mangal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mangal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ağustos 13, 2011

İçimde bir belki var...

Dün akşamüstü Uzunbey sizi mangala götüreyim mi dedi. Ben de hemen atladım.Zaten Fethiyenin en sevdiğim yanı bu, hemen her yere anında ulaşabilmek. Cafederin Zehraları da çağıralım mı dedi ki onunda kankası Kedikafa ( eşi ve kızı) Derin oluyor böyle zamanlarda.Bizde Zehra ile takılıyoruz,hatta hepimiz bir arada takılıyoruz :)  Mehtap daha biz gitmeden yerini almış,gittiğimizde bizi bekliyordu.

Bu gördüğünüz akşam resimleri, gündüz değil.Yukarıda görülen ay,biraz sonra ortalığın iyice kararıp yakomozların suda oynaşacağını bilmiyoruz daha :)
Biz gittiğimizde balıkları hemen koyduk ki daha sonra da mangalda çay demledik, Aksazlarda köşkler vardı bu sefer,onlara oturduk.Birde canlı müzik vardı ama o mehtabı ve görüntüyü şarkıcı bile bozamadı...

Bunların haricinde iyiyim, sizleri merak ediyorum :) 


Not:
- Kargı çayında HES için yapılan şantiye kaldırıldı, şimdi HES'in iptali için çalışmaya devam...
-Bugün Zen'le kahve içtik,akşama da Fatoşlarda geçen ayki kayaköy gecesinin  ikincisi için buluşacağız.


Salı, Ağustos 11, 2009

haftasonu..

Yoğun bir haftasonu geçirdik diyebilirim.. Cumartesi günü ben evde iş yapmaya niyetlenmeme rağmen Fevziyle görüşen Uzunbey Günlüklü Koyuna pikniğe ve denize gidelim diye sözleşmişler.. Gezmek deyince akan sular durduğundan hazırlanıp öğleden sonra mangal ekipmanlarımızı alıp Günlüklüye gittik. Orada ister şezlong istersenizde bu resimdeki malzemeleri 30 liraya kiralayıp keyif yapabiliyorsunuz.. Kalabalık olunca iyi bir seçenek oluyor.

Plaj çok hoş olmuş yeni haliyle.. Servisteki çocuklarda güleryüzlüydü.. Hatta dondurma servisinde bile dondurma kağıdını açıp servis ettiğinde inanamadım gözlerime..Günlüklü Koyunun özelliği Günlük ağaçlarının altında oturmak,mangal yapmak.. Oradan çıkıp denize girmek. Önce ağaçların altına çektiğimiz arabanın yanında piknik masalarında mangal yaptık, karnımız doyunca da bu sefer deniz kenarına gittik. Bir ara gök gürledi ama Fethiye'nin özelliği böyledir,yüksek bölgelere yağmur yağdığından deniz kenarında biz sadece sesini duyduk gökgürlemesinin..


Cumartesi geç vakitte eve döndük..



Pazar sabahı Ölüdeniz Festivali Komitesinin kahvaltısı vardı sabahtan.. Aslında tam gün Nicholas Beach' te kahvaltı ve deniz faslı sürdü ama biz başka yere davetli olduğumuzdan yarım kestik.. Komitede gönüllü çalıştığımız için teşekkür yemeğiydi bir çeşit, gelenekselleşen.. Hediyeyi alan Ümit Hanım komite başkanı ( hani o etamin ve kitap dolu evi olan otel müdürü arkadaşım) , ayaktaki diğer hanımda Dilek Hanım (Fetav Müdürü) hem bizleri böyle bir işe teşvik ettiği için hem de kahvaltı anısına Ümit Hanıma getirdiği Keçiyi (festivalimizin simgesi ) hediye etti. Kalabalık bir ortamdı ve Kafkas Halk Dansları da bize gösteri yaptı plajda..




Gülsen Hanımın bir sürü işini yazdım size daha önce.. Üstünde yine kendi yaptığı dastardan bir bluz vardı..



Nicholas Beach Ölüdenizin tam içinde bir plaj.Giderken Kumburnu tarafının resmini çektim arabadan inip. Yani ücretli girilen valiliğe bağlı olan kısım.


Burası da arabadan Belceğiz Plajı.. Ölüdenizin halka açık kısmı.. Geçen hafta gittiğimiz..



Biz geçtiğimiz ay kararlaştırdığımız gibi , her ay toplandığımız arkadaşlarla Dr.ların yazlık evinde buluşacaktık .Bu yüzden komite arkadaşlarımızdan izin isteyip erkenden çıktık kahvaltıdan. Deniz faslına kalmadan. Döğer köyünde bulunan yazlık eve herkes kendi imkanları ile gidecekti.. Biz zaten hem ziyaret hem ticaret yapacağımız için ayrı gidecektik. Giderken Tlos'ta (Yaka köy'de) bulunan bir müşterimize tahsilat için uğradık. O arada yeni düzenlenen yerleri de çekme imkanı buldum. Burası Tlos .. Antik Likya kentlerinden biri.

Tlos

tlos


Biz önce Tlos'a daha sonra da Saklıkente uğradık. Oradan gittiğimiz yoldan geri dönerek yarı yoldaki Döğer köyündeki yazlığa geçtik. Herkes gelmişti, en son biz de katıldık. Ben sabah erken kalkıp sosisli tart yapmıştım bir tepsi.Çay faslına onu çıkardım.Herkes çok sevdi ve çayla bitti. Diğer arkadaşlarda daha önceden sözleştiğimiz gibi herkes bir şeyler getirerek evsahibine fazla yorgunluk vermemek istedik.. Yine de soğuk ve nefis bir barbunya bizi bekliyordu yemekte.. Mangalı yaktık ve hem sohbet hem çay keyfini büyük bir çınar ağacının altında yaptık. Orası içinde su kaynağı bulunan ve köyün doğal yapısı dolayısıyla içinden sular geçen bir yer.


Etrafı sularla çevrili bir ada içinde oturduk. Suyu devamlı akan bir doğal kaynaktan içtik,oturduğumuz yerden..



Dr.bey her yere bu şekilde havuzlar yapmış.


Karpuzları sulara attık ama menüden dolayı karpuzları kesmeden kalktık.. O kadar çok yedik ki karpuz yiyecek halimiz kalmadı.


Arabalardan bahçe kapısını kapatamadık..


Yemek yerken Ares'i bağladık.Tahmin edersiniz ki ortama bayıldı ve koşturup durdu gece karanlığa kadar.



Buz çiçeği.. (sukulent)


Bu çalı ağaççık çok güzel sarı çiçekler açmıştı.Çok güzel de kokuyormuş aslında ama ben kokusunu o vakit alamadım bir türlü.Sanırım akşama doğru koku salıyor. Böyle de bir meyvesi vardı. Adını kimse bilemedi bu yüzden bilen varsa yazabilir mi..?
O yeşil meyvenin sarı çiçekleri güzel kokuyormuş..Küçük çalı ağaççıklardan..

Bu da havuz başı kaktüsü..

Biz yemek yerken bizi seyreden Ares :)

Talin'in istek üzerine yaptığı Topik.. Tadı nefisti ve çok güzeldi..

Orada közlediğimiz patlıcanlarla yaptığımız patlıcan salatası.
Gülderen' in getirdiği su böreği..

Aslında mayolarınızla gelin dediler ama ben zaten yorgunum diye getirmedim ve buz gibi kaynak suyuna girmeyi kaçırdım.. Girseydim de kolay kolay dışarı çıkmayacağımdan muhabbeti kaçıracaktım diye mayosuz gittim.Uzunbey zaten soğuk su sevmez, çoğu misafirde getirmemişti. Getiren 2 konuk girdi karı-koca.. Birde evsahibemiz mimar hanım :)
O gün geç vakte kadar oturduk,bir ara yürüyüş yaptık, çay içtik, yemek yedik ve gece kahve içerek en sonunda geç vakit evlerimize döndük.

Pazartesi akşamı daha önceden yazdığım üzere Erkan Oğur konserine gittik Sarnıç'a.Canlı müzik ve kaliteli olunca çok keyifli oluyor.Kalabalıktı ve hemen hemen her masada bir tanıdığım vardı.Gece geç vakit döndük.

Dün gece geç yattığımızdan da sabahleyin kalkmak zor geldi. Bu sabah Uzunbey Ares'i denize götürdü.. Ben kalkamadım :) Sabahleyin çok sıcak olmadığından en ufak fırsatta balkona atıyoruz kendimizi.. Biraz bahçe resimleri çektim.
Mor salkım

Ben Frezya sanıyordum.Meğerse glayöl' müş adı bu çiçeklerin. Soğanlarını Antalyadan almıştım.

Balkonda peynir-ekmek ve çayla kahvaltı ettim.Oradan bilgisayarı ve Ares'i alıp işe geldim. Dün akşam ilk defa uzun bir zaman Ares'i evde tek başına bıraktık.Hiç yaramazlık yapmamış (maşallah) Küçük köpekler kablo kemirdiğinden ve kağıt parçaladığından hiç yalnız bırakmamıştık küçük denemeler dışında. Akşam ilkti ve yavrum bizi heyecanla kapıda karşıladı :)) Artık büyüyor ve tam 13 aylık oldu.
Dünde Çağıl tekneyle bir koyda mangal yapmaya gitti arkadaşlarıyla. Pazar günü de Doğukanla Çalış'ta denize gittiler.. Bugün evde yatıyor, iki günde yanmış bayağı zaten buğday tenli çabuk kararır ama yüzündeki kırmızılık çok yakışmıştı akşam..
Bu gece rekor kıracağız sanırım , yine yemeğe davetliyiz.. Fevzilere yemeğe gideceğiz...
Bugün bürodayım , bir ara kuvvet bulursam salı pazarına uğramayı düşünüyorum.. Yoksa klimalı ortamdan hiç çıkmasam mı bu sıcakta bilemedim.

Pazartesi, Mayıs 04, 2009

Yine bir pazar :)

Pazar günü yine Aksazlardaydık.Çünkü hem o gün biz gidecek bir yer arıyorduk hem de arkadaşlarımız" Çerkes Günü "için (Çerkes olanlar ve Çerkes olanlara ilgi duyanlar diye aramızda espri yaptık toplantı için, çünkü eş durumundan da çerkes olanlar vardı) orada olmak zorundaydılar.Bu yüzden yine Aksazlara gittik. Bir ara Fethiye Fotoğraf kulübü çekim yapıyordu,bende gidip oyunlarını çektim.Biz onların yanında masa bulamadığımız için daha denize yakın bir masada konuşlandık. Arkadaşlarımız iki arada bir derede hem onlara katıldı hem de bizimle zaman geçirdiler.
Ares denize girdi yine..Aslında tam olarak girmiyor ama keyif alıyor,şimdilik bizde korkutmamak adına tam ıslatmıyoruz. Sanırım biz girdiğimizde o da girmek isteyecek ..

Bank şeklindeki masalarda kendi getirdiğimiz malzemelerle piknik yapıyoruz çoğu zaman ama Fethiyenin hemen her bölgesinde yaz-kış mangal keyfi yapmak ilk kuraldır. Ben en çok masa örtüsüne takarım, her çanta hazırladığım piknikte evde ilk hazırladığım şey masa örtüsüdür.Asortik adım böyle ihtiyaçlarımdan gelir :) Mesela piknik takımım vardır plastik ama her türlü tabağı,çanağı hazır olan.Araba da kilimim vardır bagajda, hiçbir yer bulamazsam üstüne oturmak için.Çoğunlukla yere oturmayı sevmediğimden şezlongları alırım haftasonu,böylece denize de gitsem ,piknikte yapsam keyfim bozulmadan otururum.. Resimde görüldüğü üzre pikniğin altın kuralı arabanı yanına çekip bagaj kapağını açmaktır :)) Biz müzik açmadık bir tek..Manzara müzik bile istemiyordu ama yanımıza gelen başka bir araba bu ihtiyacımızı giderdi zaten :) Bir ara dün link verdiğim "Giden günlerim oldu" şarkısı çalıyordu :)
Zaten gün boyunca müzik bana öyle mesajlar veriyor ki anlatamam..Tam canım sıkkın yürüyorum sahilde mesela..Sevdiğim bir şarkı duyuyorum ,moralim düzeliyor ya da beni canımın sıkıntısından kurtarıp başka yerlere götürüyor.. Ya da bambaşka bir düşüncedeyken birden içimi bir hüzün kaplıyor..Şunu yapmayalı ne kadar zaman geçmiş diye düşünüyorum.. İlla arabada Ferhat Göçer dinliyorum ama.. Hala bıkmadan.

Arkadaşın küpesi, İstanbuldan almış.. Hoştu :)

Geçen sefer kalabalıktık,bizim mangal ufak gelmişti..Bu sefer kend mangalımızda pişirirdik.Çağıl mangal başında..
Beraber gittiğimiz arkadaşımız geleneksel çerkes oyunlarını bilen biriydi, ben de rica ettim ve sen oynarsan bende resim çekerim dedim..Sağolsun kırmadı..
Bir tarafa erkekler bir tarafa kadınlar sıralanıyorlar.İki grubun arasına da çalgıcılar geçermiş normalde, burada müzik yayını vardı.. Oynamak isteyen o gruba giriyor ve devamlı oynuyorlarmış..Dört gün dört gece sürer oyunlar hiç durmadan dedi.. O arada yine hizmet görülürmüş büyüklere..

Çerkes Tavuğu..

Kenardaki patatesli mantı..(adını bilemedim) Tabağın içindeki şipsi galiba :)
Bunları yediğimde daha önceden bir -iki defa yediklerimin Çerkes yemekleri olmadığını düşündüm..
Akşam sekize kadar kaldık koyda.Daha sonra eve döndük, ben Nurdanlara uğramak istedim,Uzunbey'de müşterisine uğradı beş dakika..
Pazartesi önce Mavi Kuşta daha sonra da Çalışta toplantım vardı karnaval için.. Yoğun yağmurlu bir gündü..Bu hafta böyle geçecekmiş,gerçekten de şimdi sabahın bu ilk saatlerinde yağmur camlara vurup ses yapıyor.. Bugün (salı)yine dışarıda olacağım çoğunlukla.. Sabahtan Çalış karnaval grubu bilgisayar almış bir okula, götürüp onu vereceğiz beraber.. Öğleden sonra da resim yarışmasının ödül töreni var Fethiye Kültür Merkezinde..Bir de bugün Mimarlarla ilgili bir serginin açılışı var FKM de..Gitmişken onu da gezerim artık :) (
Ulusal Mimarlık Sergisi..Ayın 10 una kadar açıkmış. )
Bu yastık modelini bir dergide gördüm,çok değişik ve güzel geldi..Hem dikiş hem örgü yapılabilecek enteresan bir model.Derginin adını hatırlayamadım ama kalın ve değişik bir dergiydi.. Geçen hafta Dalyan'da bir emlakçıda çektim resmi :)

Pazartesi, Kasım 10, 2008

müzik ruhun gıdası..

Bu sabah Uzunbey ,ben ve Ares Çalış'a yürüyüşe gittik.Geçtiğimiz hafta da sabah gidip yürümüş,oradan işe gitmiştik.Bu sabah önce yürüdük sonra da her zamanki yerde Kılçadır da masalarda denize karşı oturup çay içtik.Bir ara sirenler çalmaya başladı ve sahildeki tüm Türkler , biz dahil saygı duruşunda bulunduk.Yabancılar ne olduğunu anlamadan bizi seyrettiler.

Akşam da Fethiye Güzel Sanatlar Derneğinin Kültür Merkezindeki Ata'yı anma konserine gittik.Konser çok güzeldi.En azından bana öyle geldi.Söylenen tüm şarkıları biliyordum ve onlarla söyledim .

Dağlar dağlar viran dağlar
Yüzüm güler kalbim ağlar
Yüreğimden kanlar damlar
Bir olaydı pir olaydı
Ne olur benim olaydı..

Mayadağ'dan kalkan kazlar, Yemen Türküsü(çok sevmem ama bilirim), Benim en sevdiğim şarkılardan Yadeller,Sadettin Kaynak..

Yad eller aldı beni
Taşlara çaldı beni
Yardan ayırdı felek
Gurbete saldı beni

Yol verin geçeyim
dumanlı dağlar
Dağların ardında
nazlı yar ağlar

Düştüm onulmaz derde
Nerde yiğidim nerde
Yol uzun gurbet acı
Dağlar var ara yerde

Yol verin geçeyim dumanlı dağlar
Dağların ardında nazlı yar ağlar

İstanbul Türküsü -Mendilimin Yeşili)


Mendilimin yeşili
Ben kaybettim eşimi
Al bu mendil sende dursun
Sil gözünün yaşını

Aman doktor canım gülüm
doktor derdime bir çare
Çaresiz dertlere düştüm
doktor bana bir çare

Mendilim benek benek
Ortası çarkıfelek
Yazı beraber geçirdik
Kışın ayırdı felek
Aman doktor
canım gülüm doktor derdime bir çare
Çaresiz dertlere düştüm doktor bana bir çare

Mendilim turalıdır
Sevdiğim buralıdır
Geçme kapım önünden
Yüreğim yaralıdır

Aman doktor canım gülüm
doktor derdime bir çare
Çaresiz dertlere düştüm
doktor bana bir çare .

...
Yine çok sevdiğim ..

yine bu yil ada sensiz
yine bu yil ada sensiz icime hic sinmedi
dilde yalniz dolastim hep gozyaslarim dinmedi
bende sastim nasil oldu yuregime inmedi
bilme yalniz dolastim hep gozyaslarim dinmedi
.... ... ...

Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı :))

Konserde solo ya çıkan bir arkadaşımız da vardı..

Ahmet Bey, onun da şarkısı;

Kimseye Etmem Şikayet

Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime


Kemani Serkis Efendi
en sevdiğim şarkılardan oluşan bir programla akşamı geçirdik.Daha sevdiklerim var ama onlara da bir başka gün bakarız artık.

Konser bitiminde arabayla eve döndük ki oğluşlar bizi bekliyor.

Pazar gününü mangalda Kuleli koyunda geçirdik.. Uzunbey'le ortak arkadaşlarımız var,onlarla..Balık bile tuttular bir ara.

Ares artık 4 aylık.

Akşam koya bakan tepe güneşi kapattığından erken hava karardı,bizde en son artık yemekten sonra kahvelerimizi de içip koydan ayrıldık.


Balık tutarken kullanılan Mamunlar..
İlk resim : Benim evde üst balkon.Selluka
..... .... ....

Biyonikkedinin bloğunda son yazıya gelen yorumda bir link var..Teşekkürler Didem :))

Çarşamba, Kasım 23, 2005

SUCUK-EKMEK-ŞARAP ...

Yine o yoğun çalışma tempomuza döndüm.Herzaman çok çalışmak güzel mi ? ..Güzel.Sadece eve ve diğer işlere az zaman ayırabildiğim için şikayetçiyim.Hergün öğlene kadar deniz keyfi yaptığımız günler çok uzaklarda kaldı .Sahili de çok özledim.Konusu açılmışken insanın öğlene kadar denizde güneşlenmesi, en az bir kere denize girmesi, beach club ' lar burası için sosyetik kaldığından kendi kahveni termosta taşı modasına uyup nescafe içmesi ve eve gelip duşunu alıp işe gitmesi çok güzel bir şey.Tam olarak özlediğim bu işte..Hadi yaz gelsin diyeceğim daha güneşin kendini kaybettireli 3-5 gün olduğu bu memlekette çok erken söylenmeye başladım galiba..
İşte o kadar çok konuşuyorum ki bazen eve geldiğimde konuşmaya halim kalmıyor.Beraber döndüğümüz için akşam yemek olmadığını bildiğimden kocacım bize tonbalıklı ve yeşillikli sandöviç yaptı.Çok güzeldi tabii.(Bu akşam da herşey güzel gelmiş bana sanırım çok yorgunmuşum:))
Çağıl bu akşam bloğa bütün linkleri ekledi ve bundan söz etmezsen ayıp olur artık dedi.Sağolsun..O olmasa ben nasıl yapardım bilmem..Teşekkürler oğluşum:)
Burcu' nun bugün yazdıklarını okuyunca aklıma domestos reklamı geldi ve güldüm..Ben o reklamı zaten çok severdim ama şimdi daha çok seyredeceğim galiba..
Burada garip bir huy var..İnsanlar telefon açıp benim yaptığım iş için böyle böyle demişsin vay sen bunu nasıl söylersin diye hesap soruyorlar! Bu söylediğim insanlar ya iş çevresinden ya da az görüştüğümüz insanlar ...Yani iyi tanımadığımız insanlar.Şöyle bir durum var bir kere iş yapıyorsak herkesi sevmek gibi bir zorunluluğumuz yok .Hatta herkesin işini beğenmek gibi bir zorunluluğumuzda.Hatta arayıp sen bunu nasıl söylersin diye hesap soranlara cevap vermek zorunluluğumuzda yok bence.Kimseye beğenmediğimiz iş için niye beğenmediğimizi anlatmak zorunda kalmaktan, etik anlamda yanlışlarını söyleyip aslında böyle yapmanız gerekli demekten kendi işimize bakamıyoruz artık.Sanırım dikkat çekmenin yolunu artık böyle sağlıyorlar ama biz bu yolla yükselmiş bir firma değiliz ki onlara da basamak olalım..Uzun ve zor bir yoldan kendi bildiğimizden şaşmadan buralara geldik.Bazı yerlere ulaşmak kadar orda durmakta zormuş..Kıssadan hisse bu gece de bu oldu sanırım..
Havalar soğudu.Kazak üstüne bir şey giymeden gezilmiyor artık.Duydum ki İstanbul' da kar yağıyormuş.Bizde kar görmeye aralıkta dağlara çıkacağız artık.Hem de sucuk-ekmek-şarap partisi yaparak ve sponsor bir firma tarafından rehber eşliğinde gezdirilerek .Paylaşmak istedim:)Bu aralar meyveli şaraplara sardığımızı söylemem gerek.Benim en çok sevdiklerim karadut, mandalina v.b gibi.Kocacım ise kayısılıya bitti.İçinde meyve esanslı olan değilde gerçek meyve parçaları olan tercih edilmeliymiş.Bu konuda bildiklerinizi ve denedikleriniz paylaşmak isterim.
Çanakkale içinde...
Vurdular beni...
Çok sevdiklerimden bazıları burda, çoğunluğu İstanbul'da ve bazıları da Çanakkale' de.