Önce size Fethiye' den puslu bir sabah görüntüsü.Resim internetten,sahibi belli değil ama görüntü gerçek Fethiye görüntüsü.. Dağın eteklerinde olduğundan hava yaz-kış çöker böyle Fethiye üstüne..Yazın şehrin içi pek esmez,kışın da.Akşamları da kışın kömür kokusu kaplar ortalığı..Buralarda klima ile kış idare edilir aslında ama güneş görmeyen yerler çok soğuk olduğundan soba da yakarlar..Görünen kısım limandan Paspatur ve sahil manzarası.Bu pazar yani geçtiğimiz pazar rekor kırdık aslında.. Sabahtan car boot vardı Çalışta evde tost yaptım herkese ki ilaç içecektik,hastaydım ben biliyorsunuz.. Çağıl' da daha geçen hafta üşütmüştü doktordaydık.. Birde bana diyorlar ki Çağıl öyle ne çabuk hasta oluyor ..Anlatayım da nasıl hasta olunur öğrenin .. Bir kere beden dersinden eşofmanla terli terli çıkıp hatta hastaneye gideceğiniz gün üzerinizde ki formayla büroya gelirsiniz, anneyi çıldırtmak için ben üşümüyorum ki dersiniz :)
İkincisi öğretmenlerinize söz verirsiniz her hafta onlarla maça gidersiniz akşam saatlerinde, sonra da hocanız sizi eve motorla bırakır, rüzgar yiyesiniz diye :) Üçüncüsü de yine öğretmen ve öğrenciler iddiaya girip baklavasına maç yaparsınız , ama halı sahalar dolu olduğundan gece 11.00 de ve pazar günü alırsanız maç saatini gece maç bittiğinde terli terli maçtan çıkıp hastalanabilirsiniz , garantidir :) Sonra da anneye kızarsınız hem sizi o saatte minübüsler işlemediği için arabasıyla alır, hem de ertesi gün sınavınız olduğu için kızan babanıza savunur, saat 12.30 da eve gelip duşta almanız gerekir ki o koku ile zor dayanırlar ama niye sinirleniyorsunuz ki siz ne kadar anlayışsız anne babasınız öyle :P Hasta olmak her çocuğun hakkıdır..
Son gelişmelere dayanarak hasta olmayı becerdiği için spor saatleri tarafımdan yasaklanmıştır. Dayanağım da bende yıllarca spor yaptım ama spor yapan adam kendine bakar hasta olmaz.. İkinci bir emre kadar spor saatleri yasak. Önce kendine bakmayı öğrenecek.
Bunun kötü ders notlarıyla alakası yok aslında..O ne düşünüyor bilmiyorum.Sorduğunda ilk maddeyi cevap olarak duydu diyebilirim.Kabullendiğine göre haklıyım demek ki :)
Neyse şimdi car boot resimlerine geçelim.Bu hafta aştık artık.Tam 100 stand vardı :)) ama işin iyice suyu çıkmış çünkü ingilizlerin 2. el pazarı aynı çocukluğumun çarşamba pazarına
dönmüştü :)) Bir kalabalık, bir kalitesiz mal çokluğu..Resim çekmek bile istemedi canım.Bir kaç tane numune çektim.. Aşağıdaki Bir Kedi'nin standındaki etamin..Aslında resim daha önceki car boottan ama bu hafta da standtaydı.. Hoşuma gittiğinden görmenizi istedim :) Beceriklidir arkadaşım :)
Neyse biz geldiğimiz sene tanıştık, bizden bir yaş küçük, hatta biraz fazla karışırız ona söylemesi ayıp ben kardeşim gibi karışırım mesela Kadıköylüye..( her ikisi de erkek ve iş bağlantılarımızda var) O da beni idare eder. Uzunbey' de arada bizi seyreder.. Neyse o , diğer arkadaşımızın eşiyle de yeni yeni biraraya geliyoruz bu ikinci görüşmemiz.. Bizim daha önce hiç yemediğimizi duyunca onlar davet etti ve onlarda yemeğe gittik.Şimdi hem yeni evliler hem de ilk defa yiyeceğimiz için ve Karadenizli olmadığımızdan biraz tereddüt etmiş gelin hanım ya beğenmezlerse diye. Gerçekten çok beğendik ..Pilavı fırında yapmışlardı,daha sonra da çayla hamsili ekmeği denedik o da güzeldi ki ben balığı çocukken Mimarsinan'da çok yediğimden bıkkınlık derecesinde bir ara balıktan nefret ediyordum.. Birde annem balığı çok sever,düşünün ki her gece evde balık var, balıkçı ailesi gibiydik yani.. Birde annemin velileri de balıkçıydı hep.Tezgaha yanaştığı gibi bütün güzel balıklar hocanıma :)) eve gideriz arkadaşlarının eşleri büyük balık teknelerinin sahipleri, o zamanlar körfezi gören ve inanmayacaksınız ama oraları bilen birileri varsa buğday tarlasının arkasında 3 katlı deniz manzaralı bir evde otururduk yazlıkların içinde.. Kışın köyün kenarında oturan 3 aileydik, yazın dolardı yazlıklar.. Şimdiki Mimaroba,Sinaoba civarını anlatıyorum :) adamlar balıktan gelir, hanımlar eve yollarlar annem seviyor diye.. Yerlisi de çok iyidir oranın , şimdi çok karışık yeni bir şehir gibi Mimarsinan. Balık restaurantı vardı eskiden hani Balık Osman diye meşhur. . Böyle balık diyarı bir yer işte. Oysa şimdi balıkçıları limandan atıyorlarmış diye duydum.. Oysa orası rumlardan beri balıkçı köyüdür.. Bir yerin geçmişteki özelliklerini kaybetmeden medeniyetleşmesine niye izin verilmez ki.. Neyse çok daldım eskilere..Davete gelelim.. Hamsili ekmekte, hamsili pilavda gerçekten güzeldi, bir daha ki sefere karalahana dolması isteyeceğim :))
-Bak onu çocukken bizimkilerde yapardı ama ben yapmadım hiç-
Bize geldiklerinde ben onlara ne yapacağım şimdiden düşünmeye başladım birde..
İşte böyle güzel bir yemek davetiyle de geceyi noktaladık.
Pazartesi ve salı fazla yoğun olmamakla beraber, dün hiç oturmadan koşturmacayla geçti diyebilirim.. Akşam ayaklarım ağırdı ve bugün sakin geçsin de bende yazı yazayım diye içimden geçirmedim de değil..
Yarın ZEN günü :)) Bu sefer randevumu öğleden sonraya aldım. Sabahtan Gülderenle buluşup biraz kahve keyfi yapacağız.