Sinanoba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinanoba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Eylül 11, 2010

Aşk mümkün müdür hala..?

Bir nefeste içtiğim sıcak bir çay gibiydi İstanbul :) Öyle iyi geldi ki, bir yandan da doymadan geldim diyebilirim. Esas yolculuk Çağıl'ın okuluna kayıt içindi zaten. Bu yüzden buradan gittiğim gün kayda gittik beraber.

30 ağustos pazartesi Mavikuş el sanatları ve tanıtım sergisindeydim. Çok güzel geçti, çok yoruldum aslında. Arkadaşları beşte bırakıp oradan eve geldim bavullarımı hazırlamaya. Bir gün önce Uzunbey istediği için tekne turuna çıkınca bavul hazırlamak pazartesiye kaldı tabii. Bir gün önceden gidecekleri hazırladım ama kapatıp yola çıkmak yine de zamanımı aldı.Fotoğraflar bir sonraki yazıda bugün sadece İstanbul olsun istedim ..

Çağıl'ın okulu çok güzel. Şartlarını yazmadım ama şartları da çok güzel. Bölüm bizim işlere uygun :)

Sabah beni taşıyan servis taa annemlerin evin önündeki Yeşil Camiye kadar getirince her zamanki gibi Burcu karşıladı yolda. Sanırım yaşlanıyorum tek bavul kendim için iki bavulda annemlere gelecek olanlar için almıştım.Eskiden olsa ikisi benim biri gelecekler için ayrılırdı.Gerçi benim adım çıkmış dokuza inmez sekize derler ya, o hesap akrabalarım tarafından alışveriş delisi :) giysi meraklısı biri olarak biliniyorum. Evet çok giysim var, takılarım, ayakkabılarım, çanta ,eşarp koleksiyonum, vb. gibi şeylere ilgim var.

Burcuyla eve geldik, dinlenip Çağıl'la arabayı alıp kayda gittik Ataköy'e. Okul E5'in kenarında. Yoldan gözüküyor, kocaman x şeklinde çok katlı bir bina. Kayıt için eve bilgi geldi zaten, sırayla işlemleri yaptık. Okulun içinde okula ait İşbankası şubesi var. Orada biraz oyalandık, bankacı her yerde bankacı işte, fazla yorum yapmayacağım.(Okuyuculardan bankacılar varsa kızacak diye :) Yine işimizi bir toprağımız çözdü,bizde fazla beklemedik diyelim. O kadar yorgunum ki finali banka şubesinden çıkarken kayan ayakkabımla yere diz çökerek yaptım.Kalktım hemen tabii, kağıtlar yere düştü. Dönüp Çağıl'a dua et banka içinde düştüm yoksa ilk günden reklam olacaktık derken ,boşver be anne sen daha kıymetlisin dedi :)) Demesi bile yeter, dizim de acıdı zaten. Bence nazar değdi :)


Yazmasam olmaz, bu durumları bilin ki bizden sonra gireceklere de bilgi olsun diye yön göstersin istedim, Çağıl sınavda TS de ilk 3000 e girdi,bu yüzden açıklamadım, herşey bitsin istedim. Şimdi mesela bir sürü okul var girilecek, hepsi de burslu ama en iyi imkanlara göre okul seçmeniz gerekli.Kültür'ü de bu yüzden yazdık. Nasıl yani, işte sıralama önemli, devlet okullarını kazanıyor ama hepsi ya çok uzak, ya da ulaşımı dertliydi, ilk seneler evde kalsın istemedik,Çağıl ev şartlarına alışkın, kendi evinde ders çalışma düzenini oturtması yalnızken zor olur diye hiç düşünmedik.Zaten sistematik bir ders çalışma düzeni var, son seneler buna alıştı bu yüzden eve çıkarsa zor olur diye yurt istedik. Ya da bildiğiniz gibi annemlerde kalacaktı. Bu yüzden tercihlerde en çok zorlandık.Kimi okul var ,bursu veriyor ama yurda burs vermiyor, özel olduğundan pahalı, ya da yolu okula ters. -İlk tercihlerimizin hepsi bursluydu, biz devlet okullarını zaten rahat kazanıyor diye hep alt sıralara yazdık.

Shuttle (ne gerek varsa ingilizcesine işte, bildiğin ücretsiz okul servisi bence-mekik-) var ama saatleri uymuyor ya da bize ters, en çok bu gibi ulaşım konularında zorlandık. Neyseki o sıcaklarda yaptığımız balkon çalışmalarından sonra bizim için en uygun olan okulu kazandı da rahat bir nefes aldık :) Yani tercih ederken daha hangi okulu kazanırsa nasıl gidip gelir hesapları yapılmalı, burslar incelenip hangi okul ne haklar tanıyor öğrenilmeli.İyi araştırılmalı derim.

Normalde bu okulun yurdu ücretli yani burs bunu karşılamıyor ama ilk 3000 olunca yurdu da tam burslu kazanmış oldu. (Sınav kılavuzunda her okulun durumlarını maddeler halinde tablo3 ve tablo 4 ten inceleyebiliyorsunuz. Biz ona göre seçtik.)Yurdu sanırım 7.000 lira. Biz yıl sonunda geri ödenmek üzere 250 lira eşyalar için ödedik.Bu sanırım eşyalara zarar verilirse diye alınan para. En fazla dört kişilik odalar varmış, bursluları da bu odalara alıyorlar, Çağılda bu sene üç oda arkadaşına kavuştu :) Umarım sigara içmiyorlardır. (Bu sene sınavlara girerken Çağıl ders çalışırken ben bu okulları araştırdım hep.İşte nereyi kazanırsa nerde kalır,onun yurdu nasıl,buna nasıl tipler gidiyor gibi.Çağıl bile farketmemiş benim araştırmaları, bir gün okullar hakkında bu kadar çok bilgim olduğunu farkettiğinde şaşırdı ve dersini iyi çalışmışsın dedi :))

Neyse mesela o okulda okuyanlardan, Çarli'den, (rehber öğretmen ya dershanede gerçi şimdi o da master yaptığı okulda işe başladı ağustosta) internetten, ekşi sözlükten, üniversitelerin internet sitelerinden, sitelerin mesleki alanda forumlarından falan boş zamanlarımda bunlara baktım. Hemen hemen dışarıdan edinilebilecek her türlü bilgiye ulaşabiliyorsunuz zaten internetten.

Gelelim sigara konusuna, aslında sigara yasak yurtlarda ama benim gördüğüm bunlara göz yumuluyor gibi geldi çoğu yurtta. Bu sene nasıl olacak bizim yurtta hepimiz göreceğiz, Çağıl sigara içmiyor, içilmesinden de rahatsız oluyor, ben en çok bu konudan sıkıntı duyuyorum. İçmeyenlerin yanında sorgusuz sualsiz sigara içenlere de hoş bakmıyorum. Bence bir kişi sigara içiyorsa o ortamı bırakıp dışarıda sigara içmeli, hele yatılan bir mekanda sigara içmeyi de hoş görenleri de anlayacağımı düşünmüyorum. Bunlar genç, biz başa çıkamıyoruz gibi bir yaklaşım olmaz bu zamanda diye düşünüyorum.Umarım bu tarz problemlerimiz olmaz.



Neyse okul güzel, şartları da, tam burslu kazanınca okul idaresi arayıp okula geldiğinizde tanışalım demiş, kaydı bitirip gittik, dekan yardımcısı bir öğretim görevlisi bölüm başkanı vardı Çağıl'ın. Kadın olmasına ayrıca sevindim, Çağıl da sanırım çok ısındı. Bir öğretim görevlisi daha vardı, tanıştık, çok hoş insanlar, biraz sohbet ettik, zorlayacağız sizleri dediler, o zorluklara alışık dedim :) Çok çalıştırıp, ne biliyorsa öğretsinler en çok ben mutlu olurum. Güzeldi, derslerine zaten baktım gitmeden çok zevkli, güzel bir sene bekliyor seni oğlum dedim dönerken,pırıl pırıl bir okul, güzel insanlar, yeni bir yaşam, zevkli bir bölüm, yeni arkadaşlıklar...

Şimdi ayda 750 lira okuldan burs alıp, yurtta ücretsiz kalıp, senelik de 2000 lira bilgisayar ve kitap parası destekli bir bütçeyle 15 dakikalık bir mesafede ki okulla yurt arasında isterse ücretsiz okul servisiyle okula gidecek.(maşallah deyin lütfen) Bölüm Türkçe olduğundan hazırlığı yok, istersen ücretli okuyabiliyorsun hazırlık (bize % 50 indirimli) ama Çağıl zaten özel okul kaynaklı ve İngilizcesi iyi olduğundan hazırlık tercih etmedi.


İlk kazandığında tam otuz tercih arasından hangisini kazandığını ilk anda anlayamamıştım :) Hayırlısıyla güzel bir okul yaşantısı olsun ve eline ekmeğini alabilecek şartları olsun istiyorum.

İlk günden kayıt işini bitirip okul yurdunun ücretli yemek bölümüne kaydettirip ki bunun en iyi yanı,planlı bir şekilde yurdun altındaki restaurantta kahvaltı ve yemeklerini yiyip isterse öğlenleri okulda yiyebilecek olmasıydı. Böylece işlerimizi bitirdik. Oradan babaannesine Çapa'ya ziyarete gittik.Akşam geç vakit ancak akşam yemeğine eve dönebildik.



Benim şansıma hayatım hep bir koşturmaca ve hızda gidiyor,oraya gidince de bu değişmedi.Eve dönüp yemekten sonra Burcu'yla sahile çıktık, onlar zaten çıkıyorlardı, o gece tezgah açmadılar,biz Burcuyla sahilde gezip, kahve ve çay içtik. Gece yatağımı bile başkaları yaptı ben yorgunluktan sızmışım :)


Ares fotoğrafları bugün sabahtan beri oturduğumuz balkondan.. Özlemiş bizi :)


Bu fotoğrafta benim salon penceremden bahçe ve balkon görüntüsü.. Her yer çiçek ve yeşillik.

Beykent kavşağı; teyzem beykentte oturduğundan sık sık ona uğradık,bazen geçerken bazen kahveye..Bu fotoğraf dönüş gecesi çekildi.


Annemlerin balkon.



Yılan kaktüsleri.




Balkon da kahve içmeyi ihmal etmedik tabii ki :)) Ben kahveyi çok güzel yaparım da. Bir kahve falları çıktı anlatamam.Nermin Abla dediğim annemin amcasının kızı var çok severiz, biz gitmeden çok samimi görüşürdük burada.. Zaten annemle teyzeminde en yakın arkadaşları. Fatihte oturur,arada bahsederim buradan.
Bana fal baktı ama Burcu da ona "mobese" Nermin dedi :)) Ne dese biliyor , anlamadım bu kadar çok şey yakalamasını ama fazla da karıştırmadım :) Ne varsa gördü diyeyim siz anlayın işte.

Atahan ve Çağıl'la Metropol oynadık bir gece.Tüm emlakları aldım,param çabuk bitsin diye,oysa onlar bana gelir getirdi zengin oldum :) Oyunu bitirmek için Atahan'a hibe ettim tüm servetimi..

Berna'ya gittik bir gün..(Özel okuldan yeni emekli müzik öğretmeni teyze kızım :) O da Büyükçekmece de oturuyor.Hatta cumartesi pazarının üstünde. Zaten bu sefer sanırım bölgedeki tüm pazarları gezdim.Bir ara anneme bu bünye pazarlara alıştı yok mu başka pazar diye takılmışlığımda vardır :)

Beykent'ten Çekmece'ye inen Turgut Özal Bulvarı. Eskiden Dallas Yolu derdik :) yani etraf bomboştu.Oysa şimdi boş yer kalmamış. Manzara güzel, annemlerde bu yola yakın bir yerde oturuyorlar.


Beylikdüzü, pazar günü yağmurluydu ama annemle pazar pazarına gittik,üstü kapalı olduğundan problem olmadı. Pazar çok kalabalıktı ve arka mahallelerden döndük.


Beylikdüzü, Bizimkent arkası bir yer.



Bu yol pek kullanılmaz, Beylikdüzünden Beykent'e geçen bir yol,etrafı boş daha, pazardan dönerken saptık.


Beylikdüzü..



Bir gün Çarli geldiğinde onu eve bıraktım. Eski mahallem, Sinanoba . Karşısı Çekmece manzarası..



Burcular bahçeşehir pazarına da çıkıyorlarmış, biz de hem pazara hem de onları ziyarete gittik bir gün.
Ben alışverişte yaptım.Hava çok sıcaktı,insanlar birbirine çok benziyordu, manzara böyleydi, pazar beylikdüzüne göre pahalıydı.


Bir ara burcuyla yorulup oturduk, etrafı seyrederek su içtik.



Asortik yemek yerleri vardı bir pazar için :)



Annemin balkondan çiçekler..



Balkondan.


Bir başka gece Berna,ben ve Burcu gece buluşup sahilde gezindik eskisi gibi.. İki saat alışveriş yapıp,elbiseler denedik.

Sahilde gelip giden trenle gezdik,fotoğraflar çekildik.


Burcu'ların Albatros'taki tezgahları. Gece elimden geldiğince yanlarına misafir gittim.Onlar zaten her gece çıkmıyorlardı, çıktıklarında da beraber çıktık çünkü Burcu elini kesti, bende yardım etmeye çalıştım. Kahve içip,sohbet ettik tezgah komşularıyla. Başka tezgahlarda benimde tanıdıklarım vardı. Mavikuş çalışmalarından alıştığımdan keyifli geldi yoksa zor iş esnaflık...Yağmur yağdığında gece pazarı kurulmuyor, bayram öncesi bazı geceler oldukça serindi bir de.


Bir gün Annem,Burcu,Çağıl ve Atahan ile Kapalıçarşıya gittik.Oradan Mısır Çarşısına.Çapa'ya kadar arabayla , orada arabayı otoparka bırakıp tramvaya bindik. Nasıl kalabalık, nasıl sıkıcı bir ortam ama ben böyle durumlarda etrafa baktığımdan zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Eminönünde rahat otopark bulamayız diye böyle bir şey yaptık ama daha zor oldu kalabalık olunca :) Hatta Çağıl kibarlıktan sonda kalıp binemedi de son bir gayret aldık tramvaya..

Trafik her sene gitgide daha kötü oluyor, ben geldiğimde annemi dinlendirmek adına devamlı araba kullandığımdan bunu çok net hissediyorum.Çağıl allahtan okulla yurdu birbirine çok yakın bir yer kazandı yoksa içim rahat etmeyecekti bütün gün yollarda onu düşündükçe.

Ben çok gidip geldim öğrenciyken ama İstanbul eski İstanbul değil şimdi ne yalan söyleyeyim...

Mısır Çarşısında kuşlar dükkanların yemlerine musallat olmuş,bizde seyrettik biraz :)



Koska son zamanlardaki gelişlerimde hep uğradığım yerlerden biri oldu. Avcılar girişinde sağda fabrika satışı var,bazen pasta alıyoruz oradan,hem de ürünler indirimli, şimdi Beykent'te de bir şubesi açılmış, Eminönünde yemek yediğimiz yerin karşısında çektim bunları, bina bana çok tanıdık geldi.Sokaklarda İstanbul kokusu olan yerlerdendi hala..

Çok bakıp- incelediğimden yabancı olduğumu anlıyorlar sanırım, yoksa neden nerden geldiniz diye sormazlar hemen.Özellikle pazarda :))
Ben Burcuya tipim farklı diyorum, o da bana kilodan abla diye sataşıyor :P


Aynı günün sabahı Gürpınardan çekilmiş bir fotoğraf,karşı sahil Sinanoba.Koyun diğer ucu.

Küpeler Burcu'nun.Sağdaki kırmızı seramik benden, yani benim eski küpelerim.Anneme vermiştim daha önce.Burcu kapmış, geri istedim,bana daha çok yakışıyor dedim yine de vermedi. Aslında gelirken alıp saklayacak sonra da ben aldım diye onu kızdıracaktım ama zaman çabuk geçti,unuttum.

Bunlar annemin pratik pizzaları..Simitler bayatladığında kesip üstüne küçük küçük doğranmış domates,sucak ,kaşar gibi sütlü bir karışımla fırında yapıyor.Çağıl'la ben çok seviyoruz.

Annem balkon demirlerine kadar çiçek ve biber saksıları koymuş,bu nefis şeylerde gel beni çek diyordu..Yanlarında Fethiyeden gelmiş ama burada daha da palazlanmış sukulentler..

Burcu'yla Albatros'ta oturduğumuz akşam. Ben denize sıfır bir yerde oturmak istediğimden değişik bir cafedeyiz. Yan tarafta ayağımızı uzatsak deniz.Yosun kokusu hala burnumda. O bana deniz ne kadar pis diye cümleler kurmakta ben ona içerim ben bu denizi diye cevap vermekteyim :)) O gece bir rüzgar bir fırtına eve döndük. Bazı günler hava kötüydü ama benim umurumda değildi. Hatta son geceden bir gece önce yalnız yürüdüm sahilde, yürüyerek indim. Gidebildiğim kadar gittim.. Vakit geç sayılırdı bu yüzden arkadaşlarımı arayamadım :( Oysa tam sohbet zamanıydı dostlarla...
Bir gün alışverişten döndük, annem market yufkalarını beğenmediğinden arabayla fırından yufka almaya gittim. Fırın sahilde Fatih ilköğretimin arkalarında bir yerde. Dönüyorum Albatros civarında bir martı sesleri anlatamam :) Ben çocukken özellikle kışın çok olurdu bu sesler , o günler aklıma geldi, kışın kimseler yokken yürürdük saatlerce,dalgalar kumsalı döverken...Şeytan dedi saatlerce dönme eve, git yine yürü. Martı sesleri kulaklarımda. Ben bunları kurarken Burcu aradı nerdesin diye :) yufka almaya gittin, kayboldun..!
Kaybolmak bile bir lüks olmuş artık farkında değiliz.
Geçen yazıya çok ara verince Yurdanur bana melankolik bir yazıydı ,sonra da yazmayınca merak ettim diye yorum yazmış :) Melankolik olmaya zamanım yok benim, gerçekten :)) Sadece İstanbulda çok sık nete giremedim, geldiğim gün çok yorgundum, bloglara baktım. Dinlendim. Dün (cuma günü) biraz yürüdük, bira içtik sahilde uzunbeyle, gece de Aksazlarda caz konserine gittik. Konser nefisti, fotoğraflar daha sonra.
Bugün dinleniyorum, yazıyı bitirmeye çalışıyorum,yazdıkça yazasım var aslında. Bitmedi kafamdakiler ama bir şekilde sonlandırmak lazım. Büyükçekmece de yine herşeyi yapamadan geldim.Bir kere ramazandı balkonda içki içemedik, ben içerim de uygun fırsat olmadı. Vişne likörü yapmıştım,onu babama götüremedim.Yarın sandık görevlisiyiz uzunbeyle,ikimiz yanyana sandıklarda. Tüm gün yokuz demek bu. Hem hayırlısıyla bitsin de millet olarak görelim hanyayı konyayı :P
Aslında her iki durum için ne teorilerim var ama kafayı yedi diye düşünürsünüz yazarsam..Hem artık bazı fikirlerimi kendime saklayacağım :) Uyuz oluyorum sadece kendi rahatını ve çıkarlarını düşünüp ülkenin genelini düşünmeyenlere.. Anladık bazı sakıncalardan dolayı gerçek düşüncelerinizi belirtemiyorsunuz ama birilerini de övmeyin artık ya.. Hiç inandırıcı olmuyor işte. Millet kan ağlıyor işsizlikten, beylikdüzünde bir kaç alışveriş merkezine gittik sadece alt katlar dolu,yukarıların ışıkları bile yanmıyor, pazarlar ağzına kadar insan kaynıyor, çakma markalar tavan yapmış, zengini fakiri herkes ekonomi peşinde..Trafik yüzünden millet arabalarını bırakmış toplu taşıma diye balık istifi sokaklarda,mahmutpaşa da her yer eşarpçı olmuş, sokaklarda yiyen içen yoktu ama herkes kapalı yerlerde yemekte, sigarada.. Tırcı tanıdıklarım var işsiz, çalışan şirket sayısı azalmış, yurtdışına iş yapanlar boşta oturuyor, herbir boş toprak site olmuş, aynı Fethiye gibi satılacak ev dolu,müşteri az.
Özellikle Sezen Aksu dinleyemiyorum artık.Samimiyetine inanmıyorum sanırım. Boş geliyor senelerce dinlediğim şarkılar. Dün akşam Caz konserinde yaşı bizden hayli büyük bir mimar da aynı şeyleri söyleyince farkettim bunu. Ne garip insan sevdiklerine karşı birden boşalıveriyor demek ki bu tarz dumur durumlar karşısında.. Şu yeni çıkan kitap (Hanefi Avcı) okumadım daha ,sipariş vermiştim Natür Kitapevine ama zamanlamasın da beni rahatsız eden bir şey var. Bu kadar planlı ,programlı giden şeyler neden şimdi çıkarsın diye.! Hem çekmece sahilde on liraya korsanı vardı. Almadım tabii ki. Ama ilginç olduğunu düşünüyorum hala...
Referandumda doğru oy kullanmak üzere bir link..
Tülin Bozkoyunlu yine yeni bir kampanyadan bahsetmiş,bloğuna baktım ki her yere yetişmeye çalıştığından hangi kampanyayı yazdığını anlayamadım..
Bu yüzden eğer bu kampanyadan bahsediyorsa bu link onun için :) ya da hepsini tümden görmek için bloğunu ziyaret etmeniz gerekiyorsa bu linkte onun için.. Teşekkürler tekrar, süper bir ekipsiniz :)) arkadaşlarınız ve siz.

Nehir'i kaybetmişiz, Burcu söyledi İstanbuldayken.. Çok uzun zamandır onu takip ederdim, bir sürü insana örnek olduğunu düşünüyorum.Nur içinde yatsın.
Nedense aklıma Devin geldi Nehir'i düşünürken, dün gece de ablası ile karşılaştık,biliyorum sen onu hala yitirdiğimizi düşünmüyorsun dedi bana.. Evet ben her sabah eski evinin önünden geçerken Devin'e günaydın diyorum :) bana bu mutluluk veriyor.. Gitmiş gibi gelmiyor hala..
Gitmesinde hatıralarımdan ve kafamdan istiyorum.
Yazacak ne çok şey var .. Hava çok güzel,balkondayım.Canım hiç birşey yapmak istemiyor.

Salı, Aralık 16, 2008

google arama kelimeleri, cümleleri ..

drill down 60 62.50 % asortik krep
drill down 5 5.21 % krep
drill down 3 3.13 % ASORTİK
drill down 2 2.08 % kar üstünde soğuktan donmak üzeresin
drill down 2 2.08 % istanbul sinanobadaki emlakçılar
drill down 2 2.08 % şedoks
drill down 2 2.08 % ikeanın tas kebabı
drill down 1 1.04 % kuaför öğretmeni çıkaran liseler
drill down 1 1.04 % asortik süslü tepsi ahşap boyama
drill down 1 1.04 % asortik+krep
drill down 1 1.04 % kapıdan satışla ilgili öğütler
drill down 1 1.04 % en asortik kelimeler
drill down 1 1.04 % Atatürkün 1936-1937 yılında cıkardıgı kitap ve kitabin yazarı
drill down 1 1.04 % dut ipiyle atkı flor modeli ve yapımı
drill down 1 1.04 % satilık evler antalya dokuma kanal altı
drill down 1 1.04 % atatürkün yazdığı geometri kitabıdan önceki farsça kelimeler
drill down 1 1.04 % gülderen peyzaj kemer
drill down 1 1.04 % avon leopar saat
drill down 1 1.04 % word de bosluk bırakınca nokta koyma problemi
drill down 1 1.04 % numnum müşteri ilişkileri
drill down 1 1.04 % karın üstünde donmak üzeresin uyumak sana tatlı geliyor
drill down 1 1.04 % büyükçekmecede ikinci el eşyaları satanlar
drill down 1 1.04 % çorlu soho evleri
drill down 1 1.04 % bedava atkı örgü modelleri anlaşılır tarzda
drill down 1 1.04 % marmara depreminde mimarsinanda hangi evler zarar gördü
drill down 1 1.04 % büyükçekmecede yeşil kartla ilaç veren eczaneler
drill down 1 1.04 % üniversitelerde sunum yapılabilecek konular
96 100.00%

Genelde herkes cümle cümle yayınlıyor ama benim siteme gelen arama motoru cümleleri bunlar..Büyük bir oran (% 62) zaten asortik krep yazıp gelmiş..bazı günlerde asortik-krep yazanlar bile var..bu da demek ki yeni okuyucularımız var :) Başka bloglarda kusurlu kelimeler gördüğümden bazen özellikle bakıyorum bende var mı diye..Bende sanırım küfür ve sakıncalı cümle pek geçmediğinden öyle yayınlanamayacak kelime çıkmadı şimdiye kadar. Bu da demek ki ne ka(dar) ekmek o ka(dar) köfte..

"İkeanın tas kebabı" var mı bilmiyorum ama Çağıl İsveç köftelerine bayılıyor :) benim için en ilginç cümle şu "marmara depreminde mimarsinanda hangi evler zarar gördü.." Muhtemelen bu cümle ile gelen arkadaş sorularına cevap alamadı ama tekrar gelirse diye ekleyeyim ki ben bu sorunun cevabını biliyorum :))

Eski bir Büyükçekmeceli ve Mimarsinanlı olarak Mimarsinan da hemen hemen her yer sağlamdır..Çünkü oranın altı tamamen kayalık..Depremden sonra da Mimarsinan da zarar gören ev en azından ben görmedim.(Ev normal şartlara göre yapıldığında orada problem yaşayan birilerini görmedim duymadım.) Bizim evlerimiz sağlamdı.Ben ilk depremde Beylikdüzünde ikincisinde Sinanobada oturuyordum.Sinan obanın yolu Mimarsinanın içinden geçerdi o zamanlar..Birde yine her bölgede arkadaşım,eşim ,dostum var evlerine girip çıktığım.Çağıl'ında buraya gelene kadar gittiği okul Mimarsinan da bir özel okul olduğundan deprem zamanı manyaklar gibi oraları araştırdığımı da söylemeliyim aslında..

Sinanobanın zemini yine kayalık ve depremde yine hasar gören bir bina duymadım..

Mimarobada deprem sonrası zarar gören evler vardı.Hatta bazı evlere girdiğimizde çatlaklık derecesi yüzünden annem bile içeride huzursuz oturdum diye itiraf etmişti..Genel olarak şu bölge ya da bu ev diyemeyeceğim ama sanırım evlerin zeminleri farklı, bazı evlerde hiç hasar yokken bir kaç müteahhit işi evde ve bir kaç mimaroba evinde hasar vardı ama ne yapıldı ..? Deprem sonrası aynı Avcılardaki gibi bu evler boyandı ve hiçbirşey olmamış gibi kiraya verildi..

Evlerde bildiğim kadarıyla çatlak kısımlarda çarpı şeklinde olanlar çok sakıncalı.. X şeklinde köşeden köşeye inenler..Yani dümdüz aşağıya inenler çarpı şeklinde olanlardan daha az tehlikeli diye biliyorum..

Büyükçekmece de biz mikafor deriz eski bir fabrika ismidir, zamanla domates tarlaları ve fabrika kalktığından o bölgeye yapılan binalarda yine bazı müteahhit işi olanlarda sorun vardı ama pek duyulmadan yine hasıraltı edildi..Bildiğim çekmece de bir kolonu kesilen bina çöktü ama onu da galerici biri araba koysun diye yapmış, tabii üst kat aşağıya inmiş.Allahtan evde kimse yoktu ve deprem sonrası zaten bina yıkılıp yerine yenisi daha sağlam bir bina yapıldı..

"bedava atkı modelleri anlaşılır tarzda" zaten benim bloğumda bundan bolca bulmuşsundur..Daha bu bayram Hatice Teyzem bana yeni bir tane mavi atkı hediye etti :))

"istanbul sinanobadaki emlakçılar" birzamanlar hepsini tanırdım artık kimler var bilmiyorum..


"çorlu soho evleri" evet çorluda mimar akrabalarım var ama şimdilik bu cümlenin cevabı bende yok.


"üniversitelerde sunum yapılabilecek konular" ha işte bende bundan çok var :)


"en asortik kelimeler".. asortik krep işte daha ne arıyorsun :)

Geçen hafta beni yerlere yatıran arama cümlesi de "asortik karı" idi..Bunu da itiraf etmemin zamanıdır :)


"Şedoks" çok severek yiyiyoruz,tavsiye ediyorum..


"satılık evler antalya kanal altı" daha şimdilik bu bölgede takılıyorum artık Antalya ya uzanmakta beni aşar arkadaş..


"kuaför öğretmeni çıkaran liseler" bunu gerçekten burada bulamazsın ..Böyle bir şey yazmadın hiç..


"word de boşluk bırakınca nokta koyma problemi" böyle bir problem olduğunu da bilmiyordum gerçekten.. Hatta ben genelde iki noktayla işi bağlıyorum..Normali cümle biter, nokta bir boşluk bırakman gerekir.Eğer ciddi şeyler yazıyorsan...
Not: Resmin konuyla bir alakası yok.. Frederick Arthur Bridgman
Son dakika: Üstte görülenler bir gün önceki kayıtlar dünden beri google da " corç buş silahla ayakkabı fırlatma oyunu" yazdığında 3. sırada ben çıkıyorum ... Tabii ki alakası yok böyle bir şeyin benle :))

Pazartesi, Mayıs 21, 2007

Ben İstanbuldayken..

Nerden başlasam , nasıl anlatsam..Burcu'nun yazdığı gibi aslında..Pek de güzel oldu :) İyi ki gitmişim..

Bu manzara Annemlerin balkonu..Görünen yer tam olarak göl ile denizin birleştiği yer..Sol taraftan görünen ışık dizisi araba farları..Sağdan da görünen "Deve Bağırtan" dan çıkanlar..Daha önceden yazmıştım sanırım..Bu yokuşu çıkarken eskiden develer bağırırmış dikliğinden..Yokuş hala öyle anılır.Bizim hayatımız genelde gündüz bu kapalı balkonda geçer..Orda yer ,içer ve otururuz..Orda Annemin çiçekleri vardır, seyrederiz..Orda dertleşir, kafaları çekeriz :)

Gittim geldim dinlenmeden..Gezdim, akrabalarla görüştüm..Alışveriş yaptım bol bol..Bu resimde Küçükyalı Ulusoy ' dan Adalar manzarası..İstanbul' un sürprizlerinden biri işte..Nerden neresi nasıl görünür ancak bakarsan keşfedersin..Pazar gününü yazmamışım aslında..O gün Koca Çalış' ta 1881 var ..Kahvaltıya gittik Uzunbey ve Çağıl..Hatta bir gece önce misafir ağırlamışım akşamdan telefon geldi arkadaşlardan kahvaltıya gidelim diye..Hava nasıl güzel anlatamam..Bizde denize en yakın masalardan birine kurulduk ve bir güzel kahvaltı ettik..Sonra beni Colesseum' a bıraktı Uzunbey..Manikür için..Gelip aldığında saat 3 olmuştu bile..Eve gidip son toparlamaları yaptım ve biraz ütü yaptım..6.30 arabasıyla da yola çıktım..İşte bu resim İstanbuldan ilk çektiğim görüntülerden..
Boğaza bakayım mı yoksa fotoğraf mı çekeyim bilemedim..Trafik çok sıkışık değildi aslında..Okmeydanından sonra biraz zor geldik Merter' e.. Annemler bana kıyamadığı için Merter' den beni almaya geldiler..Arabaya ilk bindiğimde hatta ilk gün ve gece ben hala inanamıyorum beraber olduğumuza..Arabayı Annem parkederken evin önüne balkondan daha seslenmeye başladık Burcu ve Aatahan' la birbirimize..Kendimi tutmadan bağırarak sevmek geliyor içimden Atahan' ı..Ben de korkacak diye fazla bağırmadan sarıldım, kokladım onu..Yine de kendimi kaybetmediğimi söylemiyorum..
Burası Beykent'ten eve gidiş yolumuz..Görünen kısım deniz kısmı yani Büyükçekmece koyu..Arabada eve gidene kadar fotoğraf çektim..Hatta Fethiye ye dönene kadar..Kaç tane çektiğimi bilmiyorum..

Burası Beykent ten Büyükçekmece manzarası..Sağda görüldüğü üzere daha İstanbul için su mevcut :)) Sol taraf deniz.. Teyzem Beyken te oturuyor ilk kurulduğu zamanlardan beri..Onu ziyarete giderken manzarayı görünce çektim.
Geldiğim gün gündüz teyzeme gece ise Silivri ye dayıma gittik..
Burası Demirköy yolu..Burcu çarşamba günü döneceği için Salı günü hep beraber Anneannemle Dedemi ziyarete gittik.. Büyükçekmece den TEM ve Çerkezköy yolundan Demirköy e vardığımızda saat 11. 00 idi.
Hayat ne kadar garip..Kendisini görmesende mezarını ziyaret ettiğinde kaybettiklerini görmüş gibi oluyorsun ..Toprağını temizledik,çiçek diktik, suladık,dualar okuduk..Gördüklerini ve çok sevindiklerini düşündüm..Resim çekecektim ama bu konuda zaten beni çok uçmuş bulduklarından annemden korktum..Onları çok sevdim..Hala da seviyorum..Ölüm sevgiyi öldürmüyor demek ki..Ölümsüzlük çok sevilmek olmalı..
Hayatıma giren diğer insanları da seviyorum..Kaybettiklerimi yani..ama onlarla geçirdiğimiz zamanlar ve aldıkları hediyeler, yaptıkları, söyledikleri sözler onları unutturmayan..Hep öyle hatırlıyorsun..Demek ki çevremizdekilere, sevdiklerimize hep güzel duygularla davranmalıyız..Hoş ben bazen huysuzluklarıyla da sevdiklerimi hatırlıyorum..ama çok sevdiğin için huysuzlukları kötü gelmiyor..Yani onlar huysuz da olsalar çok kırıcı olmamak lazım ..herkese hem de..Çünkü o içteki vijdan var ya insanı rahat bırakmaz sonra..Tabii varsa .

Burası" güzellik çeşmesi " diye anılan bir yer..Bir çeşme var ve ordan su içersen güzelleşiyorsun diye de bir efsane..Neyse biz zaten çok güzeldik ama bol bol da içtik..Şişelerimizi doldurduk ve resim çekildik ..Tabiki internete koyamam çünkü kabak gibi çekilmişiz..Yani deşifre olmak istemem..Yeterince olmuşum zaten :)
-Öğlen yemeğe çıktık bugün Uzunbey' le..Turizm den Seda yı gördüm..Ne haber Asortik Krep dedi :) Sende mi keşfettin bloğu dedim..EMİTT ten yakalamış..Ben de vardım orada dedi..Üzgünüm bilmiyordum dedim -
Sonra Dedemin evine gittik..Komşular,akrabalar çıktı..Evi kiraya vermiş büyük dayım..Altta da teyzemin evi var,yazlık gibi kullanıyor onu..Kiracı eve davet etti ama biz gidemedik..Bahçeye girdik Burcu , ben, ve Atahan..Onların resimlerini çektim orada, ağlaştık biraz..Mezarlıkta bile ağlamamıştım oysa ki..Ağlaştık ama çaktırmadan..Annem bahçeye bile giremedi..Girmediği de iyi olmuş dayanılmıyor zaten.Bu yazı aslında eğlence yazısı olacaktı ama hayat bu işte..Birkaç gün hem eğlendik hem ağladık geçti gitti günler.
O gün Fethiye de tayin sebebiyle bulunan ve bize dost,akraba ya da en yakını gibi davranan bir ağbimiz vardı Demirköy de..Onu da ziyaret ettik..Yaşayan akrabalarımızdan bir teyze kızımız var Annemin..Onunda kızı ameliyatlı olduğu için Lüleburgazda olduğunu öğrenince yola çıktık..Giderken Pınarhisar ın son köyü vardır Demirköy e giderken..Yenice diye..Oranın sucukları, eti ve çevirmesi meşhurdur..Durup yemek yedik köyde, yol üstünde..Bu anlattığım yerler Istıranca dağları..Yani her yer yemyeşil ve bol oksijenli..Gönül istedi aslında gitmişken İğneadaya kadar gitmek ama akşama dönmemiz gerek çünkü hem çarşamba günü Burcu eve dönecek hem de Çarli salı akşamı bize gelecek..
Annem, Burcu ve ben.. Atahan da tabii yolda bazen dertleştik, bazen konuştuk ve çok hoş bir yolculuğu paylaştık..Babam işi olduğu için gelemedi..Hava çok güzeldi..Dönüşte direk Lüleburgaza babamın tarafına (dedemin evine) gittik..Orada amcam..(ve eşi),halam ..(ve eşi) ve babaannem tarafından karşılandık..O dedemi ben daha on yaşında kaybettiğimizden sadece ben hatırlarım..ve eski burgazı..Çarşı daki parkı, askeriye gazinosunu ve bahçedeki asmalar ile gülleri..E5 te inip caminin yanından hepsi bahçeli olan evlerin önünden geçip Dedemlere gitmeyi..Oturup bir gün eski Lüleburgaz yazısı mı yazsam acaba?) Hepsiyle resim çektirip biraz oturduktan sonra izin istedik..Annemin akrabası olan Nilgün ve hepimizin çok sevdiği Sabiha Teyze yi ziyaret edip, büyük dayımlara uğradık..Dönüşte ben kullandım arabayı çünkü annem sabahtan beri direksiyonda olduğundan yorulmuştu..Zaten gerek de yok onunla dönüşümlü kullanmayı seviyorum ben..
Salı akşamı Çarli ye yetişip onunla oturduk akşam..Bir gece önce çalıştıkları için görüşememiştik..Bol bol resim çektim ..Görüştük ve çarşamba sabahı Burcu ile Atahan' ı Silivriye bırakmak için erken çıktık..Önce annemin Atahan a sözü vardı Carrefour da onu arabalara bindirecekti, oraya uğradık..Resimdekiler Burcu ile Atahan..Ben gezmeyeceğime söz verdiğim için fazla bakmadım..Birşeyler yiyip Silivriye Babamı da alıp yola çıktık..Yolda ben biraz hızlı kullanmak zorunda kaldım çünkü orada olmamız gereken saati biz gezmeye ayırdığımız için geç kalma tehlikesi geçirdik..Burcu yu geçirip Çarlinin evine gittik..yani yeni yapılana..
Çarlilerin yeni evi benim eski oturduğum evin semtinde..Yani Sinanoba da..Üstteki resim Sinanoba dan bir görüntü..

Burası da benim eski evim..Sağ köşedeki mavi beyaz arabanın üsttündeki orta katta 6. katta oturdum ben..En sevdiğim evim burasıydı..Belki de İstanbulda oturduğum son ev olduğu için..Hiç resmi yoktu ben de Çarli ve Arzuyla buluşmadan önce resim çekip albümüme ekledim :)

Bu da Sinanobadaki evlerin manzarası..Yani benim eski evin..Annemin evi de karşıda bir yerde..

Bu da Çarli ile Arzu nun yeni evinin manzarası..(Haberin varmıydı resimden Çarli?) Evleri çok güzel..Yani hepimiz beğendik..Sanırım ağustosta çıkacaklar yeni evlerine..
Bir tane de Mimaroba resmi olsun dedim.. evin yanından..
Büyükçekmece de sahilden görüntü..O yeni yapılan ve söktürülen iğrenç köprü geçitin yanlarından bir yerden..Tam ben resim çekiyorum bir çift gördük annemle aşırı samimi olmuşlar kayalıklarda..Hadi anne gidecek yerleri yok ki buralarda kalmışlar deyip bakmadan arabaya bindik..Aynı şeyi bizden sonra gelen üç kişilik grup için söyleyemeyeceğim..

Büyükçekmece Öğretmen evinden meydanın görüntüsü..
Aynı mekanın tuvalet penceresinden annemlerin evin yolu gözüküyor..Turgut Özal Bulvarı..Caminin minaresinden görünen yol..Manyak gibi her yerden resim çektiğimin resmidir :))

Burası aslında özel bir yer ama ayrıntıları yazmayacağım :)) Bir tane de Beylikdüzü resmi olsun dedim..İnternette fazla resim yok da.. Acıbadem Tıp merkezi Beylikdüzü Piramit Evler..Yani sizin anlayacağınız Migros arkası..

Burası da Büyükşehir üst geçidi..Beş sene boyunca oturduğum semt..E5 e bakan ilk bloglarda oturdum ben..İlk zamanları yani..Çok güzel günlerim geçti..Çok hoş komşularım oldu..Marka manyağı insanlar pek beğenmez ama güzel semttir..Ordayken annemle önünden geçerken çamların altında yürüyüş yapanları gördükçe keşke o evimi satmasaydım diye içimden geçirmedim de değil..Beylikdüzü çok eser..Üst geçitte öyle..Kışın araba bekleyenin vay haline..Aklıma geldi yazayım dedim..Eskiden binalarda azdı ve o zaman esen rüzgar camlarda uğultu yapardı..

Yine Büyükşehir görüntüsü.99 depremini bu evlerin yedinci katında yaşadığımı anlatmışmıydım bilmem..Ya depremden sonra çıktığımızda herkesin evlerin dibinde oturduğunu..

Bu resim Büyükşehirden Bizimkent' e geçiş görüntüsüdür..Benim anneme ve çekmeceye gidiş yolum buradan olduğundan, E5 e yan yoldan girip Beko fabrikasının önünden, ışıklardan-ki o zaman ışıklar yoktu-geçiş yolum bu yol olduğundan en çok kullandığım yoldu bir zamanlar..Her hava şartında ve her zaman diliminde geçmişimdir :))
Bekonun önü E5 yolu..Arkada tv kulesi gözüküyor..Onun yanında Kaya Ramada..Bu resimleri eve hangi saatlerde döndüğümüzü göstersin diye koydum..Yani sabah çıktık akşam geldik gezmeden..
Bu yol Dallas Yolu..Yani biz eski Çekmeceliler öyle deriz..Çünkü yapılırken etrafta bir tane ev yoktu.Dağ başıydı..Asıl ismi daha önce yazdığım ve önceki resimlerde öğretmen evinden çektiğim resimde görülen Turgut Özal Bulvarı..
Hep Büyükçekmece olacak değil ya.. Daha bir kaç yazı öncesi sizlere yazmıştım Fındıkzade den Fatih' e yürürdük eskiden keyifli keyifli diye..Bu sefer çekmeceden Fatih e gittik..Annem,Teyzem ve ben.Arabadan çektiğim ve Hırka-ı Şerif okulu dağıldığı için ortalık öğrenci kaynıyordu..Orada annemlerin amcakızı olan ve benim de can dostum olan Nermin Abla da oturduk eskisi gibi, o bize kahve falı baktı, dedikodu yaptık, güldük,eğlendik ve resim çektim..Böyle bir muhabbet olmaz herhalde..Onların gençlikleri zaten beraber geçmiş..E bende ortayaşlarında yetiştim muhabbetlere..Çok tatlılar ve annem dahil bazı gençlik sırlarını öğreniyorum zaman zaman muhabbetlerden..Sanki yaşıtım gibi oldukları için de çok keyif alıyorum onlarla beraber olmaktan..Dönüşte Cennet Xbank ' a uğrayıp görümcemle görüştüm..Yaza bize davet ettim..Her sene annemle aynı günü nasıl beceriyorlarsa İstanbuldan aynı zamanlarda geliyorlardı..Bu sene annem emekli olduğundan artık bu düzen bozulur sanırım ama yine de bol bol bu tarz espriler yaptık durduk birbirimize :)
Biz ev bakarken de Uzunbey in emlakçıya ilk söylediği 2 misafir odalı ev istiyorum olmuştu..Ben ise ilk şömineye ve verandaya baktım :)
Fatih Akdeniz Caddesi..Burdan girip Hırka-ı Şerif ilkokulundan dönüyorsun..Nermin abla oralarda bir yerde işte :)) Eskiden yürüdüğümüz yol..Yani Şehremini den Başvekil caddesinden Çapa Hastanesine girersin ..Vatan caddesini dik geçip bu yoldan ilerlersin..Sonra sola dönüp...
Biz Demirköy' de otururken Nermin Abla da Lüleburgaz da otururdu yani ben çocukken..Sonra aynı zamanlarda İstanbula geldik..O zamanlardan beri sık görüşürüz..Onu çok severim.
Şimdide bir Bahçeşehir görüntüsü..Bir gün hayatımı yazacak olursam Bahçeşehir in hayatımda ne büyük bir dönüm noktası olduğunu anlatmaya çalışabilirim ..Şimdilik bu kadar..Hayalkırıklığımı deseydim aslında..

Burası da Haramidere..Avcılar Çekmece arasında..Carrefour dan hemen önce bu eski köprü durur bir köşede..Ben onu severim ve genelde her geçişte şöyle göz ucuyla da olsa bir süzerim..Eski adamlar gelir gözümün önüne ve tahminen o zamanların tek geçiş yeri olan bu köprüden geçmelerini hayal ederim..Güzeldir ve hala dimdik durur zaman karşı.
İstanbuldan ilk resimler..Boğaza giriş..Burası gerçi Fatih Sultan Mehmet Köprüsü..
Köprüden ikinci görünüş..Seyretmeye doyamadan geçtik hızlı hızlı.
Bu gezi boyunca bütün yeni açılan alışveriş merkezlerini gezmeye çalıştım..
D' Silva : Beykent ten Büyükçekmeceye inerken solda..Her yerini gezmedim, sadece Kiler e uğrayıp alışveriş yaptım..
Beylicium; adından dolayı soğukluk duydum ama annemle gezdik, yemek yedik ve alışveriş yaptık..Eğer evim hala duruyor olsaydı tam Büyükşehir girişinde olduğundan sık sık ziyaret edeceğim bir yer olurdu herhalde..Beğendim sayılır..
Migros Çarşı, çok severim..Yine gittim, gezdim hatta çıkarken de yorgunluktan ağladım :)) Sanki annem zorla gezdirmiş gibi..
Bahaus : favori marketlerimden..Her gelişimde mutlaka uğrarım..Gitmeden cumartesi sabahı gitmiştim..
Carrefour: Annem, Burcu ve ben gitmiştik..Sonra bir kere daha GS dükkanı için gittim..Çağıl a hediye aldım :)
İkea : Perşembe Fatihe gitmiştik..Cuma günü de Babamı da alıp İkea ya gittik..Çok beğenmedim..4 saat gezdirmişim bizimkileri..Bir de beğenseydim kaç saat gezerdim bilmem :)
Valla tık demediler ikiside..Çok sabırlı annemle babam var ne diyeyim :)
Sıkıldıklarında çağıracaklar yine gidip onları gezdireceğim :))
Koska: Avcılarda E5 kenarında fabrika satışı var..Kocaman pastaları indirimli alıyorsunuz..Ben eskiden hep Pelit e giderdim fabrika satışı vardır Kıraç sanayide.... ArtıkKoskaya gideceğim gittikçe..
Oraya gittiğimde gerek ev hediyelerim gerekse yaşgünü hediyelerim geldi yine..Çarli ile Arzu nun aldığı Mudo concept çerezlik ve fincan takımına bayıldım..Cuma akşamını beraber geçirdik..
Annemle Babam terlik aldılar hediye(topuklu ve marka bir terlik ama )..ve sadece ben istiyorum diye Demirköy e gittik beraber..Zaten her gittiğimde sağolsunlar arabayla nereye istiyorsam oraya götürüyorlar beni..Ya da bana arabayı veriyor annem geziyorum..
Cumartesi günü de yine pazara gittim çekmecede..Çok güzel şeyler aldım..Hem mutfak eşyası hem de kıyafet..Zayıflamayı düşündüğümden Faik Sönmez den birşeyler bakmadım..Zayıfladığım gibi özel giyim turuna çıkmayı düşünüyorum..Pazarla ilgili yazmak istediğim nokta da şu ki ..annemle geziyoruz doğal olarak yoruldu..Ben alışverişte hayatta pazarı sonuna kadar gezmeden yorulmam..Arap atı gibi de sonradan açılırım..Neyse bir tezgaha yanaştık..Nereye gidersem de orası acaip dolar..Pazarcı çocuk bizi erikle besledi..Hem kendi yedi hem de biz seçene kadar bizi besledi..Annem diyor ki seni hamile sandı ben de diyorum ki tezgahın bereketini arttırdığım için bizi besledi :)
Annem bayılmdan pazardan çıktık ..Tahminen 3 saatte bitti..Bizim pazarcılar adamı gözünden tanıyorlar yalnız...Ben birisinin tezgahına yanaştım o bana içeride çok model var gir özel seç kutulardan dedi..Öyle hoş ev ve plaj kıyafetleri buldum ki tanesi 3.5 tan 10 tane falan aldım galiba :)) ya da daha fazla..
Seyehatim çok güzel geçti.İlk aklıma gelenler bunlar..Dahasını hatırlayamadığım için geçiyorum..Bir gece Çarli ile Arzu nun geldiği akşam kafaları çektiğimizi yazmadım sanırım..Gitmek istediğim her alışveriş noktasına gittim..Yapmak istediklerimin çoğunu yaptım..Özlemişim oraları ne yalan söyleyeyim..Özlediğim şeyleri yapmaya çalıştım..Bol bol fotoğraf çektiğim için de çok memnunum..Onlara bakıp geçirdiğimiz güzel günleri anıyorum şimdi..
Atahan la ilgili yazmak istediğim ve burcuya illa yaz bunları dediğim bir sürü şey var..Bir tanesi alnının çizilmesiyle - ben harry potter oldum şimdi diye gezmesi..Hatta hani benim sihirli çubuğum demeye başladı alnı çizilince..Bana bol bol şiirler okudu ve şarkılar söyledi..gösteri yapacağı arı kıyafetini giyip dolandı ..bir gece sarılıp beraber uyuduk.. seni seviyorum dedi bana..sadece bunun için bile gitmek değerdi aslında..
İyi ki gitmişim :)
Annem, Babam ve beni Çarli geçirdi otobüse bu da ayrıca hoşuma gitti :))