sutüven şelalesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sutüven şelalesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ekim 05, 2012

Kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur..O ancak içerden açılır.*

2. Bölüm.  SUTÜVEN ŞELALESİ 
Geçen yazı pazarda kalmıştık.Altınoluk pazarını hallaç pamuğu gibi attırıp, uzun zamandır pazar görmemiş beni,Annem uzaklaştırana kadar bayağı uğraştı :)  En sonunda yan bir yol bulup bizi ana caddeye  çıkardı.O gün herkes serbest olduğundan dönüşte otele yakın bir yerde tantuni ve gözleme yedik. Saat 5 teki basın açıklamasına kadar otele gidip hazırlandık. 
Ben nedense biraz  heyecanlandım.Hem gidip biran önce basın açıklamasını yapalım istiyorum,bir yandan da gün geçmesin,bitmesin istiyorum.Neyse basın açıklaması öncesi Altınoluktan bir ressamın resim sergisi açılışını da beraber yapacağız. GÜMÇED  ile birlikte yapılan açılış sonrası basın açıklamaları okundu ve karşılıklı hediye ve plaketlerle basın açıklaması yapıldı.Yazdığım kadar kısa sürmedi tabii ki.Bende bir yandan tanıdık var mı diye bakınıyordum etrafa.Tam bu sırada  Burcu beni çağırıp bir blog okuyucusuyla tanıştırdı. Yazısının 2. bölümünü buradan okuyabilirsiniz.
 İlknur Hoca, bizim orada olacağımızı okuyunca gelmiş,Burcunun okuyucularından.Beni de tanıdı :) ama önce Atahan'a merhaba deyince,Atahan şaşırmış.Ben çok memnun oldum.Annem neden benimle tanıştırmadınız diye üzüldü. Buradan tekrar selam söylüyorum ve teşekkür ediyorum bizi ailece yalnız bırakmadıkları için.Sonra biz İlknur hocayla  sergiyi gezdik.(Hocam,resminiz bende, mail yazarsanız size gönderebilirim.)


 Gürsel Koyuncu resim sergisi



 Bizim başkan ve GÜMÇED Başkanı konuşmalarını yaparken.
 Annem kendi yaptığı beyaz iş bluzuyla.
 Basın açıklamasından sonra Burcu GÜMÇED binasına gitmeyelim,benimle kal deyince onunla sahilde çay, kahve içtik.Basın açıklaması güzel oldu, GÜMÇED te bilgi verildi bu çevre hakkında bizim derneğe.Daha sonra oradan direk yemeğe geçtik.Bu sefer otobüsümüz bozulmadı ve uzun zamandır keyif aldığım ve keşke  herkes burada olsaydı dediğim bir geceye adım attık :)
 Burada Burcu beni çekiyor ben Burcuyu.O gece hem söyledik,hem çaldık,hem oynadık.Geçen yazıda sadece türkü söyledik gibi olmuş oysa herkes sanat müziği de söyledi,özellikle ben Annemden istek parça bile yaptım.GÜMÇED liler o gece bizimleydi.Bir gece önceden masamızda  olanlara  (Annem,ben Atahan,Burcu,Hikmet Teyze,Sebahattin Amca'ya ek) Yusuf Hoca ve eşi de katıldı Altınoluk-Edremit grubundan.Yusuf Hoca çok hoş biri. Genç çevrecilere eğitim verdiğini anlattı bize.Yöntemleri çok güzel.Bizde Annemle can kulağıyla dinledik onu.Yalnız pek internet kullanmıyor sanırım.Yazılı olarak yaptıklarını öğrenmek adına şöyle bir taradım,izini bulamadım.Oysa gençlere öğrettikleri çok güzel çalışmalardı.O gece fotoğraflarımızı da çekti  :) ve sanırım en az bizim kadar eğlendiler. Bizde onlarla tanıştığımıza çok memnun olduk.
 Resimde- soldan sağa- Dr.Erdoğan Bey,  Ömer Bey, Yusuf Hoca ve eşi.
 Annemlerin komşusu ve dernek üyesi Hikmet Teyze, Sebahattin Amca ile beraber oturduk, babam gelmediğinden kadehlerimizi  geziye gelmeyenlere  kaldırdık :) geziden sonra sonra  yine beraber içmeye karar verdik.
Gece o kadar güzel,  o kadar güzeldi ki beni Altınoluk çarptı,orayı sevdim, ertesi gün dönüş zor geldi, o gece çok iyi geldi, bir rüya gibiydi,hüzünlendim,sevindim,mutluluk duydum, karmakarışık oldum.
 Geceden döndükten sonra, yine çarşıya çıktık ama tam gezerken yağmur yağmaya başladık,koşarak otele döndük. Ben yine uykuyla savaştım balkonda, denize iyi geceler dileyip,  gidip yattım geç vakit.Ertesi sabah  erkenden yola koyulduk,gezecek çok yerimiz vardı.

 Önce Zeytinli diye hoş bir köye gittik.Buranın yeşil zeytinleri meşhurmuş.Her yer zeytin satan dükkanlarla doluydu ama bize Yusuf Hoca Esen diye bir marka önermişti ona gittik.Ben oradan zeytinin yanında birde karadut reçeli aldım ki nefisti.Burcuya da böğürtlen aldık. Annemlere de yeşil zeytin aldık.Sele zeytinlerini zaten Uzunbey yapıyor bizim evlerin.Pazardan zeytin alıp basıyoruz tuza.Bu yüzden evde yediklerimiz Uzunbey markalı zeytinler.Annemle Babam da çok sevdiğinden onlara da biz götürüyoruz.
Zeytinli de inip minübüslerle 5 lira karşılığı  Sutüven Şelalesine ve Hasan Boğuldu'ya gidiyorsunuz.Oraya otobüs gitmiyor.Biz Sutüvende o kadar oyalandık ki Hasan Boğuldu'ya yürüyecek zamanımız kalmadı.Kesinlikle gidilmeli çok hoş bir yer bence, aklım kaldı.


 Sutüven Şelalesi



 Oraya adını veren şelale.

 Burcu yer yer bilgi verirken.
 Zeytinli dönüşü otobüsten manzara.
Sutüvenden çıkıp Tahtakuşlar Müzesine gittik. 
 Müze bence o yöreye gidip de  mutlaka gezilmesi gereken bir yer.Bizim yörük müzesini konuştuk orada hep annemle.Görünce soracağım orayı gezdi mi Enver Bey.

 yöresel kilim
 halı


 Deniz kısmında ilgimi çeken bu caretta caretta   oldu. Daha paylaşabilecek çok şey var, düşünün müzeden en son ben çıktım ve her yeri gezemedim.Ben çok beğendim, mutlaka gidilmeli diyorum.

 Müzeden sonra direk olarak Adatepe ve Zeus altarına yol aldık. Bizler yol ayrımından Zeus Altarına yürüyünce diğer grup Adatepeye gitmiş.Bu yüzden döndüğümüzde yola koyulduk ama aklım Kayaköye benzeyen Adatepe de kaldı.Bir daha ki gelişte gezmek üzere deyip yola koyulduk.Yazarlar kitap yazmak için gidiyormuş,insan yazar bence de orada :))
 Zeus Altarı;  Her gittiğimiz yeri Burcu bize hem mitolojik hem de tarihsel yönde anlattı ama ben burcu gibi anlatan bir blog buldum paylaştım cümlenin başında. Manzarasıyla , Adatepesiyle gidip gezilecek bir yer orası.Hatta araba girmiyor,gidip o güzel ağaçlar altında yürümeli insan sevdiğiyle.

 Sarnıç


 Burcu gruba anlatırken.
 Adatepe yol ayrımı,kahve ve çay molası. Oradan sonra yola koyulduk,yolda alışveriş falan ancak döneriz dedik.
 Çanakkale
 Kilitbahir
 Topluca fotoğraf -ben çektim.
Dönüşte yemeği Çanakkale -Keşan arasında yedik. Yol üstünde bir lokantaydı, genelde oranın meşhur satıretinden yedik.Görüntülemek adına resmini çektim. Uzunbey Keşan da askerlik yaptığından ben o askerken sık sık gidip gelmişliğim vardır o zamanlar, beraber gidip yerdik, Bahçeköyde olurdu bu restaurantlar,şimdi yol üstüne açılmış.

Sonuçta Kazdağları-Altınoluk basın açıklaması için gittiğimiz gezi,  belki annemle burcu yüzünden belki Kazdağlarının büyüsünden belki buralarda yaşamasaydım oralarda olabilirdim düşüncesinden çok güzeldi.Güzel bir rüya gibiydi.. Havası ve suyu başkaymış :)

not: Bitmedi, 3. Bölüm Trakya ve İstanbul kısmı en kısa zamanda. Yalnız bugün mutfağımda tadilat var, yukarı kata dolap yaptırdım, yarın yatılı misafirim geliyor- Uzunbey'in annesi- ben ev hallerinde son demlerdeyim. Nasıl toparlanacak bu ev bilmiyorum.

*Başlık: Mevlana