Bu gece uzun zamandır ilk defa kalbim ağrıdı. Nedenini bilmiyorum.
Resim : Benden, Bedri Rahmi Koyu. Tekne turundan.
*Başlık : İlhan Berk.
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Haziran 01, 2015
Cuma, Temmuz 09, 2010
Unutma..
Bugün hüzünlüyüm ,nedeni yok sadece canım böyle olmak istiyor.. Etraf çok sıcak, klimasız oturulmuyor artık büroda..Evimi özledim. Birde yazlığa gidip,tepelere çıkıp, bisiklete binmek istiyorum :) Var mı böyle bir şey..? Benim yaklaşık on senedir yazlığımda kışlığımda aynı!Canım sıkkın olduğunda hayatımı geri sarıp en keyif aldıklarımı yapmak istiyorum, sizde de oluyor mu..? Aradaki herşey yok oluyor birden. Özlüyorum.
Bir soru birde.. Bir belediyenin salak olduğunu nereden anlarsın..? Yazın deniz kıyısındaki yolları kapayıp halkın arabayla girmesini engellerse sanırım. Düzenleme yapacakmış,kışlar torbaya girdi ya..
(Koca Çalışta Ares'i yüzmeye götürdüm de bu sabah)
Bir turistin salak olduğunu nereden anlarsın..? Sen klimalı arabada bile nefes almaya zorlanırken
asfalt yolda koştuğunu gördüğünde..
(sporcu adam bu havada koşmaz, gerçek salak bu işte)
Günün şarkısı : Candan Erçetin 'den
Not 1 : Biraz önce mail olarak geldi,paylaşmak istedim..Teşekkürler Aysetun.
" Kadın kaçırma rehberi ( Ayşe Özyılmazel'den..)
Beyler! 'Yaz vakti şimdi bu kadın niye kaçıp gitti' demeyin, yazarınızı dinleyin. Huzurlarınızda kadın ne zaman gider 2010 yaz rehberi...
* Erkek, denizde eşek şakası yapmayı marifet sandığında... Bkz: Kadının kafasını suya batırmaya çalışmak, denize girmek üzere olan kadını ıslatıp 'hohahaha' diyerek gülmek, kadını havuza itmek...
* Erkek, 40 derece güneşin altında içip içip maymun olduğunda, ona buna sardığında kadın olay mahallinden uzaklaşıp tatile çıkar. Alkol ol, buharlaş be adam! SLİP MAYO GİYİNCE!
* Plaja gelinen ilk dakikalarda adamın şortunun altında slip mayo çıktığında! Ay bunu yanımıza kim koydu! Çekil çekil!
* Bizi bikinili gören erkek sanki ellerini beline götürüp, gözlerini vücudumuza dikerek 'Kilo mu aldın seeeyynn' çekince kadın koşarak gider, giderken de yolda kiloları verir.
* Adam, havadan nem kaptığında... Plajda geleneksel kostüm bikiniyken, bütün erkeklerin sadece size baktığı paranoyasına kapılıp havluyla peşinizde dolaştığında. İNTİKAM AZ SONRA! * Günlerce tatil yerinde buluşmak üzere konuşup, tatil bölgesine inince telefonları seyrekleştiğinde kadın usul usul gider. Çünkü abi, kesin başka numaralar peşindedir. Bir kadını tatilde ekmek ha! Ne dedin sen! İntikam azz sonraa.
* Bakın size net söylüyorum; erkek plajlardaki animasyon yarışmalarına katıldığında, kadın ışınlanarak gitmek ister.
* Erkek kendini Yaşar Alptekin, bilemedin Tolga Han, bilemedin Hakan Peker zannedip gece kulüplerinde pisti ekonomik kullanmayı beceremediğinde kadın yüzde bin gider. Giderken de 'voktaaa vişnee, votkaa vişnee' şeklinde tempo tutmayı ihmal etmez. YESİNLER SENİ
* Zorla içki içirmeye, yemek yedirmeye çalıştığında da kadın erkeğin yüzüne kusa kusa gitmek ister. Bu ne ısrar canım!
* Adam rakı masasında iki tek atıp, eski sevgililerini kötülemeye başladığında aklı başında olan her kadın kıyın kıyın tüyer. Bay Doğru'ymuş... Yesinler seni.
* Abi bikinimize, ojemize, rujumuza, elbisemize, ayakkabımıza laf etmeyi marifet sandığında kadın tiksine tiksine gider. Kadın ruhundan anlamayan hasta adam seni! Bu kafayla bedenimize de ruhumuza da sahip olamazsın düdük makarnası.. "
Not 2 : Evliysen kaçamazsın..! :)) Konuşup bunları yapmaması konusunda uyaracaksın ya da kavga çıkaracaksın ki bir daha yapmasın...
Pazar, Haziran 06, 2010
17.43 / İstanbul saklasın bizi..
Bu resim bu akşam hava kararmasına yakın gittiğimiz kumsaldaki sucuk-ekmek-şarap partimizden..Bugün evde temizlik yaptım :) Yardımcım geldi ve ikimiz eve giriştik.Dün gece (cumartesi)sabahın dördüne kadar oturmuş biri için aslında iyi çalıştım. Uykum kaçtı nedense..Sabahladım diyelim. Sabahtan akşama kadar da bilgisayarı açamadım.Bir insan bütün gün aklında aynı düşünceyle dolaşır mı ...? Dolaşır :)
Biz gittiğimizde saat sekize geliyordu..Uzunbey ve Çağıl güzel bir Fransız şarabı almışlar.Tam da şarap havasındayım.Akşamda içtik :) Hemen katlanan sandalyelerimizi açıp ,tüplü mangalımızı yaktık.Şaraplarda çok iyi geldi.Sonra sucuk ekmekleri yedikten sonra Çağıl telefondan şarkılar çaldı bize..Bu bana yapılır mı oğul..İlk şarkı "Enginde yavaş yavaş bu günde akşam oldu.."
ENGİNDE YAVAŞ YAVAŞ (BUGÜN DE AKŞAM OLDU)
Enginde yavaş yavaş günün minesi soldu
Derdim bana arkadaş, bugün de akşam oldu
Gölgeler indi suya kuşlar vardı uykuya
Gurbeti duya duya bugün de akşam oldu
Su uyur fısıldaşır gider yare ulaşır
Yolcu yolda yaraşır bugün de akşam oldu..
Arkası arkasına bu tarz şarkılar içimi daha bir burkan..
Burda yaşar aşkların en divânesi, en şâhânesi...
Bu gece benim gecem, bu gece benim gecem
Cama vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu...
Bu akşam ümitlerimi
Meze yapıp içiyorum, içiyorum,
içiyor, içiyorum.
Hava kararana kadar ordaydık. Hatta birbirimizi göremeyecek kıvama kadar plajda kaldık. Son parçalarda artık oynamaya bile başlamıştık ki gözgözü görmeyince en son " I Know What is to be Young" ile dansedip Çağılla günü kapadık.Beni tam kalbimden vurdun bu şarkıyla dedim, zaten bilerek açtım dedi :)
Odasına gittiğimde de böyle yapıyor. Onun yatağına yatıyorum,o bilgisayarda oluyor. Bana benim sevdiğim şarkılar açıp beni mayıştırıyor :) Bazen de takılırken beraber eğer beni kızdıracak birşey yapmışsa cepten sevdiğim şarkıları açıp çalıyor.Beni yumuşatmak için yapıyormuş :))
Burada kipa açıldı yeni, bizde doğal olarak gidip baktık nasıl bir yer diye. Çok güzel içki reyonu vardı,uzun zamandır bulamadığımız meyveli şaraplardan bulduk orada..ve özel olarak aldık akşam.İçtikte hatta bu yazıyı yazarken kalan son kadehi ben içiyorum şu an sizin sağlığınıza :)Çalış Orient Restaurant.
Keyif öncesi iş ziyaretinde :)
Bu oyuncağa 2. el pazarında rastladım. ne olduğunu bilemedik pazardakilerle.. Sizlere soramaya karar verdim,bilen yorum yazsın.
Yine bir iş randevusunda Uzunbeyi beklerken kapıdaki begonvile dayanamayıp fotoğraf çekmişim.
Geçen haftadan bir gece ..mutlu restaurantta karanlıkta yine yemek yedik plajda.. Görünen kısım Çalış Plajı.
Ben size yazmayı unuttum. hani nisan ayında yaşgünü partisi yaptık ya, o partiye Çağılla Uzunbey Ares'e de kimlik kartı yapmışlardı. Şimdi aklımıza geldikçe takıyoruz :)
Keyif öncesi iş ziyaretinde :)
Bu oyuncağa 2. el pazarında rastladım. ne olduğunu bilemedik pazardakilerle.. Sizlere soramaya karar verdim,bilen yorum yazsın.
Yine bir iş randevusunda Uzunbeyi beklerken kapıdaki begonvile dayanamayıp fotoğraf çekmişim.
Geçen haftadan bir gece ..mutlu restaurantta karanlıkta yine yemek yedik plajda.. Görünen kısım Çalış Plajı.
Ben size yazmayı unuttum. hani nisan ayında yaşgünü partisi yaptık ya, o partiye Çağılla Uzunbey Ares'e de kimlik kartı yapmışlardı. Şimdi aklımıza geldikçe takıyoruz :) Hala karışık hallerdeyim. Ha birde özlemde..Siz sormadan ben söyleyeyim dedim. Geçen pazar günü denize girdiğimi de yazmadım daha sanırım. Çok soğuk değildi deniz, girince güzelliğinden çıkamadım bir müddet :) Ah deniz ..Aklıma ne düşünceler getiriyorsun.. Bu hafta giremem ama bugün plaj dönüşü uzunbeye kararımı belirttim.Hergün öğlene kadar denize girip işe geleceğim ha..
Ferhat Göçer'in son cd'sini arabada çevirip çevirip dinleyip şimdiden herkesi bıktırdım yine.. Bunun yanında işyerinde ise cuma günü Kıraç'a takıldım.. dinlememişim..Çok hoş bir parça ve adamı çarpıyor hemen.. Kıraç'tan "İstanbul saklasın bizi"..
Çarşamba, Haziran 02, 2010
Seni çok bekledik..

Öperek uyandırdım bu sabah ayrılığı....
Fırından yeni çıkan bekleyişler satın aldım...
Kırmızı mavi ekoseli yalnızlığımı serdim masaya...
Manzaraysa ayrılığa sıfır!
İşte her şey hazır..
Acılarımla iki lafın belini kırdık...
Yokluğunda bir kuş sütü eksik..
Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik!
Cemal Süreya
Etiketler:
aşk,
cemal süreya,
hüzün,
sevdiklerimden,
şiir,
yalnızlık
Perşembe, Mayıs 06, 2010
Hotel California..
Hotel California'nın hikayesi.. (gelen bir mailden)Don Henley ile Glenn Frey. 1969 yazında hikayenin kahramanı olan adam uzun bi seyahate çıkar. Ve yolu california'dan geçerken dinlenmek için hotel california'yı bulur.Ufak sevimli bir oteldir. Sıcak bi havası vardır. bir odaya yerleştirilir. oteldeki ikinci gününde odasının hemen yanındaki odada kalan kızla tanışır. arkadaş olurlar.birlikte gezmeye başlarlar.
çok fazla zaman geçmeden birbirlerine aşık olurlar. ve tatili hotel california'da birlikte geçirmeye karar verirler..
Çok severler birbirlerini. bütün bir yaz hep beraberdirler.otelin sıcak insanları , sevimliliği sadeliği onları çok etkilemiştir. unutamayacakları bir yaz yaşarlar. Yazın bitiminde bir karar vermek zorundalardır ayrılık için. Ve şöyle derler ' Eğer bir sene sonra birbirimizi unutmaz ve yine bu kadar çok sevecek olursak , gelecek yazın ilk gününde (tanıştıkları günü kastederek) otel california'da buluşacağız ' diyerek sözleşirler. O zamana kadar birbirlerini hiç aramayacaklardır. ( bu aşk bir yaz aşkımı yoksa gerçek bi aşk mı anlamak için yaparlar bunu)...
Tam bir sene geçmiştir. Adam sözleştikleri gibi bir sene sonra otelde buluşmak için yola çıkar. tanıştıkları ilk gündür o gün. yol uzundur bitmek bilmez adam için. ve sonunda california'ya varır. otelin oraya geldiğinde kapkara bi bina bulur..otel bir gün önce yanmıştır...Hemen sevdiği kıza haber vermek ister. Onunda gelmiş olabileceğini düşünerek olması muhtemel yerlere bakar. Ancak bulamaz. Ve sonunda çok acı birşey öğrenir ve bu şarkı ortaya çıkar. Acı gerçek ne mi? Sevgilisi süpriz yapmak için bir gün önceden otele gelmiştir. Ve çıkan yangında ölmüştür...
Etiketler:
aşk,
ayrılık,
hotel california,
hüzün,
şarkı
Cuma, Nisan 30, 2010
Söylesene beni kaç harfle sevdin..?

Hani anlat desem içindeki sevgiyi, ilk kelimenden sonra kaç dakika sürer?
Zamanı ellerimle yakasından tutup havaya kaldırsam ne kadar anlatırdın?
Hadi anlatsana beni kaç harf sevdin?
Oyunuma geldin sevgili. Kandırdım seni az önce. Bana olan sevgin kaç harf diye sordum sende bana anlatm...aya başladın....
Cümlelerle kelimeleri süsleyerek anlatmak yeterli oldu. Demek sadece SENİ ÇOK SEVİYORUM da özetim. Oysa bana yaşadığımızı sandığım bu büyük aşkı tarif edememen lazımdı. Ağzından hiçbir kelime çıkmamalıydı. Düğümlenmeliydi ses tellerin, ellerin titremeli, avuçların terlemeliydi. Bocalamalıydın. Her anlatmaya kalktığında saçmalayıp örneklerle izah etmeye çalışmalıydın. Başaramamalıydın. Anlamını bilecek kadar bir aşk bize yakışmazdı oysa. Bak sokaklara hep onlarla dolu. Ellerinden tutabildiğin bir aşk bu sendeki. Bana olan sevgini özetlememeliydin sevgili. Özetlenecek bir aşk sadece kitaplara konu. Yazılabilecek kadar basit bir aşkı ben bir damla gözyaşıyla anlatırdım sana. Bana benim sorumu sorma sevgili. Peki, sen anlat o zaman deme bana. Beni sadece 16 harf seven birisine ben ne anlatayım?.
... ... ...
Bugün gelen bir mailden paylaştım, çok güzeldi..
Hayat şöyle bir şey.. Bugün üniversite sınavının ilk basamağının sonuçları açıklandı ; Çağıl güzel bir sonuç almış ama paylaşmama izin vermiyor.
Kendisi iki gündür Ankara'da (kalbim Ankara'da atıyor) Business Park Hotel diye bir yerde kalıyorlarmış. . (mavikuş kolisini ücretsiz göndermek isteyen bu gece otele gitsin' dermişim :)) Yarın Eskişehire geçecekler, orada kısmet olursa onları Minimalist karşılayacak .. Bunu da gururla söylüyorum ki kendisi blog arkadaşım olur :)) Bugün telefonda mesaj çektim, yarın bizim çocuklar ona emanet.. :))
Bugün Anıtkabiri de ziyaret edecekler.. Atam sana pırıl pırıl bir genç gönderiyorum huzura.. :) Ben yetiştirdim söylemesi ayıp, ( uçuğum bugün, Uzunbey bütün çatlaklar seni buluyor derken sanırım benim de normal olmadığımı biliyordur) umarım biliyordur.. Bu saatten sonra düzeleceğimi de sanmıyorum..
Biraz önce liseden kankimle konuştum. O bir erkek ve iyi bir arkadaş. İnsanın böyle dostlarının olması ve bunu hissedebilmesi güzel bir duygu. 22 sene sonra diğer arkadaşlarla da görüşebileceğim en nihayetinde..Birde önce ona Çağıl 'ı göndereceğim İstanbul'a sana arkadaşlık etsin dedim, sonra da ne güzel diye düşündüm.. Benim iyi arkadaşım ona da şimdi arkadaşlık edebilecek :)) Dayı orda,teyze orda,anneanne ,dede orda Çağıl tabii İstanbul ister dedim içimden.. Çevre süper :) Hayat böyle birşey işte, neyi nerden yakalayacağın belli olmuyor.Seviyorum bu karmaşayı ve insanları. Hem de yakaladıklarımı bırakmadan. Bazen hırpalıyor beni, biliyorum ben böyle tercih ettiğimden ama en çok acıtmadan hayatın beni sevmesini seviyorum.. Benim onu kucakladığım samimiyette kucaklasın, acıtmasın beni..
ve hayat , dün öğlen yemeği için iki parası olmayan öğrenciye öğle yemeklerini okul bitene kadar ücretsiz yiyebileceği bir yer bulabildiğim için sana teşekkür ederim.
Şimdi gitmem lazım, belediye salonunda çalış karnavalı toplantım var, akşama da Yunus Nadi etkinliklerinin son günü, FKM deyiz. Acele ve okumadan gönderiyorum.
Hayat seni çok seviyorum.. Hem de çok harfle :) Bu güzelliklerini kıskanmadığım anlamına gelmiyor..
Not: Biyo bir yazı yazmış ,evlere şenlik :))
Salı, Ocak 06, 2009
uzaklarda, hüzün benden bir parça oldu..
Annemler bugün hazırlık yapıyor.. Bu akşam gidiyorlar. Biraz sonra onları kahvaltıya götürmek için çıkacağım.Son günümüzün keyfini çıkarmak istiyorum.Neden güzel günler hep sayılı olur ki..? İnsanın sevdikleri yanından gittiğinde ne yaparak avunur...? Ben hala alışmadım, alışamayacağım da..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

