benyamin sönmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
benyamin sönmez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Eylül 20, 2013

Fazıl Say Fethiye'de...

Misafirim var,-Uzunbeyin annesi- gezip tozuyoruz,  bilgisayara az girebiliyorum ama bunu paylaşmadan edemedim. Fazıl Say Fethiye'de konser verecek. Cumartesi akşamı İngilizler,Türkler,Fethiye 'de herkes onu bekliyor. Benyamin Sönmez anısına yapılan 2. Klasik Müzik Festivalinde konuğumuz olacak. Muğla'dan otobüs tutup gelen var,konser ücretsiz ve Beşkaza meydanında yapılacak.

20 Eylül Cuma/ 20th of September Monday

18:30 Çelliçel - Çalış Plajı’nda Gün Batımı Konseri

-Sunset Concert at Calis Beach

17:30 CSO Çello Kuartet – Babadağı zirvede Gün Batımı Konseri

-Sunset Concert at Babadağı Summit 

21:00 Oda Müziği Konserleri/ Chamber Music Concerts 

J.S. BACH, Chromatic Fantasia
Carl Maria von WEBER, Andante e rondo Hongarese, Op.35 
Artemis Sis Balkız, Viyola

Cem Babacan, Piyano

Massanet, Meditation
Dinicu-Heifetz, Hora Staccato
Kreisler, Liebeslied
Bazzini, La Ronde des Lutins
Taylan Ergül, Keman

Cem Babacan, Piyano

-----------ARA---------

J.S. BACH, Partita
Ümit Önder, Keman

R. Schuman, Piyano Sonatı No:2
-So rasch wie möglich

-Andantino, Getragen

-Scherzo

-Rondo

Chopin, Do diyez minör Noktürn
Richard Strauss, Morgen
Mehmet Sönmez, Kontrbas

Deniz Yetim, Soprano

Cem Babacan, Piyano

CSO Çello Kuartet

Klasikler, tangolar, film müzikleri, caz standartlar vs.

Etkinlik Yeri: Beşkaza Meyd Concert Place: Near Fethiye Cultural Centrum



21 Eylül Cumartesi / 21th of September Saturday

18:30 Çelliçel- Belceğiz Sahil Bandı’nda Gün Batımı Konseri

-Sunset Concert at Ölüdeniz Beach

21:00 Kapanış Özel Konseri/ Exclusive Closing Concert

Fazıl SAY Piyano Resitali / Piano Recital

Etkinlik Yeri: Beşkaza Meydanı

Concert Place: Near Fethiye Cultural Centrum

Festival salı günü başladı ama ben ancak şimdi yazdığımdan program yarım.

http://www.benyaminsonmez.com/



 Geçen hafta Fethiyespor kendi sahasında seyircisiz oyun cezası almış, öyle olunca kadınlar ve çocuklar içeri girebiliyorlarmış. Bizde Fethiye'liler olarak takımımızı yalnız bırakmayalım dedik, genci yaşlısı çocukları alıp gittik.Erkeklerden daha iyi mi destek olduk,bilmiyorum 4-0 Bucaspor'u yendi bizim takım :) Trübünler dolu,90 dakika tezahüratlı bir maçtı,ben çok keyif aldım.Bu pazar yine var, uydurabilirsem gideceğim.
İçeri giremeyen erkek seyirci pazaryerinin tepesine çıkıp maçı seyretmeye çalıştı.


Ümit Hanım,  Fatoş  ve diğer Fethiyespor fanatikleri... :)) CHP Kadın Kolları olarak destekteydik. Diğer kadın kolları da vardı, eğer merak ediyorsanız.İlginç bir olay yaşadım birde,okuyucularımdan Dr. Birhan Hanım'da maçtaydı, içeri girerken öndeki hanım tam stadın kapısında bana Asortik Krep diye hitap ederek girince,ben şaşırdım,kendisini tanımıyordum,o beni sorup öğrenmiş :) Yanında kızı da vardı.Bende kartımı verdim,eğer okuyorsa ofise kahve içmeye bekliyorum.- Son dakika kartvizitimi eline sıkıştırabildim çünkü.




... ... .... 

Uzun süredir  internet bağlantıları ve telefon bağlantıları iğrenç. Vodofon telefon ve  internet kullanıyoruz ama her ikisinden de hiç memnun değilim. Telekom zaten davranış olarak iğrenç olduğundan çıkmıştık ama bu ülkenin çivisi çıkmış artık.Kopan hatlar, çevrilip düşmeyen telefonlar benim gibi çevirmeli telefonları bile kullanmış neslin hatırladığı teknik sorunlardan bile daha beter uygulamalara tanık oluyor. Saygısızca müdahale edilen hayatlarımız var, yani sorunların onlardan kaynaklandığını düşünüyorum.Ben Fethiye'ye geldiğim zamanlarda zaten iyi bir internet kullanıcısıydım.Bir  iş giderek kötüleşebilir mi..? Bu kadar son donanımlara sahip, bu kadar para verilen bir sistem hele..Evimde cep telefonuyla konuşmak için merdivene tünüyorum resmen. Numarayı çeviriyorum 3 dakikada bağlanıyor, ve annemi arıyorum tam konuşurken ilk saniyelerde kopuyor,hep aynı teknik sorun! nedense. Telefon numaralarım akıllı telefonlardan kayboluyor, kaydedip aradığım insanlar telefon rehberimden kayboluyor.Bu  sorunları sık yaşıyorum. Ne kadar ilginç değil mi..?.. ! 
İnternette iş yapmak deveye hendek atlatmakla aynı manaya gelmeye başladı ama biz işsel nedenlerle bilgisayarı çok kullanan biriyiz, operatörlere dava açasım geliyor bazen .....! Bir sektör bu kadar hor kullanılamaz. Keyfi olduğunu bazı sitelere girerken daha çok sorun yaşamaya bağlıyorum.-Facebook'ta mesela. Başka sayfa açılırken o açılmıyor,aynı internet ya. Resim yüklerken aynı.. İş yapıcam .. İş bitmeden uykum geliyor.

... ... .... 

Az yazıcam olmuyor bir türlü, neyse şimdilik bu kadar. Ha bu ayın 22 sinde yani pazar günü mevsimin ilk "car boot sell" satışı yani 2. el pazarı  Çalış'ta başlıyor. Pazar günü ayrıca "yeni kuşak köy enstitülüleri derneği" üyesi bir hanım resim sergisi açıyor FKM de.Saat 17.30 da.
Bugün "savaşa hayır" imza kampanyasına katıldım. TGB Fethiye  FKM önünde imza topluyordu.

.. Yazı sakıncalı ya,rengi bir türlü düzelmiyor,uğraşmayacağım,görün işte,bir türlü ne yaptımsa düzelmedi.!

Perşembe, Eylül 27, 2012

etkinlik zamanı



FESTİVAL PROGRAMI

1. GÜN: 4 Ekim 2012

10:00 - 17:00 Emre Elivar'la Piyano Atölyesi *

14:00 Benyamin Sönmez Anıt Mezar Ziyareti

16:00 Benyamin Sönmez Fotoğraf ve Resim Sergisinin açılışı (FKM) 

18:00-19:00 Üç farklı noktada eş zamanlı Gün Batımı Konserleri 

-Çalış Plajı Seyir Terası

- Ölüdeniz Belcekız Plajı

-Fethiye Evi önü

20.30 Anadolu Filarmoni Orkestrası Açılış Konseri

2. GÜN: 5 Ekim 2012

10:00 - 17:00 Emre Elivar'la Piyano Atölyesi *

18:00-19:00 Üç farklı noktada eş zamanlı Gün Batımı Konserleri 

-Çalış Plajı Seyir Terası

- Ölüdeniz Belcekız Plajı

- Fethiye Evi önü



20.30 "Viyolonsel Resitali " FKM

Viyolonsel: Yusuf Çelik

Piyano: Gulmira Tokombaeva

-ara-

Viol'aria

"Oda Müziği Konseri"

Piyano

Viyolonsel

Soprano

Gitar

3. GÜN: 6 Ekim 2012

10:00 - 17:00 Emre Elivar'la Piyano Atölyesi *

18:00-19:00 Üç farklı noktada eş zamanlı Gün Batımı Konserleri 

-Çalış Plajı Seyir Terası

- Ölüdeniz Belcekız Plajı

- Fethiye Evi önü

20.30 Antalya Devlet Senfoni Orkestrası Kapanış Konseri

Solist, Natalia Gutman -Viyolonsel



Bütün etkinlikler ücretsizdir.



Not:Konser programları en kısa sürede burada açıklanacaktır.

Festival komitesi her türlü programda değişiklik yapma hakkına sahiptir

* Piyano Atölyesi ile ilgili iletişim için;

Mehmet Sönmez 0 505 8153755 

Bu akşam bu bölgede yaşayan yabancıların desteklediği FETAV etkinliği.. 27 eylül saat: 19.30 



Fethiye Mimarlar  Odasının mübadele konulu sergi etkinliği  28 eylül cuma saat 18.00


Fethiye bu zamanlarda etkinlik anlamında oldukça yoğun geçiyor, geçecek.Ucundan kıyısından elimden geldiğince kimseyi çevirmeden etkinliklere destek vermeye çalışıyorum.Yeni yazıyı hazırlıyorum ama bu aralar çok çalışıyoruz.

Pazartesi, Ocak 16, 2012

ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi "aşk" karınla sana,ne şiirler yazarım*

Hayatımın hızına alıştım, evi otel gibi kullanmaya, koşturmaya da.Böyle kabul edince zorlanmıyorum. Geçen hafta başını unuttum bile, yani ne yaptığımı.Her gün işe gidiyorum, zaten geçen hafta yağmurluydu ara ara, öyle zamanlarda işler daha bir koşturmaca.Salı kadın kolları toplantımız oluyor,her salı saat birde.Öğleden sonra öyle geçiyor.Pazartesi tüm gün Dalamanda geçti,kırmızı arabayı sattık, başka bir işimiz daha vardı, o yüzden Aydın'dan gelen müşteriyle orada buluştuk.İki araba gittik uzunbeyle arka arkaya.Diğerini verince tek döneceğiz ya,hem Ortaca hem de Dalaman'da iş olunca öyle karar verdik. Bir ara vergi dairesine işim düştü.Daha doğrusu ocak ayı makbuzunu yatırmadan satış yapamıyorsun araba için.İyi de ocak ayı daha bitmemiş ki.Ayın başı.Hem bankadan makbuzu da yatıramıyorsun.Ertesi gün çıkıyormuş bankadan ,noter kabul etmedi.Bu yüzden vergi dairesine gittik.Sırada 3. cüyüm.Sistem gitti.Arkadaşlar saat dört olmuş, her işi bitirmişim ,param elimde ama sistem gittiğinden makbuzumu alamıyorum.İyi de sistemi yedekleyecek server'ın yoksa neden bilgisayar kullanıyoruz ki ?  Bayağı bir bekledim.Makbuz olmazsa noter satış yapmıyor,uzunbey Ortacada, diğer işi kovalıyor,ertesi gün tekrar gelmem gerek Dalaman'a.Müşteri  Aydın'dan gelmiş zaten,bekler mi bilinmez.Bir ara dedim ki ne yapıyoruz biz böyle ya....Neyse sistem mi geldi, oradaki kadın memur portakal soymayı bırakıp işlemi yapamayan veznedeki adama yardıma mı  geldi anlamadım  parayı yatırdık.Makbuzu aldık,notere döndük.Bomboş noter dönüşümüzde kum gibi çocuk ve veli kaynıyordu.Sanırım bu öğrencileri umreye götürme işi nedeniyle noterden vize işlemleri için başvurmaya gelmişler. Canına yandığımın ülkesi -bana bile yazdırdığı cümleye bak şu politikanın- ülkenin geldiği durum bu.Biz çocukken AKM'ye bale izlemeye giderdik, resim sergilerine Galata'ya.Konserlere ve operaya.Tamam umreye gitmesinler demiyorum ama bırak onları oraya ailesi götürsün, sanane devletim çocukların umresinden.Sonra kazma adamlarla konserlere gidiyoruz biz, konserde nasıl davranacağını bilmiyor, tiyatro da konuşuyor, sinema da kıpraşıyor, bunları kırolarla aynı salonu paylaşıyoruz diye yazmıyorum..Rahatsız olduğum içinde yazmıyorum, hala bu zamanda kadın cinayetleri, namus davaları , çocuk tacizleri ile uğraşan insanlar olarak okuyamayan kızlar, eğitim görmeyen çocuklar ve nerde nasıl davranacağını bilmeyen insanlarla uğraşıyoruz biz.Sen hiç buralara gelip taşımalı eğitim için her gün uçurumlu yollardan okula giden çocukları gördün mü..? Ya da daha hayatında hiç sanatçı görmemiş köy çocukları mevcutken, kitap ve eğitim için para bulamıyorken, daha 13 yaşında içkici babasının eve getirdiği adamlardan birinden hamile kalmış ki hangisinden hamile kaldığı belli olmayan çocuklar dururken, OYS sınavları için para bulamayıp Muğlaya sınava gidemeyen köy çocukları varken, üniversite kazanıp ,parasızlıktan farkında oldukları  halde aç kalmamak adına "farkına vardığını çaktırmamaya çalışarak" cemaat evlerine gitmek zorunda kalan çocuklar varken umre senin neyine.Yazıyoruz diye kötü olacaksak da olalım.Bu çocukları görünce her şey boş işte. Oturduğu yerden konuşanlar kadar kızdığım bir şey yok şu dünyada.Hem bir şey yapma, hem de yapıyorsan boşa yap.Kendin için yap, onlar için yapma. Sonra da ahkam kes.Politika yaptığını san.Herkes de seni başarılı bulsun.Dünya bunlar üstüne dönüyor işte. Al sana gerçek bir Türkiye yazısı.Dünya büyük şehirlerden ibaret değil,herkesi  İstanbula tıkınca bu ülkenin diğer şehirlerinde refah olmuyor.Bilakis tam tersi oluyor.Yazında bekliyorum ,mahfettiğiniz turizm politikamızı görmeye, eskiden beş ay süren turizm mevsiminin nasıl iki aya indiğini göstermeye.

 Öyle konulardan bu konulara nasıl girilir bilmiyorum.Bu tarz şeylerle avunuyorum diyelim.Zaten gördüklerimi anlatmaya yetişemiyorum ki,hangi birini anlatayım.Muğla büyükşehir belediyesi olacak, Fethiye'den de oylar onlara çıkmıyor diye bir kaç belediyeyi birleştiriyorlar.Belediye seçimleri enteresan olacak.Alır mı bilmiyorum.Gerçek Fethiye halkına güveniyorum diyelim.Gerçi buraya da Van'dan depremzedeler geldi, oy için bu bölgelere gönderildiğini söylüyorlar.Yani belediye seçimlerine burada oy kullanacaklar.Bu da bir çare olabilir mi göreceğiz.Gördüklerimi yazacağım en azından, beraber karar veririz artık.
 Geçen hafta çarşamba günü bir açılışa davetliydim.Tıklım tıklım doluydu,ikramları boldu.Bambu diye bir markanın Fethiye temsilciliği açıldı.

 Arkadaşlarımdan bazıları  scrable günü yapıyordu geçen sene, ben katılmayı çok istedim ama işlerden mümkün değil.Bu sene bir grup daha başladı.Zehra'da o grubun içinde.Bizde arada kaçıp uğrayabiliyoruz bazen.Bu hafta mesela uğradık bir ara.Zehra çok  güzel menüler yapmış, birde ıspanaklı bir ikram, dükana uygun.Buradan resmini kaydedip,umarım tarifini yazar bloğunda.
Bende şu geçen seneden beri yapmayı istediğim okuma atölyesi yapayım diyorum artık.
 Perşembe Bodruma gittim toplantıya. Muğla Kadın Kolları toplantısı bu ay Bodrumdaydı.Gelecek ay bizde.Giderken Muğlada köfte yedik pazaryerinde.Meşhur bir yermiş,adı Osman'ın yeri olabilir.Hatırlayamadım.Simit aldık ve yola devam ettik. Yollar iyiydi, sadece Bodrum-Milas arası az bir yol kalmış yapılmadık.Hava çok güzeldi o gün.Sabah gidip akşam döndük.
 pazaryeri
 Bodrum
 Bodrum
 CHP Bodrum Kadın Kolları
 Bodrum Kadın Kolları Başkanı Saime Demirtaş- küt saçlı,tam karşıdaki hanımefendi-
 Bodrum yolları-perşembe günü sabah çıkıp akşam geldik.
 Cuma günü kahve günümüz vardı Zen'de.Sabahtan Rana'ya gidip çok güzel çekimler yaptık, onları kızına yollayacak, öğleden sonrada Zen'de  gidip kahvelerimizi içtik ama gün çoktan kahve ikramından pasta börek günlerine döndü.Serbest günlerimden birindeydim,yoksa öyle günlerde sadece dükana uygun şeyler yiyiyorum ya da peynir yiyiyorum biliyorsunuz artık.Cuma akşamüstü eve geldiğimde ancak ertesi gün için kalabalık bir davet düzenleyeceğim aklıma geldi :) Zen'in doğumgünü 15 ocak ama biz 14 ünde gece bizde toplanalım ve herkes beraber olsun istediğimden herkesi çağırıp çocuklarla beraber yaklaşık 20 kişilik bir kutlamayla partiyi yaptık.
 Pastaları Cafederin Zehra yaptı.Nefisti.
 Her ikisi de kestaneliydi.Ben çok severim zaten kestaneli  pastayı.Herkes bir şeyler getirdiğinden ikramlar boldu.Yine de ben makarna salatası,brokoli salatası, kek, iki çeşit börek yaptım.Bunun yanında kuruyemiş ve likör de vardı.Şömineyi yakıp sıcak şarap içtik.
 Zeynep ; patlıcan dolması yapmıştı.
 Benim peynirli milföy böreklerim.

Fatoş'un tiramisu tatlısı.
 Dükancılara atıştırmalık turp.Yanında Talin'den nefs küçük tuzlu bisküviler.
 Peynirli atıştırmalıklar.
 Ares
 Çarşamba günü birde bebek ziyaretine gittim :) İşyeri  arkadaşımızın bebişi geldi .Kayra bebek.

 Evdeki İstanbul köşem.
 Dün biz yine kara gittik.Cumartesi Çağıl geldi tatil için.Hem cumartesi gecesi herkesi görmüş oldu hem de pazar günü için beraber hareket edebildik.Sucuk -ekmek -şarap menüsüyle karda yemek yedik,kartopu oynayıp ,kaydık.Dönüşte de kahvelerimizi Üzümlüde içip dağıldık.
 Nif
 Nif
Bu şal bana Demirköy'den hediye geldi,eski tanıdıklardan, gelirken Çağıl getirdi.

Salı günkü Fethiye Kadın Kolları Toplantısından.Bu sabah -pazartesi sabahı - başkanıma dokunma eylemi için Muğlaya araba kaldırıldı partiden.Hem başkanıma dokunma hem de 19 mayıs törenlerine tepki için ama bayram kutlamalarının kaldırılması sadece 19 mayısla sınırlı kalmayacak,haftasonu yapılan açıklamalarda 23 nisan ve 29 ekim bayram kutlamaları da stadlardan kaldırılacak diye açıklama yapılmıştı.Bunun için de bu sabah Muğlada pankart açacaktı CHP'liler. Muğla genelinden kadın kolları "başkanıma dokunma " eylemi yapacaklardı.Ben gitmedim ama şu saat itibarıyla daha internete haberleri düşmediğinden paylaşamıyorum.Daha sonra eklerim bilgileri.
-Bu akşam Benyamin Sönmez için yapılan bir etkinlik var, daha önce yazmıştım onu. Fethiye Kültür Merkezinde arkadaşları ve hocası onu anmak için konser ve etkinlik düzenliyorlar,doğumgünü anısına.Saat 20.00 de,bir terslik olmazsa ordayız ailecek.
-Dün Nazım'ın doğum günüydü.
*Başlık  K İskender.

Cumartesi, Aralık 10, 2011

İmkansız zamanları geleceğe erteledik

Yazmadım,çünkü zordu benim için.Cuma -geçen hafta cuma-gününden başlayan bir hüzün fırtınasıydı,daha sonra açıldı ama dedim ya kötü başladık.Geçen hafta ilk stajyer öğrencimizin babasının ölüm haberiyle başladı.Hastaydı biliyorduk ama daha hastalık lafına alışamadan gitti.Sonra Fethiye ve Türkiye  için çok büyük bir değeri kaybettik.Çok genç yaşta. Ben daha önce burada ücretsiz verdikleri bir konserde tanışmıştım onlarla,ağbisi de sanatçı.En önemlisi annesi de arkadaşım.İlk onun ağzından dinlemiştim onları.Duydum şok oldum.Yazmasam diye düşündüm önce, sonra da dedim ki aslında en çok yazılmayı o hakediyor,onun için yazıyorum.Veda töreni çok zordu.O gün işi gücü bırakıp Fethiye Kültür Merkezindeki törene gittik Uzunbeyle.Ailesine söyleyecek bir laf bulamadım,konuşamadım, sadece sarıldım annesine.28 yaşında kalp krizinden bu yaşamdan giden çok başarılı ve müzikte deha sayılan bir çellist'in annesine insan ne diyebilir ki..? Hiç birşey.Sadece sarıldım.Ağladım da törende, için için, kameralar olmasa daha çok ağlardım,tuttum kendimi ki ben çok zor ağlarım normalde.O gün camiye akın akın insanlar geldi, vedalaştık ama çok zordu, hele bir arkadaşı vardı ki müzikçi bunlar, eğilip sanki onu dinliyormuş gibi kapandı tabutuna.Kulak verdi,dinledi,sarıldı.Onu hayatım boyunca unutmayacağım.O gün kalbim ağrıdı resmen.Zaten gece haber geldiğinde sabahlamıştım.O gece Uzunbeye aslında içsek bu gece dedim.Olur dedi ama ertesi gün xmas pazarında görevliyiz, içmedik,uyuduk.
 Pazarı daha sonra yazacağım, bunlar pazar öncesi fotoğraflar. Itır'a gitmiştik, evi taşıdı, bir kahveye uğradık Kayaköy'e, bu fotolar ordan.
 Zaten çok hoş,aileden kalma eşyaları var , birde eski bir taş eve de yerleşince zaman durdu orada...Tam görüntüleyemedim,çünkü tam yerleşmemiş.Daha sonra daha güzel ve net fotoğraflar çekerim.


 Eski anahtarlar
 mutfak kitapları, en öndeki Tijen'in kitabı.
 Bunlar ise partiden Birsen hanımın evinden.Kahveye gittiğim bir gün çıkardı bu güzellikleri.. Tadına doyamayacaksınız eminim.Hepsi sandıktan ve geleneksel el emeği.Daha öncede kaktüslerini koymuştum.O arkadaşım.

 Bu Türkişini sipariş yaptırmış kızına ve oğluna çeyiz.Kumaşını annesi dokumuş,dastardan.
Türk işi  kumaş boyama
 etamin
 dantel
Fethiyenin otantik  sandık örtüsü




 kumaş boyama
 kendi işlemiş

 Bu da antika mendil.Büyük büyük babasının.
 fiskos örtüsü
 etamin

 etamin

 Geçen hafta günümüz vardı, bir gittim ki ikramlar dolu bir masa.Zaten  diyetteyim ama bakmaktan da kendimi alamadım.Yine de canım istemedi.Yemedim.
 Ev sahibemiz sevgili Aysel, benim ve dükan yapan diğer arkadaşlar için birkaç parça birşeylerde hazırlamış, ben onlardan yedim.
Geçen haftaki törenden.Fethiye Kültür Merkezi.Kendisi de sanatçı olan ağbisi konuşma yaparken.
Burada yeni bir köfteci var, Fethiye Köftecisi diye ama Fethiye köftesi değil başka yöreden bir köfte yapıyor.-şimdi unuttum,kızacak sahibi bana- eti falan ordan geliyor.Arada gidip Uzunbeyle yemek yeriz, geçen gece yediğimiz yemekten sonra bize Adapazarı kestane kabağından yapılmış bir kabak tatlısı getirdi ki uzun süredir bu kadar güzelini yememiştim.Dükan diyetinde kabak tatlısı yok ,biliyorum  :) ama çok güzeldi.Hep rejim yazacak halim yok,arada kaçamakları da yazacağım ki rejim böyle yapılır.Geçen gün Fevzi bana sataşıyordu,bunlar "Dukan"mıyor galiba diye :))
- Fethiye Köftecisi kaymakamlık karşısında, köfte menü ve kabak tatlısı çok güzel.
Benim bürodan eski Fethiye işi dokuma.Yörük Müzesinden .. Atların üstüne konan kilimler bunlar -bir çeşit eğer-cepli,adı da vardırda şimdi bilemiyorum.Her iki tarafında işleme ve cepler var. Perşembe akşamı da bir arkadaşımız müthiş bir köy tavuğu yedim diye anlatıp duruyordu yemekte, kahvaltısı kadar köy tavuğu da meşhur yani Yörük Müzesinin.Birde Fethiyede kızarmış köy tavuğunun üstüne nar ekşisi-nardek döküyorlar da yiyiyorlar.
Bunlarıda bana Uzunbey almış hediye,  ben seviyorum diye.Eve götürecektim,büroda daha çok içiyorsun burada kullan dedi diye büroda bıraktım.
(Sheepininks Felt)

Bunu bana Senem hediye etti.Daha önce koyup koymadığımı ne yazık ki hatırlamıyorum.Keçeden harikalar yaratan ,çok yetenekli biri o, gerçek bir tasarımcı. Yılbaşı pazarında da standı vardı ama o daha sonraki yazıda.
Bu hafta salı kadınlar kolu toplantısı, çarşamba 2. el pazarı,perşembe akşamı uzunbeyin grup yemeği, cuma öğleden sonra HES toplantısı,cuma akşamı da bizim kızlarla yemekteydik Roka da.Bu yüzden zaman bulamadım yazı yazmaya.Bugün evdeyim.Öğleden sonra Rana değişen dükkan tarzı için küçük bir kokteyl veriyor ,oraya gideceğim.Lokumlu milföy yapacağım biraz sonra. Ondan aldığım kıyafeti giyip,takıları takıp gideceğim , öyle sözleştik.Kırmızı halıda isterim deseydim keşke, bilemedim :)) Görüntülediklerimi paylaşırım ,özellikle back to black için.
Bu aralar genelde kendimden çok başkalarıyla uğraştım :) Bu yüzden kendime yaptığım yolculuklar yok yazılarımda.Bazen  ben bile başkalarını anlamıyorum. Ne garip değil mi..? Oysa ben çözmeyi severim insanları,çoğunlukla da çözerim. Çok ben diye konuşan insanlar iyi değilmiş aslında,oysa ben başkaları hakkında konuşmadıklarından ,en azından kendi yapabildikleriyle uğraştıklarından severim onları.Ben de ben'i çok kullanırım.Bu bir bakıma kendini anlatmaya çalışmak ama anlaşılmasını istemeninde bir mesajıdır,başkaları farklı yorumluyor demek ki diye düşündüm geçen gün. Olsun, içi dışı bir olsun,ben olsun.Farklı düşünüp,kendini farklı yansıtanlara karşıyım ben.
İnanılmaz bir özlemle doluyum bu aralar.Konuşmazsam,aramazsam kendimi tutarım sanıyordum ama olmuyor.Dünkü HES toplantısında bizim grupta olan Çağıl'ın eski okul arkadaşını gördüm.Gayri ihtiyari hep ona baktım dün.Ona bakıp Çağıl'ı gördüm.Ben özlediğimde meçhul bir mecnun oluyorum kendimce.Dışarıdan nasıl görmüyorlar şaşıyorum.İçim dışıma taşıyor.Hayatta hiçbirşey beni bunun kadar etkilemiyor,her yerde onu görüyorum, başkalarıyla oturunca ona bakıyor gibi düşünüyorum.Bir çeşit delilik sanırım bu.Tavsiye etmiyorum, onaylamıyorum ama yaşıyorum.Dün gece yemeğe giderken aradım,bunu kendisine de anlatmaya çalıştım,anne istersen yemekten sonra ara beni dedi,uyumayacak mısın dedim.İnternetten konuşuruz diye kapattık telefonu,oysa geldiğim gibi açtım bilgisayarı ama bilgisayar kucağımda uyumuşum.Konuşamadık, babası görmüş saat dörtte uyanıkmış, oysa ben uykuya yenilmişim.
Geçen sene ayda bir geldi,bu sene ödevlerden ve röportajlardan ve programlarından gelmedi, gelmesin ama bu ara yine çok özledim ben onu,sadece onu da değil,herkesi.

Değişmedi, hiçbirşey değişmiyor aslında.Sessizliğim, neşem,hüznüm, kendimi sakınmam,bırakmam, hayatım, birşeyler değişiyor gibi oluyor, sonra sadece bir dalgalanmaymış hayatımda, birşey olmuyor.Böyle de yazınca insanlar mutsuzmuşum gözüyle bakıyor, değilim, mutsuz değilim,nasıl öyle gözüküyor bilmiyorum. Hep diyorum ya içimde hikayeler ve romanlar var, bazen kalkıyorum resmen dilimden bağımsız şeyler dökülüyor,mekan ve zamanla ilişkisi yok, birbiriyle ilişkisi de yok ama ben bunları birleştiremiyorum.Bunun sıkıntısı da yüreğime vuruyor.Oysa birleşsin,dökülsün ve boşalsın istiyorum,olmuyor.Başkalarının müdahalesiyle olmuyor bu, böyle çıkışlarımda insanlar yüzüme bakıyor,nerden geldiğini anlayamıyorlar,inanın bende ama dinliyorlar.O an o kadar gelip gidiyor. Söylediklerim güzel,manalı ve mantıklı, zaten olmasa öyle ilgiyle dinlemezler,ama onları arada kaydedip hayata devam edebilsem birde keşke.(bir kalem-kağıtla gezeceğim her yerde,aslında var ama çantamda, evde de öyle gezmem gerekli demek ki) Ezberim iyidir aslında ama bunlar başladığından beri ezberleyemiyorum,en çok da ona uyuz oluyorum. Geçen gün ağzımdan bir kaç cümle döküldü,dökülürken bile sevdim onları, kesinlikle bir blog açmalıyım,başka bir blog diye düşünürken kaçırdım ,oysa enaz üç kere tekrar ettim içimden  o onbeş-yirmi cümleyi.Bilmiyorum ,yazmak böyle sancılı bir işse yani herkesten toplumdan uzaklaşayım, kafamı dinleyeyim belki o yüzden bunu yapamıyor olabilirim.Ben ve yalnızlık aynı cümlede bile çok komik geliyor şu an.
Kesinlikle Ay'la aramda bir ilişki var benim :)) Yani düşünsel ya da psişik anlamda,bilmiyorum. Bu konularda çok cahilim,okumam gerek en kısa zamanda.Ay'a tapıyorum. Onun ışığını gördüğümde kendimi güvende hissediyorum. Beni rahatlatıyor,akşam mesela,yemekten geldiğimde Ares'i dışarı çıkardım, ben geziyorum ,o da tepemde geziyor,tamam biliyorum herkeste öyle ama dün gece tam tepemdeydi,bana ışık tutuyordu,vallahi , inanmazsanız inanamayın ama öyleydi. Zaten inanmak zorunda değilsiniz, benim kadrolu elemanım o :))  böyle dediğimde Fatoş çok beğenmişti ,o beğensin diye söylemedim gerçekten buna inanıyorum ben. Hatta o zamanlar bununla ilgili de yazdım ben ama içimden.Çünkü bunları daha beceripte yazıya dökemiyorum.Acemi bir çaylağım ben. Kadrom zengin olsa da gösteri yapacak maneviyatım daha zengin değil,parayı toparlayamadım, sahneyi kuramadım ama bir gelsin söz veriyorum eski Maksim günleri gibi ışıldayacağız hep beraber show dünyasında.Ya da hepsini kendime saklarım bilemiyorum.
Bugünlük bu kadar, tüm sevdiklerimi tek tek öpüyorum bugün. İçimden öpmek geldi,çok sevdiklerime de sarılıyorum sanal sanal.Sevgi yumağı oldum birden.
:)

Günün türküsü : Akşam Beyaz'ın programında vardı,bende  çok severim.