cactus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cactus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 07, 2009

Bahçe 4 - Kaktüsler

Bu kaktüs benim buralarda gördüğüm en büyük kaktüslerden.Fethiye Ziraat Bankası önünde ve her sene biraz daha büyüyor.. Öyle güzel ki yani bana çok güzel geliyor :)

Kaktüslerle iyice haşır neşir olmam Fethiye'ye rastlar.Daha önceden tek tük kaktüsüm olsa da ağıırlıkla ufak saksıdakiler buraya geldiğimde, büyük saksıdakiler da bu eve taşındığımda çoğaldılar..

Fazla su sevmediklerinden, benim de çok sulamaya vaktim olmadığından sanırım aramız iyi.Yine de bakımı çok kolay diyemem kaktüsler için.


Bu kaktüs sanırım bankanın önündeki kaktüsle aynı cins hatta yavrusu bile olabilir :) Berna'yı bir gün evine bırakırken gördüm.Komşusunun bahçesindeydi.. İzin isteyip resmini çektim.. Aşağıda çiçek açmadan önceki hali ve diğer resimde de çiçekli halini görüyorsunuz.. Sanırım benim böyle bir kaktüsümün olması bu bahçıvanla mümkün değil ne dersem diyeyim adam suyu bahçeye bir tarafa bırakıp gidip başka bir tarafta sulama yapıyor..Ne yazık ki begonvillerde fazla su isteyen çiçeklerden değil yazın sırf bu yüzden begonvilin de çiçeklenmediğini düşünüyorum.. Bu bahar işe başlayınca ön bilgi verip biraz olsun bahçeyi kurtarmayı düşünüyorum yoksa ortalık biraz karışacak sitede..Bodrum papatyaları bile ancak açtılar ilkbahardan beri..


Çiçek açmamış hali..

Çiçek açma halinde.. Bunu daha önce görüntülemiştim ama bir türlü yazmak kısmet olmadı..




Benim bahçemdekilerin resimlerine başlıyorum..Pembe küçük çiçekler açan çok hoş bir cins , sanırım yerini sevdiğinden çoğalıp duruyor..Yakında saksıyı dolduracak.







Yılan kaktüsü, ilk kaktüslerimden.. (Chamaecereus silvestri)

-Mammillaria prolifera-








Balkondakilerden.. Tek bir parçadan bu kadar uzadı..







Bu kaktüs bana bir değişimle geldi ve gittikçe güzelleşiyor :)

Ahmet Beylerden hediye , aslında saksısını değiştirdim ama bugün hava yağmurlu yeni resmini çekemedim..


Bazı türlerden hem balkonda hem bahçede yedeği var..Biri kaybolursa diğeri kalsın diye

Bu kaktüsümde K.çekmeceden yine bir değişimle geldi.. Geldiğinde bile çiçeklerinden biri vardı ve bir parçası olan küçük bir şeydi bu. (Opuntia microdasys v. albata)



Berna'ya gittiğimde o çelik vermişti bunu bana.. sanırım yerini sevdi :)


Bu geçtiğimiz kıştan Büyükçekmece'den annemlerin evin önünden ..Ancak yavru verdi..


Pembe saksıyı Bahause'tan almıştım.. Çoğalmaya başladığına göre yerini sevdi sanırım.Diğerleri büyük kaktüslerden çelik alınmış türler.

Arkada mavi saksıda küçük kokteyl karışımlar görüyorsunuz..

Burdaki bir fidancıda bulduğum bende olmayan tek cinsti..

Sevdiğim kokteyl kaktüslerden..Ya da saksı düzenlemeleri diyelim..

Yine sukulentlerde olduğu gibi kaktüslerde de kaynak sayfası olabilecek güzel bir sayfa
Öncelikle bir kaktüsünüz oldu diyelim böyle bir sayfadan cinsini ve türünü bulup nasıl bakılması gerektiğini öğrenip ona göre davranmanız gerekir.


Kaktüsleri genelde iyi tanımadığımızı düşünüyorum.Bunun sebebi çoğu insanın kaktüslerin çiçek açmadığını sanması.Oysa yeryüzünde çiçek açmayan kaktüs çeşidi azdır..Öyle güzel çiçekleri görünce de insan hayranı oluyor.




Kaktüs rehberi ve kaktüs sergisi kaynak olabilecek sitelerden..



Kaktüs bir kültür ve tanıdıkça ,sevdikçe daha bir bağlanıyorsunuz.. Bu sayfalarda kaktüs dostlarının kendi koleksiyonlarına ulaşacaksınız..





Mevsimi olmadığından ve genelde benim kaktüslerimden dışarıda olduğundan şu an çiçekli kaktüs bende çok az..Oysa bir kaktüsün çiçek açmasını istiyorsanız onu az sulamanız gerekli..


Özellikle bu yaz çiçek açmasını istiyorsanız aralık ayından itibaren uykuya geçtiklerini saydığımız bu mevsimlerde sularını kesmeye ve az sulamaya başlıyorsunuz. Ocak ve şubat aylarında oldukça az -hatta duruma göre belki de sulamadan-eğer dışarıda yağmur altında iselerde hiç sulamıyorsunuz.. Mümkünse kışın kalorifer olmayan soğuk odalarda bakmanız onun yararına..Don olabilecek ortamlar hariç mümkünse dışarıda ve ıslanmadan bakın.. Bakın ki yazın çiçek açsın. Mümkünse mart ayında da az sulama ya da sulamama durumuna devam edin..Mart sonu -nisan başına doğru yavaş yavaş kaktüsün durumuna göre çok azdan başlayarak sulayabilirsiniz.


Diyelim ki kaktüsünüz fazla sulandı kaktüsü topraktan çıkarıp biraz kuru yerde bekletip öyle tekrar dikmeniz lazım.O da kuru toprağa , hiç bir zaman yeni diktiğiniz bir kaktüse su dökmeyin.


Kahverengileşen bir kaktüsün eğer bozulan yerleri daha aşağıda bir yerdeyse kahverengi kısmından kesip yine kuru bir yerde bekletip kökleri biraz uzayınca tekrar toprağa dikerek kurtarma ümidinizde var..

Ben genelde delik saksıları kullanıyorum kaktüse ayrıca saksı tabağı kullanmanıza da gerek yok hatta kullanmayın ve onu tehlikeye atmayın derim..Eğer altı delik olmayan seramik kaplar kullanmak istersenizde küçük saksıda bile en alta taş döşeyip suyla toprak ilişkisini en aza indirebilirsiniz.. Genelde toprak diye konuşuyoruz ama bence en güzel kaktüs toprağı bol kumla karışık toprak. Arada hazır sıvı kaktüs besini kullandığımı da yazmam gerekli, şart değil ama kullanabilirsiniz..


Yine sukulentlerde olduğu gibi kokteyl şeklinde karışık dikebilirsiniz kaktüsleri.. Bahçe düzenlemelerinde, özellikle suyu bulunmayan ya da bahçe düzenine az su harcaması gereken yerlerde eşsiz bitkiler.Oldukça güzel düzenlemeler yapabilirsiniz..

Sukulent konusunda yazmama rağmen kaktüs bakımı ile ilgili başarılı bulduğum bu yazıyı tekrar kaktüs konusunda da kullanmak istedim..

KAKTÜS BAKIMI (hurolbaytan.blogspot.com)

Kaktüs hakkında konuşulduğunda büyük çoğunluğun söylediği “Ben kaktüse bakamıyorum, çürütüyorum” oluyor. Aslında bütün bitkiler içinde bakımı en kolay olanlar, bazı istisnalarıyla kaktüsler ve diğer sukkulentlerdir. Bir bitkinin iyi gelişmesini ve bol çiçek açmasını sağlamak için yapılacak şey fiziki ve kimyasal şartları onun doğal ortamına yaklaşık olarak uydurmaktır. Bunun için de hemen hepsine uygulanabilecek aşağıdaki tavsiyeleri dikkatle okumalısınız:


IŞIK : Kaktüs ve diğer sukkulentlerin büyük bir kısmının bol gün ışığına ihtiyacı vardır. Bu yüzden bir evin kuzeye bakan balkon veya penceresinde hiç kaktüs ve diğer sukkulent yetiştirmeyi denemeyin.Buralarda olsa olsa bazı tropik bölge sukkulentleri yetiştirilebilir fakat çiçek açmayabilirler. En uygun yer bol güneş alan yerlerdir. Bu bitkileri pencereden uzak yerlere koymayın. En iyi yer pencere önü veya balkonlardır. Ancak yaz sıcaklarında öğleyin direkt güneş ışığından koruyun.

ISI : Kaktüsler ve diğer sukkulentler sıcak sever. Yazın ısının 40 dereceyi geçmemesine dikkat edinYüksek sıcaklıklarda büyüme durur, hatta 50 dereceden sonra bitkiler ısı şokuna girebilirler.Kaktüslerin büyük çoğunluğu sulamamak şartıyla kışın soğuğa dayanıklıdır. Tropikal bölge kaktüsleri kışın da 15 derecenin altına düşmemeli ve ara sıra az su da verilmelidir.

TOPRAK : Her ne kadar herkesin bir toprak formülü olsa da çiçek toprağı ve kalın kum karışımı veya bizim senelerdir başarıyla kullandığımız torf-pomza karışımı kullanılabilir. Ne kullanırsanız kullanın, toprağın çok geçirgen olması önemli. Bir de eğer torf-pomza karışımı kullanıyorsanız her sulamada bol iz elementli suni gübreden vermeniz gerekir. Tabii toprak kullanırsanız, bu toprağın fazla kireçli olmamasına dikkat etmelisiniz.


SU : En iyi su doğada bu bitkilerin sulandığı yağmur suyudur. Ama yağmur suyunu depolama imkanını sağlamak zor iş. Şehir suyu veya yer altı suyu kullanırsanız suyun içindeki mineraller önem kazanıyor. Bitki ne kadar küçükse bazı minerallerin fazlalığı bitkiye zarar verebilir. Kalsiyum (Ca), Sodyum (Na), Magnezyum (Mg) doğal suda bulunabilecek, fazlası zararlı olan mineraller. Kalsiyum ve Magnezyum oksitleri suyun sertliğini meydana getirirler. Optimal su sertliği 5-6 Alman sertliği veya 8-9 Fransız sertliği olmalıdır. Akdenizde Toroslar genç dağlar olduğu için bünyesinde bulunan kireç bölge suyunu etkilemekte ve su sertliği 30 Alman sertliğine çıkabilmektedir. Şehir suyunun sertliğini Belediyeden öğrenebilirsiniz. Hazırladığınız çaydan artan suyu bir yerde biriktirip bekletin, sertliği bir miktar azalmış olacaktır. Eğer kaktüslerin sayısı fazla değilse pet şişe suyu da kullanabilirsiniz (sertliğini kontrol edin.)


HAVA : Sukkulent bitkiler doğadaki ortamlarında uzun süreli nemli havaya alışmamışlardır. En kötüsü de hem nemli hem de havasız bir ortamdır. Don olasılığı kalmayınca (İlkbahar-Yaz-Sonbahar) kaktüsler için en güzel yer balkondur. Kapalı yerdeki bitkilerinizi ılık havalarda bolca havalandırınız.

GÜBRE : Gübre deyince aklımıza hemen hayvan gübresi gelir. Sakın bitkilerinize hayvan gübresi vermeyin, zarar görebilirler. Sukkulent bitkilere verilecek gübre suni gübredir, yani birçok kimsenin vitamin dediği. Ancak sukkulentler genellikle yavaş büyüyen bitkiler olduğu için gübre seçerken azotu az, fosfor ve potasyumu çok gübre olmasına dikkat edin. Böyle bir gübre “çiçek açtırıcı vitamin” olarak çiçekçilerden temin edilebilir ve kullanma talimatına göre kullanılır. Dikkat etmeniz gereken şey kışın gübre verilmemesidir. İlkbaharda ilk büyüme belirtileri başlayınca gübreye başlayın. Ağustos sonu, Akdeniz’de Eylül sonu gübreyi kesin. Zira bitkiler kışın istirahate girdiğinde su vermeyeceğiniz için son sulamalarla topraktaki gübre kalıntıları da bitki tarafından alınacak, istirahat zamanında toprakta gübre kalmayacaktır. Yoksa kullanılmayan gübre köklere zarar verir. Çiçekçiden gübre alırken içinde çinko, demir, bakır, bor , mangan vs. gibi “iz elementlerin” de bulunmasına dikkat edilmelidir.

NE ZAMAN SULAMALI :

1. “SULASAM MI SULAMASAM MI” dediğiniz zaman sulamayın. 2. Soğuk ve güneşsiz havalarda sulamayın. 3. Suladığınızda bol su verin. 4. Toprağın sadece üstü değil içi de kuruysa sulayın. 5. Saksının altında tabak varsa sulamadan en çok yarım saat sonra tabağı boşaltın. Bu şartlara göre “ne kadar zamanda bir sulamalı?” sorusu da gereksiz oluyor.


SAKSILAMA : En iyi saksılama zamanı bitkinin istirahat ettiği zamandır. Yani Ocak-Şubat ve biraz da Temmuz-Ağustos. Hiçbir zaman fazla büyük saksıya almayın, bitkiye göre toprak fazla olacağından toprak geç kurur ve kökler zarar görebilir. Saksının dibine küçük çakıl taşları veya kiremit parçası koyarak suyun saksıda kalmamasını sağlayın. Saksıyı tamamen doldurmayın, üstten 0.5-1 cm boşluk kalmalıdır (su payı).


YAŞAYAN TAŞ BAKIMI
Yaşayan taşlar (Lithops) Güney Afrika ve Namibya çöllerinin bitkileridir. Bakımları kaktüs bakımıyla oldukça paraleldir.Ayrıldığı noktalar: İlkbaharda gübre (vitamin) verilir, yazın verilmez. Yani gübre vermeye Nisanda başlarsanız Mayıs sonu kesmelisiniz. Bir de kışın asla su verilmez. Sonbaharda çiçek açtıktan sonra Kasım-Aralık gibi bitkinin üzeri yamuşamaya başladığında sulama kesilir, İlkbaharda bitki üzerindeki yarıktan yeni bitki göründüğünde tekrar alıştıra alıştıra sulamaya başlanır.Kışın bir defa su verirseniz büyük ihtimalle bitki ölür.Yaşayan taşınız zamanla uzamaya başlarsa az güneş aldığının belirtisidir. Bitki yüzeyinde çatlamalar çok su ve az güneş belirtisidir.Gübreleme işi de sadece İlkbahar’da yapılır. Haziran’dan itibaren gübre vermeyin.

SONUÇ : Yukarıdaki tavsiyelere ne kadar uyarsanız bitkileriniz o kadar güzel olacak ve bol çiçek açacaktır. Hiç uymazsanız ne olur? Güzellikleri azalır, çiçek açmayabilir, bazı hassas kaktüsler ölebilir. Ölümleri azaltmak için bilhassa “NE ZAMAN SULAMALI” yı titizlikle uygulayın.

.... ... ....


Ben yine de sukulentlerle kaktüslerin bakımlarını birbirinden ayırmak istemediğimden buradan diğer konuya da bir link vermek istedim..

Kaktüslerin çiçeklerinin güzelliğine örnek olsun diye fotoğraf

Bendeki türün çiçeği de böyle açıyor.İşte olduğumdan daha görüntü çekemedim ama akşamları eve döndüğümde çiçeğin kapanmış halini yakalıyorum.

ve kaktüs düzenlemelerine iki örnek.





Not: Zeugma yorumlarda hatırlattı ki bazı kaktüs meyveleri yenebiliyor..Mesela Frenk inciri (Mısır İnciri) denen cinsin meyvelerini yiyebilir, reçelini ya da marmeladını yapabilirsiniz..

Perşembe, Ocak 29, 2009

bağ , bahçe, gün, plan, program.. Ares

Bunlar bahçemizin tomurcukları..Yeni keyifleri geldi ve ancak açıyorlar.Bu sene bahçivandan hiç memnun kalmadık..Allahtan kışın gelmiyor ve çiçeklerimle başbaşa kalıyorum.

Yine evdeyim çünkü akşama şömine başı misafirimiz var.. Bu sefer geçtiğimiz haftalarda gittiğimiz Kaya daki dostlar bize gelecek sıcak şarap içmeye.. Ayşe ve Dean..

Fotoğraflar bahçeden.. Yazıyı yazarken dikkatimi çekti ki resimlerde renkler hep pembe ya da kırmız.. Birde yukarıdaki fotoğrafla hiç oynamadım.. Aynen çektiğim gibidir..İlginç :)

Flickr'da kendime albüm açtım.. asortikkrep diye arayacaksınız.. Buraya koyamadıklarımla ve her yönüyle Fethiye ve çevresi fotoğrafları orada olacak :))


Balkondaki pembe gül.. Bu sene ki ilk güller..
Bu da benim balkonun yanındaki begonvil.. Bahçede çeşitli renkleri mevcut..--Orkide, bak sana kıyamadım Hollanda dönüşünde uğra , ne zaman istersen sana çelik vereceğim.. Çelikten tutturmak çok zor ama , belki yaparsın, bilmiyorum..-
Bunu geçtiğimiz ay çekmiştim sanırım..Bahçenin diğer ucundan..
Ares, kocaman oldu şimdiden..Daha altı aylık ama iki yaşına kadar büyüyebilirmiş :) Neyseki ben büyük köpekleri seviyorum ama koltuğun tepesinde yanımıza çıktığında çok komik oluyor. İstediğin kadar çıkarmamaya çalış, sen oturunca yanında bitiveriyor. Bazen diyelim ki uyuyorsun,aynen bir çocuk gibi yanına kıvrılıyor.. Genelde akşamları yatağın üstünde, ayakucumda, yatağın ucunda ama kesinlikle bizim odamızda.. Uzunbey uzun olduğundan yatak ucunda yer yok bu yüzden çoğunlukla benim ayakucumda yatıyor.. Bazen uyku sersemi ayakla itiveriyorum sanırım..Hiç sesi çıkmadan aşağıya kayıyor.Sonra yine ilk fırsatta üstümüzde :))

Günlük kullandığım yatak örtüm heba oldu, neyseki Aysetun'un bana ev hediyesi getirdiği mavi patchwork yatak örtüsü var, hergünlüğe kıyamadığımdan kenarda tutuyordum.Acil durumlarda onu kullanıyorum :)

Artık çişi gelince kapının önünde ya da peşimizde dolanıyor..Zaten anlıyoruz ve saatli çıktığından takip ediyoruz.. Ne güzel ki diğer oğluma çekmemiş , benim yemeklerime bayılıyor :)) Hazır mamadan hoşlanmıyor ama yemek yoksa yiyiyor. Haftada bir kabuklarıyla yumurta haşlayıp veriyoruz, tüyleri parlasın ve beslensin diye. Nisandan sonra buraları çok sıcak olduğundan keseceğiz yumurtayı..

Etsuyu ve tavuksuyuna ekmek doğruyorum, bulgur -sevmiyor-, makarna atıp, karıştırıp eti kemikleriyle veriyorum.Tavuk kemiği vermiyorum..Bir kaç kere denedik, çok zor hazmediyor..ve bağırsaklarında problem yaşıyor.Yediğimiz yemeklerden de veriyorum..

Üşütmeye gelmiyor, çok sosyetik oldu bu köpek bu yüzden daha aşıları tam bitmediği için sık yıkamıyorum.. Ama biliyorum ki suyu çok seviyor ve yazın onu denizden ve sudan çıkaramayacağımızı düşünüyorum..

Yağmurda ıslanmasın diye şemsiye ile dışarıya çıkarıyoruz çünkü üşüttüğünde çişini tutamıyor..

Her gün bizimle işe geliyor, alışverişe markete girerken arabada bırakıyoruz, eğer bahçeli bir restauranta gidiyorsak ya da cafeye yanımıza alıyoruz..Geçen gün mesela öğle yemeğine Kaya'ya gözlemeciye gittik, adamlar İngilizlerden alışık ki yabancılar yemek yerken kedi ve köpekleri çoğumuz gibi oralardan kovalamıyor, gerçi Ares masanın dibine kıvrılıp biz izin vermeden kalkmıyor ama bize üst kata çıkarken bile izin verdiklerinden Aresle çıktık.Eğer biz verirsek masadan birşeyler yiyiyor yok biz vermezsek ne yersek yiyelim kafayı kaldırıp istemiyor.. Havlama olayımız zaten yok.İşe götürdüğümüzden ve büromuz bir apartmanın 1. katında olduğundan havlamaya alıştırmadık.Evimizde bir sitede olduğundan komşuları rahatsız edecek şekilde ses yapmamaya dikkat ederiz her zaman.. O da aynen bizim gibi alıştı bu durumlara..Şu an sesle ilgili bir problemimiz yok.. ama havladığında sanırım kafa yapısından- koca kafalı köpeklerin havlaması olan worf worf şeklinde havlıyor ki tanımayan için ürkütücü olabilir.. Yine de sevgi manyağı ve köpek seven birini görünce çıldırıyor onu sevsinler diye.. Yolda da çocuk ve insanlara manyaklar gibi koşuyor, burdan söylüyorum bu cins köpek gördüğünüzde nekadar büyük olursa olsun sizinle oynamaya atlıyor, sakın korkmayın ve hoşlanmadığınız bir şey yaptığında ona Hayır!! deyin.. İlk atlamada oyun için atladığını söyleyince ve bebek olduğunu anlayınca sevmeyen insan bile ona sevgiyle yaklaşıyor..Birde çok sevdikleri var ki yanlarından zor alıyoruz..Berna mesela..Geçtiğimiz hafta perşembe akşamı bize geldiler şömine başı sıcak şarap keyfine.. yazdım mı hatırlayamadım şimdi, Berna, Ersin Bey ve Hilkat Hanım.. Bu kişiler Ares'in hayranları mı desem Ares mi onların hayranı desem bilemiyorum.Onları görünce çıldırıyor..Birde böyle sevdiği genç bir Türk müşterimiz var, onu görünce çıldırıyor..
Yine de köpeklerin tasmasız gezdirilmesi olayına sıcak bakmıyorum.. ama başkalarını rahatsız edebilecek zamanlarda hemen tasmayı takıyoruz boynuna..


Ben köpektir diye her ihtimale karşı arkadaşımızın çocuklarıyla yalnız kalmasına izin vermedim daha bebekken bile..ama inanın dişleriyle tutuyor, kesinlikle ısırmıyor, çocuklar onu hırpalasa da :)) beni de mesela hiç ısırmıyor ve numarayla bile olsa ağzına zorla da soksak çıkarıyor ağzından elimi..Aramızda düzeyli bir ilişki var ve bunu kesinlikle aşmıyor..Bunu köpek beslemek isteyenler için özellikle yazıyorum ki ben ona istediğim mesafede duruyorum ve ilişkimizi ben belirliyorum.Şimdiye kadar kesinlikle aşmadı ve bana saygı gösteriyor.Ona sık sık dokunmuyorum çünkü ona dokunduğumda mutlaka gidip elimi yıkıyorum ve unutup evdekilere servis yaparım diye çok dikkat ediyorum..

Bizim mutfağımız amerikan mutfak ama gidip yerde yatmak haricinde mutfakta hiçbirşeye dokunmuyor.. Sadece plastiklere ve kağıtlara karşı bir ilgisi var,diğer şeyleri demek ki yasaklamayı öğretebilmişiz..Öyle bir şeyler bulursa affetmiyor,mesela gece biz uyurken mandal sepeti fırtınada uçmasın diye odaya almıştım balkondan, onu dişlemiş, mandallarla oynamış, yumaklarımı dağıtmış, birde kağıt, gazete kağıdı ve not kağıtlarını eğer yerde bulursa oynuyor..

Terliklerle oynamıyor mesela.. Yani bıraktığınız yerde buluyorsunuz ama bir iki diş izi olabiliyor..Yine de yasak oynaması..Görünce hayır! oynamayacaksın diye uyarıyorum..

Küçük bir kedi koleksiyonum var ..Biraz çoğalsın, görüntülerim blogda..

Bu hafta birkaç toplantıya katıldım, Çalış Karnavalı ve yeni bir festival için..

Kuzu göbeği diye bir mantar var , buralarda özellikle köylü topluyor ama çok güzel tadı var ve bol..Bu konuda Üzümlü'de bir festival organize etmeyi düşünüyoruz .. Ayrıntılar belli oldukça paylaşacağım..

Bu hafta sonu geçtiğimiz pazar yağmurdan yapılamayan Çalış car boot yapılacak kısmetse yine pazar günü ve biz ( Çağıl tatilde, Uzunbey ve Ares ) çevre derneğinden arkadaşlarımla Üzümlü' de pazar günü car boot tan sonra kahvaltıya gitmeyi düşünüyoruz..Hem festivalle ilgili konular konuşulacak hem de çevre derneği ile ilgili toplantı yapacağız..

Gelecek hafta bir terslik olmazsa 6-7-8 şubatta Çanakkale Gezisi var, Assos, şehitlikler ve bir kaç antik kent ziyaret edilecek.. O geziye katılmayı düşünüyoruz ailecek..

Ona da hazırlık yapmam lazım bir yandan..Şimdiden bütün şapkalarımı ve atkılarımı hazırlamalıyım :)) Ne de olsa çok soğuk bir şehir , geçen seneden hatırlıyorum..

Perşembe, Nisan 10, 2008

Melissa Peyzaj


Geçtiğimiz cumadan beri bloğa yazı yazacak ve resim koyacak zamanım olmadı doğru düzgün.Oysa bir sürü yazacak olay ve koyacak resmim var.Sırasına uygun gitmeye çalışarak yavaş yavaş ekleyeceğim yeni yazıları..

Cumartesi bu resimleri çektim..O gün hava güzel sayılırdı ve sabahtan anlattığım gibi Devinle kahvaltıya gittik.Çok eğlenceliydi tekrar görüşmek,sanırım hoşuna da gitti..

Cumartesi günü kahvaltı dönüşü girip bu yeni açılan peyzajcıya resim çektim.Uzun süredir görmediğim güzellikte kaktüsler ve çiçeklerle dolu..Hafta arası tanışmıştık zaten ama resim çekememiştim.Düzenlemeleri modern ve hoş gözüküyor.Pırıl pırıl bir yer ve sahibide öyle bir küçük hanım..Müşteriler dükkan sahibini soruyorlarmış kendisine,patron nerede diye ama diplomalı işini seven biri gördüğüm kadarıyla.İstanbul'dan yeni geldiği için de yeni fikirlerle dolu.Çok sevdim hem sahibini hem de burayı..Gitmek isteyenler Karayolları mevkiinde bulabilirler Melissa Peyzajı.



Kaktüs anlamında Akdeniz iklimi yetiştirmek için çok uygun olsa da çevrede pek kaktüs yetiştirme sevdalısı yok.Ara ara bahçe düzenlemelerinde kullanılıyor ama öyle doğru düzgün bir düzenleme görmemiştim şimdiye kadar.Çoğunlukla yabancılar bu tarz işkollarına başvuruyorlar burada ama ne yazık ki iklime uygun olmasına rağmen çok kaktüs meraklısı bahçe şimdilik göremiyoruz.Umarım böyle bir yerden sonra çoğalır burada da kaktüs mereklıları..

Ben zamanla keşfettiğimden ,keşfettikçe de sevdiğimden ilgilenir oldum kaktüslerle.
Sadece kaktüsler yok tabii ki, begonvillerin her rengi ve çeşidi de var.
beyaz begonvil
bir dalda bir kaç renk gül


çiçekli kaktüsler
dikenli kaktüsler

bende de var ve çok güzel sarı çiçekler açan bir kaktüs bu

sukulent: yani dikensiz kaktüs diyebiliriz

sukulent

Aslında bunların tek tek latince adlarını yazmak lazım ama bildiklerimin Türkçesini yazacağım,bilmediklerimi ve bildiklerinizi yorumlarda yazabilirsiniz..


kaktüs
kaktüs, cactus,








begonvil
kaktüsler


Bahçedeki havuz ve arkada benim gelin arabası gibi duran arabam :)




sardunya
begonya

petunya galiba..


Satılırken gördüğüm en büyük kaktüslerden biriydi bu kaktüs.




Kaktüslerden sonra davetli olduğum bir kuaför salonu açılışına gittim.DSİ yanında Manço Kuaför ..Hem kadın hem erkek kuaförü..Sahipleri dostlarımdı,özel telefon gelince hatırları kırılmasın dedim.Ordan da doğru eve ve bahçeye vurdum kendimi..Neskafe yapıp kendime balkonda oturdum önce sonrada bahçede gezip akşamı ettim..

Pazar günü saat sabahtan yağmur çiseledi önce.Oysa bahçeyi biçmeyi düşünüyordum ben.Sonra zaten az yeri kaldığı için değişik bir makasla kötü gözüken yerleri aldım.Uzunbey zaten evde yoktu.Bende öğleden sonra saat 3 e kadar bahçede takıldım.Tam 3 ten sonra yağmur iyice bastırınca eve kaçtım.Neyse ki bahçe işini bitirmiştim..Akşama kadar evde dinlenip, tv izledik Uzunbey'le..Çağıl İstanbul'da ve o gece yolda olduğundan gece pek uyuyamadım.Pazartesi sabahı onu karşılamak üzere otogara gittik.

Pazartesi gelen bloggerı ve çektiğim bahçe resimlerini bir daha ki yazıya saklıyorum..

Not: Bu pazar tekneyle çıkıp yaşgünümüzü kutlamayı gelecek pazara kaydırdık çünkü hava biraz daha açsın istiyoruz :))

Yarın kısmetse Kayaköy'e kahvaltıya gidip, organik ve el sanatları pazarını gezeceğim.