Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Haziran 30, 2016

Biz iyi insanlardık, buğdayı,gülleri severdik. *


Aşk, bazen gitmekle kalmak arasında verdiğin en büyük savaştır. Sevmeyenin aklı gerçekten sevenin kalbi kazanır :)                      
Nazım Hikmet
(29 haziran)

Biz bu ülkeyi seviyoruz, insanları,toprağı, doğayı.. Bir gün bizim istediğimiz olacak, ben inanıyorum.Bu millet en kötü gününde  hala Ata'sının resmini başucuna astıkça bir ümidim var.

*Başlık: İlhan Berk


Salı, Eylül 08, 2015

#Dağlıca


Bugün gerçekten ne düşüneceğimi, ne hissedeceğimi ve ne söyleyeceğimi şaşırdım. Kötüydüm, onların ailesi kadar değil belki ama bir anne kadar, bir abla kadar ve memleketinin insanını seven bir vatansever kadar.
    "Seydikemer'e bağlı Eşen Mahallesi'nden, Piyade Er Adnan Ergen, Dağlıca saldırısında şehit olmuştur. Şehidimize Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz."  
Bizi de yaktı, Fethiye (Muğla) .... Yarın (bugün) şehit cenazesinde olacak!

Cuma, Mayıs 23, 2014

Bu, böyle gidecek demek değil...


Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz.

1960-Cemal Süreya


Hala uyanmayanlar ve duymayanlar için haber
Kapak resmi Kürşat Zaman.

Cuma, Mayıs 16, 2014

K'ÖMÜR YARASI


Uzun ama olayı çok net özetliyor...Lütfen okuyunuz.

Ar damarı çatladı mı orada felaketin ardı arkası kesilmez olur. Yıllar boyunca eğitim aldığım, dönem dönem yaşadığım, felsefemi şekillendirdiğim Uzakdoğu'da en korkulan "kaza"dır ar damarı çatlaması. Hep duyarsınız birilerinin ağzından "loosing face is worse than death" (mahcup duruma düşmek ölümden beterdir) diye. O kadar korkulur ki, Çin'de bu ceza 7 kuşak cezasından ağırdı bir zaman. Senden sonra 7 kuşak utancını taşırdı yani. Bu durumda tabii ki ölüm, utanç kadar ürkütücü olmazdı.

Ar damarı çatlamaya görsün, orada akıl almaz bir zenginlik ve güç ve tuhaf şekilde onu takip eden felaketler silsilesi vardır. Roma böyle çökmüştür, Orta Çağ böyle karanlığa gömülmüştür, Sanayi Devrimini takip eden yozlaşmanın sonunda iki büyük dünya savaşı böyle çıkmıştır; hatta dini mitolojik hikaye Sodom ve Gomere bile bu yüzden yıkılmıştır.

Ben elimden geldiği ve dilim döndüğünce yaşadığımız son acıları izah etmeye çalışayım: Soma'daki felaket, bir ar damarı çatlamasıdır. Bu damardaki çatlak sonucunda oluşan zehirli sızıntı bir yangın başlatmış ve tertemiz yüzlerce kardeşimizi aramızdan almıştır. Ülkemin ormanlarının katledilmesiyle, çiftçinin, madencinin, işçinin insanlık dışı bir yaşama mahkum edilmesiyle, çocuklarımızın düzgün eğitimden mahrum bırakılıp zihinlerinin karanlığa gömülmesiyle, insanların algıları çarpıtılarak felakete sebep olacak gerçekleri görmelerinin engellenmesiyle, gökdelen dikecek paranın hayat kurtaracak paradan çalınma yoluyla kazanılmasıyla, karanlığa oy veren bir kitlenin kendi zalimlerine aşık olmalarının sağlanmasıyla, 700 bin dolarlık saatler, ayakkabı kutularında paralar, öldürülen gencecik fidanlarla ar damarının çatladığı defalarca görülmüş ancak geliyorum diye bağıran bir depreme, bir sele, bir felakete karşı önlem alınamamıştır. Takdir-i ilahi değildir bu, bir Yüce İrade böyle olsun dememiştir, yalnızca ar damarı çatlamasının sebep olduğu doğal bir felakettir bu. Kalp krizinin benzeridir, bir bilinç krizidir.

Bu sebeple Gezi'den tutun da madenlerde hayatını yitirmiş kardeşlerimiz için sorumlulara karşı yapılan barışçıl protestolar bu kadar şiddetle bastırılmaya çalışılmaktadır. Ar damarı sapasağlam insanlar, ar damarı çatlamış sorumlulara bir zamanlar sağlam bir ar damarları olduğunu anımsattığı için. Biliyorum ki içinde bulundukları ağır gaflet uykusundan kurtulsalar ar damarlarınını onarmak için o madende, hem de zehirli gazın içinde elleriyle kardeşlerini arar, bulamazlarsa da o karanlıkta uykuya dalarlardı. Dünya bunun her zaman böyle olduğunu gördü: Fukushima'da, Kore'de, Tayland'da, İngiltere'de, Fransa'da, Almanya'da... Hatta Kobe depreminde halka Yakuza, mafya ekmek dağıttı.

Nedir eksik olan bizde? Galiba ar damarı çatlamış olanların daha fazla sayıda ar damarı çatlamamış olan insan görmeleri gerekiyor. Ar damarı çatlamış bu insanlar bizim çocuklarımız, bizim kardeşlerimiz, bizim topraklarımızda doğdu, bizim kültürümüzle biçimlendiler. Nerede hata yaptık? Sanırım kendimizi sorgulama zamanımız geldi de geçti bile. Daha büyük felaketlerle yüzleşmeden önce kendimizle hesaplaşmaya bir an önce başlamalı, bir an önce bu karanlığı dağıtmalı ve bundan sonraki olası felaketleri durdurmalıyız.

Artık felaket olmadan şefkat duymayı, acı başlamadan yardım etmeyi, cehaletle savaşmayı, durup dinlenmeden yumuşak bir dille hoşgörü üzerinde yükselen bir anlayışla hakikati anlatmayı, paylaşmayı ve kardeş olmayı, çocuklarımıza ve kardeşlerimize ilk olarak erdemi, şefkati, cömertliği öğretmeli ve bu eğitimi her şeyin önüne koymalıyız.
Cem Şen.
Not: kapak resmi değiştirdim,sanırım bu daha uygun oldu.

Cuma, Haziran 07, 2013

Bu halk bir harika dostum..

Direniş Günlüğü;

İzmir'den Çapulcular Balesi...
http://www.gercekgundem.com/?p=549694

İstanbul'dan Boğaziçi Caz korosu..  Çapulcu musun vay vay...Eylemci misin vay..
https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=a_48C1JiIgo


Ankara 'dan.... Everday I ' m Çapuling...
http://www.youtube.com/watch?v=FgVbpT-TwuM

THY grevi güvenlik brifingi..Galatasaray meydanı Taksim.
http://www.youtube.com/watch?v=2x56qCv5AgA&feature=player_embedded

Parka yazılanlar... Yaratıcı genç medya..
http://listelist.com/gezi-parki-direnisini-anlatan-83-duvar-yazisi/

Cumartesi, Mart 23, 2013

30 yılın canisi barış meleği oldu!!!

Fethiye Şehitler ve Gaziler Derneğini ziyaret ettik geçen hafta CHP Kadın Kollarıyla , söyleyecek bir şey bulamadım onlara..............................................30 yılın canisi barış meleği oldu!!! .............................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

Perşembe, Ekim 04, 2012

Savaşa Hayır..!

Biliyorum,bazı şeyleri paylaşmaktan ve söylemekten çekiniyorsunuz,taraf da olmayabilirsiniz ama dur demenin zamanı geldiyse şimdi zamanı, onu evet-hayır referandumunda yapmadınız ama pişmansanız , o zaman bloggerlar size sesleniyorum.Sadece bu resmi paylaşın ya da yeni bir yazı girin SAVAŞA HAYIR diyerek. Yarın çok geç olabilir..!  Çokuz aslında sadece dur demeyi daha öğrenemedik.Bunu da sadece sizi yönetenlere siz öğretebilirsiniz....................SAVAŞA HAYIR !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Pazartesi, Kasım 10, 2008

Yine bir On Kasım ..Burdayız Atam


ATATÜRK'E
Yine harmanımız rüzgâr bekliyor;
Es yine es yine, samanı savur.
Çak yine, çak yine, Masmavi Şimşek!
Bu kutsal çorağın özlemi yağmur.

İn yine, in yine, Sarı Yıldırım!
Ayrıklı tarlayı aydınlat, kavur.
Bugün de gecede sayıklayan var,
Bugün de yobazca adımız gâvur.

Dal şu yüce dağlar gibi tekneye
Sevgi ekmeğini mayala, yuğur.
Doğ yine, doğ yine yurdun üstüne
Sensiz yüreklerin ateşi soğur..

Behçet Kemal ÇAĞLAR


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip ile Ankara Ahlatlıbel'de arkeoloji çalışmalarını izlerken (5 Mayıs 1933)
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, sınav sonucunda başarılı olan gence mendilini hediye ederken (25 Mayıs 1933)
Ulu önder Ankara'da açılan bir sergide heykel incelerken (1934)

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Ankara Kız Lisesinde Başbakan İsmet İnönü ve Afet İnan ile birlikte (12 Mayıs 1934)

Cumhurbaşkanı Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda açılan resim ve heykel sergisine gelirken
(20 Eylül 1937)


ATATÜRKÇÜLERE
Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil;
Daha yapacağımız çok şeyler var, çocuklar!
Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden
Nice güvendiğimiz dağlara kar, çocuklar!
İlerden, ta uzaktan el ediyor durmadan
Batılı arkadaşlar; vaktimiz dar, çocuklar!
Toplandık mı başbaşa, verdik mi el ele biz
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar!
Hele kuru kütükler ayıklansın bir kere
Tadından çatlayacak dallarda nar, çocuklar!
Sizi bir bir tanıyıp alnınızdan öpmeye
Mustafa Kemal yolda, hey bahtiyar çocuklar!
Behçet Kemal ÇAĞLAR

Cumhurbaşkanı Atatürk, Tunceli Pertek Halk Evi önünde (17 Kasım 1937)
ATAM İZİNDEYİZ!
Atam, hala yaşıyorsak: Edepsizlik sayesinde!
Altı oku soruyorsan, Politika dehlizinde!
Hele partin senden sonra, Devrimlerin tavizinde!
Vasfedeyim halimizi, Kalemime ver izin de!
Yobazlarla gericiler, Onlar bizden daha zinde!
’Atam, Atam..’ derler ama, Bir adınız var sizin de..
Halkçılıkla devletçilik: Anlatamam, çok hazin de..
Çoktanberi sahteciler, Ağır çeker her vezinde!
Tek umut var, o da yalnız, Amerikan dövizinde!
Sorma Ata’m, halimizi, Hal mi kaldı anlatacak..
İşte geldik dizindeyiz! Yata yata çok yorulduk,
Tatil yaptık, izindeyiz!
Sanayide henüz daha, Cafer için lazım diye,
Amerikan bezindeyiz! Geçeceğiz Avrupa’yı Ama şimdi izindeyiz!
Hocamız var, hacımız var, Uçan kuşa borcumuz var,
El oğlunun ağzındayız! Ama bizi zor bulurlar, Bahar, yaz, kış izindeyiz!
Evet, doğru söylemişsin:
’Türk milleti çalışkandır! ’
Biz de senin tezindeyiz!
Dinlenmekten yorulduk da, Onun için izindeyiz!
Zinde kuvvet diye söz var,
Kimse bilmez adresini,
Ah izindeyiz,
vah izindeyiz!
Bugün değil, bu yıl değil,
Çoktan beri izindeyiz!
İlerledik Ata’m öyle,
Şimdi görsen tanımazsın:
Amerikan tarzındayız!
Arasan da bulamazsın,
Otuz yıldır izindeyiz!
Aziz NESİN
Resimler ve kaynak bu sayfadan.. Resimlerin altındaki yazılara bakın ve size bilgilerle kanıksatılmaya çalışılanlarla karşılaştırın lütfen.Şiirler çok eski ama değişen bir şey yok sanırım.

...


komik bir alıntı


Atatürk'ün en sevdiği espriAtatürk'ün) En sevdiği hikayelerdenmiş. Arada kendi anlatır, arada baskasna anlattırır, hep gülermiş. (F. R. ATAY)

Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormus:

"Bir eşegin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer?"

Cevabı kendi veriyor: "Tabii suyu."

Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?"

Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor.

"Eşekliğinden."

Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor.

Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar.

İçeceklerini yudumluyolar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor:

"Söyle çocuk: Bir eşegin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini icer?"

Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor:

"Rakıyı kumandanım!"

Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor. Muzip:

"Aman beyler! Neden diye sormayın!"