komşuluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komşuluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ekim 18, 2011

Ares


Ares bizim için çok önemli.Sanırım bizde onun için.







Şöyle bir görüntü düşünün bizim evin arka sokağında bir dört yol ağzı.Konteynırın tam karşısında evler var.Yağmur yağıyor bugün, ıslanmaya aldırmadan Ares'i dışarı çıkardım.Tabii ki büyükşehirlerdeki gibi elimizde poşetle gezmiyoruz biz buralarda, nedeni her yer zaten çok müsait, boş arsalar var,sazlıklar var, yolun ortasında köpek pisliği olmaz zaten. Hayvanların doğasında bitki olan, ot olan yere yapmak var, insanlar gidipte özel olarak asfalta tutmazsa yapmazlar. Neyse bizim sokak dahil iki üç arsa var boş,büyük tuvaletini oralara yaptırıyoruz. Ben öğretmedim ama o zaten oturulan yere yakın bir yerde yapmıyor.Yağmurda ben şemsiyeli o şemsiyesiz yürüyoruz.Her zamanki yoldan gidiyorum çünkü bağlanmayan köpekler Ares'e saldırmasın diye korkuyorum her sokağa gitmiyorum.Arka sokaktaki görüntüsü bunun gibi olan konteynırın önündeyiz,yağmura rağmen iğrenç bir koku var ve içi değil ama etrafı çöp dolu.Ares yavaş yavaş çiş yapıp ilerliyor.Karşıdaki evden bir hanım çıkıyor ve
-Hanımefendi köpeğinize orada çiş yaptırmayın diyor.
-Neden diye soruyorum tabii ki.
-Oradaki sular benim bahçeme giriyor diyor!!
-Sanırım dalga geçiyor, orası bir cadde ve bahçeye en az on metre mesafedeyiz. Bu çöpün yanından sular aksa bile bahçeye girmesi mümkün değil.
-Dönüp şemsiyeyi  yüzüm görünecek şekilde kaldırıyorum ve bu sefer ben ona
-Siz şimdi bu pis kokan çöpten rahatsız olmadığınızı ve benim köpeğimin çişinden rahatsız olduğunuzu mu söylüyorsunuz dedim.
-O yerdekiler kalkacak ordan gibi bir cümle söyleyerek bana cevap verir gibi mırıldanıyor.Bende ona
-Tebrik ederim !! diyorum.Hayret ki susuyor.


 Ares'i çekmeye devam ederek normal seyrimizde devam ettik.Onu dinlemediğimi farkedince mi  sustu. yoksa tebriklerime karşı söyleyecek bir şey bulamayınca mı anlamadım :)

Türkiye'de köpek beslemek ya da bir hayvanla yaşamak böyle bir şey işte.Kadın takıntılı hasta bence.Bana gerekçe gösterdiği şeye karşı benim kahkahalarla gülmem gerekir.Allahtan Ares evde yaşıyorda böyle insanların zarar verebilmesi ihtimali azalıyor.Bazen hayvanlardan değilde insanlardan daha çok korkuyorum.

Yolda gidiyorsun, köpek bağlı,saldırmasın diyerek bana soranlar mı istersiniz, bir kere saldırgan bir köpek değil Goldenlar, birde bağlıyken saldıramazki tutuyorum.Tamam kabul ediyorum iri bir köpek ama bağlıyken bana laf atanlara uyuz oluyorum.İçimden çözmek geliyor :)

Yemeğe gidiyoruz, masanın altında ve açık, ne olursa olsun ordan çıkmaz,çıktığı an zaten elimiz üzerinde. Hamle yapıyorsa birine onu sevmesi için ama nedense Yabancılar ve köpekleri tanıyan bir kaç kişi haricinde bir golden'ın saldırmayacağını ve ısırmayacağını bilen yok.Buradan yazıyorum saldırgan en son cins goldenlar,lütfen onlardan korkmayın.Siz korkunca bizde heyecanlanıyoruz ve boşu boşuna korkuyoruz.O ise neden karşısındakinin onu sevmediğini anlayamıyor :(

Sabahları yürüyüş yaparken oturmamızı istediğinde gidip masanın yanına duruyor,bizde oturuyoruz.Tost ısmarlamamızı isteyince de yalanıyor, garson ağbisine hamle yapıp getirirken eşlik ediyor ve kesinlikle elimize saldırmıyor.Kendi tostu bitincede oturup bizim bitirmemizi  bekliyor.

Havlamıyor,havladığında da etkili bir wof sesi çıkıyor,o sesin nerden çıktığını anlamıyor. Evde ve işyerinde daha kırdığı döktüğü hiçbir şey yok,terlikler dahil hiçbirşeyle oynamaz.Tek dünyası biziz.Bizim de o.

Gece yatağın ayak ucunda yerde yatıyor, ben yatağın solunda ve pencere kenarında yatarım.Doğal olarak kalktığımda üstüne basmamak için yataktan geçmek zorunda kalıyorum.Sabah ya da gece bilgisayarımız açıksa kapatsakta bir hareket yapmaz ama sabahleyin bilgisayarın kapağını kapattığımız gibi ayaklanır ve kapıdan çıkarken ona söylemesekte konuşmalarımızdan onu götürüp götürmeyeceğimizi bilir ve kapıya gelmez.

Aramızda konuşurken "çiş" gibi bir kelime  geçerse onu dışarı çıkaracağımıza yorar.Bu yüzden gece eğer onu çıkaramayacak durumdaysak aramızda üç harfli şey var ya diye konuşuruz :) Ne konuştuğumuzu anlar ve takip eder.Yemek istediğinde kesinlikle bana gelir :)

Çocukları çok sever, kesinlikle çocuk sesi duyunca etrafa bakıp onlarla oynamak ister.Eğer zarar verecekse o hareketi yapmaz.Mesela diyelim ki onu Yiğit gezdiriyor ve çok hızlı gidiyor, düşüceğini düşünürse yavaşlar.

Karşıdan biri geldiğinde eğer korktuğunu anlarsa kesinlikle ona dokunmadan geçer.İşyerinde de kapıdan biri geldiğinde ilk o karşılar ve korkan biriyse yine dokunmadan gidip yatar.Ama eğer seven biriyse çıldırır :)

Evde mutfağa girip çıkıyoruz ya ,genelde ben ona dokunmam.Seversem de gider elimi yıkarım.Ben ona dokunmadığım için asla o gelip bana dokunmaz.

Benden korkar , ben onu çok severim.Hem de gözümden sakınırım.O da bana güvenir.Tatile gittiğimizde onu çok özlerim.Her seferinde bırakmayalım deriz ama köpekle gidilebilecek çok az yer var.Onu her yere götürebilirsiniz,yanınızda olduğu sürece hiç problem olmaz.Masanın altı en sevdiği yerdir dışarıda.

Başka köpeklerle dalaşmaz,zaten kendini insan sandığından ismiyle ironik şekilde barışçıdır.

O geldiğinden beri diğer hayvanlarıda daha iyi tanıdığımı ve sevdiğimi hissediyorum.Sayesinde hayvanların sadece konuşamadığını ama diğer tüm duyguları bizim gibi hissettiklerini öğrendim :)

Önemli not : Resimlerden de anlaşılacağı gibi o manzara sever sosyal bir köpektir :)

Cumartesi, Ağustos 29, 2009

Annemle..

Annem burda ya evde bahar havası esiyor, aklına esince mutfağa girip yemek yapıyor, ütü yapıyor sanki bana iş yapmaya gelmiş gibi davranabiliyor.Açıkçası yemeklerini özlediğimizden arada mutfağa girmesine ses çıkarmıyor, ütü olayına ise hiç karışmıyorum :) Bazen ütü bitmeden gidemezsin ya da son ütücü diye takılıyorum bile..



Sabahları denize gidiyoruz, öğleden sonra da pazara ya da gezmeye.. Kaç gündür kangu bizdeydi, bugün Uzunbey' e araba lazım olunca biz eski jipi aldık. Annem jipi maceralı buldu ama hoşuna da gitti. Ayrıca bu akşam Ares otururken annem ona çişin var mı diye sorunca Ares önüne dikilip hadi beni çişe götür dedi.. Bende madem çocuğu kaldırdın o zaman sen götür bak seni istiyor diye ısrar edince beraber çıktık dışarı.Normalde kışın geç vakit Uzunbey uyuyunca ya da akşamları bazen benim önüme gelip durduğundan Ares' i dışarı ben götürüyorum. Onun çiş merasimi şöyle oluyor. Kim dışarı götürsün istiyorsa onun önüne gelip dikiliyor, acıktıysa yalanıyor, tuvaleti geldiyse ne yaparsanız yapın önünüzden gitmiyor ve çiş dediğinizde heyecanlanıp oynuyor.Tabii bunu köpeğe söylediğimiz için daha kibar bir ismi yok bu tuvalet olayının. Neyse annemle dışarı çıkıp sokakta iki turla Ares'in tuvalet olayını hallettik. Annem bu konuda sınıfı geçti, gayet güzel gezdirip tuvaletini yaptırdı Ares'in. Hayvanlarla çok içiçe yaşamamış biri olarak süperdi :)



Yukarıdaki fotoğraf eski komşum Hatice Teyzenin bahçesi. Görünen kısım apart,şu anda kiracı işletiyor ama diğer bahçe fotoğrafları ve mekanlar onun evi :) Uzun süre komşu yaşadığımızdan çok sevdiğim bir insandır ve benim için çok kıymetli. Annem her geldiğinde onunla mutlaka ziyarete gideriz. Dün denizden sonra uğradık.


Görünen kısım onun evi, begonvil aşılı ve bir dalda iki renk çiçek açan bir begonvil. Önce ön tarafta oturduk sonra da havuz başında.Begonvilin önünde resim çektirdik. Ben onları ayrı ayrı çektim, çiçeklerin ve bahçeninde fotoğraflarını eksik etmedik.Hep beraber tadını çıkaracağız bu yazıda..


Bir kaç gündür doğal olarak pek bilgisayara oturamıyorum.Her gün denize gitmeye çalışıyoruz.Daha çok benim için aslında. Annem zaten Çanakkale de gitmiş ama burası banyo suyu sıcaklığında olduğundan su onun için dayanılmaz güzel.
Ben de çalıştığımdan her gün gidemiyorum denize,mevsimin son demleri sıcaklar için söylüyorum çünkü her mevsimin ayrı güzelliği var..Eylül ve ekimde deniz daha sıcak ama dışarısı daha farklı oluyor.Ben bu ayları çok seviyorum.
Güneş farklı yakıyor..


Annem tişörtünün yakasını çok açık bulmuş ve yanlardan örgü ile zenginleştirmiş.. Esmer olduğu için mor ona çok yakışıyor. Bende moru seviyorum ve son zamanlarda benim de bayağı bir mor giysim oldu bu sayede..
Kolye Avon, Burcu hediye etmiş.
Begonvilin diğer adı Gelin Duvağı..
Pazartesi- salı hariç her gün denize gitmeye dikkat ettik annemle. Pazartesi geldiği gibi Flamingo'ya kahvaltıya gittik.Sonra bankada işi varmış onu hallettik. Oradan Rana 'ya uğradık hani şu hediyelik eşya dükkanı olan arkadaşım. Onda çok güzel keçe hediyelikler vardı, annem bayıldı.Resmini çektik o da çalışacakmış.Tabii annem satmak için değilde hediye etmek için yaptığından bu kadar çok örnek görünce çok hoşuna gitti. Rana zaten çok ilgilidir,her zaman yardımcı olur. Bu arada Rana da alışveriş çantası gördük katlanıyor ve çantada bir cüzdan büyüklüğünde taşınıyor..Çok güzeldi, Pazar Filesi için görüntüledim de..Fikir olsun yapacaklara..
Fotoğrafları alt satırlarda..
Pazartesi eve dönüp biraz dinlendik ve Çağıl'ın dershanesindeki toplantıya gittik beraber. Annem eğitim sektöründen emekli olduğundan fikri olsun diye beraber gittik ya da ben ayrılmaya kıyamadığımdan onu da sürükledim diyelim..
Salı günü keyifli bir balkon kahvaltısından sonra pazara gittik, çok gezip dolaşıp hoş şeyler aldıktan sonra eve döndük akşamüstü, o saatten sonra denize gitmek zor geldi ve evde dinlendik Uzunbeyle Çağıl gelene kadar.
Çarşamba,perşembe, cuma sabah-öğlen saatlerinde denizdeydik. Şimdi öyle ki denize gidiyoruz ,yanımızda termos ve deniz koltuklarımız, bir keyif bir muhabbet , ne kadar kalsak yetmiyor.Bazen havlumuzu serip sıcak kumlarda uyuyoruz bazen de denizde muhabbetle hareket yapıyoruz.Bu arada ama hep bir şeyler konuşuyoruz. Burcu arıyor,Çarli arıyor, Annem konuşuyor, ben de arada konuşuyorum.Bazen çok komik oluyor,Burcu aynı dedikoduyu hem anneme hem bana arka arkaya anlatıyor,ben bazen sulandırıp yeni hikayeler üretiyorum konuşma uzuyor, annem tutturuyor bana da anlat diye Burcuya..
Burcu aradıkça ben açıp ne arıyorsun sık sık diye dalga geçiyorum ya da annem en sevdiği kızında diye sataşıyorum..
Akşamları aslında kaç gecedir bilgisayara oturuyorum ama yazı yazmaya yeni başlayabildim. Bazı girdiğim forumlar var, maillerime bakıyorum iş için birde biraz takılınca yeni yazı yazmadan geçti kaç gün. Bazen çok gülüyoruz.. Annem öğretmen olduğundan bazı insan davranışlarına takınca ortaya çok komik diyaloglar çıkıyor..Bana dönüp sanki onlara söylüyormuş gibi yorum yapıyor, ben de bunun üstüne mutlaka bir kaç kelime yazıyorum..Bu sefer her ikimizde ya gülüyoruz ya da espri yapıyoruz aramızda, ben taklidini yapıyorum falan.

Bu akşam Ares'i bağlayıp mahalledeki bakkala gittik annemle..Çok yakın olduğundan yürüyerek gittik, bir paket un alacağız ki kadınbudu köfte kızartacak bize :)) Birden zinciri elimde kaldı, karanlıkta Ares yazan künyesine takmışım zinciri, o da asılınca Ares boşta kaldı. O farketmedi ama ben panik oldum.Kaçsa yakalamamız imkansız, Ares bu konularda çok oyunbaz. Neyse ben atlayıp yakaladım ,taktık yine falan.. Eve geldik annemden süper bir yorum.O bilmiyor mu bir daha böyle ev bulamaz :)) İyi de anne o ilkokul öğrencisi değil ki öğretelim bunu. İstersen andımızı da ezberleteyim :) Bu tarz konuşmalar, espriler ve konuşmalarla geçiriyoruz günü.


Hatice Teyze'nin bahçesinden çiçek süsü.. O bahçede bir hazine gizli,her köşesi ayrı güzel.. Kendi de bulunmaz bir insan, komşum, arkadaşım, büyüğüm, dostum, Fethiye de ilk tanıdığım insanlardan..

Kaktüs koleksiyonumun burada başlamasına sebep olan insan. İlk kaktüsüm onun bahçeden çıkarıp dışarı koyduğu kaktüstür.


Her gidişimde o bahçe tavaf edilir ve her köşesi didiklenir.Yine de her seferinde elleri boş göndermez ve herşeyi hediye edebilir.. Hiç sınırlaması yoktur. Aile ve ev ekonomisi konusunda çok bilgilidir ve ders verecek konumdadır. Ondan çok şey öğrendim hem bahçe hem de ev kadınlığı konusunda..

Eski soba da kaktüs düzenlemeleri..

Şedoks -Pomalin ağacı.. Büyük ve iri greyfurt ama tatlı..

Karides çalısı..


sukulent

katır tırnağı

özel saksı yapılmak için alınmış plastik çocuk ayakkabısı..
Köpek şeklinde saksı da sukulent ..

Bu ayakkabının teki kaybolmuş..Diğerini de değerlendirmiş :)

Hatice Teyze, müthiş bir geri dönüşüm savaşçısıdır.. Onun geri dönüşüm saksısı ; patlak top.

Aşkın Gözyaşı- sukulent


Kurdela çiçeği..


Patlıcan çiçeği: Müthiş güzel kokulu bir çiçektir,akşamları çıkar..

Kaktüs..

Bahçenin her yeri ayrı güzel..


Manolya ağacı..

Burası benim Hatice Teyzeye komşu olduğum ev. O ağaçları ben diktim oraya, gitmişken görüntüledim ne kadar büyüdüklerini..

Kırmızı Japon gülü..
Katmerli Japon Gülü
İngiliz Yasemini..

Katmerli İngiliz Yasemini..

Mercan çiçeği


Rozet çiçeğİ

Bu da balkondan bir ayrıntı

Almanyadan yapma çiçek :))

Leylekler bahçede .

sukulent

korkuluk..

sukulentler..

sukulent

Adı sanırım kandil çiçeği ama çok şirin ve çok hoş.Ben de çok sevdim, not aldım ileride dikilecek müsait bir yere..

Çalıştaki deniz keyfimizden..Denizin en sevdiğim hali.. Dalgalı hali :)) Sabahtan düz ve sakindir 12 ye doğru dalgalanır Çalış ve tam benim istediğim gibi kıpır kıpır olur :)

Balkon keyfinden.. Sabah kahvaltıları ve akşam yemekleri benim balkonda..

Rana 'nın dükkanından..




Bunlarda keçe gözlük kılıfları..

Alışveriş torbası.. Çilek formunda..

Bu da küçük cüzdan.


İlk gün Flamingo da ki kahvaltı..

Daha anlatacak bir sürü hikayem var ama hem çok uykum geldi hem de hepsini hatırlayamadım. O kadar çok hızlı geçiyor ki günler.. Hepsini yazamıyorum..

Kısaca,geziyoruz, tozuyoruz diyelim..

Gelelim haftanın şarkısına.. Bu haftanın şarkısı nostaljik bir şarkı; çocukken dinlediğim ve sevdiğim .. O zamanlar şarkının sözlerini anlayamazdım..Küçüktüm. Oysa müziği kadar sözleri de çok güzelmiş, şimdi anlıyorum :)

Ben daha sık burada olmaya çalışacağım ama sizlerde ortadan kaybolmayın olur mu.? :)