Cuma, Mart 27, 2015

Evet önümüz bahardır..


Evet önümüz bahardır biliyorum
leylaklar açacak biliyorum
kiraz da çıkacak yakında.
İyi şeyler söylemek de gerek biliyorum.
Sevgilim, güzelim, bir tanem biliyorum da 
şimdilik bağışla..

Turgut Uyar 

Perşembe, Mart 26, 2015

Sevmek ne uzun kelime! Derin deniz mavisi.*

Işıklar sönmüşse ve karanlıksa aldırma, ay ışığını seyret, sabret.
Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun..
Sabret ki her şey gönlünce olsun..
Kendime sık sık hatırlattığım sevdiğim cümlelerden..Hayata böyle motivasyon yapmaktan ne dense bu aralar çok mutlu oluyorum.Enerjim düştü bu aralar  ama savaşmaktan vazgeçmedim ben.
Hayat, peşindeyim :)  Göğsünde kaybolurum hüzünlendiğim dakikalarda,çünkü senin omuzlarında ağlamanın deniz manzarası var.
Şiirin tamamı. Cemal Süreya.

Perşembe, Mart 19, 2015

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim hiç.*

"Edip Cansever, her 15 Mart’ta bir büyük rakı ve o gün için yazılmış şiirle Tomris Uyar’ın evinin yolunu tutardı. Her ikisi de rakıyı severdi. Fakat Edip Cansever’i oraya getiren şey, Tomris Uyar’ın, yani aşığı olduğu kadının doğum gününde ona bir şiirle sesini duyurabilmekti. Edip Bey, duygularını seneler boyunca gizler, kimselere belli etmez, sadece 15 martlarda bir şiirle tomris uyar’ın karşısına çıkardı.
İşte o günlerden birinde Edip Cansever, bu şiiri okudu Tomris Uyar’a; “ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç” dedi. Edip Bey’in sitem taşan tek şiiri bu değildi üstelik. “Bilmezsin bu yolları sen” adlı şiirinde, sesini biraz daha yükseltmişti.
Edip Cansever’in aşağıdaki şiirini ilk dizesiyle sevmiştim. Yalın, kırılgan, derin. Lafı dolandırmadan, evirip çevirmeden direkt söylemiş söyleyeceğini…
Sevdiğiniz insanı hayal edin, onu uzun bir yolda yürürken gördünüz mü bunu düşünün. Hatırlıyorsanız ne güzel. Hatırlamıyorsanız yine güzel. Gidip söyleyin ona bunu. " 
Erdal Kaplanseren
*ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, 
kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarken ki ağlayan yüzünle 
ve yaraşırsa ancak monet’nin kadınlarına yaraşan giysilerinle gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

Bu yazıya yazılmış bir de güzel yorum ...
." O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı:

 “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”  
...
Böyle güzel bir yazı buldum Facebook'ta. Eski sevdiğim  blogger 'larımızdan biri paylaşmış Facebook'ta.. Artık yazı yazmadığını düşünüp paylaştım yazıyı.İzni yoksa kaldırabilirim bu kısmı.- yoruma yazabilir-  Yazıyı çok sevdim, şairin yazarı sevmesini sevdim belki de... Nedense güzel yazanları daha bir seviyorum bu Dünya'da.Kendim çok güzel yazmak isteyip yazamadığımdan olabilir.İki insanın bir türlü kesişemeyen sevmeleri belki de sevdirdi yazıyı, bilmiyorum. Daha çok yazmak, okumak, daha çok içime kapanmak istediğim bir dönemde neden hep göz önünde,daha çok çalışarak ve istediklerimden çok çok uzakta kalırım bilmem.Hayat çizgim bu yönde sanırım.Ne yapsam istediğim rotada olamıyorum.Denize bakıp dalgaları seyretmek istediğim zamanda kendimi insan kalabalığında buluyorum.Yoksa benim için erken mi daha bilmiyorum ama boş bir evde yaşamak istiyorum,ev işi yapmak istemiyorum :)) Bazen onu da özlüyorum,itiraf ediyorum.Yatayım,kalkayım,okuyup yazayım yeter.Ha birde meze yapıp rakı içmek istiyorum bu aralar.
Uzun yürüyüşler yapmak istiyorum, sevdiğim şarkıları dinlemek, denize ya da suya girmek istiyorum. 
Buraya yazmışım ama nedense günlerdir paylaşamadım.Yeni yazı yazacak zaman bulamadım yine. İstanbul her zaman ki güzel geçti, oraya gidince burasını aratmayacak hareketlilikte geçiyor..Aslında İstanbul yazısı yazmam lazım. Öyle güzel gezdik ki başım döndü .. Birde kendimle çeliştiğim bir konu vardı ki her defasında kendimi zor tutuyorum,bir gün belki paylaşırım :)  
Hiç çok isteyip de  yapmadığınız bir şey oldu mu..? Benim var...

Bu kadar dökülüş yeter sanırım, bu bünye daha fazlasını kaldıramıyor bu yoğunlukta. Off rahatlamak için yazdıklarım beni bazen daha kötü yapıyor, insan düşündüğü her şeyi satırlara geçiremiyor, bu da ağırlık yapıyor. 
Aslında böyle zamanlarda dışarıdan baktığınızda canavar gibi çalışıyor oluyorum ben.Mesela pazartesi Göcek'te aday adayları tanıtım toplantısındaydım ben. Hava çok güzeldi,salı bir hareketli geçti ki hem kadın kolları toplantısı hem büro hem de bir Dalaman iş randevusu yaptım.Trafik olmayınca 2.5 saatte gittim,geldim,görüşme yaptım,iş aldım :)) Allah kahretmesin ki uzun yol şöförü olabilirmişim ben :)) Evet ,gülmeyin lütfen. Hatta o güzel sesli gülüşünüzle efendim... Araba kullanırken kendimi kaybediyorum ben, basıp gidesim geliyor, hani o yüzden iyi para kırarmışım. Bir gün işsiz kalırsam düşüneyim ben bu işi , bir gün... 

Beşte gözümü açtım, uzun zamandır yazı yazamadım ben diye.Rüyamda mı gördüm ne.Kalktım,çayımı demledim, bilgisayarımı aldım. Erika yanımda dolanıp duruyor.Şu kedilerin kendini sevdirmesine bayılıyorum ben.Keşke biz insanlarda istediğimiz zaman gidip kendimizi sevdirip istediğimiz zaman kaçabilsek insanlardan. Gün ağardı.Biz dün başlayan Fethiye Turizm tedarikçileri fuarında stand açtık. bu sefer kendi firmam. Dört gün sürecek fuarda yaptığımız iki iş için çalışıyoruz.Ben bugün nöbetçi fuarcıyım :)) O nasıl oluyor? Şöyle; cumartesi günü Muğla merkez yoklaması için görevliyim, bir gün önce eğitimi var,Muğla'ya gideceğiz , cumartesi de bütün gün sandık başında olacağım. Bu yüzden iki gün ben çalışıyorum,iki gün Uzunbey ve diğer arkadaşlar fuarda olacaklar. 
Cumartesi günü  genişletilmiş delege yoklamasıyla Muğla'yı temsil edecek  CHP milletvekili adaylarını biz seçeceğiz. Yani demem o ki etrafınızda parti delegelerini bulun, bizi yönetenlerin esas sorumluları onlar. Diğerleri karar verme mercii ama seçme mercii değil.Yani delegeler ne kadar doğruysa,doğru  adam seçiyorsa o kadar iyi yönetiliyoruz, her parti için geçerli bu. Seçimlerde aday olanlar kendilerinİ seçecek delegeler seçiyorsa bir yerde yanlış var demektir. Gerçek partili delege asla partisine zarar verecek aday seçmemeli, bu yüzden partinizde bir yanlışlık görüyorsanız, önce üye olun, daha sonra doğru insanlar tercihlerde bulunsun diye çalışın.Yanlış bir şey görüyorsanız müdahale edin ama asla vazgeçmeyin ve çalışın.
Üye değilseniz, seyretmeyin, araştırın,insanların kendilerine koyun gibi delege, seçmen bulmalarına engel olun, bilinçlendirin.İlla bunun için bir partiye üye olmanıza gerek yok,etrafınızla konuşurken hani hep diyorsunuz ya ben siyasetten hoşlanmıyorum,hoşlanın arkadaşlar, hoşlanmadığınız zaman dışında kalıyorsunuz ama siyasetten uzak olduğunuzu düşündüğünüz zamanda başka ve gereksiz insanlar sizin yerinize karar veriyor, buna izin vermeyin.Özellikle kadınlara söylüyorum, erkeklere bu işi bıraktığınız sürece onların hayatını yaşamak zorunda kalacağız. Bunu ancak biz değiştirebiliriz,siyasette daha aktif olduğumuz sürece sadece.
Partilerdeki göstermelik kadın adaylara da güvenmeyin, ülkede kadının evde tutulmaya çalışıldığı zihniyetin çıkardığı adaylara da dikkat edin  ya maddi durumu süper ama eşinin siyasette prim yapamadığı kadınlar, ya da büyük ailelerin iş kotarsın diye partiye ittiği kadınlar olmasın  seçimleriniz. Kadını yok sayıp göstermelik listelere adını yazan,sonra da kadının haklarını kısıtlayan partinin listesindeki kadınlara da saygı duyamıyorum, üzgünüm.Önce onlar için sonra ülkedeki diğer kadınlar adına. Kendi ayakları üzerinde duran emekçi kadınlara prim verin,onların ilerlemesini sağlayın.Listesinde kadını gösteriş için kullanan seçimlere dikkat edin,bu yöneticilere tavrınızı gösterin,mail atın,görünce  uyarın. Bu seçim özel ve belki de seçme şansımızı son olarak kullanacağımız seçim olabilir.Kimse bunları doğru düzgün konuşmuyor, korkuyor ama korkunun ecele faydası yok. Kimse seçimi kazanabilecek bir ortamda gücü dağıtıp başka partiye geçen adaylara da fazla güvenmesin,en azından bu seçimde örgütlü en büyük güç CHP'dir. Uygulamalarından hoşnut değilseniz girip çalışın,düzeltin,üye değilseniz dışarıdan destek verin, bağış yapın, çocuk okutun, karanlıklara atacağınız en büyük hareket öğrenci okutmaktır,bunu asla unutmayın.
Birde korkmayın,konuşun.Hakaret etmediğiniz sürece kimse size bir şey demeyecektir.Fikrinizi paylaşmak hala özgür bu ülkede ama böyle giderse  çocuklarınız için olmayabilir!
Vakit bulursam daha sonra merkez aday yoklaması hakkında yazarım.
Birde İstanbul gezimi yazmam lazım.
Bugün fuarda- eski karaçulha belediyesi arkasındaki fuar yerinde- Fethiye Turizm tedarikçileri ve yiyecek-içecek fuarında.
Yarın kısmetse Muğla'da eğitimde.Kültür merkezinde.
Cumartesi Fethiye Kültür Merkezinde Milletvekili Merkez Aday Yoklamasında olacağım.
Pazar günü evimde olmayı düşünüyorum-kısmetse - :))
Fotoğraf bir sabah yürüyüşünden, yazı beyaz çıkıyor ama benimle ilgisi yok,o internet kısıtlamalarından dolayı okunmasın diye beyaz çıkıyor. Okuyamıyorsanız bana mail atın,yazıyı özelden atayım. 
asortikkrep1@gmail.com 
Ya da yoruma yazıyorum,oradan okuyun.









Çarşamba, Mart 11, 2015

Dünya sevmek için çok küçük*

Kitap Önerisi..
Bu gece uykum kaçtı.Hatta annemle beraber oturduk bayağı bir  geçe kadar.Sonra ben duşta aldım ama uyuyamadım.Annem yattı. Facebook'ta gezindim durdum,uykum gelmedi.Eskisi gibi iç döküş yazıları yazayım dedim.
Uzun zamandır yazmadım gibi hayat, oysa yazıyorum,yaşıyorum,uyuyorum, yemek yeyip,işe gidiyorum....

"Dünya sevmek için çok küçük "   Furuğ Ferruhzad...  "sen yine de kimseyi sevme..."
diyen  bir kitap gözüme çarptı bu gece.En kısa zamanda alıp okuyacağım mesela.Bu geceki uykusuzluğun güzel sonucu da bu oldu..

 "yeniden nefes almak için", dünyaya sanki her an veda edebilecekmiş gibi çalışmaya başlayan ferruhzad'ın avrupa hayatına günlüğü ile tanıklık ediyoruz" diyor tanıtım cümlesi... Sevdim, şu kadarcık cümle ile birlikte hem de.Hatta başlıkla tavladı beni,baştan çıkardı.Onunla o yolculuğa çıkmak istedim...

Bunları bir kaç gece önce yazdım bloğa, İstanbuldayım.Bu akşam döneceğim artık kısmetse...

Fotoğraf Büyükçekmece sahilinden.Aşağıdaki video da Dünya Rekorundan :)

https://www.youtube.com/watch?v=9OjG5XNxIy0


Cumartesi, Mart 07, 2015

Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını.*

Perşembe sabahı İstanbuldaydım :) 5 martta yani.geldiğim gün erkek kardeşim Çarli yeğenimi alıp beni ziyarete geldi, çok sevindim.
 Bugün Berna ile Bahçeşehir üniversitesinde okuyan ve Ihlamurdere caddesinde  yaşayan oğluna uğrama maksatlı küçük bir gezinti yaptık. Ortaköyde yedik,gezdik,dönüşte Muratcan'a uğrayıp eşyalarını aldık,onu gördük.
 Akşama Büyükçekmece Çevre Derneğindeki Annemin doğum günü partisine anca yetiştik... Şimdi oradan geldik, ben yazıyorum çünkü fırsat bulamayabilirim bir daha. Yarın sabah küçük bir Trakya turuna çıkacağız :))
 Bu akşam Beylikdüzü bu renkti...
Uzunbey'in Anneme Doğum günü kutlaması böyleydi Facebookta. Annemin çok hoşuna gitti.
Bunlar Mutfakcamı Burcu için aldığım hediyeler... 

Diğer havadisler ve resimler diğer yazıya kalsın.... İyi geceler :)
*Başlık : Cemal SÜREYA.
Bu gecenin ŞARKISI..



Perşembe, Şubat 26, 2015

Gülen gözlerinin bebeğinde kendimi görebilmekti dileğim... *

                         
Buranın zaman zaman başka fotoğraflarını da çekmiştim. Geçen hafta 3 gün boyunca eğitime gitmeden gitmiştik yürüyüşe, yine çektim. Bu sene bol yağmurumuz olduğundan doğru dürüst pek yürüyüşe gidemedik.Yağmurdan bıktık demek istemiyorum ama bıktık gibi..Artık Bahar gelsin istiyorum, Onu çok özledim.Hiç bu kadar özlememiştim.



Her yer kardan yıkılırken bizde hava böyleydi birde.Bizde bir sabah yürüyüşünde çektik bunları.Karşıda Akdağlar... Görüntüde sulak alanımız var.Kuş gözlem alanı.O zamanlar hava da soğuktu.Oysa şimdi yağmur yağsa da artık hava çok soğuk değil.
Ares, her zamanki gibi akıllı ve ağırbaşlı bir köpek.Oysa Ateş'te her numara var :)  En çok her fırsatta elimizi yalamasından hoşlanmıyorum,benden o anlamda daha uzak duruyor,kızıyorum ama eve gelen birini rahat bırakmıyor.

 Bu manzarada yürüyüp,evden getirdiğimiz çayımızı içtik. Aslında burası Koca Çalış ama o gün Uzunbey kendi hazırlamış ben sadece eşlik ettim.

 Uzunbey , Ares ve Ateş...
Karşıda Kızılada.
 Bir kahve molasından..Osmanlı kahvecisi.
 Çalış Plajı

 Paspaturda bir antikacıdan.Unique

 Sahil..
                                           
Solda Mendos ,sağda Babadağ.




 Ateş..
Ateş..

Deniz..


 Kanal Boyu..
 Evden gece halleri.. Ares
 Kızılada.
 Bahçeden..
Atatürk ve nutuk okuma atölyesi devam ediyor.Bu hafta katılamadım bu resim geçen haftadan.
Tarihi , İlber Ortaylıdan  okuyun derim :)

 Kaktüs ve sukkulentlerimi veranda altına topladım.Yağmurların durmasını bekliyoruz.Bu resimler instagram sayfamdan.
 Ateş büroda fotoğrafı.
 Evde kanepede baba-oğul.Soldaki Ateş.
 Eğitimden sadece bu resmi koyabildim,bir türlü kabul etmedi diğerlerini.İnternet gün geçtikçe zorlaşıyor parti ve kontrol açısından. Bu resimde selfie çekmiştim Ankara milletvekilimiz PM üyemiz Sayın Ayşe Gülsün Bilgehan ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Osman Gürün , sağ yanındaki Muğla İl Başkanımız Sayın Mürsel Alban  Muğla Parti Okulunda.
Çok güzel bir eğitim zamanı geçirdim.İyi ki gitmişim.Sanırım bende yakında eğitim verebilirim.Çok isteyerek gittim zaten, her aşamayı da buradan paylaşacağım daha sonra.Yalnız parti okulu ciddi bir iş, mutlaka eğitim şart! Proje yapmayı öğrendik ,daha sonra sizinle paylaşacağım.

 Ateş uyurken..
 Üçü bir yerde... Yazın nerede yatacaklar çok merak ediyorum ama kışın hepsi kanepe de uyuyor.Boş kalan yerlerde de biz oturuyoruz :)
 Sabah manzarası çoğunlukla böyle oluyor.Gece yorganın üstünde yattığından  sabah kalkınca da ilk işim  Erika'yı görmek oluyor.
 Erika'nın kedi balkonu.
 Ares pozu. Çok tatlı değil mi..?
Ateş, veranda da ses duyduğunda ki bu genelde yan bahçede koyun ve kuzu sesleri oluyor.Etrafı kolaçan ederken.
Facebook sayfama kapak yaptım bu resmi.

Yine üçü bir arada...
Lalelerimde açtı.
Ve oğluşum büyüdü,annesine bahçeden hediyeler getirmeye başladı :)) Tutup yan bahçeye attım ama tekrar yakaladı mı bilmiyorum.
*Cemal Süreya.