Cumartesi, Mart 12, 2011

Ben bu şarkıyı sana yazdım

İzmir benim için artık güzel anılarla dolu bir şehir.Giderken böyle olacağını hayal ediyordum ama bu kadarını da beklemiyordum. Zehra ile birlikte İzmir'e keşfe giderken  düşündüğüm cumartesi günkü İglo'nun etkinliği ve pazar günü ziyaret etmeyi istediğim zeytinyağı fuarıydı. Zehra pazartesi günü kalıp Kemeraltını da gezmemiz gerektiğini düşündüğünden dönüşü pazartesi akşamüstüne bırakmıştık.Gitmeden önce Karşıyaka öğretmenevinden yer ayırttık iki gece.
Fotoğraf Fuarın bahçesinden.Heykelleri görünce Zehraya millet tükürüyor ya da beğenmiyor ben bunu kapak yaparım diye çektiğim fotoğraflardan koydum.  :) 
Fethiye'den akşam 12.30 arabasına bindik.Yolda biraz konuştuk sonra o kadar güzel uyumuşuz ki gözümüzü otogarda açtık.
Karşıyaka vapur iskelesi 
Sabah İzmir'e geldiğimiz gibi servise bindik.Servis tıklım tıklım dolu.Karşıyaka öğretmenevinde indir bizi diyoruz  şoföre işine mi gelmedi gerçekten bilmiyor mu bilmiyorum -bu arada Pamukkale ile geldik-salağa yatıp ben bilmiyorum nerede olduğunu gibi talihsiz açıklamalarla yola devam etti.Şoförde tavır böyle olunca oradan yolcular müdahale edip bize yaklaşık bir konum belirterek Karşıyaka da çevreyolunun üstünde bir yerde indirdiler.Sabah sabah başladık sokaklarda turlamaya, bir tane tabela yok.Sabahın altıbuçuğu,sokaklarda kimse yok bizden başka.Gerçekten soru soracak birini bulamıyoruz,dükkanlar kapalı.Benim komiğime gidiyor, çünkü büyükşehirdeyiz. Herkes uykuda. Arada söyleniyorum, bir türlü öğretmenevini bulamıyoruz.İki üç sokak turladık, bir otopark gördük,bekçi uyuyor, uyandırıp ondan rica ettik de bulduk.Neden bulamadığımıza gelince,her tabela sahilden gelişe göre düzenlenmiş,biz tersten gelince tek taraflı bütün tabelaları atlamışız.Hay allah burası karadeniz de değil deyip öğretmenevine girdik.
Öğretmenevinde odamıza çıktık,zaman geçirmek için kahvaltı ettik ki ortalığın o sessiz halinden sonra ben acele etmekte bir fayda göremedim.Çay keyfi yaptık ve danışmadan sahili sorup çıktık.Şimdi öğretmenevindeki kibar bey bize soldan üç sokak gidip ana caddeye çıkın sonra da biraz yürüyünce sahile geleceksiniz dedi.Biz zehra ile yürü babam yürü hallerinde yaklaşık abartmıyorum en az beş cadde yürüdük.Sokak genişliğinde beş cadde ama... :) Dar uzun bir sokak başından giriyorsun tamam bir deniz kokusu var ama sokak bitiyor yol  bitmiyor. Etrafa baka baka,sahile ha geldik geleceğiz diye diye en sonunda bizim istiklal caddesi gibi bir caddeye ulaştık. Oradan da denizi gördük. Sahilde oyalanıp,etrafı seyredip İki Çocuklu Hayat- Ece ile buluştuk.Karşıyaka vapur iskelesinin fotoğraflarını çekip ileriye yürümeye başladık.Etraf yavaş yavaş kalabalık olmaya başladı ama bir İstanbullu olarak beklentim hiç de bizim alışık olmadığımız sakin sakin yürüyen ve sabahın onu olmasına rağmen rahatça işyerlerini açmamış olan insanlar beklentisi değildi.Ege'de olduğuma kanaat getirdim,tamam Fethiye'de bazen böyle ama ben oranın kasaba olduğu için öyle olduğunu düşünmüştüm.Zehra bana İzmir hayatını anlattı ama ben boşuna üstüme üstüme gelen insan kitlelerini düşünmüşüm :P Hatta yazının ilerleyen bölümlerinde kendimle dalga geçtiğim bir istanbullu tarafım ortaya çıktı ki anlatılmaz.
Biz -Ece,Zehra ve ben- önce Karşıyaka evlendirme dairesi yanında bir kafede birşeyler içtik. Sakızlı Türk kahvesi de bunlardan biriydi. Etrafımızda denizde  optimistler geziyordu.Bir yandan sohbet edip bir yandan onları seyrettim.Hava tahmin edilen kar havası değildi,soğuk sayılırdı ama uzunbeyin bizimle dalga geçtiği kadar yoktu.Hem ben üşüsemde inat olsun diye gıkımı çıkarmazdım ki hiç üşümedim dersem yalan olmaz :) 
Oradan yine yürüyerek İglo etkinliğinin yapıldığı Deniz Restauranta gittik ki herşey hazır bizi bekliyordu.Hatta blogcuların çoğu gelmişti.Bu arada ben Zehra ile birlikte İglo'nun etkinliğine davetliydim İzmir Blogcularıyla.Buradan teşekkür ediyorum bizi çok güzel ağırlayan İglo yemek Danışmanı  Tijen Aktay  ve MVM Gıda Pazarlama Genel Koordinatörü Serra Tunaman Parlakışık'a.Hatta etkinlik sonrası bize taa  Fethiyelere kadar teslim ettikleri özel  İglo çantaları içindeki ürünleri için de.


Ben İglo etkinliğine gitmeden önce de aslında iyi bir tüketicisiydim. Yani etkinlikten önce steamfresh sebzeleri, sebzelileri , fish fingerslarını, Akdeniz Levreğini yemiştim.Etkinlikte aynı ürünleri tekrar beğenmekle beraber, karideslerine,soslu mısırlı bezelyelerine ve milföy hamuruyla yapılmış tatlısına da bayıldım.
Bu arada sosları da nefisti.Sanırım tarifleri Tijen Hanımın sitesinde var.
Ürünlerin tazeliklerini tarladan toplandıktan 3-4 saat içinde -40 derecede dondurulmuş olmasına borçlu olduklarını da belirttiler, sanrım bu yüzden o kadar taze ve başka dondurulmuş ürünlerde olmayan tadları yüzünden sevdiğimi söyleyebilirim.
Etkinliği ve geziyi Cafederin Zehra da yazdı bir de ondan okuyun derim :) 

Normalde etkinliklerde blogcular  ayak fotoğrafı çekeriz ama bu sefer yemekte uygun olmaz diye ellerimizi çektik. Ben acemi etkinlikçi olduğumdan kişileri net bilmiyorum,okuyan yorumlara eklesin lütfen. Mesela dört parmağını açan tabii ki kocaman yüzüklü el benim :) Sol elde makinayla fotoğraf çekmeye çalışınca  aynaya bakarak rimel sürmeye çalışan ama aynı zamanda ağzını da açan kadınlar gibi sağ elimi açmışım  oldukça kötü çıkmış.
Benim sağımdaki sol el Zehra,soldaki minik ellerde sevgili İki Çocukla Hayat - Ece'nin :) 
Benim linklerimdeki Lezzetli somunlar-daha sonraki petek ve çenebazla görüşmemize kalamadı ama bence kalsaydı fena olmazdı:))  ve Böcürükle tanıştığımı-hatta etkinlik sonunda Böcürük benim Asortik Krep olduğumu farketmiş ve yanıma geldi-  ve daha bir sürü yemek blogcusuyla beraber oturduğumuzu da eklemek istiyorum.Keyifli bir toplantıydı,en az ürünler kadar sohbetimiz de güzeldi. 
Bizim gibi insanlar İzmir'e gidince tek etkinlikle kalmaz tabii ki süper modelli kurabiyeler yapan pie kurabiye 
 ve Çenebaz  ile buluşup sahilde önce birşeyler içtik,daha sonra Bostanlı sahilinde yürüyüp Petek Hanımlara  gittik. Yalnız ben o kadar yorgundum ki banyosunda  kendi ördüğü banyo halısını ve nefis görüntülü sipariş kurabiyelerini çekemedim.Titizliği her halinden belli olan Petek Hanım ve Çenebaz tam da düşündüğüm gibiydi.  Biz Çenebazla çok eskiden beri birbirimizi okuruz.Onlarında iyi arkadaş olduklarını sonradan keşfetmiştim ama zehra ile yalnız kaldığımızda internetin bizi yanıltmadığını ve blogcuların aslında aynı göründükleri gibi olduğunu konuştuk.Kırk yıllık ahbap gibiydik tanımı bu tanışma için söylenecek en güzel cümle birde çok iyi ağırlandığımızı ve petek hanımın reklamdan çok hoşlanmadığı için çekemediğim ikramları var ki keşke orda olsaydınız :)) Çenebaz da tatlı yapmış bize.Taksiyle Öğretmenevine döndük o gece kendimizi yatağa attık ve hemen uyuduk diyebilirim.Bu arada öğretmenevinde 4 bilgisayardan  interneti çalışan  bir tane yoktu ve kahvaltısı temiz,taze olmasına rağmen bilgilendirilme olayları çok zayıftı.Kibarlıklarıyla ve yardımseverlikleriyle durumu kurtardılar ama banyoları tekrar elden geçirmeliler,biraz eskimişti diye de ekleyelim gitmek isteyenlere.

Üç gün boyunca Karşıyaka Vapur İskelesini kullandık.Gündüz yürüdük,gece de taksiyle gittik öğretmenevine.
Konak Meydanı,saat kulesi.
Biz pazar sabahı  erken uyandık  ama yorgunluktan hemen kalkamadık.Hoş kalksakta şehir uyurken biz ne yapacağız diye de yattık biraz.O günü zeytinyağ fuarına, ikea'ya ve Foruma ayırdığımızdan önce kahvaltıya Alsancak'a gittik.Deniz kenarında kafelerde kahvaltı ederiz diye düşündük.Karşıyakadan Konak'a geçtik.Oradan taksiye bindik, tam Alsancak'a geldik ki ben taksiden pankartlar gördüm.Aslında orada inecektik ama a yürüyüş var ,artık izmire gelmişken katılmaksak hükümete ayıp olur diye taksicinin bize hayret eden bakışları altında taksiden indik :)  Alevi dernekleri arasında yoğun kalabalık altında başladık onların önünden yürümeye.Oturacağımız cafeyi zehra bana seçtirdi ve  kahvaltısını beğendik. Marco cafe restaurant.
Bu binayı da çok beğendim. Neresi olduğuna dair bir fikrim yok.
Cafe Marco kahvaltı tabağı -açıkbüfe 17.5 lira.Tam pazar kahvaltısıydı ve evet hepsini yedik ama bütün gün yürüdük.Tavsiye ederim.Bu arada yürüyüş başlamadan biz oradan güzel bir ana caddeye çıkıp benim şu an hatırlamadığım bir yoldan fuara gittik :) Pazar günü ve hala güzel dükkanlar kapalı neyse fuardan sonra ikea ve foruma gideceğimizden önemli bulmadım.
Fuardan kauçuk ağacı.
Kuşlarla ilgili bilgilendirme durakları.
Zeytinyağı fuarı,rafine edilmiş ve edilmemiş,ilk hasat yağlar.
Zeytinyağı fuarında bulduğumuz özel tasarım keçeler.
Açık pembeleri  ben aldım.
600-700 yıllık Zeytin ağacı kökü.
Fuardan çıkıp Basmane' den İkeaya gittik.Tabi Bornovada iniyoruz,sonra taksiyle gidiyoruz.Önce İkeada alışveriş yaptık, sonra yemek yedik.
Baydöner tıklım tıklım bir yerdi.Ben normalde dışarıda genelde döner ya da köfte yerim çünkü Fethiye'de Cezayir Usta dışında döneri güzel olan yer yoktur.Köfte kültürü zaten yok. Bu yüzden zehra bana ne yiyelim dediğinde döner dedim ama döneri orta -vasat konumda- adına iskender dedikleri bir şey yedik. Görüntü de bizi doyurmadı zaten.Daha oturduğunuzda bir buçuk mu diye soruyorlar ,ben birbuçuk porsiyon yemem ,yanına patates ,turşu falan soruyorlar, anladım ki porsiyonları küçük insanları doyurmak üzere çeşit eklemişler.Yoksa iskender yerken patates aramazsın. Servis elemanının mimiklerine taktım orda,kendisine de söyledim, ufak bir bahşişde bıraktım yine de. (yemekte mutlaka bahşiş bırakırım ben eğer servisi beğenirsem) ama bu döner kebap olamaz.Olsa olsa kebapçık olur.
-Yemekteyiz de tekrar var şu saat- şefler yarışıyor, lütfü usta(baltacı)  ne saygısız  bir şef ya,işine saygısı olur insanın.Bu insanı tv de seyredince restaurantına gitmezdim ben. Öbür kasıntı  Orhan usta (yüksel)ile ikisi bence biraz kendini geliştirmeli derim. İnsan şef deyince  saygın kişilikler bekliyor. Usta  evini ve kaliteni görüyoruz, yemeğini gördük allahtan konuşmasından ve tavrından ne durumda olduğunuzu görüyoruz,kaliteli şefler çıkarın şuraya ya,yemekler hariç herşeyi eleştirdi bu insanlar.Şef olduğunuza bin şahit gerek.Etkilenmek ,öğrenmek bir yana, kenar mahalle delikanlısı gibi önüne gelene çemkirmekten başka bir şey yapmadınız ya..Umarım okursunuz. Kendinize gelin, onlar sizin yarışmacı arkadaşlarınız mutfaktaki yamaklarınız değil..!.Birde çok matah ya,  insanlara birşey öğretmemiz gerekir gibi cümlelerle baydın beni Lütfü usta. Biraz kaliteli takıl,insanın kalitesi yemeğe de yansır, bunu unutma.Orhan usta da son gün kendini aştı.Birinci olamadılar da rahatladım biraz.Bu ne ya.Sinir program.
Kavga gürültü yerine tariflere biraz daha dikkat çekseler güzel olacak ama bunları yapanda seyredenlerden beter ne diyeyim.
Forumda alışveriş yaptık,ayrıntıları geçiyorum,para harcadık ama fazla değil :)
Konak vapur iskelesi
Akşam odamızda zehra baan tarot baktı,ben onu bayıltana kadar hem de :)) Yalnız iki gece de benim gözler kendiliğinden kapanana kadar konuştuk :)
Odanın manzarası- nette böyle bilgi olsun diye koydum :)) Gece bir ara uykum kaçtı, yattığım yerden perdeyi araladım.Karşıda deniz ve denizin üstünde ışıklar görünüyordu.Boğaz gibi geceleri görüntüsü var şehrin ,en çok bu tarafını sevdim İzmir'in.Doğla olarak istanbulla karşılaştırıp durdum ama her şehir kendi içinde değerlendirilmeli siz bana bakmayın.
Bu da bahçesi,sanırım baharda çok güzel olur.Hava soğuk sayıldığından bahçede oturmadık ama yazın geceleri güzel olur eminim.
Pazar akşamı telefon şarjım bitti, bu yüzden telefon kulübesinden telefon açtım gelince annemlere, benim telefonum bu yeni çıkan bilgisayar şarjlı telefonlardan,gerçi fişe takılan aparatını da aldım ama ancak pazar
günü alabildiğimden ve telefon şarj olmadan aranamadığından doğumgünü olan annemi aradım,sabahtan konuşmuştuk,bir de akşam sorayım halini hatırını dedim.Çağıl yanındaydı ve hediyesini o vermişti zaten. Sevdiklerimle konuşmak da beni şarj ediyor bir bakıma.
Pazartesi sabahı eşyalarımızla beraber Kemeraltına gitmek üzere taksiye bindik.Bunu da taksiden çektim.Karşıyaka öğretmenevinden kemeraltı yaklaşık 25 lira tutuyor.Eşyalarımızı benim çalıştığım bir firmaya bıraktık,Kemeraltında alışveriş yaptıklarımızı da. Biz sırt çantalarımızla eve döndük.Eşyalar bize çarşamba günü geldi.
Kızlarağasında evvel zaman içinde adlı antikacı.Çok karışık bir dükkandı,33 lük  plaklar 30 liradan başlıyordu.Diğerleri 5 liradan.Benim gramofon yüzünden 33 lüklere ihtiyacım var ama ben likör kadehi sordum, altın kaplamalılar vardı tanesi 45 lira. Bir kaç model vardı bende olan.Şöyle bir bakıp çıktık.Satıcı biraz ilgilenseydi alışveriş yapardım ben ama esnaf esnaf olmayınca alışveriş yapamama gibi bir sorunum var benim.
Çarşıda Yunanlı turistler vardı, benden yaşlı bir adam önüme gelip şirin bir şekilde kalimero dedi bana.Ben ona merhaba dedim :) Kusura bakmayın sizi yunanlı sandım dedi :) Zehra duymamış kalimero dediğini benim merhabamdan sonra burda bile tanıdıkları var diye düşünmüş.Adamın özründen sonra anlattı. Benimde hoşuma gitti turist sanılmak.  :)
Kızlarağası Çarşısında gezdik, zehranın arkadaşıyla buluştuk, kahveler içtik,ben fotoğraf çektim.Çarşı güzeldi.

İzmirde ne yapılıyorsa zehra bana onları göstermek için yarıştı adeta.Anlattı, yedirdi ,içirdi,gezdirdi. Konuşup ,gülüştük çoğunlukla.Bana garip gelenleri paylaştım,benim garipliklerime takıldık. Şimdi ben metroya biniyoruz mesela,elimizde çantalar dolu, gidip arada bulunan dörtlü koltuklara oturuyorum.Neden daha yakında iki kişilik boş koltuklara oturmuyorsun kapıya yakın..? diye soruyor.Şimdi çok kalabalık olur çantalarla rahatsız oluruz diyorum.Oysa kalabalık olduğu yok,sakin bir yoğunluk var arada sırada ama çok kalabalık yok. Forumda geziyoruz mesela bir yere uğrayacağım, ona sen git masa tut ben geliyorum diyorum :)) Ne masası , burada her yer masa diyor.Boş masa bulmak her dakika mümkün.İstanbullu ruhum bir türlü koşturmacadan kurtulmuyor :P Fethiye bile beni yavaşlatmamış,kalabalığı görünce yine eski ben oluyorum.

Kemeraltında gezerken lokma kıuyruğu gördük,sırada beş-altı kişi var.O lokmayı görünce durup alalım dedi,ben sıra var,sıraya da bekleyemem dedim. Benim derdim sıra olmayan başka bir lokmacıdan lokma almak.Oysa bu lokmalar ücretsiz, ben yine hayrına lokma dağıtımına anlam veremiyorum ve kuyrukta herkesimden insan :P  Neyse ben durmayınca zehra ,izmire gelipte lokma yemeden dönülmez diyor,arkamı dönüyorum elinde koca bir lokma tabağı, hangi arada eline kondu o lokmalar bilmiyorum.Ben durmayınca lokma döken adam eline tutuşturmuş  lokmaları.Çok güzeldi :)) Lokma adına ne varsa izmirde hakediyor diyebilirim. :)
Acıktık tabii dolaşınca,mutlaka midye dolma yememiz gerekli dedi. Denizkızı diye bir yere soktu bizi kapıdaki hanutçu.Bak dedik güzel değilse söyleriz.Neyse midye dolma çok güzeldi, üstüne midye tava yedik.güzeldi ama istanbuldakiler kadar değil. fethiyede zaten fazla yapan yok ama dolmalar sınıfı geçti :) Tavsiye ederiz denizkızında yiyebilirsiniz.
Midye tava
kumru
İzmir'e gelipte kumru yemeden dönülmez dedi zehra, bu anlamda kumruyu ilk defa yedim.O da kemeraltından aldık,otogarda yedik.Gerçekten güzeldi :)
Kemeraltı girişi.
Sadece sırt çantalarımızla ki izmire gelirken bir rekor kırdım -küçük bir sırt çantası aldım yanıma.Uzunbey inanamadı. Diğer eşyaları bırakıp onlarla Kemeraltından Bornavaya geçtik.Zehra daha önce orada oturmuş ve ayrıca biletlerimizİ almamız gerektiğinden servisle yakın olur diye oraya gittik.Foruma ve ikeaya giderken metroyla gittim ama bu sefer çarşısını ve içini görmek için gezdik biraz.Bornova bu tarz bahçeli evler bulunan eski bir semt.Benimde hoşuma gitti.Parkında fotoğraf çektirdik,biletlerimizİ alıp, pamukkaleye yakın olan bir cafeye gittik.Zehra bu cafeye sık gidermiş eskiden.Adını unuttum,zehra yazar nasıl olsa.Pastası  güzeldi, bizde son muhabbetleri orada yaptık.
asortik krep ve cafe derin zehra
Bornova
Özel mülkmüş, biz bakarken bir adam bize söyledi.Eski rumlardan kalan evler vardı ,aralarında da apartmanlar.
Böyle güzel küpeler olan birdükkan gördük ama o kadar çok küpe aldım ki içeri girip almak istemedi canım.Şimdi bakınca pişmanım oysa.
Atatürk Halk kütüphanesi - Bornova 
İşte asıl gezmek istediğim yer ama zaman yok..!
Burası da Bornova'da parkın girişi.Servis saatine kadar cafede oturduk.Kalkıp otogara gittik, otobüse bindiğimizde tatlı bir yorgunluk vardı ama gezimiz çok güzel geçmişti,her kısmı hemde.İzmire gidersem artık yolumu bulabilirim sanırım.
Geldiğimizden beri işlere sarıldım.8 mart dünya kadın emekçiler günü yağmurlu ama güzel geçti.Bugün sahilde kahve içip İzmirli Fatoş'a -kitapçı- memleketini anlattık. Sanırım buradan fotoğraflarına da bakıp özlem giderir.Bugün akşam Çağıl geldi ,dalamana onu karşılamaya gittik.O şimdi yanımda :)) Dün geceki uykusuzluktan sonra akşam biraz uyuyup yine sabahladık beraber. Önce uzunbey,şimdi çağıl uyudu. Bende yazıyı yazıp yatacağım.Sabah saat 6.00
Çağıl haftasonu için burada. Çarşamba günü -perşembe-cuma-cumartesi-burada karaçulha da  otel ekipmanları fuarı başlayacak.Fuarda standımız var,yalnız olacağım.Arkadaşlarım yardıma gelecek dönüşümlü. Fatoş ve Zen gelirim dedi.Yaz için yeni çalışmalarımız ve hazırlıklarımız var,işlerim yoğun geçecek ama bu beni sevindiriyor,çalışmayı seviyorum ve herşey daha güzel olacak.

Bu , bu ve bu var :)  Daha da yazardım ama çok yorgunum.Okumadan gönderiyorum.Daha sık yazmaya çalışırım.
Bu yazıda şarkı yok sadece özlem var  :)

21 yorum:

Back to Black dedi ki...

çook güzel bir gezi olmuş.izmir, kumru,midye, kızlar ağası okurken yine mest oldum :))

bilge dedi ki...

Sevgili Asortik krep olmadı ama bu gezi bu bana yapılırmı ben kaldığınız öğretmenevine çok yakın oturuyorum..keşke haberim olsaydı..ödeştikmi nedir bende fethiyeye geldiğimde sizin haberiniz olmamıştı..)))))içinize sinen bir gezi olmuş sevindim..sevgiler..

Asortik Krep dedi ki...

Black, güzeldi. Beğendiğine sevindim :)

Bilge, öyle hesaplar tutmam valla ben.Samimiyetine inanırsam hep ben uğrarım sana ,gelmeni beklemem :)Yalnız bu gelişimi kimseye yazmadım ancak zamanı kullanabildik çünkü.Akşam da çok yorgun döndük ama beyler olsaydı gece hayatına da bakabilirdik sanırım.Genellikle öyle zamanlarda eşimle yemeğe gideriz, biz dinlenmeyi seçtik çünkü gündüz çok yürüdük.Hele pazar günü hem ikeayı hem forumu hem de fuarı gezdik,düşün.

Burcu dedi ki...

çok güzel geçmiş etkinlik ve izmir kaçamağı :) kıskanmadım desem yalan olur :)) oh oh yenilmiş gezilmiş alışveriş yapılmış ne güzel :)) çağıl da gelmiş gözün aydın :) kolay gelsin fuarda ablam:) bu arada Asortikliğine de yapmışsın kaçmadı yani sevgiler öpüldün :)

derya dedi ki...

Geziniz çok keyifli olmuş, ufak tefek aksilikler her gezide olur :) İzmir'e yıllar önce gitmiştim, Eski Foça da bir süre kaldım ama çok geçti üstünden. Şimdi yazılarınızı okudukça gitmiş görmüş yaşamış gibi oluyorum teşekkürler..

Ece ÇAKIROĞLU dedi ki...

Asortikim süper bir yazı olmuş yalnız normal turistler bu kadar yeri anca 1 ayda gezerdi rehberin süper olunca izmiri izmirli olmayı dıvx formatında yaşatmış sana süpersiniz valla.
Seni ve Zehrayı tanımak gerçekten benim için çok büyük mutluluktu ama keşke vaktim , imkanım olsaydıda en azından zeytinyağı fuarına bende gelseydim sizinle. Birde paetek ablalara tabi:((

Buarada lütfünün kazanamamasına bende çok sevindim. Kocaman kocaman öpüyorum canım seni izmirden kucakkkk dolusu sevgiler.....

LEZZETLİ SOMUNLAR dedi ki...

Sevgili Asortik; senin Aslan burcu olma olasılığın çok yüksek, bilmem doğru tahmin mi? Değilsen bile yükseleninin Aslan olduğu yolunda ciddi tahminlerim var:)) Nedenleri bana kalsın, sen doğru mu onu söyle:)) Üzerine ihtisasım vardır da!! Annem, kocam, kendi yükselenim, bilumum geçmiş müdürüm ve kuaförüm!! Haliyle ve mecburen:) Geziniz harika olmuş..Güzeliyle-çirkiniyle İzmir'i sindirmişsin. İlk fotoğraflardaki beğendim dediğin bina eğer Kordon'da çekildiyse, Alman Konsolosluğudur büyük ihtimal, çok güzel binadır gerçekten. Bozmazlar inşallah. O gün ben de bulunmayı gerçekten çok isterdim ama kısmet değilmiş. İnşallah tekrarına diyelim. Seni tanıdığıma gerçekten çok sevindim. Oğluna gözünaydın, Allah hep kavuştursun inşallah..Sevgiler..

Beyaz Piyon dedi ki...

Yazıyı okuyunca kendi ilimde büyük bir tur atmış gibi oldum :) Çok hoş İzmir'i değerlendiren bir İstanbullu görmek.

"Burası da Bornova'da parkın girişi." dediğiniz yer "Büyük Park" ablacım. Keşke "Küçük Park"a da bir uğrasaydınız, keşke haberim olsaydı da ben de bir selam verseydim :)

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

"Etrafımızda denizde optimistler geziyordu.Bir yandan sohbet edip bir yandan onları seyrettim." demişsin ya yazının bir yerinde, ben okuyunca o optimistleri, optimist insanlar olarak algıladım bir an. ciddi ciddi düşündüm, etraftakilerin optimist olduğunu nereden anladı ki acaba diye:O).ve hatta ikinci bir an da acaba yüzlerinde her daim bir gülümseme mi vardı oradan mı belli oluyordu diye düşündüm. üçüncü anda senin optimistlerle benimkilerin farklı olduğunu anladım:O). geziniz çok güzelmiş mutlu olman beni de mutlu etti ama çenebazla tanışma kısmını çok kıskandım.ben de istiyorum çenebazla tanışmak...bir de insan o küpelerden kendine almayacak olsa bile girer kızkardeşine alır di mi ama yani?

maximehmet dedi ki...

Okumuş gibi değil, gitmiş gibi oldum oralara:)

Funda dedi ki...

Tam bir hafta önce İzmirdeydim seninki kadar kapsamlı olmasa da yine de büyüleyiciydi :)

Özgen dedi ki...

Geziniz harika olmuş, biz de gittiğimizde gösterdiğin çoğu yere uğruyoruz ve okuyunca gitmiş kadar oldum.Vallahi bravo kısa sürede gitmediğiniz yer kalmamış ne güzel!

novella / विश्व dedi ki...

dolu dolu izmir, dolu dolu keyif, mutluluk... ne iyi geldi sabahıma. sevgiler...

http://www.lezzetibol.com dedi ki...

Karar verdim. Bundan sonra ne zaman İzmiri özlersem (ki hep özlüyorum) senin yazını okuyacağım canım:)))

Bu saatte nasıl iyi geldi. Memleketimi çok seviyorum. Ufak tefek eksikleri olabilir ama olsun memlektim diyorum başka da bir şey demiyorum:))))

Ne iyi ettiniz. İyi ki geldiniz. İyi ki tanımışım sizleri, gülen gözlerinizi. Sizlerin değerli katılımı ile çok güzel ve sıcak bir etkinlik, buluşma oldu. İGLO adına ve kendi adıma çok teşekkür ederiz...
Mutluluk verdiniz...
En kısa zamanda tekrar görüşelim (bu arada yazın fethiyeye geldiğimde haberleşiriz:)) )

Kucak dolusu sevgiler, selamlar

♥ŞANSLI♥ dedi ki...

Valla ne diyeyim arkadaşım.Bizde bir turlattın İzmir'de.Keyifli bir gezi olmuş.Bir şehirden başka bir şehire gittiğinde acemilik çekiyorsun.Gezmek görmek güzel şey.İnşallah İzmir i görmek banada nasip olur.
Sevgiler:)

bilge ve annesi dedi ki...

Sevgili Asortik krepciğim, kaçamak dediğin böyle olmalı, sefanız olsun. Bu arada izmir görmemiş ben çok özendim:))

Handan dedi ki...

İzmir'e yeniden gitmiş kadar oldum, sabah sabah bir sürü güzel anım canlandı , teşekkürler :)

Asortik Krep dedi ki...

Burcu, birkaç gün önce güzel güzel yorum yazdım ama hepsi gitti, bu yüzden gelipte yorumlarımı bulamayınca hayal kırıklığına uğradım.
Çağıl geldi gitti,güzel bir haftasonuydu :)

Derya, eski foçayı biz çok sevmiştik,belki fethiye olmasaydı orası olurdu.Bende severim.

Ece, bende bende çok sevindim lütfü usta düşük puan aldı.

Lezzetli ve tatlı somunlar ,ben bir boğayım.Yükselenimde oğlak.İnadın inadı diyorum ben buna hem de doğum saatlerim çok belirgin ve senin için özel olarak baktım tekrar.

Beyaz Piyon, küçük parka baktım.evet yakınından geçmişiz :) Bir dahaki sefere uğrarım :))

Burcum, optimistlere çok güldüm :)
Evet sana küpe aldım ama forumdan.Birde çenebaz çok hoş bir kadın bana sana benzediğimi söyledi ama bence o senin gibi yeşil gözlü,beyaz tenli ve düz küt saçlı haliyle sana benziyordu :))

Mehmet ,teşekkür ederim,duymak istediğim cümleler bunlardı :)

Funda,bizimki hem ziyaret hem ticaret oldu aslında :))

Özgen, şimdiden gelecek seferin planları var kafamızda...

Novella, ne güzel kelimeler bunlar böyle :)

Sevgili Tijen, senden böyle güzel kelimeler duymak çok güzel,teşekkür ederim.

Şanslı,güzel bir şehir, gidip görmek lazım.Ben sevdim :))Kendimi mutlu hissettiğim bir şehirdi.

Bilgenin annesi,git gör bence, hatta imkan olsa beraber olsak keşke..

Handan, güzel bir anı oldu bana da, İzmir'i unutmayacağım.

sünter dedi ki...

Bir tek Boyoz eksik kalmis:)
Özlemisim Izmiri bende.postunu okuyunca fotograflari görünce iyice farkettim.

Hükümete ayip etmemeniz cok iyi olmus:)

Selcen dedi ki...

Ne zamandır bloguna gelmek istiyorum hep aklımda ama bu güne kısmetmiş Önce İzmiri okudum süper anlatmışsın gezinizi ama hem okudum hem üzüldüm. Zehra döner diye düşünüyordum ve dönmemişsiniz burada kalmışsınız ya eve davet ederdim yada bir gün size takılırdım:( inş. başka bir sefere:))) çok keyifle okudum yazını Bornovada içeri girmediğin ama almadığın için sonra pişman olduğun dükkan arkadşaımın kardeşi daha sonraki gelişlerinizde beraber gideriz. sevgilerimle,
selcen...

colette dedi ki...

Çok yakınıma kadar gelmişsiniz ama kutlarım sizi kısa zamanda ne çok yer gezmişsiniz.İzmirli'nin tuhaf bir uyuşukluğu vardır size katılıyorum.Bu postunuz bana o kadar tanıdık geldi ki anlatamam.Sevgiler...