çekirdek kampanyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çekirdek kampanyası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Temmuz 28, 2009

:)


Dün çok yorucu bir geziden gelmem böyle bir program için aklımın uçmasına engel değil. Hele Akdeniz sıcağında bu tarz bir yerde olmayı hayal etmek için hiç değil..
Çok istiyoruuuuuummmmm.. ama gidemem ki. Benim yerime gitmek isteyen olursa diye paylaşmak istedim ..

Bu tarz geziler benim hayallerimin ilk üçünde her zaman yerini koruyacak :) İtirafımdır ..


KAZDAĞLARI ÇEVRE EĞİTİM KURSU
Çanakkale 18 Mart Üniversitesi - Bayramiç Belediyesi katkıları ile
“NATURAM DUCEM SEQUENTES NUMQUAM ABERRABİMUS”(DOĞAYI REHBER ALIRSAK ASLA YANILMAYIZ)
05 – 10 Ağustos 2009 ve 11- 16 Ağustos 2009 (iki dönem)Gerçekleştirileceği yer: Bayramiç (Çanakkale)
Yaşam biçimimizin bizleri doğadan alabildiğince uzaklaştırdığı günümüzde doğaya tekrar yönelmek bizlere çok şey kazandıracaktır. Bu amaç doğrultusunda, sizleri bekliyoruz.Etkinliklerimizi izleyiniz!
Kazdağları’nı yerinde tanımak, yürüyüş yapmak, fotoğraf çekmek, doğa ile iç içe olmak, alabalık yemek, Doğanın muhteşem güzelliğini bulutların ayaklarınızın altında olduğunu görmek çevre konusunda bilgilenmek istiyorsanız 05 – 10 Ağustos 2009 veya 11- 16 Ağustos 2009 tarihleri arasında Çanakkale / Bayramiç’te buluşalım.
Bir haftalık kurs döneminde beş gün boyunca 20 saat teorik 30 saat uygulama olmak üzere toplam 50 saat ders yapılacak hafta sonu da yörenin arkeolojik alanları ve savaş alanları rehber eşliğinde gezilecek ve kurs sonunda katılımcılara çevre gönüllüsü sertifikası verilecektir.
Kursun amacı, Kazdağları’nı ormanlarıyla, barındırdığı bitki ve hayvanlarıyla, su kaynaklarıyla, kültürel, tarihi, mitolojik, çevresel ve ekonomik değerleriyle anlatıp yerinde uygulamalar yaparak doğaya ve çevreye duyarlılığı arttırmaktır.
Kurs, 18 yaş üstü herkese açıktır. İki dönem yapılacak olan kursun toplam katılımcı kontenjanı Elli (50) kişidir.
Öğretmen evinde sabah kahvaltıları (açık büfe) ve akşam yemekleri (3çeşit yemek+salata). Öğle yemekleri kumanya (bir gün alabalık), 9 ve 15 Temmuz akşamları veda yemeği ve eğlence. Kendi menünüzü kendiniz yapacaksınız.
Dersler Halk Eğitim Merkezi’nde, yemekler öğretmen evinde , kalma yeri Yüksekokul yurdundadır.
Uygulama gezileri: Kazdağları kuzey yamacında gerçekleştirilecektir.
Güzergahlar: Çırpılar – Uzunoluk, Evciler – Ayazma, Karaköy – Karagöl –Kurşunbatmaz – Dalaksuyu- Kumlukdüzü, Çaldağ – Kebrene.
Ulaşım: Bayramiç’e ulaşım Çanakkale otogarından Bayramiç Seyahat otobüsleri ile (her yarım saatte bir) sağlanacaktır
Bulunması gereken kişisel malzemeler: Sırt çantası, yürüyüş kıyafeti ve spor ayakkabısı (yağmurluk dahil), fotoğraf makinası, havlu.
Ücretler ve hizmetler:
Konaklama,
Yeme-içme,
Uygulama gezileri ve rehberlik,
Doğa eğitim dersleri

6 günlük tur boyunca herşey dahil kişi başına 350 TL dir.

Cumartesi, Şubat 28, 2009

Mutfakcamı Burcu Fethiye'de :)

Atahan :) Teyzoş'unun tatlısı..

Aslında nerden başlasam bilmiyorum.Geldikleri gün hava çok güzeldi ve ertesi günü yoğun yağmur altında yine de gezmedik yer bırakmadık pek. Kah şemsiye altında, kah arabayla Kaya' ya gittik gözleme yemeğe, yağmur altında Kral mezarına baktık, yine yağmurda resim çekildik..


Perşembe ve cuma yağmursuz geçti, bizde geri kalan gezmelerimizi tamamladık.Fhm daha önceden Fethiye'ye gelmediğinden sil baştan yeniden başladık Burcularla Fethiye keşfine.. Perşembe balık pazarında balık yedik, alışveriş yaptık, Aşıklar Tepesinde resim çekildik, Samanlık koylarından Fethiye manzarası seyrettik..


Paspaturda Boaters Cafe de oturup sohbet ettik ..



O gece şömine başında sıcak şarapta içtik.. Hatta gündüz de rakı, balık pazarında. Genelde yedik içtik, gezdik, sohbet ettik .


Cuma günü hava çok güzeldi, sabahtan çıktık kahvaltıya Yörük Müzesine gittik.. Ordan çıkıp Çalış'ta kahve içtik, fal baktık..Atahan' la salıncaklarda oynadık, manzara seyrettik.



Atahan' la salıncaklarda bağıra bağıra "Bu sabah yerini kimler almış " diye şarkı söyledik hem de onu sallarken.. O gerçi Ceza'dan Yerli Plaka ile Fark Var 'ı seviyor ama benim şarkımı da sevdi :))



Merkezde küçük bir kaç işimiz vardı onları halledip Atahan'ı tramboline götürdük.. Trene ve akülü arabalara binip gezdi.Bir eğlendi ki sormayın.. Öğlen de bir şeyler atıştırdık, Migrosta gezip benim büroma gittik, Uzunbey'le büroda buluştuk, onu da alıp tek araba Üzümlüye gittik gezmeye..Çağıl derse gittiğinden gelmedi. Ares te gelmedi, büroda kaldı.


Burcunun makinesiyle çektim..Oba kebap evi-Kaya

Döndüğümüzde hava kararmaya başlamıştı, hep beraber iki araba Kaya'ya Oba kebap evine gittik.. Bence çok keyifli bir yemekti.. Sohbet, muhabbet, yemek çok güzel geldi, mezeler ve rakı çok hoştu.. Çağıl biraz fazla içti ama öyle güzel sarhoş olmuştu ki gülmekten ona zor sahip çıktık. Keyfimiz yerindeydi anlayacağınız...

Üzümlü-Fethiye


Eve dönüp yatana kadar beraber oturduk.Bu sabahta güzel bir kahvaltıdan sonra Uzunbey işe, Çağıl okulla kar gezisine Karabel'e ,Burcular da yola çıktılar..




Samanlık Koyları civarından 2. Karagözler Mahallesi -Fethiye


Ben öğleden sonra Şükran Teyze' nin doğumgününe davetliydim.. Öğlene kadar oturup Uzunbey beni alıp götürene kadar bilgisayara girdim. Şükran Teyze nin doğumgünü yazısı ve resimleri daha sonra.


Bülent'in yeri -Kayaköy ( o gün yağmur altında bile Kaya çok güzeldi yalnız sobayı o kadar az yakmışlardı ki müdahale etmek zorunda kaldım :) Burcu üşüdü..

-fotoğraf Burcu' nun-

Yine samanlık koylarından Çalış görüntüsü..




Bu gezinin en enteresan yanı Burcunun su kaplumbağasını da yanına almış olmasıydı sanırım.Yalnız bir gün kendini Ares dokunmasın diye koyduğumuz gümüşlüğün tepesindeki kabından atmış, biz farkettiğimizde Ares evde olduğundan onunla oynayabileceğini düşündük ve panik olduk.Hem sudan dışarıda çok durduğunda kabuğu kurur dedi Uzunbey. Sağa sola baktık, yok, en sonunda Ares'e yemek olduğunu düşünüp üzülmeye başladığımda Uzunbey onu gümüşlüğün altında buldu :))






Beraberken zaman çok güzel geçti, onların burada olması çok güzeldi, keşke hep yakın olsak dedirtti..


Aslında yazabilecek çok şey var.Özellikle son gece yemekte çok güldük ve çok eğlendik. Fhm Çağıl' ı içki içmeye Çanakkale' ye çağırdı özel olarak :)

Samanlık Koylarının ordan bizim çekirdek attığımız tepenin yanına yazı yazılmış "şehitler ölmez, vatan bölünmez "diye.. Çekirdekler ve ağaçlar tepenin solunda.. Zaten belli oluyor oranın artık yavaş yavaş büyüyen fidanları olduğu.


Ares ve Atahan çok iyi anlaştı. . Ares teyzoşunu çok sevdi, ona karşı farklı davrandı hep.. Yukarı kata çıktığında merdivenlerde onu bekledi , büroya geldiklerinde ayaklarına yattı.

Üzümlü de Turgut Amcanın antika sobası ..Üzümhan-Üzümlü-Fethiye

Yolda bir ara arabadan Babadağı' nı çektik, çok güzel karlı görüntüsü vardı..
Ares, gece bizim odada yattığından zaten onları rahatsız etmedi ama son gece Atahan erken yattığından uyurken gidip onun yatağına çıkmış, Atahan bizi çağırıp haber verdi de aldık.

Samanlık Koylarından Fethiye..
Çok güzeldi ve bir rüya gibi geçti gitti. Darısı çok uzun süredir görüşmeyenlere ..
.... .... ....



Bu çekirdekler Pınarbk'dan.. Bloğu şifreli olduğundan onu göremeyebilirsiniz ama buradan ayrıca teşekkür etmek istedim. Çekirdekleri mavikuş ta ,atılmak için bekliyor..Bu ay sanırım onları genç temacılarla atacağız hep birlikte.. (kampanya da bize destek oldular hep, daha önce de beraber attık )
Çekirdekleri bize ücretsiz ulaştıran Fethiye Yurtiçi Kargo'ya da buradan teşekkürler..
... ... ...
12 yaşımdan beri çok iyi bir arkadaşım var Ankaralı, bana bu güzel sitenin adresini göndermiş maille..Ben de sizlerle paylaşmak istedim..

Perşembe, Kasım 20, 2008

Çekmeceli dolap


Aşağıdaki yazıda bahsettiğim çekmeceli dolabı bu konseptte boyamak istiyorum.Daha karar vermedim gerçi ama bu resimlerdeki gibi dursun istiyorum. Ayrıca birde ekmek dolabım var boyanacak.. Dolapla aynı renk olabilir eğer ilk boyadığım güzel olursa onu da aynı renk boyamayı düşünüyorum.Resimler atölyeetilerdükkan dan.. Bütün ürünler çok hoş geldi bana , kim yaptıysa eline sağlık artık..
Bir acı tad dilimde,
günüme eşlik eden.
Yüreğim acıyor..
Kelimeler uçuşuyor etrafımda minik kanatlarını çarparak, kelebekler misali.
Ellerin yok ya.
Gözlerin.
Sözlerin.
Tükeniyor içerimde tüm birikmiş umutlarım.
Sızıyor bedenimden bir öfke.
Yakıyor, kavuruyor..
Senden gelen..
Senden kalan..
Şimdi bir avuç kül.

Bu güzel şiir de Hayatın Ortasında'n..
En çok bu şiirini sevdim sanırım.


Derin bir kesik attın, sevdama..
Görmeyecek belki hiçbir bakış,
Anlatmayacak sesim.
Tek ben bileceğim,
Sızısını..
Saatleri saatlere eklerken,
Yürürken sokaklarda bir başıma,
Yağmurlar altında ıslanırken,
Şarkılar daha bir derinden çalarken nağmelerini,
Acıyacak sen'li sevdam.
Sandalyelerimde bu modele çok yakın..
Belki ileride onları da boyarım:))



Yatak odamda bu kadar büyük olmasa da bir sandığım var boyanması gereken. İçine eşarplarımı koymayı düşünüyorum.
Alttaki dolap kapakları da fena durmamış aslında, düşünebilirim..

Bugün Çevre Dostu Ürünler Sergisi için toplantı yaptık.Aynı zamanda da sabahtan çekirdek kampanyasını anlatan broşür çalıştık Berna ile benim büromda.. Sergi de Mavi Kuş standı açıp çekirdek kampanyasını anlatacağız insanlara..
Oradan hastaneye gidip Çağıl'ın tahlillerini aldım,dr.la görüştüm ve koşturarak büroya döndüm..Gün bitmeden yapmam gereken bir işi yetiştirdim..
Yarın Sağlık Meslek Yüksek Okulunda Atık Piller ile ilgili bir öğrencinin projesinin sunumunu seyretmeye gideceğiz Mavi kuş olarak arkadaşlarla. Bir terslik olmazsa ordayım öğlende. Sabahtan da bir genç bir erkek arkadaşım gelecek büroya özel ders veren.Sanırım bu konuda benden yardım isteyecek.Kışın daha çok koşturuyorum bir de baharda çok yoğun oluyorum..Yazın daha rahatım,şimdi farkettim :))
Bu yazı biraz da bir önceki yazının yorumunda geçenler için yazılmıştır :)

Cumartesi, Ağustos 09, 2008

gidiyorum

Bir haftadır yazı girmemişim..Üzgünüm.Bu cehennem sıcağında hiçte aklıma gelmedi yazı yazmak :) Dün yazıya önce resimleri koyuyorum sonra altını yazıyorum ya, resimleri attım Figen Ankaradan buralara gezmeye gelmiş illa bana da uğra demiştim.. O gelince ara verdim sonra da bir baktım ki resimler uçmuş. Neyse yine bu sabah dört tanesini de evde uçurduktan sonra yine girdim resimleri, bir an önce yazıp işime bakacağım. Yukarıdaki manzara Hill Side'a giderken bir tepeden çekildi.. Karşıda tam olarak marina önündeki tekneler ve arkada deniz kenarında olan yol ve çevresi gözüküyor. Kartpostal gibi maşallah ama çok sıcak. Sıkıysa yolda yürü ya da klimasız yerlerde otur.
Burası da yine bir yürüyüş yolunun manzarası. Bu sefer görünen Fethiye Körfezindeki adalar.
Buraya çok eskiden gelen bir arkadaşım hep derdi ki etrafımız beş kat dağ.. İşte bunun kanıtı..

Bu arada güzel haberi vermem lazım ki ben de memleketime gidiyorum bir haftalığına Çağılla beraber.. Babamı,Çarliyi ve İstanbul'u çok özledim. Trakya'yı da :))

Balkonda bir öğleden sonra..Annemin yaptığı ebru masa örtüsü masada.. Yemek yerken koymuyorum ama bunlar oturmalık :)

Kışın aldığım kaktüslerden..


Bunu da melissa peyzajdan almıştım..
Bu saksıyı gördüğümde tam kaktüslerim için diye düşünmeden edemedim ve aldım.

Buz çiçeğim..Kendileri sukulent olurlar :))

Bunlarda genelde buz çiçeği olarak bilinen diğer sukulent çeşidi... Su vanasının kutusunun altında duruyor çünkü ön balkon kapısının çarpmasını önlüyor..
Bildiğim kadarıyla Mine bu çiçeklerin adı.. Bende en çok bu rengini seviyorum ama Uzunbey bu çok yayılıcı çalı şeklinde olan çiçekleri ön giriş kapısının yanına inat olsun diye hepsini birarada diktiğinden bu evde nefret ediyorum da denebilir :) Normalde Hatice Teyze bana pembe-sarısını vermişti.. O da gidip beyaz ve sarı-kırmızısını almış.. Şimdi bir damlacık yerde 3 tane yayılıcı mine var ve daha bir sürü bir şey. Karman çorman bir bahçeden hoşlanmıyorum, kendi içinde bir düzeni olmalı bahçenin.. Ev biz taşındığımızda sıfırdı ama bir sitede oturduğumdan, bahçe düzeni yapılmış olduğundan belli sayıda bir şeyler dikebildim kendi bahçeme.. Olanlardan kalan yerlere.. ama sağolsun Uzunbey bir parça toprak gördüğü yere her şeyi dikmeye bayıldığından ön bahçem ve yan bahçem biraz düzensiz bir bitkilenme şeklinde..Zaten taş duvarlarda bir sürü saksım var..Böylece dolu dolu bir bahçe görüntüsü var.Neyse zamanla sevmediklerimi ayıklayıp kurtulacağım bazılarından..

Köklü getirip diktiğim Hatice Teyze çiçeğim..Çiçeklerimin çoğu ondandır zaten..Yani çeliklerin..

Bu da beyazı..

Atatürk çiçeğim.. Bunu da çelikten diktim, kuytu yerde olması gerekiyor ve rüzgardan bozuluyor kışın.. Altında da görüğünüz üzre mineler.. Karışık bahçede.

Sedum..

En çok ağustosta açmayı sevdiklerinden acem borusunun resmi.. Ben geldiğimde vardı ama normalde çok çiçek döküyor bu yüzden oturma alanlarının yanına dikilmemeli..

Japon gülü..

Buna arap saçı demişler birkaç yerde ama bu arap saçı değil bence..Adını bilen varsa yazabilir :)

Sıcaklardan mayışan sardunyalarımın içinde en iyi gözüken bu ..

Bu ne..?
Ben mutfakta özellikle milföy hamurundan yaptığım börek ve tatlılarla tanınırım.. Bu da yeni keşfim..Yani ben keşfetmedim bir blogda gördüm..Çerkeskızı adlı bir blogdu..Milföyü direk olarak bir kaba güzel şekiller vererek kare şekliyle oturtuyorsunuz.Gördüğünüz üzre ben şekil vermedim, koydum. Alta değen kısımlara çatal batırıyorsunuz ve kabarmasını önlüyorsunuz. Direk fırında pişiriyorsunuz.. Çıkınca üstüne benim kadar abartmadan bir tatlı kaşığı reçel koyuyorsunuz.. Ben reçeli çok koydum ama öyle seviyorum. Sonra soğuması için bekleyip pudra şekeri döküyorsunuz..

Çok çabuk ve tatlı isteyen ev ahalisi için hemen yapılması çok pratik.. Ben sevdim..

Bu da vişne likörümüz..Aslında mutfağım iyidir de göstermiyorum :)) Neyse, içmeyi seviyorum ya -böyle söyleyince de her gece içiyorum sanmayın ya sevinçten ya kederden içerim ben :))
Vişne likörünü internetten öğrendim :)

BU ARADA BEN SENELERDİR BU LİKÖRÜ YAPMAK İSTERİM AMA TARİF BULAMAZDIM..BU SENE AĞUSTOSU KAÇIRMADAN YAPAYIM DEDİM :) Biz likörümüze geçelim..

Ben bir kilo aldım çünkü bu ikincisi.. Vişne. Biraz cin, tarçın çubuğu,toz şeker,karabiber tane, karanfil.
Bir şişeye veya bir kaba, vişneleri saplarından ayırıp, çekirdekleriyle beraber yıkayıp hazırlığını yaparak en alta bir sıra koyuyoruz.Üstünü kapatacak kadar şeker,bir karabiber tane,bir tarçın çubuğunun yarısı,bir karanfil ekleyerek şişenin kapağına kadar dolduruyoruz sıkıştırmadan..En üste şişeyi sallayarak ve hava boşluklarını arada çıkararak cin koyuyoruz. Karabiber ve karanfil taneleri 10 ar taneyi geçmemeli ve şişeyi kapatırken en üste naylon daha sonra kapağı kapatıyoruz ki hava almasın, kaçırmasın. Sonra onu karanlık, ışık almayacak bir köşede unutuyoruz iki ay. Ben bir şişeyi unuttum, bu şişeyi de babam ve çarli için yaptım onlara götüreceğim.. Bu arada resimde gördüğünüz gibi çekirdekleri yıkayıp, kurutup bana gönderiyorsunuz ki kuşlara kurtlara yem olsun,ağaçlar çıksın..Gönderemezseniz de siz etrafınızda bir yerlere dikiyorsunuz..Ya da bizim gibi serpiyorsunuz..
Bu resim bende olan ve birinden kalan bir yağlı boya idi..Bu evde çerçeveletip asabildim en sonunda.. Çokta yakıştı salonuma.
Burcu annemlerde, her gün konuşup bensiz gezmemeleri için ikna ediyorum yetmezse tehdit ediyorum :) Kısmetse pazartesi akşamına biletimi aldım.
Bugün evdeyim, hazırlık yapmaya çalışıyorum. Çok sıcak tabii. Klima açtığın zamanda orada oturacaksın oysa ben her odada iş yapmaya çalışıyorum. Akşama düğün var eski bir çalışanımızın ama gidemeyeceğim.
Dün manikür-pedikür işlerimi bitirdim allahtan.. Bugün sadece bavul işlerim kaldı. Fazla gidecek bir şey yok, hepsini annemlerle yollamıştım zaten.
Yarın pazar, pazartesi de çabuk geçsin salı olsun ve ben İstanbulda olayım.

Perşembe, Temmuz 31, 2008

çekirdek kampanyası

İşte günlerdir size yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım güzellik :)) Hatırlarsınız aralık 2007 de çekirdek kampanyamızın ilk çekirdeklerini 2 .Karagözlerde yanan orman alanına atmıştık. Geçtiğimiz gün Orman İşletme Müdürünü ziyarete gittik Berna ile bize ilk söylediği sizin çekirdekler ağaç olmuş diye bir cümleydi. O kadar sevindik ki anlatamam ve atlayıp şehrin hemen kenarında bulunan yanan orman alanına gittik.Hatta ayağımızda terlik , çıkabildiğimiz kadar yükseğe çıkıp hem ağaçlarımızı hem de güzelim manzarayı çektik.. Sonra da dün basın toplantısı yapıp orada çekirdek toplayan herkese teşekkür edip ayrıldık.

Bu ağaçlar benim ve Berna'nın torunları gibi.. Oraya orman işletme Müdürlüğü aslında çam fideleri de dikmişti, arada bizim attığımız çekirdekler bazen bir yarıktan bazen de çamların yanındaki setten kendini dışarı atmış.Benim gezebildiğim kadar en az böyle 15 şeftali ağacı yakaladım.. Daha yükseklere çıktıkça ağaçların tutma olasılığı da yükseliyordu.Diğer çekirdeklerden eser yoktu, demek ki hayvanlar yedi diye de düşünüyorum. Arada çiçek ve karpuz tohumları da atıldığından tanımadığımız bitkilerde vardı.. Ben görebildiğim kadarıyla bayağı bir resim çektim. Tüm emeği geçenlere tekrar buradan teşekkür ederim.. Fidanların boyları 15-25 cm arasında değiştiğinden, nerede olduğunu anlamanız açısından da arkadaki manzarayı ve diktiğimiz tepenin dikliğini görmeniz açısında da manzara resimlerini sizinle paylaşıyorum.
2.karagözler
Karşıda gördüğünüz çıplak tepe yakın zamanda ağaçlarla dolacak :))
Resimleri çektikten sonra Boğaziçi restauranta gidip Berna ile basın toplantısını planladık ve bir şeyler içtik. Kampanyaya devam kararı aldık dernekçe .Yalnız toplama alanlarını küçülttük ki daha verimli olabilelim. Artık sadece FETAV' da, Mavi Kuş'ta, Fethiye Evi' nde ve Likya World'de toplayacağız.. Daha sonra da helikopter ve paraşütlerle dağlara atacağız.Böylece dağlardaki bir sürü hayvan da bu çekirdeklerle ve tutan fidanların yabani meyveleriyle beslenebilecek. Orman Müdürünün bize anlattığı ve yanında makina olmadığı için çekemediği bir görüntü var ki o da helikopterden çekirdekleri attıklarında sincapların çekirdeklere koşup onları toplaması.Ne yazık ki bu resimleri çekememiş ama kendi gözleriyle seyredip bize anlattı.

Yakın plan yanan orman alanı..


Resmi tıklayın ve büyütün.. Dikkatli baktığınızda yanan ağaç kökünün dibindeki fidanı göreceksiniz :)

Bu da bir başkası..


Genelde yanan yerin görünümü böyle..Arada hala eski yanan ağaçlardan kalan parçalar var, onların arasında çam fideleri ve bizim fidanlarımız..

Manzara o kadar güzel ki bakmaya doyamıyorsunuz.. Karşısı Ecesaray Marina..

Burası da Letonya'ya giderken Samanlık koylarından biri..

Tepeden 2. Karagözler.. Eğimi görüyormusunuz..? Yürümek ve fotoğraf çekmek biraz zordu ,onun için daha yukarılara çıkamadım.. Çıktığım yükseklikte zaten az değil..


Bazı yerde çamlarla şeftaliler yanyana ..

Bazıları da dal parçacıklarının yanında ezilmeden korunabilmiş..Çünkü buralarda hala yabani domuzlar ve diğer hayvanlar gezebiliyor.Aslında doğayı sadece kendimizin sandığımız büyük bir yanılgı içindeyiz , çoğunluk hala hayvanların doğasına ilerleyen binalarla ,büyüyen şehirlerle ne kadar içine girdiğimizin farkında değil.
Bu konuda en kızdığım konu ise kendine çeşitli payeler biçerek (çevreci, ekolojik danışman vb.gibi ) aslında örnek olması gereken insanların çekirdek kampanyası gibi uygulamaları önemsemeyişi ve herkesi kendi fikirlerine uygun yaşamaya zorlaması.. Oysa bizim burada yaptığımız ne doğaya müdahale etmek -hatta aç kalan hayvanlara besin sağlıyoruz bir bakıma- ne de ekolojik dengeyi sarsmak. Genelde bu insanlar kendileri bir şey yapmadıkları gibi yapanları da eleştirmekten geri kalmıyorlar. Bizim kampanyalarımıza bir zır cahillerden ( ben onlara böyle diyorum çünkü onlar ne toplumu düşünerek hareket eden tipler ne de kendilerine bir faydaları var , yapmak istedikleri şanı şöhreti bu gibi kampanyalara saldırarak yapıyorlar) diğerleri de biraz masabaşında oturup ,okuyan, -kesinlikle yanlış anlamayın okullarında okuyanlar değil- oturdukları yerde sallayanlar ve biraz toprakla haşır neşir olmuş ama nasıl kendime bir şeyler yontarım, isim yaparım, şu derneğe başkan olurum , ben ekolojik bilmemne hakkında çok bilgiliyim diye ne kadar bilgili olduğunu gösterip başkalarını küçümseyen tipler. Genelde nette bu tip insanlardan tepkiler gördük.
Bana göre ise bu biraz vizyonla ilgili bir şey.. Vizyonu açık olup kafasına yatmayanlar yine de saygı gösterebiliyorsa ve susuyorsa bu insanlara da ben saygı duyarım. Genelde tepkileri bu üç statüde değerlendirdiğimi söylemeliyim.Zaten dördüncü grupta ya çekirdekleri verdi ya da gerçekten destek oldu .. Başından beri söylüyorum.. Bir dönem insanlar oturdukları yerlerden sallamış, bilgisayar ve net yokmuş, biraz kitap okumuş, biraz sağdan soldan görmüş ve bazıları kendilerine ve bulundukları yerlere göre sıçrama yapmışlar.. İşte bu insanlar genelde bir şey ortaya çıkınca ya da yeni fikir ortaya atan birileri düşündüğünde kavrayabilecek nitelikte olmadıkları gibi destekleyebilecek olgunlukları da olmadığından hemen o fikri eleştirmeye ve alakasız şekilde saldırılara da geçebiliyorlar. Birde farkettiğim şu ki bu insanlar sağı solu eleştirmekten ne bir ağaç dikmiş, ne de bir doğaya destek olabilecek hareketi var.Hatta okumuş insanların rüzgarımı kesiyor diye ağaç kesmelerine, ya da gölge yapıyor diye ağacı köklemelerini anlamıyorum.Galiba millet olarak yaptıklarımızla, düşündüklerimiz hatta duruma göre davranışlarımız o anki konumumuza ve çevremize göre değişiyor.Sanırım son ülke durumlarımızın açıklaması da bundan ibaret.
Bu fidanlar bence yukarıda anlattığım tarzda olanlara kapak olabilecek cevabı bizlerden daha net veriyor.. Doğa anlayabilene gerçek cevapları da veriyor aslında ama bunu anlayacak kapasitede olanları bulmak zor bu dünyada..

Bir gün yerden ağaçların tohumlarını topluyorum ki bir köylü yanıma yaklaştı, niye onları topluyorsun dedi. Bende onları toprağa meyve çekirdekleriyle serpeceğimizi anlattım.İyi de dedi etraf zaten ağaç dolu.Ona bir zamanlar bizim de şehirlerde ağaçlar arasında büyüdüğümüzü ama artık insanların ağaç görmeye başka yerlere gittiklerini söyledim.Buranın etrafı beş kat dağ ve orman. Eğer etraf ağaç dolu diye sende yeni ağaçlar dikmezsen ileride senin çocuklarının çocukları da bizler gibi başka memleketlere gitmek zorunda kalacak dedim.. Kısık sesle haklısın dedi ve gitti.

Genelde insanların başkalarına yardım etmesiyle ilgili düşüncelerim şöyle :
Ödümüz kopuyor sanki bir başkasına bu dünyada bir faydamız olacak diye.. Dernekte ve genelde sosyal olaylarda yaklaşımımız bu.Oysa ayda beş ytl ye ya da on ytl ye bir öğrenciye burs verebiliriz..Beş kişi on ytl verse ayda bir öğrenciye en azından harçlık oluyor, ya da parası olmadığı için yürümek zorunda kaldığı minibüs parası olabiliyor bu miktar..Oysa birbirimize ballandıra ballandıra anlattığımız şunu aldım, bunu yaptımların yanında bunun iç huzurunu ve güzelliğini nasıl anlatabilirim ki. Diyeceksiniz ki sen ne yapıyorsun..Ben okuduğum ve kullandığım herşeyi bir yere ulaştırıyorum. Hatta ulaştıramayanlara aracı oluyorum.. Artık fazladan harcadığım her kuruşu şöyle değerlendirebilirdim gibi düşünmemek için paramın hesabını ona göre yapıyorum..
Hiç bir şey yapamıyorsanız sadece etrafınızda olanlara karşı bile kendinizi kapatmayın yeter. Belki sizin sayenizde birileri onlara ulaşabilir..Unutmayın.
Arada yazmadıklarıma gelince, size yazmaya zaman bulamadıklarım..
1-Annem burdayken sabahın 9 unda , açık kalan balkon kapısından eve hırsız girip annemin masa üstünde duran küçük çantasından para , benim cd çantamı da takı çantası sanarak alıp kaçtığından ve biz üst katta annemin odasında konuşup gülüşürken bu olay olduğundan iki gün sinirlerimiz bozuk gezdik.. Balkon demir kapım hep kilitliydi ama artık paronayaklık derecesinde cam kapıyı da kilitleyip yukarı çıkıyorum.Sanırım Uzunbey giderken kapıyı açık unutup evden çıktı zannettiğinden içeri girdi yoksa sabahın dokuzunda bu ne cesaret diyorum içimden..İyi ki görmedik, olan annemin parasına ve benim karnaval cdlerime oldu.Annemin büyük çantası ve benim çantam yine masadaydı sanırım sesimizi duyduğunda ilk yakaladıklarını alıp kaçtı.Hiç bir iz yok ve aldıkları olmasa anlamayacağız bile girdiğini.. Yaz aylarında burada diğer illerden gelip hırsızlık yapıp gidenler var.. Yoksa hala güvenli yerlerdendir burası..
2- Bugün evdeyim, temizlik yapıyorum, blog yazıyorum, Burcu ile günlük yarım saatlik telefon konuşmamızı yaptık :)
3- Netten yeni tanıdığım ve sohbet ettiğim bir karı-koca, her ikisininde bloğuna ( asortikkrep-X Ha nım)adımın yanına kendi ismimle link koymuş :)) Görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü..Neyse hemen gece gece mail attım da düzelttiler.. Sanki bir an herkes görebilecekmiş gibi geldi de biraz panik oldum.Neyse ki düzelttiler..
4- Hava buralarda çok sıcak, bir yandan da değişik.. Yani geçtiğimiz senelerdeki gibi değil.
5- Geçtiğimiz pazarda Kıdrak'a gittik.. Çok güzeldi yine..
6- Bu aralar acaip derecede canım ahşap boya yapmak istiyor. Bir sürü yapılacak işim var ama bir türlü oturamıyorum. Kitap okumakta istiyor ama okuyamıyorum yorgunluktan..Akşamları geç geliyoruz, ancak dinlenebiliyorum.
7-Avon'dan aldığım şampuanlar ve banyo köpükleri çok güzel :)) Teşekkürler Burcu..
8- Çağıl'ın masasındayım, biraz sonra da bu sıcakta odasını süpüreceğim :)
9- Denize gitmek istiyorum..
İşte bu düşüncelerle kalkıp evi temizleyeceğim şimdi :))
Son ekleyeceklerim.. Nerde yaşarsak yaşayalım, mutlaka bir şekilde doğaya bir faydamız dokunabilir. Hiç ağaç dikmemiş biri olmak kadar doğadan uzak kalmayalım hiçbirimiz.. ve her zaman farkında olalım başka insanların yaşadıklarından.