Çarşamba, Aralık 02, 2009

İstanbul Öncesi..

FARALYA : İstanbul öncesi yetiştiremediğim ama kesinlikle paylaşmak istediğim bir kaç şey var. Bunlardan biri bayram öncesindeki pazar günü.. Faralya da hem yürüyüş yaptığımız hem de yemek yediğimiz gün. Biz o gün 3 araba Hisarönünde buluştuk. Oradan arka arkaya Ölüdeniz ve Faralya yolu.Faralya yolunu biliyorsunuz daha önce Karaağaç'a gitmiştim oradan.Faralya Kelebekler Vadisinin de üstü. Yani denizden ulaşımı orası. Gittiğimiz yerde Faralya Hotel.



İşletenler Adıyamanlı olunca yemekler de Adıyaman usulü oldu. Hatta Fethiye'de Adıyaman yemekleri yemek bize kısmet oldu diyebilirim.

Ekşili Lülük ile başlayan yemek serenomisi içinde hafif ekşi tadıyla çok hoşumuza giden çorbanın neden yapıldığını görmeniz için kaşıkla resimledim.


Sirkeli sarımsaklı marul salatası.. Sağda adını bilemediğim ot yemeği..


Bostana salata ve brokoli - brokoli Adıyamanda yöresel değil ha yanlış anlama olmasın, o sağlıklı bir sofra adına yapılmış :)



Solda haşlanmış sağda kızarmış Adıyaman usulü İçli Köfte. (En sevdiklerim)

Yürüyüşte karşımıza çıkan bir ev.


Otelin havuzbaşından görünen manzara Akdeniz.


Havuzbaşında yemek yedik ve yürüyüş yaptık.Bol çay ve kahveden sonra sessiz sinema oynadık kızlar ve erkekler olarak..Yenilen diğerlerini sinemaya götürecekti ve biz yenilmemize rağmen sinemaları kazandık :)


Cennet Hurması denen meyve.. Ağaçtan toplayıp bize ikram ettiler.


Giderken Ares manzara seyretti, tabii ki bizde.


Faralya yolu..


Kelebekler Vadisine yukarıdan bakış.



Ölüdeniz - Faralya yolu..


Hisarönünden Ölüdenize sonra da Likya World'un yanından bu dar yoldan Faralya yoluna çıkılıyor.


Yine resimler tersten olduğundan gidiş resimleri en sona doğru. Karşısı Kıdrak koyu.

O gün çok eğlenceli ve güzel geçti, ertesi gece yola çıkacağım için dinlendim hatta film izledim Uzunbeyle.. Uyumuşum ve ertesi gün kendime çanta hazırlayıp bayram temizliği yaptım.


KAYAKÖY Misafir Evi:
Fethiye evde şarap grubunun geçen ay yaptığı Likya Şarapçılık bağbozumu gezisinden alınan üzümler şarap yapılmıştı. Bu ay şaraplar nasıl olmuş ve eksiklerimiz neler, nasıl şarap tadımı yapılır gibi konularda hocamız Mustafa Bey bize küçük bir bilgi toplantısı yaptı ve herkes evde yaptığı şaraplardan bir şişe getirip tattırdı. İkramlar Misafirevinin sahibi Filiz Hanımdan.. Şarap yapmayanlar tadım için bir şişe şarap getirip diğerleriyle tadıma devam edecekti,ben de evde yapılmış şarap olmadığından bir tane Kavaklıdere Shiraz getirip masaya tadıma koydum :)

Biz etkinliğe Uzunbey, Berna ve Ares beraber gittik.Berna da evde yaptığı beyaz şarabını getirmişti ama değerlendirme dışındaydı aslında.Çünkü Berna'nın ilk evde şarap toplantısıydı ve
Hocanın asistanlığını o yaptı :)



Bu liste tadım yapılan şarapların karnesi bir bakıma..Önce şarabı kimin yaptığı ve ne gibi işlemler yaptığı konuşuldu sonra da şarap tadıldı.İlk kırmızılardan başlandı.Sonra beyazlara geçtik ama benim işim çıktığından biz Berna ile akşamüstü bırakmak zorunda kaldık.Zaten o gece de ben düğüne gittim.


Şarap Tadımı Adımları :


1- Gözlem

2-Burun

3-Damak

4-Bitiş ve yorum


Yukarıdaki kadeh benim ama asıl tadım kadehi Paşabahçenin 44253 numaralı kadehi oluyor.Ağzı daha dar ve yüksek bir kadeh. Grup kalabalık olduğundan bana bu kadeh düştü ve gerçek tadımda ancak numarasını verdiğim kadehle yapılıyor. Bacak ve damar denilen özelliklere bakmak için bu kadehe ihtiyacımız var.


1-Gözlem için.. Ortam aydınlık olmalı, şarabın rengini, tortuyu kadehi beyaz bir zeminin üzerine getirip ya da altına tutarak bakıyoruz.


Mor-Yakut-Kızıl-Kiremit-Turuncu Kırmızı şarabın renklerini oluşturur.

Sırasıyla tortu var mı yok mu..? Hakim renk hangisi..? Kadehteki yansımalar önemli.. Kadeh yan yatırılıp kaldırdığınızda bacaklar ( geri dönen şarap kalıntısı) ne kadar yaygınsa şarap o kadar iyidir..
Şarap yaşlandıkça renkleri dışarıya doğru açılır. Kadehin üst kısımlarına doğru diyelim..
2-Burun : Şarap tadımında ortamda güçlü kokular olmamalı. Şaraplar uygun sıcaklıkta servis edilmeli. Ağır parfüm kullanılmamalı. Nezle ve hasta olmamalı. Sigara ve kahve içilmemeli. Tadım sırasında peynir şarabı yanıltır(yağlı olduğundan) galete ve su kullanılmalı.
Tadım da bu kokular aranmalı..
(Bu yazdıklarım benim arada not aldıklarımdan hatırladıklarımdan ibaret olduğundan yanlış bilgiler hocamıza mal edilmemeli diye de yazmam lazım :)
Tadımda ilk şarap içildiğinde meyve, çiçek, baharat, sebze ve diğer kokular hissedilmeye çalışılmalı.
Meyve kokusu : elma ,çilek, karadut gibi.
Çiçek kokusu : Gül, menekşe gibi..
3-Damak : Gövde, yumuşaklık (şarap içerken süt gibi ipeksi gitmelidir) , yuvarlaklık.
Yumuşaklık için ..
Hafif 'se su gibi
Orta ise tam yağlı süt gibi olmalıdır.
Her zaman alkol + meyve = tanen + asit olmalıdır ki şarap iyi olsun.
Yumuşaklığa devam..
İpeksi = süt gibi
Pürüzlü = portakal suyu gibi
Kaba = kahve gibi
Gazlı = boza gibi.

Yuvarlaklık .. (tadının verdiği duyum)
Yuvarlak = Su gibi
sivri = limon suyu gibi
Köşeli= koyu demli çay gibi
4-Bitiş ve yorum :
Bu konu oldukça uzun aslında ama ben çok not alamadım. 15 sn ve altında damakta tat bırakan şaraplar kısa şarap olarak adlandırılır.
Şarapta uzunluk önemli ve orta denilen şaraplar 5-8 yıl arasında tadını koruyabilen şaraplar, uzunlar ise 5-50 yıl arasında saklanabilen şaraplara deniyor. Bu iki grup kaliteli şarapları oluşturuyor.
Bu kısımdaki notlar daha sonra bize mail olarak gelecekti,daha tam olarak maillerimi kontrol edemedim arzu eden olursa bana mail atabilir,paylaşabilirim.. asortikkrep1@gmail.com
Biraz da bahçe..
Bu son kaktüs düzenlemelerimden.. Güneşten güzel çıkmamış bir de yeni düzenlemiştim. Şimdi daha güzel görünüyor,uzun süredir de su vermedim iyice toparlandılar.

Bu pencerede sakız sardunyalarım vardı, aşırı gölge kaldı kışın bende biraz değişiklikle orayı kaktüslere ve sukulentlere ayırdım.. Ayrıntılı resimler daha sonra. Bunlar atıştırmalık :)


Minicik kaktüslerim büyüyor.. Bahçede klimanın makinesindekilerden..

Kapıdaki yavruağzı gül..

Yine bahçeden klima üstünden..

Bu sokak kapımın karşısındaki duvardan..

Kaktüslerin küçük saksıları sevdiğini unutturmamak için iyi bir örnek :)

Çiçek açmış birde :)

Çok sevdiklerimden :) Baharda pembe çiçek açacak..

Bunun aynısından balkonumda var :) Bu İngiliz komşumun.

Bunu minicik getirmiştim,yerini sevdi, her zamanki gibi Hatice Teyzenin tayfası.Yani ondan çelik gelmiş..Son çalış 2. el pazarından bende olmayan kaktüslerden aldım ,küçük ama güzel..Onlarda kendini toparlasın fotoğraflarını çekeceğim.

Bu çiçekler sukulentlerin çiçeğinden.. Bayram öncesinden yine.
Şimdi tv de Doktorum programını izliyorum.. Sabahları yedide kalkıyorum.(Geceleri de geç yatıyorum, bundan vazgeçemiyorum..En eski alışkanlığım zaten. Gündüzde hiç uyuyamam ) Genelde sabahleyin Kanald açıp yayınlanan eski sevilen dizileri izliyorum Çağıl evden çıkana kadar.Bu aralar sabahları Asi var. Asi'den sonra Doktorum programını açıyorum.Bu sabahta unutkanlık konusunu işliyorlar. Uzunbey'e şakayla karışık bunu izleyeyim de öyle geleceğim dedim.O da izle ama nasılsa unutursun bunları dedi bana :)) Birbirimize şakayla sataştık durduk. Bazı konularda haklı olduğundan çok üstüne gitmedim ama bu konu da hala endişelenmiyor da değilim. Vitaminler gerçekten kilo aldırıyor bana. En azından iştahımı açıyor. Şimdilik inancım aşırı yoğunluk ve stresten dolayı unutkanlık yaşadığım.Gerçi bu aralar şikayetim yok. Yine de kendime dikkat etmeye çalışıyorum.. Sevenlerim var :)) benim de onlardan uzaklaşmaya niyetim yok diyelim. .
Bugün aralık ayının ilk çarşambası , merkezdeki pazar yerinde 2. el pazarımız var. Öğleden sonra oraya gideceğim.
Dün Evim ve Ev-Bahçe dergisi aldım kendime, her ay da alıyorum. Değişik fikirler oluyor çoğu zaman,uygulamalara bakıyorum.
Normalde dağınık biriyim,yani Uzunbey'e göre daha dağınık diyelim ama kendi içinde müthiş bir düzenim var.Mesela bu yazıyı yazmadan İstanbul yazısı yazamadım. Bundan sonra İstanbul ve daha sonra da pazartesi günü gittiğimiz Dikencik Evleri kahvaltısı var. Kronolojik sıra benim için önemli. Kurallı dağınıklık diyorum ben buna.Yani dağınık gözüken ama kendi içinde düzeni olan bir şey bu. Genelde hiçbirşeyi kaybetmem,kaybedersem bu benim güvensizlik hissetmeme sebep oluyor. Çağıl geldiğimiz sabah valizlerde bir şey arıyor bende ona tarif ettim nerde olabilir diye.O kadar şaşırdı ki kadınlar anlar ne demek istediğimi aslında ama ben onları öylesine tıktın oraya sandım dedi. Neyse bu halimi seviyorum .. En azından doğal duruyor :))
Gelecek yazı..
Çalış 2. el pazarı (car boot) Daha kasım ayını yazamadım ,oysa çok kalabalıktı. Yeni likör bardakları ve kaktüsler aldım kendime :)
İstanbul Günleri ..
Bayram kahvaltısı Dikencik Evleri -Üzümlü
Reklam gibi oldu :)
Not: Bugün 2. el pazarı-merkezde pazar yerinde..
6 aralık pazar günü ise Xmas Pazarı - Yeni yıl hediyelik eşya pazarı Çalış Karvalının etkinliği, her ürün yeni ve hediyelik el yapımı eşya ve yiyecek pazarı.. Senede bir kere yapılıyor.

17 yorum:

Ballı Cimcime dedi ki...

Ohhh nefis bir paylaşım olmuş canım yine. resimler süper, sayende gitmiş, gezmiş, yemiş gibi olduk:)) Bu arada ben Fethiye'yi o kadar çok seviyorum ki sayende hasret giderdim, sevgiler..

enne dedi ki...

Hadi İstanbul yazısı:))) Burcu'da okumak yetmedi, sendekileri ve resimleri de merak ediyorum.

Asortik Krep dedi ki...

Ballı Cimcime, Fethiye çok güzel ve yaşanılası bir yer zaten.Çoğu yere tatile gittiğimde iyi ki burdayım diye düşündüğüm çok oluyor..

Enne, Çok farklı şeyler yok,bu sefer hep beraber evde geçirdik :)

Tibet'in annesi dedi ki...

Demek İstanbul yolcususun :)
O zaman görüşmeye niyet edelim :D

Çınar dedi ki...

Bloğunu zevkle izliyorum her seferinde ve içim açılıyor. Teşekkürler paylaşımın için.

Sevgiler

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Enne'ye katılıyorum ben yazdım yetmedi, senden de okumak istiyorum. Hadi İstanbul yazısını bekliyoruz sabırsızlıkla:O)

Asortik Krep dedi ki...

Tibet'in annesi, istanbuldan döndüm ama bir daha ki sefere görüşürüz belki de Fethiye'de :)

Çınar, çok teşekkür ederim.. Ben de merak edip geldim bloğa oğluş iyileştimi diye.. Sanırım iyisiniz artık.Size de sevgi ve selamlar..

minimalist dedi ki...

Faralya gezisi ne güzel olmuş. O tarafı ben görmedim ve mutlaka gezmem lazım diye düşündüm.

Buarada kaktüsleri ektiğin saksılar ne güzel ; fincanlar da pek bir yaratıcı :))

Sevgiler.

meltem dedi ki...

ben bi daha fethiyeye gelince haber vericem sana:)
senin blogunu okuyunca ufkum genişliyor biliyormusun...

Asortik Krep dedi ki...

Minimalist,güzel bir yer.Gezilmeli bence de..Bol yeşillik içinde Akdeniz manzaralı bir köy diye düşün.

Meltem, haber vermezsen gelme zaten "dermişim " :))
Beklerim ne zaman istersen Migros civarında büroda oluyorum genelde :)

Hülya dedi ki...

Bebis bekliyoruz bu bayram biyerlere gidemedik biz, ama gecen bayram oralara gitmistik. Cok ozledim, cok guzel yerler buralar. Sayenizde gitmis kadar olduk, fotograf cok guzel cikmis, icimizi actilar. paylasim icin tesekkurler!

Kirli dedi ki...

Harika Bir Gezi Yazısı Olmuş. Gezinirken tesadüfen keşfettim. Tebrik Ederim.

Asortik Krep dedi ki...

Hülya, ne zaman istersen burdayım :) Fethiye her zaman keşfedilecek yerleri bitmeyen bir yer..

Kirli, teşekkür ederim ve hoşgeldiniz :)

meltem dedi ki...

SENİN BLOGUN GÖRSEL Bİ ŞÖLEN BENİM İÇİN BİLİYOMUSUN ÇOK KEYİFLİ
ELLERİNE SAĞLIK

seda dedi ki...

krepçim merhaba blogunun adını birlaç defa görmeme rağmen şimdi konuk olabildim:) anlamadıım bişi var onu sorucaktım bu arada, burda blog profilinde kadın diyor ama http://twitter.com/sarapoburu burda da new link posted diyip snn sayfana bir link var. bu kimin blogu bilemedim:s

Asortik Krep dedi ki...

Meltem, çok teşekkür ederim..

Seda, ben beş senedir blog yazıyorum..Arada tanıştığım bloggerlarda var yani tanıklık edecek:))Sanırım Şarap Oburu yeni link diye adres vermiş, ben ona link verdiğim için olabilir..
Gayet kıvamında bir kadın bloggerım,hiç şüphen olmasın :))

seda dedi ki...

anladım:)
bilgi için teşekkürler canım
görüşürüz:)