Pazar, Ocak 11, 2015

Sesinde ne var biliyor musun? Ev dağınıklığı... *

Bu sefer Uzunbey'in bir fotoğrafı..Fethiye ve Şovalye Adası. 
Aşağıda ise son yaptığım kaktüs kokteyl.Uzun zamandır paylaşmak için bekliyordu. Bu ara hastayım diye bahçe ve kaktüsler de öksüz kaldı.Çoğu soğuktan gitmiş olabilir.Bu güne kadar hava dışarı çıkıp bahçede dolaşmama izin vermedi, bende hastayım diye çıkamadım açıkçası.

Bir geldim pir geldim İstanbuldan .Bir hastalandım yeni yeni iyileşiyorum.Nazara geldim sanırım :))  Düşünün ki 18 aralıkta geldim. Bugün ilk defa kendimi iyi hissediyorum ve öksürük krizim tutmadı. Faranjit olmuşum.Öksürük krizleri,boğaz ağrısı,ses kısıklığı, göğüs ağrısı derken son haftasonu da dişim iltihap yaptı ve şişti.Her gören daha iyileşmedin mi diye soruyor,iyileşemedim valla.Çünkü bir gün yattım bir gün kalktım. İçtiğim hapın,ilacın haddi hesabı yok, geçelim öksürük krizleri için bitkisel ilaçlara... 1- Ballı,zencefilli limon karışımı bu sefer bana iyi gelmedi.Sanırım daha ağır bir seyir geçirdim. 2- Ayağımın altına vicks sürüp yattım.Bir nebze rahatlattı,çünkü bu saydığım geceler ve gün boyu hiç sırtüstü yatamadım ben.Yattığım anda öksürük kriziyle kalktım.Hep hasta pozisyonu yarı oturarak geçti gecelerim. 3- Bol bol portakal suyu sıktı bana Uzunbey ki ben portakal suyu içmeyi pek sevmem.Karışık meyve suyu severim ama iyi geldi :) 3- Ihlamur, adaçayı, yılbaşı gecesi ilaç niyetine rakı iyi geldi :) Gerçekten. Buz kullanmadım ama.Antibiyotiklerle vitamin mutlaka,doktorlar artık vermiyor ama ben kullandım.İyileşmek için herşeyi yaptım diyebilirim. 4-İyi gelenlerden biri harnup pekmezi (keçiboynuzu )  içine bir damla çörekotu yağı damlatıp içtim.Bunlar ilaçların yanına ekstra yaptıklarımdı. Soğuk algınlığı haplarını, diğer ilaçlarımı hiç aksatmadım, böylece üç haftada iyileşebildim arkadaşlar.Yalnız harnup pekmezi gerçekten iştah açıyor, kesinlikle çocuklara kaşık kaşık verilmeli diyorum. İlk günler sadece büskivi -süt-çay gittiğimden sanırım kiloma etki etmedi ama biraz toparlayayım hemen bırakıcam. 

Ben yeni taşındım ya, elektrik voltajları hep düşük ve Aydem bu konuda para aldığı kadar buralarda başarılı değil.Hatta rezil bence.Çok üşütmemi  buna borçluyum. İki gece  elektiriklerimiz attığından klima açamadık. İlk gece soğuk diye şömineyi yakalım dedik, yaktık karrşısına geçtik ki camı patladı. Evet ateşe dayanıklı cam bir müddet sonra patladı. Birde bu tarz şöminelerin kapağı kapalı olmalı,yoksa dışarıdaki havayı içeri üflüyor,diğer evde öyle değildi,camı yoktu,hava sirkülasyonuda dolayısıyla yoktu.Oraya kocaman kalın bir havlu astık ama ne klima ne şömine yakamayınca ev buz gibi oturduk. Diğer gece Aydem'e telefon edince konu halledirilir sanıp direk akşam eve gelince buz gibi bir soğuk karşılayınca anladık ki daha yapılmamış.İki gecenin soğuğuda beni hasta etmeye yetti.Hiç gelemem soğuk eve.İki gün sonra klimalar çalışmaya başladı ,hava da daha soğumaya...
Hastalık devam edip etraftakiler Uzunbey'e Asortikkrep'e iyi bakamıyorsun deyince Uzunbey zorla gidip soba aldı bu sefer,akşam onu ilk defa yaktık.Döküm soba, üstüne de Muğladan aldığım demlik keyif yaptık.
Evde sadece biz keyifçi değiliz. Ponçik 'in en çok sevdiği şey akşamları gidip Ateş'in üstünde uyumak.
Uzunbey Facebookta bunu paylaşmış. (Bistirip programın ismi)Yerde yatan gözlüklü benim tabii ki :))
Bu daha önceki haftalardan, daha havalar güzelken.

Bir sabah kalktım... :) Bu güzellik benimle. Erika
Her gece poz poz yatıyorlar evde,hangisini takip edeceğimi şaşırıyorum.Bol bol çekiyorum,Çağıl'a gönderiyorum.Bir çoğunu da İnstagram da paylaşıyorum. (Arayanlar için kendi adım soyadımla) Ateş evin en kıskancı. Ares herkese yüz vermez çok karizmadır ama bir babalık yapıyor Ateş'e inanamazsınız.O yesin diye yemeğini verir.
Bu İstanbul'dan kalma, bir sabah kahvaltıya gittik Balmumcuya,ordan.
Roman bu evcil hayvanlar... Hangi birini yazayım ki.. Ponçik; hasta aslında, muhtemelen de hasta doğdu,ama sonraki hikayesini bilmiyoruz. O kadar küçük geldi ki elimize, biz bir aylık diye tahmin ettik ama belki de daha küçüktü ki hala minnak. Son hali bu, düşünün. Eylülün sonu geldi.Bakıyoruz ona, vitamin kremi var, dr. bir cm olarak verin dedi hergün.Biz dün sabah yerde alüminyum bir yuvarlak bulduk, bir şeye benzetemedik.Çiğnenmiş ve dağılmıştı.Biraz inceleyince Ponçik'in tamamı vitamin olan ilaç tüpü olduğuna karar verdik :) Tabii ki Ponçik değil arkadaşlar, evimizde bu işlerin sorumlusu ne yazık ki Ateş.Biraz sıkılınca geçen sabah kalktığımızda benim vitaminleri bulduğumuz gibi ne bulursa karıştırıyor,çiğniyor, kırıyor.Hepsi yerlerde ve ilaçlar tek tek çıkarılmıştı yerlerinden. Hadi onu anladım da öksürük şurubumun kapağını nasıl açıp döktü,anlayamadım. O aslında iyi bir bekçi köpeği olur bence. Çünkü evden bile yandaki eve girenlere havlıyor, yada sokaktan geçenlere.



Onlara iki büyük köpek külübesi yaptırdık. Ares değil ama sanırım Ateş'i evde tutamayacağız.Bahçemize üç büyük evin arasından geçen bir ara bahçeden giriliyor.Bunlardan biri bizim evimiz.İki tarafımızda diğer evlerin  bahçeleriyle çevrili, bir tarafımız başka büyük bir arsaya bakıyor ki şimdilik boş olan arsa, diğer tarafımızda bir yeşil alana bakıyor,sonradan park olabilir.Yanımıza ev yapılsa bile bahçemiz ve evin yüzü diğer evin boş olan bahçesine ve arkasına baktığından benim manzaram orman manzarası.Üç ev birbirini görmeyecek şekilde planlanmış.Şimdilik bir evle aramızı büyük çitlerle çevirdik, zamanla sarmaşıklarla dolacak.Diğer tarafın sahibi yurtdışında yaşıyor, bu yüzden daha tanışamadık, geldiklerinde aynı durum onların tarafına da yapılacak.


Soldaki Ateş,  Ares zaten utanmasa bizimle tuvalete bile girer.Onun bizden uzakta olması zaten sözkonusu bile değil. Ateş salonda, Ares bizimle, Erika çoğunlukla bizimle, Ponçik ise salonda Ateşle yatıyor.O kadar akıllı hayvanlar ki Ares her lafı,Ateş işine geleni, Erika her şeyi, Ponçik ise kendine göre yaşıyor ve anlıyor :))  Erika biraz onları kıskandığı için bizden bir ara öç aldı, bizde onu cezalandırdık, içeri almadık bir kaç gün ve gece, normalde o gece dışarıda kalabilen bir kedi ama ben alıyordum içeri.Sonra çok soğuklar başlayınca ben onu içeri aldım ve onunla konuştum, bir daha içeride tuvaletini yaparsan seni içeri alamam, sakın yapma dedim.O zamandan beri yine tuvaletini kedi kumuna yapıyor.O soğuklarda dışarıda kalmadı yani.

Ponçik'in ritüelleri vardır evde.Yani oturduğu ,yattığı yerler belli, kedi evini çok sever, çıkmaz genelde.Geçen gün bulamadım, tam panik olaaktım ki sessiz sedasız saklandığını gördüm.Oysa seslenince koşar hemen.
Ponçik Bey.
Erika.
Erika tv izlerken.
Bu yazıyı yazmama sebep olan fotoğraf.Bizim evde gece uyku halleri.
Erika'nın akşam halleri.
Erika'nın köşesi. Uzun uzun yazsam zaman yettiremem. Evde onlarla yaşamak zor ama biraz da mevsimden diye düşünüyorum.Bahar gelince eve gireceklerini düşünmüyorum, Ares hariç.Onlarla ilgilenince evde Çağıl varmış gibi oluyor, bana iyi geliyor. Daha çok temizlik yapılıyor, daha çok yoruluyoruz ama kendimizi yalnız hissetmiyoruz. Çocuğu evden uzaklaşan anneler,babalar beni daha iyi anlayacaklardır.Onlarla yaşamanın bir başka keyfi de onları izlemek, her halleri güzel, yemek istemeleri,koşmaları, bakmaları, teşekkür etmeleri. Bugün mesela hava çok güzel güneşli ve güneş varken soğuk yok,bahçeye saldık onları, içeri girmek isteyince camı çaldı Ares, Erika kapının önüne oturuyor, Ateş cama saldırıp ses yapıyor, dün Ponçik'i çıkardım biraz hava alsın diye,üşüyünce dışarıdaki kediyuvasına girip oturdu. Öyle tatlılar ki hayat onlarla daha güzel :) 
* 9 Ocak Cemal Süreya'nın ölüm yıldönümüydü, aslında onunla ilgili yazı yazacaktım,yetiştiremedim.Bu yüzden çoğu başlık gibi bu yazıda Cemal Süreya için olsun. Ustaya selam olsun.

8.10 vapuru

sesinde ne var biliyor musun 
bir bahçenin ortası var 
mavi ipek kış çiçeği 
sigara içmek için 
üst kata çıkıyorsun 

sesinde ne var biliyor musun 
uykusuz türkçe var 
işinden memnun değilsin 
bu kenti sevmiyorsun 
bir adam gazetesini katlar 

sesinde ne var biliyor musun 
eski öpüşler var 
banyonun buzlu camı 
birkaç gün görünmedin 
okul şarkıları var 

sesinde ne var biliyor musun 
ev dağınıklığı var 
ikide bir elini başına götürüp 
rüzgârda dağılan yalnızlığını 
düzeltiyorsun 

sesinde ne var biliyor musun 
söylemediğin sözcükler var 
küçücük şeyler belki 
ama günün bu saatinde 
anıt gibi dururlar 

sesinde ne var biliyor musun 
söyleyemediğin sözcükler var.  
Cemal Süreya

7 yorum:

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

Teyzeleri olduğym halde Ares'le Ateş'i ayıramıyorum :O). Erika büyümüş ve çok güzel bir kedi olmuş. Ponçik de öyle olacak bence:O). Daha fazla ve daha sık yazı istiyorum. Daha fazla Ponçik ve Erika istiyorum. Ateş'le Ares'i de daha fazla istiyorum. Yeğenlerimden ayırma beni:O):

Havva Peynirci dedi ki...

çok geçmiş olsun,
ben senin erika'nın hayranıyım,benim için bi ara öpüver onu lütfen:))
sevgiler

BEN dedi ki...

Çoooook tatlı hepsi, iyi ki sizin gibi iyi kalpli bir insana denk gelmişler . Ponçik annesütü almamış sanırım oyüzden bu hali, vitamin takviyesi yanında kalsiyum takviyesi de yapsanız. veteriner değilim ama benim yıllar önce öyle bir kedim vardı ona benzettim.

Asortik Krep dedi ki...

Burcum, her gün kafamda bin türlü yazı yazıyorum ama sadece on günde bir tane o da resim altı yazı yazabiliyorum :) Ne yazık ki...

parıldayan çiçek dedi ki...

Geçmiş olsun. Acil şifalar.Şiiri çok sevdim.

sessiz balik dedi ki...

Evcil hayvanların var ya roman demişsin ya onlara baktım biraz da modeller ; resimde çok fotojenik çok çekici duruyorlar:) ve de datlı

Adsız dedi ki...

merhaba.kediye,köpeğe karşı değildim..yakında değildim.itiraf ediyorum;uzak durmalarından yanaydım.hele büyük kızımı köpek ısırıp,aşı olaylarını yaşadıktan sonra..küçük kızım;köpek aldı,barınaktan,terkedilmiş cins bir köpekmiş..ben,anlamam zaten))şimdi..bir seviyorum bir seviyorum..kendime hayret ediyorum..