xmas pazarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
xmas pazarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Aralık 10, 2010

birden sen gelsen aklıma


Dün enteresan bir gündü ama onu daha sonra yazmaya karar verdim.  Bu fotoğraf Kayaköy İlköğretim okulu için yapılan gönüllü çalışma grubunun toplandığı gün çekildi. Yaza kadar çok güzel gelişmeler yapmayı düşündüğümüz bir çalışma içerisindeyiz.Her aşamasını sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.Bu da ilk ön çalışma toplantısıydı yalnız grubu çekmeyi atlamışım :) 



Bu  iki güzellik annemden.İstanbulda takı kursuna gidiyor bu sene.Bana yaptığı hediyelerden. Ben kendine yaptığı bir bileziği daha beğendiğimden sanırım onu da yapacak bana- değil mi anne..? :)) 

Kırkyama kadar takı konusunda da süper :)) Eline sağlık diyorum.

Gelelim pazar günkü xmas (yılbaşı) pazarına.. O gün o kadar çok yağmur yağdı ki..! Emeklere üzülmedim dersem yalan olur. Bir ara saçak altından çıkamadık,düşünün yani.Buna rağmen aşırı kalabalıktı.Eğer güzel bir hava olsaydı en az 3000 kişi gezerdi diye düşünüyorum..Gerçi yağmur İngilizleri bağlamadı,kısa kollu ve şemsiyeli olarak gezdiler stantları :))
noel baba
Derin fotoğraf çektirirken...
ev yapımı soslar
şeker hamuru yılbaşı pastaları
keçeler
örgü bebekler
                                                Cafe derin'in hepsi satılan kurabiyeleri :) 




Dün gece aşırı yağmur yağdı.Pazar gününden bu yana da havamız biraz soğudu.Yine de güneşli günlerde dışarıda gezebilecek kadar hava güzel.Akşamları da  serin olmaya başladı.


Akşamki yağmurda Ares şimşeklerden çok korktu. Normalde yatağın ucunda yerde yatar, bütün gece yatağı paylaştık :))  


Köpekler aynı evin çocuklarının huyunda oluyor birde.Demek ki yetiştirene de bağlı bir şey bu.Mesela normalde bir şeyi tatmıyor ve yemiyor ama bir kere kandırıp tattırabilirseniz  yemeye başlayabiliyor :) Birde artık iyice farkettim ki ben onun hayatında özel bir yerdeyim.Bana  kesinlikle karşı gelmiyor :)  Uzunbey'e köpek bile kimden korkacağını biliyor diye takılıyorum :))   


Bugün perma kültür toplantısına pastoral vadiye gitmeyi düşünüyorum. Yarın akşam da Zen evine  davet etti, gece oturmasına. 


Salı günü güzel bir şey oldu :) Uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım kendim için. Bu kendime ayırdığım zamanları çok sevmeye başladım ben. Özgür bir ruh gibiyim, kısıtlanmaktan hoşlanmıyorum. Kendime zaman ayıramamak da kısıtlanmaya giriyor bence.Keyif alıyorum tamam ama daha çok kendimle başbaşa kalmalarda beni yeniliyor diye düşünüyorum. Bu halimi seviyorum. Biraz bu yönde secret yapmaya karar verdim.Yani sevdiğim şeyler için daha çok çabalamaya. Hayallerim desem daha doğru olacak galiba... Çünkü işimden zaten keyif alıyorum. Çok yoruluyorum ama keyifle yapıyorum ki çoğu gönüllülük ve destek işi yaptıklarımın.Görüyorsunuz buradan zaten.Sıkıldığım bu değil ama kendimi geliştirmek istiyorum. İlgi duyduğum değişik konular var ve bunların peşine de takılmak istiyorum. 


En çok da okumayı özlüyorum bu ara. Bu konuda  okuma grubu kurmayı düşünüyorum.Burada yaşayan arkadaşlarımla konuştum. Ayda bir toplanıp oturup okuduğumuz kitapları konuşacağımız bir grup kuracağım. Yani mesela bir aya bir kitap hedefleyeceğiz. Herkes o kitabı okuyacak sonra da toplandığımızda o kitabı enine boyuna inceleyeceğiz.Herkes neden beğenip neden beğenmediğini paylaşacak falan. Kitap konusu dışında politika,hayat gibi konularda konuşmak serbest ama kendinden konuşmak yasak olacak. Bunu da Rebecca diye bir İngiliz arkadaşımdan örnek aldım.Onlar ayda bir kitap inceliyorlar ama İngilizce , benim hedefim  bunu Türkçe yapmak çünkü diğer alanlarda zaten yeterince İngilizce konusunda cebelleşiyoruz.Hem benim Türkçesine daha çok ihtiyacım var :) 
Devamlı okuyan bir kaç arkadaşım var, onlarla konuştum fikri hoş buldular, sanırım yapacağız bunu.


Günün şarkısı : MFÖ  

Cumartesi, Aralık 04, 2010

bizden başka her şey orda

Görüşemediğimiz süre içerisinde çok yol katettim. Tahmin ettiğim gibi oldukça hareketli geçti haftam. Pazartesi-salı randevularımı ayarladım. Çarşamba başladım görüşmelere.. Aman Allahım biliyordum ama ben görmemiştim, nefis iki butik otel gezdim. Daha önce marinasını yazmıştım ama otelin içinde gezmemiştim. Fethiyenin belgeli ilk butik oteli. O kadar çok fotoğraf çektim ki hepsini bu yazıda kullanamam.Zaten ayrıntılı bir kere daha geçmek istiyorum zaman bulursam yoksa linkteki  harika fotolara bakın.
Bu ekolojik elbiseler Bali'den gelmiş.Siz sormadan ben söyleyeyim.En hoşlandığım kısımlardan biri buydu, buna benzer çok ayrıntı yakaladım otelde. 









Manzaralarını ve dekorasyonunu tekrar yazacağım, şimdilik bu kadar.



Fethiye CHP Kadın Kollarında perşembe toplantılarına gidiyorum.Bu hafta bir misafirimiz vardı ki onu da çok beğendim. Tavrı, hali ve konuşmasıyla örnek  bir politikacı. Bu ismi ilerleyen zamanlarda daha çok duyacaksınız eminim.Şimdilik ben tanıştırayım :)  Ömer Süha Aldan.Emekli hük. savcısı. Konuk konuşmacımızdı, güzel bir toplantıydı,çok güzel şeyler anlattı. 
Sitesi de var,takip etmek isteyenler için, kafanızdaki soruları aydınlatabilecek insanlardan biri.Onu hatırlıyorum , emekli olmadan önce Fethiye' de çalışıyordu, bizde yeni gelmiştik. Görünce hatırladım.



Bir resim sergisi gezdim ki FKM de  Nurdan KARAKAŞ öğretmenimizin kurs sergisi ama içim gitti.Bu sene doğum yapacağından 2. dönem olmayacak ama seneye resim kursuna gitmeyi istiyorum,özellikle bu minyatürler için.Bir yerden başlamanın zamanı gelmişti :)) 
Sergiyi özellikle daha ayrıntılı yazacağım.Çünkü resimlerin hepsi güzeldi, görmenizi istiyorum.Birde iki ayrı arkadaşım var,onları da yazmak istiyorum.

Ares üşütmüş, dün böyle koltukta oturuyordu. Ben görüntülerken bile kımıldamadı. Sonra istifra etmiş, eve giderken ZEN'de kahve içtik evinde.Bahçeli bir evi var, o güzel bahçe bile onu kendine getiremedi, sonra da acıkmış karşımda oturup  durunca kalktım.Neyseki akşam toparlandı, Uzunbey ilaç almış veterinerinden.
Keyifsiz Ares.

Çarşamba günü yoğunluktan 2. el pazarını unutmuşum.Mavikuşa uğradım,pazarda dediler. Ben gittiğimde saat dörttü. Daha sakindi ama tezgahlar duruyordu. Çok ilginç bir şeyler gözüme çarpmadı.Bu yüzden stand görüntüleri yok.Sadece Hanife'nin standından Kastamonu işi masa örtüsü  fotoğrafı var :) Mavikuşları da çektim aslında ama toplu çekeceğime hepsini ayrı ayrı çekip durmuşum :)  


Bir çocuğumuz var 17-18 yaşlarında , akülü sandalye ihtiyacı var,son çalışmam bu.Yani ona nasıl yardımcı olabileceğimizin ön çalışmalarını yapıyorum. Zehra sağolsun ucundan kıyısından beni her konuda asiste ediyor burda, geldiği için çok memnunum :))  Tekrar teşekkür ediyorum, tüm desteği için.Özellikle onun sayesinde bir ışık yandı, peşindeyim bu işin.
 Birde mimim var, en kısa zamanda deyip ancak üç yazı sonrasında cevap verebileceğim :)   Mutfakta1inci Özgen beni mimlemiş :)) 


Teşekkür ederim :) 

1. En sevdiğiniz kelime: En sevdiklerim hiçbir zaman tek değil,ben gönlü geniş biriyim birkaç kelime olabilir benim için...  Bahar,aile, sevgi,aşk,hayat.


2.En nefret ettiğiniz kelime: salak - sık kullanırım ve hoş kullanmam.Benim hakaret kelimem olduğu için sevmiyorum.




3. Ne sizi heyecanlandırır?: sevgi. 


4. Heyecanınızı ne söndürür?: Duygusuzluk. 


5. En sevdiğiniz ses: Gönül sesi. Ben bunu duymadığım insanlarla konuşamam mesela.. :) 


6. En nefret ettiğiniz ses: Klima .. araba klimasının sesi.


7.Hangi mesleği yapmak istemezsiniz? : Bilmiyorum,genelde sevdiğim şeyleri yapmayı düşünürüm,sevmediklerimi düşünmem bile.


8. Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz? : Şarkı söylemeye yatkın bir  sesim olsun isterdim sanırım. Resim yapmak isterdim bir de güzel yazmak :)) Benim doğal yetenek işlerim bitmez... Heykel yapmak isterdim... Karikatürist olmak isterdim,iyi bir mizahçı olmak isterdim,bir de politikacı :) 

9. Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz? : Yine kendim olmak isterdim.


10. Nerede yaşamak isterdiniz?:  İstanbul- Fethiye 



11.En önemli kusurunuz nedir? : Kusursa şişmanlık :)   Başka kusurlarımda var ama ben kendimi kusurlarıyla seven biriyim :))


12. Size en fazla keyif veren kötü huyunuz nedir?: İnatçılık :) 


13. Kahramanınız kim? : Tek geçerim Atatürk :))

14. En çok kullandığınız kötü kelime: O ha oldu son zamanlarda...


15. Şu anki ruh haliniz: Özlem dolu, kafası karışık biriyim.Hoş belli de oluyordur kelimelerimden :) 

16. Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?: Herkes kendi şansını kendisi yaratır.

17. Mutluluk rüyanız nedir? : Anlatsam olay olur :))


18. Sizce mutsuzluğun tanımı?: Ayrılık...

19. Nasıl ölmek isterdiniz? : Çok sıkıntılı olmayan bir şekilde sanırım :) 


20. Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini istersiniz?:Bende seni bekliyordum :) 

... ... ...
Yarın yılbaşı pazarındayım kısmet olursa.Saat 11.00 den sonra Çalış sahilinde görüşmek üzere...


Not : 1- Opera için tur var,  Antalya operası Mozart'tan ZAİDE.. İki gün ,otelde konaklamalı. Aralık  21-22 si için.İlgilenen olursa  bana mail atsın lütfen.

Bugün şarkılar  Sıla'dan.

Bugün Fethiye Kültür Merkezinde saat 14.te HES toplantısı var Eşen Çayı için.Sanırım bizim itirazlar geri dönmüş Muğla'dan. Daha ayrıntılı bilgi için orada olacağım. Şimdilik bu kadar.

ÖNEMLİ NOT :

  Haftaya AKÇEP  (Akdeniz Çevre Platformu) tarafından organize edilen  Permakültür Toplantısı var Fethiyede, Pastoral Vadide..Bir terslik olmazsa katılacağım. İzlenimlerimi de paylaşacağım :)  Sanırım toplantıya katılanlar bu çiftlikten :)


PROGRAM TASLAĞI               10-11 Aralık 2010

10 ARALIK 2010 -CUMA

===========

14:00 - 14:15 HOŞ GELDİNİZ- TANIŞMA

14 :15 - 14:30 Sunum: Biz kimiz, Permakültüre nasil basladık? (PINAR)

- Kendimiz hakkında bilgi, Bostancık’ı alma süreci



- Permakültür ile tanışma ve permakültür çiftliğine geçiş.

14:30 – 15:00 Sunum: Neden Permakültüre İhtiyaç Var? Mevcut Durum, Neleri Yanliş Yaptık?

(TUGRUL)

- Bilge uygulamaların kayboluşu, monokültür uygulamalarının olumsuz sonuçları, kimyasallar, zehirler, petrolde tepe noktası sorunu, çevreyi kirleten ve kaynakları tüketen yerleşkeler, fakir ulkelerde çesitliliğe dayanan tarımın çökmesi

15:00 – 16:00 Sunum : Permakulture Giris (PINAR)



- Permakültür Nedir

- Permakültürün üç etiği

- Prensipler

- Alanlar, sektör analizi

- Permakültür altbaşlıkları: toprak, gıda, orman, zararlılar ile mucadele, su, yeşil mimari, insan topluluğu tasarımı.


16:00 - 16:30 Ara

16:30 - 17:00 Sunum: Kırsalda “tarım turizmi” örneği olan Pastoral Vadi’nin hikayesi (AHMET)

Tarım turizmi; kırsalın kentsel dönüşüme uğramaması için, kentte yaşayanlar ile kırsaldakiler arasında organik bağları güçlendiren sürdürülebilir model olabilir mi.

17:00 - 18:00 Sunum: “Yavaş şehirler” sürdürülebilir yaşamın umudu! ( ………….)

18:00 - 19:00 Ara

19:00 Akşam yemeği

21:00 Film gösterimi

CUMA AKSAM FILM: GLOBAL GARDENER Part I and II veya PERMACULTURE TRIO

11 ARALIK 2010 – CUMARTESİ

==============

10:00 - 11:00 Sunum: Su Sorununa Permakültür Yaklaşımı ve Datça Özelinde Fırsatlar (TUĞRUL)

- Dunyada tatlı su kaynaklarının durumu, tarımda su kullanımı, yağmur suyunun hasad edilmesi teknikleri, gri su arıtma, Akdeniz Bölgesi icin öneriler

11:00 - 11:15 Sunum: Bostancik'ta Permakultur Uygulamalari (PINAR)

- Gezici Kümes/Paddock, Mandala yapımı

- Yukseltilmiş sebze yatakları

- Yağmur hendekleri

- Kuru Tuvalet

- Kompost

- Solucan kulesi

- net and pan

- toprak örtüleme

11:15 - 11:30 Sunum: Akdeniz Bolgesinde Permakulturun Yayginlasmasi (TUGRUL)

- Mevcut konvansiyonel sistem kullanan çiftçinin Permakültüre direnci.

- Alternatif ekolojik çiftlikler olabilir

- Şehirden yerleşenlerin permakültüre kazanılması



NOT:

PERMAKÜLTÜR

Kısaca, herkes ve doğa için dünyayı yaşanacak, iyi bir yer haline getirmek olarak özetleyebileceğimiz permakültür yaklaşımı; dönüşüm, hayal ve şimdi’yi yaşamak, doğaya karşı değil, doğayla birlikte çalışmak, yok eden değil, üreten olmak, yardımlaşma ve paylaşım, basitlik ve yerellik ilkeleri ile tanımlanmıştır. Bizlere, etiğin her şeyin başı olduğunu, korku ve tepki yerine sakinliği, gözlemciliği, imkansızlık duygusundan kurtulmanın ve insanın işleri istediği gibi yapmasının mümkün olduğunu söylemekte, herkes ve her şeyle etkileşim içinde tasarımlar oluşturmaktadır. Bu anlamda permakültür yaklaşımına göre PROBLEM, ÇÖZÜMDÜR.

Yaklaşım etik değerlerini; dünyaya özen göstermek, insana özen göstermek ve adil bölüşüm üzerine kurmuştur. Yapacağımız eğitim, bu temel değerler üzerinden, yaparak, yaşayarak gerçekleştirilecek, felsefe ve uygulamanın birlikte harmanlandığı bir çalışma olacaktır.

Salı, Aralık 09, 2008

Xmas pazarı

Arife günü Xmas pazarında o kadar çok konuşmuşum ki giderek boğazım kötüleşti.Dün bütün günü evde geçirdik, öğleden sonra eski komşum Hatice Teyze ve yine yaşça büyüğümüz ve sevdiğimiz Ekin Abla'yı ziyaret ettikten sonra 4 'te Gülderen ve Ahmet Beylerle buluştuk. Ahmet Beyin İstanbuldan akrabaları burda olduğundan onlarla Yörük Müzesine bu sefer köy tavuğu yemeğe gittik. Yörük müzesinde yemek yerleri iki kat, ilk katın çevresi açık bizde güneş batana kadar ordaydık,alt katın da açık ama kışın kapatılıp soba yakılıyor.. Bizde yemekten sonra çay faslı için aşağıya indik.Fethiye 'de gündüzleri hava sıcak ama güneş battığı gibi çok soğuk basar.Kuru soğuk.Bu yüzden sabah erken ve akşam çıktığınızda kalın giysilerle çıkarsınız.Gündüz öğle vakti soyunur,akşam yine giyinirsiniz.. Biz çay, meyve ,soba üstü kestane derken akşamı bulduk orda. Tabii muhabbetten ve keyiften yine üşüttüğümü farketmemişim.Gece de boğazım ağrıdı..Bugün sabah sesim kısılmıştı. Bugünkü maceralarımız bir sonraki yazıya kaldı .. Balık keyfi, deniz sefası diyelim ve pazar günkü kırismıs pazarına dönelim.
Bu pazar diğer car bootlardan farklı olarak hediyelik eşya standlarından oluştuğundan oldukça fazla stand vardı.Bu sene Türkler daha fazla stand açmışlardı.Yukarıdaki resimde çalış karnavalının maskotu tospa ve bir noel baba arabayla turlayıp etrafa el salladılar.

Beğendiğim standlardan biriydi.Çoğu resim çekerken kendim için örnek olsun diye çekiyorum sandı :) Oysa bu düşüncenin bir kısmı doğru sizlere bazı çalışmalar örnek olsun diye çektim ama asıl çalış karnavalının arşivi için de resim çektim.Bazı standlar gerçekten çok keyifliydi..



Çalış o gün çok kalabalık oldu.Standlar yaklaşık 5 restaurantın önündeki masalardan oluştu.Arkada ve içte yine restaurantlar işine devam etti.

Standlar,yiyecek,içecek,hediyelik eşyalardan oluşuyordu.

Derya Baykalda bu terliklerden görmüştüm..


Bu anahtarlıklar benim çok hoşuma gitti..Nedense almamışım..O gün hastalıktan ve yorgunluktan alışveriş yapmak aklıma gelmedi.

Bu taşları iki ingiliz çok beğendi ama ülkelerine götüremeyecekleri kadar ağır olduklarından almadılar. Kapı çarpmasın diye kullanılan ağırlıklar peçete uygulamasıyla yapılmış.


Talin'in standı.. Sarı malzemelerin hemen hepsi satıldı.Talin kendi boyuyor bunları :)

Kardan adam kurabiyeler..(Resmi tıklayıp büyütebilirsiniz..)


El yapımı kartpostal ve yeni yıl kartları..

1 liraya çekilişe katılıyorsunuz..Masanın üstündeki hediyelerden biri sizin oluyor..Boşuda vardı :)
Anita, burda uzun süredir yaşayan bir İngiliz, zor bir hayat hikayesi var. Bir Türkle evli ve gördüğünüz el işi tabloları yapıyor.Sergi açtığında bizde almıştık Uzunbeyle bir tablo, şimdi büromuzda asılı..


Ev yapımı kurabiyeler, kekler..



Ahşap boyama standı..

Sipariş çalışan bir vitraycı.

Evde yapılan chutney soslarını sadece bu tarz pazarlardan alıyorlar..Barbeküde etle yenen
ekşi-tatlı bir sos.


Devin'in standında vardı çok güzeldiler..Ekmek sepeti tavuklar .Çaydanlık örtüsü sanmıştım..O da olur dediler :))






El emeği standı..


Berna'nın standı 1 -pembe peluşlar..

2-noel baba çorabı..
3- yağlı boya tablo
4-küçük kumaş çiçek saksıları

Daha yastıklar ve değişik objeler vardı çekemediğim..Çaktırmaz ama çok beceriklidir Bernacım..

Bu stand biraz sonra göreceğiniz o güzel taşların ve yüzüklerin standı..Aslında dükkanı var paspaturda , Rana.Sevdiğim bir başka arkadaşım :) Değişik ve büyük gümüş yüzüklerimi ondan alıyorum değişik takılarımı da..






Keyifli ve kaliteli bir standttı.


Bir başka arkadaşımın standı.. Canan
Bu silah daha önceden dekorasyon mağazası olan bir arkadaşımın standıydaydı..Mağazayı kapatınca mallar elinde kaldı.

Daha farklı ve değişik standlarda vardı ama ben daha çok resimleri güzel çıkanları yazıya koymaya çalıştım..O gün oldukça kalabalıktı.Pera organizasyon yine sponsor oldu Xmas pazarına ve balonlarla süsledi her yeri..
Şu an sesim çok az çıkıyor, ilaç alıyorum ama hasta olmam bu günde gezmeye gitmemi engellemedi :) Umarım yakın zamanda sesim düzelir,yoksa böyle konuşmak çok eziyetli..