bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 15, 2013

Ailemize hoşgeldin... :))

Bugün "hala" oldum ben :))  Tam beklenilen zamanda Uygar Bebek geldi ve bizi çok sevindirdi. "Çarli " baba oldu yani.Babası benim çocuğum gibi büyüdüğünden midir nedir gelen bebiş beni çok heyecanlandırdı, buradan anne ve babasına kolaylıkla büyütmelerini ve en az onlar kadar mutlu bir hayat sürmesini temenni ediyorum.Bir terslik olmazsa bebeği görmeye İstanbul'a gideceğim cuma akşamı.Bu yüzden tam hızda hazırlık yapıp, işlerimi bitirmeye çalışıyorum. Bana İstanbul yolları gözüktü.. Yeğenlerime ve oğluşuma kavuşma zamanı.. :))
Onun dışında iyiyim.. Annem yukarıdaki resimde olduğu gibi  Uygar için hazırlıklar yaptı son dakikaya kadar, diğerleri bloğunda.

Perşembe, Ekim 07, 2010

Mavi Kuş Kargo 24 / Seda'ca

Bu kargo geldiğinde şaşırdım. Nedeni benim tanıdığım birinden geldi zannettim. Sonra tamamen rastlantı üzeri yollandığını görünce anladım ki tanışmıyormuşuz ama tanışma imkanımız çok mümkün,hatta gidince arayacağım,bu sefer tanışacağım :)) Seda'ca  bana sürpriz yaptı, hiç beklemediğim yerden girdi olaya :)) Ayrıntıları tanıştıktan sonra anlatacağım. Neyi ne kadar söylemem gerektiğini şu an kestiremiyorum.
Bu paticikler tarafımdan tek tek sevildi :)
mor kedili yelek
beyaz bulutlu yelek
mavi patik
mavi yelek

Bunları tek tek yayımlarken, kargoları açtığım günler aklıma geliyor, ne hareket ne hareket... Nasıl yetişmişim o kadar işe bilmiyorum. Şimdi üzerimde bir ağırlık,yoğun değilim ama bir koşturma hali her zamanki gibi var yine.

Berceste güzel bir olay yazmış paylaşmak istediğim.. Fikir sahibi Damaklar tarafından organize edilen. İstanbulda olsaydım kesin destek verirdim.

Bugün ilk defa Göcek'te de 2. el (car boot sale) satış başladı.Sahil kenarında yapılıyormuş, bir konuğum vardı bana uğramasını beklediğim bu yüzden gitmedim.

Dün pazarda çok yoruldum, bugün hava ilk defa kapalı sayılır,sıcak ama ara ara yağmur çiseliyor. Evde temizlik var, ben büroda oturuyorum.

Bu sene şimdilik hiçbirşeyden keyif almıyorum, herşeyi bırakıp gidesim var.Bu duygu bana uzak ama hiç yaşanmamışta değil. İki uç nokta arasında dolanıp duruyorum günlerdir. İçimden bahar fışkıran günleri özledim.Gelecek aylarla ilgili bir planımız var Uzunbeyle,  yazıyı bitirip onunla ilgili çalışacağım şimdi.
Biraz daha yazarsam bu bir mavikuş yazısı olmaktan çıkacak, sedaca'nın hakkını yemeyelim.
Gönderdikleri için çok teşekkür ediyorum. Arkadaşlarım adına da. Diğer gelenler gibi ihtiyacı olanlara eşyaları verdik, diğerlerini de burslar için satış yapıp derneğe bağışladık.
Geriden gidiyorum üzgünüm ama benim gibi bir koltukta beş karpuz taşıyan birini lütfen mazur görün biraz.
Sevgiler Fethiyeden...

Pazartesi, Temmuz 05, 2010

Mavi Kuş Kargo 21 / Tülin Bozkoyunlu

Mavi Kuş'u unuttum sanmayın. Ben yoğun olsamda olmasam da orada işler bir şekilde yürüyor. Ucundan kıyısından elim yettiğince her işe yetişiyorum.Bu konuda bana sevdiğim birinin "kendi adıma seninle gurur duyuyorum" demesi benim için en büyük ödül. Hiçbirşey beni o cümle kadar mutlu etmezdi. Beni sevdiğini düşündüğüm insanların sevgisiyle yaşıyorum ben..
Bu kargomuz Tülin Bozkoyunludan. Bloğu var mı bilmiyorum.(Varmış tabii ki..hatta bende linki varmış :)) www.bulutgolgesi.blogspot.com Bu pembişlere de bittim ve her şey için teşekkür ederim.
Bu haftasonu yazı yazacak zaman bulamadım.Hem festival hem de başka işler yüzünden hızla geçti günler.

Gönderilenlerin hepsini paylaşmayı düşünüyorum.İş ve hayat yoğunluğundan bunu geç yapıyor olsamda gelen herşeyi sizlerle buradan paylaşacağım.Sizlerin sayesinde son dönemlerimizi iyi geçirdik ve o kadar güzel şeyler gönderdiniz ki hepsinin birer örnek teşkil ettiğini düşünüyorum.

Festivalde de gönüllülerimizin oluşturduğu masadan satılanları burslara bağışladık. Teşekkür ederiz.Fotoğraflarını çektim,sizlerle paylaşacağım daha sonraki yazıda.







Bana gönderdiğiniz notlardaki her şeyi okuyorum,yönlendirmelerinizi uyguluyorum.





Bana gönderdiklerinizle de beni utandırıyorsunuz diye belirtmek istiyorum. İstemem yan cebime koy hesabı sevinçle! karşılayarak hem de :))
Tülin Hanım, gönderdiklerinizle bizi çok mutlu ettiniz,tekrar teşekkürler.. Jale Hanıma da sevgilerimizi iletin lütfen.

Mavi kuş kargoıları devam edecek...

Çarşamba, Ocak 02, 2008

Hamişler için


Bir sürü hamiş blogger var bu sene..Yeni bir sürü fikir edinebilirsiniz diye size rastladığım bir linki göstermek istedim..Bir bakmakta fayda var :)

Salı, Ekim 09, 2007

Yeni Öğrenci velisi...

Çok sevdiğim bu karikatürü yine okuyunca sevdiğim bir yazıyla beraber kullanmak istedim :)

Üstteki karikatür şu an hamile olan Sugibi ve Huysuz ve Tatlı için geliyor..


Aşağıdaki yazıda Mutfakcamı Burcu ve okula başlayan tüm miniklerin annesi için ...


http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=6964 linkten ya da



Yaşayan hıyarlar (sakın üstüne alınma burcu aynen yaşadık hepimiz :)

Ayça Şen
(Korkulu ecukeyşın filmi) Kusura bakmayın ama psikolojik durumum yazı yazmaya müsait değil ve acele acele yazıp hemen perdeleri kapatıp uyumam gerek bütün gün. İnsan yaş geçtikçe depresyon gibi naneleri eskisi gibi kanırtarak yaşamıyor, böyle sevimsiz bir hal geliyor, sistit olmuş gibi, bağırsak gazı gibi, ince ince, fazla üzülmeden, müzmin bir hal alarak yaşıyor, dolayısıyla şiddetli ağlama krizleri şeklinde değil, ara ara, sızı sızı zırlayarak geçiştiriyor. Zaten yaş ilerledikçe gözyaşı kalitesi de düşüyor, buna mukabil gözyaşına değer bulduklarımızın kalitesi giderek artıyor; çocuk gibi, erdem gibi, vicdan gibi... Ay böyle arabesk ifadelerden hiç de hoşlanmam ama dediğim gibi ne sizinle ne de kendimle uğraşacak haldeyim, dolayısıyla önyargılarınızı ister önünüze, ister arkanıza alınız, bu şu anda hiç de umrumda değil değerli okur. Hani 'Üç aylık ömrün kaldı, zktir git ne bok yiyorsan ye' denilen hastalar için psikiyatrlar 'Bu tip hastaların ruhsal durumları gözle görülür biçimde değişir, düzelirler, cillop gibi olurlar' filan diyor ya, işin kötü tarafı, nerden baksan 30 yıllık ömrü kalan biri için, bu süre oldukça uzun. Memo dün ilk kez öğrenci 'reşitizmi'ni yaşayarak okula tek başına servisle gidip servisle döndü. Okul kapısı bekçiliğim dün itibarıyla okulun ikinci haftası sona erdi. Fakat her şeyini; kalemlerini, su matarasını, beslenme kutusunu, ilkokula başlama hediyesi diye aldığım saatini kırmış, iki defteri vardı, ikisini de hacamat etmiş, süveter ve hırkalarını kaybetmiş, viran bir halde eve döndü. Birden bire Memo ile geçireceğim (inşallah) 15 yıllık öğrenim hayatı gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Büyüdükçe mi bu kemikleşti bilmiyorum ama, 'hayatta başarılı insan' prototipi ille düzenli olan, eşyalarına kıymet verip hor kullanmayan, filan da falan da insanlar gibi yerleşmiş. Ki, çocuğum olana dek bu tip klişelere gazlı gazlı gülerdim. Oysa şimdi annemin ruhu kaçmış gibi içime. Memo bu sabah "Okula gitmek istemiyorum, orada başıma felaketler geliyor, öğretmenler asker gibi, asker gibi olmak istemiyorum" diye ağladı! Sınıfları 40 kişi. Özel okulda olsa eşyalarını çocukların yanına verirler ama bu kez sorumluluk öğrenemez herif, zaten beni zengin sanıyor, diğer çocuklarla aşık atmaya kalkar, ben baş edemem. Bu yazıları okul idaresi okuyormuş, öğretmenine de okutuyormuş; artık sustalı maymun gibi olmak zorundayım, her istediğimi de yazamam (mesela). Velhasıl kelam, sabah zırlarken annem içeri geldi, "Bunlar çok doğal kızım, ben seni her sabah okula çığıra çığıra yollardım, tırnaklarımın ucundan ter akardı, sakın ola ki çocuğa 'Her şeyini kaybediyorsun, bir işe yaramazsın' mesajı vermeyesin, ömrü boyunca bu haftaların ezikliğini taşır, aman ha; yanlışlıkla olmuş, olur böyle de, bir dahakine dikkatli ol de" gibi şeyler dedi. Şu aralar yetişkin ergenliği yaşıyorum. Yetişkinliğin ergenliği de meğer çocuk yapıp onu okula yollamakmış. Bu ergenlikten ne zaman kurtulacağız? Aha da size yemin, bu bir buçuk haftada saçlarımın önleri ve yanları beyazladı. Ha, bir de çok önemli bir konuya değinmek istiyorum: Çocuk sahibi olup da çocuğunun okulda ne kadar iyi olduğunu, süper uyum sağladığını anlatıp bizim gibi 'hayatta başarısız' annelerin içini kanırtan o kadınları arkadaş bellediyseniz, derhal elinizde ne varsa bırakıp o körolası kadıncaazın saçını tek elinizle tutup burgu yapıyorsunuz, sonra kafasında tek tüy kalmayıncaya kadar öne arkaya ritmik hareketlerle sallıyorsunuz. Elinizin mükemmel vakumu sayesinde bir yere kaçamayacak o cehennemin dibilik kadınların, şu mübarek günde Allah menopozunu yaklaştırsın, kocasının cep telefonunda erkek ismiyle yazılmış kadın numaraları bulsunlar inşallah. Beni şu dönemimde tek ferahlatan şey, iki-üç kız arkadaşımın benzer sorunları yaşayıp kendilerini yetersiz hissettiklerini anlatmaları oldu. Cehennem büyük ihtimalle tek kişilik olmalı. Herkes tek başına oraya düştüğünü sanıyor olmalı. Herkesin böyle şeyler yaşadığını duyunca derin bir nefes alıyorsun, düzeleceğini, işin normalinin bu olduğunu düşünüyorsun. Asla ilaç almayan bendeniz, bu hafta iki kutu baş ağrısı ilacı bitirdim. Ha, babalar mı? Cennet çoktan anaların ayaklarından alınıp noterde babaların üstüne yapıldı bile. Onlar mutlu, onlar soru(m)nsuz, onlar evhamsız. Tek hıyar biz kaldık.
.......
Ayça Şen yazmış..Hepimiz bir şekilde geçtik bu yollardan az sabır ve baş edemeyince gerçekten annenizi arayıp kendi okul maceralarınızı dinleyin..İyi geliyor :)

Pazartesi, Ekim 01, 2007

PÜREMATÜREYİZ.ORG



SARDUNYA çok güzel bir yazı yazmış.. Eh yardımcı olmak lazım..Biliyorsunuz ki ne kadar çok link verilirse ya da bahsedilirse o kadar fazla insan okuyacak ve paylaşacak ..

"Kaplumbağa tanıştırdı beni bu minik dünyayla. Birşey yapmalı dedim. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmalı dedim. Herkes koşmuştu yanıma moral vermeye. "Bilmem kimin bilmem kiminin de erken doğmuş çocuğu. Endişelenme. Geçer" Nasıl geçer ya? Kendi çocuğu erken doğan hiç mi yok? Bu bir şehir efsanesi mi diye sorarken kendime... Yavaş yavaş toplanmaya başladık. Şimdi 60 aileyi geçtik. Gittikçe artıyoruz.Önce elektronik posta ile birbirimize moral verdik. Bakın bu çocuklar büyüyor dedik. Yalnız değilsiniz dedik. Derken bir sitemiz oldu el yordamıyla kör topal:) Pinocum bu şahane logoyu yapıverdi bize hiçbirşey talep etmemişken üstelik, sırf içinden geldiği için.Şimdi sırada hastaneler var. Hastanelere pano koymak istiyoruz. Bu panolara moral verici yazılar asmak, yalnız değilsiniz demek istiyoruz. Yapacak çok iş var. Belki zamanla kuvöz sayısı bile artırılabilir. Hayatın kıymetini hepimizden çok bilen bu bebekler için siz de bir ucundan tutar mısınız? Sesimizi duyurmak için yanımızda olur musunuz? "

http://www.prematureyiz.org/