Geçenlerde masanın üstüne toplamıştım bir kaç çeşidi, artık hava soğuduğundan fazla çıkmadığımızdan elimin altında olsun istemiştim.

Üç büyük, iki küçük yılbaşı çiçeğim var. Büyüklerin ikisi aynı renk sanırım. Pembeler çiçek açtı aynı zamanda.. Demirköyden getirdiğim daha açmadı. Bu balkondaki..

Bu da bahçedeki çamın altındaki yılbaşı çiçeği..
Cumartesi evden çıkmadım. Geç kalktım sayılır ve kitap okudum yatakta. Benim için büyük bir lüks bu :)) Sonra da biraz nete takıldım. Keyifli iş yaptım evde, o nasıl oluyor.. Özlemişim evi ve iş yapmayı, her işim koşturmaca genelde.. Yemek yapmak, iş yapmak, ortalığı toparlamak, oysa çekmece içleri,ütüler beni bekliyor.. Zaman buldukça bunları yapmak bana keyif veriyor. Bu aralar yardımcım yok ama uygun birini bulduğumda alacağım. Bana eziyet etmeden iş yapan birisini bulunca hemen alacağım.
Geçen hafta iki gün yemek yarışmasını seyrettim de.. Yarışmada mutfak dağıldı falan diyorlarda benim için bir yeri dağıtmak beş dakika, ben işten gelip yemek yapmaya girdim mi, yarışma sonrası gibi yapabilirim mutfağı uğraşmadan :)) Zaten bulaşık yıkamaktan hiç hoşlanmadığımdan arkamdan biri toplarsa çok memnun olurum da kimse toplamıyor işte.Yine ben girip topluyorum. Oysa yemek yapmak ve sofra hazırlamak bence çok keyifli..Çok hızlı da yapabilirim.. Eskiden beri de merakım vardır sofra düzenine ve yemeklere..
Çocukken annem çok meraklıydı, bende erken evlenince ve katıldığım sosyal gruplarda bu tarz şeyleri öğrenmek için önceleri çok zamanım oldu. Çağıl ilkokula başlayana kadar çalışmadım ve İstanbulda günlerim vardı bir ayda iki gün. Çoğu kadın böyle etkinlikleri genelde hor görür ama insanlar önemlidir bu tarz işlerde. O olguyu paylaştıklarınız çok önemli hem de. Ben o iki günde benden büyük insanlardan çok şey öğrendim,onlara da eminim çok şey öğrettim. Böyle paylaşımcı ve birbirini seven gruplar okul gibi oluyor.. Her günüme mesela değişik ikramlar yapardım, tarif defterimde her çeşit ikram vardır. Misafirden önce liste yapar bir gün önce de alışveriş yaparım.Hala aynı düzende gidiyorum mesela.. Buraya geldiğimden beri daha hızlı menülere sahip olmam gerekti çünkü bazen gündüz konuşup aynı gece ağırladıklarımda olabiliyor. Oysa bir tören gibidir hazırlık benim için, keyifli ve zamanı bol şekilde hazırlanmak bana keyif verir.
Farkettim ki sevdiğim insanlarla içki içmek benim için özel bir olay. Yani sevdiklerimle sevdiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum.. Oysa Türk kültüründe kadın hizmet ettiğinden genelde rakı içmek pek rahat olmuyor, ya muhabbet ya da hizmet etmek gerekli rakı sofrasında.. Önceden hazırlasanda hemen servis istediğinden muhabbet kesiliyor, ikide bir sofradan kalkmak zorunda kalıyorsun. Bu söylediğim evde kendi hazırladığım sofralar için geçerli.Rakı bir de meze istediğinden sofrayı bırakıp kalkamıyorsun da.Bu yüzden dışarıda rakı içmek evsahibi kadın için daha mantıklı.. O da bazen masanın konumu, gidilen yerin sıcaklığı, muhabbet için yakın düşmek gibi ayrıntılar önemli.. Uzun süredir içki yazmamışım. Dün düşünürken aklıma geldi. Uzunbey meze aramaz, uzun durunca da sıkılır bu yüzden belki daha az rakı içiyoruz. Şarabı da ben sevdiğim için sanırım tercih ediyor. Ben şarabı seviyorum, rakı da seviyorum. İçki içmeyi ben daha çok seviyorum zaten.. Neyse yazıyorum ya bu muhabbet kalkıp şarap açıp içmekle son bulacak gibi, kesiyorum.. ama içki içmek güzel bir şey.Adabıyla içenlere de hastayım. Çabuk sarhoş olanlara uyuz olduğumdan zaten dışarıda içmeyi değilde evde içmeyi , daha sakin mekanları ya da içkiye göre müziği hoş olan yerlerde içmeyi seviyorum.. Güzel adamlar güzel içer de diyeyim tam olsun :) Burada adam kelimesi insanoğlu anlamındadır aslında cinsiyet içermez-
İnsanlar bazen beni hasta ediyor, iş anlamında ne yaparsanız yapın herkesin beklentisi çok fazla. Kimse durması gereken yeri bilmiyor. Bu yüzden sınırlarını şaşırıyor. Geçen hafta bir kaç kere müdahale etmek durumunda kaldım ki bu da beni yordu. Oysa ben çalışmaktan ve işimden çok keyif alan biriyim. En yoğun çalışan insanlardan biriyim aslında. Benden yoğun kimse yok ama benim zamanımı harcamaları açısından beni delirtebilecek rahatlıkta olanları da var. Ben şu an kendi işimde, Çalış karnaval komitesinde, Fethiye Kültür Etkinlikleri komitesinde, dernekte faal olarak, haziran ayında da Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali komitesi olmak üzere bir sürü etkinlikte görevliyim. Evi ve Çağılın bu sene ki durumunu saymıyorum bile.. Kendi işimde üç ayrı grup işi birbiriyle beraber götürüyorum. Bu kadar olay üstüne bekleten, toplantıya geç kalan ve hala bana çok yoğunum diyen insanlara da benim kadar olamazsınız diyorum. Haftanın yaklaşık altı günü dışarıda ve görevli geçiriyorum.Bazı işlerde gönüllü olmam o işleri umursamadan yapmamı gerektirmiyor. Aynı ciddiyetle yaptığım için aynı ciddiyeti de bekliyorum doğal olarak.. Sonra söyleyince de çok sert biri oluyorsun diyorlar da başka türlü olursa bu işler bitmez ki. İş konusunda ciddi ve çalışkan biriyim aslında keyifli yapmam iyi yapmamamı gerektirmiyor.
Bugünki sanat etkinliğimiz bir şiir..
ÖZLEDİM SENİ..
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
'git artık' demek
'beni ne kadar çabuk unutursan,
o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa'
demek sana ne de zor seni görmemek
ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
Can YÜCEL..
Çok sevdiklerimden.. Yazıyı değiştirmeden ve silmeden yollamak istiyorum.Bu yüzden nokta.