Cumartesi, Haziran 18, 2011

aynı sayfada boş ümitlerde

İçimde bir boşluk var.Çünkü hala ülke genelinde ben yaptım, çok biliyorum ve değişen bir şey olmayacak havası hakim insanlarda.Oysa öyle olmayacak ve ne yazık ki ancak zaman bizi haklı çıkaracak.Bu yüzden şu an susuyorum.Dumur olmuş insan vaziyetlerinde. Tamamının gayet isteyerek ve şevkle bu yönde oy vermediğini bildiğim ülkemde bir şekilde ya da her şekilde denenen, bizim bildiğimiz ya da bilmediğimiz yöntemlerle kazanılmış haklarına saygı gösteriyorum.Şimdilik.Çünkü biliyorum ki bu ülke de bazı insanlar kendi çıkarları doğrultusunda gidildikçe bazı şeylere sessiz kalırlar, para kazandıkça onlar için bir sorun yoktur ve ancak kendi çıkarları zedelenirse seslerini çıkarırlar.Diğerleri umurlarında değildir, keşke onlar da benim umrumda olmasalar ama umrumdalar.Onlar yüzünden   anne-babasından komşu çocuğu için azar yemiş, sokağa salınmayan cezalı çocuklar gibi hissediyorum şu an. O evden taşınmadıkça ya da bu ülke parçalanmadıkça bunların duracağını da sanmıyorum. Şimdilik izliyorum.
-Bu kısmı bir önceki yazıma gelen yorumlardan sonra ekliyorum." Siz hala ülkeyi AKP'lilerin yönettiğini düşünüyorsanız öyle düşünmeye devam edin, zaten sizin düşüncenizi kesinlikle değiştiremeyiz ama ben düşünmüyorum.Bu CHP entellektüelleri halkın nabzını tutamıyor olayına da inanmıyorum.Halkın nabzını öğrencileri şifrelerle canından bezdirenler, atanamayan öğretmenler ile çiftçinin tohumlarına yasaklar getirenler, 2b leri en çok parayı verene satmaya karar verenler,aile hekimliği adı altında özel sağlık sigortalarını  ülkeye getirmeye çalışanlar, Fethiye gibi bir yere 33 hes izni verenler mükemmel nabız tuttukları için halkın bizim gibi para vermeden oy atmasını isteyen entellere ihtiyacı yok.Onlar nabız tutmayı iyi beceriyor, bazıları da sonradan kazananın yanında olma hallerini çok seviyorlar ya da zaten o gruptalar biz bilmiyoruz.
Ha benim hallerime gelince, ben burada beş yıldır(blog yazarlığım süresince) yedim, içtim , gezdim anlattım ama hala bloğumu gezi ve moda bloğu sanan arkadaşlara bir itirafta bulunayım.Şekerim, esas hayat o gördüğünüz alışveriş merkezlerinde hangi markayı alayım, eltim ne aldı bende alayım,komşum italyaya gitti bende gideyim, kocacım arabamı değiştir modunda geçmiyor.Bana laf sokmaya çalışırken bu kadın bu kadar dağ bayır geziyor,günde bir sürü  kişiyle tanışıp iş yapıyor, etkinliklerde görev alıyor, bu kadar insan tanıyor, bir o kadar insan da onu tanıyor modunda okursanız biraz iyi olur. İstanbul gibi şehir hayatını bırakıp, güneyde yeni bir iş kurup, gece gündüz çalışıp didinip yazıyoruz bunları.Yüzme havuzlu villamdan seçim anılarımı paylaşmadım sizinle.Her perşembe gittiğim kadın kolları toplantılarını, sabahın köründen akşamın sekizine kadar durduğum sandık başını anlattım.Kendi işimin yoğunluğundan gidemediğim köy toplantılarını paylaştım ama kapı kapı gezdiğim günleri de yazdım.Nedense bazılarına başkalarını anlatmak daha keyif veriyor, onlar evde kermes yaparlar, paralar evde kalır, biz ziraat bankası arkasında park yanında yaparız,burslara veririz,bizimkiler halkı yansıtmaz, çünkü kıymeti yoktur.Biz ne de olsa halka inemeyiz, indin mi hiç..? Kendin sandık başında görev aldın mı..? Kapı kapı gezmenin stresini yaşadın mı..? Görev aldın mı bir parti de..?  ama eleştirirken siz halka inemiyorsunuz, halkın nabzını tutamazsınız..!!! Nerden biliyorsun.Hiç buradan baktın mı..? Eleştirirken diller keskin bıçak ama yaşarken ben gidemem,yapamam.Nasıl yaşadığıma, neler yaptığıma dil uzatırken gelip burada göreceksin kardeşim.Oturduğun yerden laf söylemek yok.Hayat,büyük şehirlerde oturup blog okumayla geçmiyor.Bana laf söyleyeceksen buraya gelip söyleyeceksin,okuduğun üç beş kelama kanıp bana hesap soracak adam kendi yaptıklarını da dizsin önüme.Aynı ölçüdemiyiz görmeliyim.Hoş niye beni eleştiriyorsun ki..? Sana dokunan nedir, geçmişi okumadın mı hiç..? Bir yazıyı mı okuyup yorum yazıyorsun bana..? Esas halk için sen ne yaptın..? Yoksa karşı partidensin yazdıklarıma mı uyuz oldun.Olmayacaksın.Ben çalıştım, seçimde hayal kırıklığı yaşadım yine de uyuz olmuyorum,sende olmayacaksın. Entellektüelmişim ..! Bence beni tanımayan insanların yazılarıma göre bana bu yorumu yazması bir market servisinin ücretsiz servisine binip ben o marketten alışveriş ediyorum mesajı vermesine benzer.(Cümleyi çözemeyenler için - özel olarak Fethiyede anlatabilirim, daha da yapacağım bir şey yok.)
Yeri gelmişken" yetmez ama evetçilerden" de hoşlanmıyorum.Kandırıldıklarını düşünüyorum.Kan-dı-rıl-dı-lar.Zamanla onlarda görecek, yaşayacağız kısmet olurda görürsek.
Bunun yanında;
hayatım bir koşturmaca, buna alıştım artık, normal şartlarda diğer görevlerim bitti ama hergün bir yoğunluk ve iş durumlarım mevcut. İş bitse ev bitmiyor, ayaklarımı uzatıp ben bugün evde sessiz sedasız bir şeyler okuyayım lüksüm yok, emeklilikte ancak olacak. İsyan eden ve şikayet eden biri değilim ama ben bile yoruldum bu durumdan.İnsanlardan da sıkıldım sanırım bu ara. Özellikle telefonum çalmadan birini aramıyorum, ancak acil işler yüzünden ve nedense telefonlarıma da cevap vermek zor geliyor.Ben birde çok özlediğim zaman telefonla aramak isterim ama sesini duyunca da yanına gitmek istediğimden annemleri ve burcuyu da az arıyorum.Neyse ki seçim için Çağıl geldi, gitti.Biz görevliydik,Patlangıçta. Oysa benim sandığım Çalışta. Bu sene görevli kişiler listelere yazılmışlardı,oysa geçtiğimiz senelerde o kişiler kendi sandıklarına da gidip oy kullanabiliyorlardı,evet hayır referandumunda kontrol edilemedi yani.
Seçim demişken bizim sandık başkanı sadece para almak için gelen öğretmenlerin yüzkarası bir tipti.Seçim biraz daha sürse elimde kalabilirdi.Adam siyasetten bir haber, sadece etrafı seyretmek adına gelmiş,hiçbirşeye müdahale etmeyen bir tipti. Oy pusulasında bağımsızlara bakıp sayısını söyleyemeyen birinden seçim için kural uygulanması nasıl beklenir bilmiyorum. Bana soruyor kaç bağımsız var diye.Partilerden sonra konulan bağımsızların isimlerine bile bakmamış, onların bağımsız adaylar olduğunun farkında değil.Elinde cep telefonu bütün gün telefonla muhabbet edip kadın ve kızlara laf atsın, sonra da ben görevlerini bildiriyorum diye bana bozulsun. İçeride cebi çalanlara bile müdahale etmedi ve kötü bir başkandı.
Birde okul çok pisti,evet yazıyorum Patlangıç ilköğretim,tuvaletlerinden dolap altlarına kadar iğrençti.İnsan öğrencilere bunu mu reva görür,ya biz..? Bizden de çekinmek yok, seçim için o kadar insan gelecek, insan bir süpürür okulu.Dolapların altını pislik götürüyordu.Sonra da yardım istekleri.Bir daha denk gelirse bir şey istemeye gelince bizim ihtiyacımız var diye , komitelerde görevli olursam direk müdürün  yüzüne söylemezsem şerefsizim.
Annemler geldi  bugün :) Aslında keyfim yerindeydi ama yazamayacağım.Ben hala inanamıyorum tabii ki..
Hepimiz kayaköydeyiz. Yazacak çok şey var, fırsat bulursam yazarım. Fotoğraftaki ,kabak çiçekleri bahçeden, ilk defa yumurta ve unu karıştırıp, çiçekleri sıcak suya dalıp çıkartıp sonra yumurtalı una bulayıp kızarttım.Nefis oluyormuş,ilk defa yaptım ve yedim,nefisti.Bir daha ki sefere dolmasını yapacağım.Çok yedim ama yapmadım hiç.Akdenizli halimi seviyorum. Beni bu halimle sevenleri de seviyorum :)
Hadi keyfim yerine gelsin,son zamanlarda dinlediğim bir günün şarkısı olayına da gireyim... Şarkı hüzünlü ama çok güzel.
NOT: Yazıyı bir okudum,karmaşık ama şu an ki ruh halimle arkasında olduğum bir yazı bu yüzden değiştirmeden gönderiyorum.

12 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Harika olmuş yazı karışık değil sadece içimizde kopan fırtınaların dile gelişi. Güzel bir iç dökme olmuş sakinleşmek için bende bi süre vermiştim kendime artık yazmanın vaktidir sanırım....

Defne Soysal dedi ki...

"Dünyayı, ülkeyi, insanı en baştan ve derinden kavramak istiyorlardı.
İlk döbnemlerde bu çoçuklar arasında iyi okullarda okuyan yok denecek kadar azdı.
Ama Rainer Maria Rilke'nin şiiriyle, Heidegger'in felsefesiyle tanışınca onları ana dilinde okuyabilmek için işi gücü terk edip Almanya'ya dil öğrenmeye gidecek…
İbn Arabi'ye gönül verince, onu bütün derinliğiyle kavramak uğruna Şam ve Londra kütüphanelerinde sabahlayacak kadar…
Azimliydiler. " Keşke haşmetbabaoğlunun yazdığı gibi olsaydı, şu anda iktidarda olan ve türkiyeyi yöneten kesim. O zaman söylenecek hiçbirşey olmazdı. Ne kadar dar çerçeveden bakılarak yazılmış sırf bir kaç kişi hedef alınarak hhaksız yere tüm aydınları genellemiş ve gazeteci tarafsızlığına hiç yakışmayan bir yazı olmuş, aynı yorumu yazan kişinin size yönelttiği eleştiri gibi. Dedim ya profil keşke böyle olsaydı. Çünkü Heidegger'in Rilkefelsefesiyle tanışan kişi özgürlüğün anlamını(sınırsızlığını), özgür düşünmenin ne olduğunu anlar, Rilkenin şiirlerini bilen, Rodin'i bilir, Neitchzeyi bilir. İbni arabiyi onun eserlerini bilen ve anlayan islam felsefesinin özünü bilir. Böyle bir insandan neden korkulsun ki. Böyle bir kişi, iktidar olmak uğruna zavallı bir ekmeğe muhtaç insanları kandırmı, binlerce ana babanın yok canlarıyla iyi bir üniversiteye girmesi için dersaneye gönderdiği çocuklarının hakkını şifre daleverasıyla yemeye tenezzül eder mi, doğuda binlerce vatan evladı ölümüne askerlik yaparken kendi çocuklarını bu ülkenin üniversitelerinde bile okutmadan, nereden kazandığı belli olmayan parayla gemiler aldırıp, parasını verip askere gönderir mi? Hiç bu kadar felsefeyi özümsemiz kişi, yaptıklarını sorgulamaz mı= Düşünmezmi, düşünmesini bilmeyen, yaptıklarını görmeyen, düzenbaz, kendini kurnaz sanan yobaz zihniyete biz sosyal demokratların (aydın değil)karşısında olduğumuz kitle. Üzüntümüz bu yobazların sahtekarların tuzağına düşen düşünemeyen eğitimsiz bırakılmış halkımızın, insanımızın durumu. Sevgili Asortik Krep ben derim ki kendini hiç yorma bu eleştirilere. Çünkü o eleştiri yapanlar da Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet sayesinde demokratik Türkiye Cumhuriyetinde bu eleştiri hakkını elde edebiliyorlar.

Asortik Krep dedi ki...

Mavi Balon, sinirlenmişim ama dökülmüş kelimeler, silip yazmak adetim değil,içimden geçenleri paylaştım, sağol:)

Defne Soysal, kaleminden bal damlamış buna diyorlar sanırım :)

tulina dedi ki...

Okumayan, sorgulamayan ve hatta dusunmek bile istemeyen bir toplum olusturuldu bilerek .. Onlar icin hesmis, vatanmis, ilkelermis cok ta onemli degil..

Özlem dedi ki...

sen bu yazıya karmaşık mı diyorsun , gayet düzgün ne anlatmak istediğini gayet açık bir dilde belirtmişsin ,
ben bunlara kısaca yandaş demek istiyorum.
seçim öncesi avukat 2 arkadaşım pınarhisarlı kırklareli MV aday olan avukat arkadaşlarını desteklediklerini apaçık belli ettiler , neymiş efendim 1 milletvekili iktidardan 1 belediye başkanı iktidardan olmalıymış bende onlara dedim ki 1 tane belediye başkanı oldu , diğer milletvekilide aynı partidendi ne oldu hangi yardımı yaptı buraya illaki buraya yardım olucaksa burdan mı olması gerekiyor ??? zihniyet olarak böyle sürdükçe ben korkuyorum....

Adsız dedi ki...

Defne Hanımın yazdıklarının aynen katılıyorum..siz kendinizden emin olunca..yazılanlara boşveriniz)eylül

cemre dedi ki...

Merhabalar...
Bloguna şans eseri rastladım ama yazılarına doyamadım..Kalemine, yüreğine sağlık..Sanki içimden geçen duygularımı sana anlatmışım da sen kaleme almışsın. Ben de hala şoktayım ve içinde bulunduğum durumdan hicap duyuyorum. Ben Ankaralıyım aslen ama eşim sayesinde kütüğüm Fethiye oluverdi :)
Biraz evvel Atatürk Orman Çiftliğine gittik eşimle. Hayvanat bahçesinin içinde Atatürk ve Çiftlik adı altında ufacık bir müze oluşturulmuş. Atamızın Türkiye Cumhuriyeti için, çiftçiler için söylemlerini uzun uzun okudum. Nerden nereye geldik dedim..Ardından Atatürk'ün evini ziyaret ettik. Selanik'te doğduğu evin aynısını yapmışlar.(hiç gördün mü bilemiyorum) Etkilenmemek elde değildi. Birden merdivenlerden inerken bir baktım Gaziler Mustafa Kemal'in evini ziyarete şehir dışından gelmişler. Onları görünce öyle duygulandım ki uzanıp ellerini öpesim geldi. İnsan böyle ortamlara girince eksikliğini, bilgeliğini, ileri görüşlülüğünü, insanlığını özlüyor Ata'nın..
İçimden geldi anımı taze taze seninle paylaşmak istedim..
sevgiler...

Back to Black dedi ki...

bu sefer ben çok umutluydum ama...demek ki herkes hayatından memnunmuş

Zehra Gürgen dedi ki...

Maalesef sonuçlar üzücü oldu ama sonrası sanırım daha da üzücü olacak.
Benim anlamadığım pek çok konu var aslında..
Benim görevli olduğum sandıkta da muhalefetim sayesinde kararları uygulayabildik.Sonra görevliyle birlikte torbamızı teslime gittik ve biz verdiğimizde uzunca bir kuyruk vardı.
1- ben eve geldikten 1-2 saat sonra sonuçlar açıklanıyordu ve açılan sandık % 90 üzerindeydi?
nasıl bir hızla sayıldı?
2-Seçim sonuçlarından dolayı CHP'ye yükleniliyor ama asıl eriyen merkez sağ partiler oldu. MHP ,SP,DYP,DP oyları AKP'ye mi kaydı? Bu seçimde barajı aşamayan partilerin oyu kime yaradı?
3-Baykal başarısız bulmuş CHP'yi, kendi başkanlığı süresince barajı zor aşmıştı,acaba hatırlatan yok mu ?
söyleyecek çok şey var Asortikcm ama dilimi ıssırıyorum hele TV izlerken kimin ne derdi var hangi çıkardan dolayı vuruyor görebiliyorum dilimi iki kere ıssırıyorum.
Ama yapacak çok şey var daha..

creep dedi ki...

son zamanlara yazdığın en güzel yazılardan biriydi. aferim.

gencadana dedi ki...

Tüm yorum yapan düşüncedaşlarıma ve sevgili Asortik Krep'e diyorum ki; evet bizi sadece zaman haklı çıkaracak, umud edlim ki, geç olmasın...Selam ve Sevgilerimle...

Tanya's dedi ki...

Yazı karışık değil:)))

ve son seçimlere kadar cok umutluydum Asortikcim bende..uyanacak bu millet bu uykudan dedim hep..

Uyuyakaldık oysaki:((

Bu konu yaz yaz anlat anlat bitmez, konuyu şimdilik kapıyorum.

Yalnız olmadığımızı bilmek, sizler gibi aydınların, inananların olduğunu bilmek hepimizi daha güçlü yapıyor. Sizi seviyoruz.