteresan meslekler seçiyorum, meslekler mi beni buluyor bilmiyorum.Kitap yazacak tecrübeler ediniyorum hayatta :))
Bu bir sarmaşık. Adını daha bilmiyorum ama ondan çelikler yapıp diktim.Tutarsa çok sevineceğim. Son bir kaç sene biraz bahçeden uzak kaldım ama bu sene tekrar dönüş yaptım bahçe işlerine. Hep beraber buradan yeni düzenlemeler yapıp,yine eskisi gibi bir sürü bilgi alışverişinde bulunacağız artık.
                                        
Havanın kapalı olduğu bir Fethiye sabahı.Her sabah bu yoldan gelirken rastladığım bu manzara da o günkü tek fark özel ışıklandırılmış gibi duran hava pencereleriydi.

                                                     
Ateş gündüz bahçede gece evde yaşıyor.Eskisi gibi yaramazlık yaptığını pek söyleyemem. Ares gideli beri çok uslu bir çocuk oldu.Sorumluluk sahibi olarak bahçede çok güzel bekçilik yapıyor.Çok ilgilendiğimi söyleyemem,bu aralar hastalıktan bir türlü kafayı kaldıramadım. Artık uslu bir çocuğum var.
Ateş

Çalışmak güzel, insan çalışırken her şeyi unutuyor. 

Bu ara sık sık parti seçimleri için Muğla'ya gittim. Politika tam gaz gidiyor,görevlere devam. 

Muğla'da bir hanımın yaptığı iğne oyası işlerden.

Bu fotoğraf  İl Kongresinden

Kaktüs -sukulent işleri devam,şimdilik fazla çıkmıyorum.

Bahçesi olan arkadaşlar sağolsun, arada portakal getiriyorlar. Bende hemen reçel yapıyorum. 

Bu Aşkın Gözyaşı denen sukulentin çiçekleri.


Annem çok güzel bir kırkyama örtü yapmıştı. Burası Çağıl'ın odası aslında ama artık onun İstanbul'da evi olduğundan misafir yatak odası olarak kullanıyorum. Aslında tablo asılıydı başucunda ama silmek için indirince böyle boş kalmış duvarlar. Burası evin çatı katı.

Annem bana bir tane çift kişilik  bir tane de tek kişilik  daha yapıyor. Yalnız daha bitirmedi ve sergi açtıktan sonra bana verecekmiş.
Uzun zamandır yazmadım, yazamadım. Artık daha iyiyim.Hayatımdan gereksiz olanları çıkardıktan sonra daha mutlu ve huzurluyum. Aramayan sormayan arkadaşları da hayatımdan yavaş yavaş çıkarıyorum. Değişik bir çevre ediniyorum.Etrafımdaki çoğu insanın zaten olmasının bana bir şey katmadığını da yeni farkettim. Bence insan belli bir yaştan sonra sadeleşmeli, hayata bakışını değiştiriyor çünkü. Mutluluk kendi ayaklarının üzerinde durmak ve başkasına ihtiyacın olmamasıymış.
*Başlık: Anonim