fethiyede yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fethiyede yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 14, 2010

Yalancı Yemekler Etkinliği


Jivago yazmış, ilk orada dikkatimi çekti. Yalancı yemekler etkinliği...  Bir dilim bir tutam bloğu yapıyormuş.Etkinlik konusu çok güzel. Genelde karşılaştığımız bir konu değil.Bende severim bu tarz çakma yemekleri,pratik olurlar.

Önce jivagoya sonra da bir dilim bir tutam bloğuna yazdım katılıyorum diye. 

Tarifi de çok kolay ve kısa.Ben canım sütlü tatlı istediğinde ve genelde her şömine başı gecesinde yaparım.İnsanlarda beğenerek yerler.

Yalancı Tavuk Göğsü
1 Kg süte 5 yemek kaşığı un 7 yemek kaşığı tozşeker konur ve koyulaşana kadar pişirilir.
Yarım paket margarin  ateşten aldıktan sonra tencerenin içine atılır, aynı zamanda damla sakızı paketinden 3 parça damla sakızı da atılır.Köpük köpük olana kadar mikserle çırpılıp buzdolabında soğutulup servis yapılır.
(Dikdörtgen cam, kenarları hafif  yüksek bir kapta soğutuyorum.)

Üstüne arzuya göre tarçın, portakal şekeri ve yahut reçel ile servis yapılır.
Afiyet olsun...
Daha tenceredeyken çırpıcıyla karıştırınca içinde topaklanma olmuyor.

Servis yaparken de kalabalık için kaşıkla, eğer misafir sayısı belliyse dondurma kaplarında servis yapıyorum. Görüntüye bakıp aldanmayın  mikserim bozuk olduğundan elle çırptım ve normalde köpük köpük olana kadar çırpmak gerekir.Püf noktası da budur.

Perşembe, Ağustos 19, 2010

Sesimde söyleyemediğim sözler var..

Hem yazacak çok şey var hem de yok. Aslında hareketli ve yorucu geçiyor günler, her yer gibi buraları da cehennem gibi. Klimalardan nefret ediyorum.Doğayı katlediyor ve çok sağlıksız. Bu yüzden elimden geldiğince açmamaya çalışıyorum.Çok terliyorum ama terlemek sağlıklı diye sesim çıkmıyor.Bir yandan da biraz hava serinlesin diye bakıyorum.Bu akşam uzunbeyle karşılıklı balkonda bilgisayarlarda oturuyoruz.Çağıl içeride tv seyrediyor. Balkon sanki biraz daha serin içeriden. Fotoğraflar geçen pazar gittiğimiz Kıdrak'tan.

Kıdrak koyu

Kıdrak Koyunun ağaçlık tarafı..Yanı Likya World.
Koyun sırtı Babadağ'a dönük.Paraşütçüler atladığında yukarıda bol bol seyredebiliyorsunuz. Dağın görünen yüzünden değil,daha da yüksekten atlıyorlar..

Hafta arası Rana'da yapılan bir kaçamaktan.. Rana doğal taş ve takı dükkanı olan arkadaşım.

Burası da pazar günü önce yemeğe gittiğimiz Kabak Olive Garden.
Yemek yemek ve dinlenmek için gittik, güzellikleri yiyip Kıdrak Koyunda denize girdik.

Bu sefer hava daha sıcaktı.

Kabak Koyu,
-olive garden de havuz yapılana kadar sadece bu şekilde seyretmeyi düşünüyorum :)

Ahmet Bey, kiremitte köfte, Talin benim önermemle tavuk sarma , yine benim ısrarımla Uzunbey'de asma yaprağında tavuk aldı ki yarısını bölüşelim ,bende tadayım. Tavuk sarma

kiremitte köfte

Asma yaprağında tavuk. Bu sefer yediğimiz değişik bir yemekti ama ben beğendim.



Tabii ki zeytin..

Bu güzelliklerde Cafe derins'ten çıkma.. Nefis çin çin böreği, evde yapılmış ama kendimi İstanbulda bir cafe de yemek yiyiyor hissene kaptırdığım tatlarıyla hepsi çok güzeldi..
Böğürtlenli Cheese cake Zehra'nın özel çalışmasıydı..(Ayrıntıları onda , çünkü tatmaktan nereye ne koydu öğrenemedim..) Çok güzeldi, o gece bayağı bir zaman geçirmişiz ancak kalkınca farkettik çok oturduğumuzu..

Bu aralar canım yazmak istemiyor-aslında çok ilginç ! çünkü ben yazarak rahatlayan biriyim.- Bu yüzden içimden yazmak geçene kadar biraz kendimle başbaşa kalmak istiyorum.

Güncelleme: Yazıyı yazdım uyudum ve birden geçen hafta Ares'le yaşadığımız macerayı yazmadığımı farkettim.Oysa çok önemli. Deniz kıyısında ara ara gittiğimiz denizyıldızı diye bir yer var,plaj ve yemek yeri Yanıklarda. Her gittiğimizde bağlı olan kangal köpekleri vardı,hatta bazen biz Ares yanına gitmesin diye özellikle Ares'i bağlıyorduk. Çünkü Ares Red-Kit'in köpeği Rintintin gibi herkese dost ve evde yaşadığından tehlikeli olaylara nasıl yanaşacak hiç bilmiyor.

Kısaca biz arabadan indik, kangal zaten bakımsız ve stresli bir köpek, açıkmış.Biz indiğimiz gibi kokumuzu aldı ve hemen yanımıza geldi. Daha Ares'i görmesiyle saldırması bir oldu.Direk boğazından boğmaya çalışıyor. Uzunbey kangalı ayırıyor ama tutamadığımız için tekrar saldırıyor. Ben ahşap sehpayla aralarına perde yapıyorum,bambu koltukla ayırmaya çalışıyorum,yok kangal direk Ares'i bir tavuk gibi alıp önüne boğazını ısırmaya ve boğmaya çalışıyor.Hayatımın kabuslarından biriydi, 15-20 dakika köpeğin elinden onu kurtarmaya çalıştık.Biz resmen Ares'i ölümden kurtarmaya çalışırken etraftan sahipleri bile müdahale etmediler. Koşmaktan bitap düştük, kangal Ares'in peşinde, biz kangalın.Uzunbey araya giriyor yakalıyor ama ısırmak için hamle yapınca yine elimizden kaçıyor.Ben bile araya girdim ki korkarım başka köpeklerden ama o an ölümle burun buruna gelmiş köpeğiniz gözünüz görmüyor.

Uzunbeyle ikimiz her seferinde kangalın elinden aldık ama plaj ya kapalı bir ortam yok köpeği sokup kurtaralım.Kangal olaya kilitlenmiş,Ares'in peşini bırakmıyor. Anahtar ve çantamız ortada yok, uzunbey kangalla aresin arasına girdiğinden elinden bırakmış, biz koşan köpekleri yakaladığımızdan otoparkın oraya kadar koşturmuşuz, arabanın etrafında can pazarı yaşıyoruz. En sonunda aklımıza araba geldi, dönüp anahtarı buldum ve hemen arabayı açtım. O arada uzunbey hala köpekle aresi ayırıyor. Ares allahtan bizden ayrılmıyor,çünkü ares koşuyor ama kangalla başedecek gibi değil,yine de çocuğum canını kurtarmak için bizden ayrılmadı. Ben hayatımda bu kadar çok bağırdığımı hatırlamıyorum.Derdim birde ares'in koşup uzaklara gitmesi,eğer giderse iki köpeğe kesinlikle yetişemeyiz. Oysa kangal aresin boğazına yapıştıkça biz araya girip alıyoruz. Neyse arabayı açınca aresi bir şekilde arabaya bindirdi uzunbey, ancak o zaman sahipleri gelip yardım ettiler de biz de nefes aldık.Sanki kangalın onu boğazlaması allahın emri,ancak öldürünce alacaklar elinden.Başkalarına değil ama bize yardım etmediklerinden onlara kızdım,birde gündüz köpeği açmalarına.


Arabaya bindik ama arkaya ares'e bakamıyorum. Titriyoruz hepimiz.Hem sinirlerimiz bozuldu, hem de yorgunluktan.Ölüm-kalım savaşından inanamıyorum ki köpeğimiz sağ çıktı ama kesin üç beş yeri parçalanmıştır diye düşünüyorum. Boğayım ya sinirim bir türlü geçmiyor, en son kendime geldiğimde ona bir şey olsaydı öldürürdüm onu diye kangalla sahibine bağırırken uzunbeyin arabaya binmesiyle ancak ares'i kurtarabildiğimize inandım. Orayı hemen terkettik,nefes nefeseyiz.Arabayla yeterince uzaklaşınca inip ares'i kontrol edebildik ancak. İlk aşamada görünen bir şey yok, iyi.Uzunbey düşmüş o arada dizi kanamış, farkettik,benim bacağımda çizik var,ne olduğunu bilmiyorum. Su içtik,ona da içirdik.Eve geldik, direk banyoya gittik. Ares'te ağzının altında bir kesik, kalın deri kemer tasmasında üç diş izi, allahtan tasma deri ve geniş olduğunda ve biz hemen boğazına saldırdığında boğuşurken kangalı ayırdığımızdan boğazına ulaşmamış kesikler ama boğazında kırmızılık var en az üç tane. O gece farketmemişiz, pazartesi sabahı sırtında bir iltihaplanma olmuş,onu da ilaçladık iki gün önce. Aşıları tam,veterineri korhan'a da kontrol ettirdik. Ölümden döndü canım benim. Biz olmasaydık kangal kesin onu boğardı. Bu anlamda çok tehlikeli bir köpek o. Konuşlanmış füze gibi direk boğazına saldırıyor. O gece rüyalarımda ve her gözümü kapadığımda o sahneleri tekrar tekrar yaşadım. Bir daha öyle bir şey yaşamak istemem. Kalın deri tasma sayesinde ısıramamış , hemen dikenli bir tasma aldık ve sırtındaki yara iyileşince onu takacağız. İyi kurtardık ama anlatırken bile beni ürpertmeye yetti yine.

Çarşamba, Nisan 14, 2010

Beni sana hapsettin,dönülmez uzaklara..

Merhaba :) Özledim yazmayı..Bugün maddesel gideceğiz artık.

* Çağıl'ın sınavı iyi geçti, nazar değmesin diye yazmıyorum, üç hafta sonra puanı açıklanınca yazacağım. Arayan soran, mail atan :) merak eden, yorum bırakan herkese çok teşekkürler.. Sosyal zormuş,onun en yüksek neti sanırım sosyal cevapları , bu yüzden beklediğimizden iyi geçti sınav.

* Annemle bu sabah kahve keyfi yaptık Çalış'ta, oysa günlerdir bana ayak uydurmaya çalışıyor, idare etti ama en görüşemediğimiz gezilerinden biri oldu,eskiden yani ilk günlerde bile işe beraber giderdik ve bir şekilde görüşürdük,biraz zor oldu ama Çağıl' a doping olsun diye geldi,oldu da :)) Bana da..
* Bol bol konuştuk, rejim yaptık biraz, bol yürüdük, bol yedik, o yaptı ben yedim bu sefer :) mutfakta anne yemeklerini özlemişim.. Uzunbey ve Çağıl bayram yaptı, tabii ki bende.


* Akşamları tv seyrettik genelde, pazar akşamı ise uzunbey,annem ve ben sinemaya eyvah eyvah'a ,Çağıl'da arkadaşlarıyla aleme gitti :)


* Burcu ve Çarli aradı bol bol, annem olmadığında çalıştığım için daha az arıyorlar beni, iyi oldu böyle sık haber almak.


*Geldiği sabah kahvaltıya gittik,maliye kavşağında gözlemeciye..Gözleme değil de kahvaltı istedi.
* Genelde öğlenleri buluşabildik, her öğlen yemeğini olaildiğince kullandık,keyfini çıkardık. Balık çok sever, bu yüzden özel tekne de balık ekmek yemeğe gittik. ( ben onun kadar balık sevmem ama balık sevenleri severim :)
*Sahildeki pelikanlara bayıldı, o da hayvansever ama Ares gibi bir köpekle yaşamaya alışkın değil, yine de çok iyi idare etti, Ares'te geldiği gibi ona topunu atıp oyun oynamak istedi.Giderken annem ona da veda etti, dinledi ve arkasından uzun uzun baktı annemin.Geceleri bazen gidip ayağının dibine yattı tv seyrederken, gidip kendini sevdirdi anneme.. Bir köpeğinde anneannesi olabiliyormuş insan demek ki :))

* Bu battaniye benim başladığım ama bitiremediğim , annemin olaya el atıp tamamlayıp yaptığı battaniye..Yününü ben aldım ama tüm emek ona ait, sözüm söz yine de bende öreceğim battaniye..
*Annem ben göreyim diye getirmiş. Çok güzeldi, bende size göstermek üzere görüntüledim.O bu aralar kırkyamacı ya, genelde kırkyama üzerine konuştuk diyebilirim.

*Bunu da Çağıl' ın rehber öğretmenine getirmiş, bizim favori öğretmenimiz o :) Kendisini çok seviyoruz. Sınav öncesi hediye gitti.
*Ben görünce bende isterim diye tutturdum ama bana öyle güzel bir ceket getirmiş ki fazla ısrar edemedim.Bir alışveriş merkezinden süper bir leopar ceket hediye almış, görüntüleyeceğim ama yetiştiremedim bu akşam.
* Bu tarz torbaları hediye paketi olarak kullanıyorum, yukarıdaki ceket bu torbayla hediye gitti. Annem dikmiş..
* Annem bizim mavi kuş hareketinden komşularına bahsedince onlar da annemi boş göndermemiş, yukarıdaki hırkayı Hikmet Teyze yapmış,ellerine sağlık diyorum.Çok teşekkürler..Seve seve kullansın bunu minikler,sayenizde yeni yeni hırkaları oldu miniklerin..


* Annemin komşuları hepsi birbirinden becerikli, Beyhan Teyze ellerine sağlık..Bunlar ne böyle, bayıldım.. Çok teşekkürler.

*Tersten ve düzden görüntüledim,örnek olabilir diye..

* Bu da yine annemin komşusu Gülten Hanımdan.. O kadar minicik ve güzeller ki dokunurken sanki bozulacaklarmış gibi itinayla resimledim.
Bu becerikli hanımlarla bende komşu olmak isterdim doğrusu.. Gidince görüntülerim eğer izin verirlerse yaptıklarını hepsi birbirinden yaratıcı..
* Yarın Fethiye'de uzun zamandır ilk defa fuar açılacak, dört gün bizim standtta olacağım.

*Burada bir misafirim vardı, yarın ikincisi de gelecek, kim olduklarını yazmıyorum.Zaten buraya yerleşen ve yeni tanıştığım bir blogger da vardı, hepsiyle buluşup blogger zirvesi yapacağız kısmetse, ayrıntıları kendileri yazar artık :))

*Fethiye Lions Kulübü, geleneksel tavla toplantılarını yapıyormuş,davetliyim ama sanırım gidemeyeceğim, bir arkadaşımı yollayacağım ama..
Tavla turnuvası detayları :

Tarih :14-15-16 nisan 2010
Yer :Sultan’s Aqua City –ÇALIŞ
Saat :18:00
Kesin kayıtlar :14 nisan 2010 çarşamba 18:00-19:00 arası
İlk karşılaşma : 14 nisan 2010 çarşamba saat 19:00
Ödüller : 1.ALTIN ZAR
2. GÜMÜŞ ZAR
3. BRONZ ZAR

*Annemi bu gece İstanbul'auğurladık, gidince nereleri gezeceğimi de planladık ama..
* Geç oldu, iyiyim ama yorgunum. . Çalışmayı seviyorum ama böyle olduğunda zor oluyor.Sevdiklerimden uzak kalmak bana yaramıyor.. Pazar günü yemek ekibiyle kahvaltımız var, dinlenme hayaliyle dört gün çalışacağım..

Salı, Ağustos 11, 2009

haftasonu..

Yoğun bir haftasonu geçirdik diyebilirim.. Cumartesi günü ben evde iş yapmaya niyetlenmeme rağmen Fevziyle görüşen Uzunbey Günlüklü Koyuna pikniğe ve denize gidelim diye sözleşmişler.. Gezmek deyince akan sular durduğundan hazırlanıp öğleden sonra mangal ekipmanlarımızı alıp Günlüklüye gittik. Orada ister şezlong istersenizde bu resimdeki malzemeleri 30 liraya kiralayıp keyif yapabiliyorsunuz.. Kalabalık olunca iyi bir seçenek oluyor.

Plaj çok hoş olmuş yeni haliyle.. Servisteki çocuklarda güleryüzlüydü.. Hatta dondurma servisinde bile dondurma kağıdını açıp servis ettiğinde inanamadım gözlerime..Günlüklü Koyunun özelliği Günlük ağaçlarının altında oturmak,mangal yapmak.. Oradan çıkıp denize girmek. Önce ağaçların altına çektiğimiz arabanın yanında piknik masalarında mangal yaptık, karnımız doyunca da bu sefer deniz kenarına gittik. Bir ara gök gürledi ama Fethiye'nin özelliği böyledir,yüksek bölgelere yağmur yağdığından deniz kenarında biz sadece sesini duyduk gökgürlemesinin..


Cumartesi geç vakitte eve döndük..



Pazar sabahı Ölüdeniz Festivali Komitesinin kahvaltısı vardı sabahtan.. Aslında tam gün Nicholas Beach' te kahvaltı ve deniz faslı sürdü ama biz başka yere davetli olduğumuzdan yarım kestik.. Komitede gönüllü çalıştığımız için teşekkür yemeğiydi bir çeşit, gelenekselleşen.. Hediyeyi alan Ümit Hanım komite başkanı ( hani o etamin ve kitap dolu evi olan otel müdürü arkadaşım) , ayaktaki diğer hanımda Dilek Hanım (Fetav Müdürü) hem bizleri böyle bir işe teşvik ettiği için hem de kahvaltı anısına Ümit Hanıma getirdiği Keçiyi (festivalimizin simgesi ) hediye etti. Kalabalık bir ortamdı ve Kafkas Halk Dansları da bize gösteri yaptı plajda..




Gülsen Hanımın bir sürü işini yazdım size daha önce.. Üstünde yine kendi yaptığı dastardan bir bluz vardı..



Nicholas Beach Ölüdenizin tam içinde bir plaj.Giderken Kumburnu tarafının resmini çektim arabadan inip. Yani ücretli girilen valiliğe bağlı olan kısım.


Burası da arabadan Belceğiz Plajı.. Ölüdenizin halka açık kısmı.. Geçen hafta gittiğimiz..



Biz geçtiğimiz ay kararlaştırdığımız gibi , her ay toplandığımız arkadaşlarla Dr.ların yazlık evinde buluşacaktık .Bu yüzden komite arkadaşlarımızdan izin isteyip erkenden çıktık kahvaltıdan. Deniz faslına kalmadan. Döğer köyünde bulunan yazlık eve herkes kendi imkanları ile gidecekti.. Biz zaten hem ziyaret hem ticaret yapacağımız için ayrı gidecektik. Giderken Tlos'ta (Yaka köy'de) bulunan bir müşterimize tahsilat için uğradık. O arada yeni düzenlenen yerleri de çekme imkanı buldum. Burası Tlos .. Antik Likya kentlerinden biri.

Tlos

tlos


Biz önce Tlos'a daha sonra da Saklıkente uğradık. Oradan gittiğimiz yoldan geri dönerek yarı yoldaki Döğer köyündeki yazlığa geçtik. Herkes gelmişti, en son biz de katıldık. Ben sabah erken kalkıp sosisli tart yapmıştım bir tepsi.Çay faslına onu çıkardım.Herkes çok sevdi ve çayla bitti. Diğer arkadaşlarda daha önceden sözleştiğimiz gibi herkes bir şeyler getirerek evsahibine fazla yorgunluk vermemek istedik.. Yine de soğuk ve nefis bir barbunya bizi bekliyordu yemekte.. Mangalı yaktık ve hem sohbet hem çay keyfini büyük bir çınar ağacının altında yaptık. Orası içinde su kaynağı bulunan ve köyün doğal yapısı dolayısıyla içinden sular geçen bir yer.


Etrafı sularla çevrili bir ada içinde oturduk. Suyu devamlı akan bir doğal kaynaktan içtik,oturduğumuz yerden..



Dr.bey her yere bu şekilde havuzlar yapmış.


Karpuzları sulara attık ama menüden dolayı karpuzları kesmeden kalktık.. O kadar çok yedik ki karpuz yiyecek halimiz kalmadı.


Arabalardan bahçe kapısını kapatamadık..


Yemek yerken Ares'i bağladık.Tahmin edersiniz ki ortama bayıldı ve koşturup durdu gece karanlığa kadar.



Buz çiçeği.. (sukulent)


Bu çalı ağaççık çok güzel sarı çiçekler açmıştı.Çok güzel de kokuyormuş aslında ama ben kokusunu o vakit alamadım bir türlü.Sanırım akşama doğru koku salıyor. Böyle de bir meyvesi vardı. Adını kimse bilemedi bu yüzden bilen varsa yazabilir mi..?
O yeşil meyvenin sarı çiçekleri güzel kokuyormuş..Küçük çalı ağaççıklardan..

Bu da havuz başı kaktüsü..

Biz yemek yerken bizi seyreden Ares :)

Talin'in istek üzerine yaptığı Topik.. Tadı nefisti ve çok güzeldi..

Orada közlediğimiz patlıcanlarla yaptığımız patlıcan salatası.
Gülderen' in getirdiği su böreği..

Aslında mayolarınızla gelin dediler ama ben zaten yorgunum diye getirmedim ve buz gibi kaynak suyuna girmeyi kaçırdım.. Girseydim de kolay kolay dışarı çıkmayacağımdan muhabbeti kaçıracaktım diye mayosuz gittim.Uzunbey zaten soğuk su sevmez, çoğu misafirde getirmemişti. Getiren 2 konuk girdi karı-koca.. Birde evsahibemiz mimar hanım :)
O gün geç vakte kadar oturduk,bir ara yürüyüş yaptık, çay içtik, yemek yedik ve gece kahve içerek en sonunda geç vakit evlerimize döndük.

Pazartesi akşamı daha önceden yazdığım üzere Erkan Oğur konserine gittik Sarnıç'a.Canlı müzik ve kaliteli olunca çok keyifli oluyor.Kalabalıktı ve hemen hemen her masada bir tanıdığım vardı.Gece geç vakit döndük.

Dün gece geç yattığımızdan da sabahleyin kalkmak zor geldi. Bu sabah Uzunbey Ares'i denize götürdü.. Ben kalkamadım :) Sabahleyin çok sıcak olmadığından en ufak fırsatta balkona atıyoruz kendimizi.. Biraz bahçe resimleri çektim.
Mor salkım

Ben Frezya sanıyordum.Meğerse glayöl' müş adı bu çiçeklerin. Soğanlarını Antalyadan almıştım.

Balkonda peynir-ekmek ve çayla kahvaltı ettim.Oradan bilgisayarı ve Ares'i alıp işe geldim. Dün akşam ilk defa uzun bir zaman Ares'i evde tek başına bıraktık.Hiç yaramazlık yapmamış (maşallah) Küçük köpekler kablo kemirdiğinden ve kağıt parçaladığından hiç yalnız bırakmamıştık küçük denemeler dışında. Akşam ilkti ve yavrum bizi heyecanla kapıda karşıladı :)) Artık büyüyor ve tam 13 aylık oldu.
Dünde Çağıl tekneyle bir koyda mangal yapmaya gitti arkadaşlarıyla. Pazar günü de Doğukanla Çalış'ta denize gittiler.. Bugün evde yatıyor, iki günde yanmış bayağı zaten buğday tenli çabuk kararır ama yüzündeki kırmızılık çok yakışmıştı akşam..
Bu gece rekor kıracağız sanırım , yine yemeğe davetliyiz.. Fevzilere yemeğe gideceğiz...
Bugün bürodayım , bir ara kuvvet bulursam salı pazarına uğramayı düşünüyorum.. Yoksa klimalı ortamdan hiç çıkmasam mı bu sıcakta bilemedim.