Pazartesi, Ocak 02, 2012

Benim bütün derdim özlem

2012 girmeden hiç onun hakkında düşünecek zamanım olmadı.Bu yüzden onunla ilgili ilk düşüncelerimi ancak bu zamanda yazabiliyorum.Tarihe göre yaşını söyleyen biri olarak artık kırbir yaşında bir kadınım.Kırkbir yaş bence başkalarının ne söylediğini ve düşündüğünü kasmamak adına iyi bir yaş.Ya da ben bu kararı alıp yine bildiğim yolda 2012 yılında da devam etmeye karar verdim.Hayat güzel,yaşadığım hayatı seviyorum ve kendi kararlarımı ancak ben sorgulamak istiyorum.
Bu blogda bu sene, daha bir çizdiği yolda giden,kararlı ve asi  yazılar yazmak üzere başlıyorum.
"Değişen tek şey değişimdir" böylemiydi yoksa ben mi uydurdum bilmiyorum ama güzel. Asıl çizgileri değiştirmeden hayata uyum sağlamayı seviyorum.Ufak değişikliklerle yola devam etmeyi,vazgeçmemeyi, kolay bırakmamayı hayatı, asi çıkışları,kavgaları,tartışmaları,konuşmayı ve anlaşmayı seviyorum. Artık daha bir içimdekileri paylaşmak istiyorum.Giderek de bu şekilde çoğalmasını istiyorum bu yazıların ,en azından seneye böyle bir başlangıç yapmak istiyorum. Değiştim,bir takvimin yaprağının düşmesi bir insanı ne kadar değiştiriyorsa o kadar hem de. Oysa ben  böyle kalmak istiyorum.Yeni bir yıl  ya da eski. Aynı ben.Sevgileriyle ve hüzünleriyle,sevinçleriyle ve beklentileriyle hep böyle kalmak.Zaman akmasın,içimdekiler ölmesin,değişmesin,onlar benim hayata asılı kaldığım, aromalar  gibi.Demlensinler benimle birlikte ve bir şarap gibi içime aksınlar ki zenginleşeyim.

 Beylikdüzü Büyükşehirde çamlık içinde spor yapanlar.Beş seneye yakın oturduğum o bölgede bir gün parkta böyle yürüyemedim.Yani bu parkta.A mahallesiyle B arasındakilerde yürürdüm.Bu çamlar o kadar sık ki dışarıdan içini göremiyorsunuz.Bizde belediyeye geçerken içinden geçtik.Birden önümüze orman cüceleri gibi spor yapanlar fırlayınca aklıma bunlar geldi. Oraları dolmuş,taşmış yeni projelerle.İstanbulda olduğumuz süre içinde işler dolayısıyla sabah çıkıp akşam girdik eve,sadece akşamları görüşebildik annemlerle de.Arabayı bize verdilerde işlerimizi bitirebildik,yoksa cuma akşamı dönemeyecektim.Hoş benim için farketmezdi ama çok yorulduk ve en azından sorunsuz işlerimizi bitirebildiğimize sevindim.Gece geçerken bir zamanlar oturduğumuz yerleri tanıyamadık, müthiş bir şehirleşme ve değişim geçirmiş.Yolun sağ tarafı ise - E-5 'in - yüksek binalarla ,home ofislerle dolmuş taşmış,residence ve yeni projeler sayesinde TEM ve  E-5 arasında boşluk kalmamış.
Bir iş boşluğunda kaçılan Fethiyede büyük bir eksiklik duyduğumuz ve özlediğimiz  kebaplar için tesadüfen girdiğimiz Avcılarda  "Adanalı Kebap" Bir daha gittiğimizde annemle babamı götüreceğim.Uzun süredir güzel bir kebapçıya rastlamamıştık o çevrede.Avcılar Ambarlı kavşağı  E-5 üstünde.

Uzun yazmayı seviyorum. Bazen Can Yücel gibi küfürlü yazmak istediğim zamanlarda olmuyor değil. Bu kadar küfürden uzak yazabilmek de bir beceri olabilir mi..? Bazen değil.Yine de yazamıyorum, hatta karşımda bunu yapan biri varsa önce uyarıyorum,küfür etmek isterdim oysa.Saygısızca küfürlü konuşan, kadınlarla konuşmayı bilmeyenlere de uyuz oluyorum.Yerli yersiz lafa sonundan girip bir çuval inciri berbat edenlere ise hiç tahammülüm yok.İletişim tatlı bir masal gibi olmalı.Ses,ahenk ve bir tınısı olmalı,nette yazı yazarken bile kelimelere dans ettirmeli insan.Diğeri bana göre değil.Ben her kelimeyi bin kere düşünüp bir kere söylemeliyim, karşımdakinin kelimelerinden bana olan tüm hikayesini okuyabilirim çünkü.Bu yüzden kelimeler benim için çok önemli.Bir kelime beni mutluluklara boğabilirken bir tanesi küstürebilir.Cümlenin vurgusuna bakarım konuşurken ve neyi hedeflediğini o vurgulardan kurgularım.Genelde de doğru çıkar, içgüdüyse bu ona göre hareket ederim.En azından şimdiye kadar yanılmadım.Benimle konuşan özenli konuşmalı,karakter tahlilini kelimelerden yaparım.Neyse bu kadar  yeter,kendi kelimelerimden kendim sıkıldım,şimdi biraz İstanbul günleri.Yukarıdaki yelek annemin ,ben çocukken giyerdi,şimdi burcu giyiyor.Model Burcu,onlara gittiğim bir akşam üstünde bu yelek vardı.
Abla-kardeş dizdize koltukta dertleşirken.

Annem için bir blog açtı Burcu ,bana da görev vermiş fotoğrafları ben koyacakmışım.Ben görevimi yaptım,bloğu hazırladım. Annemin yeni yıl hediyesi oldu bu blog.O da bu satırlardan öğrenecek şu an. Sonra da yavaş yavaş kendi bloğunun başına geçecek.Gerçi biz hep asiste edeceğiz ama blog onun.Onun yaptıklarına yetişebilecekmiyiz bilmiyorum ama elişi konusunda süper bir blog olacak bence.Yukarıdaki kırkyama annemin son yaptıklarından.
Annemin bloğu  : Hamarat Kontes   İsim ve fikir kısmı herzaman olduğu gibi burcudan.

Keçi patisi,biz gittiğimizde annem yapmıştı,bir çeşit lokma.
Fethiye Yolu ,dağlar karlı,oysa cumartesi sabahı Fethiyeye geldiğimde hava kapalı ve yağmurluydu.
Yılbaşı gecesinde Fethiye Hisarönündeydik.Yemek yiyip piste bir çıktık, tam ikibuçukta eve dönmüşüz.Zehralarla  kalabalık bir grupla beraberdik, birde İngilizler vardı,pisti paylaştığımız.




Biz eve dönerken yağmur yağıyordu.
Pazar sabahı doğal olarak geç kalktık.Kayaköy Cinbalde kahvaltı ettik Fevzilerle.Sonra yürüdük,nefis bir hava vardı ve dışarıda oturup akşamüstüne kadar kaldık Kayaköyde.
Yılın ilk kahvaltısıydı ve çok güzeldi.
Yürüyüşten.
Gülce bebeğimiz  :)
Fethiyede Çarşıda eski bir ev.
Dönüşte Talin'lere uğradık,illa yemeğe kalın deyince de yemeğe kaldık.Talin nefis yiyeceklerle bizi fethetti.Bu küçük etamin aksesuarda ona yılbaşı hediyesi gelmiş.Çok güzeldi.
Bademli pilav
buzdolabı süsü
ip perdeler
Bende bu ıspanaklı peynirli ikrama bayıldım.Yapılışını aldım,en kısa zamanda deneyeceğim.Dukan diyetine uygun olmasına da ayrıca sevindim.

Bunları bu sabah çok erken saatlerinde yazdığımdan yarım bırakıp tekrar okumadan göndermek istemedim.Bazen uykulu uykulu saçmalayabiliyor insan.
Arabamda sorun var, bilgisayarım bozuk,cep telefonum arızalı :)  Ben iyiyim.Cumartesi sabahı buraya döndüm.İşteyim, İstanbul zordu ama işler istediğimiz gibi gitti.Diyete ara vermiştim,bugün tekrar aynı hızla seyire devam ediyorum. Çok güzel yılbaşı hediyeleri aldım.Yani bana almışlar,benim aldıklarımı da daha sonra paylaşacağım.
Pek alışveriş yapma fırsatım olmadı ,sadece Beylikdüzü migrosta bir gün randevumuz vardı,onlar uzunbeyle görüşme yaparken ben alışveriş yapıp çizme ve bot alabildim.Birde son gün Beykentte Perlavistada gezindik annemle.O tarafta oturanlar için Porland nefis bir mağaza açmış,indirimli fiyatlardan satın alabildiğiniz ürünlerle dolu bir satış mağazası.Bayıldım oraya, tavsiye ederim,çok güzel şeyler vardı.
Beykente teyzeme, uzunbeyin annesine  ve sadece burcuya gidebildik bu kısa arada.Çarliler bize geldi, Çağıl bizimle gezdi, biz ise Beylikdüzünün altını üstüne getirdik diyebilirim.
Beylikdüzü belediyesinde emlak servisindeki bir ilerizekalı yüzünden iki kere aynı yolu geldik-gittik, bize kastınız ne ,bilerek mi yaptınız diye sorunca da duymadım dedi oysa elinde yazılı evrak var, allah bildiği gibi yapsın,vaktim olsaydı şikayet edecektim, kaymakamlıkta iki gün bekledik, sırada uyuz bir tip benden fırça yedi kalabalığın ortasında-kendi kaşındı- uzunbey olmasaydı daha kötü bir laf sokacaktım
-Zaten işim ters gidiyor birde bu zevzeklerle uğraşıyoruz demiştim en son,
ama bir baktım ki herkes bize bakıyor,  bu bile ona yetmiş ki kaçtı yanımdan.
Çok yorulduk, annemle ve babamla olmak adına bile değerdi.Kahvaltılarımız ve akşam yemeklerimizde beraber olmak  güzeldi, güzel indirimler vardı her yerde. Bir daha ki sefere daha zayıf bir halde alışverişe gitmeyi planlıyorum.Umarım başarırım.

6 yorum:

Zehra Gürgen dedi ki...

HAMART KONTES BU KADAR UYGUN BİR BLOG ADI OLABİLİR ! Hemen ziyaret edeceğim. O muhteşem el işlerini tek tek görebileceğiz :)tabii senin sayende :) yılbaşı gecesi çok güzeldi ve pistte en çok bir kaldık sanırım..daha da kalırdık ta...

Anonim dedi ki...

Hamarat kontes'i hemen okudum.Çok güzel olmuş,elinize sağlık.Senin blokta da yazmana sevindim. Uzun zamandır yazamıyordun özlemiştim. En çok ta seni özledim sevgiler

Anonim dedi ki...

Yazılarınızı çok beğeniyorum Bilgisayarım, her bozuk dediğinizde içimden, alıp kocama yaptırasım geliyo (kocam bilgisayar tamircisi :)) ama İzmirdeyiz biz size biraz uzak :) biz geçen kurban bayramı fethiyeye gelmiştik, gözlerim yollarda hep sizi aradı ama sizi tanımadığım için köpeğiniz Ares 'e benzeyen bütün köpeklere bakakaldım. sevgiler... Nilgün

Asortik Krep dedi ki...

Zehra, gittikçe daha güzel yılbaşılar geçiriyoruz ,farkında mısın..? :)

Adsız arkadaşım Fatoş, teşekkür ederim,bende seni özledim.

Nilgün Hanım, Ares'ten az var gerçekten Fethiyede ama bir daha gelirseniz telefonumu verrim,köpeklere bakmak zorunda kalmazsınız :)
Birde Çağıl olsa kimseye ihtiyacım olmuyorda onun yokluğunda böyle bilgisayar konusunda sıkıntı çekiyorum.

Berceste dedi ki...

Geldin ve gittin gene...

Anneni sanirim senden daha cok ziyaret edecegim bundan boyle ;-)

Asortik Krep dedi ki...

Berceste,annemi daha çok ziyaret etmene çok sevinirim,zaten el işleri seven biri olarak yapmak zorunda kalacaksın :)
Ben ne yazık ki annemlerle bile gece görüşmek zorunda kaldım,aslında bu gidişimi saymıyorum.İşle ilgili olunca pek görüşemedik.