Pazartesi, Mart 11, 2013

Sevdiğim bir şarkı çıktı radyoda,yarısına ben eşlik ettim.Yarısına gözlerim..*

İstanbula gittim, dakika bir hasta oldum.Sol göz kapağım gece ağrı yaptı ve sabah şiş uyandım.Daha sonra gözüm  kanlandı da.Bu benim hızımı kesti mi ,evet ama allahtan fazla ağırmadan sadece hafif şiş göz kapağıyla geçirdim ama ilaç sürdüm ve göz makyajı yapmadım.Bu da benim gibi evden her çıkışta eye liner süren biri için değişik bir durum.Sabahtan Burcu ile kahvaltı,öğleden sonra Atahan ile buluşmalar, annem ve babamla evde zaman geçirmeler, Çağıl 'ın işi olmadığı zaman ve geceler onunla olmalar, Teyzemi ziyaret, teyze kızıma uğrama derken, bir gün de Çağıl'la çıkıp yeni açılan Marmara Park 'ta alışverişle günlerim doldu.Bu arada Burcu'nun işyerini ziyaret ettim.Beraber  Büyükçekmece de yemeğe çıktık. İstanbula gelme sebeplerimden biri Annemin doğum günüydü ki kutladık. (6 mart )  
Artık bugün biraz biraz gözkapağımın şişi inmiş durumda ,bakıldığında fazla bir şey belli olmuyor, çok ağlayınca kirpiğin üst kısmı şişer ya öyle oldu.Sanırım sol gözüm mikrop kaptı ve ancak geçti. Onları öyle özlemişim ki  ağrılı gün hariç, bunu önemsemedim ve zaten yoğun bir tempoda olan annemlere fazla sorun çıkarmadan bende işlerimi hallettim.
Annem toplantıya gittiğinde bende Mutfakcamı Burcuyla yemeğe gittim.Koro çalışmasına gittiğinde babamla oturdum.Babam halkevine derse gittiğinde annemle Çarli'nin okuluna gittik, Çağıl Akut eğitim gönüllüsü olduğundan- okul zamanları hariç- onunla görüşmek için geceleri evde buluştuk ,bir gece de dayımı görmeye gittik. Aslında  Lüleburgaza halamlara ve amcamlara gitmek  istiyordum ama vakit bulamadım,artık bir daha ki sefere.. Yukarıdaki fotoğraf Çevre derneğinin sokak tiyatrosu prova çalışmasından.Yeni açılan kültür merkezinde, aynı zamanda kütüphaneleri  ve sergi salonları da var.Sergiyi de gezdim ama sanatçının adını not etmemişim.

Büyükçekmece Kültür Merkezindeki sergi.

Annemlerin apartman bahçesindeki bahar dalı.
Perşembe akşamı teyzem,teyzemin kızı, yengem ,annem ve ben Kelebeğin Rüyası filmini izlemeye gittik. Ben özellikle annemle gitmek için Fethiye'de gitmedim.Öyle kalabalık gidince de çok keyifli geçti. Perlavistanın Cinema Pink diye çok güzel bir salonu var. Filmi orada izledik.Film için söyleyebileceklerim şunlardan ibaret.Yılmaz Erdoğan'a bayılmıyorum ama bir kere bu filmi sevmek için bence şiiri sevmek gerek. Filmde diyaloglar arası öyle cümleler duydum ki çıkıp Rüştü Onur kitabı alasım geldi.Hoş ben gelmeden kitabı sipariş etmiştim.Olay yaşanmış bir hikaye, Behçet Necatigil'in iki şair öğrencisinin hayat hikayesi. Ben Yılmaz Erdoğan'ı filmde tutuk buldum, iki öğrenciyi sevdim :) Kıvanç'ın her filmde daha da piştiğini görüyor ve seviniyorum.Zaten hayatları şiir olan iki insanı sevmemem mümkün değil.Bakış açılarına bayıldım :)) Arkadaşlıklarına bittim. Daha güzel olabilir miydi,evet ama bu bile beni doyurdu. Heybeliada senatoryumu çok güzel gözüküyordu.(6 senedir kapalıymış,film için tamirat görmüş.)Görüntü yönetmeni iyiydi,müzikleri pek hatırlamıyorum ama sözler ve kelimeler zaten diğer şeyleri görmemi engelledi..Bir kere daha onları duymak için gidebilirim. Belçim Bilgin aslında güzel bir kadın ama filmde güzel gelmedi, belki liseli kız hali bizi sarmadı, bilmiyorum, onun yerine Farah Zeynep Abdullah daha az görünüp daha çok iz bıraktı bende.Mert Fırat yerine başka bir oyuncu olmazmış, adam rolü içmiş gibi geldi :) Tek dayanamadığım sahneler veremin öksürük krizleri oldu,keşke daha az olsaydı..

Diğer yandan ilk karelerdeki maden görüntülerine, kareler üstüne gelen bilgilere ve diyaloglardaki yoksulluklardan çıkarılacak derslere ihtiyacımız var. Mesela senatoryumda üç öğün yemek yiyebilmeleri bile bir tedavi onlar için.Yol parası için arkadaşının düğününde takılan paralara ihtiyacı var ve iki zümre arasındaki fark oldukça net vurgulanmış.Nereden nereye gelmişiz ama kıymetini bilmiyoruz, o başka. Varlık dergisinde şiir yayınlanması hayaline bayıldım.
Ancak perşembe akşamı Kelebeğin rüyasına cuma günü teyzemin kızı ile plan yapıp Eminönü taraflarına gittik.Annem de beni Galata Kulesine götürmek istiyordu.Teyzemin kızı Berna ile plan yapıp kalabalık bir şekilde yine Eminönüne gittik.
Berna'nın yün alması için Kürkçü Han'a gittik.
Kurukahveciye uğradık.
Alışveriş yaptık,yemek yedik.
Berna ile ikimiz bol bol fotoğraf çektik.
Kaktüslere baktık.
Sonra Galataya gittik.
Binaların ayrıntılarına bakmaktan etrafa bakamadım ama.Kuyruğa girdik ve kalabalık şekilde yerden tam 61 m yükseklikteki kuleye çıktık. Yerden 61 ama deniz seviyesinden 140 m yüksekmiş.Yüksek yerleri çok sevmem ama hem korkarım hem yaparım bir tip olduğumdan ve annem benim için özel düzenlediğinden bu turu bende keyfini çıkarmaya çalıştım. Hava da şansımıza çok güzeldi.Yemek yerken bile dışarıda oturduk o gün.Galata kulesinin duvar genişliği 3.75 m.









Galata Kulesi
Bir gün Büyükçekmecede alışveriş yaptık annemle, eski gezdiğim sokaklarda yürüdüm, oturduğumuz evlere baktım, esnafla ve tanıdıklarımızla konuştuk.Küçük bir tur attık alışveriş yaparken yani.Eski sakinliği kalmamış, otopark yeri zor bulunuyor merkezde, kalabalık sokaklar ve şehir hali sinmiş güzelim kasabamıza. Bu hali bile güzel ama ben hep o eski halini gördüm gezerken.Aynı gün Çarli'yi (erkek kardeşimi ) işyerinde ziyarete gittik. Tepekentte,Arel Üniversitesinde.Devasa bir film platformu gibi.. 1800 küsür villa varmış. Üniversite kocaman, odası güzel :)  Sonra dönüp Beykent'e gittik.

Kulenin dibinde bir kahve dükkanına oturduk Galata'da, adını hatırlayamadığım. Kahvelerimizi içip evimize döndük.
Cumartesi sabahı Burcu'ya kahvaltıya gittik, öğleden sonra pazara.Eve geldiğimizde İzmitte bulunan kuzenimin eşi beni ziyarete geldi.. Günler çabuk geçti, haftasonu için Çağıl, Eskişehir'e Akut etkinliğine gittiğinden son gün görüşemedik.

 Burcu'da kahve keyfi..
 Annemin Burcu ile bana yaptığı kedicik.. Aşağıda yine annemin yaptığı bebiş.
 Annemin çiçekleri...
 yılan kaktüsü


Tanıdık geldi mi Derya kuzusu..? :))
Annemle babam evde birde kuşları besliyorlar, tabak koymuşlar balkona seramik,ağır olunca tabak düşmüyormuş,bilimum kuş çeşitleri her gün balkonda yemek yiyor.
Sabah kahvesi,yazıya istanbulda evde başladım,cumartesi sabahı,Fethiyede bitirdim.
Ben çok sevdiğim için annem gitmeden lokma yaptı , kahvaltı ya da çayla yenilen.
Annemin Burcu için yaptığı yıldızı.
Bu da Burcu'dan.Büyükçekmece Belediyesi  E-5 in  altına  yol bağlamış, karşı yollar rahat giriş çıkış yapsın  diye,  Büyükşehir belediyesi kazılmış yolu kapatmış,izin vermemiş, muhtemelen iş yaptırmamak adına.. Sonra seçilmiyorlar diye bin türlü tekrar sayımlar falan.. Adım attırmıyorlar başka belediyelere, geçen seferde göl tarafında belediyenin yaptırdığı yeşillik alanları ,yemek yerlerini yıkmıştı, geçen yaz gece sergisi için verdiği tüm tezgah yerlerini iptal edip kendi yandaşlarına verdi, bu yaz başka atraksiyonlar da bekliyorum ,belediye seçimleri yaklaşıyor ya.. Eski öğretmen evlerini kapatıyorlar ama kendi belediyelerinin olduğu semtlerde yeni açıyorlar.. Beylikdüzü buna en iyi örnektir.

Ben cumartesi akşamı döndüm. Pazar sabahı önce yürüdük Uzunbeyle,sonra kahvaltıya gittik Matisse de,sahilde..Dün bütün gün uyumuşum evde :))  Bugün işteyim.
* Başlık: Ceyhun Yılmaz.

7 yorum:

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Ben de şunu ekleyim, iş yerindeki tüm arkadaşlarım ablamla bizi birbirimize benzetti. Ama en çok ablamı, anneme benzettiler. Bizi yan yana görünce akraba olduğumuz anlaşılıyormuş ama ablamı annem sanmış hepsi uzaktan:O).

Bir de birlikte olmak güzeldi. Keşke benim daha çok zamanım olsaydı ya da sen daha fazla kalabilseydin...

hüznün tadı dedi ki...

Bende bugün izledim "Kelebeğin Rüyası" nı. Hala etkisindeyim. Sonu hariç bayıldım. Sonunda üç cenaze olmasaydı keşke. Yılmaz Erdoğan kızın ölümünden sonra diğerlerinin ölümünü ima edip bitirseydi keşke diye düşündüm.

Asortik Krep dedi ki...

"Dolu dolu İstanbul gezisi olmuş Asortik Krep. Yazını okurken İstanbul'u özledim. Haftaya bende yuvama dönücem. :) İyi haftalar. Görüşmek üzere. "

Gülşah..

Adımı kullandığın için bu şekilde yorumu yayımladım.. :)

A.O Bolat dedi ki...

İstanbulun tadını çıkarmışsınız resmen arkadaş :))

Oglak Kizlari dedi ki...

Ohhh sefan olsun.
bana uğrasaydın didim ama, vaktin olmamışki.

Geçmiş olsun.

Yogun anne

Asortik Krep dedi ki...

Burcum, anneme benzemek bana gurur verir, annem hep güzeldi,hala güzel :)

Tadı damağımızda kalıyor,doymak ne mümkün.

Hüznün tadı, yaşanmış bir hikaye bu:(

Gülşah'çım, seninle tanışmak güzeldi.. Yine bekleriz.

Bolat,İstanbulda yaşasam en büyük rakibin olurdum :))

Çiğdem, çok isterdim ama artık burası için randevulaşalım.

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Asortik, anneme değil de babama benzeseydin gurur duymayacak mıydın:O). Babam da yakışıklı, çirkin bir adam değil ki :O).

Yaz artık...