anneannem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneannem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ağustos 18, 2009

Ömrümce hep adım adım inan seni unutmadım..

On yaşıma kadar dizinin dibinde büyüdüm sayılır. Onlardan uzağa taşındığımızda en çok onu özledim.Bize her geldiğinde onunla zaman geçirmeye bayılırdım. Ona benzediğimi düşünüyorum. Hem fiziksel hem de bazen manevi anlamda da..

Huysuz ve Tatlı Kadın, sen gideli üç sene oluyor.. Seni öyle özlüyorum ki... Adını anmadığımız gün geçmiyor aramızda. Umarım hala beni duyuyorsundur ve hala seni sevdiğimizi hissedebiliyorsundur..

Sensiz zaman seninle olduğu gibi geçmiyor, biliyormusun.. Senin sevdiğin şarkıları dinlerken içim bir tuhaf oluyor. Sen seviyorsun diye bazı şarkıları daha farklı dinliyorum ben ve senin sevdiğin gibi yapmaya çalışıyorum senden gördüklerimi..

Ne yemekler senin pişirdiğin tat da şimdi ne de senin yaşadığın yerler eski havasında.. Yine de bana öğrettiklerinin hepsi kulağımda..

Senin sevdiğin şarkıları mırıldanırken hala gözüm yaşarıyor ve biliyormusun ki içimdeki sevdan bitmiyor, her geçen gün çoğalıyor. Annem hiç bir zaman senin Dünya' da olduğun zaman ki kadar mutlu gülmüyor ama her biraraya gelişimizde senden söz etmek ve seni anmak kadar bizi mutlu eden bir şey yok.Biliyormusun..? Nerede olursan ol biz seni her zamanki gibi içimizde yaşatıyoruz.. ve her sevdiğin şarkıda, içtiğimiz her kahvede seni anıyoruz..

Canım Anneannem.. Biz seni unutmadık ..

Resim: Renoır

Cuma, Ağustos 22, 2008

İstanbul 1. bölüm - Burcu' lu kısım



Nerden başlasam nasıl anlatsam durumları yok aslında. Çok güzel günler geçirdim. Uzun süredir fotoğrafımı koymadığımı farkettim ve özel istek üzerine bol gıdılı fotoğrafımla İstanbul yazıma başlıyorum.

Pazar :

Buradan gitmeden daha pazar günü denize gittik Uzunbeyle, çok güzel bir koyda ve nefis denizimizde yüzdük, onu bile denize sokabildim yani.. O güzel olmayan zamanlarda girmez, ben bir yudum su bulsam atlarım :)

Salı:
Çağılla pazartesi akşamı yola çıktık ve bizi Büyükçekmeceden Annemle Babam karşıladılar. Eve geldik Burcu ile Atahan'da orada.

Hemen gezi planlarımızı yaptık. Biliyorsunuz Aneannemin senesi olduğu için ve Burcu da pazara kadar gideceği için Demirköy'e erken gitmek zorunda kaldık.

Altta resimlerde göreceğiniz üzre Fatih'te Nermincim' e gittik. O bizim yakın akrabamız hem de arkadaşımız..

Silivriye gittik Dayımlara -Burcuyu geçirdiğimiz gün- Marmara manzaralı balkonda çay içtik :)


Dayımın oğlu İzmiri kazanan kuzen.. Bana yazdığınız yorumlardaki bilgileri aktarmak üzere aradığımda zaten İzmire gitmişlerdi..

Sinanobaya Çarlilere gittik çaya. Çarli çalışıyordu, Arzu bizi çok güzel ağırladı..Öyle ki tadı damağımızda kaldı :) Her gelişimizde gitmek isteriz davet ederlerse :)) Bu arada resimdeki sağdaki son apartman benim eski evim :) Sinanoba..

Çarlinin sitesi..Karşıda Annemlerin evi gözüküyor :) Bahçede bol bol oya ağacı gördüm.. Zamanı herhalde, İstanbulda her yerde açmışlardı.

Annemin Arzu için yaptığı örtü. Annem ona İngilizce bir şeyler söyledi ama ben dilimize yerleşmesin diye örtü diyorum :))

Arabadan Çarlinin eve giriş, telefon numarası anadolu yakasındaki firmanın..Yoksa site Sinanobada.

Sinanoba ben otururken sakin bir yerdi.. Oysa şimdi çok yoğunluğu olan bir yer. Her yer sitelerle dolmuş. Orayı çok sevdiğimden her gittiğimde duygulanıyorum.

Mimaroba..

Burası da İğneada.. Burcu çok güzel resimler koymuş.Ben baktım o kadar güzel resim bulamadığım için koymadım.Bir tek Limanda bunu çekmişim. Birde orada biz Atahanla denize girdik,vaktim olmadı resim çekmeye.. Aynen eskisi kadar güzel, tabii ki yapılaşma olmuş ama hala bakir. Ömrümde hiç bir yerde görmediğim genişlikte kumsallarıyla oraya gidipte denize girmesem olmazdı. Denizde öğretmen kampının orada çarşaf gibiydi o gün. Oysa benim çocukluğumun hatıraları hırçın ve dalgalı Karadenizden oluşur..Uzunbeyle 98 de gitmiştik en son adaya.. Hatta hep beraber piknik yaptık. Anneannemin çok hoşuna gitmişti.. Birde Uzunbey mangalda çok iyidir, yardımcı da olur, evlendiğimizden beri yazlığımız olduğundan hep mangalı o yapar. Anneannemin hoşuna giden Uzunbeyin servisi ve yardımıydı.Bizim Trakya da erkekler bakar hanımlar yapar çünkü :) Yani o çevrede..

Şimdi nerden gittik nerden geldik anlatmak için güzel bir harita aradım, bulamadım.Bende var bir tane Trakya yolları haritası ,olmazsa bir gün onu tarayıp koyayım da nette doğru düzgün bir köy yolları haritası bulamadım çünkü.. Kabaca okla gösterilen yol normal Demirköy yoludur..
Yani Büyükçekme-Çorlu- Lüleburgaz- Pınarhisar - Demirköy-İğneada..
ama biz genelde arabayla TEM'den Çerkezköy -Saray-Poyralı-Demirköy yaparız..
Bu sefer dağdan değişik bir yol denedik.Yol asfalt, tabii diğer yola göre daha dar ama boştu. Çerkezköy- Saray-Bahçeköy-Kömürköy-Sivriler-Demirköy yaptık.
Sabah erkenden Burcu, Atahan, Çağıl, Annem ve ben arabaya binip yola koyulduk.Önce Çorlu avantaj diye bir alışveriş merkezine gittik. Daha önceden ben güne gittiğimde Çorluya gitmiştim.. Oradan Burcu ile alışveriş yaptık :) Beni zor çıkardılar.Demirköye gitmesek çıkmazdım da.. Oradan Çerkezköy ve diğer anlattığım yeşillikler içindeki yoldan konuşa konuşa, etrafa bakarak neşeli bir biçimde Demirköy'e geldik. Hatta alt yoldan geldiğimizden orada olduğumuzda sık sık gittiğimiz Fettah Ali çeşmesinde inip suyumuzu içtik, şişelerimizi doldurduk ve oraya bırakılmış küçük bir köpek yavrusunu sevdik. Demirköy'de S.Teyzemize gittik ki artık Demirköy'deki aile büyüğümüz o .. Bize kabaklı börekler,dolmalar ve turşularla bir sofra hazılrlamıştı ki anlatamam..Onu da alıp adaya geçtik.(İğneadaya yerliler ada diyorlar işte alışkanlık) Burcu hatırlamaz sanırım ama benim çocuklşuğumda her sene yazın orada ev kiralayıp otururduk biz. Yani 10 yaşıma kadar her sene tatilimi orada geçirdim deniz kıyısında.Kah izci çadırlarında kamp yaptık kah ev kiraladık kah okulda kaldık.. Başka yere tatile de gittik ama yazlık yerimiz adaydı bizim.Oranın özelliği gündüz sıcak olsa da geceleri kazakla ve uzun pantolonla gezerdik.Deniz kenarında eski bir kahvehaneden başka bir yer yoktu. Gece gidip kağıt ya da okey oynayan büyüklerle otururduk ve herkes birbirini tanırdı :)
Fettah Ali Çeşmesindeki köpek yavrusu..

Yolda giderken ormandan kesilen tomrukların depolandığı Sivriler köyü.

Batı Karadeniz bitki örtüsü.Annem papra diyordu ormandan geçerken ağacın altındaki yeşilliklere..Bende bol bol zelenika(orman gülü) gördüm ama resmini çekecek kadar yavaşlamadık hiç.

Istırancaların virajlı yolları. Hiç bir yol bu kadar virajlı gelmez bana ve çocukken hep midem bulanırdı.Şimdi çözümünü buldum.. Arabayı ben kullanıyorum, kullanamazsam da etrafı seyrediyoum ama önden.Arkada yine midem bulanıyor :)

Yolda durup durup karamuk( böğürtlen-karamama) topladığımızı söylememe gerek var mı..? Hem Akdenizdeki gibi kocaman olmasalarda en sevdiğim meyveler onlar. Yolda bizim gibi kenarda durup toplayanları gördükçe zaten özeniyor insan.
O gün İğneadada denize girdik, döndük mezarlığa Anneannemle Dedemi ziyaret ettik.İki torun çocuğu (Atahan ve Çağıl) mezarlarına su dökerken bizim çocuklarımızla gurur duydukları zamanları hatırlamamak mümkün mü..? Anneannemin de mezarı yapılmış artık.Teyze kızım temmuzda gittiğinde hala yemenisinin durduğunu anlattı. Bu ayın 18 inde 2. senesi doldu. Onu hala çok özlüyorum ve çok sevdikleri torunlarının çocuklarını ikisininde başında görünce hepimiz duygulandık.Çağıl ilk defa gidebildi.. Zaten bu gezi özel olarak onun için bile düzenlendi diyebilirim. Mekanları cennet olsun. Zaten cennet gibi bir yerde yatıyorlar. Orayı seviyorum.
Sadece onların olması bile yetiyor.Oraya gidince huzurlu oluyorum. Oysa çocukken kendimi Büyükçekmecede mutlu hissederdim.
Oradan evlerine gittik. Bahçesini gezdim.Hala çiçekleri duruyor. Onun sevdiği meyvelerden topladık.Hatmilerin( fatmagül diyorlar orada ) kuru tohumlarını topladım. Buradaki bahçeme ekerim diye. Gerçi annem pembe getirmişti şimdi açmış ve gidip gelirken seviyordum onu. Bunları yine ekstradan topladım. Cevizin altında durdum, etrafı seyrettim. Nedendir bilmem çektiğim tüm resimler de kıpırdamışım. Bir tane düzgün bahçe resmi yok. Komşularıyla selamlaştık, eve girdik.Dayım evi kiraya veriyor şimdi, alt kattada teyzemin evi var , arasıra gelip kalıyorlar. Annemde bir ev olsun istiyor çok ama şimdilik uygun değil. Bende istiyorum bana ne oluyorsa.En uzak ve en yoğun benim.Yani en az gelebilecek ama istiyorum, istemek parayla değil ya.
Ordan hava kararmaya başlarken çıktık. Bu sefer Pınarhisar üzerinden Lüleburgaza gideceğiz. Pınarhisara giderken Hislerimveben i aradım.Müsaitsen seni görelim dedim. Burcu da yazmış, yorgun ve paspal bir haldeydik ama o benim toprağım :)) her şekilde bizi görebilir ..
Anıtın karşısında bir köfteciye girdik, o da geldi sağolsun..Çok tatlı, çok şeker biri. Sohbet edip ,karnımızı doyurduk ve hemen yola çıktık çünkü gece eve dönmeyi düşünüyoruz. Annem direksiyonda Lüleburgaza kadar o kullandı, önce Dayıma kapıdan sonra da halama uğradık ve tekrar arabaya geç vakte eve döndük.
Ertesi gün evde güzel bir kahvaltı ile ancak kendimize geldik.
Otobandan Bahçeşehir görüntüsü


Fatihteki mahalle arası eski eserlerden..Nermincime giderken çektim.Nasıl güzel ama yanında çöp dolu.

Şimdi ben bu resmi arabadan çektim.Sonra buraya gelipte bakınca onları (ordaki adamları)gördüm. Aslında evi çektim ama oradaki adamların hareketlerinden beni çekmeyin gibi bir şey algıladığımdan yüzlerini siliyorum. Çünkü onları tanımıyorum ve rahatsızlık vermek istemem ama ev resmine bayıldım ve onları ayıkladım kendimce :))
Hırka-ı Şerif İlköğretimin tam yanı bu ev .. Nerminciğimin sokağı.. ( Gazel Vakti için yazdım :))


Mihrimah Sultan Camii galiba.. Edirnekapıdan girdikte..Arabadan çektim.
Burası Atahan'ı götürdüğümüz park, Albatrosta..

Edirnekapı, bilmeyenler için.. :) yine arabadan..

Bu kısım birinci bölümdü.Burcu gidene kadar balkonda keyifler, sahilde gece pazarı, cumartesi sosyetik pazar, gece sahil yürüyüşü, alışverişin sonuna vurma, bahause, carrefour, nescafe kaçamakları, ev ziyaretleri, Demirköye gezinti, Fatih gezmesi gibi bizim için çok eğlenceli işler yaptık. Arzunun da bizimle Fatihe gelmesi ve ilk defa beraber gitmek de çok hoşumuza gitti.O da Annem gibi çok becerikli olduğundan değişik örneklere bakmak ve o konularda sohbet etmek güzel oldu.

Burcuyu pazar günü Silivriden geçirdik, oradan dayımlara gittik.

Burcu bana abla iyi ki zayıf değilsin yoksa sen sana ne uyarsa alırdın dedi.Şimdi bu iyi mi kötü mü tam algılayamamakla beraber benim anladığım yani şişmansın ancak bu kadar buldun ama bu bile bizi yordu anlamına geldi sanırım :))

Ne yapalım.Burda öyle güzel kıyafetler yok. Bizde alışık olduğumuz üzre İstanbul çarşılarına daldık :) Bence fena da olmadı.. Aldıklarımda atla deve değil, kullandığım şeyler :)
Babam boşuna kızlarım gelince esnaf bayram yapıyor demedi ama..
İstanbul yazısının ikinci bölümünde buluşmak üzere.

Cumartesi, Mayıs 10, 2008

nice yıllara kendim :)

Bugün benim doğumgünüm..
Gece mesajlar başladı ama sabah kalktığımdan beri iki cebim ve ev telefonum susmadığından ve bende bilgisayar başından kalkmadığımdan kutlamalardan çok memnunum..
Şanslı biriyim.Şanslı bir çocuktum, şanslı bir eşim..Şanslı bir anneyim ve beni seven ve her zaman kollayan arkadaşlara sahibim..
Hediyelerim iki gün önceden gelmeye başladı ..Özlem Ankaralardan bana filleri göndermiş:) Teşekkür ediyorum..Burcu sağolsun avon dökmüş yollarıma :))
Aysetun da hediye almış ama daha göremedim.
Biyo, en erken mesaj çekmiş..
Buraya her arayan soranla uzun uzun sohbetler ettiğimi de yazmayacağım :))
Pretty,özlem, nurcan,fatoş,deniz,gülderen, leyla teyzem, annem,babam,atahan, ekin abla..
Telefonum susmak bilmiyor bu bile bana yeter..
Bu sefer uzun uzun yazmayacağım..
Kendime doğumgünü hediyesi,nesli tükenen ama eski bir sarmaşık arıyordum onu buldum, alacağım :)
Sabahtan beri bilgisayar başındayım, şimdi kalkıp kendime kısır yapacağım :)
Çaya beklerim ...
......... ....... ....
Her sene en erken Anneannem arardı beni telefonla kutlamak için Demirköy'den .Bu sefer rüyama girip kutladı...

Cuma, Ağustos 17, 2007


Dün Pretty Woman 'la Fethiye' de buluştuk..Ve de Mühendizbey'le :))
Sabahtan elbise provasına gittim..Her yerim siyah sim oldu. Lavobo da kollarımı yıkadım ama tüm günü temizleyemediğim simlerle parlayarak geçirdim.Öylede yoğunduk ki dün günü bitirdiğimizde saat 10 olmuştu.
Elbise provası iyi geçti.Yalnız göğüsten robalı yapmayı düşündüğümüz elbisenin son konuştuğumuzda modelini değiştirdiğimizi unutmuşum ben.Gittiğimde başka modeli görünce önce ayılamadım sonra giyince aslında böyle daha iyi olduğunu düşündüm ve yine işlerim bir şekilde kendi seyrinde doğru yola girdi..
Provadan doğru Pretty'lerin kaldığı otele gittim.Onları alıp yemeğe gittik.Sonra da deniz kıyısında yeni açılan bir cafe var..Orada kahve içip sohbet ettik..Ölüdeniz dolmuşlarında onları bırakıp işe döndüm..Bir yandan çekirdek kampanyamız devam ediyor..Diğer yandan kendi işimiz olan turizmle ilgili başka bir kampanya başlatıyoruz.Eylül'de bir organizasyonumuz , gelecek hafta ise bürokrasi ile ilgili büyük bir toplantımız var.Bu arada eylülde işyerimizi de taşıyacağız sanırım.Düğünü yazmıyorum çünkü son yazılarım zaten düğünle ilgiliydi artık herkes biliyor :)
Bugün Pretty'ler tura gidecekler, eğer fırsat bulursam akşama arayacağım..Ya da yarın 3 ' e kadar buradaymışlar bir şekilde görüşmek istiyorum.
Dün Çağıl' ı dershaneye yazdırdım.Çünkü evde planlı ve programlı çalışmıyor.Sadece dershaneye giderse ektra ders görmüş oluyor.İstediği bölüm iddialı olmayı gerektiriyor..Bu kadar erken hareket etmezse bu işi kotaramayacağından korktuğumdan bundan sonra peşindeyim zaten.Maceralarımız bu blogda :))
Bugün 17 ağustos.. Yaşadıklarımız hala gözümün önünde..Depremden sonra üç gece arabada yatan biri olarak 13 katlı evimize ancak dördüncü gün girebilmiştik..ve hemen o sabah görümcemin depremde merdivenden düşmesi sonucu karşıda bir askeri hastaneye onu görmeye giderken geçtiğim Avcılar hala içimi ürpertir.E-5 yolu ile aynı seviyeye inmiş müteahhit evlerinin çatıları ,yıkılmış evlerin uçuşan perdeleri yolda İzmit ve çevresinin ne durumda olduğunu hayal bile ettirtmemişti..ve hastane de beş dakkada bir gelen helikopterlerle taşınan depremzedeleri görünce ancak olayın vehametini anlamıştık.Deprem sonrası yaşanan krizleri de bu ülke çabucak unuttu..Ölenleri de, depremzedeleri de.. Oysa maneviyatın gerçek değer olduğunu anladığımız günler çok çabuk geçti. Eskisinden hızlı girdik tekrar maddi güzelliklere..Yine yarıştık evlerimizdeki eşyalara paralar dökmek için, bir giydiğimizi bir daha giymiyoruz yine.Falancanın oğlu marka araba almış bizde alalım yarışları tam gaz gidiyor.Oysa hala o krizlerde işsiz kalmış arkadaşlarımız var..Ne çabuk unutuldu erkeklerin evde oturduğu günler..Kadınlar daha çok idareci olmadığından ve çok yüksek maaş almadıklarından işten atılma oranları daha azdı.Kapanan bankalardaki insanlar farklı işlerde şimdi.Nasılda düşmüştü ev fiyatları..Oysa sadece yedi yıl geçmiş üstünden..İnsanlar unuturmuş.Unutuldu gerçekten.
Yarın 18 ağustos.. Anneannemin senesi..Annem, teyzem ve dayımlar gidip duasını okuttular Demirköy' de..Bir kaç gün önce okunabilirmiş dua.Bu yüzden geçtiğimiz hafta okundu.Hepsi aynı anda ordayken.Aslında yıllar geçmiş gibi, bir yandan da sanki dün gibi..Karmaşık işte.
Yoğun günler içindeyim..Herşey koşturmaca da.Ağustos bittiğinde yazı da bitirmiş olacağız bir yandan.Farkına varmadan geçiyor işte günler.Eylül buraların en iyi zamanlarından..
Tadını çıkarmak lazım.