Bir çocuğun evden ayrılıp okumaya gitmesi bir kuşun yuvadan uçması gibi bir şey.Biliyorsun ki o artık kendi kanatlarıyla göklerde süzülüp duracak ve yeni hayatlar keşfedecek.Bir yandan bunun için şükredip bir yandan da ardından bakakalıyorsun bir müddet.Oysa için özlemle dolu ve o yokken onun kullandığı eşyalara gözün dalıyor,alışverişte onun sevdiklerine bakarak ve rafların önünde duralayarak gitmek, onun sevdiklerini pişirememek, eşyalarına bakıp iç geçirmek,söylediklerini anımsamak, espirilerini hatırlayıp gülmek ,böyle duygular yaşamakla geçiyor bu aralar.
Çarşamba akşamından beri sevgilimden ayrılmış gibiyim.Başkaları nasıl yaşar bilmiyorum.Beni acıttı işte. Ben ondan çok istedim belki İstanbul kazanmasını ama beni bu kadar sarsacağını tahmin edememişim uzakta olmasının, hatta babasının da aynı şiddetlerde bunu yaşabileceğini düşünememişim.
Allah başka dert ve sıkıntı vermesin, bir şekilde alışma devrelerindeyiz işte. Sudan çıkmış balık gibiyiz.Ares bile hüzünlü bu aralar evde.
Çağıl gel dediğimizde Ares merdivenlere bakıp bekliyor herzaman ki gibi.. Bizde bu gece bunu farkedince sık sık çağırdık :)
Sesim soluğum çıkmayınca evden(babamlardan) haber geldi yaz artık diye. Neyi yazayım,onsuz buraların bomboş kaldığını mı..? Hiçbir şeyden keyif almadığımızı mı..? Bu bir devre geçecek biliyorum. Bu yüzden bu kadarla geçiştiriyorum.Kolay değil, başkaları da bunu yaşıyor biliyorum, başkalarıyla kendimi kıyaslamadığım için ben şu an size içimi döküyorum... Zormuş.. Ayrılıklar herzaman bana zor gelmiştir zaten.Bu da üstüne tuz biber oldu.
Bu fotoğraflar geçen hafta gittiğim defileden.. Çok kalabalıktı,Çalışta Orient Express Restaurantta FIG yararına yapıldı.Fig, yani Fethiye International Grup. Etkinliği yapan ekip Jackson Fashions.Fig Fetav'ın alt grubu ve değişik etkinliklerle para toplayıp öğrenci burslarına ve çocuklara harcıyor.Bende kurulduğundan beri destek veriyorum. Paralel çalışıyoruz bazen, bazen de etkinliklerine katılıyorum.Başkanı arkadaşım ve sık görüştüğümüz aile dostlarımızdan.Üzümlüde oturan ve evini ve bahçesini arada görüntülediğim arkadaşım var ya o işte.

İngilizler başta olmak üzere yabancıların sevdiğim bir özelliği bu tarz yardım çalışmalarını iyi desteklemeleri. O gün gönüllüler defilede görev aldılar,kıyafetleri sergilediler,üzerindeki numaralardan satış yapıldı ve gelir oradan kazanıldı.Restaurant tıklım tıklım doluydu.Bu sezonun ilk etkinliğiydi de diyebilirim aslında. Unutmadan bu hafta sonu Çalış Karnavalı sezonu başlıyor.Eylül ayının ikinci el satışları "car boot sale" -aslında bagaj satışı anlamına geliyor ama Türkiyede bu şekilde pazar kurulmadığından ikinci el diyoruz yani arabalarla bir pazar yerine girip satış yapılması da denebilir-
26 eylül Çalış'ta car boot sale var.Sabah yedi satış için, dokuz alışveriş için başlangıç saatleri. Öğleden sonra üçe kadar alışveriş yapılabiliyor.
Bu fotoğraflar da ağustos ayından.Fig'in bir başka çalışmasından.O gece değişik bir tombala oynadık,bu yüzden atlamak istemiyorum, onu anlatacağım. Önce yemeklerimizi yedik,yemek zamanı bizlere kupon sattılar.Bu kuponlarda numaralar var ve gördüğünüz hediyeler. Bir ara kuraya katılan herkes ayağa kalksın dediler.Ayaktayız, bizde aldık destek için :) Bir yandan da bekliyoruz değişik bir yaklaşım, ne çıkacak diye. İrlanda tombalası gibi bir şey dediler bende uzunbeye diyorum ki onların İrlandası bizim Karadenizimiz gibi :) Muhtemelen değişik bir yorumu var :)) Gerçekten de tombaladan çıkan numaralardaki insanlar oturmaya başladılar.İlk oturana güzel bir hediye verdiler teselli hediyesi :) Her çıkana yorumda bulunup üzülür gibi bir yatıştırıcı cümle sarfediliyor :) Sonuna doğru bende oturdum,uzunbeyde.. Benim gözkoyduğum baileys başkasına çıktı başka bir tombalada..
Burası yacht classic hotel. Bir gece davetliydik yemeğe bir organizasyona, Karagözlerde manzara ve gün batımı çok güzeldir, fotoğrafları görünce yazmadan edemedim.Marinası kullanılabilecek butik otellerden biri aynı zamanda.
Ev sineması ve sauna evin en alt katındaydı,bahçesinde çok güzel kaktüsler vardı ama çekemedim.
Çağıl,dayısı ve dedesi ile birlikte öğretmen evinde takılıyormuş bugün akşamüstü, sık sık konuştuk herkesle. Çarli ona sataşıyordu ben ararken, Mükremin Abi, Bir Demet Tiyatro dizisinde bir öğrenciye yardım ederdi hani Kudret, (Olgun Şimşek) ona Kudret diye sataşıyorum yeni yetme öğrenci ya diyor :)
Çarli konusunda size yazmadığım bir şey var aslında. Sınav sonrası tercihleri yazıp ona gönderdiğimizde o puanına bakıp nokta atışı yaparak Çağıl kesinlikle bu tercihine girecek, bu yüzden sıraya iyi karar verin dedi. Bizde oturup Çağıl'la tekrar düzenledik. Açıklanacağı günden bir gün önce de aynı tercihi söyledi.Hatta ben ondan önceki tercihlerine girer diye düşünüyordum :) Çarli bildi.Çağıl onun dediği yeri kazandı :)
Ben seneler evvel tercihlerinde ona başka şehire gitmesin İstanbulda kalsın diye müdahale etmiştim ve hep anlatır , bir benzerini benim çocuğumla o yaşadı sayılır şimdi de.. Tarih tekerrürden ibaret, dün ona bunu hatırlatarak kendim için çalışmışım, bana yaradı senin mesleki başarın dedim . Umarım memnundur yani uzaktan işinden ve yerinden memnun gibi gözüküyor ama ben başarılarını görünce iyi yapmışım diyorum :))
Çağıl çok şanslı ,onun için çok seviniyorum.Şimdi etrafında on senedir uzak kalmakta zorlandığı herkes yanında.. Keyfini çıkarsın bence de.Ona İstanbul'da benim için de gez, keşfet dedim.. Babaanne davet etmiş istersen gel bende kal diye Çapa'dan, anneanne ve dede peşinde zaten, Burcu da orada, haftasonları Büyükçekmece'de kalacak, hala yan semtte (Florya da) geldi mi diye soruyor, ama yurt onun için daha iyi olacak, Çarli Ataköy'e çok yakın, hatta Çağıl dün okuldan çıkıp uğramış işyerine.
Yurtta, dört kişilik büyük bir odada kalacakmış.Okulun kendi yurdu. Herkesin çalışma masası, dolabı ayrı. Çamaşırhane de var yurtta.Gitmeden biraz anlattım çamaşır nasıl yıkanır ama bilmiyorum artık kendimi yıkar,anneanneye mi götürür. Hatta ona şu renkli çamaşırların renklerini akıtmasını engelleyen mendillerden aldık buradan.Ucundan kıyısından öğrensin,öğrenciliğin tadını çıkarsın : P bu kısımları pek sormayacağım. Bana getirme İstanbulda hallet dedim ona :))
Çarşamba gecesi onu otobüse bindirip eve geldik ve ilk geceyi şarap içerek geçirdim ben. Açtım şarabımı paşa paşa içtim. Uyumadım gerçi sabaha karşı uyudum ama o alışkanlık,biri gelirken ya da giderken uyuyamıyorum. Bütün gece mesajlaştık,sabah beşte aradı yoldan ondan sonra uyanmışım.Bu sefer otobüsle gitti ki eşyaları vardı yanında. Bilgisayarını götürmedi, oradan yeni alacak.
Perşembe her yerim ağrıyordu, kalp sızısı mı yoksa vücut ağrısı mı anlayamadım :( Öğleden sonra Zen'i aradım,müsaitsen geleyim,çok kötüyüm diye.Yamuk gidip sağlam çıktım :)) Masajda uyumuşum da.Yani dinlenip çıktım, eve geldiğimde çok iyiydim.
Yarın bahçede ve evde takılacağım,mümkünse telefonumda iş için çalmasın. Pazar günü umarım yağmur yağmaz,çünkü ikinci el pazarına gitmeyi düşünüyorum.Hatta öğleden sonrası için bile planlarım var.
Günün şarkısı ; Beraberken en çok dinlediğimiz gruplardan birinden - Gece Yolcuları
















