
Dün
Pretty Woman 'la Fethiye' de buluştuk..Ve de Mühendizbey'le :))
Sabahtan elbise provasına gittim..Her yerim siyah sim oldu. Lavobo da kollarımı yıkadım ama tüm günü temizleyemediğim simlerle parlayarak geçirdim.Öylede yoğunduk ki dün günü bitirdiğimizde saat 10 olmuştu.
Elbise provası iyi geçti.Yalnız göğüsten robalı yapmayı düşündüğümüz elbisenin son konuştuğumuzda modelini değiştirdiğimizi unutmuşum ben.Gittiğimde başka modeli görünce önce ayılamadım sonra giyince aslında böyle daha iyi olduğunu düşündüm ve yine işlerim bir şekilde kendi seyrinde doğru yola girdi..
Provadan doğru Pretty'lerin kaldığı otele gittim.Onları alıp yemeğe gittik.Sonra da deniz kıyısında yeni açılan bir cafe var..Orada kahve içip sohbet ettik..Ölüdeniz dolmuşlarında onları bırakıp işe döndüm..Bir yandan çekirdek kampanyamız devam ediyor..Diğer yandan kendi işimiz olan turizmle ilgili başka bir kampanya başlatıyoruz.Eylül'de bir organizasyonumuz , gelecek hafta ise bürokrasi ile ilgili büyük bir toplantımız var.Bu arada eylülde işyerimizi de taşıyacağız sanırım.Düğünü yazmıyorum çünkü son yazılarım zaten düğünle ilgiliydi artık herkes biliyor :)
Bugün Pretty'ler tura gidecekler, eğer fırsat bulursam akşama arayacağım..Ya da yarın 3 ' e kadar buradaymışlar bir şekilde görüşmek istiyorum.
Dün Çağıl' ı dershaneye yazdırdım.Çünkü evde planlı ve programlı çalışmıyor.Sadece dershaneye giderse ektra ders görmüş oluyor.İstediği bölüm iddialı olmayı gerektiriyor..Bu kadar erken hareket etmezse bu işi kotaramayacağından korktuğumdan bundan sonra peşindeyim zaten.Maceralarımız bu blogda :))
Bugün 17 ağustos.. Yaşadıklarımız hala gözümün önünde..Depremden sonra üç gece arabada yatan biri olarak 13 katlı evimize ancak dördüncü gün girebilmiştik..ve hemen o sabah görümcemin depremde merdivenden düşmesi sonucu karşıda bir askeri hastaneye onu görmeye giderken geçtiğim Avcılar hala içimi ürpertir.E-5 yolu ile aynı seviyeye inmiş müteahhit evlerinin çatıları ,yıkılmış evlerin uçuşan perdeleri yolda İzmit ve çevresinin ne durumda olduğunu hayal bile ettirtmemişti..ve hastane de beş dakkada bir gelen helikopterlerle taşınan depremzedeleri görünce ancak olayın vehametini anlamıştık.Deprem sonrası yaşanan krizleri de bu ülke çabucak unuttu..Ölenleri de, depremzedeleri de.. Oysa maneviyatın gerçek değer olduğunu anladığımız günler çok çabuk geçti. Eskisinden hızlı girdik tekrar maddi güzelliklere..Yine yarıştık evlerimizdeki eşyalara paralar dökmek için, bir giydiğimizi bir daha giymiyoruz yine.Falancanın oğlu marka araba almış bizde alalım yarışları tam gaz gidiyor.Oysa hala o krizlerde işsiz kalmış arkadaşlarımız var..Ne çabuk unutuldu erkeklerin evde oturduğu günler..Kadınlar daha çok idareci olmadığından ve çok yüksek maaş almadıklarından işten atılma oranları daha azdı.Kapanan bankalardaki insanlar farklı işlerde şimdi.Nasılda düşmüştü ev fiyatları..Oysa sadece yedi yıl geçmiş üstünden..İnsanlar unuturmuş.Unutuldu gerçekten.
Yarın 18 ağustos.. Anneannemin senesi..Annem, teyzem ve dayımlar gidip duasını okuttular Demirköy' de..Bir kaç gün önce okunabilirmiş dua.Bu yüzden geçtiğimiz hafta okundu.Hepsi aynı anda ordayken.Aslında yıllar geçmiş gibi, bir yandan da sanki dün gibi..Karmaşık işte.
Yoğun günler içindeyim..Herşey koşturmaca da.Ağustos bittiğinde yazı da bitirmiş olacağız bir yandan.Farkına varmadan geçiyor işte günler.Eylül buraların en iyi zamanlarından..
Tadını çıkarmak lazım.