öğle yemeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğle yemeği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Şubat 13, 2009

O Adımları Takip Etme ... Hepsi Sana Doğru.

Başlık Hayatın Ortasında' dan ...

Bugünün şarkısı bu :) ama bu da var ..

Bunu da sevdim :) Bu da :) bu :) günün son şarkısı

Benim araba da sık dinlediğim benim klasiklerden..

Bunun cd si çıktığında Amerikada yaşayan bir arkadaşımız bize hediye getirmişti de çıldırmıştım..


Tahmin edersiniz ki Dali sergisine gidemediğim için üzgündüm.Gerçi gidenler sergiyi dış ülkelerdeki sergileri kadar etkileyici bulmamışlar ama ben yine de gitmek isterdim. Bunu sergilerine gittiğimiz ve Uzunbey'in bürosuna aldığımız fotoğrafları çeken müşterimiz Uğur Bey'le paylaşmış ve İstanbul'a giderken benim için de sergiyi gezmesini istemiştim..



Ne oldu bu hafta bilin bakalım. Eve erken döndüğüm bir gün Uzunbey işten bana kocaman bir paket getirdi..İçinden de Dali sergisinden alınma bir katalog ve işte bu resim çıktı :) Uğur Bey beni unutmamış İstanbul dönüşü bunları bana hediye getirmişti :))



Resmi büroma asacağım.













Bu hafta iş sebebi ile Ölüdenizde bir yere gittim. Daha sonra size de yazacağım.Dönüşte farklı bir yoldan Hisarönüne çıkarken bu manzarayı görünce de kaçırmak istemedim. Az Hisarönü ve azıcıkta Ovacık görüntüsü..




Kaya da yemeğe kaçtık yine bir ara Fevzi ve çocuklarla.. Fevzi yakın arkadaşımız.Bizden bir kaç yaş küçük, bu yüzden her ikimizde onu kardeşimiz gibi de görürüz..O da sağolsun bizi kırmaz, ben de fazlasıyla ablalık yaparım ona :)



Kaya her zaman böyle yeşil ve güzeldir..Bu yüzden seviyoruz galiba..

İlk papatyalar ..



Kahve içmişken fal baktım yine kendime..



Buraların en meşhur yerlerindendir, böyle kış hali fazla gösterişli değil ama Cinbal o gün sakindi ve bizde rahat rahat yemek yedik.Normalde çok kalabalık olur ve çocuk sesleriyle dolar.



Kaya'ya gitmeden çocukları tramboline götürdük.




Bu hafta bir toplantıdan diğerine , festival hazırlıklarından işe yoğun geçiyor.. Cuma ve cumartesi de yoğunluğum var.Bu koşturmaca da değişmeyen, her arabaya binişimde açtığım Fethat Göçer cd'si.. Bazen çok kısa mesafelerde şarkı yarım kalmasın ! diye açmadığım zamanlarda bile bu sefer radyoda çıkıyor ve yaklaşık 4-5 aydır her gün dinliyorum. Allahtan bizimkiler bıkmadı..


Biz genelde öğlen dışarıda yemek yiyiyoruz. Genelde de Uzunbey'le restaurantlara gideriz. Geçen gün de yemeğe Meğri restauranta gittik. Aslında ustası iyidir ve çoğu yere göre güzel yemek yapar ama servisi beni her gidişimde gittiğime pişman ediyor.Bu yemek programları çıkmadan çok çok önce bu tarz şeylere takık biri olarak bu sefer dayanamadım ve aşçıya söyledim. Hem de normal şartlarda yazın oldukça pahalı bir yerdir ama bize sunduğu gerçekten çizik çizik bardaklar ve her gidişimde salatanın yemek bittikten sonra gelişi artık dayanma sınırlarımı zorladı. Eğer üst kata çıktıysanızda hiç şansınız yok. Sırf o uyuz yemek programları yüzünden zaten uzun süredir gittiğim yerlerde eleştiri huyumdan vazgeçmiştim . Onlara benzememk için .Yine de son kez gittiğimde kendimi tutamadım.


Göz teması sağlamayan servis elemanlarını dövesim geliyor diye itiraf etsem garip kaçar mı aslında ve buralarda en bulamayacağınız şey iyi bir garson ve bazen de kaliteli bir yerdir.Bazen de gittiğinize gideceğinize pişman olursunuz ama karşınızda bunu anlayacak mekan ve kişi olmadığından yapacak bir şey yoktur.


Meğriye az olmakla beraber daha sık olarak Hanedan'a gideriz.. Ben de bayağı müdahale ediyorum sanırım ki - zeytinyağını değiştirdiklerinde ya da bir yemek adını yanlış söylediklerinde - geçen gidişimde bir kaç gündür gitmediğimizden, size yeni bir yemek deneteceğiz diye açıklama yapıp, kulaklarımı çınlattıklarını ama bir kaç gündür gözükmediğimi anlattılar.Uzunbey normalde benle dalga geçer ,bazen de kızar müdahale edince.Ben kızmasını anlarım ama önemsemem, aslında sırf yemek yemek için bir şeyi yiyemiyorum. Güzel birşeyler yemem gerekli ya da aç kalabilirim. O ise gerçekten çok hassastır, kötü yemekler onu etkiler mesela, hemen midesi bozulur. Buna rağmen söylemez ve paylaşmaz düşündüklerini..

Ben söylerim, hatta beğenmezsem de bir daha gitmem..


Bence bunlar önemlidir, müşteriye kırık ve çatlak bardak ya da tabakla servis yapmak , bir daha buraya gelme ben aslında işimi sevmiyorum manasına gelir.


Bazen iyi ve kaliteli yerlerini özlüyorum İstanbul'un.. Özellikle de iyi kebapçılarını. Biz burada sadece tek bir kebapçıya gidiyoruz (Paşa Kebap) ama normalde İstanbulda gittiğimiz yerlerden farklı.. Yine de buna da şükür diyorum.


Kışın marketlerde bulsak bile Vefa Bozasını özlediğimi itiraf ediyorum. Bol yemek muhabbetli bir yazı oldu sanırım. Şimdi aklıma geldi Ankaralı bir arkadaşım Büyükçekmeceye bize geldiğinde onu güzel bir yere götürdük, tutturdu bunlar Urfa lahmacunu , ben Antep isterim diye.. Şimdi bilen biri varsa yazsın o zamanlar sormamışım..


Ben zor zayıflarım..Koca yazıdan çıkardığım sonuç budur.


Birde hala canım sıkkın aslında.Bir şeyler istiyorum ama ne istediğimi bende bilmiyorum.Var mı böyle bir şey?