Cumartesi, Aralık 01, 2012

Ve nelere baskın gelmez ki seni düşünmenin tadı.*

"Psikolojik araştırmalara göre, birini sürekli düşünürseniz ve bunu engelleyemiyorsanız ,sebebi düşündüğünüz kişinin de sizi düşünmesidir " diye yazıyordu bir yerde. Beni düşünmüş müdür ya da bizi görmüş müdür bilmiyorum ama ben Ankara'ya gittiğimde hep onu düşündüm.Öncelikle meclis için gittiğimizden Anıtkabire yetişip yetişemeyeceğimiz belli değildi,  Cafe Derin Zehra ve Selma ile Muğla Kadın Kollarıyla Ankara-Eskişehir gezisine gittik biz.Salı CHP Grup Toplantısı için Muğla'dan pazartesi akşamı yola çıktık.Sabaha karşı Ankara'daydık. Hoşdere'de Zonguldak Amele Birliği Konuk Evine gittik doğrudan,gece orada kalacağımızdan eşyalarımızı odalarımıza koyduk.Yol kıyafetlerimizi çıkarıp elbiselerimizi değiştirdik. Oradan saat 11.00 randevu aldığımız Emine Ülker Tarhan'la görüşmeye meclise gittik. Önce onunla görüştük, Biz küçük otobüsle gittik, yani fazla kalabalık değildik. Fethiye'den üç kişi olduğumuzdan jest yapıp üç arkadaşı ayırmadılar ve aynı odada kaldık. Geziden geleli bir hafta  olmasına rağmen yazamadım, nasıl anlatacağımı bilemedim birazda. Aslında çok şey yazmak istiyorum ama bir yandan da hiç bir şey yazamayacağım.Yani düşündüklerimin onda birini anlatabilsem ne mutlu gibi bir durum var ortada. Ben Ankara' yı çok sevdim :) Yani görebildiğim kadar. İlk geldiğimden beri  34 yıl olmuş,arada geldim ama birkaç saatlik bir buluşmaydı bir şey anlamadığım.Ankara'da kapım çok, Aysetun başta Nalan gibi çocukluk arkadaşım var ama daha önce de söylediğim gibi meclise geldik ve resimlerde  göreceğiniz gibi akşamüstü geç saatlere kadar oradaydık. Beşe doğru meclisten çıktığımız gibi Anıtkabire geçtik. Kaldığımız yer Çankaya'da ama biz arkadaşlardan ayrılıp Anıtkabir dönüşü otobüsten indik.Zehra önce beni heyecanlandırıp seni Kuğulu Parka 'da götüreceğim dedi -sözü var bana, Aşk tesadüfleri sever filmine gittiğimizde söz vermişti- ama park kapalıymış,tadilattaymış sanırım. Bizde yemeğe Tunalı Hilmi'ye gittik.
Yolda müzisyenler vardı,sokak çalgıcısı, Fethiyeden selamlar diyerek bir şeyler bıraktım ben önlerine. Önce yemek yedik, sonra kahve içmeye Özsüte girdik.Zehranın arkadaşı vardı Ankaradan yanımızda,  dördümüz saat dokuza kadar oturduk, ben etrafı seyrettim,kahve falı baktık,sohbet ettik. Özsüt'ün özensiz ve tatsız  pastalarını yedik,kahvelerimizi içtik.Dokuzdan sonra kalkıp taksiyle misafirhaneye döndük,çok yorgunduk, yattığımız gibi uyumadık tabii ki,günle ilgili konuştuk.Hatta ben sonra da uyuyamadım.Kalkıp kalkıp gece ışıkları yanan Ankara'yı seyrettim uyuyana kadar.



Tunalı Hilmi..

Bu yolda , Polatlı' da içtiğimiz çorbalar.

Bu akşam kahvesi de yola çıkmadan Muğla Öğretmen evinden,otobüsü beklerken.
Sabahın yedibuçuğunda çok normal bulduğum Ankara trafiği.
O bölgede gördüğüm en yoğun trafik.Her yer böyle olmaz yeni yerleşim yerleri daha yoğun dediler.
Zonguldak Amele Birliği Konuk Evi.
Kaldığımız odanın penceresinden. Sisten Atakule gözükmüyor.

Ben bu resmi duvarda çekerken Zehra da beni çekiyordu.
TBMM
CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan ve Muğla milletvekilimiz Ömer Süha Aldan.
Özellikle odasında bizleri kalabalık şekilde ağırlayan CHP Grup Başkan Vekili  Muharrem İnce.
Bir ara oturacak yer bulamadık odada.Muğla Milletvekilimiz Nurettin Demir kalkıp yaşça büyük arkadaşlarımızı oturttu.(siyah ceketli)
Sonra meclis lokantasında yemek yedik.
Yemekten sonra CHP Grup Toplantısına girdik,salı günleri her partinin ayrı salonu var,orada yapıyorlar.Ben İstanbul milletvekili Melda Onur'un sırasına oturdum.Zehra,Tolga Çandar'ın. Zaten milletvekilleriyle beraberdik ama danışmanları da bizi hiç yalnız bırakmadılar.Selma Bursa milletvekillerinden birinin sırasına oturdu.
Salı Grup Toplantısını o gün nöbetçi olan Emine Ülker Tarhan açtı.Biz sabahtan görüştüğümüzde ondan çok etkilendik.Çok sevdik.Gayet hoş ve akıllı biri.Bunu konuştuğunuz da daha net anlıyorsunuz.
Daha sonra Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu salona girdi.Biz girdiğimizde sakin olan salon,toplantı bitene kadar tıklım tıklım ve ayakta bir sürü insanla devam etti.Şafak Pavey, Birgül Ayman Güler gibi milletvekilleriyle tanıştık ve söylemem lazım ki çok resim çekildik.Ben çektim ama beni de arkadaşlarım çekti,böylece bir sürü fotoğraf çekilmiş olduk.
Sonra grup toplantısı bitince randevu aldığımız genel başkanımızı beklemeye başladık.Muğla grubu oldukça kalabalık bir şekilde odasına gittik.Konuştuk.Fethiye Kadın Kollarından geldiğimizi her tanıştığımız kişiye söyledik :)) Genel başkanımıza da ayrı ayrı hem Zehra hem ben söyledik.Çok sevindi.Resimler çektirdik.Gündemi konuştuk. Bize ikramlarda bulundular.Sağ yanındaki Muğla Kadın Kolları Başkanımız.
Gördüğünüz üzere genel başkanımız bir kaktüssever :))   Odasında masasının önündeki  sehpadan çektim bu görüntüyü.O diğer arkadaşları uğurlarken.
 -Kaktüs  ama  sukkulentlerden oluşan bir kaktüs düzenlemesi o-
Resmin arkasında bizi uğurlarken, çıkış kapısındayız.Önde Muğla milletvekilimiz Tolga Çandar. Konuştuğu Ömer Süha Aldan.Biraz da meclis toplantısını seyrettik çıkmadan.Orada resim çekmek yasak, bu yüzden fotoğraf yok. Burada ayrı ayrı bizimle ilgilenen milletvekili danışmanlarımızı yazmazsam olmaz.Bütün gün bizimle beraber mecliste dolanıp,rehberlik yaptılar. Çok güzel bir tecrübeydi, herkese o ortamı gidip ziyaret etmelerini tavsiye ederim.Her kapıda  güvenlik önlemleri aldıklarını ve kimlik kartı almanız gerektiğini ve bunun kaybedilmemesi gerektiğini de belirteyim.Biz davetli olarak gittiğimizden randevularımızı önceden aldığımızdan bir sorun yaşamadık. Kapıda hanım polislerle sohbet ettik, sanırım Akdenizli halimizde dikkat çekti hemen . Birileri sormadan söyleyeyim,  güleryüzlü, sıcak davranışlarımız :)
Aslanlı yol
Anıtkabirden Ankara görüntüsü.. Gündüz gözüyle gördüğüm son görüntü buydu o güne dair. Gece oldu, biz yemeğe gittik,yukarıda zaten anlattım ama, aması var işte. Yetmedi bize.Bana da, Zehra'ya da ,Selma için de sanırım.Ankara'ya gidip bir günde veda etmek gezinin en kötü tarafıydı. Bu gezi meclis gezisi olduğundan başka hiçbir şey görmeden dönmek zorundaydık.Hele ben, üç gün kalmalıydım en azından. Daha arkadaşlarımla bile görüşemedim.Bütün gece bunu düşündüm.Tadı damağımda kaldı.Aslında aklımda.Bu yüzden başka görmediğim bir şehre yola çıkmamıza rağmen Ankara'dan gönül rahatlığıyla ayrılamadım.Bir zamanlar haritasına baktığım semtleri yolda gördükçe de heyecanlandım :) Okuduklarımı düşündüm, bir daha ki buluşmaya kafamdan hesaplar yaptım.
 Sabah erkenden yola çıktık,böylece Beypazarını gezebilecektik.
 Demirci ustası ,
 takılar,
 havuç döner,
 baklava,
 yeni onarımına başlanmış han,
 sokaklar,
 kuru biberler..
 Hepsi Beypazarı'nı anlatan güzelliklerdi.Bol alışverişten sonra otobüsümüze bindik ve Eskişehir'e doğru yola çıktık. Fakat yolda yaşadığımız teknik bir sorundan ötürü saat 13.30-14.00 te olmamız gereken Eskişehire 16.00 da varınca gezi planı değişti.Gün kararmadan gezebildiğimiz kadar ki bu bir saatte ancak Göletli Parkı gezdik.Oradan yemeğe gittik Porsuk kenarına, gondollar kışa girdiğimiz için kaldırılmıştı, Boynerde kahve içtik ve dönüş yoluna geçtik.Zehra bu olayın tamamen bizim oraya tekrar gidip gezmemiz için olduğunu düşünüyor.Bende katılıyorum.Biz Fethiye  Kadın Kolları olarak baharda belki bir gezi düzenleyebiliriz,zaten geçtiğimiz sene istemiş ama yapamamıştık.
 Eskişehire giriş..
 Göletli park- başka bir adı var mı bilmiyorum,varsa yazarsanız sevinirim.
 Porsuk nehri o gece bana bambaşka ışıldadı ama sadece gördük,gezemedik.


Kahve keyfi ve sohbet güzeldi.. İçimden vedalaştım şehirle ama tekrar geleceğim diye de söz verdim.

* Ahmet Arif.

Cumartesi, Kasım 24, 2012

Cehennemin dibindeyim dese, yanına gidecek kadar sevdik bazılarını .. :) *

Başta Annem ve Babam olmak üzere, öğretmenlerimin,öğretmen arkadaşlarımın,başöğretmenim ve şehit öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.Onların emeklerini hiçbir zaman unutmayacağım.


*başlık: K.İskender
Not: Bu sabah  CHP Fethiye Kadın Kolları, ADD, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüleri Derneği 'nin düzenlediği Nayla restaurantta 24 kasım öğretmenler günü kahvaltısındayım.

Pazartesi, Kasım 19, 2012

Sende kalmaya değil,beni almaya geldim.*


İki-üç gün Muğla Kadın Kollarıyla  bir geziye gidiyorum ( Cafederin Zehra  ve Zen Selma ile) , gelince ayrıntılı anlatırım her şeyi, şimdilik hoşçakalın.

* Başlık:
Geldim.
Korkma aç kapıyı
“Sende kalmaya değil
Beni almaya geldim”..Halil Cibran / Sahra

Çarşamba, Kasım 14, 2012

O şarkı senin söylemek istediğin her şeyi söyler..

İki senedir istediğim Kitap Okuma Atölyesine sonunda başlıyoruz.On kişilik bir ekip kurduk,ilk toplantımız perşembe günü.İlk yazarımızda Sait Faik Abasıyanık. Ne kadar zamanda beraber olacağımız ilk toplantıda netleşecek. Ekibi kurarken değişik bakış açılarından kitap okuyan arkadaşlarımı davet ettim,hepsinin ayrı bir renk katacağına eminim.Keyifli geçeceğine inandığım toplantı hakkında daha sonra sizlere detaylı  bilgi vereceğim.

Çarşamba sabahı bir kaç arkadaşımla -bugün-başka bir grubun kadınlar kahvaltısını organize ettik, kendi aramızda kahvaltı etmeye gideceğiz Yörük Müzesine.

Perşembe bir arkadaşımın sunumuna katılacağım,izlemek için.  Cuma günümüz var, bu hafta böyle gezme- tozma ve ev işiyle geçiyor...

Pazar günü Çalış 2. el pazarı var.

Biz gündüzleri burada kısa kollularla kasımı geçiriyoruz. Annemlerin tören resimlerinde kışlık giysilerini görünce aslında sonbaharda olduğumuzu hatırladım.Akşamları battaniye ile örtünüyoruz,geceler serin ama çok üşüten cinsten değil.Bazı sabahlar yürüyoruz yine.Dün akşam ilk defa klima açtık evde.

Bu gece " gece kuşu" hallerindeyim. Uyku tutmadı.Her iki kulağımda biraz hassaslık var sanki.Keyfim yok pek,yoksa akşamda kalkıp iş yapacaktım evdeyken. Oysa bilgisayarı alıp kucağıma yattım. Tv hala açık.


Sanırım bu duruma en uygun müzikte bu gece  Ayışığı Sonatı olur. 

Güncelleme: Delfina çok güzel bir yazı paylaşmış,gönlüm yitip gitmesine razı olmadı,bu kadar zaman sonra paylaşmak istedim.Lütfen bu konuda yapabileceğimiz  her çalışmayı destekleyelim.



Cumartesi, Kasım 10, 2012

Perşembe, Kasım 08, 2012

Oysa ben akşam olmuşum .. *

29 Ekimden beri neler yaptım diye düşündüm yazıyı yazarken. İş, ev, gezmek, bol bilgisayar başı işleri, arada diziler, bir gece  Derin'in doğum gününü kutladık,kadın kolları kahvaltısı, müşteri ziyareti,bol arkadaş ziyareti, arada buralara yazmayı unuttuklarım, bayram öncesi mesela Köy Enstitüleri filmine gittik Kadın Kollarıyla, Toprağın Çocukları, bayramda evde Bond filmlerinin serisine başladık Uzunbeyle, ikimiz farklı filmlerden hoşlandığımız için ancak bu tarz "ekşın " filmler izleyebiliyoruz. 1 numaralı filmini izledik. Dr. No. 1962  yapımı, mobilyaları süperdi :) Son filmini de burada çektiklerinden aklımıza gelmişte olabilir.Burada,İstanbulda ve Adana da çekim yapmışlar. Bizim karavanı koyduğumuz plajda günlerce çalıştılar.Sektör anlamında özel olarak haber yapmak gerekli, o kadar kalabalık ve tanıtıma faydası oluyor yani.Kendi ekiplerinin ahçıları bile var, özel güvenliklerle dolu çekim sahasına kuş uçurtmadılar günlerce. Figüranlarda cabası.

Resim pazar akşamüstü yemeğe gittik 007 Escape,  'e oradan. Gündüz denize girenler vardı.Bende evde kaktüslerimi ve balkonumu düzenledim biraz.

 Eski komşum Hatice Teyzede kahve molası verdim bir gün.

Bahçedeki havuzda yıkanan kuşlar vardı,ben ancak bir tanesini yakalayabildim.(Resimde sağda )


Geçen hafta cumartesi-3 kasım- Muğlada CHP kadın kolları yemeği vardı .Bir otobüs gittik nerdeyse,çok kalabalık ve çok güzeldi.
Muğla Belediye Başkanımız (Osman Gürün) ve CHP Genel Sekreteri Bihlun Hanım (Tamaylıgil)vardı.Bol fotoğraflı bir gündü.
Bizim grup -Fethiye- sanırım en ilgi çekici gruptu :)) Coştuk diyeyim siz anlayın.Tolga Çandar türküler söylerken bizi görünce Fethiye Havalarına girdi hemen .. Bihlun Hanımla fotoğraf çektirdim ama nasıl..?  Ben herkesi çektim, salonda onu yakalayan fotoğraf istiyor, bir ara baktım bendeki makinayı alıp arkadaşlarıma verdi ve bana sarılıp fotoğrafımızı çeker misiniz dedi. Çok güzel bir sürprizdi bana :) Çok cana yakın ve sıcak birisi ayrıca çok güzel konuşuyor.Onun konuşması bittiğinde kadın kollarından Zehra  sandalye üstünde bayrak sallıyordu yani o kadar.


Bihlun Tamaylıgil
Balkondaki kaktüsler...
Bu saksıları bana Uzunbey hediye almış.Kaktüslerimi koymam için.Diplerinde pil yerleri var,altlarında ışık yanıyor, kaktüse ne faydası var derseniz yok ama ışığı yanınca gece dekor oluyor :)
Bahçe aletleri...
Masanın alt gözünde ışık almaları açısından oraya koydum.
Bu raftakileri yeni düzenledim.
Bu tabak annemden hediyeydi. mavi seramik... Oldukça eski.
Bunu da Rana'dan almıştım.
Kaktüslerden bir grup.
Balkonda o kadar çok kaktüs ve sukulentim var ki sulamak zor olabiliyor,bazen de iş yoğunluğundan ihmal ediyorum. Allahtan fazla su ihtiyaçları yok, kendi aramızda idare ediyoruz.
Kaktüslerin arasında bir -iki başka çiçek var, sardunya, mum çiçeği,beyaz yasemin, sarmaşık gül gibi.
Raflardakileri de elden geçirdim.


Eski kaktüs ve sukulentlerim.

Balkon masasının üstü iki-üç  gündür dolu.Bugün bir terslik olmazsa onları da yerleştirip ortalığı toparlayacağım.

Alt balkonda kaktüsler yer alırken üst balkonun birisinin manzarası da bu, ağaç gülü,yani öyle deniyor ve ben bu ağacı bir karış çelikten yetiştirdim :) Ağaç öyle çok güzel görüntülü değil fakat bu pembenin her tonunu barındıran çiçekleri beni öldürüyor. Şu an boyu 1. katın bitiminde, güneş seviyor bu mevsimde açıyor.Budanmayan ağaçlardan ve su verdikçe gövdesi çabuk kalınlaşıyor.



Balkondan manzara da bu.Solda çam ,yan bahçede muz ağacı ve günlük ağacı var.
Pazar günü evde sabahtan çalışınca öğleden sonra güzel havanın tadını çıkarmak için gittiğimiz Koca Çalış plajında 007 Escape Beach Club.

Koca Çalış Plajı

Şovalye Adasının bu taraftan görüntüsü.Arkası Fethiye.



ve günü kahve keyfiyle uğurladık.
Kızıl Ada.
Size buralarda yeni keşfedilen İzmir Yalı Çapkını kuşu.
Çiftlikköy-Çalış arasında çekilmiş bu fotoğraf ama benim bildiğim 5-6 senedir biliniyordu buralarda olduğu. Literatüre geçti.
Pazar günü Motokros yarışları buradaydı ama biz gitmedik, Ares seslerden ürküyor ve gezdiremiyoruz oralarda.
Motokros ve kuş gözlemi fotoğrafları  faceten.
...

Bu aralar yazmadım, yazamadım tabii ki.Doğru düzgün çok çalıştığımdan değil, belli belirsiz bir yoğunluktan,mevsim ve saatlerin dönüşümünden etkilendiğimden. Aslında yazacak çok şey var. Şu an üzüm reçeli kaynıyor ocakta,evde çalışmayı bu aralar özledim.Kalacak zamanım olmadı.Her gün  evde kalıp zaman geçirmek isterken Bir yandan da bu sene yapamadığım vişne likörü yerine nane likörü yapıyorum. Likörsüz olmuyor. Migrostan bayramın 1. günü başka bulamadığım için aldığım Nazen marka likör çok kötü çıktı,öyle ki bitmedi bile. Bir daha likör işini son güne bırakmayacağım.

Bize daha sonbahar gelmemişti ama bu sabah gök gürültüsüne uyandık. Ares korkudan yanımıza geldi.Bir ara  camlar yağmurun sesinden inliyordu.Şimdi dindi ama sanırım yavaş yavaş sonbahara giriş yapıyoruz. Dün açık ayakkabılarla bile gezebiliyorken artık her yağmurda hava biraz daha serinleyerek gidecek.

Hayatımda hiç bir değişiklik yok :) Dün nasılsa bugünde aynı, arada sadece  ayların isimleri değişiyormuş gibi geliyor.Bazen içimden geçtiği gibi hareket etmek istiyorum, edemiyorum.Özlemlerim içimde çoğalıyor, insanlara daha az sabredebiliyorum, hiç bir şey beni oyalayamıyor.İnsanlardan sıkıldım.Böyle yazınca karşıdan farklı görünüyor biliyorum ama gerçekte içimden geçen gibi davranamıyorum zaten, düşüncelerimi sizlerden başka kişilerle paylaşmıyorum.Yani çalışırken  bunları böyle hissetsem bile paylaşmıyorum,dışardan bakan birinin bunları görme olasılığı da çok düşük, ancak beni iyi tanıyanlar bunları görebilir,zaten güle oynaya zaman geçirmeye çalışıyoruz ama bu aralar insanlara sabrım sınırlı. Böyle zamanlarda annemle ve çağılla da az konuşuyorum.Eskisi gibi asla telefonda konuşamıyorum.Özlediğim için az arıyorum.Aslında sabaha kadar konuşasım var :) Kendimi işlere verip bunları gömüyorum.Bazen  bir şarkı ,bazen denizde bir dalga, bazen de bir çiçek görüntüsü bana hatırlatsa da şimdilik gömüyorum bunları.

Dün -çarşamba 2. el pazarı vardı, geç gittim,güzel bir şey de bulamadım.Hanifenin standında bir tek güzel örnekler vardı.




 Bunu arkadaşlar almış.
 Birde bu başka stanttan.


Diğerleri Hanifeden.


* Başlık: Oysa ben akşam olmuşum, yapraklarım dökülüyor usul usul.. Adım sonbahar. Attila İlhan

Not: Çok güzel bir gazetecilik  yazı dizisi.. Okuyun lütfen.