Cuma, Eylül 25, 2009

bayram seyran o da geçti..

Geleneksel balkon bayram kutlamamız.. Benim yaptığım vişne likörüyle hem de. Uzunbey'in benim için aldığı votka takımında..
Bu seneki likörün alkolü azdı bizde votkayla seyrelttik biraz içmeden :) Değişik kavanozlarda yaptığımdan geçen seneki ölçüden farklı olmuş. Vişneleri buzluğa attım, diğerlerinden 3-4 tane kalmıştı,onları da yedim. Sanırım tarçını ve karanfili biraz fazla kaçırıyorum, hafif şekerli oluyor tadı.Babamlara yaptığımı annem çok beğenmiş bu yüzden.Kadınlar daha hafif seviyor genelde.. Ben her tür severim duruma göre.

Örtü daha önceden annemin bize hediye getirdiği Safranbolu örtülerinden, kenarına el dokuma
fisto koydurmuştum.Bu da ayrı güzel duruyor bence. ( Özlem -Trakya'daki Özlem :) birde Ankaralı Özlem'im var,Nil'in annesi.. Özlemcim (Trakyalı olan) sana gelirken ben getireceğim merak etme :))

Hani öpesim gelen o güzel kirpikler var ya işte onlar.. O tarçın renkli kirpiklere dayanamıyorum, bir gün yapışıp öpebilirim.. Ares artık o kadar bizden biri ki son baktırdığım kahve falında dahil her fincanda çıkıyor :) Bu arada çok ilginç şeylerde çıkıyor ama paylaşmak istemiyorum ;)



Bayramda aslında eve kapandık, sebebi artık oğlumuz ÖSS ye hazırlandığı için düzenli bir şekilde çalışmak istemesiyle ilgili.Çok yazmak istemiyorum bu konuda da ama onu yalnız bırakıp bir yere gitmek istemedim. Ekin ablaya, Şükran Teyze'ye ki evde yoktu, Hatice Teyzeye gittik, Zen' e eve uğradık,tatlıları ve dolmaları (en sevdiğim zeytişnyağlı dolmaalrdan hem de) götürdük, bundan sonra her bayram ordayım :) Gülderen'i evde bulamadık .. Herkes bu civarda olduğundan aynı mahallede gezdik diyebilirim. Yaşça küçük olduğumuzdan bu bayramda da kimse bize gelmedi.. Ben de Çağıl rahatsız olmasın diye rahat hareket edemedim.Gelecek sene kısmetse Şeker Bayramında herkesi evde toplayacağım ..
Yürüyüşe gittik bir sabah, Ares ve Uzunbey'le.Koca Çalış' a arabayı çekip herzaman yürüdüğümüz ama sonuna kadar gitmediğimiz yolda. Ares orada denize girdi, koşturdu, inanamadı yürüyüşe o kadar çok zaman ayırmaya..

Balkonda ki Aşkın Gözyaşı ..Bu bir sukulent. Bayramı balkonda geçirdik diyebilirim,yağmur yağarken bile balkonda yemek yedik,mangal yaptık,çay içtik,dergi okuduk.Tv' yi hemen hemen hiç açmadık.Zaten ses gitmesin diye de işime geldi.Balkonda sohbet edip keyif yaptık.
Balkonda yeni aldığımız koltuk takımı deforme olunca geri verdim.. Eski koltukları tekrar kullanıma açtım. Aslında yaz başı aldığım altı sandalyemiz var bambu onları kullanacağım. Eski koltukları da üst balkona çıkaracağım.. Şimdilik eskilerleyiz. Onları seviyorum zaten, balkonda ya bambu ya da ferforje seviyorum aslında.
Ferforje koltuklar bahçede bu yaz bir kere oturmadan geçti.Balkon bahçeye zaman bırakmadı,benimde bahçe keyfine pek zamanım kalmadı aslında.
Bayramın son günü Günlüklü Koyundaydık.Sığla Port'ta. Bayramdan sonra da girişleri ücretsiz yaptılar..
Elif Şafak'ın Aşk' ını okumaya başladım. Kitap genel olarak güzel ama ben herkesin aksine kişisel betimlemeleri zayıf buldum,bir türlü o eski yılları ve Konya'yı hayalimde canlandıramadığımdan sanki bir sahne var ve anaokulu piyesi gibi kişiler girip bir şeyler okuyup çıkıyor gibi geliyor. Düşünce güzel ama ben her hikayeden kopuyorum bir Amerika,bir Konya derken hangisi hangisiydi ,ha tamam bunlar geçmişte karşılaştılar ama neden böyle oldu derken kitaptan da kopuyorum.Kitabın daha beğendiğim yönü kadının Amerika yaşantısı, Rumi hakkında çok ayrıntılı bir bilgi yok, sanki reklam gibi geldi ya da ben o bölüme daha gelmedim. Şimdilik herhangi bir etkilenmişliğim yok.
Esas konuşmak istediğim başka bir kitap aslında, ona bir yazı ayırmak isterdim ama okuyamadım.Yani kitap beni o kadar sıktı ki okumaya katlanamadım diyelim. Hayatımda çok az kitabı yarım bıraktım, sayıyla bir ya da ikidir. Neyse konuşmak istediğim kitap "Tanrının Doğumgünü" , daha doğrusu okuyan birinden istediğim tavsiye, kitabı nasıl bulduğunuz, ben okuyamadım.. Neden okuyamadığımı beğenip beğenmeyenlere göre sonra yazacağım.. Ayrıntılı olarak ama önce fikir edinmek istiyorum ki acaba ben önyargılımıyım ya da daha hazır mı değildim bu kitabı okumaya.
Lütfen bu konuda okuyanlar fikir beyan edebilirler mi acaba..?
Bayram olduğundan deniz kıyısı boştu, bizde sabahları olabildiğince özgür gezdik oralarda.Öğlene doğru turistler otellerden çıkıp plaja indi.

Kargı plajına giden yol. Sol taraf kanal, kanalda balık tutanlar olur genelde. Biz kafamıza estiği yere kadar yürüyüp dönüyoruz,arabalar az geçtiğinden Ares için iyi oluyor. Çoğu yerde toprak yol.

Plaj aslında koruma altında ama bence onu orayı işleten Kargı muhtarlığından da korumak gerekli.. Çünkü genelde biz bu plaja gidiyoruz,kapıda köyde tarlası olmayanlardan :) giriş ücreti alınır. Orası sakin olduğundan Ares'i serbest bırakıp rahatça denize girebiliyoruz,uzun bir kumsal bu.Karataş plajı da diyorlar. Plajda girişte Deli Dumrul parası ödersiniz ama muhtarlık sadece parayı alır, plajın her yeri çöp içindedir.Bu sezon değişik zamanlarda gittim oraya bir kere bile çöplerin toplandığını ve temizlendiğini plajın görmedim.Kumları elemekten bahsetmiyorum.Deniz ne getirmişse
aynen plajda, ya da piknikçiler ne bırakmışsa aynen orada.Hiç de temizlendiğini görmedim. Girişte ufak bir kır lokantası var, nedense ! nedenini biliyorum aslında - çok pahalı - bir türlü işletemiyorlar orayı. Kır lokantası dediğin yer çıkma masalarla üstüne oturduğunda kırılacak sandalyelerden oluşan ama yemeğe sanki şarap evi fiyatları ödediğin bir yer olduğundan bir türlü tutmuyor.En son kahvaltı yeriydi o zaman iyi iş yapıyordu, ondan beri bir açılıyor bir kapanıyor. Bu kadar özensiz bir yere de burada yaşayan İngilizler dahil kimse uğramıyor.Bu kafayla giderse pislikten carettalar daha sonra da bizim gibi doğayı seven insanlar terkedecek oraları. Zaten millet aç kurtlar gibi tepesinde benim bildiğim, çok güzel ve özel korumada ya, herkesin ağzının sulandığı büyük bir alan. Yakında hükümete yakın birileri kapar orayı, ben de size yazarım ama geç olur.. Kargı muhtarlığı elindeki plajın kıymetini bilmeli aslında o sahip çıkmazsa yakında köylünün ücretsiz denize girebileceği bir plajı olmayacak.
Muhtarla da tanıştık bir toplantıda, ilk gördüğümde bunları ona da söyleyeceğim, burada dedikodu yapmıyorum emin olun.

Kargı plajının tepeden görüntüsü.. Sol taraf Koca Çalış,şu an resimde yok, sağ taraf plaj.Diğer tepenin ardı girişi ücretli kısım. 2 km uzunluğunda vardır sanırım plaj.Akmaz denilen ormanlık bir alana bağlanıyor ileride. Günlük ağaçlarıyla harika bir soğuk suyun geçtiği çok hoş yerler var oralarda. Tam karşısı gördüğünüz üzere ada manzaralarıyla dolu.


Ares patisi :))


Avon birara böyle katlanan çantalardan veriyordu. Ben de bir kenarda duruyordu,aradım buldum, artık alışverişlerimde bunu kullanıyorum. Torba alsam bile en az derece de kullanmaya gayret ediyorum.

Karagözlerde bir evin bahçe girişi, genelde her evin bahçesinde var begonvillerden ve bazen de apartmanlarda sarılı..Her yerde duruşu farklı, güzel çiçek. Bu resim sizler için :)


Bu bir mimarın ofisinden, sanırım kendi yapmış, fikir olsun diye koydum. Satılık,2. el dükkanlarından birinde gördüm.

Likya World, tepeden görünüm.. Bayram öncesi dağ köylerine Orman İşletmenin arabasıyla yardım götürdük Berna ile,dönüşte yeni açılan yoldan geldik.Müdürbey sağolsun bize destek verdi hatta fikir ondan çıktı.Bizde ikiletmedik :) Arifeden bir gün önce gittik.Yorucu ama güzel bir gündü,üç köye gittik.
Bu da daha yakın plan..

Resimleri tersten yüklediğimden dönüş yolu öne geldi. Burası Faralya yolu.
Soldaki ağacın altı Kelebekler Vadisi, sağ yol Ölüdenize gidiyor,sol yol Faralya'ya,biz Kirme yolundan iniyoruz.

Karaağaç-Ölüdeniz yolu yeni açıldı,biz daha önce de yolculuk yaptığımızdan oradan döndük.
Yol ancak 4x4 ve altı yüksek arabalar için uygun şimdilik. Bu fotoğraf güzel kısımlardan birinde çekilmiştir.

Likya Yolu baba'ları.. Yürüyüş yollarında üst üste dizilmiş taşlardan oluşan babalar yolun doğru olduğuna ait işaretlerdir. Karaağaç yolu.

Benim daha önce de sık sık gittiğim Karaağaç çok küçük bir köy ama güzel bir köy. Muhtarı orada oturmadığından yardımı meclis üyelerinden birine bıraktık, yolda kovanlar ve mis gibi çam kokusu vardı. Berna için çam balı aldık,ben de sık sık köylüden petek bal alırım oradan.. Balı güzeldir.

Karaağaç yolunda sık göreceğiniz güzellikler bunlar :) Devlet desteklemese de keçiler yöre insanının vazgeçebileceği hayvanlar değil.


Karağaç Likya Yolu üzerinde olduğundan yürüyüşlerde kamplar hariç doğada konaklamanız gerekir. Duş ve organik yiyecekler,tuvalet gibi ihtiyaçlar için bu kampları kullanmanız yerinde olur.Kamplardan biri Karaağaçtaki Blacktree, yüzme havuzu bile var, sessiz sakin hani büyükşehirlerden kaçmak istediğinizde, sizi kimselerin bulmasını istemiyorsanız burayı önerebilirim. Ya da ortadan kaybolmak istiyorsanız buraya gelebilirsiniz,kitap yazdırır bir havası vardır.
Karaağaç'ta evlerde su bile yok, köydeki çeşmeden şimdi evlere yeni su borusu döşeniyor ,yani su yeni bağlanacak. Dağınık bir köy, iki mahallesi var.. Çocuklar taşımalı öğretimle uzak bir köye gidiyorlar, cami yok. Kahve bile yok. Büyük asırlık bir çınar var,onun altında oturuyorlar bazen.

Su gördüm ve giremedim ya, hasta oldum o gün :)

Berna bana konu mankenliği yaptı :) sağolsun.

Bunlar Likya yolu tabelaları, yürüyenler bu tabelalara göre yön buluyorlar. Beyaz-kırmızı çizgi halinde yol işaretleri ve babalar var kaybolurlarsa da köylüler var :)

Burası Alınca, Kabak Koyundan çıktığınızda ormanda yürüdüğünüzden ya Karaağaç'tan ya da Alınca'dan çıkıyorsunuz. Buranın manzarası alabildiğine Akdeniz.Gelecekte Kalkan olabilir, şimdilik koruma altında ve sit alanı. İleride siti kalkabilir çünkü tarihi eser siti değil. Fotoğraf arabadan çekildiğinden kötü, inip zaman kaybetmek istemedim.
O perşembe biz, Eşen yolundan önce Dodurga(Sidyma)ya gittik, orası da Likya Yolu üzerinde bir dağ köyü.Likya Yolu üzerinde olması önemli çünkü gelen geçen yürüyüşçüler olduğundan köye hareket sağlıyor, yoksa haftada bir merkeze minübüs kalkan köylerden. Köyün camii var,okulu taşımalı öğretim.Bölge halkının çocukları Gölbentteki büyük okula gidiyorlar çoğunlukla.Orada su yok, çamaşır makinesi olan 8 ev varmış.( hidroforla çalışabiliyor ancak) Yardım paketlerinden birini oraya bıraktık. Paket dediysem masa büyüklüğünde bir çuval,dört çuval arabanın bagajını doldurdu zaten.
Oradan Boğaziçi köyü muhtarına gitik ama o G mahallesi denilen denizden Yediburunlar mevkiinin üstünde kalan bir mahallede oturuyor. Üstteki fotoğraf o mahalleden aşağı inerken çekildi. Zeytinlikler içinde bir taş ev. O köyde su var, okul taşımalı, yolu süper manzaralı ama yürüyüş için yokuş yukarı zor yürünen bir rotada. Oraya iki çuval bıraktık çünkü Avlan mahallesi denilen ve av mevsimi avlanılan bölgede bir mahallesi, o taraflara göre büyük bir köyü (Boğaziçi) ve G Mahallesi o köye bağlı olduğundan 2 çuval, ve bir tane de Karaağaç köyüne bıraktık.Karağaçtan da yeni açılan yoldan döndük. O yol geldiğimiz yolun yaklaşık yarı km sine eşit ama şimdilik asfalt olmadığından zor bir yol.
Burası daha önce de blogda yer alan bir yer aslında ama her gördüğümde tekrar tekrar fotoğrafını çekmek geliyor içimden :) G mahallesi yolu.. Ev boş ve aslında burası sit alanı.. Sanırım şu an kaçak zaten. Mahkemelik de olabilir.
Sağda görünen koylar Kabak Koyu ve Kelebekler vadisi Ölüdeniz falan.. Hava açıkken görüntü daha net.
Bayram öncesi çok yoğun geçti, bayramda yukarıda anlattığım gibi, yürüdük, yüzdük, kitap okuduk, dinlendik,gezmeye gittik. Bayramda çok keyifli değildim ama dün keyfim yerine geldi :)
Bugünün şarkısı : Yükset Sadakat tan .. BEN SENİ ARAYAMAM
Not: Finasbank post cihazı insanları soymak için sanırım.İşyerindeki makinayı değiştirdik,çünkü aylık 90 lira ödemesi var. Her ay 45 lira makina bedeli 45 lira da hesap işletim ücreti ödüyorduk.
Değiştirdik dolayısıyla aylık bin liranın altına 15 lira ödenecek şimdi garantiden. İki banka arasında bu kadar fark olur mu..? Nerden ne kaparsak mantığı beni öldürüyor bazen.
Birde uzun vadeli ev kredisi olanlara hatırlatma..! Kredi oranları değişti ya sizde bankalardan kredi oranlarınızı düzenleyip düşük oranlı kredi alıp,eskisini kapatabilirsiniz.. Dosya parası ödeyip yapıyorsunuz bu işlemi,aynı banka ya da farklı banka olabiliyor. Biz yeni kredi çekip eskisini kapattık,kazancımız 15 .000 lira.Aklınızda olsun. Bunu da nedense reklamlarla hatırlatmıyor bankalar! ..
Birde yarın Çalış Karnavalının ilk car boot (2. el pazarı ) zamanı yarın kısmet olursa Çalış'ta yız..

15 yorum:

zenguzellik dedi ki...

Karataş, çok beğendiğim piknik yeri.Ama iki senedir gidemiyorum.Bakımsız olmasına çok üzüldüm.Lütfen, piknik yapanlar çöplerini alsnlar.....

Ozlem dedi ki...

Fotolar içimi açtı. Masa örtüsüne bayıldım:) Sevgiler ve öpücükler... Not:Eskiden Özlemdim şimdi Nil'in annesi oldum:)-mutlu oldum:)-

Malla dedi ki...

Fethiye ve de tabii ki sizin bahçe beni çağırıyor:P şaka bir yana hakketen gelmek lazım yaa...

Özlem dedi ki...

canım çok şekersin ,trakyalı özlem diyince yüzümde güller açtı:)))
hediyen için şimdiden teşekkür ederim.geldiğiniz zaman muhakkak beklemekteyim.

SEVGİLERİMLE dedi ki...

Merhaba...güzelim tabiatı görünce yaylalar aklıma geldi.Sıcaktan bunalınca arada bizde kaçıyoruz yayla evine(Antalya dan Aksekiye)
resimler çok doğal çıkmış.
Ve ben likörden çok masa örtünüze bayıldım.Çok değişik.Güle güle keyifli sofralarda kullanın.

SEVGİLERİMLE...

Anne ve kızları dedi ki...

Çok güzel fotoğraflar yine...Resimlere bakıp yazdıklarını okurken sanki ben de bayramı sizinle geçirmişim gibi hissettim...

Asortik Krep dedi ki...

Zen, bence önce muhtarlık bir temizlesin sonra temiz yere çöp atamaz kimse.. Kumsal pet şişe ve plastik içinde.

Özlem, sözüm Trakya daki evlenecek olan Özleme idi ama herhalde sana gelsem elim boş gelmezdim :)) diyelim..

Sevgilerimle, likörü beğenmeniz için tatmanız gerekli tabii :)) Yani sanki tercih yapmışsınızda öbürü güzelmiş demişsiniz gibi savunma halindeyim farkındaysanız :P örtü ve fisto el dokuma bu yüzden çok güzel :) Ev yapımı likörde güzel ama ..

Annevekızları, fotoğrafları 3 günde çektiklerimden özenle seçtim,anlayın yani ne kadar çok çekiyorum :)

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Kızkardeşim de bu yıl, ev yapımı vişne likörü yapmayı denedi. Henüz tadına bakamadım. Babam yapardı , votka ile çok güzel olurdu da cin gibi de çarpardı:)))

Tanrının Doğum Günü yirmi otuz sayfa okuyup bıraktığım tek kitap. Sana yakışmaz bırakma bırakma dedim ama fazla dayanamayıp bıraktım. Kuzenimse çok beğenmiş altını çize çize okuyormuş:))).


Sevgilerimle

minimalist dedi ki...

Bu zamanda bu fotoğrafları yayınlamak biraz ayıp olmuyor mu??? Yazık bize :))

Buarada Karagözler (2.3.) çok güzel bir yer; orada bir evim olsun isterdim açıkçası. İnşallahhhh.

Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Vişne Likörü,İçinde bulunduğu sürahi,Masa Örtüsü veeeeeeeeee Ares'ciğin Pati'si şahaneeeeeeeeee...
Maşallah diyorum yavruma...
Mutlu,sağlıklı,güzel günler diliyorum hepinize..
Mine Özgür

hayal dedi ki...

Okudukça ve resimlere baktıkça Fethiye'de olasım geliyor.. Bir de güzel güzel anlatıyorsun ya.. Ne güzel..

Asortik Krep dedi ki...

Lale, neden okuyamadığımı gelecek yazıda yazacağım..
Ev yapımı ilginç şurup ve likörlere takığım bua raalr.. Başka likörlerde yapıyorlarmıydı..?

Minimalist, Karagözler manzarası çok hoş ama tepe güneşini kestiği için aşırı rutubetli oluyor..Bence seni Çalış'a alırız :))

Mina Hanım,teşekkür ederim.Beğendiğinize sevindim :))


Hayal, geçen gece seni düşündüm,Meral hanımla karşılaştık Geoffrey'yi anma gecesinde.. Tam onların karşısındaki Gaudi tarzındaki evde oturuyordu biliyormusun..Taştan kuleleri olan..
Bir gün ziyaretine gideceğim.. Beni yine davet etti :)

beste dedi ki...

o pati var ya o pati yenir o:)

Asortik Krep dedi ki...

Bence de :))

Asortik Krep dedi ki...

Güncelleme: Karataş Plajına gidip yemek yiyebilirsiniz, restaurantı işletenler değişti..