lys etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lys etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 13, 2010

sınav sonucu..

Sancılı saatlerden sonra sizinle paylaşabilirim artık :)

Çağıl, İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatlarını Tam Burslu olarak kazandı. Bunun yanında gerek Büyükçekmeceye yakınlığından dolayı (okul kampüsü Ataköy'de yurdu da Şirinevler'de) gerekse istediği bölümlerden birini kazanmış olmasından dolayı çok sevinçliyiz.

İlk kutlamayı akşam İstanbuldan gelen okul arkadaşım ve arkadaşlarıyla yemekte yaptık ama sanırım bu kutlamalar biz İstanbula gidene kadar sürer :))

Perşembe, Ağustos 12, 2010

Sen uzaklarda değil..

Son günlerde elimden çıkaramadığım , başka yüzükler de taksam yine de çıkarmaya kıyamadığım yüzük bu. Bir arkadaşıma hediye geldi, ben çok beğendim.. Hediye olduğundan sana veremem ama beraber takalım dedi. Olur dedim.Ben kimseyle bir şey paylaşmam,yani özel eşyalarımı ama bunu paylaştık :) Şimdilik ben takıyorum, gelecek pazartesi ona vereceğim..
Aynısından bulursam alacağım, ya da sipariş yaptıracağım Gözdeye.. (Gözde kendi tasarımlarını kendi yapabilen biri, Fethiyeli ama biz İstanbul kaynaklı tanıştık.Çarşıda kuyum dükkanı var,adıyla aynı) Olmadı ilk buna benzer bir yüzük bulduğumda alacağım. Anıtkabirde satılıyor mu bilmem, bu kış Ankara'ya gitmeyi düşünüyorum :) o zaman bakarım.. Yanında K. Atatürk imzası var, son zamanlarda bu kadar özendiğim bir şey olmamıştı.
Dün çok güzel bir şey oldu :)) Yani burada paylaşmak istemediğim ama bana mutluluk veren.Ben artık daha rahat kendimle konuşabiliyorum.. :) Yani buna konuşmak denirse..
Ben normalde kıskanç biri değilim, yazılarımdan da anlamışsınızdır zaten. Dün kendi kendime bir kıskançlığımı da itiraf ettim sanırım yine kendimle ilgili. Bu pek başkalarıyla ilgili bir şey değil, yani buraya yazmaktaki amacım sadece kendime şaşırdığımdan dolayıdır.
İnsanın kendi kendinle konuşması da bir şeymiş, yani bunu sessizce fısıldamaktan sesli hale getirmek bile insana mutluluk verebiliyormuş. Güzelmiş :) Sık sık yapmalı aslında, yani beyin ve kalp sağlığı için. Sadece bana mutluluk vermesi bile yapmak için bir sebep olmalı. Müzik dinlemek kadar rahatlatıcıydı, güzeldi, özgür hissettirdi..
2010 Türkiye'de Japon yılı dolayısıyla yapılan bir etkinlikten arkadaşlarımızın bize hediye ettiklerinden.. Fethiye Lionslarından geldi.Aldığım en orjinal hediyelerden biridir herhalde..
Saç bandını şimdilik bir kenara ayırdım, yukarıdaki yazı bende ve origami eşimin odasında, büroda.. Hediye getiren Japon ilişkileri için çok çalışan arkadaşım Zeynep Kocasinan.
Bugün kendime izin verdim, Çağıl'la beraber takılacağız :) Yarın sonuçlar açıklanabilirmiş,sanırım heyecanlıyım.. Şimdi onu yemeğe götüreceğim dışarıda, sonra da gezeriz beraber. Yarın sonuçları öğrendiğim gibi burdayım. Sizlerle de paylaşacağım.
Referandum da sandıkta görevliyim :) Sadece konuşup,oturup seyretmek istemiyorum bazı şeyleri. Fethiye'de VATAN İÇİN ELELE Platformu kuruldu, " Referandumda Hayır " konularında çalışacağım.Parti gözetmeksizin bu konuda her destek isteyene de destek olmayı düşünüyorum. Çocuğunuzun geleceğini sadece yiyeceği ,içeceği konusunda onu iyi büyüterek hazırlayamıyorsunuz ne yazık ki. Özgür ve kişisel haklarına müdahale edilmeyecek ortamlarda da büyümesi şart. Hatta büyüdüğünde topraklarında kendi bayrağı salınan bir ülkede olmalı.
Bu gece uzun olacak..
Not: 1 Sonuçlar yarın saat 10.00 da açıklanacakmış.
Not: 2 Referandumda sandık başında evet mühürleri kullanılacak ya insanların kafalarını karıştırmaya çalışanlara inat diyorum ki mühürde ne yazarsa yazsın siz "HAYIR" basınız, çevrenize de mutlaka bu uyarıyı yapınız !

Cumartesi, Ağustos 07, 2010

bu sabah güneş doğmuyor..

Geçen hafta çok sancılı geçti bizim için. Üniversite tercihlerini yaptık,yaptık ama günlerce de boğuştuk listeyle. Dün tercihleri teslim etme zamanı bitti.Biz çarşamba günü teslim etmiştik. Yine de düzeltme ya da değiştirme yolu açıktı düne kadar.Artık ayın yirmisini bekliyoruz, sonuçlar için.
Bizim için çok zor oldu,çünkü Çağıl annemlerde kalacak kazanacağı üniversiteye bağlı olarak. Şimdi öyle yerler var ki okul iyi ama yol uzak. İstanbul başka şehirler gibi değil, hayatı yolda geçecek.İlk seneden eve çıksın istemiyoruz babasıyla.Bunları gözeterek tercihlerle boğuştuk günlerce. Bazı okulların yurdu var, eğer onlar olursa yurtla çözüyoruz ama bazıları içinde çözümü sonradan üretmek gerekecek,artık babamında dediği gibi hangi okulu kazanırsa duruma göre çare üreteceğiz.
İki şehir yazdık sadece,Çağıl başka yer istemedi. Çoğunluk İstanbul, birde Eskişehir. Arada puanı diğerlerine yakın bir bölüm var Anadolu üniversitesinden, yani onu da kazanabilir..
Eskişehir hem şehir olarak hem de bölüm olarak güzel olduğundan ona da en azdiğerleri kadar sevineceğiz.
Bu ayın yirmisinde öğrendiğim gibi yazacağım sonucu.Bütün arkadaşlarımız, dostlarımız en az bizler kadar sabırsız sonuçları bekliyor.
Bu sene çok zordu,hayatımın en zor senelerinden biriydi diyebilirim.Sınavlar önce ikiye sonra da kendi aralasında ikinci sınav ikiye ayrıldı. İlk sınava Fethiye'de girdiler.İkincinin iki sınavına da Muğla'da.Okuyorsanız biliyorsunuz zaten ama çok zor oldu.Sadece kendimiz için söylemiyorum.Onbin öğrenci girdi Muğla da. Yani Muğla'nın bütün ilçelerindeki çocuklar,aileleriyle beraber sınavdaydı.Yoğunluğu düşünün artık.Muğla alan olarak Fethiyeden de küçük. Çağıl sınavdayken uzunbeyle oturup hesapladık, her aile kişi başı min. 50 lira harcasa , yaklaşık iki sınav için gidiş geliş 2 trilyon para hesapladık.Bu parayı da bir hafta arayla harcıyoruz ülke olarak.Biz bu kadar zengin bir ülke değiliz bence. İlla topraklarımızdan petrol çıkmasına gerek yok.Kazandıklarımızı böyle har vurup savurmasak yine zenginleşiriz.
İlk sınavı Fethiye'de yapabiliyorsak,ikinci sınavları da yapabiliriz demek ki,ne gerek var Muğla'ya gitmeye.. Hem de bir hafta arayla. Çoğu çocuk gidip gelmeye alışkın değil,çağıl akıl etti de biz akyaka da kaldık.Çoğu çocuk, genelde 2-2.5 saat süren yoldan midesi bulanmış ve sınavlara kötü psikojiyle girdi. Otobüsle Muğla 4.5 saat. Ondaki sınav için buradan beş otobüsü var,ancak onunla gidebilir Muğlaya.. Beş otobüsü için dörtte kalkması gerektiğini saymıyorum bile. Orada kalmaya kalksa Muğla küçük bir yer, otelleri yok denecek kadar az ve çoğu kötü,onbin öğrencinin orada konaklamasını düşünebiliyormusunuz..? Bunlar sınavlar orada yapılsın diye tutturmadan hesaplanmalıydı ama nerdeeeeee.!!!
Bunları birilerinin düşünmesi gerek..

Gelelim bizim durumumuza Çağıl anadolu lisesi mezunu yani sayısalcı ama son sene fikir değiştirdi ve TS girmeye karar verdi. Bizde karışmadık,o hangi mesleği istiyorsa onu sevsin onu olsun istiyoruz.Yalnız, puan tarzı değiştiğinden imamhatiplilerle ve meslek liselilerle aynı statüde sınav katsayıları farklı değerlendirildiğinden onlar gibi durumu sınava girmeye az bir zaman kalana kadar belli olmadı.Düşünebiliyormusunuz, lise son sınıfa başlıyorsun,bölümünü seçiyorsun,taa ağustostan dershanede bölümünü seçiyorsun, sonra biri çıkıyor katsayıları değiştiriyor,tamam diyorsun yola devam etmek zorundasın çünkü tüm olasılıkları ona göre belirlemişsin.. Çok çalışıyorsun, kat sayıların etkilerini en aza indirgiyorsun.Sınav kılavuzlarında tercihleri yani hangi bölümden gireceğini yazıp ilk başvuruları yapıyorsun, bir gün çıkıp birileri
sana diyor ki sınav sistemi değişti.Hadi canım,şaka mı bu..? !! Bu böyle nisan ayına kadar üç kere değişti.
İnsanda motivasyon diye bir şey bırakmadılar ki. Sonra en aza indirgendi güya.. Bir kural sınava giriş kılavuzları doldurulduktan sonra üç kere değişir mi..? Değişirse de bu sene sınava girecekler buna dahil edilir mi..? Bütün sene kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar bu çocuklarla..Türkiyede kurallar değişir,değişirde tam üç kere değişen tek yıl bu yılmış arkadaşlar.Çocukların durumunu düşünebiliyormusunuz..? Çağılla yıl içinde böyle krizler yaşadık, bölüm değiştirecek pozisyon yok,çünkü tüm hazırlıklarını ona göre yapmış, birinci dönem ağırlıklı kendi derslerine çalışmış,özel çalışmalar yapmış,gelsen şimdi tekrardan sayısal gibi derslere baştan başla olur mu..? Zaten bölüm tercihlerini kılavuzda işaretlemişsin o da olmaz.
Son sene dershaneler ikinci adresleri, bu çocuklar nasıl ağustos başında çalışmaya başlıyorlar, haziranda sınavın ertesi gününe kadar çalışıyorlar, normalde sınav haziranın 27 sinde bitti ama biz ancak şimdi tercihleri verdiğimizde bir rahat nefes alabildik. Bugün ayın yedisi..ağustos yedi.Tam bir yıldır cebelleşiyoruz,daha da bitmedi. Ayın yirmisinde sonuçlar gelecek, okullara kayıtlar 31 ağustos -yedi eylül arasındaymış.Yani o zamanda ya istanbulda ya da eskişehirde olacağız kısmet olursa..- Olsunnnn ya, yazık bize :))
İkinci sınavları da ikiye ayırmak hatta bazı öğrenciler çift branş girdi, hangi akıllının fikri tebrik ederim :P Böyle bir şey var mı ya..? ! Sınava giriyorsun,önemli bir sınav, diyelim ki edebiyat, pestilin çıkıyor muğlada ,maaile yollara dökülüyorsun, hadi bunu geçtik, haftaya aynı yerde yine aynı önemde bir sınav.Yok ya bu bir şaka olmalı..? Hayır ,şaka falan değil,aynı heyecan-sınava geç kalırmıyım,çocuk hastalanacak mı..? Ben nasıl işleri ayarlayacağım şimdi..? (Turizm işi yapıyoruz çoğunlukla,millet sezonun ortasında işi gücü bırak, sınava çocuk götür, kendi gitsin de bu çocuklar leyla gibi, zaten heyecan yaşıyorlar, yollarda gördükçe yalnız çocukları moralim bozuldu..
Ösym'nin yaptıkları yanlışları, geçen senenin puanlarıyla bu senekilerin farklı olmasını, hatalı tercih rehberlerini çağılın sınavı sonuçlandığında :)) yazacağım merak etmeyin,onları unutmuş değilim..
Şimdilik ayın yirmisine kadar bekliyoruz efendim.. Sonuç belli olduğu gibi yazıp, paylaşacağım sizlerle.
İlk fotoğraflar bu hafta bir arkadaşımızla gittiğimiz Kayaköy İzela Restauranttan,geçen gece hiç fotoğraf çekemediğimden, gitmişken çekmek istedim.
Bu fotoğraflar da Göcek'ten Begün için :) Bu hafta 2. el pazarına gittim, neler var neler yok görelim diye.Ayrıca Mavikuş için stand açmıştık, arkadaşlarım ordaydı. Her ay yiyecek işini bir dernek alıyor,bu ay biz almıştık.Poğaça yapıp götürdüm sabahtan.

Sunthing'in annesi N.Hanım gösterdi,bak ne kadar güzel ,fotoğraf çek bak ben alacağım sonra çekemezsin diye :)) Ben farketmemişim,oysa taçlar vardı el yapımı aynı tezgahta onları çekmişim,görmemişim bu iğnelikleri.

Oyalarda güzeldi..




Huniden yapılma rüzgarlık..

Hanife yapmış, yatak takımları ,çok güzel duruyorlardı..

El yapımı taçlar.Konuşurken kaçırıp,almadığıma pişman oldum. En öndekileri alabilirmişim aslında.
Heybelere tanesi 25 lira dediler..

Bu da etamin tablo.

Yoğun bir haftaydı. Özellikle tercihler başında kaç gece uğraştık, tercihlerde emeği geçen Çarli dayımıza buradan çok teşekkür ediyoruz, başındaki kalabalıklardan bize de zaman ayırabildiği için.Yoğun bir telefon trafiği yaşadık beraber. .
Ekolojik Restorasyon ve permakültür toplantısı çok güzel geçti, sonuçlar ve ayrıntılar ayrıca bir yazıya kaldı.Hepsine katılamadım ama kesinlikle paylaşacağım şeyler var bu konuda.
Çok sıcak, büroda devamlı klima altında çalışıyoruz, dışarıları felaket. Arada denize kaçtım.Mesela perşembe günü sabah kalktım ki etraf fırın gibi. Kendimi deniz kenarına nasıl attım bilmiyorum. Yüzdüm ,güneşlendim,kitap okudum, yüzdüm ama deniz bile serin değil.Soğuk denizleri özledim ben. Dalgalara seslendim, fısıldadım, kendime terapi yaptım denizle.. ve şarkılar dinledim.
İki gündür hava yarı kapalı gibi ama çok sıcak. Bu tarz havalar çok boğucu olur bilirsiniz,ara ara yağmur yağacak sanki, yağsa belki rahatlayacak ama yağmıyor... Günde beş kere terleyip soğuyoruz,hasta olmazsak iyidir.
Şimdi iyi bir kahve keyfi yapmaya kaçıyorum arkadaşımla.. Görüşmek üzere.

Pazar, Haziran 20, 2010

Akyaka'dayız

Dün Çarli gitti.Biz Çarli'nin otobüsünden erken çıkmak zorunda kaldık, çünkü sınav için Akyaka' ya erken geçmemiz gerekti.Gülen sanki kendi kardeşi gibi Çarli ile ilgilendi ve otogara kadar refakat ettiler, ona buradan, Hakan'a ve Babasına da sevgilerimi ileterek teşekkür ediyorum.. Biz balık lokantasında akşam keyif yaparken Gülen bana telefon açmış kardeşini geçirdim diye haberdar ediyordu :) Ben nasıl bu blog dünyasını sevmeyeyim şimdi.. Bu duruma iyice alışan Uzunbey bana bugün Muğlada blogcun yok mu diye laf çarpıyordu :P (kıskandı galiba :)

Bugün Çağıl sınava girdi, güzel geçti ama o daha iyi yapabilirdim diye biraz kendini hırpalıyor sanırım..
Akyaka'dayız.. Yarında burdayız.Salı döneceğim.

Bugün birilerine 12 ( oniki tane) kına yollayacaktım..
Öyle canım acıdı ki kayıplara, zaten sınav yüzünden heyecanlıydım gazeteyi açıp da haberi gördüğümde içim titredi.. Devamlı eski idarelerle bu hükümeti karşılaştıranlar bu duruma ne kılıf uyduracak hep beraber göreceğiz..
Ülkeyi süper bir refah seviyesine çıkardılar işsizlikten geberiyoruz, hiç bu kadar açık hedef olmamıştık ülke olarak.Birileri kolay satışa girdi, hala bu düzene aman tanrım süper yönetiliyoruz diyenlerin bu düzenden ne çıkarları var diye incelemeye almak lazım.
Herşey sırasıyla ya.. Uzatmalardayız..
Fotoğraf: Azmak'ta tekne turu- Akyaka

Cuma, Haziran 18, 2010

Çok Özledim :)


yazmayı ve blogları.Günlerdir müsait olmadım yazmak için.Misafirlerim var ve yarın da sınav için Akyaka'ya gideceğiz.
Salı sabahı Çağıl'a moral olsun diye annem gelecekti biliyorsunuz..Aslında biz Çağıl'a büyük bir sürpriz yaptık ve günlerce aslında dayısının da geleceğini sakladık :) Hatta Çarli (dayımız) SBS sınavlarından dolayı tv ye çıkıp duruyordu, (kendisi büyük bir dershanede müdür yardımcısı)salı sabahı geleceğini bildiğimizden Çağıl'ın Çarli'ye sataşmalarına zemin hazırladık, onu goygoylayıp mesajlar çektirdik.Çağıl aslında bir şeylerden huylandı ve içinden bunlar bana bir oyun hazırlıyor ama ne diye merak ederken biz salı sabahına kadar kendimizi zor zaptettik. Salı sabahı annemleri karşıladım, Çağıl'ın sınavı olduğundan dershanedeydi, dershane önüne kadar gittik ve onu dışarıya çağırdım. Dayısının gelebileceğinden hiç şüphelenmediğinden anneme doğru giderken dayısını gördü.. Kime koşacağını şaşırdı :)) Çok sevindi, onun rehber öğretmeni ki bizim aile boyu hayranı olduğumuz kişidir kapıya çıktı, artık bu moralle sınavı geçersin diye takıldı. Onu bırakıp eve döndük. Salıdan beri beraberiz.
Fotoğraf : Göcek
Göcek marina
Bu yazıdaki fotoğraflar gezdiğimiz yerlerden.. Gündüz denize gittik, gece de onlar bazen oyun oynadılar, tv de maç seyrettiler, sohbet edip içki içtik balkonda.. Bu akşam son gecemiz, yarın dayımız dönüyor, annem bizimle Akyakaya gelecek.. Pazar günü sınavımız var, pazartesi de orada kalıp salı döneceğiz kısmetse.
Göcek
Bence Çarli ve Çağıl babama benziyorlar biraz, yani hafif bir nüktedanlık var, yakalarlarsa affetmezler laf cambazı diyebiliriz onlar için-hoş bende andırırım bu yönden babamı ama yakalayamayız o başka :P Şimdi bunlar kafa kafaya vermiş öyle muhabbetler dönüyor ki ortada ben keyiften dört köşe olmuş izliyorum ikisini :) Espriler ve sataşmalar, konular arka arkaya anlatılıyor, onlarla muhabbet etmek çok keyifli, arada bana sataşılıyor, annemle ikimiz
izliyoruz keyifle..
Komik bir anı yaşadık birde, bahçe için gelen şirketten bir hanım, Çarli için oğlunuz mu dedi :P
Oha oldum aslında.. Çarliyle aramız sekiz yaş ama adam küçük gösteriyor ben ne yapayım.. Hoş on kilo vermiş ben görmeyeli.Bende biraz kilo verdim geçen kışa göre ama kadın koydu lafı bize. Daha doğrusu bana .Neyse ben takmıyorum zaten yaşla ilgili şeyleri, kim ne derse desin ben istediğim gibi yaşamayı düşünüyorum.Kimsenin taktirini beklemeyeceğim bu konularda. Dışarıdan görüntüm kendim için kıymetli tamam, yüzü kırış kırış ama yüreği hala aynı hızla çarpan yaşlı bir kadın olmak istiyorum ben :) Beni sevenler böyle sevmeli.
Bu seramikleri yapan kadın sanatçıyla tanıştım aslında ama adını unuttum. Göcek caminin şadırvanında.. Dört tarafına değişik modeller yapılmış.

Ölüdeniz
Yörük Müzesi-Kargı
Yörük Müzesi

Bunlar gelin damat semeri :)

Gelin-damat semerleri bu arkadaşlar için.Yörük müzesinde evli evli oturuyorlar. Linda ve Duman bu mayıs evlendi..Bu konuda daha öncede çok yazmak istedim ama fırsat bulamadım.

Biz perşembe sabahı kahvaltıya gittik, kahvaltı her zamanki gibiydi.. Süperdi yani.. Çarli bayıldı, annem alışkın gerçi ama uzun uzun sohbet edip keyif yaptık yörük müzesinde..
İki gündür çok sıcak, dün Ölüdenizde, çarşamba günü de Çalışta denize girdik. Bugün evden çıkmak istemedi canımız.. Dinleniyoruz.
İyiyim, iyiyiz.. Hayırlısıyla ilk sınavı atlatıp gelmek istiyorum artık. (Sanki sınava ben gireceğim) Gelecek hafta diğer sınavımız var.. Neyse sınav mevzunu kapatalım aslında.
Aklımda yazıya başlarken çok şey vardı, şimdi bir şey kalmadı. Bu aralar nereye gitsem sevdiğim şarkılar çalıyor.. Şarkılar beni rahat bırakmıyor.
Not: Birde bana şiirler önerin lütfen, ya da şairler.Canım bu aralar şiir okumak istiyor.Benim sevebileceklerimi tahmin edersiniz sizler, bekliyorum..
Şu an Erguvaniler'i okuyorum.. Başucumda da Puslu Kıtalar Atlası var ama şiir önerilerinizi bekliyorum.

Cuma, Mayıs 28, 2010

hüzünlü ama güzel..

Bu hafta arası 3-4 kere Kaya'ya gittik.Aslında iş için ama oraya gidince keyfede kaçmadan olmuyor. Fotoğraflar Poseıdon restauranttan..
Teras görüntüleri..

Biz o gece canlı müziğe kalıp biraz keyif bile yaptık.



Kaya da bir sokak.
Kaya..

Kaya da herzaman gittiğimiz Sarnıç Restaurant artık Göcek Club Marinaya taşındı. Açılış gecesini de Ayşe Tütüncü ile yaptı.Biz de gittik.Ancak geç vakit gidebildiğimizden hava kararmıştı. Bu yüzden az fotoğraf var ama göcek'e gidenlere tavsiye ediyorum özellikle mekan çok hoş olmuş, fiyatları da uygun.Göcek genelde Fethiyeden daha pahalıdır ..

Göcek Sarnıç - Club Marina..
Ayşe Tütüncü Konseri..

Dün gece yine Kayadaydık, bu sefer Cinbalde.. Dönüşte Çalış karnavalının sokak partisine
uğradık Çağıl'la ama yetişememişiz. Seyir terasında oturduk ve biraz yürüyüp döndük. Çalış kalabalıktı ve bu hoşumuza gitti.

Cinbal de tanıdık yüzleri görmek mümkün.. Yine de bizbize oturup sohbet ettik.

Keyifte yaptık biraz.

Burası yine kaya da yeni keşfettiğim bir dükkan. Küçük kiliseye yakın,Poseıdon restaurant yanında..Şah Lous Butik..

İçinde değişik kıyafetler ve objeler satılıyor..
Ayna.






Kayaköy

Butik


jeep turları molada..

kaya

Ares

Ares Kaya' da

İşten çıkıp akşamüstü çayını gözlemelerle içtikten sonra müşteriye uğradık. Uzunbeyle o geceyi Kaya da geçirdik.

Geldik pazar günü elsanatlarını pazarından sonra gittiğimiz Faralya Hotele.. Biz o gün sipariş üzerine Adıyaman yemekleri yemeye gittik. Geçen sonbaharda da gitmiştik,tadı damağımızda kaldığından yine gitmeye karar verdik. Bu sefer yolları öğrendiğimizden orada buluştuk. Görüntüler araba çekimi ve camdan yakalayabildiğim kadar.. Ölüdeniz- Belceğiz Plajı..

En sevdiğim plaj Kıdrak Koyu ..

Likya world tatil köyü..

Faralya yolu,dönemeçli ve uçurumlu bir yol.İlk gittiğinizde tedirgin oluyorsunuz ama tedirgin olduğunuz kadar kötü bir yol değil..
Bu gördüğünüz geniş yarık Kelebekler Vadisi..

Faralya Hotel, gizli saklı ve sessizlik içinde..
Önce geç de olsa yemeklerimiz yedik, çünkü oraya gidince illa yürüyüş yapmak isteyen arkadaşlarımız var grupta.

Sonra da sessiz sinema oynadık, yine biz yendik kadınlar olarak ve sinemaya gitmeye hak kazandık :)

Gittiğimiz gibi biralara sarıldık,zaten pazarda yanmışız ,yorgun da gidince iyi oldu.


Eşkili Lülük içtik yine.. (Adıyaman yemeği-ekşili lülük)
En sevdiklerimden..İçli köfteler-özellikle kızarmışı çok nefis oluyor..

Yaprak sarma.. Yine en sevdiklerimden..nefisti.

Pazar günü güneşi Faralya'da batırdık..Saat onbire kadar sessiz sinema oynadık durduk..

Fotolar haftabaşından son güne olduğundan pazartesi yürüyüş fotoğrafları da yazının en sonuna kaldı. Genelde nerede fırsat bulursak orada yürüdüğümüzden, o sabah şansımıza kargı plajı düştü,biraz ben düşürdüm aslında :) çünkü orada yürürken kumda yürüyoruz, daha sağlıklı ve enerji harcayıcı, ve etrafta pek kimse olmuyor, bu da benim hoşuma gidiyor.. Sonra birer çay içip işe kaçtık uzunbeyle..
Ares'inde sevdiği yerler olunca zor biniyor arabaya..

Daha sabahtan yazıyı yazmaya başladım bugün.. Gelen giden, yoğun oluyor artık,haftalık düzende daha sık çalışıyoruz bu ara.. Bir ara Zen de yüz bakımına kaçtım. Zen bana" babor şampanya köpüğü bakımı " yaptı. Ben iç organlarımıza da bakım yapalım neden sadece yüzümüzde kalsın deyince de güldü, sen zaten o kısımlara iyi bakıyorsun dedi :)) Evet haklısın dedim sadece ..
Yazıyı artık göndermeliyim.. Çağıl bu aralar sadece dershaneye gidiyor artık, sınava bir ay kadar zaman kaldı. Dershane çıkışı da büroya geliyor, eve dönüyoruz. Ya da kaçamak yapıyoruz hep beraber.
OSS sınavları 2. aşamaları artık ağırlıklı ders üstüne, yani diyelimki TS giriyorsanız bir gün sosyal, bir günde edebiyat sınavlarına gireceksiniz. Birinci sınavlara Fethiye de girmemize rağmen 2. basamak sınavları Muğla'da. Düşünebiliyormusunuz Fethiye, Marmaris gibi nufus yoğunluğu fazla olan yerlerin tüm öğrencileri o gün sınava Muğla'da giriyor..Fethiye gibi dağınık yerleşimli ve kalabalık nüfuslu bir şehirde-evet artık şehir gibiyiz- köylerden gelen öğrencilerin sabah beş otobüsleriyle muğlaya gitmesi gerekir ki sınava yetişsin..Hadi imkanları olan gidiyor,imkanları olmayanların canı çıksın bu ülkede..Onlar okumasa da olur...! Seneye yine değişecekmiş sınav sistemi,biz zaten bu ülkeye kobaylar yetiştiriyoruz dert değil..! Başka partilerin iç olaylarına takan zihniyet benim vatandaşımın çocuğu ne şartlar altında yaşıyor diye bir etrafa baksa iyi olur.Okuma üflemeyle olmuyor bu olaylar işte,bilim gerekiyor..
Bugün dün akşamın yorgunluğundan olsa gerek biraz rolantide gittim sayılır, bir ara çok güzel ve hüzünlü parçalar dinlerken buna takıldım, face' te de paylaştım.. Günün şarkısı bu olsun..Çok güzeldi.. Acı veren ama insana yaşadığını hissettiren bir şarkı.