işleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Aralık 10, 2011

İmkansız zamanları geleceğe erteledik

Yazmadım,çünkü zordu benim için.Cuma -geçen hafta cuma-gününden başlayan bir hüzün fırtınasıydı,daha sonra açıldı ama dedim ya kötü başladık.Geçen hafta ilk stajyer öğrencimizin babasının ölüm haberiyle başladı.Hastaydı biliyorduk ama daha hastalık lafına alışamadan gitti.Sonra Fethiye ve Türkiye  için çok büyük bir değeri kaybettik.Çok genç yaşta. Ben daha önce burada ücretsiz verdikleri bir konserde tanışmıştım onlarla,ağbisi de sanatçı.En önemlisi annesi de arkadaşım.İlk onun ağzından dinlemiştim onları.Duydum şok oldum.Yazmasam diye düşündüm önce, sonra da dedim ki aslında en çok yazılmayı o hakediyor,onun için yazıyorum.Veda töreni çok zordu.O gün işi gücü bırakıp Fethiye Kültür Merkezindeki törene gittik Uzunbeyle.Ailesine söyleyecek bir laf bulamadım,konuşamadım, sadece sarıldım annesine.28 yaşında kalp krizinden bu yaşamdan giden çok başarılı ve müzikte deha sayılan bir çellist'in annesine insan ne diyebilir ki..? Hiç birşey.Sadece sarıldım.Ağladım da törende, için için, kameralar olmasa daha çok ağlardım,tuttum kendimi ki ben çok zor ağlarım normalde.O gün camiye akın akın insanlar geldi, vedalaştık ama çok zordu, hele bir arkadaşı vardı ki müzikçi bunlar, eğilip sanki onu dinliyormuş gibi kapandı tabutuna.Kulak verdi,dinledi,sarıldı.Onu hayatım boyunca unutmayacağım.O gün kalbim ağrıdı resmen.Zaten gece haber geldiğinde sabahlamıştım.O gece Uzunbeye aslında içsek bu gece dedim.Olur dedi ama ertesi gün xmas pazarında görevliyiz, içmedik,uyuduk.
 Pazarı daha sonra yazacağım, bunlar pazar öncesi fotoğraflar. Itır'a gitmiştik, evi taşıdı, bir kahveye uğradık Kayaköy'e, bu fotolar ordan.
 Zaten çok hoş,aileden kalma eşyaları var , birde eski bir taş eve de yerleşince zaman durdu orada...Tam görüntüleyemedim,çünkü tam yerleşmemiş.Daha sonra daha güzel ve net fotoğraflar çekerim.


 Eski anahtarlar
 mutfak kitapları, en öndeki Tijen'in kitabı.
 Bunlar ise partiden Birsen hanımın evinden.Kahveye gittiğim bir gün çıkardı bu güzellikleri.. Tadına doyamayacaksınız eminim.Hepsi sandıktan ve geleneksel el emeği.Daha öncede kaktüslerini koymuştum.O arkadaşım.

 Bu Türkişini sipariş yaptırmış kızına ve oğluna çeyiz.Kumaşını annesi dokumuş,dastardan.
Türk işi  kumaş boyama
 etamin
 dantel
Fethiyenin otantik  sandık örtüsü




 kumaş boyama
 kendi işlemiş

 Bu da antika mendil.Büyük büyük babasının.
 fiskos örtüsü
 etamin

 etamin

 Geçen hafta günümüz vardı, bir gittim ki ikramlar dolu bir masa.Zaten  diyetteyim ama bakmaktan da kendimi alamadım.Yine de canım istemedi.Yemedim.
 Ev sahibemiz sevgili Aysel, benim ve dükan yapan diğer arkadaşlar için birkaç parça birşeylerde hazırlamış, ben onlardan yedim.
Geçen haftaki törenden.Fethiye Kültür Merkezi.Kendisi de sanatçı olan ağbisi konuşma yaparken.
Burada yeni bir köfteci var, Fethiye Köftecisi diye ama Fethiye köftesi değil başka yöreden bir köfte yapıyor.-şimdi unuttum,kızacak sahibi bana- eti falan ordan geliyor.Arada gidip Uzunbeyle yemek yeriz, geçen gece yediğimiz yemekten sonra bize Adapazarı kestane kabağından yapılmış bir kabak tatlısı getirdi ki uzun süredir bu kadar güzelini yememiştim.Dükan diyetinde kabak tatlısı yok ,biliyorum  :) ama çok güzeldi.Hep rejim yazacak halim yok,arada kaçamakları da yazacağım ki rejim böyle yapılır.Geçen gün Fevzi bana sataşıyordu,bunlar "Dukan"mıyor galiba diye :))
- Fethiye Köftecisi kaymakamlık karşısında, köfte menü ve kabak tatlısı çok güzel.
Benim bürodan eski Fethiye işi dokuma.Yörük Müzesinden .. Atların üstüne konan kilimler bunlar -bir çeşit eğer-cepli,adı da vardırda şimdi bilemiyorum.Her iki tarafında işleme ve cepler var. Perşembe akşamı da bir arkadaşımız müthiş bir köy tavuğu yedim diye anlatıp duruyordu yemekte, kahvaltısı kadar köy tavuğu da meşhur yani Yörük Müzesinin.Birde Fethiyede kızarmış köy tavuğunun üstüne nar ekşisi-nardek döküyorlar da yiyiyorlar.
Bunlarıda bana Uzunbey almış hediye,  ben seviyorum diye.Eve götürecektim,büroda daha çok içiyorsun burada kullan dedi diye büroda bıraktım.
(Sheepininks Felt)

Bunu bana Senem hediye etti.Daha önce koyup koymadığımı ne yazık ki hatırlamıyorum.Keçeden harikalar yaratan ,çok yetenekli biri o, gerçek bir tasarımcı. Yılbaşı pazarında da standı vardı ama o daha sonraki yazıda.
Bu hafta salı kadınlar kolu toplantısı, çarşamba 2. el pazarı,perşembe akşamı uzunbeyin grup yemeği, cuma öğleden sonra HES toplantısı,cuma akşamı da bizim kızlarla yemekteydik Roka da.Bu yüzden zaman bulamadım yazı yazmaya.Bugün evdeyim.Öğleden sonra Rana değişen dükkan tarzı için küçük bir kokteyl veriyor ,oraya gideceğim.Lokumlu milföy yapacağım biraz sonra. Ondan aldığım kıyafeti giyip,takıları takıp gideceğim , öyle sözleştik.Kırmızı halıda isterim deseydim keşke, bilemedim :)) Görüntülediklerimi paylaşırım ,özellikle back to black için.
Bu aralar genelde kendimden çok başkalarıyla uğraştım :) Bu yüzden kendime yaptığım yolculuklar yok yazılarımda.Bazen  ben bile başkalarını anlamıyorum. Ne garip değil mi..? Oysa ben çözmeyi severim insanları,çoğunlukla da çözerim. Çok ben diye konuşan insanlar iyi değilmiş aslında,oysa ben başkaları hakkında konuşmadıklarından ,en azından kendi yapabildikleriyle uğraştıklarından severim onları.Ben de ben'i çok kullanırım.Bu bir bakıma kendini anlatmaya çalışmak ama anlaşılmasını istemeninde bir mesajıdır,başkaları farklı yorumluyor demek ki diye düşündüm geçen gün. Olsun, içi dışı bir olsun,ben olsun.Farklı düşünüp,kendini farklı yansıtanlara karşıyım ben.
İnanılmaz bir özlemle doluyum bu aralar.Konuşmazsam,aramazsam kendimi tutarım sanıyordum ama olmuyor.Dünkü HES toplantısında bizim grupta olan Çağıl'ın eski okul arkadaşını gördüm.Gayri ihtiyari hep ona baktım dün.Ona bakıp Çağıl'ı gördüm.Ben özlediğimde meçhul bir mecnun oluyorum kendimce.Dışarıdan nasıl görmüyorlar şaşıyorum.İçim dışıma taşıyor.Hayatta hiçbirşey beni bunun kadar etkilemiyor,her yerde onu görüyorum, başkalarıyla oturunca ona bakıyor gibi düşünüyorum.Bir çeşit delilik sanırım bu.Tavsiye etmiyorum, onaylamıyorum ama yaşıyorum.Dün gece yemeğe giderken aradım,bunu kendisine de anlatmaya çalıştım,anne istersen yemekten sonra ara beni dedi,uyumayacak mısın dedim.İnternetten konuşuruz diye kapattık telefonu,oysa geldiğim gibi açtım bilgisayarı ama bilgisayar kucağımda uyumuşum.Konuşamadık, babası görmüş saat dörtte uyanıkmış, oysa ben uykuya yenilmişim.
Geçen sene ayda bir geldi,bu sene ödevlerden ve röportajlardan ve programlarından gelmedi, gelmesin ama bu ara yine çok özledim ben onu,sadece onu da değil,herkesi.

Değişmedi, hiçbirşey değişmiyor aslında.Sessizliğim, neşem,hüznüm, kendimi sakınmam,bırakmam, hayatım, birşeyler değişiyor gibi oluyor, sonra sadece bir dalgalanmaymış hayatımda, birşey olmuyor.Böyle de yazınca insanlar mutsuzmuşum gözüyle bakıyor, değilim, mutsuz değilim,nasıl öyle gözüküyor bilmiyorum. Hep diyorum ya içimde hikayeler ve romanlar var, bazen kalkıyorum resmen dilimden bağımsız şeyler dökülüyor,mekan ve zamanla ilişkisi yok, birbiriyle ilişkisi de yok ama ben bunları birleştiremiyorum.Bunun sıkıntısı da yüreğime vuruyor.Oysa birleşsin,dökülsün ve boşalsın istiyorum,olmuyor.Başkalarının müdahalesiyle olmuyor bu, böyle çıkışlarımda insanlar yüzüme bakıyor,nerden geldiğini anlayamıyorlar,inanın bende ama dinliyorlar.O an o kadar gelip gidiyor. Söylediklerim güzel,manalı ve mantıklı, zaten olmasa öyle ilgiyle dinlemezler,ama onları arada kaydedip hayata devam edebilsem birde keşke.(bir kalem-kağıtla gezeceğim her yerde,aslında var ama çantamda, evde de öyle gezmem gerekli demek ki) Ezberim iyidir aslında ama bunlar başladığından beri ezberleyemiyorum,en çok da ona uyuz oluyorum. Geçen gün ağzımdan bir kaç cümle döküldü,dökülürken bile sevdim onları, kesinlikle bir blog açmalıyım,başka bir blog diye düşünürken kaçırdım ,oysa enaz üç kere tekrar ettim içimden  o onbeş-yirmi cümleyi.Bilmiyorum ,yazmak böyle sancılı bir işse yani herkesten toplumdan uzaklaşayım, kafamı dinleyeyim belki o yüzden bunu yapamıyor olabilirim.Ben ve yalnızlık aynı cümlede bile çok komik geliyor şu an.
Kesinlikle Ay'la aramda bir ilişki var benim :)) Yani düşünsel ya da psişik anlamda,bilmiyorum. Bu konularda çok cahilim,okumam gerek en kısa zamanda.Ay'a tapıyorum. Onun ışığını gördüğümde kendimi güvende hissediyorum. Beni rahatlatıyor,akşam mesela,yemekten geldiğimde Ares'i dışarı çıkardım, ben geziyorum ,o da tepemde geziyor,tamam biliyorum herkeste öyle ama dün gece tam tepemdeydi,bana ışık tutuyordu,vallahi , inanmazsanız inanamayın ama öyleydi. Zaten inanmak zorunda değilsiniz, benim kadrolu elemanım o :))  böyle dediğimde Fatoş çok beğenmişti ,o beğensin diye söylemedim gerçekten buna inanıyorum ben. Hatta o zamanlar bununla ilgili de yazdım ben ama içimden.Çünkü bunları daha beceripte yazıya dökemiyorum.Acemi bir çaylağım ben. Kadrom zengin olsa da gösteri yapacak maneviyatım daha zengin değil,parayı toparlayamadım, sahneyi kuramadım ama bir gelsin söz veriyorum eski Maksim günleri gibi ışıldayacağız hep beraber show dünyasında.Ya da hepsini kendime saklarım bilemiyorum.
Bugünlük bu kadar, tüm sevdiklerimi tek tek öpüyorum bugün. İçimden öpmek geldi,çok sevdiklerime de sarılıyorum sanal sanal.Sevgi yumağı oldum birden.
:)

Günün türküsü : Akşam Beyaz'ın programında vardı,bende  çok severim. 

Pazartesi, Kasım 21, 2011

etamin sergisi

Resim sergisi ve çevre ürünleri sergisi açmışlığım vardı ama hayatımda ilk defa sanal ortamda bir etamin sergisi açıyorum :) Bu da beni doğal olarak heyecanlandırıyor.Aslında bu sergiyi açmak için çok bekledim,etaminler benim değil, Mavikuş'tan bir büyüğümüz Mihri Hanımdan... O kadar farklı ve hoş bir insandır ki yeni tanışmamıza rağmen hemen kaynaştık ve senelerce emek vererek yaptığı etaminleriyle beraber onu hayatımızın içine aldık.Kahve günlerimize katıldı, ona gittiğimiz bir gün de bu güzellikleri paylaştı.Ben hanımefendi duruşuyla kalbimi fetheden birinin başka bir özelliğiyle bu kadar çok beni etkileyebileceğini düşünmemiştim. Etamin işliyorum derken bu kadar çok etamini olduğunu da tahmin etmemiştim. Yılların emeğiyle yapılmış bu güzelliklere sergi açalım size dedik ama ben çok niyet ettim olmadı dediğinde bu  güzelliklerin raflarda ve dolaplarda gizli kalmasını istemedim.Ben size internette sergi açabilir miyim diye izin aldım.Bu zamanı bulması onun yazlık için Kuşadasına gitmesi sebebiyledir,istedim ki buradan beraber paylaşalım yorumları ve sanki o yokken tebrikleri kabul etmek istemedim.Haksız mıyım,ilerleyen resimlerde anlattıklarımın bile eksik kalacağını düşüneceksiniz eminim.Sizi güzelliklerle başbaşa bırakırken, her köşesi zevkli evinden küçük detaylarda veriyorum.Umarım o da beğenir.Kendisine bu resimlerden oluşan bu sanal serginin cd sini de ileteceğim ve en azından arada bakmak istediğinde hepsini çıkarıp bakabilsin diye.Gördüklerinize inanın çünkü ben hepsini gördüm ve çok güzeldiler...ve lütfen yorumlarınızı yazın ki kendisine ileteyim.Unutmadan etaminlerin tersi de düzü kadar temiz görünümlü,çift taraflı olarak işliyormuş,daha önceki bir yazımda örnek vermiştim.




















































 Evde etaminden başka yapbozlarda vardı,hepsini görüntüleyemedim.Bir o kadar da yapbozu olduğunu düşünüyorum.





 Sümerbank avizeye de bayıldım.