Salı, Aralık 18, 2007

Bayram Gezmesi..

Bugün Burcu'nun bir daha bloğa girme şansı olursa yarın sabah erkenden yola çıkıp onlara gideceğimizden (kısmetse) haberi olacak.Çarli Çerkezköy'e gidiyormuş bayramda ama dönüşünü yakalarız sanırım İstanbulda..Annemler bugün Burcu'ya gidiyorlar.Biz Çanakkale-İstanbul yapmayı düşünüyoruz.Uzunbey, Çağıl ve ben baskın yapacağız Çanakkale 'ye..Bu bizim beraber ilk ziyaretimiz.Çünkü ikimiz birden işi bırakamıyoruz.Ancak 9 günlük bir bayram tatiliydi yine beraber gidebilmiştik İstanbul'a ..Atahan çok sevinecek sanırım.Bu sefer herkes onlara gidiyor..
Burcu temizliği çabuk bitir bak bizde yarın akşam beş çayına sizdeyiz :))

İnanmazsan yarın telefon aç eve yokuz ve eğer bloğu okumazsan da ancak kapıda haberin olacak eğer bir işgüzar telefon açıp söylemezse :)) Ya da mail atmazsa..Anneminde daha haberi yok.Söyleyeyim mi bilmiyorum yoldayız diye heyecanlanacak şimdi..Olmazsa yarın yaklaşırken ararım artık.
Günlerdir dua ediyorum kar yağmasın, gerçi yanımıza zincir aldık.Annemi de kandırdım hava güzelmiş senin için bakıyorum diye oysa hem Annem için hem kendimiz için bakıp duruyorum.Çarşambadan sonra daha da açacak diye baktık ama kısmet artık.

Bir bayram da böyle sürpriz yapıp Demirköy' e gitmiştik karda kıyamette..Yazlıkta geçirecektik bayramı Uzunbey'le Kefken'de....Çok soğuk oldu ve benim bayramda yalnız kaldık diye moralim bozuldu.Evi de ısıtamadık bir türlü..Ne istersin dedi Uzunbey ben de Demirköy' e gitmek isterim dedim.Kimseye haber vermeden çıktık ama nasıl kar kıyamet herkeste gitmiş Anneanneme yolda kimse yok, yani beklentileri de yok.Yani Istırancalarda yollar kapansa kimse aramaya gelmez.Cep telefonlarının da dağda çalışmadığı zamanlar..Kaldık bir ara yolda, zincir kopup duruyor.Otobüs durdu -gözünü sevdiğim Trakya, 34 plakayız ama bir ihtiyaç var mı diye..? Hatta bizim tekerlek izinden gelin diye akıl verdiler de zincirsiz indik dağı :)) - Evin önüne doğru Anneme cepten telefon açtım keşke beraber otursaydık şimdi diye..Sonra da aç kapıyı biz geldik yaptık.Anneannem nasılda sevinmişti herkes yanımda diye..
Bugün bu feribotla belki de Annem Burcu'ya gidiyor.Biz Anadoludan geldiğimizden İstanbul'a giderken geçeceğiz..

Bekle bizi Çanakkale biz geliyoruz..Burcu inanmazsan ara :))

Çanakkaleden İstanbul yapıp döneceğiz artık bayram sonu..Doymalık değil görmelik olacak yani bu gezi..

Şimdiden tüm blog camiasının Kurban Bayramını kutlar, herkesin sevdiklerine kavuşmasını temenni ederim :))

Özel not: Biyo, dönüşte Nurdan'a oturmaya gideceğiz..Zaten evlerimizde çok yakın.Senin içinde çay içerim artık merak etme :))

Cumartesi, Aralık 15, 2007


Figen beni sobelemiş..Kendisi çok iyi anlatmış ama ben ne yapacağım bilmem..Yine de ;

Ben küçükken: Yedi yaşıma kadar kardeşim yoktu ve bir kardeşim olmasını herşeyden çok istedim.Bu yüzden de Allah bana iki tane gönderdi :) Geldiklerinden beri abla'yım ben..Herkesin de ablasıyım.Yalnız üç kardeşiz ama pek eşyalarımı ve olanakları paylaştığımı söyleyemem onlarla..Ben hep büyüktüm onlar hep kardeş..Bu yüzden pek kavga etmeyiz ve iyi anlaşırız sanırım.Onlar benim kardeşlerim.Kimse zarar versin izin vermem.Bir şey olsa bile aramızda hallederiz.Başkasının karışmasından hoşlanmam.

Ben çocukken Babam lise müdürüydü.Çok sert bir adamdır.Öğrencileri ondan çok korkarlardı ve onun için bir şey söyleyen olursa yanımda kızardım.Düldül denilen pedallı 4 tekerlekli bir arabam vardı.Demirköy Lisesinin içinde turlardım onunla :)
Babam o lisenin ilk müdürüdür.Hayat ne garip.Onun babası Orman İşletmeye geliyor tayinle..1943 senesinde Babam Demirköy'de doğuyor.Sonra Dedem başka yerlere gidiyor.Babam okuyup doğduğu kasabaya öğretmen geliyor ve lise açıldığında ilk müdürü oluyor.Babam bana hem çok güzel masallar anlatmıştır hem de kitap okuma konusunda beni çok desteklemiştir.Okuma alışkanlığım Babamdan yadigar bana.Sanırım Çarli ve Burcu'ya da..

Annem ; ben çocukken bana hep çok güzel elbiseler dikti.Her güne ayrı kıyafet dikerdi.Beni çok sıktığını söyleyemem.İyi bir anne-kız ilişkimiz olmuştur.Saçlarımı hep topuz yapmak isterdi.Bense toplanmasından hoşlanmam.Çocukken hep bundan kapışırdık.Birde hep son moda kıyafetler giydirirdi bana..Oysa sokakta oynayan ve ağaçlara tırmanan bir çocuğum ben.Hatta bacaklarım görünür diye ben rahatsız olur ve çıkamazdım ağaçlara elbise giyince..9.yaşgünümde bana istediğim bir şeyi almam için para verdiklerinde gidip kırmızı bir çakı almıştım hiç unutmam.Hala da severim o tarz şeyleri..

Çok güzel oyuncaklarım oldu hep, çok güzel elbiseler giydim,güzel bir çocuktum ama pek sevdirmezdim kendimi,genelde az konuşurdum ve izlerdim çevremi, yaramaz bir çocuk değildim ama ağaçların tepesinde ve sokaklarda oynamışımdır .Bir de kızak kaymayı çok severdim.Hala da severim :)
İri bir çocuktum ama şişko değil,hayatım boyunca hep yaşıtlarımdan büyük gösterdim.Bu beni çokta rahatsız etmedi.
Mutlu bir çocukluğum oldu şanslı bir insanım yani..

Aslında ben; ilk çocuk olduğum için Anneme çok yardımcı olmuşumdur ..Bunun pozitif yanlarını da evlendiğimde ve çocuk yetiştirirken gördüm hep.Her deneyim hayat için bir basamak aslında..Yaşadıkça nerde nasıl davranacağının kokusu bile siniyor üstüne..Sadece farkında olmak lazım bazı yeteneklerin..
Dansçı ya da basketbolcu olabilirdim, sporsuz bir hayat yaşayamayacağımı sanırdım..Yanılmışım.

İlk kopyamı ne zaman çektim: Çalışkan bir çocuktum, pek kopya çekmedim.Çektiysem de dinden çekmişimdir :) hatırlamıyorum.İlk okulu annemin öğretmen olduğu okulda,orta ve liseyi Babamın öğretmen olduğu okulda okuduğumdan tehlikeli işlere pek girmezdim :)

En saçma huyum: Sinirliysem ve acele et dediysem acele edeceksin yoksa hiç bu kadar kızılır mı diye cümleler kurabilirsiniz.


Cep telefonum ; iki tane var,vazgeçilmezim ama kapatacağım yeri bilirim :))


Aşk bence ,Herkesin yaşayabileceği ama herkesin aynı değeri vermeyi beceremediği bir olgudur.Aşık olduğum insanı kaybetmek istemediğim için onunla evlendim.Birde aşkın bittiğine inanmıyorum.İki insanın birbirine aşık olup olmadığını da gözlerinden anlarım.Karşımdakinin de :)

En sevdiğim blog yok,bir sürü var ama hepsini yazamam..Buradan sevgilerimi gönderiyorum := Aşk bence yaşamaktır : ))
Kimseyi sobelemiyorum.İsteyen blogçu cevap yazabilir,okurum :)

Çarşamba, Aralık 12, 2007

Tatil seçeneği..

Dün bir mail geldi bilgilendirici, fiyatı da uygun geldi.Ben de arada sırada gelirsem nerede kalırım diyenlere hem bir örnek hem de tatil için ekonomik bir seçenek olsun dedim.Daha önce yazmıştım hatta linkte vermiştim. www.kayamisafirevi.com


"KAYAKÖY'de kış bir başka güzeldir. Siz de yaşama kısa bir süre ara verip, nefes almak isterseniz bu fırsatı kaçırmayın.

İşte seçeneklerimiz;
Ormanda yürüyüşler yapın, dilerseniz Gemiler Koy'un da balık tutun, ya da Afkule'ye tırmanıp eşsiz manzarayı seyredin, dilerseniz mantar toplayın, akşam ki menümüze ilave edelim... (püf noktasını öğretiyoruz !!! ), dilerseniz zengin kütüphanemizden seçeceğiniz bir kitabı gün boyunca doya doya okuyun.


3 gece 4 gün, doğal terapi kişi başı sadece 125.00 YTL (oda+kahvaltı) "


Rez: Filiz Hn.
0535 213 44 75
0252 618 01 62




Dip not : Kesinlikle komisyon almıyorum bu tanıtımlardan :)) Benim işim bu :P

...................

Bir başka mail , bir başka tanıtım


ETKİNLİKLER

2008 YILI DÜNYA SU GÜNÜ
"Su – Sağlık Bilgisi – Halk Sağlığı"

Birleşmiş Milletler (BM) kaynaklarından sağlanan dokümanlarda, 2008 yılı 22 Mart Dünya Su Günü konu başlığının Birleşmiş Milletlerce "sanitaton" olarak belirlendiği, bununla ilgili uluslararası sorumluluğunda Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO)'na verildiği duyurulmaktadır.
Türkçe olarak "halk sağlığı" şeklinde de ifade edilebilecek söz konusu temanın belirlenmesinde, BM Genel Kurulunun 61/192 sayılı kararı gereğince 2008 yılının Uluslararası Halk Sağlığı Yılı olması da göz önünde bulundurulmuştur.
İletişim Bilgileri: 2008 Dünya Su Gününün Ülkemizde DSİ Genel Müdürlüğü liderliğinde kutlanmasında ihtiyaç duyulabilecek uluslararası iletişim adresleri aşağıdaki gibidir:Uluslararası koordinasyon: World Health Organization,Avenue Appia 20 CH - 1211 Geneva 27, SwitzerlandTel.: +41 22 791 2111Fax.: +41 22 791 3111
Elektronik iletişim: unwater@un.org Web sayfası: http://www.unwater.org/
Ülkemizde Dünya Su Günü kutlamalarında lider kuruluş Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'dür. Dünya Su Günü'nün kutlanmasında yukarıda adı geçen Kuruluşlarla ilgili iletişimler DSİ Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Uluslararası Hidrolojik Faaliyetler Şube Müdürlüğünce yerine getirilmektedir. 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle konunun öneminin genç nesillere benimsetilerek suyun hayat için önemi konusunda bilgi düzeyinin artırılmasına yönelik hususların "Su – Sağlık Bilgisi – Halk Sağlığı" konu başlığında çeşitli faaliyetlerle işlenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. 2009 yılında İstanbul'da düzenlenecek olan Beşinci Dünya Su Forumuna yönelik bölgesel hazırlık toplantıları çerçevesinde, 2008 yılı Dünya Su Günü İstanbul'da, yurtiçi ve yurtdışından geniş bir katılımla kutlanacaktır.
Bu maksatla "Su- Sağlık Bilgisi-Halk Sağlığı" konulu çeşitli yarışmalar düzenlenmektedir.
Afiş Yarışması
Fotoğraf Yarışması
Resim Yarışması
Kompozisyon Yarışması

.......

Pazartesi, Aralık 10, 2007

Christmas market...

Dün Çalışta christmas pazarındaydık..Çalışı bilmeyenler için söyleyeyim.Çalış plajı boyunca oteller ve restaurantlar deniz kenarında bir sıra halinde uzanır,önlerinden denize girersiniz, normal zamanda da yaz-kış cafelerde oturursunuz ya da yürüyüş yaparsınız.Çalış İngiliz nufusun fazla tercih ettiği bir semttir çünkü evler bahçeli ve yüzme havuzlu villa şeklinde satılır..Fethiyenin içinde sadece Çalışta denize girilebilir.Gün batımı meşhurdur ama artık İngiliz adetleri de sanırım meşhur olacak.Ben Çalışta 6 haziranda yapılacak olan Karnaval Komitesinde olduğumdan pazar günkü etkinlikte de bir sürü stand sattığımdan görevli idim.Şimdi komite Türk-İngiliz -Alman milliyetlerinden oluşuyor ama hepimiz Çalış' lıyız..Yalnız para toplama ve organize konusunda onlardan öğrenecek çok şeyimiz var :) Burada yaşayan İngilizler Çalış için bir karnaval düzenlersek daha iyi tanıtım yaparız ya da toplanan parayı Çalış için harcarız gibi bir düşünceyle yola çıkmış.Yaptıkları toplantılar çok profesyonelce.Normalde böyle etkinliklerde çalışmış insanlar var aralarında kendi ülkelerinde.İşte karşılıklı bir şeyler öğreniyoruz ve çalışıyoruz diyelim :))
Masalar 10 ytl karşılığında isteyen herkese satıldı.Bu masalarda 2. el giysi ve hediyelik hariç her türlü ürün satışa sunuldu.Satış yapmak isteyen dükkanlar ya da kişiler masaları satın aldılar ve masaların üzerine ürünlerini sundular.
Bunun haricinde mesela çekilişli hediyeler konuldu.1 ytl verip çekiliş numarası alıyorsunuz ve çektiğiniz numaranın hediyesini alıp gidiyorsunuz.
Ya da bir pasta var çok güzel 1 ytl ile yine ayrı bir kuraya katılıyorsunuz, çekiliş 20-3o kişiyle sınırlandırılmış.O kadar kişi katılınca çekip çıkan numaraya pastayı hediye ediyorlar ama karşılığında 30 ytl kazanıyorlar gibi.Size de çıkarsa 1 ytl pasta alıyorsunuz çıkmazsa da 1 ytl zarar vermiyor :)
Dün sağa sola koşturmaktan manzara seyredecek zamanım olmadı.4 büyük restaurant yanyana ayarlanmıştı.40 masaya yakın satış olmuş.10 masayı ben sattım :) fakat hepsi ayrı köşede olduğundan biraz koşturdum.Yanlarında durup bir şey lazım mı baktım ama satış yapmalarını da istediğimden hep kontrol etmeye çalıştım ne yaptılar.Çünkü hep arkadaşlarım vardı masalarda..
Hava çok yağmurluydu.Eğer biz bu etkinliği Türklere yapsaydık 20 kişi gelmezdi.Dün en az 400 kişi gelip gitmiştir :) İngilizler yağmur çamur dinlemiyor.Birde hava yağmasaydı o zaman bence 800 kişi gelirdi.Satılanların hepsi genelde uygun fiyatlı ve çok şirin görünümdeydiler..Zaten böyle etkinliklerde çok pahalı ürünler ve çok kar edeyim mantığıyla yüksek fiyat konulmuş ürünler satılmaz.Yılbaşı alışverişi olduğundan her yer kırmızı-yeşil ve parıltılıydı.Bazı standlar seyredilecek güzellikteydi.Yukarıdaki resim Nil Restaurant.

Orient Express Restaurant..Bir ara Gülderenle ve arkadaşlarla oturup dinlendim ve kahve içtim.
Bambu bar-cafe..Bizimkiler çoğunlukla burdaydı..Berna, Rana ve Mine..
Talin Berk'e düşmüş.Ahşap el sanatları ve diğer ürünler oldukça ilgi gördü..Aynalar ve çerçeveler satılmış :)

Bunlarda Talin'in..Satılmış mı görmedim en son.Ben bunları da beğendim :)

Fatoş, arkadaşıyla.. Kafayı oynatmış ama iyi olmuş,yüzü çıkmamış,gerçi onlar yayınlanabilir dediler ama başka çekmemişim..Kutular, tüylü ipliklerden yapılmış..ilginçti..

Fotoğraf titrek ama başka yok ve fikir olsun diye koydum.Şemsiye gibi dikilmiş bez torbalar,çam ağaçları için.Görünmüyor ama tanesi 2 ytl..

Yabancılar elde yapılmış bu tarz kartpostallara çok meraklı.El emeği ürünleri kendileri yapıp genelde böyle günlerde dernek yararlarına satıyorlar.Bu kartpostallar ya da davetiyelerin fotoğrafları da çok ilginç oluyor..Yukarıda gözüken el arabasından ot yiyen buzağıyı şahsen ben kimseye göndermem ama onlar da bu ilginç kartlara bayılıyorlar.Sadece bu tarz ürün satan iki müşterim bile var Fethiyede..Yani dükkan açmışlar ... Para kazanıyorlar.

Sponsor bulup broşür bastırttık ve tanıtım için bol bol dağıtıyoruz.Resimde görülen kırmızı seramik kutuyu ben aldım :) 3 ytl..

Bu da örgü sevenlere kıyağım.Bu standın sahibi hanım Göcek'ten gelmiş.Orda dükkanı varmış.İzin istedim fotoğraf için..Biraz da sohbet ettik.Zaten o beni tanıyormuş :)) Bu arada tabii ki ben pançomu giydim.Örgüye meraklı herkesin gözü bendeydi.Soranlar da oluyor yolda beğenip,cumartesi günü de veli toplantısında kızlardan birinin annesi sormuş.
ANNE.. Sana sesleniyorum.Ne panço örmüşsün ama..Nazar bile oldum vallahi.Düştüğümde panço üstümdeydi..Berna tüm hafta benimle hep giyiyorum diye dalga geçti ama ben yine de sık giyiyorum.Yalnız cumartesi Dereköy soğuk olur diye kahverengi kaban, siyah şapka,kahve küçük şal(hani hep kullandığım),siyah eldiven ve kahverengi kazak gitmiştim.Bej rengi (cat )botlarımı da..Yani orman işletmede Uzunbey beni bırakırken bahçede değiştirdim.Daha önceden gittiğimden biliyorum.
Bir de böyle bir şey var Fethiyede..Sabahleyin evden giyinip çıkarsın ama Fethiye sıcak, görev icabı ya da gezme manyağıyım ya ben bir şey olur yükseğe çıkarsın baharsa üstün yukarıya göre az kalır üşürsün.Kışsa deli gibi eser donarsın.Onun için her mevsim benim arabada duruma göre aksesuarlarım olur.Malum aksesuarlarım da boldur. Hatta botlarımı da duruma göre değiştiririm.Yani diyelim ki catlerle çıktım ama otelde kokteyl var.Arabadan hemen deri ve topuklu botlar değiştirilir :) Genelde sporuz ama çünkü her yerde gezdiğimizden Fethiye başka türlüsünü kaldırmıyor.Ya da iyi giyindiysen insanlar soruyor niye böyle giyindin..? :))
Berna' nın standı..Hepsi el emeği..Beceriklidir çok.

Bu süslerin altında sallanan çınar toplarını Berna bana toplattı :)) Ben topladığım için çok güzel olmuşlar.. ;P

Rana'nın standı..Onunki dükkandan geldiğinden en kalite standlardan biriydi..Öndekilerden bana da hep hediye almışlar arkadaşlar sağolsun.Yeni büromda var.. Rana 'nın dükkanı Paspaturda..
Bambu barın önü..Bar ama barlar bildiğimiz İstanbul barlarından değil.Cafe bar bunlar ve her yaş insanın girip çıktığı yerler..Zaten oteller de hep aileler tarafından yönetiliyor.Yani sahibi yönetici, hanımı satın almacı, kızı resepsiyonist,oğlu da barmen çıkabiliyor otelin.Ya da buna benzer değişik görevlerde :)

Benim beğendiğim bir stand..Görünen iş boncukla işlenmiş.Sahibi iki ingiliz kadın.Doğu havalı tek standtı.Yani onların doğusu :)

Aynı stand..Mesela üzeri işli yastık 15 ytl..

Eski komşumda stand açmış..Üstündeki bolero ve alttaki çantada onun..Çok marifetlidir zaten..


Görünüş icabıyla güzel bir masaları vardı.Sizinde görmenizi istedim :) Sipariş pasta-kurabiye çalışıyorlar evden..



Aynı masaya ait detaylar..
Dün bir ara yılbaşında nereye gideriz diye küçük bir araştırmada yaptık.Bir gidip geldik başka restauranta..Sanırım 15 kişilik bir rezervasyon yaptıracağız.Yine Çalışta..
Bu ay yılbaşı sebebiyle car boot yapmıyoruz, gelecek satış 27 ocakta Çalış'ta Aymes Hotel yanında..

Pazar, Aralık 09, 2007

Bu haber hiçbir yerde yok!

Cuma günü Berna ile neredeyse tüm gün benim ofiste cd hazırladık.Cumartesi günü Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na sunmak üzere Mavi Kuş Derneğinin Çekirdek Kampanyasını cd'ye aktardık.Akşamüstü o da bende epey bir yorulduktan sonra işi bitirdik.Buraya gelen başka basın mensuplarına vermek üzere de kopyasını yaptık.O gece yorgunluktan ancak banyo yaparak kurtuldum.

Cumartesi sabahtan Çağıl'ın okulunda veli toplantısı vardı.Saat 10 da okula gittim.Daha bitmeden öğlen 13.00 'te ki hareket saatimize yetiştim Orman İşletmeye..Oradan Nicholas Park Otelin bize gönderdiği araçlarla Fethiye TEMA 'cılarla yola çıktık.



Yanan yer Fethiye'ye bağlı Kemer beldesinde Akdağların etekleri sayılabilecek yüksek bölgelerdeki Dereköy'deydi.Tören alanı Pera Organizasyon tarafından kurulmuştu.Onlarda bizim arkadaşlarımızdı.. Hem de Mavikuşlar :)) Dereköy Muhtarı Fethiyenin ve Türkiye'nin sayılı kadın muhtarlarındandır..Buraya geldiğim ilk zamanlardan tanışırım.Otobüs otobüs çevre illerden partililer vardı.Köylü börek dedikleri gözleme standları kurmuştu..Bakan, orman genel müdürü,vali, kaymakam ve bir sürü bürokrat oradaydı..

Geldiği gibi Berna, kampanya cd'sini bakana sundu.Bakan alıp özel kaleme teslim etti.Özel kalemin dediğine göre daha sonra tek tek bakıyormuş.Umarım bakıyordur.Bir haftalık bir emek var sadece o cd'de.Diğer emekleri saymıyorum bile.Bakan aslında kendi kampanyaları olan "bir sms- bir fidan" kampanyası için başlangıç yaptı ama bizi de kırmadı ve bizim getirdiğimiz çekirdekleri önce kendi attı, sonra da valiye ve çevresindeki bürokratlara dağıttı.Sonra da oradaki köylü kadınlara verip atmalarını sağladı.. Ben de resimlerini çektim :)


Tören bitip herkes dağılınca, bizde arabalara binip hareket ettik.TEMA'cıların tanıdığı arkadaşları varmış, yol üstünde Zorlar Köyünde..Ona uğrayıp çay içelim ve dinlenelim dediler.Onların grup hep öğrenci tabii eğlenmekte istiyorlar.Haklılar, her zaman genç olunmuyor..

Unutmadan buraya Üzümlü Beldesine bir firma, çimento fabrikası kurmak istiyor.Üzümlüde yaşayanlar bunu istemiyor.Başta İngilizler olmak üzere doğayı bozacağına inandıklarından büyük bir kamuoyu oluşturmuşlar.Bakan geldiğinde İngiliz ve Türklerden oluşan bir grup bakanın karşısında sadece pankart açıp "Üzümlü de çimento fabrikasına hayır " diyeceklerdi ama Kemer Jandarması pankart açtırtmadı.Onlarda t'shırtlerini giymişlerdi, önlerini açıp oturdular.Bakan geldiğinde de hazırladıkları Üzümlü dosyasını beraberce bakana verdiler.

Gittiğimiz yer TaTuTa çiftliklerinden biriydi..Mümkünler Beldesi diye bir yer.Dediklerine göre yağmurlar başladığı için etrafı toplamışlardı ama yine de her yönde bir emek, bir eser ve hareket vardı.Çay içtik ve bizim için Gül Hanımın yaptığı pastayı yedik :)



Perşembe, Aralık 06, 2007

Haftasonu

Pazar gününden beri bu sabaha kadar evde yatıp dinlendim.Çok mecbur kalmadıkça da kalkmadım.Fatoş bir ara kahveye geldi.Hani Burcunun Fatoş Hanım Ablası :)) Hiç devamlı yatmaya alışık değilim.Zor bile geldi ama gördüm ki yattıkça ayağa kalkmak zor ..Sabahtan işe gittim.Bernayı çağırdımki beraber çekirdek kampanyası için cd hazırlayacağız.Sonra öğlen Şükran Teyze Fethiye Evinde bizi ağırladı.Huzurevi kermesinde gönüllü çalışanlara teşekkür edecekmiş böylece.

Öğleden sonra uzun zamandır gitmek isteyipte bir türlü gidemediğim Devin' e gittim :) Onunla tekrar görüşmek çok güzeldi ve çok keyif aldım.Komşularına da bayıldım.Eski zamanlar aklıma geldi hep.Teşekkür ederim Devin davetin için..

Yarın Berna gelecek ofise ,çalışacağız..Bir iki telefon işim var.Cumartesi hem Çağıl'ın okulunda veli toplantısı var hem de Orman Bakanı gelecekti Kemer'e yanan orman arazisi ağaçlandırılmış ,bizde çekirdek atacağız.Yani saat 11.30 a kadar okulda veli toplantısında, 11.30 dan sonra törene gideceğim kısmetse.O gün birde temizlik günü..
Ayağım iyileşmeye başladı.Ayağımda bir karıştan büyük morluk var.Çok zorlanmadıkça artık yürürken acımıyor.Araba kullanmaya da başladım bugün.Zaten yürürken zor yürüyorum ama araba kullanırken hiçbirşeyim yok :) Doktor ağrı eşiğimin yüksek olduğunu söyledi.Oysa ben hiç öyle düşünmüyordum :))
Pazar günü Christmas etkinliği var.Çalışta Çalış Karnavalı yararına satış olacak.Orada çalışacağım bütün gün.Hem Çalış karnaval komitesinde görevliyim hem de stantları ben sattım ilgilenmem lazım.Aynı zamanda kendi işimle ilgili de ziyaret etmem gerekli ve bir sürü arkadaşım olacak.Dua ediyorum da haftasonu hava güzel olsun.

Salı, Aralık 04, 2007

Esra için...

Esra'nın anısına ,
tüm katılanların ve destek olanların ellerine sağlık.Lütfen herkes link versin ve paylaşsın bloglarında.. KEVGİR aralık ayında Sevgili ESRA için...


Esra için yazılanlar.. http://esranintaziyedefteri.blogspot.com/

Asortik bir yaklaşım :)

Bugün evdeyim ve dinleniyorum ya önce Mutfakcamı Burcunun yazısına yorum yazdım.Sonra da geçenlerde Kapadokyaya gitmeden bavul hazırlama kısmında zorlandığımı yazmıştım ya..Nedenini resimleyeyim dedim.Şimdi ben soğuk iklimlerde büyümüş bir çocuk olarak sıcak bölgede yaşıyorum ya artık ama bir sürü de İstanbuldan kalma ve burada yeniden yapma aksesuarım var.Tabii ki buraları çok sıcak olduğundan çok sık kullanamıyorum.Böylece bir yere giderken çıldırıyorum :)) Hangisini alsam diye :))
Üstteki resim son gözdelerim.Birini annem birini ben ördüm :)) Kapadokyada ve daha önce birisinde görmüştüm.anneme anlatamadım tabii ki.Annemi alıp yüncüye gittim adam ancak 5.dakikada ne istediğimi anladı ve gösterdi.Oysa bence çok kestirmeden anlatıyordum ama alıştım artık burdaki adamlara ne yapayım.Bence esnaflık biraz açıkgözlük istiyor.Takoz esnaflarla olmuyor bu işler valla.Oysa ben esnaf olsam Nişantaşında ki cafelere düşmeden çok önce modayı takip ederdim.Şimdiki dizilerde buna çok müsait ama takoz işte.Burada adını yazmıyorum malum küçük yer.Gerçi burada yazdığım her cümleyi insanın yüzüne söyleyecek kadar medeniyimdir bilenler bilir beni :))

Bu da benim bugünlük menüm :)) Üstteki şişlerdeki sabunluktan geçen gün iki tane ördüm bir gecede -çok basit zaten olay o değilde - huzurevi yararına yaptığımız kermese götürdüm bir kaç şeyle beraber satılmış,çok sevindim..Yine örüp atıcam bir kenara sonra Mavi Kuş için bir kermes-sergi yapmayı düşünüyoruz Berna ile onda satacağım benim çaylak sabunluklarımı.Çaylak ama içine el ve sabun girebiliyor, çünkü kenarını kapatıp tığla örüyorum ben :P Mavi çiçeği anneme yaptırdım, broş gibi kullanmayı düşünüyorum :)) Kitabı annem okuyordu o gitti bende aldım kendime :)) Tabak Şükran Teyzenin huzurevindeyken yaptıklarından ,duvar saksısı da..Onlarıda aldım kermesten..Peçetelikler örnek olsun dedim.Bir zamanlar almıştım.Teneke kutu hastalığım var :) Anneme,Burcuya ve kendime aldım.Hepimizin mutfağında var :)) Benimki nescafe kutusu..

Bu şalımın modeli çok güzel , ipide tüylülerden ama bu kadarını çekmişim ve Hatice Teyze bütün yaz peşimde dolandı ver örneğini çıkarayım diye bende kullandığımdan veremedim.Annem geldiğinde çıkardım verdim ki bu aralar kullanacak bir durum yok örnek çıkarsın :) Şal Lüleburgazdan Türkan Halamdan hediye..
Bu poşetliği annem getirmişti.Senelerdir kullanıyorum.Burcudan öğrendim ters çevirip makinede yıkıyorum hiçbir şey olmuyor.Mutfağımda..



Bu kutu da benim kolye kutum.Oğluşum ortaokulda ahşap boyama kutusunun üzerine kum dökerek yapmıştı.Sonra da boyamıştı.Bende içini kumaşla kaplayıp aynamın önüne koydum.Daha önce de büromdaydı.İçine broşürleri koyuyordum :)) beceriklidir oğluşum..


Annemin bu geldiğinde getirdiği sürprizler..Ona diyorum ki arkadaşlarıma getirdiklerini hemen ortaya çıkarma yoksa ben vermekte zorlanıyorum hele böyle renk renk sermişse önüme..Atkı bunlar.Hatta bana mavi ve çiçeksizinden de yaptı biraz daha spor.Yine de morunu aldım.


Dışarıda şu an yağmur yağıyor.Ben yatak odasındayım sabahtan beri.Kahvemi yudumluyorum.Telefonlara cevap verip dinleniyorum.Eğer dışarıda olsaydım bu şapkamı takıp dolaşıyor olacaktım.Bu hazır M& S dan, Carusel'den almıştım geçen kış.Bana da çok yakışıyor :))


Bunu canım komşum Hatice Teyzemin kızı Nilgün Öğretmen hediye etti.O da benim arkadaşım annesi de..Zor zaman dostlarıdır.Bunu daha sonra aşağıda göreceğiniz ve sık kullandığım şallardan olan kahverengi şalla kullanırım.Kapadokyada siyah şapkayla gittim bununla döndüm.Paul'ün karısı bana bozuk bir türkçeyle sen her gün değişik bir şapka diye söylüyor eliylede kafaya takma işareti yapıyordu otobüsten inerken..


Annemin ördüğü çıldırtıcı mavilerden.Neden böyle söyledim çünkü mavi olupta benim olmayan bir şeyi kıskanıyorum diyelim ama kendimce güzel bulduklarımı..asortik karga mı oluyorum bilmem ama çalma huyum yoktur bak bir de paylaşmam hiçbirşeyi.. Her zaman söylerim üç çocuk büyüdük ama ben hiç bir eşyamı kimseyle paylaşmam..


Bu da annemin hediyesidir :))


Bunu da genelde pantalon ceketlerde ceketin üstüne atarım.Çok hoş bir ışıltısı var. Özellikle burada otel salonları için iyi olur, soğuk olduklarından kışın kurtarıcı oluyor.Hem de koyurenk ceket üstüne çok hoş oluyor.Dikdörtgen ve bir tarafı oyalı..


Bu şal kışın elimden düşmez.Çok soğuklarda hep boynumdadır.Aslında şal olacaktı ama ben evde yokken annem bitirdiğinden boyun atkısı olarak kaldı.İyide oldu .Kışın hergün kullanırım.Camel rengi şapka ile kullandığım bu atkı-şalım..



Bu şalın maneviyatı bende çok yüksek.Çünkü anneannem annemle ördü.Kullanmaya bile bazen kıyamıyorum.Kendinden parlayan siyah bir yünü var.Dikdörtgen ve uzun.


Bunu parayla aldım.Kapadokyaya götürmüştüm.Siyah ikili bluz ve hırka takımı ile siyah kot üstüne giydim .Boynumada turkuaz kolyemi taktım.Herkes çok beğendi :))


Bunu bir zamanlar gittiğim kumaş boyama kursunda yapmıştım.Kıl tela üstüne Türkişi boyama.Annemde sağolsun hemen onu bana ayakkabı çantası olarak dikti.Bu bir örnekti.Daha sonra bu işi yapmak zor geldi.Zor bir teknik.İşlermiş gibi kıl telayı boyuyorsunuz.Daha sonra gittiğim bir kumaş boyama kursunda öğretmen bile bu tekniği hiç duymamıştı.O kadar zor yani..Kıl telanın iplik yolunun sayısına göre boyuyorsunuz.




Çarlinin Arzusunun(soldaki bordo) ve Annemin yaptığı mavi hediye olanlar.Sağdaki benim eskiden aldığım atkım.



Çok eski, öğrenciydim daha..Nişantaşından almıştım:)) Deri olunca kullanıyorsun .17-18 senelik eldivenlerim.Birde siyah ve leopar desenli alacağım.Sonra da ölünceye kadar kullanacağım.Birde camel rengi , bir de belki koyukahve...birde.. diye gider ama siyah ve leopar kesin alacağım.leopar bu sene de moda yine..ben de delisiyim :))


Bunlarda bana Burcucuğumun ördüğü Annemin işlediği eldivenlerim.Çok seviyorum ve Burcu bana başka renklerinden örerse de yine çok memnun olacağım ,biliyorum.Annemde işlesin ama..Mümkünse koyu kahve şalıma uygun olsun.ve yumuşak yünden..Bu da yumuşak ama başka renklerle de kullanayım olur mu..?


Yine Annemden beyaz şapka ve atkı takımı.Tam kar için.Çünkü yün ve atkısı uzun.Çok soğuklarda kışın soğuk günlerinde çok kullanıyorum.Hani deniz kenarındaki yürüyüşlere çok iyi geliyor.


Üçüde hazır ama ben takım yaptım.Tekte kullanıyorum.Şapka bal rengi ..



Benetton dan almıştım.Spor kıyafetlerde kurtarıcım :) Yeşil rengine de hastayım.


Yine hazır 90'lardan..Yeşil eldivenleri bu takımlada kullanabiliyorum :))


Tam burada önce Aysetun daha sonra da Biyocan aradı.Teşekkürlerimi iletiyorum buradan :))



Evden daha önceden hazırlığını yaptığım için yorulmadan yazdığım bu yazının son satırlarından herkese sevgi ve selam ile...