hes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Aralık 21, 2011

yaz kokusu duyardım kışın ortasında bile

Yine kalabalık ve çok gezmeli günler geçirdim.Bu tepsi aralık ayının 2. el pazarından. 3 tane aynı model tepsiydi,birini Fatoş'a birini Birsen Hanıma hediye ettim.Biride bana kaldı. Seviyorum bu eski şeyleri.Bir daha bulamam diye aldım zaten.Ya çok modern ve trend şeyleri seviyorum ya da bu eskileri.İkisinin arası yok bende :) Mutfağımda böyle, birde mutfakta çok zaman geçirebilsem iyi olacak ama şimdi değil.Şimdi Dükan'dayım, hayatım peynir, yoğurt,süt ,et ve sebzeler arasında geçiyor. Biraz önce markete gittim,büroya girmeden önce atıştırmalık ve karın doyurmalık şeyler alayım dedim.Bir çocuk gibi peynir ve yoğurt reyonu önünde oyalandım,seyrettim :) Allahtan çok çeşit vardı, seçtim,aldım Bir sürü peynir çeşidi ve süzme yoğurttan iki kutu aldım geldim.
 Bu resimler 2. el pazarından.Bu hafta aslında çok yere gittim ama şimdi yazarken aklıma hiçbirisi gelmedi :)
Sadece Cafederin zehrada gün yaptık,Bize çok güzel Dükan malzemeli ikramlar yapmıştı ama o yazacak tarifleriyle beraber,bende link vereceğim,öyle anlaştık.Birde Hanife'de Mavikuşlardan oluşan bir günümüz var,ona gittim.Dedemin İnsanlarına gittik geçen hafta film olarak  -çok güzeldi ve filme bayıldım,müziklerine bayıldım, bir kez daha Çağan Irmak hastası oldum.- 

 Dantel
 takı
 çetik,patik,




 şallar,
 havlu kenarı
 yemeniler

 örgü
 işleme
 kırkyama ,nakış,
 etamin
 goblen
Hanife'nin masa örtüleri


 yatak örtüsü

 tepsi örtüsü

 oda takımı
 Bu resmi yolda yürürken makinamın son şarjıyla çektim,tekrar çekmek mümkün olmadı ama beni etkileyen bir andı.Yapraklar mı desem sokağın boşluğumu, içimi burktu.
 13 aralık günü yerli ve tutum malı haftasıydı,çocukken okullarda kutlardık hani.Yurdumuzda son şeker fabrikaları da satıldığı için artık yerli malları kutlayacak ürünleri yakında bulamayacağımız için bir serenomi yaptık ve kadın kollarında bunu kutladık.Haberinde bile ayrıntı yok,yani fabrikaların kime nasıl ne için satıldığı muallakta...
 Birsen Hanım hayatımda ilk defa duyduğum yumurta tatlısı yapmıştı.Çok güzeldi tadı, o hafta serbest takıldım biraz,ucundan kıyısından tattım.

Bir öğle yemeğinden gelincik ve ıspanak karışık ot yemeği.
2. el pazarı-Çalış.Hava bozuktu ama yağmur olmadığı için açık tezgahlar vardı.Biz pazara uğrayıp,Kıl Çadıra kahvaltıya gittik.Rüzgardan içeride oturduk.
Hava rüzgarlıydı ama yine de her sabahki gibi yürüdük.
Kayaköyün eski taş okulu 1926-1960
Bunları tarihe not düşmek istedim.Şu an sadece anaokulu var ama hala biz o okul için çalışıyoruz.Geçmişten gelen eski bir okulun kapanmasına gönlümüz el vermiyor.
Gelişmeleri paylaşacağım.
Benim Menemen gezisine katılıp katılmayacağım yarın akşam belli olacak.Yine de gezinin organizasyonu bana ait.Orada 9.30 dan sonraki yürüyüş ve resmi törene katılacağız.Daha sonra küçük bir şehir turu olacak, Menemen de nereye gidilir önerileriniz varsa açığım.
Bu aralar biraz alışveriş yaptım kendime.Saçıma da gölge attırdım bir açık tondan.O kadar doğal durmuş ki beni gören sende bir değişiklik var ama bulamadım diyor.Yolda görüp tanımayanlarda var ama bana abartı geliyor ya neyse.Ben pazartesiden beri sıkı şekilde dükanlıyorum :)) Alıştım artık, şu an başka türlü davranınca suçluluk duyuyorum.Kilo olarak aynıyım ama sanırım inceldim biraz.Bunu giydiklerimden anlıyorum.
Yazacak çok şey var ... Yazamıyorum.Birde
bu ara insanlardan uzak durmak istiyorum.Durabiliyor muyum.Hayır..! 
Gecenin şarkısı...Yani. 

Not:1- Bugün sağlık çalışanlarının GREV'i var. Bence şu aralar politikası değişipte uygulamada yanlışlıkları en çok yaşanan ve kontrolü zor olan sağlık politikaları.Bunları ancak işiniz düştüğünde yaşadığınızdan göremiyorsunuz ama giderek daha kötü olaylar yaşayacağız.Düzeleceğini sanmıyorum, sistem giderek çalışanlar ve hastalar için kötüleşecek.Yeni kurulmaya çalışan sistemden eser kalmayacak herşey özel sigortalara dönecek.Amaç zaten bunu uygulayabilmek.
Not: 2- Bu geceden itibaren başlayan  Doğal Olarak Direniş Film Festivali 22-23-24 Aralık Fethiye Kültür Merkezinde ücretsiz halka açık şekilde izlenebilecektir.
Program :



Çarşamba, Ağustos 10, 2011

kapıldım gidiyorum


Uzun bir zaman ortadan kaybolmak aslında benimde işime gelmiyor,özlüyorum. İşlerin ve güçlerin arasında kayboluyorum oysa.Ev,iş,sorumluluklar derken bloğumu ihmal ediyorum. Bu arada iki kere yazmak için başlamışım ama yazamamışım.Bugünde ancak başka bir yazı yazmam gerekliydi onu bitirebildikten sonra blog yazıma başlayabildim.İş olsun diye yazamıyorum, benim için zor bir durum çünkü bazen çok yazı yazmam gerekebiliyor.Hepsine itina göstermem gerekince de içinden çıkılmaz bir yoğunluk oluyor benim için.Birde ancak kendi bilgisayarımda yazabiliyorum.Ayrıntı ve notlar orada çünkü.Her geçen gün bugünde yazamadım diye bitince mutsuz oluyorum.İnsan hayallerine erişmek için yazıyorsa böyle oluyor, ne garip değil mi..? Hayallerim kafamın içinden uzun bir yolculuğa çıkıyor ve bazıları sizleri buluyor,ne kadarını anlatabiliyorum bilmiyorum ama içimdekileri buraya dökmeyince rahat edemiyorum işte. Devamlı kafamı meşgul edenleri paylaşamıyorum, paylaşılacak kıvamdalar evet ama dışarıdakiler aynı kıvamda olmayınca olmuyor :) Oysa kendime sakladıklarım o kadar güzel o kadar güzel ki ... Karşıma oturtup hepsini anlatmak istiyorum sabaha kadar.Bi kahve size bi kahve bana, ben anlatayım ve hiç susmayayım.Bu kadar zamanda yaşadıklarımı,hissettiklerimi anlatmak istiyorum en çok ve özledikçe açıyorum müziği,sevdiklerimi ve aklıma getirmek istediğim anları hatırlatanları.Öyle zamanlarda çok acınası buluyorum kendimi,acınası ve çaresiz.Bundandır belki herkesle paylaşmak istemem. Özlem benim için fakir bir çocuğun hayatında hiç yiyemediği o kocaman çikolatalı pasta her zaman.Çoğunlukla parası olmayan olduğunda da pastaya verecek durumu olmayan bir çocuk gibiyim.Kahveyi yudumlarken siz ağır ağır bende anlatayım yavaştan.Kalbim hep pır pır, neden, nedeni yok.Sanırım ömrümün bu demleri hep böyle geçecek,alışmaya mı çalışayım,seveyim mi bu durumu bilmiyorum.Kırk yaş ikinci bahar yaşı bir anlamda da.Sanki Dünyayı tekrar keşfediyor gibiyim :) Güzel bir yaş bir yandan da ve içindekileri kabullendiğin,kabullenemediklerini değiştirmek istediğin bir yaş. Seviyorum aslında yaşımı,kendimi, doğallığımı,saçlarımı en çok da yaşantımı ama arada beni kendi hayatıma bile yabancı eden bazı düşüncelerimde var ki onlardan da alıkoyamıyorum kendimi. Ne kadar da zor geliyor bir bilseniz.Hatta anlatsam dediklerim bunlar işte.Alsam karşıma saçlarını okşasam,dizime yatırsam Hayatı ve ona sakin sakin Binbirgece masallarındaki Şehrazat gibi anlatsam o duyguları.Sonra onun sevdiği gibi yaşasak, Türk filmlerindeki aşıklar gibi kavuşsak birbirimize, o bana pikaptan bir şarkı çalsa ben yavaş yavaş şarkının nağmelerinde kaybolsam.


Ya da bir ormanın derinliklerinde koşsak nefesimiz kesilene kadar, yürümeye de razıyım inan hayat, beni bırakma ,yani içimdeki bu yaşam sevgisini ve beni..Bazen zor zamanlarda seni düşünüp içimdeki enerjiyle dışarıdaki dağları devirmek kadar zevk veren bir şey yok biliyor musun..? Bunu ilk defa buraya yazıyorum.Sana bile söylemedim, dalgalara fısıldamadım, kendime bile ilk defa itiraf ediyorum.Senin gözünden nasıldır bilmiyorum, sen nasıl bu Dünyanın kurallarını sorguluyorsun,Dünyada en çok öğrenmek istediklerimde bunlar.Yani beni sınırlayan benden başkası değil ama sınırlarda çok keskin be Hayat.İnsan bunu aşmak için herşeyi yıkıp yakmalı mı, kendi savaşında kendinden başkası yok işte.Bunu kabullenmek de başlı başına bir savaş işte.

Bir kelebeğin kanatları gibi dokunulmuyor hayata, canının taa içine, kimsenin dokunamadıklarına, dokunulduğunda canın yanıyor, bu hem canımı yakıyor ama aynı zamanda da yaşama enerjisi veriyor, keşke olmasaydı diyemiyorsun yine de.
Gece bazen kafamı kaldırıp yukarı baktığımda gördüğüm yıldızlar kadrolu elemanım benim, insan dolunayı hesap ederek yaşarsa mutlu olabilir mi ?, olurmuş.Nedense dolunaya bakıp diğerlerininde ona baktığını bilmek mutluluk veriyor bana.Nedeni yok ,bu sadece onunla benim aramda :)


Asi gece kuşu olmakla alakalı belki de...


Bu hafta çok yoğundu işte, yoğunluktu zaten beni sürükleyen arada mola verdiklerimde bambaşka bir dünya :) Bir sürü yere gittim,bir sürü iş yaptım.Bazen arkadaşlarım randevu almak istiyorlar konuşabilmek için .Bunlar arasında iş,güç, etkinlik durumları.


Not: Mutfakcamı Burcu,sende yazı yaz artık..  :)



Kadın Kolları Başkanımız kendine kitabevi açtı pazartesi günü, cumartesi aldığı kitapları dizdik,yardıma gittik CafeDerin Zehra ile.Kitap seçimlerine bayıldım, zaten iyi bir okuyucuydu,artık hiç başedilmez onun okuma listesiyle.Açılış oldukça kalabalıktı, sıcak ve ramazanda bile o kadar insanı oraya getirmesi de mucize.

Arada Fatoş'la yemeğe gittik yeni açılan bir otel-restauranta.

İkizdere HES için ağaç kesmeye başlamışlar, onlar için şikayet  dilekçesi imzaladık bu hafta Adliye önünde.Bu cumartesi de tekrar toplantı var, o şantiyelerini kaldıracaklar yoksa köylü kaldıracak ! haberleri ola.İmza gününde yerel  tvlerden biri mikrofon uzattı bu dilekçeler işe yarayacak mı diye de bende cevap verdim halkın istemediği bir şey yapmaları çok zor ve halkta is-te-mi-yor..!!!
Gerçekten köylünün suyunu kesip, çiftçiye hayat tanımayıp bir küçük markete  enerji sağlayabilecek elektirikle milletin gözünü boyayacaklarını mı sanıyor bu akıllılar..? Tüm yurtta insanlar gözlerini kapayıp gerçekleri görmezden gelebilir ama bütün bunlar bizimde bunları görmeyeceğimiz anlamına gelmemeli.

Mutfakta Zen Tijen Hanım, tvde çok güzel bir programa başladı ve bir bölümünü de Fethiye'de çekti.Bizde kendi yöremizi onun ağzından izledik. Programın facebook sayfasından Fethiye bölümlerini izleyebilirsiniz.

Son Notlar..
-arabamı değiştirdim,artık en sevdiğim renk olan mavi bir arabam var ve onu sevdim.
- kadın kolları için güzel bir etkinlik planlıyorum.Sizlerle de paylaşacağım.
-kayseride hanifenin kızının düğünü var, eylülde gitmeyi planlıyoruz arkadaşlarla.
-size bir sürprizim var ama daha sonra açıklayacağım.
-fırsat buldukça Çağıl'la odasında buluşup dertleşiyoruz,bana sevdiğim şarkıları çalıyor.. I know what is to be young gibi..
-iki şişe  daha vişne likörü yaptım.
-annemle babamı çok özledim,burcuyla çarliyi de.
-istanbula gittiğimde herkesi görmek istiyorum ama hiç bir zaman vaktim buna müsade etmiyor :(
-kışın burada yaşam çok güzel ama yazın çok sıcak gerçi bu yaz beni sıcaklar bile etkilemedi :))  artık ne kafadaysam ya da Türkiye öyle bir yere gidiyor ki sıcaklar bunun yanında kocaman bir hiç..!


Cumartesi, Nisan 30, 2011

sensiz olmaz, sensizlik anlatılmaz

Cumartesi  CHP Fethiye Kadın Kollarının çayı var. Dün akşam gençlik kollarıyla gidip poster astık çayın yapılacağı Aymes Hotele. Çay cumartesi saat 13.00 de.Ben  saat 10.00 da  Kadın Kollarıyla beraber gidip salonu düzenleyeceğim.Burası Çalıştaki bahçenin kapısı. Uğradığımda çektim.Bütün çiçeklerim açmış, bahçeme Bahar gelmiş :) Zaten dün gece(perşembe) geç kalınca Çalış'ta kaldık.Sabah bahçeye çıktım.Bazı çiçeklerden çelik aldım, kayaya götüreceğim.
Daha sonra önce büroya sonra da arkadaşa kahveye uğradım. Hisarönüne kuaföre de gittim. Saçlarımı boyatıp, manikür-pedikür yaptırdım. Saçlarım ışık vurduğunda kızıl kahve yine .. Bir görmeniz lazım :) bu tonu seviyorum ben. Kuafördeyken burcuya mesaj çektim, o da bunun üzerine aradı.Saçlarım boyalıydı ve konuşamadım.
Zaten bugün  arayıp,sesini duyunca ne kadar özlediğimi de farkettim ama konuşamayınca öyle kaldı. Sesini duymak bile güzeldi :) Özlemişim konuşmalarımızı.Eskisi gibi görüşemiyoruz.Hatta ben onu duyuyorum ama beni
 duyduğundan emin olamadım.İçim titredi.Bu kadar işim olmasa, bu kadar yoğun olmasam yarın atlar İstanbula giderdim.

Daha önceden kitapçıda çalışan arkadaşım Fatoş, bizimle çalışıyor artık.Geçici bir süre bize destek olacak. Çünkü diğer çalışma arkadaşım anne oldu. Bir boğa burcu daha var artık aramızda :) Onunla hem çalışıyoruz, hem de sohbet ediyoruz.Bugün mesela onun eşi Eskişehirli, Eskişehirden sohbet ettik. Oradayken çok hoş bir mahalle görmüş, sen olsan bayılırdın, güzel bahçeli evler vardı ama ben adını bilmiyorum dedi.Kalktık google dan mahalle isimlerine baktık-hiç işimiz yok ya, oysa biz onunla Eskişehire gitsek nerelere gideriz gibi bir muhabbetti :) Neyse o güzel bahçeli evli mahalleden çıkınca Odunpazarına girmişler yani yakınmış. Vişnelik mahallesi gibi bir şey olabilir dedi okuduğum seçenekler arasında.Adını beğendik ama emin olamadı.Neyse bir Ankara birde Eskişehire gitmeyi istiyorum artık. İşlerden ilk fırsat bulduğumda diyelim.

Louis de bernier kayaköyde ve benim biletim var :) Fig yararına satılan yemekli imza günü  biletleri daha ilk bir kaç gün de bitmişti, son dakikada sayısı arttırılınca biletler bana da geldi :)  2 mayısta Fethiye antik tiyatroda 20.30 da  da söyleşi.
Fethiye son günlerde bunu konuşuyor :))
Son 2. el pazarından aldığım  çanta.Çok severek kullanıyorum.
Bugün kahve gününden Mavikuş Muallanın ördüğü yeleklerden..Daha bir kaç model vardı.
Bu şalı o örmemiş ama ben beğendiğimden çektim.

Bu ceket aslında Kadriye Hanımın ama onun işi vardı başka modelle (mualla hanım) çekim yaptık.Ceket çok hoşumuza gitti.
Bu da bebek arabası  örtüsü. Dikdörtgen bir parça örüp dikerken yuvarlıyorsunuz.(77 ilmekle başlanıyormuş, örmek isteyenler için küçük bir not)
Aramızda etamin yapmayı seven bir büyüğümüz  var.Bize göstermek için yaptığı bir etamin ve dergilerini getirmiş.Bayıldık ve haftaya randevu aldık,yaptıklarını görmek için.

O kadar temiz işlemiş ki tersten bu görüntüde.
Aslında konuşacak çok şey var. Kısa kısa yazıp yollamak istiyorum ama olmuyor. Sınavlardan çılgın
projelere kadar konuşacak çok şey var.
Bu hafta etkinlikler bol.

‎30 nisan 13.00 Mavikuş derneği resim yarışması ödül töreni (FKM)

30 nisan 13.00 CHP Kadın Kollarının Aymes Hotel'de (Çalış) dayanışma çayı.

1 mayıs Kanatsız Kuşlar'ın yazarı Louis De Burnier imza günü saat 15.30 da Kayaköy'de Günay's Garden. (FIG yararına biletli)

2 mayıs Fethiye Kültür ve Sanat Günleri başlıyor.

4 mayıs Yanıklar Köprüsünde 12.00 de Kargı çayına kurulacak 5 HES için Hayır ! diyeceğiz.

Bu arada 1/100 bin haritasında görülen(yani gelecek beş yıllık devlet planı) yeni HES'lerimiz mevcut.16 olan HES sayımız 33' e çıkmış.Kargı çayına yapılması planlanan 5 HES'imiz var. Etrafımda olanlar kötü bir rüya gibi. Duruma bakıp nedense güzellikler göremiyorum.Ankara da oturup her gördüğü suya HES izni verenlere de inanamıyorum.
 
günün şarkısı

Son dakika eylemi:  bugün saat 13.00 de Çalış Plajında plajın yönetiminin muğla melsa şirketine verilmesi protesto ediliyor.Çalış seyir terasında.