çekirdek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çekirdek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 28, 2009

Mutfakcamı Burcu Fethiye'de :)

Atahan :) Teyzoş'unun tatlısı..

Aslında nerden başlasam bilmiyorum.Geldikleri gün hava çok güzeldi ve ertesi günü yoğun yağmur altında yine de gezmedik yer bırakmadık pek. Kah şemsiye altında, kah arabayla Kaya' ya gittik gözleme yemeğe, yağmur altında Kral mezarına baktık, yine yağmurda resim çekildik..


Perşembe ve cuma yağmursuz geçti, bizde geri kalan gezmelerimizi tamamladık.Fhm daha önceden Fethiye'ye gelmediğinden sil baştan yeniden başladık Burcularla Fethiye keşfine.. Perşembe balık pazarında balık yedik, alışveriş yaptık, Aşıklar Tepesinde resim çekildik, Samanlık koylarından Fethiye manzarası seyrettik..


Paspaturda Boaters Cafe de oturup sohbet ettik ..



O gece şömine başında sıcak şarapta içtik.. Hatta gündüz de rakı, balık pazarında. Genelde yedik içtik, gezdik, sohbet ettik .


Cuma günü hava çok güzeldi, sabahtan çıktık kahvaltıya Yörük Müzesine gittik.. Ordan çıkıp Çalış'ta kahve içtik, fal baktık..Atahan' la salıncaklarda oynadık, manzara seyrettik.



Atahan' la salıncaklarda bağıra bağıra "Bu sabah yerini kimler almış " diye şarkı söyledik hem de onu sallarken.. O gerçi Ceza'dan Yerli Plaka ile Fark Var 'ı seviyor ama benim şarkımı da sevdi :))



Merkezde küçük bir kaç işimiz vardı onları halledip Atahan'ı tramboline götürdük.. Trene ve akülü arabalara binip gezdi.Bir eğlendi ki sormayın.. Öğlen de bir şeyler atıştırdık, Migrosta gezip benim büroma gittik, Uzunbey'le büroda buluştuk, onu da alıp tek araba Üzümlüye gittik gezmeye..Çağıl derse gittiğinden gelmedi. Ares te gelmedi, büroda kaldı.


Burcunun makinesiyle çektim..Oba kebap evi-Kaya

Döndüğümüzde hava kararmaya başlamıştı, hep beraber iki araba Kaya'ya Oba kebap evine gittik.. Bence çok keyifli bir yemekti.. Sohbet, muhabbet, yemek çok güzel geldi, mezeler ve rakı çok hoştu.. Çağıl biraz fazla içti ama öyle güzel sarhoş olmuştu ki gülmekten ona zor sahip çıktık. Keyfimiz yerindeydi anlayacağınız...

Üzümlü-Fethiye


Eve dönüp yatana kadar beraber oturduk.Bu sabahta güzel bir kahvaltıdan sonra Uzunbey işe, Çağıl okulla kar gezisine Karabel'e ,Burcular da yola çıktılar..




Samanlık Koyları civarından 2. Karagözler Mahallesi -Fethiye


Ben öğleden sonra Şükran Teyze' nin doğumgününe davetliydim.. Öğlene kadar oturup Uzunbey beni alıp götürene kadar bilgisayara girdim. Şükran Teyze nin doğumgünü yazısı ve resimleri daha sonra.


Bülent'in yeri -Kayaköy ( o gün yağmur altında bile Kaya çok güzeldi yalnız sobayı o kadar az yakmışlardı ki müdahale etmek zorunda kaldım :) Burcu üşüdü..

-fotoğraf Burcu' nun-

Yine samanlık koylarından Çalış görüntüsü..




Bu gezinin en enteresan yanı Burcunun su kaplumbağasını da yanına almış olmasıydı sanırım.Yalnız bir gün kendini Ares dokunmasın diye koyduğumuz gümüşlüğün tepesindeki kabından atmış, biz farkettiğimizde Ares evde olduğundan onunla oynayabileceğini düşündük ve panik olduk.Hem sudan dışarıda çok durduğunda kabuğu kurur dedi Uzunbey. Sağa sola baktık, yok, en sonunda Ares'e yemek olduğunu düşünüp üzülmeye başladığımda Uzunbey onu gümüşlüğün altında buldu :))






Beraberken zaman çok güzel geçti, onların burada olması çok güzeldi, keşke hep yakın olsak dedirtti..


Aslında yazabilecek çok şey var.Özellikle son gece yemekte çok güldük ve çok eğlendik. Fhm Çağıl' ı içki içmeye Çanakkale' ye çağırdı özel olarak :)

Samanlık Koylarının ordan bizim çekirdek attığımız tepenin yanına yazı yazılmış "şehitler ölmez, vatan bölünmez "diye.. Çekirdekler ve ağaçlar tepenin solunda.. Zaten belli oluyor oranın artık yavaş yavaş büyüyen fidanları olduğu.


Ares ve Atahan çok iyi anlaştı. . Ares teyzoşunu çok sevdi, ona karşı farklı davrandı hep.. Yukarı kata çıktığında merdivenlerde onu bekledi , büroya geldiklerinde ayaklarına yattı.

Üzümlü de Turgut Amcanın antika sobası ..Üzümhan-Üzümlü-Fethiye

Yolda bir ara arabadan Babadağı' nı çektik, çok güzel karlı görüntüsü vardı..
Ares, gece bizim odada yattığından zaten onları rahatsız etmedi ama son gece Atahan erken yattığından uyurken gidip onun yatağına çıkmış, Atahan bizi çağırıp haber verdi de aldık.

Samanlık Koylarından Fethiye..
Çok güzeldi ve bir rüya gibi geçti gitti. Darısı çok uzun süredir görüşmeyenlere ..
.... .... ....



Bu çekirdekler Pınarbk'dan.. Bloğu şifreli olduğundan onu göremeyebilirsiniz ama buradan ayrıca teşekkür etmek istedim. Çekirdekleri mavikuş ta ,atılmak için bekliyor..Bu ay sanırım onları genç temacılarla atacağız hep birlikte.. (kampanya da bize destek oldular hep, daha önce de beraber attık )
Çekirdekleri bize ücretsiz ulaştıran Fethiye Yurtiçi Kargo'ya da buradan teşekkürler..
... ... ...
12 yaşımdan beri çok iyi bir arkadaşım var Ankaralı, bana bu güzel sitenin adresini göndermiş maille..Ben de sizlerle paylaşmak istedim..

Perşembe, Temmuz 31, 2008

çekirdek kampanyası

İşte günlerdir size yazmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım güzellik :)) Hatırlarsınız aralık 2007 de çekirdek kampanyamızın ilk çekirdeklerini 2 .Karagözlerde yanan orman alanına atmıştık. Geçtiğimiz gün Orman İşletme Müdürünü ziyarete gittik Berna ile bize ilk söylediği sizin çekirdekler ağaç olmuş diye bir cümleydi. O kadar sevindik ki anlatamam ve atlayıp şehrin hemen kenarında bulunan yanan orman alanına gittik.Hatta ayağımızda terlik , çıkabildiğimiz kadar yükseğe çıkıp hem ağaçlarımızı hem de güzelim manzarayı çektik.. Sonra da dün basın toplantısı yapıp orada çekirdek toplayan herkese teşekkür edip ayrıldık.

Bu ağaçlar benim ve Berna'nın torunları gibi.. Oraya orman işletme Müdürlüğü aslında çam fideleri de dikmişti, arada bizim attığımız çekirdekler bazen bir yarıktan bazen de çamların yanındaki setten kendini dışarı atmış.Benim gezebildiğim kadar en az böyle 15 şeftali ağacı yakaladım.. Daha yükseklere çıktıkça ağaçların tutma olasılığı da yükseliyordu.Diğer çekirdeklerden eser yoktu, demek ki hayvanlar yedi diye de düşünüyorum. Arada çiçek ve karpuz tohumları da atıldığından tanımadığımız bitkilerde vardı.. Ben görebildiğim kadarıyla bayağı bir resim çektim. Tüm emeği geçenlere tekrar buradan teşekkür ederim.. Fidanların boyları 15-25 cm arasında değiştiğinden, nerede olduğunu anlamanız açısından da arkadaki manzarayı ve diktiğimiz tepenin dikliğini görmeniz açısında da manzara resimlerini sizinle paylaşıyorum.
2.karagözler
Karşıda gördüğünüz çıplak tepe yakın zamanda ağaçlarla dolacak :))
Resimleri çektikten sonra Boğaziçi restauranta gidip Berna ile basın toplantısını planladık ve bir şeyler içtik. Kampanyaya devam kararı aldık dernekçe .Yalnız toplama alanlarını küçülttük ki daha verimli olabilelim. Artık sadece FETAV' da, Mavi Kuş'ta, Fethiye Evi' nde ve Likya World'de toplayacağız.. Daha sonra da helikopter ve paraşütlerle dağlara atacağız.Böylece dağlardaki bir sürü hayvan da bu çekirdeklerle ve tutan fidanların yabani meyveleriyle beslenebilecek. Orman Müdürünün bize anlattığı ve yanında makina olmadığı için çekemediği bir görüntü var ki o da helikopterden çekirdekleri attıklarında sincapların çekirdeklere koşup onları toplaması.Ne yazık ki bu resimleri çekememiş ama kendi gözleriyle seyredip bize anlattı.

Yakın plan yanan orman alanı..


Resmi tıklayın ve büyütün.. Dikkatli baktığınızda yanan ağaç kökünün dibindeki fidanı göreceksiniz :)

Bu da bir başkası..


Genelde yanan yerin görünümü böyle..Arada hala eski yanan ağaçlardan kalan parçalar var, onların arasında çam fideleri ve bizim fidanlarımız..

Manzara o kadar güzel ki bakmaya doyamıyorsunuz.. Karşısı Ecesaray Marina..

Burası da Letonya'ya giderken Samanlık koylarından biri..

Tepeden 2. Karagözler.. Eğimi görüyormusunuz..? Yürümek ve fotoğraf çekmek biraz zordu ,onun için daha yukarılara çıkamadım.. Çıktığım yükseklikte zaten az değil..


Bazı yerde çamlarla şeftaliler yanyana ..

Bazıları da dal parçacıklarının yanında ezilmeden korunabilmiş..Çünkü buralarda hala yabani domuzlar ve diğer hayvanlar gezebiliyor.Aslında doğayı sadece kendimizin sandığımız büyük bir yanılgı içindeyiz , çoğunluk hala hayvanların doğasına ilerleyen binalarla ,büyüyen şehirlerle ne kadar içine girdiğimizin farkında değil.
Bu konuda en kızdığım konu ise kendine çeşitli payeler biçerek (çevreci, ekolojik danışman vb.gibi ) aslında örnek olması gereken insanların çekirdek kampanyası gibi uygulamaları önemsemeyişi ve herkesi kendi fikirlerine uygun yaşamaya zorlaması.. Oysa bizim burada yaptığımız ne doğaya müdahale etmek -hatta aç kalan hayvanlara besin sağlıyoruz bir bakıma- ne de ekolojik dengeyi sarsmak. Genelde bu insanlar kendileri bir şey yapmadıkları gibi yapanları da eleştirmekten geri kalmıyorlar. Bizim kampanyalarımıza bir zır cahillerden ( ben onlara böyle diyorum çünkü onlar ne toplumu düşünerek hareket eden tipler ne de kendilerine bir faydaları var , yapmak istedikleri şanı şöhreti bu gibi kampanyalara saldırarak yapıyorlar) diğerleri de biraz masabaşında oturup ,okuyan, -kesinlikle yanlış anlamayın okullarında okuyanlar değil- oturdukları yerde sallayanlar ve biraz toprakla haşır neşir olmuş ama nasıl kendime bir şeyler yontarım, isim yaparım, şu derneğe başkan olurum , ben ekolojik bilmemne hakkında çok bilgiliyim diye ne kadar bilgili olduğunu gösterip başkalarını küçümseyen tipler. Genelde nette bu tip insanlardan tepkiler gördük.
Bana göre ise bu biraz vizyonla ilgili bir şey.. Vizyonu açık olup kafasına yatmayanlar yine de saygı gösterebiliyorsa ve susuyorsa bu insanlara da ben saygı duyarım. Genelde tepkileri bu üç statüde değerlendirdiğimi söylemeliyim.Zaten dördüncü grupta ya çekirdekleri verdi ya da gerçekten destek oldu .. Başından beri söylüyorum.. Bir dönem insanlar oturdukları yerlerden sallamış, bilgisayar ve net yokmuş, biraz kitap okumuş, biraz sağdan soldan görmüş ve bazıları kendilerine ve bulundukları yerlere göre sıçrama yapmışlar.. İşte bu insanlar genelde bir şey ortaya çıkınca ya da yeni fikir ortaya atan birileri düşündüğünde kavrayabilecek nitelikte olmadıkları gibi destekleyebilecek olgunlukları da olmadığından hemen o fikri eleştirmeye ve alakasız şekilde saldırılara da geçebiliyorlar. Birde farkettiğim şu ki bu insanlar sağı solu eleştirmekten ne bir ağaç dikmiş, ne de bir doğaya destek olabilecek hareketi var.Hatta okumuş insanların rüzgarımı kesiyor diye ağaç kesmelerine, ya da gölge yapıyor diye ağacı köklemelerini anlamıyorum.Galiba millet olarak yaptıklarımızla, düşündüklerimiz hatta duruma göre davranışlarımız o anki konumumuza ve çevremize göre değişiyor.Sanırım son ülke durumlarımızın açıklaması da bundan ibaret.
Bu fidanlar bence yukarıda anlattığım tarzda olanlara kapak olabilecek cevabı bizlerden daha net veriyor.. Doğa anlayabilene gerçek cevapları da veriyor aslında ama bunu anlayacak kapasitede olanları bulmak zor bu dünyada..

Bir gün yerden ağaçların tohumlarını topluyorum ki bir köylü yanıma yaklaştı, niye onları topluyorsun dedi. Bende onları toprağa meyve çekirdekleriyle serpeceğimizi anlattım.İyi de dedi etraf zaten ağaç dolu.Ona bir zamanlar bizim de şehirlerde ağaçlar arasında büyüdüğümüzü ama artık insanların ağaç görmeye başka yerlere gittiklerini söyledim.Buranın etrafı beş kat dağ ve orman. Eğer etraf ağaç dolu diye sende yeni ağaçlar dikmezsen ileride senin çocuklarının çocukları da bizler gibi başka memleketlere gitmek zorunda kalacak dedim.. Kısık sesle haklısın dedi ve gitti.

Genelde insanların başkalarına yardım etmesiyle ilgili düşüncelerim şöyle :
Ödümüz kopuyor sanki bir başkasına bu dünyada bir faydamız olacak diye.. Dernekte ve genelde sosyal olaylarda yaklaşımımız bu.Oysa ayda beş ytl ye ya da on ytl ye bir öğrenciye burs verebiliriz..Beş kişi on ytl verse ayda bir öğrenciye en azından harçlık oluyor, ya da parası olmadığı için yürümek zorunda kaldığı minibüs parası olabiliyor bu miktar..Oysa birbirimize ballandıra ballandıra anlattığımız şunu aldım, bunu yaptımların yanında bunun iç huzurunu ve güzelliğini nasıl anlatabilirim ki. Diyeceksiniz ki sen ne yapıyorsun..Ben okuduğum ve kullandığım herşeyi bir yere ulaştırıyorum. Hatta ulaştıramayanlara aracı oluyorum.. Artık fazladan harcadığım her kuruşu şöyle değerlendirebilirdim gibi düşünmemek için paramın hesabını ona göre yapıyorum..
Hiç bir şey yapamıyorsanız sadece etrafınızda olanlara karşı bile kendinizi kapatmayın yeter. Belki sizin sayenizde birileri onlara ulaşabilir..Unutmayın.
Arada yazmadıklarıma gelince, size yazmaya zaman bulamadıklarım..
1-Annem burdayken sabahın 9 unda , açık kalan balkon kapısından eve hırsız girip annemin masa üstünde duran küçük çantasından para , benim cd çantamı da takı çantası sanarak alıp kaçtığından ve biz üst katta annemin odasında konuşup gülüşürken bu olay olduğundan iki gün sinirlerimiz bozuk gezdik.. Balkon demir kapım hep kilitliydi ama artık paronayaklık derecesinde cam kapıyı da kilitleyip yukarı çıkıyorum.Sanırım Uzunbey giderken kapıyı açık unutup evden çıktı zannettiğinden içeri girdi yoksa sabahın dokuzunda bu ne cesaret diyorum içimden..İyi ki görmedik, olan annemin parasına ve benim karnaval cdlerime oldu.Annemin büyük çantası ve benim çantam yine masadaydı sanırım sesimizi duyduğunda ilk yakaladıklarını alıp kaçtı.Hiç bir iz yok ve aldıkları olmasa anlamayacağız bile girdiğini.. Yaz aylarında burada diğer illerden gelip hırsızlık yapıp gidenler var.. Yoksa hala güvenli yerlerdendir burası..
2- Bugün evdeyim, temizlik yapıyorum, blog yazıyorum, Burcu ile günlük yarım saatlik telefon konuşmamızı yaptık :)
3- Netten yeni tanıdığım ve sohbet ettiğim bir karı-koca, her ikisininde bloğuna ( asortikkrep-X Ha nım)adımın yanına kendi ismimle link koymuş :)) Görünce başımdan aşağı kaynar sular döküldü..Neyse hemen gece gece mail attım da düzelttiler.. Sanki bir an herkes görebilecekmiş gibi geldi de biraz panik oldum.Neyse ki düzelttiler..
4- Hava buralarda çok sıcak, bir yandan da değişik.. Yani geçtiğimiz senelerdeki gibi değil.
5- Geçtiğimiz pazarda Kıdrak'a gittik.. Çok güzeldi yine..
6- Bu aralar acaip derecede canım ahşap boya yapmak istiyor. Bir sürü yapılacak işim var ama bir türlü oturamıyorum. Kitap okumakta istiyor ama okuyamıyorum yorgunluktan..Akşamları geç geliyoruz, ancak dinlenebiliyorum.
7-Avon'dan aldığım şampuanlar ve banyo köpükleri çok güzel :)) Teşekkürler Burcu..
8- Çağıl'ın masasındayım, biraz sonra da bu sıcakta odasını süpüreceğim :)
9- Denize gitmek istiyorum..
İşte bu düşüncelerle kalkıp evi temizleyeceğim şimdi :))
Son ekleyeceklerim.. Nerde yaşarsak yaşayalım, mutlaka bir şekilde doğaya bir faydamız dokunabilir. Hiç ağaç dikmemiş biri olmak kadar doğadan uzak kalmayalım hiçbirimiz.. ve her zaman farkında olalım başka insanların yaşadıklarından.

Pazar, Aralık 09, 2007

Bu haber hiçbir yerde yok!

Cuma günü Berna ile neredeyse tüm gün benim ofiste cd hazırladık.Cumartesi günü Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na sunmak üzere Mavi Kuş Derneğinin Çekirdek Kampanyasını cd'ye aktardık.Akşamüstü o da bende epey bir yorulduktan sonra işi bitirdik.Buraya gelen başka basın mensuplarına vermek üzere de kopyasını yaptık.O gece yorgunluktan ancak banyo yaparak kurtuldum.

Cumartesi sabahtan Çağıl'ın okulunda veli toplantısı vardı.Saat 10 da okula gittim.Daha bitmeden öğlen 13.00 'te ki hareket saatimize yetiştim Orman İşletmeye..Oradan Nicholas Park Otelin bize gönderdiği araçlarla Fethiye TEMA 'cılarla yola çıktık.



Yanan yer Fethiye'ye bağlı Kemer beldesinde Akdağların etekleri sayılabilecek yüksek bölgelerdeki Dereköy'deydi.Tören alanı Pera Organizasyon tarafından kurulmuştu.Onlarda bizim arkadaşlarımızdı.. Hem de Mavikuşlar :)) Dereköy Muhtarı Fethiyenin ve Türkiye'nin sayılı kadın muhtarlarındandır..Buraya geldiğim ilk zamanlardan tanışırım.Otobüs otobüs çevre illerden partililer vardı.Köylü börek dedikleri gözleme standları kurmuştu..Bakan, orman genel müdürü,vali, kaymakam ve bir sürü bürokrat oradaydı..

Geldiği gibi Berna, kampanya cd'sini bakana sundu.Bakan alıp özel kaleme teslim etti.Özel kalemin dediğine göre daha sonra tek tek bakıyormuş.Umarım bakıyordur.Bir haftalık bir emek var sadece o cd'de.Diğer emekleri saymıyorum bile.Bakan aslında kendi kampanyaları olan "bir sms- bir fidan" kampanyası için başlangıç yaptı ama bizi de kırmadı ve bizim getirdiğimiz çekirdekleri önce kendi attı, sonra da valiye ve çevresindeki bürokratlara dağıttı.Sonra da oradaki köylü kadınlara verip atmalarını sağladı.. Ben de resimlerini çektim :)


Tören bitip herkes dağılınca, bizde arabalara binip hareket ettik.TEMA'cıların tanıdığı arkadaşları varmış, yol üstünde Zorlar Köyünde..Ona uğrayıp çay içelim ve dinlenelim dediler.Onların grup hep öğrenci tabii eğlenmekte istiyorlar.Haklılar, her zaman genç olunmuyor..

Unutmadan buraya Üzümlü Beldesine bir firma, çimento fabrikası kurmak istiyor.Üzümlüde yaşayanlar bunu istemiyor.Başta İngilizler olmak üzere doğayı bozacağına inandıklarından büyük bir kamuoyu oluşturmuşlar.Bakan geldiğinde İngiliz ve Türklerden oluşan bir grup bakanın karşısında sadece pankart açıp "Üzümlü de çimento fabrikasına hayır " diyeceklerdi ama Kemer Jandarması pankart açtırtmadı.Onlarda t'shırtlerini giymişlerdi, önlerini açıp oturdular.Bakan geldiğinde de hazırladıkları Üzümlü dosyasını beraberce bakana verdiler.

Gittiğimiz yer TaTuTa çiftliklerinden biriydi..Mümkünler Beldesi diye bir yer.Dediklerine göre yağmurlar başladığı için etrafı toplamışlardı ama yine de her yönde bir emek, bir eser ve hareket vardı.Çay içtik ve bizim için Gül Hanımın yaptığı pastayı yedik :)



Pazar, Aralık 02, 2007

Öncelikle cumartesiye kadar müthiş bir çalışma içindeydik.Perşembe Huzurevi için yapılacak kermesin hazırlığı için FKM de geçti Şükran Teyze ve Berna ile.Cuma erkenden yine ordaydık.Bütün gün satış yapıp, sohbet ettik.Tv ye bile çıkmışız o akşam .Cumartesi sabahtan giyindim.İşe gidip saat 11.30 gibi Orman işletmeye geçeceğiz.Arabayı ben alacağım ama Uzunbey birileri ile buluşacak önemli bir randevusu var.Babadağ'a çekirdek atma planımızdan son dakika vazgeçildi .Çünkü yağmur bastıracak ve orası çok yüksek.Plan iptal olmadan orman işletme müdürü,Berna ve ben karar verdik geçen sene yanan Letonya üzerindeki kısma çekirdekleri atacağız.Kimseye söylemedik zaten orman işletmeden arabalar yola çıkacak.

Arabayı büronun önüne çektik ve ben laptopu ve çantamı aldım.Uzunbey girişteki emlakçıyla sabah sohbetine dalınca yukarıya çıkayım dedim.Hafif yağmur çiselemiş sabahleyin yerler ıslak.Tam koridorun ucuna yaklaştım ki o ne öyle bir canım acıdı ki sormayın gitsin.Ayağım kaydı ve burkuldu.Bileğim döndü neredeyse.Bilgisayar ve çantam önüme düştü.Bende dizimin üstüne ve ayağımın acısından önce koptum sandım.Uzunbeye sesleniyorum ama ayağımın acısından sesim çıkmıyor.3- ya da 4 kere seslendim.Kalkmak istemiyorum çünkü canım çok acıyor.Ayağıma basamayacağımı düşündüm.Oynattım bileğimi..Hııımm yerinde sanırım.Bu iyi..ama canım hala acıyor.O arada Uzunbey gördü ve koştu hemen yanıma.O gelene kadar ben oturur vaziyete döndüm ama kalkmaktan korkuyorum.Beni hemen kaldırmamasını istedim.Hemen davranırlar ya kaldırmaya genelde.Oysa ayağımın beni taşıyıp taşımayacağından emin değilim.Yukarıdan başka bir arkadaş geldi bizim bürodan.Sakince kollarımdan tutmalarını ama basamazsam onlara tutunacağımı söyledim.Kalktım.Canımın acısından konuşurken zorlanıyorum ve önümde basamaklar var.Tutunarak çıktım.Büroya girdik ve ayağımı hemen soğuk suya soktum.Beş-on dakika soğuk suda tuttum.Sonra da lasonil ve sargı alıp sardık.Ayağımı da uzattım.Tam birbuçuk saat var gitmeme..Gidiş saati yaklaşana kadar ayağım uzun durumda koltukta nete girip zamanın geçmesini bekledim.Kendime arazi için spor botlardan getirmiştim.Ayağımdaki derileri çıkarıp onları giydim.Uzunbey ayağım şiş olduğu için beni yalnız yollamadı ve kendisi götürdü..Ben inat etmişim o çekirdekleri atacağım diye.Doktora da gitsem sonra, önce törene gideceğiz dedim :)


Orman İşletme de buluştuk.Herkes arabalara dağıldı.Mavi Kuş minübüsüne de izcileri ve basını alıp kalanları Nicholas otelin minübüsüne doldurup yola çıktık.Yer zaten şehrin kenarı.Eğimli bir arazi.Yolun kenarına park edip arabaları bir 300 m yukarı çıkıldı yürüyerek.Ben tabii ki orman işletmenin 4x4 arabalarıyla çıkarıldım :=))Önce konuşma yaptı Berna,sonra teşekkür etti.Sonra da tek tek kutulara ayrılan çekirdekleri toprakla buluşturduk.O kadar eğimli bir arazi ki bir adım yukarı gitmeme imkan yok.Orada ,başlangıç yerinde durup bol bol fotoğraf çektim bende.Çok keyifliydi..Yaşanılan her yorgunluğa değerdi.Sözümüzü tutmuştuk.Orman işletme tarafından yanan alana çamlar dikilmişti.Bizde çamların yanına kimini toprağa attık kimini soktuk ama dağılıp her çekirdeği değerlendirdik.Likya World'den 2 kişilik bir ekipte gelmişti. Onları da çektim.İstanbuldan gelen Çocuk gibi nin çekirdekleri de bu yanan tepeye gitti.Geldiğinde bakar artık.
Çekirdeklerin hepsini atmadık.Gelecek haftaya Kemer'deki yanan orman arazisine de bırakıp yola çıktık.Ayağım fena halde değildi .Uzunbeyin randevusu için ben büroda kaldım o gitti.Daha sonra bir yağmur bastırdı ki sormayın.Hava bozacağını öğrendiğimizden çabuk çabuk işimizi yapmıştık.İstesek o çekirdeklerin üstüne yağmur yağmazdı.Şakır şakır yağmur yağdı ve çekirdeklerimiz toprakla karıştı.
Arazinin ne kadar meyilli olduğunu görüyorsunuz.
Ayağım akşama kadar bayağı bir şişti.Ben ağrı kesici aldığımdan sadece sabahleyin biraz da arazide zorladığımdan sancılıydı.Daha önceden devlet hastanesinin ortopedistini beğenmediğimizden acile gidip film çektirdik ve pazartesiye kadar bir terslik olmazsa Uzunbeyin doktoruna gitmeye karar verdik.Cumartesi Ecesaraydaki şarap tadımına gitmedim.Eğlence eziyet olsun istemedim.Ayağım çok şişti,üstüne basamıyordum artık.Premium şaraplarının tadını artık alınca deneyeceğiz.Daveti kaçırdığıma üzgünüm ama...
Bugün bütün gün Uzunbey ve Çağıl bana baktılar.Yemek onlardandı.Ayağımın şişi morluğa dönüşmeye başladı.Dünkü filmde doktorların çok az da olsa bir çatlak göründüğünü söylemeleri üzerine ayağımı hemen hemen hiç kullanmadan yatıyorum.Pazartesi doktora gideceğim.Perşembeye kadar bir işim yoktu Allahtan.Şimdi dinleniyorum ama yatmak zor iş.benim gibi hareketli birisi için de çok zor.
Bugün Burcu aradı ve feysbuk için ne düşündüğümü korka korka sordu.İyi de ben şimdi girmek istemiyorum gibi bir şey yazmıştım ama herkes beni feysbuk düşmanı algılamış.Babamla ilgili bir kaç cümle görmüş Burcu hoşuna da gitmiş.Çarlide girmiş.Amcam,halamın kızı ve kuzenim de orada.Uzunbeyle Çağılda girdi..Sende gir diyor Burcu.Ben çok yoğun olduğumdan girmek istemiyordum.Bilmiyorum belki girerim ama burdan tekrar belirteyim dedim.Şimdilik girmeyi düşünmüyorum ben karşı değilim.

İşte böyle ..Neler düşünüyor insan neler yaşıyor.Kısmetse lafı ağzımdan hiç düşmez ama şu son günde yaşadıklarım sağlığın ne kadar kıymetli olduğunu bana bir kez daha hatırlattı.
Bu kampanyayı sevmemin bir nedeni bana Anneannemin mutfak penceresindeki çekirdekleri hatırlatması sebebiyleydi.İstedim ki benim çocuğumda mutfak penceresinde kurumuş çekirdekler olan bir evde büyüsün ve istedim ki diğer çocukların da ileride hatırlayacak böyle anıları olsun.O çekirdekler çıksada, ya da toprakta çürüsede ben bu kampanyanın her dakikasında çalışmaktan çok keyif aldım.Buradan destek veren herkese teşekkür ediyorum.Kendiniz her zaman çekirdeklerinizi bir yerlerde toprakla buluşturun diyorum.Eğer buluşturamıyorsanız da bize gönderin.Biz buluşturmaya devam edeceğiz çünkü.