Cumartesi, Ocak 24, 2009

Bahçe 3 - Sukulentler.. (Dikensiz Kaktüsler)



Bu yazı ve resimler biraz da Evren için hazırlandı..Yoksa ben sukulentleri kaktüslerle bir anlatacaktım.Benim için kaktuslerle sukulentler pek farketmiyor.Her ikisini de aynı oranda seviyorum. Zaten Akdeniz ' de oturup da onları sevmeme gibi bir şansınız olmaz sanırım.. Bazen en olmadık yerden sizi kucaklayıverir, bu muhteşem çiçeklerde ne diye koşar bakarsınız. .


sukulent-sukkulent-kaktüs-bahçe-balkon-bitki-peyzaj
Bu yazıda sukulentlerin hepsinin latince ismini ne yazık ki göremeyeceksiniz.Çünkü çoğunun ismini bende bilmiyorum.. Latincelerini de öğrenmek istemiyorum.. ama yazdım sonradan :))

En kısa zamanda bu konuda çalışma yapacak bir kaç site biliyorum ama açıkçası bu konuda yardımcı olabilecek zamanım yok.. Türkçe literatürü de hazır olmadığından ancak aramızda konuştuğumuz kaz ayağı, buz çiçeği gibi isimlerini bildiklerimi yazacağım..Sizin bildiklerinizi de ekleyebiliriz, Latince ya da Türkçe farketmez.
Kireçli su sevdiklerinden Fethiye ortamında çok iyi yetiştiklerini söyleyebilirim.. Normalde az su ile yaşayan türler bunlar ama kaktüslere oranla aralarında bazıları su isteyebiliyor, dikkat etmek lazım.
Bende büyük saksılarda ayrı, pencere kenarlarında küçük seramik saksılarda ayrı sukulentler var.. Hem büyükleri hem de küçükleri seviyorum.. Bazen küçük alıp büyüttüklerim olduğu gibi büyük gelen ve ayırdıklarımda oluyor.
Çok çabuk çelikleri tutuyor, yani bir parça yapraktan, bir daldan bile sukulentleri çoğaltabilirsiniz.. Benimkiler yaz kış yağmurda ve çamurda dışardalar.. Yalnız bir kısmı balkon ve camlarda bir kısmı da bahçede.. Yazın onları çok su altında kalmayacakları yerlerde tutarsanız daha uzun zamanda çiçekli kalabilirler..Kurudukça çiçek açıyorlar ..
Normal şartlarda diyelim ki bahçıvanınız siz yokken aşırı suladı.. Hemen sukulent ve kaktüsünüzü o saksıdan çıkarıp kökü havaya temas edecek şekilde kuru bir yerde saklıyorsunuz..Mutlaka açıkta ve ıslanmayacak konumda olsun..Sukulentler ve kaktüsler bu şekilde birkaç gün bekletildikten sonra mutlaka kuru toprağa dikilip su dökmeden saksıya uyum sağlamasına izin verilmeli..Bu şekilde yapacağınız ilk yardım kahverengileşmeyen ve çürümeyen her sukulent ya da kaktüsü kurtarır.

Ya da diyelim ki kocaman bir sukulent ya da kaktüs; ve yarısı çürümüş o zamanda keskin bir bıçak yardımıyla pürüz kalmayacak biçimde çürüyen yeri sağlam kısımdan ayırıp yine kuru bir ortamda bekletin.. Eğer rengi dönmezse de toprağa tekrar dikin ve kuru kalmasına dikkat edin.. Belki o zaman bile kurtarma şansınız olabilir.. Sakın bunlar ıslanmış diye de atmayın.

Siz gerçi mutlaka dibi delik saksılara dikiyorsunuz onları aynı kaktüsler gibi ama çoğunlukla kendiniz suluyorsanız benim gibi kontrol altında tutabileceğiniz bazı saksıları dibini delmeden de kullanabilirsiniz. Özellikle seramikleri.. Bunun için sukulent ya da kaktüs toprağı hazırlarken olabildiğince saksının dibi delik değilse delin, delemiyorsanız da en alta sular süzülse de toprağın yukarıda kalıp dibinde ıslaklığa ulaşmayacağı şekilde taş parçaları koyabilirsiniz..Böylece dibinde su birikse de sukulentlere zarar vermez.
Bazı sukulent ve kaktüsleri ( ikisi de aynı yöntemlerle bakılıyor ya) "kokteyl" adını verdiğimiz karışık düzenlemelerde dikebilirsiniz.. Elinizde küçük küçük olanları birleştirebileceğiniz gibi değişik düzenlemelerde deneyebilirsiniz.. Benim üstteki saksım buraya ilk taşındığım zamanlardan..
Bazen bir saksı tabağı bazen de bir büyük kapta bunları yapabileceğiniz gibi, özel düzenleme alanları yaratabilirsiniz..Bir ağaç kütüğü mesela..Ya da bana hediye gelen eski bir ahşap hamurlukta yeni düzenleme yapmayı düşünüyorum şu aralar ..
Sukulentler ve kaktüsler aslında bakımı kolay ama her işte olduğu gibi özen isteyen çiçekler..

Tüm kaktüs familyası türleri sukulent bitkileridir. (Sukulent, gövde veya yapraklarındaki özel etli dokularda su tutma, biriktirme yeteneği olan bitki anlamındadır.) Ancak tüm sukulent bitkileri kaktüs değildir. Kaktüs dışı olanlara genellikle "diğer sukulentler" denir. Bitkiler dünyasının birçok familyasında az veya çok sayıda sukulent tür bulunur.

Bu tür bitkiler, ışık ya da suyun azaldığı dönemlerde hayatta kalmayı başarabilecek su tutma özelliği yanında, aşırı su kaybını engelleyebilecek şekilde gözeneklerini kapatmak, fotosentez işlemini gece de sürdürebilmek ya da çok olumsuz şartlarda uyku fazına geçerek uygun koşulları beklemek gibi, özel bazı başka yetenekler de geliştirmişlerdir. Hemen tüm kaktüsler gövde sukulentidir. Yani suyu gövdelerinde biriktirirler. Gövde dışında köklerde, dallarda ya da yapraklarda su biriktiren kaktüs ya da diğer sukulentler vardır. (Gördüğünüz üzre sukulent ve kaktüsleri birbirinden ayrı anlatmak pek mümkün olmuyor)

Mavi saksının solundan sarkan cins -Kalanchoe milloti-


Bu arada çok güzel cinsleri ve türleri hakkında bilgi verebilecek bir blog buldum :)

Bu da bir başka adres..

Kaktüs Sergisi..


Normalde işte bu türüne "Buz Çiçeği" diyoruz.. Pembe çiçekleri açıyor.. Bizim bahçıvanımız çok suladığından daha çiçekli görmek kısmet olmadı :(

Bunu yeni çelikledim de daha kendine gelmedi.. Bir arkadaşımdan aldım uzun süredir bahçemde yoktu. Bu da fazla su istemeyenlerden , yağmurda kaldığından çok ıslak şu an.

-Haworthia fasciata-
Çok kibar ve hoş bir görüntüsü var, büyüyenlerden..Yani bahçeye de dikebilirsiniz..Yanından yavru vererek büyüyor..

Mutfak camında güneş görüp su görmeyenlerden.. Kokteyl..

- Crassula perforata var -
Bu tür en sevdiklerimden..Bir kaç yerde var, kabı da 18 ağustos depreminde kırılan takımlardan , babaannemden kalma nescafe takımının sütlüğü.. ( Yedinci kattaki sarsıntıdan gümüşlükteki her takımdan bir parça kırılmıştı.. Fincanlarını şu an günlük kullanıyorum )

Eğer bahçeye dikecekseniz sukulentleri, sık sulanmayan bir köşe de ya da güneş altında bir yer olması gerekli.. Aslında oldukça kuru kalsa iyi olur ama çok sıcak memleketlerde benim gibi idare edebilirsiniz..
Bahçedeki sandıktan sarkan Buz çiçekleri..Yarısı da Kaz ayağı dolu..
Çam altında olduklarından her yer çam iğnesiyle dolu.. Bu yüzden kaktüs,sukulent ve sardunyalar haricinde çam altında başka tür yetişmiyor diyebilirim..Bir de Yukalar çok seviyorlar çam altını.. Ben yukaları koyduğumdan beri coşmuş durumdalar..

Her iki türden de çim yerine yer örtücü olarak faydalanacağınız gibi daha bir sürü sukulent çeşidinden de toprak örtücü ( yer örtücü olarak yararlanabilirsiniz) Üstüne basılabilen sukulent çeşitleri de mevcut.. Benim bildiğim acem halısı mesela, ya da sedum yer örtücülere örnek olabilir..Yayılıcı ve örtücü özellikleri, az sulanması, bazılarının üstüne basılabilmesi çok büyük bir avantaj. Özellikle gelecek senelerde susuzluk yüzünden bahçelerimizde ve peyzaj düzenlemelerinde çok kullanılacağını düşünüyorum sukulentlerin.

Bu arada yer örtücüleri kullanan bir belediye her sene paralarını boşa harcamaz bazıları gibi..

-Sedum rubrotinctum-
http://hurolbaytan.blogspot.com/ da çok güzel bir yazı buldum.. Ne yazık ki 2009 da devam etmemiş..

KAKTÜS BAKIMI - SUKULENTTE OLABİLİR :)

"Kaktüs hakkında konuşulduğunda büyük çoğunluğun söylediği “Ben kaktüse bakamıyorum, çürütüyorum” oluyor. Aslında bütün bitkiler içinde bakımı en kolay olanlar, bazı istisnalarıyla kaktüsler ve diğer sukkulentlerdir. Bir bitkinin iyi gelişmesini ve bol çiçek açmasını sağlamak için yapılacak şey fiziki ve kimyasal şartları onun doğal ortamına yaklaşık olarak uydurmaktır. Bunun için de hemen hepsine uygulanabilecek aşağıdaki tavsiyeleri dikkatle okumalısınız:

IŞIK : Kaktüs ve diğer sukkulentlerin büyük bir kısmının bol gün ışığına ihtiyacı vardır. Bu yüzden bir evin kuzeye bakan balkon veya penceresinde hiç kaktüs ve diğer sukkulent yetiştirmeyi denemeyin.
Buralarda olsa olsa bazı tropik bölge sukkulentleri yetiştirilebilir fakat çiçek açmayabilirler. En uygun yer bol güneş alan yerlerdir. Bu bitkileri pencereden uzak yerlere koymayın. En iyi yer pencere önü veya balkonlardır. Ancak yaz sıcaklarında öğleyin direkt güneş ışığından koruyun.


ISI : Kaktüsler ve diğer sukkulentler sıcak sever. Yazın ısının 40 dereceyi geçmemesine dikkat edin. Yüksek sıcaklıklarda büyüme durur, hatta 50 dereceden sonra bitkiler ısı şokuna girebilirler.Kaktüslerin büyük çoğunluğu sulamamak şartıyla kışın soğuğa dayanıklıdır. Tropikal bölge kaktüsleri kışın da 15 derecenin altına düşmemeli ve ara sıra az su da verilmelidir.

TOPRAK : Her ne kadar herkesin bir toprak formülü olsa da çiçek toprağı ve kalın kum karışımı veya bizim senelerdir başarıyla kullandığımız torf-pomza karışımı kullanılabilir. Ne kullanırsanız kullanın, toprağın çok geçirgen olması önemli. Bir de eğer torf-pomza karışımı kullanıyorsanız her sulamada bol iz elementli suni gübreden vermeniz gerekir. Tabii toprak kullanırsanız, bu toprağın fazla kireçli olmamasına dikkat etmelisiniz.

SU : En iyi su doğada bu bitkilerin sulandığı yağmur suyudur. Ama yağmur suyunu depolama imkanını sağlamak zor iş. Şehir suyu veya yer altı suyu kullanırsanız suyun içindeki mineraller önem kazanıyor. Bitki ne kadar küçükse bazı minerallerin fazlalığı bitkiye zarar verebilir. Kalsiyum (Ca), Sodyum (Na), Magnezyum (Mg) doğal suda bulunabilecek, fazlası zararlı olan mineraller. Kalsiyum ve Magnezyum oksitleri suyun sertliğini meydana getirirler. Optimal su sertliği 5-6 Alman sertliği veya 8-9 Fransız sertliği olmalıdır.

Akdenizde Toroslar genç dağlar olduğu için bünyesinde bulunan kireç bölge suyunu etkilemekte ve su sertliği 30 Alman sertliğine çıkabilmektedir. Şehir suyunun sertliğini Belediyeden öğrenebilirsiniz. Hazırladığınız çaydan artan suyu bir yerde biriktirip bekletin, sertliği bir miktar azalmış olacaktır. Eğer kaktüslerin sayısı fazla değilse pet şişe suyu da kullanabilirsiniz (sertliğini kontrol edin.)

HAVA : Sukkulent bitkiler doğadaki ortamlarında uzun süreli nemli havaya alışmamışlardır. En kötüsü de hem nemli hem de havasız bir ortamdır. Don olasılığı kalmayınca (İlkbahar-Yaz-Sonbahar) kaktüsler için en güzel yer balkondur. Kapalı yerdeki bitkilerinizi ılık havalarda bolca havalandırınız.

GÜBRE : Gübre deyince aklımıza hemen hayvan gübresi gelir. Sakın bitkilerinize hayvan gübresi vermeyin, zarar görebilirler. Sukkulent bitkilere verilecek gübre suni gübredir, yani birçok kimsenin vitamin dediği. Ancak sukkulentler genellikle yavaş büyüyen bitkiler olduğu için gübre seçerken azotu az, fosfor ve potasyumu çok gübre olmasına dikkat edin. Böyle bir gübre “çiçek açtırıcı vitamin” olarak çiçekçilerden temin edilebilir ve kullanma talimatına göre kullanılır.

Dikkat etmeniz gereken şey kışın gübre verilmemesidir. İlkbaharda ilk büyüme belirtileri başlayınca gübreye başlayın. Ağustos sonu, Akdeniz’de Eylül sonu gübreyi kesin. Zira bitkiler kışın istirahate girdiğinde su vermeyeceğiniz için son sulamalarla topraktaki gübre kalıntıları da bitki tarafından alınacak, istirahat zamanında toprakta gübre kalmayacaktır. Yoksa kullanılmayan gübre köklere zarar verir. Çiçekçiden gübre alırken içinde çinko, demir, bakır, bor , mangan vs. gibi “iz elementlerin” de bulunmasına dikkat edilmelidir.

NE ZAMAN SULAMALI :

1. “SULASAM MI SULAMASAM MI” dediğiniz zaman sulamayın.
2. Soğuk ve güneşsiz havalarda sulamayın.
3. Suladığınızda bol su verin.
4. Toprağın sadece üstü değil içi de kuruysa sulayın.
5. Saksının altında tabak varsa sulamadan en çok yarım saat sonra tabağı boşaltın.
Bu şartlara göre “ne kadar zamanda bir sulamalı?” sorusu da gereksiz oluyor.

SAKSILAMA : En iyi saksılama zamanı bitkinin istirahat ettiği zamandır. Yani Ocak-Şubat ve biraz da Temmuz-Ağustos. Hiçbir zaman fazla büyük saksıya almayın, bitkiye göre toprak fazla olacağından toprak geç kurur ve kökler zarar görebilir. Saksının dibine küçük çakıl taşları veya kiremit parçası koyarak suyun saksıda kalmamasını sağlayın. Saksıyı tamamen doldurmayın, üstten 0.5-1 cm boşluk kalmalıdır (su payı).

YAŞAYAN TAŞ B AKIMI
Yaşayan taşlar (Lithops) Güney Afrika ve Namibya çöllerinin bitkileridir. Bakımları kaktüs bakımıyla oldukça paraleldir.

Ayrıldığı noktalar: İlkbaharda gübre (vitamin) verilir, yazın verilmez. Yani gübre vermeye Nisanda başlarsanız Mayıs sonu kesmelisiniz. Bir de kışın asla su verilmez. Sonbaharda çiçek açtıktan sonra Kasım-Aralık gibi bitkinin üzeri yamuşamaya başladığında sulama kesilir, İlkbaharda bitki üzerindeki yarıktan yeni bitki göründüğünde tekrar alıştıra alıştıra sulamaya başlanır.
Kışın bir defa su verirseniz büyük ihtimalle bitki ölür.
Yaşayan taşınız zamanla uzamaya başlarsa az güneş aldığının belirtisidir. Bitki yüzeyinde çatlamalar çok su ve az güneş belirtisidir.
Gübreleme işi de sadece İlkbahar’da yapılır. Haziran’dan itibaren gübre vermeyin.

SONUÇ : Yukarıdaki tavsiyelere ne kadar uyarsanız bitkileriniz o kadar güzel olacak ve bol çiçek açacaktır. Hiç uymazsanız ne olur? Güzellikleri azalır, çiçek açmayabilir, bazı hassas kaktüsler ölebilir. Ölümleri azaltmak için bilhassa “NE ZAMAN SULAMALI” yı titizlikle uygulayın."




Yılbaşı çiçeğim..Şu an bir annemden gelen ve birde komşudan aldığım 2 çeşidim var :) Komşudan aldığım açmak üzere..
Buna " Katır Tırnağı " diyorlar buralarda.. Gerçek ismi -Sedum morganianum-

Bu da Aleo Vera.. Bana yeni geldi daha saksı ayarlamadım..
Bu da bir sukulent ve koyu pembe açıyor..


Etli yapraklı ve düşen her yapraktan tekrar ürüyor..
-graptopetalum-
Yer örtücülerden..

-Sedum rupestre-
Sedum.. Yine yer örtücü olarak kullanılabilecek geniş bir yelpaze ..

Kalonche denilen, değişik renkleri olan oldukça yaygın bir çeşit..





Bu da kokteyllerden.. Saksının sol köşesinde 2 tane dikenli gibi gözüken de -Aloe Juvenna-

Sukulentler kaktüslerle içiçe geçmiş bir konu aslında.. Hakkında çok bilgi yok.Bulabildiklerim bunlardan ibaret.Yine de bakımı kolay ve çok güzel çiçekler açan bir bitki.
Benim sukulentler şimdilik bu kadar. Çeliklemesi ve bakması bana zevkli geldiğinden devam edeceğimi de düşünüyorum.. Olmayan türlerini bulmaya çalışacağım.. İsmini bildikleriniz olursa lütfen paylaşmaktan çekinmeyin..
Yeni bilgilere ulaştıkça buradan eklemeler yapacağım..

Kaktüs ve sukulentler çelikleme için aslında en uygun bitkiler..Çok fazla su istemediklerinden birkaç günlük yolculuklara dayanabilecek durumdalar genelde.. Kaktüsler hatta daha uygun diyebilirim..

Stapelia grandiflora
Latincelerini bulmaya çalışırken farkettim ki daha bir kaç türü eksik yazmışım.. Mesela Leş Kaktüsü denilen çok kötü koktuğu söylenen ama benim hiç ondan koku algılamadığım bir sukulent bu.En eski çiçeklerimden biridir.. Ben leş kaktüsü değilde Geyik Boynuzu diye biliyorum :) Çiçeğide bordo ve kadife görünümlü bir çiçek..


Yukarıdaki resimdeki sukulentin çiçeği bu güzel şey işte..Kış olduğundan şu an çiçeksiz halleri var ama siz onları birde baharda görün :)) Resim Liliputtan..


İki tür yılbaşı çiçeğimin yanında birde Ankara'dan gelen bir üçüncü yılbaşı çiçeğim vardı onu unutmuşum :)

-Aloe Juvenna -


-Kalanchoe tubiflora-




-Euphorbia trigona 'african milk tree'-


-Callisia repens-
Sukulent olup olmadığından emin olamadığım ancak Latince ismini görünce tanıdığım bir tür.. Arapsaçı gibi nemli ortamları seven,susuzluğa pek gelemeyen bir çiçek..

20 yorum:

serpil dedi ki...

Asortik ben meğer bunları adını bilmeden çok severmişim şimdi resimleri görünce farkettim, evde bir tane sarı çiçek açan var onun da bu familyadan olduğundan şüpheleniyorum,eve gidince inceleyeceğim.
Resimleri görünce yine içim açıldı, oysa şu anda İstanbul'da kapkara bir hava ve sağanak yağış var:( neyse hava böyle olunca aklım dışarıda olmuyor en azından.
Sevgiler.

Asortik Krep dedi ki...

Serpil, evdekini merak ettim ben şimdi :)
Umarım sukulenttir..

evren dedi ki...

Cumartesi günü gelip ağzım hayranlıkla açık okudum bu yazıyı. Ancak yorum yazabiliyorum.
Öncelikle tek tek fotoğraflanan bütün sukkulentler, bilmediğim linkler ve bilgiler için teşekkürler.
Kokteyl yönteminden, kupalarda,bardakta, derin olmayan seramik çanaklarda yetişebildiklerinden haberim yoktu mesela.
Pek çok fikir edindim. Kaktüslere özel bir ilgim yoktu(r) açıkçası. Ama sukkulentleri araştırırken gördüm
ki olağanüstü güzellikte çiçekler açanları var. Yeni takıntım olabilir kaktüsler :) 5 numaralı fotoğraftaki benim
son günlerde köklendirmeye çalıştığıma (dwarf jade plant) benziyor. 7. fotoğraftaki kokteyl özellikle harika. 18, 19, 23, 24. fotoğraflardaki sukkulentler ilgimi çekti. Zaten ondan sonrasında kendimi kaybettim :)
Minik buz çiçeği diye not düşülen sanırım kedi tırnağı diye de biliniyor. Fotoğraf beni yanıltmamışsa. Çiçeği görsem daha emin olabilirdim. Kendi aramalarım sırasında bu yazıdaki sukkulentlerden adını öğrendiklerim olursa daha sonra gelip yine yazarım. Bahçenize sukkulent çalmaya geleceğim :P Bu arada adresinizi e-mail ile bildirirseniz, şu benim köklendirmeyi başardığım tür siz de yok galiba, ondan bir yaprak göndermek istiyorum size. Yollara dayanabileceğini sanıyorum
Sevgiler...

Asortik Krep dedi ki...

Evren, 5 numara bende büyük halde var,istersen bir görüntüleyeyim gerçekten seninkine benzetmiştim bende..
Kaktüs çiçekleri daha sınırlı zamanda açıyorlar ve çok zor büyüyorlar..Sukulentler ise hemen açabiliyorlar ve daha uzun süre çiçekte kalabiliyorlar.Her ikisi de minik çeliklerden tutabiliyor ve günlerce sulanmadan durabiliyor.

Kedi tırnağı diye yazıyorum senin dediğine :)
Çiçekli halleri baharda ve yazın..Şimdi kış ve aslında kötü gözüküyorlar ..

Ben çok bilinen bir sitede kaktüs kardeşliği de yaptım :) En iyi çelik yollayabileceğin bitkiler kaktüs ve sukulentler..ama sanırım o çiçek bende var.. Yalnız ne zaman istersen bahçemden sukulent alabilirsin :)) hatta Türkiyeye geldiğinde bir yakınına yollayabilirim hepsinden çelik halde..Teklifim hala geçerli..Yazının sonuna doğru olanlar daha büyük olduğundan daha görkemli..Bu yüzden onları beğenmiş olabilirsin..Kokteyl olan da en eski çalışma hemen hemen..En az 4 senelik..Diğerleri de zamanla onun gibi olacaktır..Bu sene yeni düzenlemelerde yapmayı düşünüyorum zaten :)
İsimlerini öğrendikçe gelip yazabilirsin..

evren dedi ki...

kedi tırnağı tam olarak şöyle bir şey. Çiçeği görünce emin olursunuz zaten o mu, değil mi...

Asortik Krep dedi ki...

Evren, o değil..senin resmini gösterdiğine ipek çiçeği diyorum ben ..hem o bir sukulent değil..ben sukulentlerde benim bilmediğim bir kedi tırnağı var sandım :) düzeltiyorum o zaman.

Liliput dedi ki...

Asortik krep hanım merhabalar,
ilginize ve verdiğiniz linklere teşekkürler.
Öncelikle bloğunuz için kutlarım. çok keyifli olmuş. Hele bizlere oraların havasını taşımanız... imrendiriyorsunuz.
Yaşamımın dolu dolu 5 yılını Muğla Dalyan'da geçirirken Fethiye'yi de tanıyacak kadar olmasa da pek çok kez ziyaret olanağım olmuştu. Hele tüm o kıyıların kışına hayranlığım hala sürmekte.
Bu yüzden tatillerimizi de ailecek Dalyan başta olmak üzere güneyde geçirmeye çalışırız her yıl...
Oralara özlemim çok yazdırdı...
Zamanınızı fazla işgal etmeyeyim.
Tekrar teşekkürler.
Selamlar...

Succuland dedi ki...

Merhaba Asortik Krep.
Succuland blog sayfamda ilk sizin kaydınızı görmüştüm. Sonra kayıttan çıktınız sanırım. Succuland sayfamdaki kayıtlarım çok yavaş ilerliyor. Zamanla sayfamı, bu bitkilere gönül ve zaman vermiş bir koleksiyoner olarak, sukulent severlerin takip edebileceği ve bilgilenebileceği hale getirme amacındayım.

Sizin bloğunuzda oldukça zengin içerikli ve zevkle takip edeceğim. Çünkü en başta Muğla ili hayranı olan ve gelecekte de Muğla sınırları içinde (Bodrum-Mumcular/Etrim köyü) bir yaşam projesini hayata geçirmeye çalışan bir karı-kocayız. (Zeynep*Cevat)
Bloğunuzda sukulentlere de yer ayırmanıza sevindim.
Sevgi ve selamlar

Asortik Krep dedi ki...

Liliput,sizin yorum gözümden kaçmış,üzgünüm..Ancak şimdi farkettim..

Zeynep Hanım, evet genelde yeni bloglara ilk ben üye olurum ki bana gelenler tarafından keşfedilsin isterim.Hele ki sukulent bloğu olunca kaçırmak istemedim ama yorum yazdığım halde cevabı gelemeyince kaydımı ve yorumu silmiştim..Açıkçası farketmenizi bekliyordum :)
Ben sizi başka yerlerden tanıyorum aslında, kaktüs grubundasınız değil mi..?
Benim senelerdir kaktüslerim vardır ama Akdenize yerleştiğimden beri daha fazla ilgileniyorum..

Succuland dedi ki...

Sevgili Asortik Krep
Yorumunuz gözümden kaçmış. Sizi fark ettim tabiki ancak yorumunuzu silmeniz akabinde. Mazaret olacak ama hem acemi blogçuyum hem de dar vakitte fırsat buldukça girebiliyorum.

Evet ben kaktüs grubundayım. Siz de mi gruptasınız?

Sevgili Asortik Krep biz de şehirden hayatından kaçmaya ve oralarda kendi dünyamızı kurmaya sabırsızlanıyoruz. Ne iyi yapmışsınız ve hayatınızın yönünü Akdeniz'e çevirmişsiniz.

Hele ki, Akdeniz'de bol ışık ve güneş sayesinde kaktüs ve sukulentler ne güzel gelişir. Kuzeyin ve şehirin gri rengi ve kışları florasan ışığı modundaki gökyüzüne rağmen sukulentlerim bana doğa ile bütünleşmemi sağlıyor.

Asortik Krep dedi ki...

Sevgili Zeynep Hanım ,aynı gruptayız ama bu isimle orada kayıtlı değilim bu yüzden beni bulmanız zor olur :)

Bende sizin Bodrum Günlüğünüzü merakla bekliyorum. Takipteyim,farkettiyseniz sizi izlemeye aldım..Eski bir blogcu olarak(beş senelik) acemi blogculuğun ne olduğunu bilirim..Hoşgeldiniz tekrar :)

Adsız dedi ki...

Bloğunuzu saatlerdir ilgiyle inceliyorum, elinize sağlık çok şey öğrendim.İşim dolayısıyla İtalya seyahatlerim oluyor.İtalyan evlerinin çoğunun balkonlarında bu tip bitkiler görüyorum, gerçekten bulunduğu her yere çok yakışan bitkiler.Bir festivalde rastlamıştım ben de onların miniklerinden 10-15 tane aldım.Sonradan sokak çiçekçilerinde de satıldığını gördüm.Residence ımın penceresini süslüyorlar şimdilik.Her akşam iş dönüşü onlarla bir muhabbet faslımız var.Aaaa ama ben onlara Türkçe konuşmuştum acaba anladılarmı beni.Cumartesi Türkiyeye dönüyorum yani dönücez ben ve 17 minik güzelle birlikte.Eminim çiçek düşkünü olan annem parmak kadar saksıcıklarda onları gördüğünde hemen, olmaz kızım bunlarda toprak yokki bunları daha büyük saksılarla değiştirmemiz lazım diyecek::)

Asortik Krep dedi ki...

Sevgili Adsız, kaktüs ve sukulentleri herkes sevmez.Şayet buna bir katkım olduysa ne mutlu bana.

SDurul dedi ki...

Bitkileriniz harikalar. Ellerinize sağlık.

Etli yapraklı ve düşen her yapraktan yavrulayan, graptopetalum.

Asortik Krep dedi ki...

Sdurul, teşekkür ederim.Ekledim :)

rukiye Umut dedi ki...

Bir sorum olucak yardım eder misiniz

rukiye Umut dedi ki...

Bir sorunum var yardımcı olur musunuz?

Asortik Krep dedi ki...

Direk sorunuzu yazarsanız yardımcı olmaya çalışacağım :))

Adsız dedi ki...

Sukulentleri cogaltirken yapraklari topragin uzerine koydum ..Anlamadigim sulama yaparken sukulent yapraklarinida sulayacakmiyiz..

Asortik Krep dedi ki...

Bir kaç gün sonra kök salmaya başlayacaklar, o zaman sulamaya başlayabilirsiniz.. Az az.