Çarşamba, Aralık 29, 2010

sevdim seni bir kere

Çok güzel bir geziydi Antalya opera gezisi. Geçtiğimiz salı sabahı yola çıktık,çarşamba akşamı döndük. Biz bayramda İstanbuldayken buradaki tek eksiğimizin bu tarz kültür etkinlikleri olduğunu düşündük.Bu yüzden kendimiz için de olsa böyle küçük turlar yapmaya karar verdik. Biz giderken bir kaç kişi de katılmak isteyince bu opera turu ortaya çıktı aslında.Güzel miydi evet güzeldi,yorulduk mu ? Hem yorulduk hem de çok keyif aldık.Opera güzeldi, Antalya güzeldi,otelimiz güzeldi, alışveriş de güzeldi :) 
Bundan sonra  her ay bu tarz  bir tur yapmayı düşünüyoruz.
Yukarıdaki fotoğraf Düden'in Akdenize döküldüğü nokta.

Geçtiğimiz haftanın asıl sürprizi Çağıl'ın gelmesiydi. Haftasonu  cuma ders bitişi bilet ayarlıyoruz ona,  havalimanına çok yakın olduğundan akşamüstü geliyor.Pazartesi sabahına dönüyor.Dalaman'dan biz alıp biz bırakıyoruz.Pazartesi sabahı derse yetişiyor. Onunla geçirdiğimiz zaman güzeldi, o gelince evden çıkmak istemediğinden dışarı yemeğe bile götüremedik. Bende bol bol börek, çörek ve yemek yapıyorum.Tatlılar, içkiler keyif çatıyoruz. Özel kahvaltılar falan da hazırlayınca babamız isyan ediyor. Bize böyle sofralar kurulmuyor diye.
Ares bile bayram ediyor evde, Çağıl burda diye düşünün artık. 

Yağmurlu günlerde paspaturdan bir görüntü olsun dedim. Yazın bu eski çarşının sokakları masalar ve koltuklarla dolu olur ve gece geç saatlere kadar da eğlence.

Ülkemin romantik duvar yazılarında  artık İngiliz kızlarının da adı var :))  Yazı Dalaman'dan.

Çağıl'la benim yaptığım vişne likörünü içtik, geç vakitlerde oturup sohbet ettik ,bazen de uyuya kaldık koltuklarda :)
Yukarıdaki bardaklar benim likör kadehi koleksiyonumdan, şişede 2. el pazarlardan yine.Çaktırmadan onlardan da bir sürü olmuş elimde. Birde çaydanlıklar.
Burası gizli bir cennet.Neresi olduğunu yazmayacağım,keşfedilmesinden korkuyorum çünkü :))
 Şimdilik sadece fotoğrafını göresiniz istedim.Hava çok kapalı olduğundan göründüğünden kötü çıkmış ama ben diyeyim yeşilin ve mavinin her tonu vardı siz nasıl hayal ederseniz öyle kalsın gözünüzde.
Çağıl'ı pazartesi uçağa götürdük,aslında beraber kahvaltıya gidelim istedik ama o beni bırakıp kendiniz gidin dediğinden Dalaman da çevre yolundaki Toprak Ana restauranta gittik.
Kahvaltısı güzeldi, keyif aldık, beğendik.Yolu düşenlere tavsiye ederiz.

Yolda Ares sıkılmıştır diye yürüyüş yaptık biraz. İçinden geldiği gibi koşturdu, atladı zıpladı kenar bir yolda. İşe gelip haftaya başladık.
Sabahları  bu aralar hava güzel, yürüyüşe çıkıyoruz genelde. Çalış'ta yürürken Ares, eğer oralarda oynamak istiyorsa gidip masanın yanında bekliyor oturalım diye. Zamanımız varsa oturup çay içiyoruz ,bazen tost yiyiyoruz.Zaten Ares'inde hoşuna giden tostlar oluyor.Uzunbey ona da alıyor. Kimseler olmuyor,birkaç yürüyen kişi sadece.Etraf sessiz ,
bazen çay bahçesinin müziği kırıyor sessizliği... Genelde tanıdık şarkılar oluyor benimde içimden eşlik ettiğim.

Zamansızlıktan ancak şimdi yazabiliyorum geçen haftayı. Salı günü Antalya gezisi  günüydü. Sabah  erkenden migros otoparkında arabalarımızı bırakıp yola çıktık.Küçük bir otobüs dolduran küçük bir grup olduk.Yolda giderken ilk durağımız Bekçiler köyündeki Şafak Dinlenme Tesisleri oldu.Kavurması ve yoğurdu meşhurdur,  saat 11 olmasına rağmen kavurma ve yoğurt yedik,bazıları kahvaltı etti, köy kahvaltısı olması gereken bir yerde hazır paket terayağ ve reçeller olan bir kahvaltıyı ben tercih etmedim aslında.Kavurma çok güzeldi, yoğurdu da görmeniz için fotoğrafladım.Çatalla yediğimi belirtmek isterim birde :) 
Tur alışveriş,gezi  ve opera turu olduğundan gündüz  Antalya'ya vardığımız gibi  yeni açılan Özdilek  Alışveriş merkezine gittik. Önce alışveriş yaptık,sonra da yemek yedik.
Alışverişte yaşadığım aptalca olayı paylaşmak istiyorum sizinle birde.Özdilek Mudo  kapıda ikinci üründe pantolon ve trikoya  % 50 indirim yazıyor  içeri girip alışveriş yapıyorsunuz, zaman harcıyorsunuz,  hatta satış elemanına soruyorsunuz öyle mi diye ,evet diyor, size de yardımcı oluyor 4. ürün için sonra kasaya gidip aslında aynı markanın ikincisine değil aynı ürün tarzının ikincisine ( yani aynı ürün modelinin 2. sine ) indirim olduğunu söyleyip kasada indiriminizi yapmıyorlar.Hatta dört tane olunca biri çok pahalı bir ürün olunca kazık yemiş gibi de oluyorsunuz. (Yanıltıcı reklam buna denir birde, kapıda ayrı kasada ayrı bilgi,terslenmek de cabası) Bu reklam panosuna güvenip alışveriş yapmayın sakın.Ben yaptım, kasada da kaldım.Yine de biraz yumuşak yüzlü olsalar alıp gelecektim de sanki zorla almaya kalkar gibi birde terslenince dört parçayı da bırakıp çıktım. Kasadaki Cansu  hanım iddia üstüne iddia sanki ben kapıya asmışım yazıyı, iyi de yazı  da trikonun ve pantolonun ikincisine indirim yazıyor, aynı grubun ikincisi gibi bir cümle yazmıyor! - duramadım zaten. Dışarıda öyle yazmıyor diye uyarmamıza rağmen alırsanız alın almazsanız gidin gibi bir davranış karşısında da bıraktıım.O gün benimle ilgilenen müşteri temsilcisi delikanlı bize öyle söylemediler-doğal olarak o da bana öyle söylemedi,hatta 20 dakika ürün  bulmak için yardımcı oldu-  dediği  halde kasa kızı kızgın elemanı ikna edemedik. Yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam çünkü ben zaten zor kıyafet beğeniyorum, artı büyük beden kıyafet zor bulunuyorum, ama davranış tarzından dolayı dükkandan çıkmak içimi burktu. Markayım diye geçinen yerde bu tarz bir davranışı kaldıramam. Yaz kapıya , sonra kasada farklı davranış,hatta iddia ediyoruz diye de tersle. 

Sana mı kaldım Mudooooooooooooooo , sen sadece dekorasyon konusuna gir yine, egzotik parçalar yer alsın  raflarında, çocukluğumuzun  giyim markası bir masal olarak kalsın hatıralarımızda... Ne kaldı ki eskilerden..? Sen önce elemanlarına iletişim dersi ver, sonra reklamlarınla satış etiğini  aynı tutmaya çalış, ondan sonra da kalk alışveriş merkezinde mağaza aç.Bizde sadece  ithal  objelerine paraları bayılalım.Bundan sonra da senden giysi alırsam iki olsun.

Ertesi gün  M & S ' dan aldım alacağımı ama o kadar uyuz olmuşum ki Mudo'nun  Migros alışveriş merkezindeki mağazasına uzunbey gir bak demesine bile giremedim. İyi de bana ne demeyin bence çok önemli bir davranış bu. 
Işıltılı mağazaların ardındaki müşteri memnuniyeti bu işte ; koca bir hayal kırıklığı ... 


Neyse ordan çıkıp  sinir içinde açık balkonda kahve içtik uzunbeyle, sonra ben her sinirlendiğimde olduğu gibi acıktım, gidip Köfteci Ramiz'de yemek yedik.Güzeldi :) Tahinli piyaz yedim ama bizim klasik piyaz daha güzel, bunu da belirtmeden geçmeyeyim. 
Özdilek alışveriş merkezi..

Daha sonra şehir içinde operadan  önceden ayırttığımız  biletleri alıp Lara'ya otele geçtik.
Kendi otelimize giderken bu asortik otellerin önünden geçtik.
Azerbeycanlı bir işadamının soldaki yeni yapılan bu otelini görünce diğerlerinin otel yavrusu olduğuna kanaat getirip kendi otelimizi bulduk en sonunda.(sağdaki ) Gerçi biz 2005 te o otelde kalmıştık ama biz kaldığımızda etrafta in cin top oynuyordu.
Otelin manzarasında yandaki otelin yeni yapılmaya başlanmış bahçesi ve inşaatı vardı.
Bulunduğum balkondan kadraja zor sığan otel.
Otele gittiğim gibi bir su kuşu olarak kapalı  havuza girdim.Benden başka bir kaç çocuk ve beraber gittiğimiz bir hanım vardı. Havuzdan sonra giyinip süslenip yemeğe indik,otele erken yemek istediğimizi belirtmiştik  bu yüzden bir problem olmadan ordan da operaya gittik. 
Opera kalabalıktı, biz ağırlıklı olarak yabancıların olduğu bir gruptuk. Şehir içinde yolları tahmin ederek bulduğumuzdan biz binaya girdiğimizde gong çalmak üzereydi.
Opera keyifliydi, özlemişim. Çıkınca otele gidip yattık. Sabah erken uyanmadan biraz keyif yapmak istedim, bu yüzden havuzu es geçip toparlanıp kahvaltıya indik.
Otel geçen senelere göre çok daha iyiydi.Özellikle yemekler süperdi. Herkes memnun kaldı. Normalde bir gece konaklayamayacağımız fiyata biz hem beş yıldızlı bir otelde kalıp hem operaya gidip (hoş devlet operası sadece on liraydı :) hem de gezi ve yol ücreti dahil geziye gelmiştik :))

Kahvaltıdan çıkıp Düden'in Akdenize döküldüğü yere gittik, sonra  Lara'daki M&S mağazasına alışverişe gittik, -İngilizler çok seviyor, Fethiye'de yok-  :))   Oradan  küçük bir şehir turuyla Kaleiçine gidip birer çay içtik. En sonda Migros Alışveriş Merkezine  uğrayıp saat üç buçukta Fethiye  yollarına koyulana kadar orada gezdik. 
Kaleiçi
Kaleiçi
Kaleiçi
Aynı yerden daha önceki bir Antalya  yazısında fotoğrafım var  :) 
Bu bir  sürpriz, sonra yazacağım..!!!  :)
Karlı dağlar :) şansımıza hava çok güzel,günlük güneşlikti.

Bu fotoğrafta bugün bağışlarla aldığımız akülü tekerlekli  sandalyemiz. Minibüsle gelip arabalarıyla gittiler ailecek... :))) Bugün teslim ettik arkadaşlarla basının karşısında..
Daha önceden yazmıştım zaten. 
Yarın bir toplantı,perşembe günü bir eğitim ve cuma günü de kutlama var. Bir terslik olmazsa yeni yılı dışarıda arkadaşlarımızla karşılayacağız.Yazarım yine zaman bulursam...

8 yorum:

Yurdanur dedi ki...

memleketime gelmişsiniz :) Süprizi ise merak ettim..Yoğunluktan atlayabilirim bu nedenle yeni yılınızı kutlar,sağlıklı ve huzurlu günler dilerim..

Sevgilerimle,
Yurdanur

Burcu dedi ki...

ablacığım fotograflar harika :)bayıldım yine git gide daha çok istiyorum oraları görmeyi :))
güzel ve zevkli bir gezi olmuş anlaşılan ne mutlu sizlere :)
yardım olayı da ne güzel ne kadar mutlu olmuşlardır eminim...kolay gelsin ablacığım ...bebişi olacak biri mi var oralarda :))
mutlu yıllar ablam sağlıklı huzurlu ve umutlarla dolu...sevgiler öpüldün :)

minimalist dedi ki...

hepsi çok güzel; likör kadehi kolleksiyonu yapman ise çok daha hoş...

Funda dedi ki...

fotoğraflarla ben de gezmiş oldum ki kayınvalidem orada oturduğu halde kısmet olmadı eni konu gezmeye şehri...
Ayrıca da MUDO hakkındaki uyarıya da teşekkürler ben böyle şeyleri çok önemsiyorum bence çok iyi ettin paylaşmakla...
Sevgilerimle :)

enne dedi ki...

Mudo konusunda sana hak verdim. Tüm yanlışlığa rağmen kasadaki kişi kibar davranıp özür dileseydi seni kaybetmeyecekti. İşte bunu davranış dersi olarak okutmak lazım. Nedense büyük mağazalar reklama, dekorasyona tonla para harcıyor ama çalışanlarına aynı değeri vermiyor. İşte bu yüzden marka imajı da böyle sevimsiz satıcılar yüzünden yerle bir oluyor. Bilinçli tüketici olmak önemli, tebrik ediyorum seni.

Şimdiden Mutlu yıllar diliyorum sana, ailene, Ares'e...

Asortik Krep dedi ki...

Yurdanur, önce tebrik ediyorum sizi :) Yeni yılda yeni bir hayat açmışsınız önünüze,umarım hayırlısıyla sürer.
Antalya'yı seviyorum, her geldiğimde de bunu hissediyorum.
Sürpriz işyerimizde uzun zamandır beraber olduğumuz bir arkadaşımızın bebişinin gelmesi, o bir boğa, o bir kız olacak kısmetse iki boğa olacağız yani..Benim gibi kızın olacak diyorum Sadişe :))Heyecanımız ondan.

Burcu, evet görülesi yerler buraları ve gezilesi..yukarıda anlattım hamiş durumları :)
Sana da mutlu ve güzel yıllar diliyorum.

Minimalist, daha küçük koleksiyonlarımda var :))

Funda, bence bunlar çok önemli, mudo bizlerin çocukluğundan çıkma bir marka, eskiden yazlık yerlerde her ana caddede olurdu, hal böyle olunca mahlleden çıkıp sonradan başka mahalleye taşınan ve seni tanımayan görgüsüz aile çocukları gibi bir yaklaşım oluyor bence :) Bilmem anlatabildim mi..? Hoş yine müşterisiyiz de bu enayi yerine konma durumları ne böyle.

Enne, aslında tüketici haklarına göre yanlış yapıyor,şikayet etsem haklı çıkarım :) Yanıltıcı reklam ,tanıtımdan.

Çocuk gibi dedi ki...

Asortik :)

Sürpriz ve karın bölgesinden bir resim görünce "hamilemisin" diye düşündüm.

Hazır Çağıl kendi kanatları ile uçmuşken boşluğu dolduracak bir bebiş iyi giderdi :))

Bebişiniz hayırlı olsun :)

Zehra Gürgen dedi ki...

Gez gizelim gez :) inşallah diğerinde birlikte oluruz. yalancı yılbaşı kutlamasını yapacağız şu cuma gününü atlatayım bir siparişim var tembel Zehra hala yapmadı :(
yoksa biz menüyü bile hazırlıyoruz kedi kafayla, ancak o masaya kaç kişi sığar bilmiyorum? :) ha haaa anladın sen kedikafaya yapılan baskıyı !!