çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ekim 15, 2013

Gün biter gülüşün kalır bende...*

Çağıl;
Özlememişsindir ama ben yine de bu akşam çektiğim fotoğrafı koymak istedim bu yazıya. Çalış gün batımında yürüdük babanla.Ben doğum gününü düşündüm.Nasıl bu kadar çabuk günlerin geçtiğini ve genç adam,  seni ne kadar çok özlediğimi...

Bugün bayram ama sen uzaktasın, doğum günün ama ben yanında değilim.Elimden geldiğince bunu düşünmeden seni düşünüyorum. İyi ki doğdun, hayatta babanla paylaştığım en güzel şey sensin... İyi ki varsın, seni seviyorum...

*Ahmet Telli.

Perşembe, Ağustos 11, 2011

ÖKSÜZ KÖY



bilge ve annesi: ÖKSÜZ KÖY

Ben okuduğumda hüzünlendim.En azından yazılarımızda link verebiliriz diye düşünüyorum. Lütfen sizde seslerini duyurmaya yardımcı olun.

Cuma, Eylül 24, 2010

O şimdi öğrenci :)

Bir çocuğun evden ayrılıp okumaya gitmesi bir kuşun yuvadan uçması gibi bir şey.Biliyorsun ki o artık kendi kanatlarıyla göklerde süzülüp duracak ve yeni hayatlar keşfedecek.Bir yandan bunun için şükredip bir yandan da ardından bakakalıyorsun bir müddet.Oysa için özlemle dolu ve  o yokken onun kullandığı eşyalara gözün dalıyor,alışverişte onun sevdiklerine bakarak ve rafların önünde duralayarak gitmek, onun sevdiklerini pişirememek,  eşyalarına bakıp iç geçirmek,söylediklerini anımsamak, espirilerini hatırlayıp gülmek ,böyle duygular yaşamakla geçiyor bu aralar.
Çarşamba akşamından beri sevgilimden ayrılmış gibiyim.Başkaları nasıl yaşar bilmiyorum.Beni acıttı işte. Ben ondan çok istedim belki İstanbul  kazanmasını ama beni bu kadar sarsacağını tahmin edememişim uzakta olmasının, hatta babasının da aynı şiddetlerde bunu yaşabileceğini düşünememişim.
Allah başka dert ve sıkıntı vermesin, bir şekilde alışma devrelerindeyiz işte. Sudan çıkmış balık gibiyiz.Ares bile hüzünlü bu aralar evde.  
Çağıl gel dediğimizde Ares merdivenlere bakıp bekliyor herzaman ki gibi.. Bizde bu gece bunu farkedince sık sık çağırdık :)
Sesim soluğum çıkmayınca evden(babamlardan)  haber geldi yaz artık diye. Neyi yazayım,onsuz buraların bomboş kaldığını mı..? Hiçbir şeyden keyif almadığımızı mı..?  Bu bir devre geçecek biliyorum. Bu yüzden bu kadarla geçiştiriyorum.Kolay değil, başkaları da bunu yaşıyor biliyorum, başkalarıyla kendimi kıyaslamadığım için ben şu an size içimi döküyorum... Zormuş.. Ayrılıklar herzaman bana zor gelmiştir zaten.Bu da üstüne tuz biber oldu.
Bu fotoğraflar geçen hafta gittiğim defileden.. Çok kalabalıktı,Çalışta Orient Express Restaurantta FIG  yararına yapıldı.Fig, yani Fethiye International Grup. Etkinliği yapan ekip Jackson Fashions.Fig Fetav'ın alt grubu ve değişik etkinliklerle para toplayıp öğrenci burslarına ve çocuklara harcıyor.Bende kurulduğundan beri destek veriyorum. Paralel çalışıyoruz bazen, bazen de etkinliklerine katılıyorum.Başkanı arkadaşım ve sık görüştüğümüz aile dostlarımızdan.Üzümlüde oturan ve evini ve bahçesini arada görüntülediğim arkadaşım var ya o işte.
İngilizler başta olmak üzere yabancıların sevdiğim bir özelliği bu tarz yardım çalışmalarını iyi desteklemeleri. O gün gönüllüler defilede görev aldılar,kıyafetleri sergilediler,üzerindeki numaralardan satış yapıldı ve gelir oradan kazanıldı.Restaurant tıklım tıklım doluydu.Bu sezonun ilk etkinliğiydi de diyebilirim aslında.
 Unutmadan bu hafta sonu Çalış Karnavalı sezonu başlıyor.Eylül ayının ikinci el satışları  "car boot sale"  -aslında bagaj satışı anlamına geliyor ama Türkiyede bu şekilde pazar kurulmadığından ikinci el diyoruz yani arabalarla bir pazar yerine girip satış yapılması da denebilir-
26 eylül Çalış'ta car boot sale var.Sabah yedi satış için,  dokuz alışveriş için  başlangıç saatleri. Öğleden sonra üçe kadar alışveriş yapılabiliyor.

Bu fotoğraflar da ağustos ayından.Fig'in bir başka çalışmasından.O gece değişik bir tombala oynadık,bu yüzden atlamak istemiyorum, onu anlatacağım. Önce yemeklerimizi yedik,yemek zamanı bizlere kupon sattılar.Bu kuponlarda numaralar var ve gördüğünüz hediyeler. Bir ara kuraya katılan herkes ayağa kalksın dediler.Ayaktayız, bizde aldık destek için :) Bir yandan da bekliyoruz değişik bir yaklaşım, ne çıkacak diye. İrlanda tombalası gibi bir şey dediler bende uzunbeye diyorum ki onların İrlandası bizim Karadenizimiz gibi :) Muhtemelen değişik bir yorumu var :)) Gerçekten de tombaladan çıkan numaralardaki insanlar oturmaya başladılar.İlk oturana güzel bir hediye verdiler teselli hediyesi :) Her çıkana yorumda bulunup üzülür gibi bir yatıştırıcı cümle sarfediliyor :) Sonuna doğru bende oturdum,uzunbeyde.. Benim gözkoyduğum baileys başkasına çıktı başka bir tombalada..
Burası yacht classic hotel. Bir gece davetliydik yemeğe bir organizasyona, Karagözlerde manzara ve gün batımı çok güzeldir, fotoğrafları görünce yazmadan edemedim.Marinası kullanılabilecek butik otellerden biri aynı zamanda.

Geçen haftaki Göcek Royal evi :) Fotoğraflar benim çektiklerim..
Ev sineması ve sauna evin en alt katındaydı,bahçesinde çok güzel kaktüsler vardı ama çekemedim.

Çağıl,dayısı ve dedesi ile birlikte öğretmen evinde takılıyormuş bugün akşamüstü, sık sık  konuştuk herkesle. Çarli ona sataşıyordu ben ararken, Mükremin Abi,  Bir Demet Tiyatro dizisinde bir öğrenciye yardım ederdi hani Kudret, (Olgun Şimşek) ona Kudret diye sataşıyorum yeni yetme öğrenci ya diyor :)

Çarli konusunda size yazmadığım bir şey var aslında. Sınav sonrası tercihleri yazıp ona gönderdiğimizde o puanına bakıp nokta atışı yaparak Çağıl kesinlikle bu tercihine girecek, bu yüzden sıraya iyi karar verin dedi. Bizde oturup Çağıl'la tekrar düzenledik. Açıklanacağı günden bir gün önce de aynı tercihi söyledi.Hatta ben ondan önceki tercihlerine girer diye düşünüyordum :) Çarli bildi.Çağıl onun dediği yeri kazandı :) 
Ben seneler evvel  tercihlerinde  ona başka şehire gitmesin İstanbulda kalsın diye müdahale etmiştim ve hep anlatır ,  bir benzerini benim çocuğumla o yaşadı sayılır şimdi de.. Tarih tekerrürden ibaret, dün ona bunu hatırlatarak kendim için çalışmışım, bana yaradı senin mesleki başarın dedim . Umarım memnundur yani uzaktan işinden ve yerinden memnun gibi gözüküyor ama ben başarılarını görünce iyi yapmışım diyorum :))
Çağıl çok şanslı ,onun için çok seviniyorum.Şimdi etrafında on senedir uzak kalmakta zorlandığı herkes yanında.. Keyfini çıkarsın bence de.Ona İstanbul'da benim için de gez, keşfet dedim.. Babaanne davet etmiş istersen gel bende kal diye Çapa'dan, anneanne ve dede peşinde zaten, Burcu da orada, haftasonları Büyükçekmece'de  kalacak, hala yan semtte (Florya da)  geldi mi diye soruyor, ama yurt onun için daha iyi olacak, Çarli Ataköy'e çok yakın, hatta Çağıl dün okuldan çıkıp uğramış işyerine.
  Yurtta, dört kişilik büyük bir odada  kalacakmış.Okulun kendi yurdu. Herkesin çalışma masası, dolabı ayrı. Çamaşırhane de var yurtta.Gitmeden biraz anlattım çamaşır nasıl yıkanır ama bilmiyorum artık kendimi yıkar,anneanneye mi götürür. Hatta ona şu renkli çamaşırların renklerini akıtmasını engelleyen mendillerden aldık buradan.Ucundan kıyısından öğrensin,öğrenciliğin tadını çıkarsın : P  bu kısımları pek sormayacağım. Bana getirme İstanbulda hallet dedim ona :)) 

Çarşamba gecesi onu otobüse bindirip eve geldik ve ilk geceyi şarap içerek geçirdim ben. Açtım şarabımı paşa paşa içtim. Uyumadım gerçi sabaha karşı uyudum ama o alışkanlık,biri gelirken ya da giderken uyuyamıyorum. Bütün gece mesajlaştık,sabah beşte aradı yoldan ondan sonra uyanmışım.Bu sefer otobüsle gitti ki eşyaları vardı yanında. Bilgisayarını götürmedi, oradan yeni  alacak.
Perşembe her yerim ağrıyordu, kalp sızısı mı yoksa vücut ağrısı mı anlayamadım :(  Öğleden sonra Zen'i aradım,müsaitsen geleyim,çok kötüyüm diye.Yamuk gidip sağlam çıktım :)) Masajda uyumuşum da.Yani dinlenip çıktım, eve geldiğimde çok iyiydim.

Yarın bahçede ve evde takılacağım,mümkünse telefonumda iş için çalmasın. Pazar günü umarım yağmur yağmaz,çünkü ikinci el pazarına gitmeyi düşünüyorum.Hatta öğleden sonrası için bile planlarım var.

Günün şarkısı ; Beraberken en çok dinlediğimiz gruplardan birinden - Gece Yolcuları

Cuma, Nisan 02, 2010

Mavi Kuş Kargo 8 / Özlem



Çok güzel bir klasik müzik gecesi geçirdim ve gündüz çektiğim resimleri (bilerek resim yazdım) gözlerim kapana kapana koyuyorum. Özlem iki kocaman koli göndermiş.Bu yüzden teşekkür ediyorum. İçinden çıkanlara da inanamadım..Pancar pekmezinden tutun, bebek kabanına kadar herşey vardı,çok teşekkürler..Öyle hazırlanmış ki iyi bir gardırop çıktı gönderdiklerinden..

Bu atkı şapka takımına bittik, severek koydum bazı eşyaları, acele ettim ama yine de göstere göstere çektim ,seve seve koydum kutularına tekrar.



Örnek olsun diye mutlaka örgüleri koyuyorum ve herşeyi görüntülemeye çalışıyorum.


Oyuncak bebek çok şekerdi mesela.


Süper bir kabandı, gözlerime inanamadım. Merak da ettim, bir çocuk gardırobunda olanlar paylaşılmıştı sanırım..Özlem kimin eşyaları bunlar, sen bekarsın ya,merak ettim.. Resmen birinin gardırobunu boşaltmışsın bizim için..



Bu sefer aklımda kalan eşyaların kokusu oldu, mis gibi sabun ve deterjan kokusu geliyordu hepsinden..


Bazılarını böyle topluca çekmek zorunda kaldım..


Bu küçük boleroya bayıldım..


Bir prenses kot ceketi bu :)


Bunlarda pancar pekmezi..İlk defa gördüm ..



Fermuarlı bir yelek..



Bu da büyükler için..


Tek tek yetiştirecek gibi değildim,bu yüzden bazen bir kaç parçayı birleştirdim..


Teşekkürler Özlem.. Öyle güzel bir kargoydu ki gözlerim yaşara yaşara çoğunu çektim ve seninle gurur duydum.. Sevgiler Trakya'ya..


Yarın tüm gün Üzümlüdeyim. Bürodan çıkana kadar tam 13 kargoyu çektim, ben çıkarken iki tane daha geldi,onlar da daha sonra.. Yavaş yavaş hepsini paylaşacağım ama şimdi gözlerim kapanıyor..Gündüz Üzümlüdeyim, gece sizinle hem festivali hem de kargoları paylaşacağım.. Nefis bir çekim yaptım :) Hem işimi yaptım hem de çekimleri, akşamüstü de gidip konseri yaptık. Tüm gün iki saat oturmadım diyebilirim.Artık gözlerim kapanıyor ve yeni bir gün için enerji toplamam lazım..İyi geceler diliyorum hepinizin emeği yarın yerini bulacak,tekrar teşekkürler..


En son gelenler..

17-Pınar K.

18-Nurhan M.

19-Bizimgibiler.blogspot.com

20-Ececim
bu kargolara kadar çekim yaptım..


Bugün son dakika gelenler..

21-Tülin B.

22-Ayşe Ş.K.


Blog ismi geçmesini isteyenler lütfen bana mail atsın..

Perşembe, Ekim 15, 2009

Çağıl..

Ben hayatta en çok anneliği sevdim. Bu yüzdendir bu konuda kırılganlığım ve bazen alınganlığım.. Her zaman değişmeyeceğini bildiğim ve uğruna herşeyi yapabileceğim bu duygularımla yaşamak hiçbir zaman kolay olmadı. En yıkıldığım ve zayıf kaldığım anlarda bu duygu beni çoğalttı, kanımda dolaştığı sürece biliyorum ki herşeyi yapabilirim ve yine biliyorum ki anne olmak bana dünya için yepyeni bir göz açtı.. Bu göz ki bazen beni uysal bir ev kuşuna çeviren bazen de ormandaki kaplan kadar vahşileştiren. Ancak çizdiğim yolda ilerlerken yanımda yürüyen bir oğul bana bu mutluluğu bahşeden.. Beni bazen şaşırtan, bazen yüreklendiren, bazen de dünyadaki hiçbirşeyden almayacağım cesareti yükleyen. Aynı zamanda beni yücelten, gururlandıran ve kimseyle paylaşmayacağım bir güven veren. Anne deyişiyle içimi eriten..

Ey oğul, ben seni 17 sene önce bu Dünyaya gözlerini açmana yardım ederken senin böyle bir mucize olabileceğinin farkında değildim biliyormusun. Her gün birine bakıp bu kadar sevebileceğimi, zorlansam bile beni mutlu edebileceğini, bakışından içini okuyabileceğimi, onun da benim içimi okuyabileceğini, onu dünyaya gelme sebebinden bile çok sevebileceğimi bilemedim.. ve biliyormusun ki insan annebaba olacağını anladığı zaman bile bu mucizenin bu kadar büyük olabileceğini kavrayamıyor, her geçen gün yanında büyüyen bu varlığa sahip olmanın şükranlarını içinde hissetmekten kendine engel olamıyor.Sadece ve sadece bu duyguyu yaşamak için bile doğurmak güzelmiş dedirtebiliyor.

Kirpiğinde yaş görsem kıyamadığım, hayat seni bazen zorlayan noktalara geldiğinde unutma ki herşeyi içinde hissettiğin sevgiyle aşacaksın. Sen hatalarını bile sev ki onlarla başa çıkabilesin. Sana söyleyebileceğim tek şey ben seni çok seviyorum, bir gün yanında olmayabilirim bu senin peşini bıraktığım anlamına gelmemeli.. Bil ki yüreğinin içinde yaşattığın sevgi kadar ilerleyebilirsin. Kalbin hep güzellikleri paylaşsın, kapılarını da sana değer veren herkese açık tut, tut ki hayatın en büyük mirasını taşıyabilesin. Sevgiyi,sevilmeyi hiç unutma, seni bir yerlere taşıyacak olan sadece bu sevgidir.. Zaman çabuk geçiyor ve senin karar vermek zorunda kalacağın bir sürü kapı önünde açılacak.Umarım zamanı geldiğinde bu kapıları kolay açarsın ve umarım her zaman bu kapılar sana doğru yol olur. Bu seçimlerde her zaman içinden geleni dinle. Bu senin seçtiğin yoldur, senin için her zaman doğrusu budur.

Bu 17 yaş sürecinde hayatının bu bölümünü beraber yürümek kadar keyifli bir şey olmadı benim için. Sen hayatında yeni kararlara adım attıkça arkanda olduğumuzu ve seni gururla izlediğimizi unutma.Bundan sonra hayatta yalnız adımlar atacak gibi görünsen de biz senin her zaman yanıbaşında olacağız. Genç bir insanın zorlanacağı noktalar olabilir hayatta o zamanda bil ki sığınacağın tek liman evin olacaktır.Hayatının hiç bir döneminde sakın bu limanı unutma olur mu..? Senden dileğim hiçbir şeyin yokmuş gibi çalışman ama herşeyi elde edecekmiş gibi rahat olman ve sıkıntıya girdiğin zaman da arkanda duracak bir ailen olduğunu ve seni her şeyden çok sevdiğimizi aklından çıkarmaman.

Bu dünyaya gelmenin yıldönümünde seninle paylaştığımız güzellikleri taşıyorum içimde.
Seni seviyorum, sana sevdiklerinle nice yaşlar ve güzellikler diliyorum. Sağlıkla ve mutlulukla ..

İyi ki doğdun :)

Cuma, Mayıs 15, 2009

Nehir..

Bu nehir bir başka nehir..
Bana geçtiğimiz günlerde gelen bir mailden.. Gönül hep güzellikleri paylaşmak istiyor ama hayat bu ..!
"Bu şekilde insanların duygularını istismar ederek çıkar sağlayanlar çoğaldı ama bu gerçek...
Linke tıklayıp okuyun, en alttaki "older posts" a tıklayarak önceki aşamaları ve fotoğrafları da görün...
Gecen Ekim ayinda Istanbul'a dondugumde universiteden yakin arkadasim Zeynep'i ziyarete gittim. Ida'dan 1 yil 3 gun buyuk Nehir diye bir kizi var. Nehir'in karni agriyordu, huysuzdu. Bir haftadir karnı agriyor beslenmesine dikkat ediyoruz dedi. Beraber kahvaltimizi ettik. Her zamanki gibi Nehir'in eski kiyafetlerini bir torbaya doldurdu ve Ida'yla Bodrum'a donduk. Bir kac gun sonra Zeynep aradi. Aglamaktan zor konusuyordu. Nehir'in karacigeriyle omuru arasinda portakal buyuklugunde bir tumor bulmuslar. Midesini cigerlerine dogru sikistirdigindan Nehircim yemek yiyemez olmus. Hala yazarken tuylerim diken diken oluyor. Teshis kondu. Neuroblastoma. En yaygin cocuk kanseri turu. En erken 1 yas civari ortaya cikiyor. Nehir de 18 aylikti. Turkiye'de yuzde 25 yasam sansi verdiler. Teksas cocuk hastanesi yuzde 40 dedi. Ve Amerika'ya gittiler. Kasimdan beri orada kemoterapi, ameliyat ve gecen hafta da ilik nakli oldu. Buyuk kizlari Leyla Istanbul'da anneanneyle kaldi. Anne baba kasimdan beri Nehir'i yasatma savasindalar. Bunun faturasi 700 bin dolari buldu. Nehir'in vucudu su an kanserden temizlenmis durumda ama surekli dikkat edilmesi gerekiyor ve tekrarlanmamasi icin bir asi programina basladi. Hastane masraflarina paralari yetmediginden bir fon olusturdular. Uzun lafin kisasi Nehir'in para yardimina ihtiyaci var. Zeynep bir kac aydir gun gun hastanede karsilastiklarini, verdikleri kararlari, onlerindeki secimleri, Nehir'in durumunu ve psikolojilerini bir bloga yazdi. Blogun adresi, Blogda Nehir'e nasil yardim edebilirim bolumune tiklarsaniz cok kolay bir sekilde para yardiminda bulunabilirsiniz. Sizden ricam para yardimi disinda (2 dolar bile olsa) bu blog adresini yaymaniz. Hem parayi toparlamak acisindan hem de bu hastaliktan muzdarip ailelere rehberlik ya da dayanisma ortami saglama acisindan yardiminiz cok onemli."
... ... ...
Desteğinden dolayı Kedi' ye teşekkür ederim..

Cuma, Mart 28, 2008

Çocuk Yetiştirmek

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?
Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:
Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını...

Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden...

Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.

Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret.
Kitaplardan keyif almasını.
Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını , ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona,sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.

Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla.
Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar,bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...

Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona.

Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı. ..

Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret.
Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona...

Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.

Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.

Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı...
"İstemiyorum","hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi.

Sevdiğinde ise"seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını...

Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı ...Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.

İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini. ..Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. . Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını...Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...

.........

Çok önceden rastlamıştım.Belki herkes gördü ama o kadar güzel ki..Paylaşmak istedim.

Çarşamba, Mart 12, 2008

Bugün bir beyanname için maliyeye gittik Uzunbey'le.Biz girerken hava bozuk ama yağışlı değildi..Orada öyle bir yağmur başladı ki birden camlar bu hale büründü..O camları gördüğümde ne kadar uzun bir süredir sabit durup böyle bir yağmuru seyretmediğimi düşündüm.Oysa çok severim camda yağmur görüntüsünü..Hatta seyretmeyi.Elimde çayım yağmur seyretmek ne zamandır lüks olmuş bana haberim yok.Birde en özendiğim böyle sıra beklenen devlet dairelerinde çay içmek.Bence 15 dakikayı bulan her bekleyen vatandaşa çay ikram etmeli bu devlet.En az üç çocuk yap diye akıl vereceklerine 3 katı dolanıp vergi vermeye çalışan insanlara yardımcı olsun.Hem de öyle 3 katı sırayla dolaşmak değil, önce bir,sonra 3 ,sonra giriş katındaki müdür yardımcısına imzalat ama adam ortada yok soruyorsun bi zahmet cevap : çay ocağına bak! ne o ya Levent Kırca parodisi mi bu diye bir an baktık birbirimize..Birde burası Fethiye, yani bu kalabalık normal bir kasabanın kalabalığı..Bunlar İstanbulda yaşasa kafayı yerdi herhalde..

Birde aslında telekomu anlatmam lazım ama o sanırım bir haftada zor anlatılır.Mesaimin tamamını harcamam lazım.Şöyle bir kuple mırıldanayım :P Biliyorsunuz 2000 senesinden beri burada yaşıyorum.Ben buraya gelirken ev telefonumu iptal ettirdim ve buraya gelip burdan da bir numara aldım.Yani 7 senedir telekom beni aynı isimle bulamadığından benim iptal ettirdiğim telefonuma yazdığı bir borçtan! ama ne borcu olduğunu söyleyemiyor çünkü 2oo2 den önceki borçlar bilgisayarda görünmüyor.Yine de kendi sözleşmelerinde ki 30 nolu maddeye dayanarak benim beş kuruş borcum bulunmayan Fethiye numaramı İstanbul numarama kendi yazdığı borçtan dolayı kesip benden tahsilatını istiyor..Ödedim tabii.Çünkü ödemeden itiraz edemiyorsun.Yazılı belge istedim,telekoma dava açacağım.Ne borcum olduğunu yazılı ve ayrıntılı gösteremediği parayı benden burdaki haberleşme özgürlüğümü elimden alarak tahsil ettiği için..Bu işte ben bu parayı telekomdan tahsil ederim diyen avukata telekomdan alacağım paranın yarısını vereceğim,kendine güvenen bir avukat varsa beni arayabilir :o)

Mesela çocuk yapmakta değil, yetiştirmekte ve bu millete uyum sağlatmakta bütün mesele..

Perşembe, Kasım 08, 2007

Annelik işte.

Konuşan çocuk özlemim vardır benim.Çünkü Çağıl herzaman okul konusunda ketum bir çocuktur.Kelimeleri ve bilgiyi ancak 14-15 cümle kurarak alırım ağzından.Hatta bir gece ev oturmasına gittik ama ancak perşembe akşamı buluşabilmiştik aileyle..Gittiğimiz evde sınıf arkadaşının evi.Gece oturduk artık 11 e geliyor saat, çocuk bahsetti yazılıdan da haberimiz oldu.Ertesi gün önemli bir yazılıları varmış biliyormusunuz? Nasıl rahatsız oldum anlatamam,ilgisiz anne konumuna mı düşmekten yoksa o kadar gün belirledik o gece bizim yazılımız var ertesi gün diyememesinden mi bilmem.Kibar bir ailedir, bir şey demediler bize ama garip karşıladıklarına eminim illa o gece gitmemizi.Dersleri çok iyi olduğu için bu konularda çok üstüne gidemiyorum.Bu da onun tarzı diyorum ama ben ki fazla üstüne düştüğümü düşünen insanlara söylemek istiyorum aslında çocuğun karakteri size ya da babasına benzemeyebiliyor.Ne yapsam bu konuda hala başarılı olamadım ki her konuyu konuşabileceği insanlarız biz.Şimdiye kadar da hiç şiddet uygulamadık ona karşı.Bazen siz ne kadar paylaşımcı olursanız olun çocuğun karakterinin izin verdiği sürece anne-babasınız.Düşünün ki anadolu lisesi sınavına gidiyor ve saat takmak istemedi.Ben sınavda saatsiz olmaz ki dedim ve bana ben sınavı kazanacağım ,vaktimi de ayarlarım dedi sakin sakin.Kazandı da.Şimdi kendi tarzı olan bir çocuğa başka yasalar uygulayamıyorsun.Kendi çapında da başarılıysa bir şey yapamıyorsun.Umarım kendi kurallarıyla bir gün hayatta başarısızlık yaşamaz.En büyük dileğim de bu.Son söylemek istediğim hayat size ne kadar izin verirse o kadar yaşıyorsunuz..Bu yorumu aslında yorum olarak yazacaktım. Ebru' yu okurken aklıma geldi. Şimdi anneleri okurken bunları düşünüyorum bazen hep çocukları biz eğitiyoruz gibi ama tamamen bize bağlı değil bu.Bunu ancak yaşayınca ve gördükçe anlıyorsunuz.Ben üstüne çok düşen bir anne gibi dursamda eğer düşmesem ya da takip etmesem hiç iletişimiz kalmaz diye düşünüyorum .
Geçen gün de Çocuk Gibi ile gmail den yazışıyoruz sohbet kısmında çekirdekler için.Konu nerden geldiyse denizde yüzmeye ve çocukları takip etmeye şimdi hatırlamıyorum.Bana artık Çağıl büyüdü onu denizde takip etmek zorunda değilsin gibi bir şey söyledi.Oysa şimdiye kadar onu takip etmeden hiç durmadım ki.Çünkü büyüdü ve açılıyor artık, delikanlı ya. Ben de severdim eskiden açılmayı ama orası Marmara idi ve Annemin bir şekilde gözucuyla takip ettiğini bilirdim.Yine de Annem sınırlamazdı beni pek..Ben de şimdi aynısını Çağıl'a yapıyorum.Sonuçta her durumda ve her yerde farklı tarzın olmalı.Karadenizde yüzmeyi öğrendim ben.(İğneada'da..Demirköy yani . ) Orada açılırsan boğulursun.Çukurlar vardır ve denizin içinde kayalar.Girdiğin gibi de derindir.Yedi yaşında Akdeniz'de yüzdüm. Antalya'da ama orası da girdiğin gibi derindir.Marmarada geçti gençlığım :)) - vay be cümleye bak! - sığ gibi gözükür ama kum tankerlerinden çukurlar vardır tehlikeli ,açılırsan ya da açılmasan da boğulursun :) çok yüzdüğüm için iyi yüzdüğümü sanırım ama bu işte güven olmaz.Bu yüzden de iki gözüm ve kulağım o suya girdikçe üzerindedir yaşı kaç olursa olsun, ya da tarzı.Milli sporcu bile olsa o benim oğlum, merak ederim ben onu ama sıkmadan ve ona elimden geldiğince çaktırmadan peşindeyim :)
Neyse çıkmam lazım, arkadaşıma gidiyorum.Uzun süredir ilk defa Mavi Kuşlarla oturmaya..Denize sıfır bir balkonda oturup çay içeceğiz izninizle...

Pazartesi, Ekim 01, 2007

PÜREMATÜREYİZ.ORG



SARDUNYA çok güzel bir yazı yazmış.. Eh yardımcı olmak lazım..Biliyorsunuz ki ne kadar çok link verilirse ya da bahsedilirse o kadar fazla insan okuyacak ve paylaşacak ..

"Kaplumbağa tanıştırdı beni bu minik dünyayla. Birşey yapmalı dedim. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmalı dedim. Herkes koşmuştu yanıma moral vermeye. "Bilmem kimin bilmem kiminin de erken doğmuş çocuğu. Endişelenme. Geçer" Nasıl geçer ya? Kendi çocuğu erken doğan hiç mi yok? Bu bir şehir efsanesi mi diye sorarken kendime... Yavaş yavaş toplanmaya başladık. Şimdi 60 aileyi geçtik. Gittikçe artıyoruz.Önce elektronik posta ile birbirimize moral verdik. Bakın bu çocuklar büyüyor dedik. Yalnız değilsiniz dedik. Derken bir sitemiz oldu el yordamıyla kör topal:) Pinocum bu şahane logoyu yapıverdi bize hiçbirşey talep etmemişken üstelik, sırf içinden geldiği için.Şimdi sırada hastaneler var. Hastanelere pano koymak istiyoruz. Bu panolara moral verici yazılar asmak, yalnız değilsiniz demek istiyoruz. Yapacak çok iş var. Belki zamanla kuvöz sayısı bile artırılabilir. Hayatın kıymetini hepimizden çok bilen bu bebekler için siz de bir ucundan tutar mısınız? Sesimizi duyurmak için yanımızda olur musunuz? "

http://www.prematureyiz.org/

Çarşamba, Eylül 26, 2007

Hayat Nedir? Ne Değildir?

- Hayat, skor tabelası tutmak değildir.

- Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.

- Bu hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.

- Şu sıralarda sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması değildir. Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir. Hatta bugüne dek hiç sevgiliniz olmaması da değildir.

- Sizi kimin öptüğü değildir.

- Seks değildir.

- Aileniz ya da onların serveti değildir. Arabanızın markası da değildir.

- Hangi okula gittiğiniz değildir.

- Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir. Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir. Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.

- Saçınızın sarı, siyah, kızıl, kahve olması değildir. Derinizin çok açık, ya da çok koyu olması değildir.

- Okul notlarınız değildir. Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir. Hayat standart testlerin belirlediği kişiliğiniz de değildir.

- Hayat hangi kulübü tuttuğunuz ya da hangi sporda ne kadar başarılı olduğunuz değildir.

- Hayat, bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul ettiği de değildir.

Amma..

- Hayat, kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir.

- Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.

- Sizin olanları koruyabilme ya da mahvedebilmenizdir.

- Dostluklarınızdır.

- Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir.

- Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.

- İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.

- Ama en önemlisi, yalnız başına asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.

- Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. Ve hayat bu seçimlerdir zaten!..

- Ve de insanlar böyle büyürler!.

............

Bunu geçtiğimiz zamanlarda Hıncal yazmış köşesinde..Birileri göndermiş.Tekrar yayınlanmış ben de yeni okudum ve çok hoşuma gitti.Zamanlama müthiş :)

Aynı yerde birde bunu buldum..

'Bir babanın çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik, onların annelerini sevmektir.'

Theodore Hesburgh
.....

Nasıl ama...

Pazartesi, Nisan 02, 2007


Biz çocukken Annem Çarliye böyle bir panço yapmıştı..Bunu ilk gördüğümde o aklıma geldi..Hatta Burcu' da kullandı..İşlemişti de..Bende bu modelleri saklamışım..Pek örgü bilmem ama birilerine göstermek için belli ki.Bunları çeşitli yabancı bloglardan aldım diye hatırlıyorum ama eğer örgülerin gerçek sahibini biliyorsanız yoruma yazabilirsiniz..Böylece ben de kaynağını da eklemiş olurum ..
Kendim yapamazsam böyle örnek olsun diye koyarım işte :))