
Hem yazacak çok şey var hem de yok. Aslında hareketli ve yorucu geçiyor günler, her yer gibi buraları da cehennem gibi. Klimalardan nefret ediyorum.Doğayı katlediyor ve çok sağlıksız. Bu yüzden elimden geldiğince açmamaya çalışıyorum.Çok terliyorum ama terlemek sağlıklı diye sesim çıkmıyor.Bir yandan da biraz hava serinlesin diye bakıyorum.Bu akşam uzunbeyle karşılıklı balkonda bilgisayarlarda oturuyoruz.Çağıl içeride tv seyrediyor. Balkon sanki biraz daha serin içeriden. Fotoğraflar geçen pazar gittiğimiz Kıdrak'tan.

Kıdrak koyu

Kıdrak Koyunun ağaçlık tarafı..Yanı Likya World.

Koyun sırtı Babadağ'a dönük.Paraşütçüler atladığında yukarıda bol bol seyredebiliyorsunuz. Dağın görünen yüzünden değil,daha da yüksekten atlıyorlar..

Hafta arası Rana'da yapılan bir kaçamaktan.. Rana doğal taş ve takı dükkanı olan arkadaşım.
Yemek yemek ve dinlenmek için gittik, güzellikleri yiyip Kıdrak Koyunda denize girdik.

Bu sefer hava daha sıcaktı.

Kabak Koyu,
-olive garden de havuz yapılana kadar sadece bu şekilde seyretmeyi düşünüyorum :)
Ahmet Bey, kiremitte köfte, Talin benim önermemle tavuk sarma , yine benim ısrarımla Uzunbey'de asma yaprağında tavuk aldı ki yarısını bölüşelim ,bende tadayım.

Tavuk sarma

kiremitte köfte

Asma yaprağında tavuk. Bu sefer yediğimiz değişik bir yemekti ama ben beğendim.
Tabii ki zeytin..

Bu güzelliklerde Cafe derins'ten çıkma.. Nefis çin çin böreği, evde yapılmış ama kendimi İstanbulda bir cafe de yemek yiyiyor hissene kaptırdığım tatlarıyla hepsi çok güzeldi..

Böğürtlenli
Cheese cake Zehra'nın özel çalışmasıydı..(Ayrıntıları onda , çünkü tatmaktan nereye ne koydu öğrenemedim..) Çok güzeldi, o gece bayağı bir zaman geçirmişiz ancak kalkınca farkettik çok oturduğumuzu..
Bu aralar canım yazmak istemiyor-aslında çok ilginç ! çünkü ben yazarak rahatlayan biriyim.- Bu yüzden içimden yazmak geçene kadar
biraz kendimle başbaşa kalmak istiyorum.Güncelleme: Yazıyı yazdım uyudum ve birden geçen hafta Ares'le yaşadığımız macerayı yazmadığımı farkettim.Oysa çok önemli. Deniz kıyısında ara ara gittiğimiz denizyıldızı diye bir yer var,plaj ve yemek yeri Yanıklarda. Her gittiğimizde bağlı olan kangal köpekleri vardı,hatta bazen biz Ares yanına gitmesin diye özellikle Ares'i bağlıyorduk. Çünkü Ares Red-Kit'in köpeği Rintintin gibi herkese dost ve evde yaşadığından tehlikeli olaylara nasıl yanaşacak hiç bilmiyor.
Kısaca biz arabadan indik, kangal zaten bakımsız ve stresli bir köpek, açıkmış.Biz indiğimiz gibi kokumuzu aldı ve hemen yanımıza geldi. Daha Ares'i görmesiyle saldırması bir oldu.Direk boğazından boğmaya çalışıyor. Uzunbey kangalı ayırıyor ama tutamadığımız için tekrar saldırıyor. Ben ahşap sehpayla aralarına perde yapıyorum,bambu koltukla ayırmaya çalışıyorum,yok kangal direk Ares'i bir tavuk gibi alıp önüne boğazını ısırmaya ve boğmaya çalışıyor.Hayatımın kabuslarından biriydi, 15-20 dakika köpeğin elinden onu kurtarmaya çalıştık.Biz resmen Ares'i ölümden kurtarmaya çalışırken etraftan sahipleri bile müdahale etmediler. Koşmaktan bitap düştük, kangal Ares'in peşinde, biz kangalın.Uzunbey araya giriyor yakalıyor ama ısırmak için hamle yapınca yine elimizden kaçıyor.Ben bile araya girdim ki korkarım başka köpeklerden ama o an ölümle burun buruna gelmiş köpeğiniz gözünüz görmüyor.
Uzunbeyle ikimiz her seferinde kangalın elinden aldık ama plaj ya kapalı bir ortam yok köpeği sokup kurtaralım.Kangal olaya kilitlenmiş,Ares'in peşini bırakmıyor. Anahtar ve çantamız ortada yok, uzunbey kangalla aresin arasına girdiğinden elinden bırakmış, biz koşan köpekleri yakaladığımızdan otoparkın oraya kadar koşturmuşuz, arabanın etrafında can pazarı yaşıyoruz. En sonunda aklımıza araba geldi, dönüp anahtarı buldum ve hemen arabayı açtım. O arada uzunbey hala köpekle aresi ayırıyor. Ares allahtan bizden ayrılmıyor,çünkü ares koşuyor ama kangalla başedecek gibi değil,yine de çocuğum canını kurtarmak için bizden ayrılmadı. Ben hayatımda bu kadar çok bağırdığımı hatırlamıyorum.Derdim birde ares'in koşup uzaklara gitmesi,eğer giderse iki köpeğe kesinlikle yetişemeyiz. Oysa kangal aresin boğazına yapıştıkça biz araya girip alıyoruz. Neyse arabayı açınca aresi bir şekilde arabaya bindirdi uzunbey, ancak o zaman sahipleri gelip yardım ettiler de biz de nefes aldık.Sanki kangalın onu boğazlaması allahın emri,ancak öldürünce alacaklar elinden.Başkalarına değil ama bize yardım etmediklerinden onlara kızdım,birde gündüz köpeği açmalarına.
Arabaya bindik ama arkaya ares'e bakamıyorum. Titriyoruz hepimiz.Hem sinirlerimiz bozuldu, hem de yorgunluktan.Ölüm-kalım savaşından inanamıyorum ki köpeğimiz sağ çıktı ama kesin üç beş yeri parçalanmıştır diye düşünüyorum. Boğayım ya sinirim bir türlü geçmiyor, en son kendime geldiğimde ona bir şey olsaydı öldürürdüm onu diye kangalla sahibine bağırırken uzunbeyin arabaya binmesiyle ancak ares'i kurtarabildiğimize inandım. Orayı hemen terkettik,nefes nefeseyiz.Arabayla yeterince uzaklaşınca inip ares'i kontrol edebildik ancak. İlk aşamada görünen bir şey yok, iyi.Uzunbey düşmüş o arada dizi kanamış, farkettik,benim bacağımda çizik var,ne olduğunu bilmiyorum. Su içtik,ona da içirdik.Eve geldik, direk banyoya gittik. Ares'te ağzının altında bir kesik, kalın deri kemer tasmasında üç diş izi, allahtan tasma deri ve geniş olduğunda ve biz hemen boğazına saldırdığında boğuşurken kangalı ayırdığımızdan boğazına ulaşmamış kesikler ama boğazında kırmızılık var en az üç tane. O gece farketmemişiz, pazartesi sabahı sırtında bir iltihaplanma olmuş,onu da ilaçladık iki gün önce. Aşıları tam,veterineri korhan'a da kontrol ettirdik. Ölümden döndü canım benim. Biz olmasaydık kangal kesin onu boğardı. Bu anlamda çok tehlikeli bir köpek o. Konuşlanmış füze gibi direk boğazına saldırıyor. O gece rüyalarımda ve her gözümü kapadığımda o sahneleri tekrar tekrar yaşadım. Bir daha öyle bir şey yaşamak istemem. Kalın deri tasma sayesinde ısıramamış , hemen dikenli bir tasma aldık ve sırtındaki yara iyileşince onu takacağız. İyi kurtardık ama anlatırken bile beni ürpertmeye yetti yine.