yurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yurt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Eylül 24, 2010

O şimdi öğrenci :)

Bir çocuğun evden ayrılıp okumaya gitmesi bir kuşun yuvadan uçması gibi bir şey.Biliyorsun ki o artık kendi kanatlarıyla göklerde süzülüp duracak ve yeni hayatlar keşfedecek.Bir yandan bunun için şükredip bir yandan da ardından bakakalıyorsun bir müddet.Oysa için özlemle dolu ve  o yokken onun kullandığı eşyalara gözün dalıyor,alışverişte onun sevdiklerine bakarak ve rafların önünde duralayarak gitmek, onun sevdiklerini pişirememek,  eşyalarına bakıp iç geçirmek,söylediklerini anımsamak, espirilerini hatırlayıp gülmek ,böyle duygular yaşamakla geçiyor bu aralar.
Çarşamba akşamından beri sevgilimden ayrılmış gibiyim.Başkaları nasıl yaşar bilmiyorum.Beni acıttı işte. Ben ondan çok istedim belki İstanbul  kazanmasını ama beni bu kadar sarsacağını tahmin edememişim uzakta olmasının, hatta babasının da aynı şiddetlerde bunu yaşabileceğini düşünememişim.
Allah başka dert ve sıkıntı vermesin, bir şekilde alışma devrelerindeyiz işte. Sudan çıkmış balık gibiyiz.Ares bile hüzünlü bu aralar evde.  
Çağıl gel dediğimizde Ares merdivenlere bakıp bekliyor herzaman ki gibi.. Bizde bu gece bunu farkedince sık sık çağırdık :)
Sesim soluğum çıkmayınca evden(babamlardan)  haber geldi yaz artık diye. Neyi yazayım,onsuz buraların bomboş kaldığını mı..? Hiçbir şeyden keyif almadığımızı mı..?  Bu bir devre geçecek biliyorum. Bu yüzden bu kadarla geçiştiriyorum.Kolay değil, başkaları da bunu yaşıyor biliyorum, başkalarıyla kendimi kıyaslamadığım için ben şu an size içimi döküyorum... Zormuş.. Ayrılıklar herzaman bana zor gelmiştir zaten.Bu da üstüne tuz biber oldu.
Bu fotoğraflar geçen hafta gittiğim defileden.. Çok kalabalıktı,Çalışta Orient Express Restaurantta FIG  yararına yapıldı.Fig, yani Fethiye International Grup. Etkinliği yapan ekip Jackson Fashions.Fig Fetav'ın alt grubu ve değişik etkinliklerle para toplayıp öğrenci burslarına ve çocuklara harcıyor.Bende kurulduğundan beri destek veriyorum. Paralel çalışıyoruz bazen, bazen de etkinliklerine katılıyorum.Başkanı arkadaşım ve sık görüştüğümüz aile dostlarımızdan.Üzümlüde oturan ve evini ve bahçesini arada görüntülediğim arkadaşım var ya o işte.
İngilizler başta olmak üzere yabancıların sevdiğim bir özelliği bu tarz yardım çalışmalarını iyi desteklemeleri. O gün gönüllüler defilede görev aldılar,kıyafetleri sergilediler,üzerindeki numaralardan satış yapıldı ve gelir oradan kazanıldı.Restaurant tıklım tıklım doluydu.Bu sezonun ilk etkinliğiydi de diyebilirim aslında.
 Unutmadan bu hafta sonu Çalış Karnavalı sezonu başlıyor.Eylül ayının ikinci el satışları  "car boot sale"  -aslında bagaj satışı anlamına geliyor ama Türkiyede bu şekilde pazar kurulmadığından ikinci el diyoruz yani arabalarla bir pazar yerine girip satış yapılması da denebilir-
26 eylül Çalış'ta car boot sale var.Sabah yedi satış için,  dokuz alışveriş için  başlangıç saatleri. Öğleden sonra üçe kadar alışveriş yapılabiliyor.

Bu fotoğraflar da ağustos ayından.Fig'in bir başka çalışmasından.O gece değişik bir tombala oynadık,bu yüzden atlamak istemiyorum, onu anlatacağım. Önce yemeklerimizi yedik,yemek zamanı bizlere kupon sattılar.Bu kuponlarda numaralar var ve gördüğünüz hediyeler. Bir ara kuraya katılan herkes ayağa kalksın dediler.Ayaktayız, bizde aldık destek için :) Bir yandan da bekliyoruz değişik bir yaklaşım, ne çıkacak diye. İrlanda tombalası gibi bir şey dediler bende uzunbeye diyorum ki onların İrlandası bizim Karadenizimiz gibi :) Muhtemelen değişik bir yorumu var :)) Gerçekten de tombaladan çıkan numaralardaki insanlar oturmaya başladılar.İlk oturana güzel bir hediye verdiler teselli hediyesi :) Her çıkana yorumda bulunup üzülür gibi bir yatıştırıcı cümle sarfediliyor :) Sonuna doğru bende oturdum,uzunbeyde.. Benim gözkoyduğum baileys başkasına çıktı başka bir tombalada..
Burası yacht classic hotel. Bir gece davetliydik yemeğe bir organizasyona, Karagözlerde manzara ve gün batımı çok güzeldir, fotoğrafları görünce yazmadan edemedim.Marinası kullanılabilecek butik otellerden biri aynı zamanda.

Geçen haftaki Göcek Royal evi :) Fotoğraflar benim çektiklerim..
Ev sineması ve sauna evin en alt katındaydı,bahçesinde çok güzel kaktüsler vardı ama çekemedim.

Çağıl,dayısı ve dedesi ile birlikte öğretmen evinde takılıyormuş bugün akşamüstü, sık sık  konuştuk herkesle. Çarli ona sataşıyordu ben ararken, Mükremin Abi,  Bir Demet Tiyatro dizisinde bir öğrenciye yardım ederdi hani Kudret, (Olgun Şimşek) ona Kudret diye sataşıyorum yeni yetme öğrenci ya diyor :)

Çarli konusunda size yazmadığım bir şey var aslında. Sınav sonrası tercihleri yazıp ona gönderdiğimizde o puanına bakıp nokta atışı yaparak Çağıl kesinlikle bu tercihine girecek, bu yüzden sıraya iyi karar verin dedi. Bizde oturup Çağıl'la tekrar düzenledik. Açıklanacağı günden bir gün önce de aynı tercihi söyledi.Hatta ben ondan önceki tercihlerine girer diye düşünüyordum :) Çarli bildi.Çağıl onun dediği yeri kazandı :) 
Ben seneler evvel  tercihlerinde  ona başka şehire gitmesin İstanbulda kalsın diye müdahale etmiştim ve hep anlatır ,  bir benzerini benim çocuğumla o yaşadı sayılır şimdi de.. Tarih tekerrürden ibaret, dün ona bunu hatırlatarak kendim için çalışmışım, bana yaradı senin mesleki başarın dedim . Umarım memnundur yani uzaktan işinden ve yerinden memnun gibi gözüküyor ama ben başarılarını görünce iyi yapmışım diyorum :))
Çağıl çok şanslı ,onun için çok seviniyorum.Şimdi etrafında on senedir uzak kalmakta zorlandığı herkes yanında.. Keyfini çıkarsın bence de.Ona İstanbul'da benim için de gez, keşfet dedim.. Babaanne davet etmiş istersen gel bende kal diye Çapa'dan, anneanne ve dede peşinde zaten, Burcu da orada, haftasonları Büyükçekmece'de  kalacak, hala yan semtte (Florya da)  geldi mi diye soruyor, ama yurt onun için daha iyi olacak, Çarli Ataköy'e çok yakın, hatta Çağıl dün okuldan çıkıp uğramış işyerine.
  Yurtta, dört kişilik büyük bir odada  kalacakmış.Okulun kendi yurdu. Herkesin çalışma masası, dolabı ayrı. Çamaşırhane de var yurtta.Gitmeden biraz anlattım çamaşır nasıl yıkanır ama bilmiyorum artık kendimi yıkar,anneanneye mi götürür. Hatta ona şu renkli çamaşırların renklerini akıtmasını engelleyen mendillerden aldık buradan.Ucundan kıyısından öğrensin,öğrenciliğin tadını çıkarsın : P  bu kısımları pek sormayacağım. Bana getirme İstanbulda hallet dedim ona :)) 

Çarşamba gecesi onu otobüse bindirip eve geldik ve ilk geceyi şarap içerek geçirdim ben. Açtım şarabımı paşa paşa içtim. Uyumadım gerçi sabaha karşı uyudum ama o alışkanlık,biri gelirken ya da giderken uyuyamıyorum. Bütün gece mesajlaştık,sabah beşte aradı yoldan ondan sonra uyanmışım.Bu sefer otobüsle gitti ki eşyaları vardı yanında. Bilgisayarını götürmedi, oradan yeni  alacak.
Perşembe her yerim ağrıyordu, kalp sızısı mı yoksa vücut ağrısı mı anlayamadım :(  Öğleden sonra Zen'i aradım,müsaitsen geleyim,çok kötüyüm diye.Yamuk gidip sağlam çıktım :)) Masajda uyumuşum da.Yani dinlenip çıktım, eve geldiğimde çok iyiydim.

Yarın bahçede ve evde takılacağım,mümkünse telefonumda iş için çalmasın. Pazar günü umarım yağmur yağmaz,çünkü ikinci el pazarına gitmeyi düşünüyorum.Hatta öğleden sonrası için bile planlarım var.

Günün şarkısı ; Beraberken en çok dinlediğimiz gruplardan birinden - Gece Yolcuları

Cumartesi, Eylül 11, 2010

Aşk mümkün müdür hala..?

Bir nefeste içtiğim sıcak bir çay gibiydi İstanbul :) Öyle iyi geldi ki, bir yandan da doymadan geldim diyebilirim. Esas yolculuk Çağıl'ın okuluna kayıt içindi zaten. Bu yüzden buradan gittiğim gün kayda gittik beraber.

30 ağustos pazartesi Mavikuş el sanatları ve tanıtım sergisindeydim. Çok güzel geçti, çok yoruldum aslında. Arkadaşları beşte bırakıp oradan eve geldim bavullarımı hazırlamaya. Bir gün önce Uzunbey istediği için tekne turuna çıkınca bavul hazırlamak pazartesiye kaldı tabii. Bir gün önceden gidecekleri hazırladım ama kapatıp yola çıkmak yine de zamanımı aldı.Fotoğraflar bir sonraki yazıda bugün sadece İstanbul olsun istedim ..

Çağıl'ın okulu çok güzel. Şartlarını yazmadım ama şartları da çok güzel. Bölüm bizim işlere uygun :)

Sabah beni taşıyan servis taa annemlerin evin önündeki Yeşil Camiye kadar getirince her zamanki gibi Burcu karşıladı yolda. Sanırım yaşlanıyorum tek bavul kendim için iki bavulda annemlere gelecek olanlar için almıştım.Eskiden olsa ikisi benim biri gelecekler için ayrılırdı.Gerçi benim adım çıkmış dokuza inmez sekize derler ya, o hesap akrabalarım tarafından alışveriş delisi :) giysi meraklısı biri olarak biliniyorum. Evet çok giysim var, takılarım, ayakkabılarım, çanta ,eşarp koleksiyonum, vb. gibi şeylere ilgim var.

Burcuyla eve geldik, dinlenip Çağıl'la arabayı alıp kayda gittik Ataköy'e. Okul E5'in kenarında. Yoldan gözüküyor, kocaman x şeklinde çok katlı bir bina. Kayıt için eve bilgi geldi zaten, sırayla işlemleri yaptık. Okulun içinde okula ait İşbankası şubesi var. Orada biraz oyalandık, bankacı her yerde bankacı işte, fazla yorum yapmayacağım.(Okuyuculardan bankacılar varsa kızacak diye :) Yine işimizi bir toprağımız çözdü,bizde fazla beklemedik diyelim. O kadar yorgunum ki finali banka şubesinden çıkarken kayan ayakkabımla yere diz çökerek yaptım.Kalktım hemen tabii, kağıtlar yere düştü. Dönüp Çağıl'a dua et banka içinde düştüm yoksa ilk günden reklam olacaktık derken ,boşver be anne sen daha kıymetlisin dedi :)) Demesi bile yeter, dizim de acıdı zaten. Bence nazar değdi :)


Yazmasam olmaz, bu durumları bilin ki bizden sonra gireceklere de bilgi olsun diye yön göstersin istedim, Çağıl sınavda TS de ilk 3000 e girdi,bu yüzden açıklamadım, herşey bitsin istedim. Şimdi mesela bir sürü okul var girilecek, hepsi de burslu ama en iyi imkanlara göre okul seçmeniz gerekli.Kültür'ü de bu yüzden yazdık. Nasıl yani, işte sıralama önemli, devlet okullarını kazanıyor ama hepsi ya çok uzak, ya da ulaşımı dertliydi, ilk seneler evde kalsın istemedik,Çağıl ev şartlarına alışkın, kendi evinde ders çalışma düzenini oturtması yalnızken zor olur diye hiç düşünmedik.Zaten sistematik bir ders çalışma düzeni var, son seneler buna alıştı bu yüzden eve çıkarsa zor olur diye yurt istedik. Ya da bildiğiniz gibi annemlerde kalacaktı. Bu yüzden tercihlerde en çok zorlandık.Kimi okul var ,bursu veriyor ama yurda burs vermiyor, özel olduğundan pahalı, ya da yolu okula ters. -İlk tercihlerimizin hepsi bursluydu, biz devlet okullarını zaten rahat kazanıyor diye hep alt sıralara yazdık.

Shuttle (ne gerek varsa ingilizcesine işte, bildiğin ücretsiz okul servisi bence-mekik-) var ama saatleri uymuyor ya da bize ters, en çok bu gibi ulaşım konularında zorlandık. Neyseki o sıcaklarda yaptığımız balkon çalışmalarından sonra bizim için en uygun olan okulu kazandı da rahat bir nefes aldık :) Yani tercih ederken daha hangi okulu kazanırsa nasıl gidip gelir hesapları yapılmalı, burslar incelenip hangi okul ne haklar tanıyor öğrenilmeli.İyi araştırılmalı derim.

Normalde bu okulun yurdu ücretli yani burs bunu karşılamıyor ama ilk 3000 olunca yurdu da tam burslu kazanmış oldu. (Sınav kılavuzunda her okulun durumlarını maddeler halinde tablo3 ve tablo 4 ten inceleyebiliyorsunuz. Biz ona göre seçtik.)Yurdu sanırım 7.000 lira. Biz yıl sonunda geri ödenmek üzere 250 lira eşyalar için ödedik.Bu sanırım eşyalara zarar verilirse diye alınan para. En fazla dört kişilik odalar varmış, bursluları da bu odalara alıyorlar, Çağılda bu sene üç oda arkadaşına kavuştu :) Umarım sigara içmiyorlardır. (Bu sene sınavlara girerken Çağıl ders çalışırken ben bu okulları araştırdım hep.İşte nereyi kazanırsa nerde kalır,onun yurdu nasıl,buna nasıl tipler gidiyor gibi.Çağıl bile farketmemiş benim araştırmaları, bir gün okullar hakkında bu kadar çok bilgim olduğunu farkettiğinde şaşırdı ve dersini iyi çalışmışsın dedi :))

Neyse mesela o okulda okuyanlardan, Çarli'den, (rehber öğretmen ya dershanede gerçi şimdi o da master yaptığı okulda işe başladı ağustosta) internetten, ekşi sözlükten, üniversitelerin internet sitelerinden, sitelerin mesleki alanda forumlarından falan boş zamanlarımda bunlara baktım. Hemen hemen dışarıdan edinilebilecek her türlü bilgiye ulaşabiliyorsunuz zaten internetten.

Gelelim sigara konusuna, aslında sigara yasak yurtlarda ama benim gördüğüm bunlara göz yumuluyor gibi geldi çoğu yurtta. Bu sene nasıl olacak bizim yurtta hepimiz göreceğiz, Çağıl sigara içmiyor, içilmesinden de rahatsız oluyor, ben en çok bu konudan sıkıntı duyuyorum. İçmeyenlerin yanında sorgusuz sualsiz sigara içenlere de hoş bakmıyorum. Bence bir kişi sigara içiyorsa o ortamı bırakıp dışarıda sigara içmeli, hele yatılan bir mekanda sigara içmeyi de hoş görenleri de anlayacağımı düşünmüyorum. Bunlar genç, biz başa çıkamıyoruz gibi bir yaklaşım olmaz bu zamanda diye düşünüyorum.Umarım bu tarz problemlerimiz olmaz.



Neyse okul güzel, şartları da, tam burslu kazanınca okul idaresi arayıp okula geldiğinizde tanışalım demiş, kaydı bitirip gittik, dekan yardımcısı bir öğretim görevlisi bölüm başkanı vardı Çağıl'ın. Kadın olmasına ayrıca sevindim, Çağıl da sanırım çok ısındı. Bir öğretim görevlisi daha vardı, tanıştık, çok hoş insanlar, biraz sohbet ettik, zorlayacağız sizleri dediler, o zorluklara alışık dedim :) Çok çalıştırıp, ne biliyorsa öğretsinler en çok ben mutlu olurum. Güzeldi, derslerine zaten baktım gitmeden çok zevkli, güzel bir sene bekliyor seni oğlum dedim dönerken,pırıl pırıl bir okul, güzel insanlar, yeni bir yaşam, zevkli bir bölüm, yeni arkadaşlıklar...

Şimdi ayda 750 lira okuldan burs alıp, yurtta ücretsiz kalıp, senelik de 2000 lira bilgisayar ve kitap parası destekli bir bütçeyle 15 dakikalık bir mesafede ki okulla yurt arasında isterse ücretsiz okul servisiyle okula gidecek.(maşallah deyin lütfen) Bölüm Türkçe olduğundan hazırlığı yok, istersen ücretli okuyabiliyorsun hazırlık (bize % 50 indirimli) ama Çağıl zaten özel okul kaynaklı ve İngilizcesi iyi olduğundan hazırlık tercih etmedi.


İlk kazandığında tam otuz tercih arasından hangisini kazandığını ilk anda anlayamamıştım :) Hayırlısıyla güzel bir okul yaşantısı olsun ve eline ekmeğini alabilecek şartları olsun istiyorum.

İlk günden kayıt işini bitirip okul yurdunun ücretli yemek bölümüne kaydettirip ki bunun en iyi yanı,planlı bir şekilde yurdun altındaki restaurantta kahvaltı ve yemeklerini yiyip isterse öğlenleri okulda yiyebilecek olmasıydı. Böylece işlerimizi bitirdik. Oradan babaannesine Çapa'ya ziyarete gittik.Akşam geç vakit ancak akşam yemeğine eve dönebildik.



Benim şansıma hayatım hep bir koşturmaca ve hızda gidiyor,oraya gidince de bu değişmedi.Eve dönüp yemekten sonra Burcu'yla sahile çıktık, onlar zaten çıkıyorlardı, o gece tezgah açmadılar,biz Burcuyla sahilde gezip, kahve ve çay içtik. Gece yatağımı bile başkaları yaptı ben yorgunluktan sızmışım :)


Ares fotoğrafları bugün sabahtan beri oturduğumuz balkondan.. Özlemiş bizi :)


Bu fotoğrafta benim salon penceremden bahçe ve balkon görüntüsü.. Her yer çiçek ve yeşillik.

Beykent kavşağı; teyzem beykentte oturduğundan sık sık ona uğradık,bazen geçerken bazen kahveye..Bu fotoğraf dönüş gecesi çekildi.


Annemlerin balkon.



Yılan kaktüsleri.




Balkon da kahve içmeyi ihmal etmedik tabii ki :)) Ben kahveyi çok güzel yaparım da. Bir kahve falları çıktı anlatamam.Nermin Abla dediğim annemin amcasının kızı var çok severiz, biz gitmeden çok samimi görüşürdük burada.. Zaten annemle teyzeminde en yakın arkadaşları. Fatihte oturur,arada bahsederim buradan.
Bana fal baktı ama Burcu da ona "mobese" Nermin dedi :)) Ne dese biliyor , anlamadım bu kadar çok şey yakalamasını ama fazla da karıştırmadım :) Ne varsa gördü diyeyim siz anlayın işte.

Atahan ve Çağıl'la Metropol oynadık bir gece.Tüm emlakları aldım,param çabuk bitsin diye,oysa onlar bana gelir getirdi zengin oldum :) Oyunu bitirmek için Atahan'a hibe ettim tüm servetimi..

Berna'ya gittik bir gün..(Özel okuldan yeni emekli müzik öğretmeni teyze kızım :) O da Büyükçekmece de oturuyor.Hatta cumartesi pazarının üstünde. Zaten bu sefer sanırım bölgedeki tüm pazarları gezdim.Bir ara anneme bu bünye pazarlara alıştı yok mu başka pazar diye takılmışlığımda vardır :)

Beykent'ten Çekmece'ye inen Turgut Özal Bulvarı. Eskiden Dallas Yolu derdik :) yani etraf bomboştu.Oysa şimdi boş yer kalmamış. Manzara güzel, annemlerde bu yola yakın bir yerde oturuyorlar.


Beylikdüzü, pazar günü yağmurluydu ama annemle pazar pazarına gittik,üstü kapalı olduğundan problem olmadı. Pazar çok kalabalıktı ve arka mahallelerden döndük.


Beylikdüzü, Bizimkent arkası bir yer.



Bu yol pek kullanılmaz, Beylikdüzünden Beykent'e geçen bir yol,etrafı boş daha, pazardan dönerken saptık.


Beylikdüzü..



Bir gün Çarli geldiğinde onu eve bıraktım. Eski mahallem, Sinanoba . Karşısı Çekmece manzarası..



Burcular bahçeşehir pazarına da çıkıyorlarmış, biz de hem pazara hem de onları ziyarete gittik bir gün.
Ben alışverişte yaptım.Hava çok sıcaktı,insanlar birbirine çok benziyordu, manzara böyleydi, pazar beylikdüzüne göre pahalıydı.


Bir ara burcuyla yorulup oturduk, etrafı seyrederek su içtik.



Asortik yemek yerleri vardı bir pazar için :)



Annemin balkondan çiçekler..



Balkondan.


Bir başka gece Berna,ben ve Burcu gece buluşup sahilde gezindik eskisi gibi.. İki saat alışveriş yapıp,elbiseler denedik.

Sahilde gelip giden trenle gezdik,fotoğraflar çekildik.


Burcu'ların Albatros'taki tezgahları. Gece elimden geldiğince yanlarına misafir gittim.Onlar zaten her gece çıkmıyorlardı, çıktıklarında da beraber çıktık çünkü Burcu elini kesti, bende yardım etmeye çalıştım. Kahve içip,sohbet ettik tezgah komşularıyla. Başka tezgahlarda benimde tanıdıklarım vardı. Mavikuş çalışmalarından alıştığımdan keyifli geldi yoksa zor iş esnaflık...Yağmur yağdığında gece pazarı kurulmuyor, bayram öncesi bazı geceler oldukça serindi bir de.


Bir gün Annem,Burcu,Çağıl ve Atahan ile Kapalıçarşıya gittik.Oradan Mısır Çarşısına.Çapa'ya kadar arabayla , orada arabayı otoparka bırakıp tramvaya bindik. Nasıl kalabalık, nasıl sıkıcı bir ortam ama ben böyle durumlarda etrafa baktığımdan zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Eminönünde rahat otopark bulamayız diye böyle bir şey yaptık ama daha zor oldu kalabalık olunca :) Hatta Çağıl kibarlıktan sonda kalıp binemedi de son bir gayret aldık tramvaya..

Trafik her sene gitgide daha kötü oluyor, ben geldiğimde annemi dinlendirmek adına devamlı araba kullandığımdan bunu çok net hissediyorum.Çağıl allahtan okulla yurdu birbirine çok yakın bir yer kazandı yoksa içim rahat etmeyecekti bütün gün yollarda onu düşündükçe.

Ben çok gidip geldim öğrenciyken ama İstanbul eski İstanbul değil şimdi ne yalan söyleyeyim...

Mısır Çarşısında kuşlar dükkanların yemlerine musallat olmuş,bizde seyrettik biraz :)



Koska son zamanlardaki gelişlerimde hep uğradığım yerlerden biri oldu. Avcılar girişinde sağda fabrika satışı var,bazen pasta alıyoruz oradan,hem de ürünler indirimli, şimdi Beykent'te de bir şubesi açılmış, Eminönünde yemek yediğimiz yerin karşısında çektim bunları, bina bana çok tanıdık geldi.Sokaklarda İstanbul kokusu olan yerlerdendi hala..

Çok bakıp- incelediğimden yabancı olduğumu anlıyorlar sanırım, yoksa neden nerden geldiniz diye sormazlar hemen.Özellikle pazarda :))
Ben Burcuya tipim farklı diyorum, o da bana kilodan abla diye sataşıyor :P


Aynı günün sabahı Gürpınardan çekilmiş bir fotoğraf,karşı sahil Sinanoba.Koyun diğer ucu.

Küpeler Burcu'nun.Sağdaki kırmızı seramik benden, yani benim eski küpelerim.Anneme vermiştim daha önce.Burcu kapmış, geri istedim,bana daha çok yakışıyor dedim yine de vermedi. Aslında gelirken alıp saklayacak sonra da ben aldım diye onu kızdıracaktım ama zaman çabuk geçti,unuttum.

Bunlar annemin pratik pizzaları..Simitler bayatladığında kesip üstüne küçük küçük doğranmış domates,sucak ,kaşar gibi sütlü bir karışımla fırında yapıyor.Çağıl'la ben çok seviyoruz.

Annem balkon demirlerine kadar çiçek ve biber saksıları koymuş,bu nefis şeylerde gel beni çek diyordu..Yanlarında Fethiyeden gelmiş ama burada daha da palazlanmış sukulentler..

Burcu'yla Albatros'ta oturduğumuz akşam. Ben denize sıfır bir yerde oturmak istediğimden değişik bir cafedeyiz. Yan tarafta ayağımızı uzatsak deniz.Yosun kokusu hala burnumda. O bana deniz ne kadar pis diye cümleler kurmakta ben ona içerim ben bu denizi diye cevap vermekteyim :)) O gece bir rüzgar bir fırtına eve döndük. Bazı günler hava kötüydü ama benim umurumda değildi. Hatta son geceden bir gece önce yalnız yürüdüm sahilde, yürüyerek indim. Gidebildiğim kadar gittim.. Vakit geç sayılırdı bu yüzden arkadaşlarımı arayamadım :( Oysa tam sohbet zamanıydı dostlarla...
Bir gün alışverişten döndük, annem market yufkalarını beğenmediğinden arabayla fırından yufka almaya gittim. Fırın sahilde Fatih ilköğretimin arkalarında bir yerde. Dönüyorum Albatros civarında bir martı sesleri anlatamam :) Ben çocukken özellikle kışın çok olurdu bu sesler , o günler aklıma geldi, kışın kimseler yokken yürürdük saatlerce,dalgalar kumsalı döverken...Şeytan dedi saatlerce dönme eve, git yine yürü. Martı sesleri kulaklarımda. Ben bunları kurarken Burcu aradı nerdesin diye :) yufka almaya gittin, kayboldun..!
Kaybolmak bile bir lüks olmuş artık farkında değiliz.
Geçen yazıya çok ara verince Yurdanur bana melankolik bir yazıydı ,sonra da yazmayınca merak ettim diye yorum yazmış :) Melankolik olmaya zamanım yok benim, gerçekten :)) Sadece İstanbulda çok sık nete giremedim, geldiğim gün çok yorgundum, bloglara baktım. Dinlendim. Dün (cuma günü) biraz yürüdük, bira içtik sahilde uzunbeyle, gece de Aksazlarda caz konserine gittik. Konser nefisti, fotoğraflar daha sonra.
Bugün dinleniyorum, yazıyı bitirmeye çalışıyorum,yazdıkça yazasım var aslında. Bitmedi kafamdakiler ama bir şekilde sonlandırmak lazım. Büyükçekmece de yine herşeyi yapamadan geldim.Bir kere ramazandı balkonda içki içemedik, ben içerim de uygun fırsat olmadı. Vişne likörü yapmıştım,onu babama götüremedim.Yarın sandık görevlisiyiz uzunbeyle,ikimiz yanyana sandıklarda. Tüm gün yokuz demek bu. Hem hayırlısıyla bitsin de millet olarak görelim hanyayı konyayı :P
Aslında her iki durum için ne teorilerim var ama kafayı yedi diye düşünürsünüz yazarsam..Hem artık bazı fikirlerimi kendime saklayacağım :) Uyuz oluyorum sadece kendi rahatını ve çıkarlarını düşünüp ülkenin genelini düşünmeyenlere.. Anladık bazı sakıncalardan dolayı gerçek düşüncelerinizi belirtemiyorsunuz ama birilerini de övmeyin artık ya.. Hiç inandırıcı olmuyor işte. Millet kan ağlıyor işsizlikten, beylikdüzünde bir kaç alışveriş merkezine gittik sadece alt katlar dolu,yukarıların ışıkları bile yanmıyor, pazarlar ağzına kadar insan kaynıyor, çakma markalar tavan yapmış, zengini fakiri herkes ekonomi peşinde..Trafik yüzünden millet arabalarını bırakmış toplu taşıma diye balık istifi sokaklarda,mahmutpaşa da her yer eşarpçı olmuş, sokaklarda yiyen içen yoktu ama herkes kapalı yerlerde yemekte, sigarada.. Tırcı tanıdıklarım var işsiz, çalışan şirket sayısı azalmış, yurtdışına iş yapanlar boşta oturuyor, herbir boş toprak site olmuş, aynı Fethiye gibi satılacak ev dolu,müşteri az.
Özellikle Sezen Aksu dinleyemiyorum artık.Samimiyetine inanmıyorum sanırım. Boş geliyor senelerce dinlediğim şarkılar. Dün akşam Caz konserinde yaşı bizden hayli büyük bir mimar da aynı şeyleri söyleyince farkettim bunu. Ne garip insan sevdiklerine karşı birden boşalıveriyor demek ki bu tarz dumur durumlar karşısında.. Şu yeni çıkan kitap (Hanefi Avcı) okumadım daha ,sipariş vermiştim Natür Kitapevine ama zamanlamasın da beni rahatsız eden bir şey var. Bu kadar planlı ,programlı giden şeyler neden şimdi çıkarsın diye.! Hem çekmece sahilde on liraya korsanı vardı. Almadım tabii ki. Ama ilginç olduğunu düşünüyorum hala...
Referandumda doğru oy kullanmak üzere bir link..
Tülin Bozkoyunlu yine yeni bir kampanyadan bahsetmiş,bloğuna baktım ki her yere yetişmeye çalıştığından hangi kampanyayı yazdığını anlayamadım..
Bu yüzden eğer bu kampanyadan bahsediyorsa bu link onun için :) ya da hepsini tümden görmek için bloğunu ziyaret etmeniz gerekiyorsa bu linkte onun için.. Teşekkürler tekrar, süper bir ekipsiniz :)) arkadaşlarınız ve siz.

Nehir'i kaybetmişiz, Burcu söyledi İstanbuldayken.. Çok uzun zamandır onu takip ederdim, bir sürü insana örnek olduğunu düşünüyorum.Nur içinde yatsın.
Nedense aklıma Devin geldi Nehir'i düşünürken, dün gece de ablası ile karşılaştık,biliyorum sen onu hala yitirdiğimizi düşünmüyorsun dedi bana.. Evet ben her sabah eski evinin önünden geçerken Devin'e günaydın diyorum :) bana bu mutluluk veriyor.. Gitmiş gibi gelmiyor hala..
Gitmesinde hatıralarımdan ve kafamdan istiyorum.
Yazacak ne çok şey var .. Hava çok güzel,balkondayım.Canım hiç birşey yapmak istemiyor.