Çarşamba, Kasım 19, 2008

Çantamın içindekiler..

Hayat(Hislerim ve Ben ) sobelemiş beni..

Çantamın içindekiler için.Çantamı yeni aldım.Çünkü siyah ve deri çantayı sadece kışın kullanabiliyoruz burada. Başkaları kullanabilir ama sıcakta şekil değiştirince kötü duruyorlar :) Aslında böyle göründüğü kadar parlak değil.Flaştan dolayı öyle çıkmış. Genelde büyük çanta seviyorum .Sadece gece ve gerektiğinde küçük çanta kullanabiliyorum.

Nedenini yazının ilerleyen bölümünde göreceğiz :) Asortikliğim çok şıkırdak ve renkli şeyler kullanmamdan değil.Öncelikle onu belirteyim.. Ben dışarı çıkarken ayakkabıma uygun olmayan bir çantayla dışarı çıkamam.Çok nadir çıksamda bu beni rahatsız eder psikolojik olarak takarım buna. Bu yüzden renk , desen ve modeli değişik bir sürü çantam var. Burada biraz Akdenizin verdiği rahatlık var bu yüzden daha rahatım.İstanbulda uyumsuz ayakkabı ve çantayla göremezdiniz :)) Hatta kıyafete göre çanta ve ayakkabı değiştirdiğimden genelde çantamda daha küçük çantalar olur ki bir çırpıda çantayı değiştirip çıkayım..


Aldığım çantaların mutlaka omuz askısı olması gerekir. Hatta mümkünse hem omuz askısı hem de elde taşımak için askı. Sırt çantalarını da burada oldukça fazla kullanıyorum. Günlük olarak değiştirdiğim için çabuk eskimezler zaten bende kaliteli çanta almaya özen gösteririm. İleride yani yaşlanınca :) kullanmak istediğim için - nedense bazı eşyalarımı ileride kullanmak için de alıyorum, bu düşünce beni mutlu ediyor , bu yüzden bazı kıyafetlerim ve aksesuarlarımın modası geçmesin diye klasik olmasına dikkat ederim, tabii o günleri görmek kısmet olursa herhalde mutlu olacağımı düşünüyorum anısı olan eşyalarımla :))


Çantamda ve yanımda herzaman bulundurduğum tek şey gri telefonum ve anahtarlarım..Gri telefon benim annemle ve burcuyla konuştuğum indirimli hat. Diğer telefonum işyeri hattım.O da devamlı açık ama pazar günleri pek kullanmıyorum. Yürüyüşte ve çantamda ,büroda masamda telefonlar her halde yanımda.Çok mu sık çalıyorlar..? Hayır, Ben istediğim zaman başkalarına ulaşabileceğimi bilmek beni rahatlatıyor.Çok uzun konuşmayı sevmiyorum telefonda.Sevdiklerim sesini duymak yeterli geliyor :) Uzun zaman konuşmazsam da çok özlüyorum..
USB Port' u Uzunbey aldı bana..Fotoğraf makinasını istediğim zaman kullanabileyim diye. Resimlerde göreceğiniz herşey , her an benim yanımda olmaları gerekenler zaten :)
Fotoğraf makinemin kılıfı..Makine elimde çünkü resim çekerken.. Çok sevdiğim ve devamlı yanımda taşıdığım kaliteli bir makine..

Ev, araba, işyeri anahtarlarım.. Ufak çakım ( sergilerde, açılışlarda ve acil durumlarda kullandığım , kulaklığım, biri kaybolur ya da bulamazsam diye kalemlerim.. Birde küçük mavi bir düdük taşırım çantamda. Depremden sonra adet edindim ama bu çantama koymamışım henüz.. Geçen sene çalış karnavalının yürüyüşünde çok yardımcı oldu, bol bol öttürdüm yürüyüşü düzenlerken..
Bir dergiden çıkan not defterim,not kağıtlarım ve kesinlikle vazgeçilmez gözlüğüm :))
Kolanyalı mendil ve nokia'nın şarjı.. Yeni çıkanlardan olduğundan herkeste olmuyor ince girişliler.. Cep telefonunu çok gezdiğimden kaybolursa üzülmemek için pahalı modellerden almam.Bürodan masa üstünden çaldırmışlığımda vardır .
Kozmetikte mutlaka Avon kullanıyorum.Hem de senelerdir.
1-Memnun kaldığım için, 2- Burcu satıyor zaten ondan almak için 3-Hayvanlarda deney yapmadıkları için.. 4- Ekonomik olduğu için.

Parfümüm mutlaka çantamdadır. Gerçi banyo dolabımda en az beş çeşit vardır..Sıkmadığım gün hasta olurum :)) Bana daha çok baharatlı kokular yakışır ve egzotik olanlar.. Bende iyi seçiyorum demek ki kendime yakışanı çünkü herkes bana sürdüğüm kokuyu sorar .. Ne marka kullanırsam kullanayım..Ne marka bu, hangisi falan diye..Yalnız benim inandığım benim auram kokumdan da oluşuyor.Genelde parfümle birleştiğinde de güzel bir etki bırakıyor :)

En çok Far Away bana gidiyor resimde görülenin aksine.. Yeni çıkan Tahitian ise günlük kullandıklarım arasında hemen birinciliğe yükseldi..
Bozuk para cüzdanım.
Aynı zamanda yürüyüşlerde de yanıma alırım..
Şimdi benim gibi ciddi birinin makyaj çantası aslında deri ve genelde renkli olur. Ama bu mor inekli şeyi Çağıl markette bana alıp sen dışını kullan ben içindekileri yiyeyim (milka çikolata) dediğinden eskiyene kadar oğluşumun bana aldığı bu çantayı kullanıyorum makyaj çantası olarak.

Bunlarda her daim yanımdaki malzeme.. Hepsini aynı anda sürmüyorum tabii ki :) Sadece özel günlerde.. Tarak, ancak bu irilikteki dişlerle dalgalı saçlarımı tarayabiliyorum. Pata Krem, biraz koyu, sadece kışın ve solgun zamanlarda, beyaz far, çok nadir ama bunun birde çok açık mavisi var, o renkler yakışıyor bana.. Rujum, günlük kıyafetime göre sabah çıkarken banyoda makyaj yaparken kullandığımı alırım yanıma. Eğer kahve rengi sürdüysem pembesi yedektir, bazen afyonum patlamadan aynaya bakınca yanlış tonda görebiliyorum :) Yanımda yedek olursa rahat oluyorum.. Dudak kalemim olmadan ruj süremem, yani ikisi birbirini bütünlüyor bence. Rimel günlük kullanımda bazen, kışın her gün. Birde olmazsa olmazım eye liner..Onu sürmeden çıkmam.Gözlerime kalem süremiyorum alerji yapıyor bu yüzden moda olsa da olmasa da siyah eye liner sürerim her zaman.Yakıştığını da söylerler..Ben de severim ve onsuz gezmem.Yani eye liner, dudak kalemi ve ruj her gün kullanırım ve arada gün içinde tazelerim.. Diğerleri duruma göre..

Normal şartlarda en az taşıdıklarım bunlar olduğundan genelde ağır, dolu ve dağınık çantam vardır. Her şey elimin altında olsun isterim..Birde masamda not alıp yanıma alırım ki son dakika da bir şey unutursam ordan durumu toparlayabileyim :)

Salı, Kasım 18, 2008

Gemiler Koyu

Biliyorum çoğu yerde yağmur var ama bugün burası da yağmurlu.. Sanki pazar günü buraları biz gezmedik.
Kayaköy'den aşağı koya inerken önce bu muhteşem manzara sizi çarpar. Sonra da o müthiş çam kokusu..Akdenizi sevmek budur işte. Çam kokusunu doya doya içinize çekmek yani..
Bu manzara koyun diğer tarafını gösterir , bazen Ölüdeniz tekne turunda bu koya yanaşıp yemek molası verirler..
Bu gözüken tarafta Gemilerden Fethiye tarafına giden yoldaki koylardır..Sanırım Hill Side a yakın olan koylardan.
Gemiler de muhtarlığın çalıştırdığı yerler var.Bu banklarda oturup piknik yapabiliyorsunuz.Arzu edersenizde oradan yemek yiyebiliyorsunuz..
Aşağı inerken yolda rastladığımız ototstop yapan Fransız çift ve çocuklarını aldık arabaya, onlar deniz keyfine gelmişlerdi..
Normalde bu koy yazın çok kalabalık olduğundan Çağılla ikimiz pek istemeyiz..Uzunbey'in favori yeridir..
Sizi şöyle Akdeniz manzaralı banka alsak :))

Ares ve Uzunbey ile bu ağaçların arasından gidebildiğimiz yere kadar biraz yürüdük.Hava çok güzeldi ve deniz muhteşem gözüküyordu.
Ares av köpeği olduğundan bizden iyi yol alıyordu, bazen yakalamakta güçlük çektik. Ben arkadan fotoğraf çeke çeke geldiğimden beni beklemek zorunda kaldılar.
O gün bayağı bir aile de çocuklarını ve oltalarını alıp balık tutmaya gelmişti koya.




Piknik masalarından bazıları biz dönerken dolmaya başlamıştı.. Biz Çağılla balkon keyfi için erken döndük de.
Kayalık ve taş görüntünün yanında deniz tam turkuaz rengiydi..
Bu ev Kaya da ve kiralık. Uzunbey'le ikimiz bu evi her geçişimizde bakarız ve ileride Kaya da oturmak için plan yaparız.Bu sefer karar verdik bizim çiftlik evi Kaya'da olacak emekli olunca :)) Tarzı da bu olacak. Taş ev yani.. Benim beğendiğim model bu.
Uzunbey'de bu evi beğeniyor.. (arabadan çekim)

Çağıl hayatını kurduğunda kendimizi emekliye ayıracağız .. O zaman bahçeli bir kır evinde yaşamayı düşünüyoruz. Bahçede süs havuzu olan.. Ben eski Türk evi tarzında evler severim.. Cumbalı , bahçeli ve ahşap kapılı.. Eski kilitlerden koleksiyonum olsun duvarda asılı..(Şimdilik bir-kaç tane var) Bu arada benim kaktüs bahçem de olacak.. O ördeklerde istiyor. Bense ağaçlar ve çiçekler.. Emeklilikten konuşmak bile güzel geldi pazar günü..
Birde Kaya böyle hayaller için çok uygun bir yer. İkimizinde isteği bir yer olması da hoş oldu :)

...

Bugün daha önce de yazdığım gibi hava yağmurlu.. Şimdi bir toplantım var Ekolojik Ürünler ile ilgili..Sabahtan beri biraz araştırma yaptım. Sevdiğim ve ilgilendiğim bir konu. Bu konuda bana önereceğiniz siteler ve bilgiler varsa bana mail atabilirsiniz..

...

Kaç zamandır yazacağım.. Yan büroda bir komşu köpeğimiz var Karamel, yavru bir sibirya kurdu.Ares'in en yakın arkadaşı.İlginç bir şekilde belediyeden anons yapılırken sadece kadınların sesine eşlik ediyor.. Yani sadece kadın anonsunu yaparken o da onunla uluyor.. Öyle komik ki anlatamam.. Anons zamanı hepimiz gülümseyerek dolaşıyoruz büroda :)) Müşteriler şaşkın..

Pazartesi, Kasım 17, 2008

2. Hisarönü Bagaj Satışı (car boot sell)

Dün Hisarönünde yapılan bagaj satışındaydık..Bu hafta dernekten affımı istedim ve standı başka arkadaşlarım açtı. Çünkü Çağıl haftasonu Final Dershanesine gittiğinden evden sabah çıkıyor, haftanın altı günü evde olamayan ve Uzunbey'in tek çalışmadığı gün olan pazar gününü sabah 6.15 te kalkarak , koşturmaya başlamak her hafta mümkün olamaz diye izin verdim kendime :)

Üstüne üstlük Çağıl' ın dershanesi daha geç başladığı için ve her sabah okula daha erken kalktığımız için (sabah 7.00 de) haftasonu biraz daha uyuma şansımız da var.Bunu benim yüzümden kullanamadıklarını bilmek de bir etkendi aslında..

Yukarıda ki resim Çalış Karnaval grubunun bu sene karnavala katkı olsun diye yaptırdığı takvimler..Bu takvimleri 5 tl den satıp para kazanıyoruz..Sonra bu paralarla karnavalı yapıp ordan kazandıklarımızı da bağışlıyoruz..Takvimdeki resimler geçen sene karnavaldaki resim sergisinden.. Hisarönündeki bagaj satışı bizim karnaval grubuyla alakalı olmadığından orada stand alıp reklam yapmak için arkadaşlarım dün bayağı çalıştı. Bu arada ben her iki grupta çalıştığımdan zaten stand açmasamda orada olmak zorundayım :)

Çalış Karnaval Komitesi standı.. www.tr.caliscarnival.com

Hisarönü pazaryerinde dün meydanın büyüklüğünden dolayı farkedilmeyen bir kalabalık vardı.

Bu hafta standlar biraz sönüktü..Sanırım Çalış daha eski olduğundan daha güzel mallar geliyor.. Türkler de daha fazla. Hisarönünde çok fazla insan oturmadığından daha sakindi..


Mavi Kuş Standı.. Tabii burası gönüllüler standı..Yani sattıklarımızın gelirini derneğe bağışlıyoruz..
Onlarla burslu öğrencilere destek oluyoruz.
Bu hafta biz tabii biraz geç gittiğimiz için pazar çoktan kurulmuştu.

Biz fazla bir şey bulamadık.. Çok güzel ve kutusundan çıkma smirnof votka bardağı aldık bir tek.Uzunbey görmüş :) bana söyledi, birde uzun ve ince EFE rakı bardağı buldum.. Aslında ben Tekirdağ severim ama Efe ' nin yaş üzüm rakısı da güzeldir.. Evdekiler kristal, rakı bardaklarının yanına aldım.
Öğleden sonra votka bardaklarımızla balkonda keyif yaptık.. Sarmısaklı biftek, bulgur pilavı ve turşu yanında vişne liköründen kalma vişnelerle ve yeni bardaklarımızla votka içtik balkonumuzda :)


Evde ne varsa toplayıp gelmiş ya da otelden sanırım..


Bu İngiliz standında çok güzel ürünler oluyor her hafta..Arkada küçük çekmeceli bir dolap var bende onu aldım.Zımparalayıp , boyayıp mutfakta kullanacağım..



İngilizlerin evde yaptıklarından oluşan bir stand.Genelde her satışa çıkıyorlar..

Bahçe dekorasyonu ve ahşap ürünler sunan bir stand..Brigitte 'nin standı. Çok güzel ürünler var ama sanırım 7 aralıktaki chrismas pazarında daha çok satar.

Dün bagaj satışından çıkıp Kayaköy'e oradan da Gemiler'e indik yürüyüş yapmaya. Gemiler Koyunda çektiğim resimler için ayrıca bir yazı yazacağım..

Pazar, Kasım 16, 2008

Biz Onu...

Biz, O'nu mısır tarlasında karga kovalamasıyla değil, topraklarımız üzerinden leş kargalarını kovalamasıyla;

Biz, O'nu "Fikriye"siyle degil, emperyalizmin ezmeye çalıştığı tüm uluslara örnek olan fikirleriyle;

Biz, O'nu kendisini çaresiz hisseden birisi olarak değil, tüm gücünü Milli Mücadele döneminde kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına tek yumruk olan ulusundan alan yüceler yücesi yüreğiyle;

Biz, O'nu içki masasından kalkmayan bir "ayyaş" olarak değil, üzerinde güneş batmayan topraklara hükmedenlerle oturduğu masaya yumruğunu vurup Sevr'i parçalayarak suratlarına fırlatan kararlılığıyla;

Biz, O'nu küçük yasta hocasına beslediği kini ileride devlet yönetimine karıştıracak denli "sığ" bir lider olarak değil; tüm dünyanın takdir ettiği ilerici görüşlerini silah yapıp bir ulusun makus talihine meydan okuyan büyük devrimci kişiliğiyle;

Biz, O'nu kimseleri ilgilendirmeyecek "özel hayati"ni "insan yani" olarak sunma şaklabanlığı ile değil; ornegin 1936'da Yalova'daki köşkü bir ağacın kesilmesini önlemek için rayların üzerinde 4.80 metre kaydıracak kadar dahi ve insan yani ile;

Biz, O'nu "Mustafa" olarak değil, bazı canlara inat, canimizin parçası, ruhumuzun ta kendisi Mustafa Kemal Atatürk'ümüz olarak anladık, anlatıyoruz..

KAYNAK: Prof. Fethi Murat DOĞAN

Biyocan'ın son yazısı..

Cuma, Kasım 14, 2008

Son zamanlarda..




Issız bir koyda , hiç kımıldamayan bir teknede hiç kımıldamadan yatmak istiyorum. Koy var, tekne de var ama zaman yaratamadık yine de aklımda işte..





Ağaçlar ; ağaçlık ve ormanlık bir yerde büyümenin verdiği bir his oluyor insanda genelde..Sık sık temiz hava alıp ağaç, orman görmek istiyorsunuz.. Bu resim çok güzel ve buradaki ormanlar bu resim gibi değil, zaten bu resimde Bolu da çekilmiş ama şehrin içinden bizde dağlar uzakta ve beş kat etrafımızı çevirdiği için bu tarz görünmüyor.Yine de son zamanlarda ormanda gezmek ve ağaçları yapraklarından tanıyıp bastığım zemindeki hışırtılardan tatlı bir melodi dilimde gezinmek istiyorum.Tabii ki yalnız değil :)



Tüm balkon ve pencerelerimi sardunyalarla doldurmak istiyorum.. Ya da kaktüslerle doldurayım, sardunyaları daha sık sulamak gerekiyor :))


Bahçedeki tüm bitkilerim çiçek açsın ve bende onları seyredeyim...



Her sabah bisikletle çıkıp tur atayım etrafta.. Hatta kendime manzaralı bir tepe bulup etrafı seyredeyim.Özellikle denize bakayım tepeden ve kulaklığımda yerel radyodan istek parçalar çalsın..



En sevdiğim arabayla kamp yapayım doğada.. Hatta bütün gün gezeyim, yetmedi gece bir derede saplanıp kalayım ve sabah olana kadar arabanın içinde soğuktan titreyip şarkı söyleyerek ve şarap içerek ısıtayım içimi..


Şöyle deniz kenarında güzel mezeleri ve manzarası olan bir yerde dostlarla sohbet edeyim.Sanat müziği söyleyip , eşlik edelim kenarda ud çalan soliste, sağlığınıza deyip tekirdağ içelim karşılıklı..

İçimden öyle geçiyor işte.



Not: Sık yazdığımın aksine az içki içen biriyim.. Keyifli ya da hüzünlü olmam lazım içki için..

Birde belli bir zaman sonra Likya Yolunu yürümek istiyorum.. Hepsini olmasa da en azından her dönem belli bir bölümünü..

Çarşamba, Kasım 12, 2008

Atatürk... ve kitaplar

Atatürk Ne Tür Kitaplar Okurdu? Mustafa Kemal daha öğrencilik yıllarından itibaren sıradan birisi olmadığını belli etmeye başlamıştı.

Kendisi öğrencilik yıllarındayken gözlemlemiş olduğu siyasi olaylara kafa yormaktaydı. Bunun böyle gitmeyeceğinin farkındaydı. Toplumu ve milleti bir gün kurtarmak gerekecekti bu gidişattan. Bunu çok iyi biliyordu. Ve Mustafa Kemal'in aydınlanma sürecine katkısı olanlar da elbette okuduğu ve etkilendiği yazarlar, şairler oldu.

Atatürk'ün başucu kitaplarından biri Fransız düşünürü Jean Jacques Rousseau'nun "Mukavele-i içtimaiyye"si yani "Toplum Sözleşmesi"dir. Fransız Devrimi'ne de kaynaklık eden bu kitap 1756'da yazılmış; ama Türkçe'ye ancak 150 yıl sonra çevrilebilmiştir.
Bugün Çankaya Köşkü'nün "Atatürk Kitaplığı"nda saklanan kitabın 156 ncı sayfasındaki birkaç satırın yanında, Atatürk'ün "Mühimdir" notu vardır. Altı çizili bu satırlarda şu iki cümle yazılıdır: "Egemenlik gücü basit ve tektir. Bu gücü bölmek, yok etmek demektir."

Aslında "Atatürk Kitaplığı"ndaki her kitabın ve bu kitaplarda altı çizilen her satırın ayrı bir öyküsü vardır. Bunlardan biri de İsmail Hakkı Babanzade'nin "Hukuk-u Esasiyye"sinde (Temel Haklar) yer alır.
Gazi'nin 1923 yılında, Cumhuriyet'in ilân edilmesinden önce okuduğu bu kitabın 119 ncu sayfasında Montesqueu'den (altı çizili) bir alıntı yapılmış. Aynen şöyle:
"Cumhuriyet ve demokrasileri yaşatan genel kural, siyasi fazilettir."
Bugün ülkenin dört bir yanına asılı "Cumhuriyet fazilettir" atasözünü borçlu olduğumuz bu alıntının yer aldığı kitapta Atatürk'ün el yazısıyla düştüğü küçük bir not daha var. Nottan ziyade, bir hesap bu:
Kitabın kenarına eski Türkçe olarak alt alta "1923" ve "1789" sayıları yazılıp çıkarma işlemi yapılmış. Sonuna da "134 sene evvel" notu düşülmüş. Bu küçük hesap, Türk devriminin, Fransa'daki atasına göre 134 yıl geciktiğini belgeliyor.

Atatürk'ün okuduğu kitaplar arasında yer alan Rene Grousset'in "Uzak Doğu Tarihi" isimli kitabının "Budizm" başlıklı metninden:
Budizm metafiziği, bilinemeyenler alanına bakmaktadır.Buda'nın öğrencilerinden Malunkyaputta bir gün Buda'ya doktrininin "dünyanın başlangıcı ve insanın ölümsüzlüğü" konusunda cevap vermemesini hayretle karşıladığını açıklamıştır. Buda cevap olarak "bunların cevabının bulunmamasının barış (ahlak) yolunda hiçbir ilerleme sağlamayacağını belirtmiştir: "Barışa hizmet eden benim, size öğretmeye çalıştığım acı konusundaki gerçek, nedeni ve ortadan kalkmasıdır." Tüm boyutları korunarak, temel Budizm'in bir tür bilinemezci pozitivizm olarak gözükmektedir.

ATATÜRK'ÜN KİTAPLIĞINDAKİ TÜRKÇE VE OSMANLICA KİTAPLARDAN BAZILARI

Ahmet Vefik Paşa : Lehçe-i Osmani
Ahmet Vefik Paşa : Lehçe-i Osmani
Mehmet Salahi : Kamus-u Osmani
Avram Galanti : Türkçede Arabi ve Latin Harfleri ve İmla Meselesi
Mehmet Ali : Tahsil-i Lisan-ı Alman
Nüzhet : Kendi Kendine Almanca
Ahmet Cevat : Türkçe sarf ve nahif
Kazım Nami : Türkçe Oku, Türkçe Yaz
Mithat Sadullah : Latin Harflerinin Türkçeye tatbiki
İbn Emin Mahmut Esat : Tarih-i Din-i İslam
Osman Bin Süleyman : Kamus
Lütfullah Ahmet : Hayat-ı Hazret-i Muhammet
Abdunnaim Bin Hasan : Ceridetül Evail ve Hamidetül Evahir
Ahmet Halit : İslam Büyükleri
Abdurrahmanil Cami : Tercüme-i Nefhatül İnsan
Mehmet Cemil : Hukuku Düvel
Katip Çelebi : Cihannuma
Feridun Bey : Feridun Bey Münşeatı
Mehmet Bin Sait : Kitabü'l Tabakatü'l-Kebir
Şemseddin Sami : Kamusu Alam (6 cilt)
Şemseddin Sami : Kamusu Okyanus
H.Z. Ülken : Aristo Metafizik
Süheyl Ünver : İbn-i Sina
Ahmet Rifat : Lügat-ı Tarihiye ve Osmaniye
M.Fuat : Amerika'da Tükler ve Gördüklerim
Rıza Tevfik : Kamus-u Felsefe
Cemal Paşa : Hatırat (1913 - 1922)
Mehmet Cemil : Sulhta ve Harpte Hukuku Düvel
Evliya Çelebi : Seyyahatname
Suphi : Tekmiletül'l-iber
Lütfi Simavi : Devr-i İnkılap
Mustafa Necip : Selimname
Osmanzade Taib : Hakikatü'l Vüzera
Ahmet Saip : Vaka-i Sultan Aziz
Ahmet Hilmi : Tarih-i İslam
Mazhar Fevzi : Hayr-i Sahil
Ziya Paşa : Endülüs Tarihi
Resulzade Mehmet Emin : Azerbaycan Cumhuriyeti
Ali Reşat : Tarih-i Osmaniye
Ali Reşat : Kurun-u Cedide Tarihi
Sebahattin : İttihat ve Terakki Cemiyetine Açık Mektuplar
Mahmut Esat : Tarih-i Dini İslam
Ahmet Mithat : İnkılap
Ahmet Cevdet : Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa
Mustafa Efendi : Tarih-i Selanik
M. Şemsettin : İslam Tarihi
Ahmet Rasim : Osmanlı Tarihi
Necip Asım : Türk Tarihi
Mustafa Nuri Paşa : Netayic-ül Vukuat
Mehmet Zihni : Neşahir-ün Nisa
Mehmet Şemsettin : Mufassal Türk Tarihi
Ziya Gökalp : Türk Medeniyeti Tarihi

ATATÜRK'ÜN OKUDUĞU YABANCI KİTAPLARDAN BİRKAÇI

M. Roux de Rochelle : Etats-Unis D'Amerique
M. Dubois de Jancigny ve M. Xavier Raymond : Inde
M. Chopin : Russie
M. G. L. Domeny de Nenzi : Oceanique
Bary de St Vinvent : Iles de l'Ocean
M. Ph. Le Bas : Etats de la Confederation Germanique
M. Van Hasselt : Belgique et Hollande
M. Louis Lacrcix : Iles de la Grece
M. Louis Lacrcix : Chili, Paraguay, Uruguay, Buenos Aires
Champollion Figeac : Egypte Ancienne
M. J. J. Marcel : Egypte depuis la conquete des Arabes
Rozet et Carette : Algerie, Etats Tripolitains, Tunisie
Lavalle ve Gueroult : Espagne
M. Ph de Golbery : Histoire et Description de la Suisse et du Tyrol
M. G. Pauthier : Chine et son Description Historique
M. Chepin ve A. Ubicini : Provinces Danubiennes et Roumanies
M. Ph. le Bas : Suede et Norvege
Ferdinand Denis : Portugal
Ferdinand Denis : Afrique
Ferdinand Deniz - M. C. Famin : Bresil, Colombie et Guyane
M. Larenaudiere ve M. Lacroix : Mexique Guatamala Perou
M. Davezat : Iles de l'Afrigue
M. A. Tardieu, M. S. Cherubini : Senegambie et Guinee
M. N. Desvergers : Nubie, Abyssinie
Lacroix Yanoski : Italie Ancienne
M. Le Chevalier Artaud : Italie Sicile
Frederic Lacroix : İles Baleres et Pithyuse
M. Friess De Colonma : Histoires des Antilles
M. Elias Rensult M. Roux De Rochelle : Villes Anseatiques
M. Ferdinand Hoeger : Chaldee Assyrie Medie Babylonie
M. Neel Desverges : Arabie
S. Munk : Palestine Description Geographique historique et areheologique
Jean Yanosky ve M. Jules David : Syrie Ancienne et Moderne
M. Dubeux : Tatarie, Beloutchistan
M. V. Valmont, M. Xavier Raymond : Boutan et Nepal
Ernest Lqvi see ve Alfred Rambaud : Histoire Generale du IV e Siecle a nos jours (12 cilt)
Jean Jaures : Histoire Socialiste de la Revolution Française
Hilaire de Barenton : Le Mystere des pyramides

ATATÜRK'ÜN DİL DEVRİMİ SIRASINDA ÇALIŞTIĞI KİTAPLARDAN BAZILARI

H. F. Kuergic : Psychologie de Quelgues Elements des Langues Turques (1)
Vilhelm Thomson : Inscription de l'Orkhon
M. Guizot : Dictionnaire Universel des Synonymes
M. Brasseur de Bourburg : La Langue Maya
Hilaire de Barenton : L'Origine des langues des Religions et des Peuples





Eskişehirde .. Aslında karşılamalarda kurban kesilmesine izin vermez müdahale eder kestirtmezmiş :)
Geometri Kitabı yazan Atatürk..
Müsellesin, zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla, zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.” yerine “Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen, açıları birbirine eşit üçgen demektir.” dememizi Atatürk’e borçluyuz.


“Müsellesin, zaviyetan-ı dahiletan mecmu’ü 180 derece ve müselles-i mütesaviyü’l-adla, zaviyeleri biribirine müsavi müselles demektir.”

Osmanlıca bilmeyenlerimizin bu cümleyi anlayacağını sanmıyoruz. Bugün kullandığımız Türkçe ile yukardaki cümle şu anlama geliyor: “Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir ve eşkenar üçgen, açıları birbirine eşit üçgen demektir.”1937 yılından önce öğrenciler metamatiği Osmanlıca terimlerle öğreniyorlardı. Daha doğrusu öğrenmiyorlar, ezberliyorlardı. Ta ki, Atatürk’ün bizzat yazdığı Geometri kitabında yeni matematik terimler geliştirilene kadar.

1937 yılının Kasım ayında yeni bir eğitim ve öğretim yılına girilirken, Mustafa Kemal Atatürk, Türk Dil Kurumu’nun çeşitli bilim dallarına ait Türkçe terimleri saptadığını, bu sayede dilimizin yabancı dillerin etkisinden kurtulma yolunda esaslı adımını attığını ilan eder. Aynı yıl okullarda, eğitim Türkçe terimlerle basılmış olan kitaplarla başlar ve bu olay kültür hayatı için önemli bir adım olur. Atatürk, dilde özleşmeyi olanakların son kertelerine kadar zorlamış, bilim ve düşün dilinin sadeleştirilmesinin ve eğitimin Türkçe yapılmasının gerekliliğini önemle vurgulamıştır.


Atatürk’ün geometri kitabı

Bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesinde karşımıza çıkan ilk adım yine, Atatürk’ün 1936-37 kış aylarında kendisinin yazdığı ve geometri öğretiminde yol gösterici olarak tasarlanan 44 sayfalık bir geometri kitabı. Kitap, 1937’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yazar adı konmadan yayınlanmış, 1971 yılında da ikinci bir baskısı Türk Dil Kurumu tarafından çıkarılmış. Kitapta yer alan, günümüzde de kullanılmakta olan pek çok terim, Atatürk tarafından türetilmiş. Atatürk’ün türettiği sözcükler ile daha önce kullanılan Osmanlıca sözcükler karşılaştırıldığında yapılan işin önemi ortaya çıkıyor. Tablodan da görülebileceği gibi bugün kullandığımız matematik terimlerinin hemen hemen tamamı Atatürk tarafından türetilmiş, başka bir ifadeyle bu sözcüklerin büyük çoğunluğu tutmuş. Atatürk’ün önerdiklerinden sadece “varsayı, pürüzma, dikey üçgen, dikey açı, tümey açı, imsiy, ökül, yüre” terimleri yerine, bugün sırasıyla “varsayım, prizma, dik üçgen, dik açı, tümler açı, benzerlik, tüm/bütün, küre” terimleri kullanılıyor.

Osmanlıcası Atatürk’ün önerdiği

Bu’ud - boyut

mekan - uzay

satıh - yüzey

kutur - çap

nısf-ı kutur - yarıçap

kavis - yay

muhit-i daire - çember mümâs - teğet

zâviye - açı

re’sen mütekabil zâviyeler - ters açılar

zâviyetan’ı mütabâdiletân-ı dâhiletan - iç ters açılar

kaaide - taban

ufkî - yatay

şâkulî - düşey

amûd - dikey

zâviyetân-ı mütevâfıkatân - yöndeş açılar

va’zîyet - konum

mustatîl - dikdörtgen

muhammes - beşgen

müselles-i mütesâviyü’l-adlâ’ - eşkenar üçgen

müselles-i mütesâviyü’ssâkeyn -

ikizkenar üçgen şibh-i

münharif - yamuk

mecmû - toplam

nisbet - oran

tenasüb - orantı

mesâha-i sathiyye - alan

müştak - türev

müsavi - eşit

mahrut - koni

faraziye - varsayı

hat - çizgi

mukavves - eğri

seviye - düzey

dılı - kenar

muvazi - paralel-koşut

menşur - pürüzma

hattı mail - eğik

veter - kiriş

re’s - köşe

zaviyei hadde - dar açı

hattı munassıf - açıortay

muhit - çevre

kaim zaviyeli müselles - dikey üçgen

tamamlıyan zaviye - tümey açı

murabba - kare

mümaselet - imsiy

umumi totale - ökül

küre - yüre

KUTU

Agop Dilaçar:

‘Atatürk’ün prensipleri doğruydu’

Atatürk’ün dil çalışmalarını yakından izleme olanağı bulan tanınmış dil uzmanı Agop Dilaçar, Atatürk’ün yazdığı geometri kitabı üzerine şunları söylüyor:

“Atatürk hep matematikle uğraşırdı. Eski geometri terimleri çok ağdalı idi. Ben bile uzun uzun bu terimleri okuduğum halde, şimdikiler karşısında güçlüğünü daha iyi anlıyorum. Pedagojide bir gerçek var: Fikir yolunun açık olması, bir ipucunun bulunması lazımdır. Yoksa bir külçe gibi çöker. Müselles kelimesini ele alalım. Arapça okullarımızdan kaldırılmıştır. Sülüs’ten müstak (türetilmiş) bir kelime olduğunu öğrenici nasıl bilsin? Arapça yoğurucu bir dildir. Örneğin müsteşrik, şark kelimesinden gelmiş bir kelimedir. Önüne, ortasına, arkasına birtakım heceler eklenmiş. Bunun aslını bulmak bir Arapça gramer meselesidir. Okullarımızdan Arapça, Farsça kaldırılmış olduğundan, öğrenici “müselles”i kütle kelime olarak karşısında görecektir. “Üç” aklına gelmeyecektir. Ama müselles yerine üçgen dersek, bir üç var. “Gen”, Atatürk’e göre “genişlik”ten alınmıştır. Bir ipucu var. “Dörtgen”, dörtten gelmiştir. Bir ipucu vardır. Eşit, denk anlamına gelen eş’ten gelmiştir. Ama müsavi Arapça bir kelimedir. Bu sebeple Atatürk’ün prensipleri burada da doğru idi. Onun için bu en ağdalı olan bilim dalını ele aldı ve kitabı örnek olarak bıraktı.”

(Kaynak: S. A. Terzioğlu; Atatürk 1936-1937 yılında bir “geometri kitabı” yazmıştı. Cumhuriyet gazetesi, 15 Haziran 1971, s.1 ve 7.)

KUTU

Atatürk Sivas Lisesi’nde matematik dersi veriyor

Atatürk, 1937 yılının 29 Mart’ında, ceyb (sinüs) ve teceyb (cosinüs) terimlerinin karşılıklarının bulunması için Ulus Gazetesi’ne ilan verdirerek bir yarışma açtı. Daha sonra, hazırlanan tüm terimler üç aylık Türk Dili Belleten Dergisi’nin Ekim 1937 tarihli sayısında yer aldı. 26 Eylül’de yapılan 5. Türk Dil Bayramı etkinlerinin de yer aldığı sayıda; matematik, fizik, kimya, biyoloji, zooloji, botanik, jeoloji terimlerinin Türkçe karşılıkları, Osmanlıca ve Fransızca adları bulunmaktadır.

Terim çalışmalarının ülkedeki etkilerini Atatürk, fiili olarak da inceledi. Ülkedeki pek çok okulu ziyaret ederek öncelikle matematik derslerine girdi ve öğrencilerin dersteki başarılarını gözlemledi. 1937 yılında Kültür Bakanı Saffet Arıkan, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Sabiha Gökçen, İsmail Hakkı Tekçe ve yaveri Naşit Mengü eşliğinde bir heyetle Sivas Lisesi’ne gitmişti. Lisenin 9-A sınıfında programdaki geometri (o zaman ki adıyla hendese) dersine girmiş bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırmıştı. Öğrenci, tahtada çizdiği koşut iki çizginin, başka iki koşut çizgiyle kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekip yanlışlıklar yapınca durumdan etkilenen Atatürk tepki gösterdi. “Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır.” diyerek tebeşiri eline aldı, tahtada çizimlerle ‘zaviye’nin karşılığı olarak ‘açı’, ‘dılı’nın karşılığı olarak ‘kenar’, ‘müselles’in karşılığı olarak ‘üçgen’ gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak, birtakım geometri konularını bu arada Pisagor teoremini anlattı.

(Kaynak: Ömer L. Örnekol’un anıları. Bilim ve Teknik, Kasım 1982, Sayı: 180.)
Atatürk, Cumhuriyet ve Türk Dili
ATATÜRK ve DİL EĞİTİMİ

SİVAS LİSESİ'NDE GEOMETRİ DERSİ

Atatürk, Sivas Kongresi'nin toplandığı Sivas Lisesi'ne, Lise Müdürü ve Matematik öğretmeni Ömer Beygo ve Başyardımcısı Felsefe öğretmeni Faik Dranaz ve öteki ilgililerle Kongre salonuna geldiler. Burada önce, 4 Eylül 1919 da tarihî kongrenin toplandığı Kongre salonunu ve özel odasını gezdi ve o günkü dekoru aynen korunan bu oda ve salonda o güne ait hatıralarını anlattı. Sonra topluluk halinde Lisenin 9/A sınıfında programdaki Hendese (Geometri) dersine girdi. Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırdı. Öğrenci tahtada çizdiği koşut iki çizginin başka iki koşut çizginin kesişmesinden oluşan açıların Arapça adlarını söylemekte zorluk çekiyor ve yanlışlıklar yapıyordu. Bu durumdan etkilenen Atatürk, tepkisini, "Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle, öğrencilere bilgi verilemez. Dersler, Türkçe, yeni terimlerle anlatılmalıdır." dedi ve tebeşiri eline alıp, tahtada çizimlerle "zaviye"nin karşılığı olarak "açı", "dılı" nın karşılığı olarak "kenar", "müselles"in karşılığı olarak da "üçgen" gibi Türkçe yeni terimler kullanarak, bir takım Geometri konularını ve bu arada Pythagoras teoremini anlattı.
Atatürk, dilimize karşılığı "koşut" olan "muvazi" kelimesinin yerine kullandığı "paralel" teriminin kökenini açıklarken Orta Asya'daki Türklerin, kağnının iki tekerleğinin bir dingile bağlı olarak duruş biçimine "para" adını verdiklerini anlattı.
Atatürk, bu derste aynı zamanda ders kitaplarının birkaç ay içinde Türkçe terimlerle yazdırılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir buyurdu.
(Önerkol: "Tarihsel Bir Anı", Bilim ve Teknik: Kasım 1981, Sayı: 180, s. 16.)


Sivas Lisesi'nde Geometri ders verirken - 13 Kasım 1937----

Bu kısım benim düşüncelerimden oluşuyor..Can Dündar'ı eleştirenlere dayanamayanlar okumasın..!!

Can Dündar bu kayıtlara erişememiş sanırım :)) Hani inzivadaydı ya Atatürk sarayında.. Beni ekibine alsa ben ona google'dan bulurdum bu bilgileri kaynağıyla hemde :)

ATATÜRK GEOMETRİ KİTABI YAZDI:

A. Dilaçar Anlatıyor:

"Geometri kitabını Atatürk, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce Üçüncü Türk dil Kurultayı (24-31 Ağustos 1936)'ından hemen sonra 1936-19137 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayı'nda kendi eliyle yazmıştır.
1936 Sonbaharında bir gün Atatürk beni, Özel Kalem Müdürü Süreyya Anderiman'ın yanına katarak Beyoğlu'ndaki Haşet Kitabevi'ne gönderip uygun gördüğümüz Fransızca Geometri kitaplarından bir tane aldırttı. Bunlar Atatürk'le birlikte gözden geçirildikten sonra, yazılacak Geometri kitabının genel tasarısı çizildi. Bir süre sonra ben ayrıldım ve kış aylarında Atatürk bu eser üzerinde çalıştı. Geometri kitabı bu emeğin ürünüdür.
(Dilâçar, A. : "Geometri" kitabının "Önsöz"ü, Türk Dil Kurumu Yayını, 1981, s. V)

Atatürk'ün, 10 Ocak-9 Mart 1937 tarihleri arasında yazdığı bu eseri, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 1937 yılında Devlet Basımevi'nde bastırılmıştır. "Geometri" adını taşıyan bu kitapta bu adın hemen altına şu kayıt düşülmüştür:
"Geometri öğretenlerle bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığı'nca neşredilmiştir".


Üstteki yazı Sosyalci.org..tan alınmadır..




Yazdığı eserler..
Atatürk hakkında..


Atatürk' e ait gizemler..
İlhan Selçuk Yazmış..