Cuma, Mart 12, 2010

Bahçemdeki çiçekler solmadan gel..

Yazmayı özledim. Pazartesiden bu yana koşturmaca da tamamlıyorum günleri. Nefis bir pazar günü geçirdim ama. Zaten resimler pazar gününden, yazılar karışık olacak.. Sanırım buralara bahar geldi :) Artık yakası kürklü kalın triko hırkamla sıcaklıyorum.Yarından itibaren kot cekete mi dönsem..
Pazar günü önce kahvaltıdaydık Boğaziçinde.. Mavikuşlar kendi aramızda toplandık, sonra Kaya'ya gittik Uzunbey'le. Bu çiçekler Kaya'dan. Afkule yolunda yürüdük. Yolda bir sürü insanla karşılaştık. Herkes kendini dağlara ve yollara vurmuştu hava güzel olunca. Bizde yürüdükten sonra bizi hep davet eden ama bir türlü evi bilemediğimizden ve zamansızlıktan gidemediğimiz dostlara uğradık. O ev gezmesi 2. bölümde bugün ancak yürüyüş ve çiçekler var.Eve bayılacaksınız eminim :) Ressam bir hatun ve onun kafa dengi eşi ,biz aslında ailecek yeni yeni görüştük ama Uzunbey herkesi sevmez,onlara bayıldı :) Ben zaten ilk görüştü çok kafa dengi bulmuştum ve yapıştım her zaman ki gibi.. Yaşça bizden büyükler ama ortak noktamız Şükran Teyze diyebilirim..Neyse ayrıntılar 2. bölüme..

Bahçemdeki çiçekler solmadan gel.. Roman yazsaydım adı bu olurdu sanırım. Romantik bir şey olurdu belki, ya da " bu kalp seni unutur mu..?" da ki gibi olabilirdi. Ben aslında araştırma kitapları yazmak istiyorum yani herhalde güzel roman yazamam diye. Ya da gezmeyi görmeyi seviyorum ya ondan belki bilmiyorum. Biraz pişmeyi bekliyorum yani hazır değilim daha.. Biraz daha hayat önümde pencereler açsın bakalım, biraz daha deneyimler yaşayalım. Birde paylaşmak istediğim bir şey var ki herkese öyle geliyordur belki ama hayatın verdiklerini iyi karşılayabilme özelliği çok güzel bir şey..Yani verilenleri almak için hazır olma durumu.Buna tecrübe mi denmeli bilmiyorum,yaşı ve deneyimi daha çok olanlar yol gösterebilir. Bazen hayatı yaşamak için çok genç bazen de bazı olaylar için geç hissetmek insanların ortak özelliği belki de. Fakat bir şey var ki hayata hazır olduğunuzda yaşadıklarınız kaymaklı ekmek kadayıfı gibi tatlı :) Ben hayatı bu şekilde kabullenmeyi seviyorum. Bazen şartlar size olduğu gibi sunulmuyor,şartlar iyi gelişmiyor ama eldekilerle yetinmek, yetmiyor aslında ama gelecek hayal etmek ve yanında ve istediğin gibi hissetmek senin elinde. Bu bazen umut kırıcı kalp yalnızlıklarına ya da sevgisizliğe vursa da hayat güzelliklerle ve onu güzel düşündüğün sürece güzel. Bu umudu yitirmeden o umudu insanlarla paylaşmak ,yaşam sevincini aynı hızla onların kalbinde de hissetmek kadar güzel birşey yok.
Bahçedeki çiçekler , en çok sevdikleriniz soğanlılar galiba :) Benimkiler sardunyalar ve kaktüsler , ne alaka ..? Sardunyalar çocukken odalarında dolaştığım Rum evlerinden, kaktüslerde Akdeniz sevdam .. Buraya geldikten sonra oldu, ama tam oldu. Bir arkadaşım bana sayende bende kaktüslerle ilgileniyorum demişti.. Ne güzel insanları bir yönde de olsa güzel uğraşlar için etkilemek güzeldir diyorum. Bende arkadaşlarımdan etkilenmeye onların sevdiklerine yakınlık duymaya çalışırım genelde. Yine de ustalığı onlara bırakmak şartıyla.

Kaya lalesi. Baharda Fethiyeliler Kaya lalesi toplamaya çıkarlar Kaya'ya. İlk zamanlar anlamazdım neden topladıklarını. Ben çiçek çok severim ama öyle her gördüğümde de toplamam, kıyamam yani. Geçen sefer Köyceğizden toplamıştım ama oraya insan ayağıyla gitmek zordu, kaybolup gideceklerdi. Oysa ben onları günlerce suda sakladım. Sonra düşündüm, yani dönerken sekiz sene oldu buraya geleli, ilk başta garip gelen çoğu şeye başka türlü bakmayı öğrendim ben. Başka bir bakış açısı kazandım, belki hala değişerek bakıyorum hayata. Bilemem ki .. Hayat dışarıdan göründüğü gibi dönmüyor buralarda. Farklı ,çok farklı hem de ama güzel.

Bu ağaç nedense diğerlerinden farklı gözüktü bana, bir tablo gibiydi.. Yüzlercesi içinden onu çekip çıkarmak , onun yakın gelmesi , arkadaşlıklarda böyle değil mi..? Bir sürü insanla tanışıyorsunuz ki ben mesela her gün yeni bir kaç kişiyle tanışıyorum ve aralarından cımbızla seçiyorum etrafımdakileri.
Geçen gün yahoo mailimde bir not, Facebookta benimle arkadaş olmak isteyen biri var :) Ne güzel ben onu taa 12 yaşımdan beri tanıyorum.. Biraz geç kaldı internet dünyasına girmekte çünkü bilirim bilgisayarlarla arası iyi değildi. Şimdi iyi :) Onu görünce çok sevindim tabii ki.. Hayatımın en güzel dönemlerinden birini beraber geçirdik.. Biz iki kız ilk defa yalnız dışarı çıkmaya ve gezmeye onunla başladık. Yani o çıkıyordu zaten sahilde oturuyordu ama ben çekmece de merkezde oturuyordum ve sahile uzak sayılırdı evimiz.O zamanlar sahile minübüs işlemezdi ve biz her yere yürüyerek giderdik. Sahil yazlıklardan oluştuğundan kışın ıssız ve sakin olurdu. Bu yüzden gece iznim az olurdu, yani gündüz sabahtan yürürdüm ve denize girerdim yazın. Dönüp eve annemlerle denize giderdik, sonra akşam üstü giyinip süslenip sahile çıkardık biz eskiden. Yani ben gider onu evden alırdım, beraber bazen çekmecedeki askeri kampa bazen de sahile cafelere akardık :) Eller havaya olmazdı çoğunlukla çünkü biz sohbet etmeyi sevdiğimizden daha sessiz yerlere giderdik. İlk yazlık sinema iznimi, ilk gecelere akma deneyimlerimi beraber yaşadığım bu arkadaşımı o kadar özlemişim ki ve eski günleri.. O bana ilaç gibi geldi.
Şimdi dernek başkanı olmuş :) Sosyal projelerde çalışıyor ve bana dedi ki kimin arkadaşıyım :))

Mavi Kuş Hareketi için en son Şanslı'dan, Mine Floradan ve Canan Hanımdan kargolar geldi. Sırasıyla ekleyeceğim , hafta sonuna sarktığı için üzgünüm. Yine yoğunum , çok yoğunum bu aralar. Bugün rahat çalışmak üzere geldim büroya çünkü evde kalsam bahçeye çıkarım biliyorum :) En azından 4 'e kadar işlerimi bitirebilirim sanıyorum. Pazartesiye yetişecek iki işim var. Haftasonu hazırlamam gerek, evde de işler var ama şu ara en son düşündüğüm yer evim.
Bu gece Çalış Karnaval grubunun yardım yemeği var Roka Restaurantta, oraya gideceğiz komite olarak. Desteklemek adına, çünkü Roka Restaurant şimdiye kadar burada olmayan bir yöntemle o gecenin servis elemanları hariç tüm gelirini Çalış Karnavalına bağışlıyor, ayda bir kez yapıyorlar bu etkinliği ama biz yoğunluktan hiç gidemedik. Birde ben Çağıl isyan etmesin diye haftada bir geceden fazla bir yere gitmiyorum, misafir çağırma durumları da bu sene hep
Çağıl'a göre ayarlandı o farkında olmasa da ..
Gülen tam hazırlık gidiyor, hızına yetişmek mümkün değil hala.. :))

Şimdi de arada kaçamak yapıp yürüyüşe gittik bir saat, Oyuktepe koylarının oraya, ilk defa hırkamı çıkarıp yürüdüm, çünkü esiyor deniz kenarı ve körfeze baktığından yürürken üşüyorum. Ares çok mutlu, o olmasa hayatta böyle bir şey yapmazdık, bizde mutluyuz :)



Yürürken yanımıza su alıyoruz, arada Ares'te sebepleniyor bizim sulardan ..

Papatyaları görünce aklıma Demirköy geliyor.. Özledim , belki İstanbula gittiğimde gideriz annemlerle.. Çok istiyorum.
Papatyalar..
Klasik Ares pozu :))

Kaya Lalesi

O gün sabahtan Boğaziçi cafedeyiz demiştim ya Yurtiçi Kargo şubesi bizi bu olaylarda hiç yalnız bırakmadığından Fethiye Yurtiçi Kargo Müdürü Rıza Bey' e teşekkür belgemizi sunduk. Fotoğraftaki Berna , arka grup gönüllülerin bir kısmı, ben en soldayım,Uzunbey böyle çekmiş. Ben zaten fotoğraflara çıkmayı sevmediğimden işime geldi,yoksa kendimi kesecektim :))

İndirimi bu sefer az yapabildiler biliyorum ama geçen sefer bizim başka bir etkinliğimizde tüm kargoları ücretsiz taşıdı Rıza Bey,( O zaman sadece Rıza Bey kendi adına-Fethiye Yurtiçi kargo şubesi- bu indirimi yaptı) bu yüzden fazla yüklenemiyorum.Yoksa İzmir Bölge umduğumdan cimri çıktı :P Bir hafta bu işler için görüştüm emin olun, yine bize destek veren bir otobüs firmasıyla görüştüm ama artık otobüslerin kargo taşıması yasak ve kısa zamanda bu problemi çözemiyorduk, bu yüzden vazgeçtik .. Bu konularda da duyarlı insan bulabilmek çok zor gerçekten, kimse beş kuruşundan vazgeçmiyor sosyal yardım projeleri için. Nerde ücretsiz taşıyacaklar. Benim dilim sivri bu konularda çünkü yaşanmışlıklarım çok, bu yüzden bu konuyu kapatayım artık :)

Kahvaltı çok nezih geçti, beraber kahvaltı ettik, fikir alışverişinde bulunduk. Baharı karşıladık bir bakıma..


Boğaziçi iyi hazırlanmıştı, diğerlerini çekmedim. Yönetimi değişmiş, daha sık giderim artık kahve içmeye..

Yazının birinci bölümü bu, ikinci bölümü Kaya'da geçiyor ve çok hoş , gördüğüm güzellikleri sizinle paylaşacağım..
Uzun yıllar beraber olmak şöyle bir şey sanırım, Uzunbey 'le oturuyoruz, ben son günlerde bir melodi var kulağıma yakın geliyor ama tek bir söz hatırlamıyorum dedim.. O bana direk Buz dedi, iyi de biz son zamanlarda arabada beraber radyo hiç dinlemedik, genelde konuştuk biraraya gelsekte. Evde zaten tv açık, işyerinde de bu ne güzel şarkı diyebileceğim bir zaman olmadı ama o benim hangi şarkının melodisini hatırlamaya çalıştığımı direk öneri getirerek bana sunuyor.Google açtım ve buz yazdım,şarkıcının adını da biliyor.. Oh ne güzel.. Şarkı çıktı ama bu değil diye o kadar kendimden emin dinlemeye başladım ki..Sonra baktım o, evet o melodi.. Buz'muş :)) Bizleri bizim farkettiğimizden daha iyi izliyorlar sanırım..

16 yorum:

ŞANSLI dedi ki...

Çok güzel bir paylaşımdı,kırlarda ben geziyormuşum gibi oldum.Ares'e de bayıldım doğrusu.Çiçekler çok güzel,sizin yüreğiniz çok güzel.
Teşekkürler.
Kolay gelsin...

Zehra Gürgen dedi ki...

Taze Fethiyeli olarak merhaba :)
Tijen Fethiye'de hemde çalışta olduğunu söyleyince çok sevindim. Dilerim kısa sürede görüşme imkanımızda olur.

seviler

hasretsenfonileri, dedi ki...

"gel" dedin, geldim bahçendeki çiçekler solmadan sevgili asortik krep..papatyanın ve menekşenin resmini klasörüme taşıdım bile..
Romanın adını bulmak, senin beyninde ileride roman/belgesel türü bir kitap yazacağının ilk belirtisidir.. Yazdığında, kulaklarımı çınlatırsın eğer hala duyma görevini yapabiliyorlarsa!!!
Okuduğun kitaplara benim sayfamda sunduğum yeni çıkan kitabımı da eklemeni isterim.
Ve benim içim önemli olan yorumlarını dinlemeyi..

JİVAGO dedi ki...

Bir öykü tarzında çok akıcı ve özgün
yazmışsınız.Yorgun bir günün ardından okuyunca içim pozitif
duygularla doldu.

Örgü örmesini bilseydim;ben yapacağımı bilirdim:)

İyi bir hafta sonu dilerim!

Adsız dedi ki...

uzunca bir zamandır okurum sizi.şimdi aklıma geldi,umarım yanlış anlamazsınız,sırf merakımdan soruyorum asla kötü niyet barındırmayan bu yorumumda:hep kendi ailenizden bahsediyorsunuz sürekli gelirler giderler.peki ya eşinizin ailesi?onlar yok mu?hayatta mı değiller yoksa görüşememe gibi bir probleminiz mi var?yada sorunlu oldukları için görüşmüyor musunuz?veya uzak mı kalmayı tercih ediyor yani yok mu sayıyorsunuz onları?
teşekkürler
Işılay
ps:en çok yazıyla uyumlu resimlerinizi seviyorum birde bizide gezdirmiş gibi olan doğa fotoğraflarınızı.

Burcu-Mutfak Camı dedi ki...

En çok papatyalara bayıldım. Papatyayı çok severim zaten.Bir de kendi yazımı okuduğumda kampanya için hep eskileri ayırıyormuşum gibi bir izlenim edindim. Aslında sana yollayacağım hiç kullanılmamış, poşeti açılmamış bir sürü peluş oyuncak ,çanta, ıvır zıvır var. Onların yerlerini ve tam olarak neler olduğunu bildiğimden daha el atmadım. O yüzden belirtme gereği duymadım. Bir de kafamdaki projelerim var. Kumaşlar çıktı yakında dikmeye başlayacağım. Bunu da belirteyim istedim hazır bu tarafa gelmişken :O). Bir de sizi çok özledim. Seni ve özellikle Çağıl'ı...

Magia da Inês dedi ki...

Olá, amiga!
Conheci seu cantinho... maravilhoso!...
Lindo, criativo, nutritivo e delicioso...
Você é muito talentosa...parabéns!
Um ótimo fim de semana!
Beijinhos.
Itabira - Brasil

Asortik Krep dedi ki...

Şanslı, yazdığınız güzel sözler için teşekkür ederim.

Zehra Gürgen, size de merhaba :) Gelmenize en çok ben sevindim desem..

Hasret Senfonileri, ilk işim sizin romanın peşine düşmek olacak :))

Jivago, doğada yürümek hayal gibi bir gün kameraya mı çeksem acaba-iyi aklıma getirdiniz :) diğer konuda bir söylemeniz bile beni mutlu etti,teşekkürler..Link verebilirsiniz yazınızın bir köşesinde ama herhangi bir kargo yazısına :)

Işılay ; Yorumunuzun ilk kısmı hakkında.. Eşimin ailesi de İstanbul'da. Bu taraflarda yani suyun öteki yanında bizden başka kimse yok diyebilirim. En uzak bizleriz.İşimiz yüzünden Uzunbey'le beraber İstanbul'a gidemiyoruz.Ayrı ayrı gitmek zorunda kalıyoruz. Gittiğimde görüşüyorum,görümcem annemlere yakın Florya'da, onlarla çoğunlukla görüşüyorum. Hayattalar yaşıyorlar ama onlar hakkında yazmayışımın sebebi onların Uzunbey'in ailesi olması.Bu blog benim bloğum, Uzunbey bir gün blog açarsa ve onlar hakkında bilgi vermek isterse ancak o zaman bilgi sahibi olabileceksiniz ne yazık ki..
"uzak mı kalmayı tercih ediyor yani yok mu sayıyorsunuz onları?"
bu sorular blog yazan biri için fazla özel değil mi..? :))
Özel hayatlarına saygı göstermek adına yazmıyorum..Sanırım Uzunbey bundan hoşlanmayabilir.
Bir gün yanıma gelirseniz (Fethiye'ye) yüzyüze kaldığımızda bana ben Işılay deyin bende size merak ettiğiniz tüm ayrıntıları anlatırım ,söz veriyorum.

Burcum, senden her seferinde birşeyler getiriyorum zaten.. Biz her türlü malzemeyi kullanabiliyoruz biliyorsun, bende evde hiç kullanmadığım küpelerimi ayırdım.Bende seni çok özledim ama daha Çağılla kıpırdayamayız sınava kadar..

Magia'da ines, arada yakalayabildiğim güzel kelimelerinizle hoş bir şeyler yazdığınızın farkındayım..Teşekkür ederim.Bütün sözlükleri taramama rağmen tam çeviri yapabilecek bir şey bulamadım, üzgünüm.

Yonca dedi ki...

Yine güzel bir yazı, güzel resimler, yorumlara verdiğin cevaplar da ayrıca güzel :))
sevgiler

Asortik Krep dedi ki...

Yoncacım, yorumlar ayrıca önemli benim için bu yüzden cevaplarım enteresan gelebilir. Mesela dün doğumgününe gittim Talin'in, bugün Muğladaydım,şimdi vakitsizlikten yazı yazamıyorum ama bugünün özetini ve merak edenler buradan haberleri alabiliyor :)

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

Ankara'ya da geldi bahar Asortik bende yürüyüşte çektim bir fotoğraf..Çok heyecanlandım yine baharın gelişine adı gibi hep ilk..
Gerçi ben geçen ayda Antalya da ilk merhabamı demiştim İlkbahar'a Aslında Ankara'ya da pek yakışmaz bahar Ankara hüzün kenti! Ömrümü geçirmeyi dilediğim Akdeniz'e hergeçen gün biraz daha yaklaşıyorum ne keyif..

Asortik Krep dedi ki...

Kıymet, "Ankara'ya bahar geldi.." Bu cümle kadar baştan çıkarıcı bir şey olamazdı benim için akşam akşam aklımı aldın:) Zaten çok gelmek istiyorum, birde böyle cümleler kurmayalım lütfen :P
Kar yağınca müthiş güzel olan bir park var bir blogda gördüğüm,baharda nasıldır merak ettim mesela.. (yuvarlak bir yapı atakule olabilir gözüken,parkın adını bilemedim şimdi )

Zamandan Sızan...KIYMET dedi ki...

Asortik bu cümlenin seni heyecanlandırmasına sevindim o halde gel haydi..O park Seğmenler Parkı..Sanırım fotolarıda doktorun blogunda Demli Hayata gömüşsündür..

Asortik Krep dedi ki...

Kıymet, tam isabet, Demli Hayat'ın bir yazısıydı sanırım, çok hoş bir parktı ve bana İstanbul'u hatırlatmıştı nedense :)) Süper..

miso dedi ki...

Sevgili asortik krep,
Çiçekler (özellikle papatyalar) ve Ares beni mutlu etmek içindi sanırım. Tebrikler, çok başarılı birisiniz :))

marruu

Asortik Krep dedi ki...

Miso, biraz geç cevap verdiğimi düşünebilirsin ama günlerdir blogla ilgilenecek durumum olmadı.
Sizi mutlu etmek görevimiz :) ne demek.. Çok mutlu oluruz sizde mutlu olursanız..