Çarşamba, Eylül 09, 2009

gündem

Üç gündür yoğun bir tempodayım. Doğru düzgün geceleri dinlenemediğim gibi gündüz de hareketli geçiyor. Konuşmaktan şu an çenem ağrıdı. Sabahtan beri yeni oturdum ve bir koşturmaca gün geçip gidiyor, birden akşam olmuş ve eve giderken buluyorum kendimi. Aslında düşünmekten mutlu olduğum ama düşünmeye zaman ayıramadığım şeyler var. Merak ediyorum.. Ama peşini kovalayacak ne gücüm var ne de zamanım. Sadece ve sadece kendimle kaldığım zamanlarda kafamı uyuyana kadar meşgul edebiliyor. Bazen de arabada yalnız kalıyorum.


Yeni iş bizi böyle yorgun kılan, birde yazın rehaveti..


Hangi birini açsam düşüncelerimin,üç gündür doğru düzgün tv de izleyemeyip bu sabah görünce şok olduğum memleketimin sel baskınlarını mı..? Yoksa satışa çıkan memleket duygularını mı..?Japonya gibi olsak memleketin sorumluları intihar etsin gibi bir düşüncem zaten yok ama hiç bir sorumluluk almadan yine insanlar bu işlerden sıyıracak, partisel bir şey değil ama kişisel beceriksizlik bence.En azından bir afet anında müdahale edemedi, ertesi gün yine edemiyorsun, benim bildiğim üç gündür hava böyle ,dinmesini mi bekliyorsun acaba..? Hadi dün yaşananlar afetti ya bu sabah..? Her gün çoğalıyor ölümler ..? Herzamanki gibi Eyüp'te bir kaç ev çamurlanır, Albeyköyde kimse evine giremez, 3 gecekondu ıslanır diye önemsenmeyen yağmur ancak 20 ölü alınca mı ciddiye alınır..? Napalım onlar da dere yatağına ev yapmasın mı..? Bu kadar mı..? O zaman sende dere yatağına Basın Ekspres yolunu yapma, tır garajına izin verme, alternatif bir B planın olsun bir gün sel gelirse ikinci gün ne yaparız diye.. İçim acıdı o insanları seyrettikçe, arabalar sürüklendikçe, otobüslerin üstünde o insanlar mahsur kaldıkça.. Oy almak için gittiğin ucube semtler sadece oy zamanı aklına gelmesin, insanlar kaçak ev yaptıklarında onlara ruhsat verme, E-5 sular altında kalırsa ben İstanbulda güvenliği nasıl sağlarım diye panik ol, panik ol ki bir depremde ya da bir felakette senin de ailen orada kalacak, canın acıyacak, yuvan yıkılacak, yıkılsın demiyorum yıkılırsa o zaman seni o oylar kurtarmayacak diyorum.




Bugün tv de Kadir Topbaş'ı gören bir müşterim onun ne kabahati var dedi..Yok zaten, neden olsun ki..? Şimdiye kadar bu işlere soyunan ve kaderini ellerine teslim ettiğimiz bu insanların hangisinde bir kabahat oldu ki..? Onun olsun. Bana hiç büyükşehir yönetimini savunan yorumlar yazmayın,yayınlamam. Gidin kendi tezgahınıza açın savunmalarınızı.. Göz göre göre üçüncü köprüyü İstanbula yapmaya kalkan, yanlışı gördüğü halde oy kaygısından sesini çıkarmayan, İstanbulu basamak yapıp daha yüksek yere atlayan,ülkeyi yönetmeye kalkan, her kim ise derdini kandırabildiklerine anlatsın. Bana değil. Benim derdim parti değil, benim derdim görüş değil, benim derdim ve korkum artık çıkar uğruna insanların dünyaya ne kadar çok zarar verebileceğini kestirememek. Ben elimdeki çöpü arabadan dışarı atmaya kıyamazken başka insanların diğer insanlara ne olacağıyla ilgili kaygısızlığı bana dert.Çocukken seyrettiğim Kızılderililere benzetiyorum şu an kendimi.. Hani yıllar önceden savaş ve beyaz adam yüzünden ileride sıkıntı yaşayacaklarını söylerler ve sonunda onun dediklerine döner dünya.. İyi de bu yaşadıklarımız film değil ve son dakika borazan çalıp kurtarmaya gelen amerikan ordusu da kurtarmaya gelmiyor, paylaşmaya mı geliyor belli değil..?
- Belli aslında...

10 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

Topbaş amcamın söylediğine göre yaşanan bu durum İstanbulluların sorumsuzluğu yüzündenmiş!

Buna bir yorum yapmaya gerek var mı bilmem?!

pembecikolata dedi ki...

Bugün uyandığımdan beri haberleri izliyorum, iş yerinde bile televizyonu hiç kapattırmadım.Ülke olarak yaşadıklarımız, inanılmaz, üzücü ve en önemlisi gerçek...Bugün yetkililerin! açıklamalarını dinledim gün içerisinde , galiba bu görüntüleri daha çokkkk yaşayacağız biz...Hiç akıllanmayacağız...Her zaman söylediğim gibi Türkiye'deki en ucuz şey insan hayatı:(

Zeugma dedi ki...

Ellerin dert görmesin..Harika yazmışsın..
Bu vurdumduymazcı zihniyeti hayatın her alanında görüyoruz..
Verilen oylar asıl böyle zamanlar içindir, oy toplayıp koltuklara kurulanlar tamamen kendi dertlerinin, keselerinin hesabına düşsün diye değil..
Ama gelde anlat, gelde düzelt bu bozuk düzeni..

minimalist dedi ki...

düşüncelerinin tümüne katılıyorum o kadar güzel ifade etmişsin ki!!!

Bu arada sizin delikanlı beni bugün aradı ama ben annemin acıtasyonları nedeniyle bir türlü dönemedim zira salıdan beri hergün gidiyorum sözde. Delikanlıya tekrar geldiğinde yine beni ara dedim tamam dedi. En geç Cumaya kadar gideceğim yoksa eşim beni eve almayacak :)))

Adsız dedi ki...

Dün sel başka yerleri vurduğunda o partinin belediyesini suçlayan zihniyet, 24 saat geçmeden başlarına gelen felaketi küresel ısınmaya bağlıyor.Selde ölen 7 kadın işçinin aslında selden değil, servis niteliği taşımayan araç yüzünden öldüğünü anlatıyorlar...Burdan mizahçılara sesleniyorum.İşinizi bırakın çünkü başımızdakiler çok sıkı komedi yapıyolar.Hala gülüyorum.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

:( İstanbul'lu mu verdi yürümeyen ve çürümeye bırakılan o devasa otobüsleri? O da mı İstanbul'lunun hatası?
Sütten çıkmış ak kaşıklar!
İçişleri bakanı da çıkmış o yedi işçi kadın için uygun olmayan araçla taşındıkları için kapıları açıp çıkamamışlar. Diğerleri için sebep ne? Sel sularına atlayıp yüzmek istememişlerdir mutlaka.
Bir gün bütün yılanlar uyansa ve bunları soksa!

Angel dedi ki...

Bazen diyorum ki "Bunlar bize müstahak. Doğaya ne verirsen onu alırsın" Bir tohum ek, sula seni doyuran meyve, gölgesinde sığınacağın dallar, toprağını sele karşı tutan kolon olur. ama onu kesersen değil meyve, gölge, kolon seni öldürecek havayı bile alır götürür.

nalan dedi ki...

ben kendimi sadece vatandaş olarak sorumlu hissedip canım acıyorsa, efendilerin ciğerleri yanmıyorsa bende sadece tek bir şey kaldı soracak " insan mısınız ? "

dragonfly dedi ki...

cnm yüreğine sağlık gerçekten ne güzel dile getirmişsin

asyaselda dedi ki...

yok yok sıktıgımız parfümden olmuş...