blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Mart 10, 2018
İnsanın sessizliği sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe *
Gecenin şarkısı: https://youtu.be/I7tg5xXrR9Y
Belli bir müddet alışkanlık yapması için kısa aralıklarla yazacağım. Elimden geldiğince yazarak içimi temizlemek istiyorum. İçimi, dışımı, kafamı toparlamak. Bu ara ben mi çok takıyorum hayat mı bana takıyor anlamış değilim. Masallardaki günlerce yürüyen ama arkasına baktığında bir arpa boyu yol gitmiş masal kahramanları gibiyim. Etrafa baktığımda kumdan kaleler ve don kişot'un saldırıya geçmiş şövalyeler görmesi gibi yaşamaya alışamadım.
Hayat bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama dilini çözemiyorum.
* Başlık: Halil Cibran
Yer : Karataş Plajı - Fethiye
Salı, Eylül 12, 2017
Kağıttan gemiler yaptım kalbimden ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı. *
Ben Ateşi gezdirirken hava kararmadan çıkıyorum. Bu gece çok yorgundum.Geldiğim gibi çıkamadım. Bu kadar kararmadan döndüm zaten. İki tepe arasında bir bölgedeyim. İlk tepenin karşısında oturuyorum.Akşamları nasıl bir serinlik geliyor anlatamam .. Ağaçlardan hem de.Orman diyemeyiz. O kadar sık değil. Köyde yaşıyorum ben, adına mahalle diyoruz ama. Çünkü Büyükşehir olduk biz. Geceleri öyle sessiz ki ... Bu sessizliği çok seviyorum. Ateş bahçede, geceleri hala bahçe kapılarımız evde açık. Şarjı bittiği için kanepede oturup yazıyorum oysa bahçede oturuyorum uykum gelene kadar. Tv açmıyorum. Radyo açıyorum. Voyage fm ya da slow radyo dinliyorum. Telefonum kısıkta evde. Ben bir tur mağara muamelesi yapıyorum bu aralar eve. İnsan bazen kimseyi görmek , konuşmak istemiyor. Geçecek biliyorum. Çünkü gündüz çok çalışıyorum. Geceleri bana kalsın istiyorum ve eskiden arkadaşım dediğim benim için bir zamanlar değerli arkadaşlarım aramıyorlar bu ara. Hiç birini aramıyorum. Onları da bazı anılarla ve hayatımın içindekilerle gömdüm. Pişman mıyım ? Asla.
Hayat :) seni hala önemsiyorum ben. Öyle gözükmese de bu aralar uzak duruyorum, biraz daha yorulmak, kırılmak, üzülmek istemiyorum. Kendimi toplamaya ihtiyacım var. Bir kaç bir şey daha yaşamak istemiyorum.. Kendimi koruyorum. Ya da öyle zannediyorum. Şu an buna ihtiyacım var.
* Başlık :Didem Madak
Cuma, Şubat 17, 2017
Mutluluk Nasıl Dayanıksız*
Genelde kendi yazmadıklarımı burada az paylaşıyorum ama o kadar güzel bir yazıydı ki görmeyenler için kayıt olsun dedim.Sanırım yine buralarda olmaya ihtiyacım var bu aralar.Yazmak bana iyi geliyor.
*Başlık: Cemal Süreya 999.Gün Resim : Kabak Koyu - Alınca'dan görünüş. ....
Hayat, bazı kadınlara saçlarını kestirdiği için pişman olup ağlama lüksü vermez… Hatta bazı kadınlar sırf saçlarıyla uğraşmamak, onlarla uğraşarak vakit harcamamak için kısa kestirir saçlarını… Ağlamak lükstür bazı kadınlar için… Zamanında o kadar çok ağlamıştır ki katılaşmıştır gözyaşı… En büyük acılarını tek bir damla gözyaşı karşılamaya yetebilir… O kadar çok hayal kırıklığı yaşamıştır ki… O kadar sık kar yağmıştır ki o en güvendiği dağlara… Hiçbir şey şaşırtamaz onu… Gardı hep elindedir… Kendi sorunlarını tek başına çözer… Çünkü bilir ki ne zaman yardım istese bir karşılık bekler yardım eden ama ondan yardım istense elinden geleni esirgemez kimseye… Kendi yaralarını kendi kapatır… Zaten kendinden başkası onun kadar üzemez onu… Ve yine kendinden başkası onun kadar mutlu edemez… Gerektiğinde hangi konuda kimden fikir alabileceğini bilir… Ama kendi doğrularına ters düşen hiçbir fikir ona göre değildir…
Kavanoz kapağını açmak için bir erkeğe ihtiyaç duymaz bazı kadınlar… Çünkü kapağın havasını alınca kolaylıkla açılabileceğini bilir… Çünkü balıklar önüne tepside sunulmamış, o tutmayı öğrenmiştir… Kimsenin kimseyi kendisi kadar düşünemeyeceğini bilir… Çünkü insan, doğası gereği bencildir… Dostluk, kardeşlik nutukları iyi günlerin meyveleridir… Hayatta her zaman ama her zaman tek başına olduğunu öğrenmiştir… Erkek ve kadının her konuda eşit olduğunu savunup hesap ödemeye gelince geri duran kadınlardan değildir. Masaya gelen hesaba ilk önce elini atmaktan hiç çekinmez… Masada erkek varken garsonla muhatap olabilir, siparişini kendi söyleyebilir.
Onunla uğraşanlar olur ama o sadece kendisiyle uğraşır… Zaaflarını, eksiklerini kapatmak için… Hep bir adım daha ileriye gitmek için… Hataları olur ama onlara zaferleri kadar sahip çıkar… Çünkü bilir ki zafere giden yoldur onlar… Pişmanlıklarını gurur tablosuna dönüştürmeyi öğrenir… Biriyle birlikte olduysa kendi istediği içindir, sadece istenildiği için değil… Sevdiği için evlenir… Zengin koca hayalleri kurduğu için değil… Duygularına boyun eğmez, onları kontrol etmeyi bilir… Mantığıyla çelişen duygularını ekarte edebilir… Düşer, kalkar… Düşürürler, kalkar…
İşte bu yüzden ağlamaz bazı kadınlar, saçlarını beğenmedi diye… Bu yüzden mutlu etmek de zordur onları, üzmek de…
Burcu Ergin
*Başlık: Cemal Süreya 999.Gün Resim : Kabak Koyu - Alınca'dan görünüş. ....
Hayat, bazı kadınlara saçlarını kestirdiği için pişman olup ağlama lüksü vermez… Hatta bazı kadınlar sırf saçlarıyla uğraşmamak, onlarla uğraşarak vakit harcamamak için kısa kestirir saçlarını… Ağlamak lükstür bazı kadınlar için… Zamanında o kadar çok ağlamıştır ki katılaşmıştır gözyaşı… En büyük acılarını tek bir damla gözyaşı karşılamaya yetebilir… O kadar çok hayal kırıklığı yaşamıştır ki… O kadar sık kar yağmıştır ki o en güvendiği dağlara… Hiçbir şey şaşırtamaz onu… Gardı hep elindedir… Kendi sorunlarını tek başına çözer… Çünkü bilir ki ne zaman yardım istese bir karşılık bekler yardım eden ama ondan yardım istense elinden geleni esirgemez kimseye… Kendi yaralarını kendi kapatır… Zaten kendinden başkası onun kadar üzemez onu… Ve yine kendinden başkası onun kadar mutlu edemez… Gerektiğinde hangi konuda kimden fikir alabileceğini bilir… Ama kendi doğrularına ters düşen hiçbir fikir ona göre değildir…
Kavanoz kapağını açmak için bir erkeğe ihtiyaç duymaz bazı kadınlar… Çünkü kapağın havasını alınca kolaylıkla açılabileceğini bilir… Çünkü balıklar önüne tepside sunulmamış, o tutmayı öğrenmiştir… Kimsenin kimseyi kendisi kadar düşünemeyeceğini bilir… Çünkü insan, doğası gereği bencildir… Dostluk, kardeşlik nutukları iyi günlerin meyveleridir… Hayatta her zaman ama her zaman tek başına olduğunu öğrenmiştir… Erkek ve kadının her konuda eşit olduğunu savunup hesap ödemeye gelince geri duran kadınlardan değildir. Masaya gelen hesaba ilk önce elini atmaktan hiç çekinmez… Masada erkek varken garsonla muhatap olabilir, siparişini kendi söyleyebilir.
Onunla uğraşanlar olur ama o sadece kendisiyle uğraşır… Zaaflarını, eksiklerini kapatmak için… Hep bir adım daha ileriye gitmek için… Hataları olur ama onlara zaferleri kadar sahip çıkar… Çünkü bilir ki zafere giden yoldur onlar… Pişmanlıklarını gurur tablosuna dönüştürmeyi öğrenir… Biriyle birlikte olduysa kendi istediği içindir, sadece istenildiği için değil… Sevdiği için evlenir… Zengin koca hayalleri kurduğu için değil… Duygularına boyun eğmez, onları kontrol etmeyi bilir… Mantığıyla çelişen duygularını ekarte edebilir… Düşer, kalkar… Düşürürler, kalkar…
İşte bu yüzden ağlamaz bazı kadınlar, saçlarını beğenmedi diye… Bu yüzden mutlu etmek de zordur onları, üzmek de…
Burcu Ergin
Perşembe, Şubat 04, 2016
En son ne zaman bir kadını sevdin..?
Etiketler:
aşk,
blog,
nejat,
oğuz atay,
özlü sözler
Cumartesi, Kasım 21, 2015
Kuşları severim ve siz benim gökyüzümsünüz... *
Bir 18 kasım cuma günü yazmaya başlamışım.18 kasım 2005.
Bugün 20 kasım 2015. On sene bitmiş.
18 inde yetişemedim yazmaya ama buradan geçmişte blog yazan, yazmayı bırakan ve devam eden bütün blogger arkadaşlarıma ve okuyuculara diyorum ki ...
İyi ki bloglar var, iyi ki varsınız :)) Çok şey paylaştık, daha da paylaşacağız sanırım...
Foto: Neden bu foto, değişmeyen tek hayalim...
*Başlık : Cemal Süreya
Bugün 20 kasım 2015. On sene bitmiş.
18 inde yetişemedim yazmaya ama buradan geçmişte blog yazan, yazmayı bırakan ve devam eden bütün blogger arkadaşlarıma ve okuyuculara diyorum ki ...
İyi ki bloglar var, iyi ki varsınız :)) Çok şey paylaştık, daha da paylaşacağız sanırım...
Foto: Neden bu foto, değişmeyen tek hayalim...
*Başlık : Cemal Süreya
Etiketler:
asortik krep,
blog,
blogger,
cemal süreya,
sanal dünya,
sosyal medya
Salı, Temmuz 28, 2015
Canımın içi ne güzel kelimedir ..Hem canım hem içim :))
Bu kadar uzun yazamayacağımı bilseydim arada kısa kısa notlar düşerdim. Hayat beklemiyor, devam ederken acı tatlı her şeyi veriyor ortaya. Hastalıklar,acılar, şehitler, seçimler, sonuçlar derken ben kendimi bir türlü blogda bulamadım.Kaç kere açtım kaç kere yazamadım sayısını ben bile bilmiyorum.Yazı yazarken son yazıma bakıp nerede kaldığıma bakarım genelde.Bu sefer bakmaya niyetim yok,çünkü arayı kapatma şansım yok. Olduğu yerden,hissettiklerimden devam ediyorum.Bu kayıtta böyle olacak tarihe...
Seçim zamanı gittik Kelebekler Vadisine...Yukarıdaki manzarada öz çekimler mi yapmadık, çay kahve içtik, bol bol seçim konuştuk :) Seviyorum ben bu çalışmaları..Sonucu ne olursa olsun alan çalışmalarını, insanlarla konuşmayı ve ekip çalışmasını seviyorum :)
Bazen sabah bazen de akşamüstü yürüyüşe çıkıyoruz çocuklarla.Ben her zaman katılmıyorum. Çünkü yüzerek spor yapmaya çalışıyorum. Yürüyüş ekstra oluyor.-Karataş Plajı- Kargı
Bunlar yürüyüşten.
Mutfakta zaman geçirmeyi severim aslında.Bir dönem çok gezenti olduğum içinde gün ikramları konusunda ihtisas yaptım sayılır ama kilo vermeye çalışırken mutfağa olabildiğince girmemeye çalıştığımdan, şimdilik sadece bahçeden çıkanlarla turşu, elma sirkesi, akşamları olabildiğince kolaya kaçılmış sağlıklı yemek, mangal durumları,-malum iki kişiyiz, mangalımızda tüplü- özellikle kahvaltılarda bahçeden domates-biber-peynir yediğimden bu aralar pek işim olmuyor.Mutfak konusunda çok takıntılıyım ben, bardak,çanak,tabak takıntım had safhada. İçki kadehi, likör bardağı, demlik, yumurtalık gibi küçük koleksiyonlarım var. Gerçi bu eve taşınınca demliklerin çoğuna kaktüs diktim ben :))
Kelebekler Vadisi- Şelale- Faralya
Burası arada yürüyüş yaptığımız Çenger Yolundaki şelale .İnstagramda her paylaştığımda neresi diye sordukları yer. Benim evime de çok yakın.Zaten öyle bir yerdeyim ki hızlıca karar verip taşındığımız halde sessizliğinden ve geceleri serinliğinden seviyorum. Serinliğinin tek sebebi de etrafındaki ağaçlar. Eski bir şehirli olarak diyorum ki kadınlar gerilla bahçıvanlığı yapıp şehirlerde boş alan bırakmamalı...Bu işi erkeklere bırakmayalım. Bulduğunuz her boş yere ağaç dikin!
Bunlar haziranda bahçeden çıkanlardan. Bahçe işleri Uzunbey'in . Benim hem zamanım yok hem de hazırı daha güzel.O uğraşıp dikiyor, bakıyor,suluyor ben sadece koparıp yiyiyorum.
Doğum günüme özel hediyelerimden..
Çenger Yolundaki Şelale.
Suya sokmadan onları gelmiyoruz.
Bu da tekne turundan...
Şovalye Adası..
Çalış Kanalı
Merkeze giden tekneler buradan kalkıyor..
Resimler karışık düşünce konuda böyle karışık oldu :) Bu yazılık idareten yazıyorum.Yoksa bir yazı göndermeden ay bitecek.-Benim veranda.Devamlı buradayız.Gece ,gündüz, yemekte, oturmada, misafir varken.
Yine bahçe mahsülleri.
Erika
Saklıkent - Annemler bendeyken.
Saklıkentte kahve.
Yörük Müzesi klasiği :)) Yörük Müzesi.
Bu kahvede çarşıdan. Orange Cafe.
Erika
Nif kirazı. Fethiyenin çok güzel kirazı var ve bu mahallede-köyünde- yetişiyor. Yaylası aynı zamanda.
Bu iki sevgili yolda bize yakalandı yürüyüşe giderken.Biraz çekip onları rahat bıraktık.
Ares ve Ateş.. Karataş Plajında.
Ares..
Tatil evi..Kayaköy
Erika
Ev hediyesi.. Annemin kuzeni yapmış .Kurdele işi örtü.
oky garden -yanıklar Kahvaltı için sık sık gidiyoruz.
Normalde at çiftliği..
Erika'nın yatak keyfi.
Bahçeden ...
Tavşanlarımız da var.Söylemiş miydim..? :)
Ares ve Ateş
Renk cafe waffle - çarşıda,tavsiye ederim.Karşımdaki Çağıl :))
Erika..
Karataş Plajından Fethiye ve Şovalye adası manzarası.
Uykuya yenik düşmeden yazıyı kapıyorum.Nice yazılara .. Şimdilik bu kadar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


