
Bugün ilk defa evdeyim ve başkalarına ev işi yapacağım dediğim oysa bilgisayar keyfi yaptığım saatlerle geçirmek istiyorum :) Çayımı içtim,yavaş yavaş kahvemi hazırlıyorum.
Fotoğraf Hillside üstündeki yürüyüş yolundan..Karagözlerden Kayaköye geçen Likya Yolu öncesi hazırlık yolu diyebilirim. Kısa ama çok güzel bir parkur. Biz tabii ki normal şekilde yürümüyoruz,Kayaköye giderken arabayı orman içinde parkedip istediğimiz oranda yürüyüp dönüyoruz.Ares gezmiş oluyor,bizde yürümüş. Başkalarıyla yürüyecek oranda hem antremanlı değiliz hem de başkalarına göre plan yapamıyoruz zaman olarak. Ekip belli, Ares,Uzunbey ve ben. Çağıl bu sene dershanede ama geçen gece yanyana otururken , bende maillerime bakıyorum , hadi bana resim göster dedi, normalde biz dışarıda yediğimiz içtiğimiz şeyleri pek konuşmayız,gerek görmüyoruz -ama ben bloğa yazdığımdan herkes görüyor o başka- Çağıl resimleri gördükçe bu ne , buna ne zaman gittiniz, bundan sonra bende yürüyüşlere geliyorum, o kadehler ne, bunu da mı içtiniz- son piknik görüntüleri üstüne- oysa her gittiğimiz yere mutlaka sonradan beraberde gidiyoruz biz.Ya da önceden gittiğimiz bir yerde olsa mutlaka beraber gitmişizdir..Zaten Fethiyede ne kadar değişik yer olabilir ki.. :) gidemediğimiz ama yeme içme kısmına meraklı biri olunca aklı bizde kalıyor işte..Ona gelecek sene üniversitede bu kısımları bol bol yaşayacağını söylüyorum.. Hatta muhtemelen yemeğe düşkün biri olduğu için bu konularda gurme olacağını düşünüyoruz Uzunbeyle.. İlk günleri kesinlikle mekan keşfetmekle geçecektir mutlaka.. Aklıma benim Maçka -Nişantaşındaki öğrencilik günlerim geldi, o zamanlar yenen menemen bile ne kadar değişik ve özel gelirdi, bizde özel mekanlara giderdik ama baba da anne gibi yemeğe meraklı olunca çocuğun böyle olması sürpriz değil :)) Bence beraber gittiğin kişiler o mekanı özel yapan ama yalnız da gitsem keyif alırım ben yine de arkadaşlarla paylaşmak kadar özel olmuyor.



Ben yaylayı da Bahçelievlerdeki gibi bir yer isim sanıyordum buraya ilk geldiğimde. Yani onun bir kültür olduğunu bilemedim tabii ki.. Bizde yayla diye bir şey yok, her yer yayla,yeşillik temiz hava (Trakya için söylüyorum, zaten öyle bir kullanımı yok o kelimenin)İstanbulda duysak da ne olduğunu anlamamışım demek ki.. Sadece tatillerde İstanbuldan çıkınca öğrenilmiyor bu kültür.Gezip görmek lazımmış.Meğer her yerin yaylası başkaymış, her köy yaz kış farklı yerlerde yaşarmış, göçermiş.. Mesela her köyün yaylası ve sahili farklı. Yine de bu yüzden sanırım pek yayla sevmiyorum ben buralarda. Sahilde deniz varken gidip devamlı yaşanacak bir yer olamaz benim için yaylalar..Sağlık açısından her ne kadar durum tam tersi olsada. Beni çok cezbetmedi yaylalar işte ama Kaya başka.. Kaya 'yı seviyorum. Üzümlü ya da Kaya dışındaki yerler sadece bir gün gezilip görülecek yerler benim için.

Bazen aynısını karnıbaharla yaparım ama baharatlarını da eksik tutmam.Genelde yemeklerimde kimyon, karabiber, duruma göre zeytinyağlılarda kekik, etlilerde nane, dolmada yenibahar, tatlılarda tarçın, tavukta safran, börek ve poğaçalarda susam ve çörekotu çoğunlukla sarmısak kullanmaya gayret ederim. Tereyağını özel soslarda ve bazen pilavlarda, zeytinyağını yemeklerde, sızma zeytinyağını salatalarda, nar ekşisini balıkta ve salatada kullanırım, hardalı kesinlikle patates kızartmasında ve tavuklarda çok severim , onsuz yemem diyecek kadar belki de ama yerim yine de..Birde sirke ben sirkeli salata severim,Burcu sirkeli yemez,annem gittiğimizde bazen sorar sirkede koyayım mı diye..Limonlu ve sirkeli hatta,mümkünse ikisi birden olabilir..


Neyse devam edelim sonra bu küçük dört parçadan birini alıp içini doldurup bohça şeklinde kapatırız, kapattığımız kısmı alta gelecek şekilde tepsiye yerleştiririz, tepsinin yağlanmasına gerek yok, yağlı hamur olduğundan zamanında çıkarırsanız yapışmaz.Üstünü iki bıçak darbesiyle çiziniz efendim..Niyesi yok,çizin daha güzel oluyor. Arzuya göre varsa yumurta sarısı çok çok az suyla çırpılır ve üste sürülür. Yoksa kullanmayabilirsiniz. Yapmaya başlarken fırın açılır, böylece siz bitirdiğinizde fırın sıcak olur. Yaprakları kullanmaya başladığınızda yumuşak olması gerektiğini hiç kullanmayanlar için hatırlatmak isterim.. Yaprakları kullanmadan onbeş dakika önce buzdolabından çıkarmış olsanız iyi olur. Üstleri kızarınca börekler de olmuş olur. İyi kızarsın ama altları yapışmadan çıkarırsanız iyi olur. Tepside soğumasını bekleyin birde.Sonra bir bıçak darbesiyle ya da elinizi dokundurduğunuzda kolayca çıkacaktır.
Yukarıda anlattığım tuzlu börek hallerine yine benim sık kullandığım lokumlu halleri var ki onlar işte ayrı bir tat. Yapılışı yine aynı yöntem ama bunun için iç yerine mümkünse fıstıklı , cevizli ve ya fındıklı lokum kullanırsanız daha iyi, yoksa kuş lokumu olabilir ya da kuş lokumu yanına evden ceviz ekleyebilirsiniz.. Aynı yöntemleri tekrar edip fırından çıktıktan sonra sıcak sıcak pudra şekerini döküp servis yapıyorsunuz..Şimdiye kadar beğenmeyenini görmedim diyebilirim.
Bu şekilde bir paketten seksen parça çıkıyor, ben genelde yarısını kullanırım, kırk tane kalabalık için bile yeterli bir miktar hem de ekonomik oluyor..






Ben zaten balık pişirmeyi sevmiyorum,hatta daha önce yazdım ayıklamadım hiç hayatımda,bilmiyorum da ayıklamasını..Şimdilik sadece pişirebiliyorum. İyi oldu böyle balık pazarına gidip kazıklanmaktan çok çok iyi bence..
Zen çok kitap okuyor, arada bende ona veriyorum benim kitaplardan.. Ondan da alıyorum.Bazen onda rastladığım benim dünyada haberim olmayacağı ama bir şekilde onda gördüğümde sevdiğim tarz kitaplarda oluyor.. Bu kitap gibi mesela, geçen gün ona kitap götürdüm, hem kahve içip sohbet ettik. Hastalıkların hangi düşüncelerden ortaya çıkabileceği konusunda güzel bir kitaptı, aşağıda son günlerde boğaz ağrısı çektiğimden -gerçi ben bu hafta çok konuştum yine biliyorum ama- neden ileri gelebileceğini öğrenmek açısından iyi bir kaynak. Bu tarz kitapları tavsiye ediyorum. Hastalanmadan ne olabileceğini görmekte fayda var.Testi kırılmadan misali..

Dün bir doğal ürünler satan bir yer açıldı, açılışta Zenle beraberdik ,dün onun doğumgünüymüş,ben de yeni öğrendim.Sürekli takip ediyordum ama öğrenememiştim, ben doğumgünlerini özel olarak sorup öğrenmeyi değil de farketmeden öğrenip insanları şaşırtmayı daha çok severim.Yine de becerememişim ki atlamışım.
Yasemin bizle yeni çalışmaya başlayan bir arkadaşımız.Geçenlerde onun yeşil şapkasını koymuştum, şimdi de şalı.. Birbirimize örgü kıyafetlerimizi ve aksesuarlarımızı sabahları işe geldiğimizde gösterip gösterip duruyoruz :))
Uzun zamandır bahçe resimleri koyamıyordum.. Hem az ilgilenebiliyorum hem de kış olduğundan.
Burasını yeniden düzenleyip oturabilecek hale getirmek istiyoruz bu yaz. Çam ağacı olduğundan masada oturup yemek yerken ya da birşey içerken çamdan iğne yapraklar dökülüyor, bu yüzden rahat oturulmuyor. Birisiyle görüştük önümüzdeki haftalarda düzenlenecek. Daha önce kendi yaptığımız kayrak taşı düzenlemesi de istediğimiz gibi olmadı.(Birde ben çok zor beğenirim, kendi yaptığımız hoşuma gitmedi-ıslandığında su masanın altında kalıyor ve zemin düz olmadığından benim ferforje koltuklar düz durmuyor, ağır olduğundan kolay çekilmiyor falan. Görünen kare taşlarla yapıp ,hafif yükselteceğiz. Resimlerini paylaşacağım daha sonra.) En keyifli yerin keyfini çıkaramıyoruz bahçede.
Bahçeyi yavaş yavaş temizleyip,düzene sokmaya çalışıyoruz ki bahara hazırlanalım.Klima üstündeki çiçekleri çam iğnelerinden temizledim. Bazı çiçekler çam altında yaşamadıkları gibi bazılarıda coştular.Demek ki çam altında sardunyalar, kurdele çiçekleri,yılbaşılar,kaktüsler , sukulentler ve ortancalar yaşayabilecekleri gibi yukalarda çok seviyormuş..
Testi şeklindeki saksılara sukulentleri çok yakıştırıyorum.
Geçen sene sandığın yerini değiştirmiştik,balkonun tam karşısına aldım ki hem göreyim hem de
orada kaybolan bir boşluğu değerlendireyim.Yalnız aşırı gölgede kalmak buz çiçeğine yaramadı ve sağda gördüğünüz gibi salkım salkım bozuldu,bende onu çıkarmadan yanına kaktüs ve sukulentler diktim.Bunlardan bazıları gölge olsada bozulacak cinste değiller.Daha da hoş durduğunu düşünüyorum böyle kaktüs bahçesi olunca.. Elime değişik cinsler geçtikçe de yanlarına ekleyeceğim..
Bu gördüğünüz saksı aslında bir karakovan.Hani karakovan balı diyoruz ya eskiden bu ağaç gövdeleri oyulup içine arıların bal yapması sağlanırmış.Tüm bir ağacın gövdesinin nasıl temizlendiğini ve balın nasıl çıkarıldığını düşünün artık. Bir köy ziyaretinde köylüler Uzunbeye hediye etmiş.O da bahçe dekorasyonunda değerlendirelim diye getirmiş..Ben içine bir saksı ve kurdele çiçeği kondurdum, o da yerini sevmiş belli ki..
Yılbaşı çiçeğim açmak üzere.. Bu resme yazı yazarken farkettim ki özel bir yılbaşı çiçeği yazısı yazmam gerekli..Çok değişik ve güzel bir çiçek fazla tanınmayan.Bende severim.Bana Çatalcayı hatırlatır.
Çamın altını temizlerken, tüm çiçekleri de elden geçirmek gerekti.Bu sene daha saksılarını değiştirmemeye karar verdim.Zaten geçen sene bahçeyle hiç ilgilenmedim. Sadece toprak ekledim,biraz da sardunyaları budadım. Her yer çam iğnesiydi zaten,mor salkımı da budadım,onları toparlayınca etraf açıldı.. Sokaktan bahçe görünmeye başladı ama bahara mor salkım açtıkça görünmeyecek yine. Etraftan görünen bir bahçeden hoşlanmıyorum da. Oturduğunda ses duysan bile görünmemek iyi oluyor :)
Bu kitaplar 2. el pazarından aldıklarım.. Şu an Zen okuyor. Ben zamanında okuduğum klasikleri kütüphaneye koymak için bulduğumda kaçırmıyorum. Aralarında bu tarz kitaplarda var, bir tanıdığımdan aldığımdan hepsi beş lira. Çocuk kitabı da var bu beş liranın içinde.Onlarda Atahan' a gidecek.
Mutfaktaki kümesim..Normalde canlılarını pek sevmem.Yanı bahçede goot goot dolaşmalarını..Kapalı ve büyük bir bahçesi olan kümesleri olmalı tavukların.. Bahçeyi eşeleyip dururlar çünkü.Yani tavukları ve kümes hayvanlarını sevmiyorum da. Bir gün geziyle bir yere gitmiştik, tavuğun biri folluğa yatmış bağırıyor.Bizim arabadaki kadınlardan biri bu saatte horoz ötüyor demez mi.. Çok komik gelmişti,tavukla horoz sesini ayıramayan biri, bazen köye gittiğimizde organik tarım ya da bu tarz bilgiler anlatırken köylüye de bu şekilde komik geldiğimizi düşünmeden edemem :)
Bu örtü bir zamanlar gittiğim kumaş boyama kursundan.. Türk işi boya böyle oluyor.Kıl telaya ,böyle çizgi çizgi boyuyorsunuz.Bu da örnek olsun diye yaptığım işti. Kenarına sim çekip örtü yapmıştık.Şimdi tost makinasına örtmüşüm,görünce resimledim. 1995' lerden .. Beylikdüzünden..Yakın plan çektim ki belli olsun çizgileri aslı bu kadar büyük değil ve Türk işi kırlent deseni.
Nergis en sevdiğim çiçeklerden olmuştur hep. İstanbulda bu mevsim demet demet satılır her yerde, çook eskiden ilk Uzunbeyle o Gayrettepe de çalışırken buluşurduk ve bana alırdı hep. Ne zaman görse hiç kaçırmadan da senelerdir almaya devam etti. Uzun zamandır görmemiştim, buralarda zaten sokak satıcıları da yok çiçek satan kadınlar var ama gece bar-cafe geziyorlar, nergis yok.Burada pazara çıktık geçen gün, baktım yine ıskalamadı.. Pazarda görünce aldı. Benim bahçede var, daha açmadı,yenilerini de aldım geçen gün. Diktim bakalım ne zaman açacak ama bahçeden kıyıpta koparamıyorum. Vazo eski , annemden.
Geçen hafta gelen çocuklu arkadaşlarımız vardı ya.. Bu prenses de Aresi çok sevenlerden :)) Ares'in bakışları çok şey anlatıyor gibi :) değil mi..?
Sevim Hanımla kahve içtiğimiz gün, onun evinde gözüme takılanlardan.. Evin her yanı bu tarz eşyalarla ve eşinin yaptığı resimlerle dolu.
Onun kumaşa diktiği bir arkadaşının kıyafeti..Yaza bana da bir tane yapacağız :)) Bu kadar küçüğü olmayacak belki ama güzel olacak ben bluz istiyorum bu elbise..


Uzun zamandır bahçe resimleri koyamıyordum.. Hem az ilgilenebiliyorum hem de kış olduğundan.




orada kaybolan bir boşluğu değerlendireyim.Yalnız aşırı gölgede kalmak buz çiçeğine yaramadı ve sağda gördüğünüz gibi salkım salkım bozuldu,bende onu çıkarmadan yanına kaktüs ve sukulentler diktim.Bunlardan bazıları gölge olsada bozulacak cinste değiller.Daha da hoş durduğunu düşünüyorum böyle kaktüs bahçesi olunca.. Elime değişik cinsler geçtikçe de yanlarına ekleyeceğim..





Tavuk ve horozdan yumurtalıklarımda var ama onlar asılı bir rafta çekmemişim.Burcu almıştı.
Yazdım mı hatırlamıyorum ama bazen ben acaip kelimeler üretiyorum eğer kafam dalgınsa.. Adama köylü yumurtası var mı diyeceğime bunlar şehirli yumurtası mı dedim :)) Yani bildiğimiz markette satılan yumurtalara.Uzunbey yerlerde tabii.. Ben hala ne dediğimin farkında değilim ama adam dumur ! :)) Aramızda bir espri artık şehirli yumurtası :)) Biz pazardan köylü yumurtası alıyoruz ve artık uzunbey sanki önceden hiç şehirde yaşamamış ve tüm çocukluğu boyunca yememiş gibi market yumurtasıyla yapılan hiçbir şeyi yemiyor evde.Yani bizim şehirli yumurtaları artık bizim evde sadece börek ,çörek yapıldığında kullanılıyor o da diğeri olmazsa..
Ne kadar uzun uzun yazdım bu sefer,yazmayı ve bloğu özlemişim,yoğunluktan yazı yazamıyorum ya.





Bu kadar uzun bir yazıya şiir koymak ne kadar doğru ama bugün Facebookta gördüm.. Paylaşmadan geçemeyeceğim.
Seninle Yaşlanmak İstiyorum..
Seneler Geçsin, Sen Beni bil ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğun kadar dostlarının,
Dostlarının olduğun kadar benim ol istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki,
Öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Sen çok dertlenip, içip arkadaşlarınla eve gelmelisin.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim.
Güzel günlerimizi, evimizde, bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek.
Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuklarımız olmalı,
Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırasıyla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın.
Ve ben söylenerek sıranı almalıyım.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım,
Söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken,
Herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
Her şeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden.
Mutluda olsa, Kötüde olsa, Yaşadığımız günler bizimgünlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce yada gidince aklar,
Çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
Kavgasız, Her sabah cinayetle uyanılmayan, Sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip, Sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize,Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
Öyle sevmelisin ki beni,
Bu yazdıklarım korkutmamalı seni,
Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Bir gün bu hayatı bırakıp giderken,
Sadece mutluluk olmalı yüzümüzde
Birbirimiz sevmenin gururu olmalı
HERŞEYDE..
CAN YUCEL
11 yorum:
gezdik gördük yedik bahçeyi gördük :)
herşey şahane fakat final hepsinden şahane :)
paralellikler cok isatnbul'da yayla mi gorduk cocukken gittigim aplullu, Edirne'de yok oyle bir kultur ben de denizciyim:) nergisler ki burda 2-3 sapi 10 euro mustakbel evimize tasininca bahcemize dikecegim. fransizlarin zeytinyagli mis sebze kulturu yok tum sebzeleri boyle graten yapip yiyorlar bir sikayetim yok gerci:) Bizde guzel Ares gibi bir dost aldik mi hersey sahane olacak, bizim koyden guzelim fethiye'ye selam yollayacagiz:)Can Yucel sarsti beni iyiki koymussun posta
bbb
çok çok çok çok çok güzel bir şiir yazına da o kadar güzel yakışmış ki harikasın.
seni okumaka çok keyifli her zaman ki gibi.
Asortikcim seni hep okuyorum her zaman yorum yazamiyorum ondan bir hello demek istedim:)
Arese bayiliyorum!
Sevgiler
Rengin
Yayla:) Bende ilk geldiğimde bir ilanı aramıştım "Sahil Ceylan" da diye açıklamada bulununca görüştüğüm şahıs "deniz görüyormu?"diye sormuştum, ne bileyim aynı isimdeki yerlerden aşağıda bulunana sahil dediklerini:D
Sevgilerimle Asortik...
ablacığım şiir harika :))böreklere bayıldım en kısa zamanda denemeliyim :) ellerine sağlık olsun :)) fotolara laf yok :) çiçeklerine de tabi ki :))
yayla bizim buralarda da var yazları piknik yapmaya gidiliyor şenlikler falan oluyor temiz hava misler gibi yani :))
güzel bir hafta diliyorum ablacığım harika geçsin haftan
sevgiler...
Funda, çok güzel bir şiir bende bittim :)
Beste, keşke yakın olsaydık, Ares'in yavrularından biri senin olsun isterdim :) İlerde olabilir bu aralarda aday arıyoruz da..
Özlem, hayat tarzıma yakın sanırım bu yüzden bende çok sevdim..
Rengin, bende seni hep okuyorum :) Sağol,yine bekleriz efendim :)
Aysetun, evet bu da var sahil dedikleri deniz kenarında olmayabiliyor :))
Burcu,zaten Karadenizi çok görmek istiyorum, cümlen beni kaçırabilir oralara.. ama sınav bitsin belki yaza kaçarım..
Asortikciğim biraz gecikmeli okudum yazını ama olsun, her zaman ki gibi keyif ala ala cümlelerin sonuna geldim...
Milföy bendede her zaman bulunur ve acil zamanlar için kurtarıcımdır:) tuzluları hep yaparım ama lokumlu denememiştim, bir deneyelim bakalım, ben zaten tatlı delisiyim, siler süpürürüm heralde:)
Şiir harika gerçekten...
Bu arada eldivenlerine bayıldım... soğuk havalarda güle güle kullan canım:)))
Selamlar Minik börekçiklere bayıldım en kısa zamanda ben de yapıcam. Ben fırın tepsisine yağlı kağıt kullanıyorum çok büyük kolaylık hem de deterjandan ve sudan tasarruf ediyorsunuz. Yani her seferinde tepsi yıkama derdi yok. Üstelik aynı kağıdı ( balık hariç ) tekrar tekrar 3 - 4 kez kullanabiliyorsunuz tabiii ki tepsiye yapışma derdi de yok tavsiye ederim :)
Turkuaz Kıyılar, eldivenlerden koleksiyon olacak kadar var ama şimdi kahverengi deri ve siyah deri eldiven istiyorum..
Tatlı bende çok severim ama bu aralar yemiyorum..
Buket, inan ki kağıdı da fırında tek kullanımlık kullanabiliyorum, rengi değiştiğinde çıkarıp başka bir kullanım için saklayamam onu..Zaten nasıl beceriyorum bilmiyorum amaparçalanıyor benimkiler.
Yorum Gönder