Perşembe, Ekim 13, 2011

Rüzgar..

İçimden dökülenler...

" Yüreğimin iki yüzü var uzun zamandır.Biri hain kendi içinden geçenleri yapmak istiyor,başka kimse, hiçbirşey önemli değil. Öbür yüzü nasılsan ona devam et, kendini hırpalama diyor.Haksızlık ettiğimi düşünüyorum bazen sevdiklerime.Bloglarda insanlar tam olarak görünmüyorlar aslında,görünemiyorlar ne kadar samimi olurlarsa olsunlar.Hatta o yüze dokunamıyorum ben.Dinlemiyor çünkü hiçkimseyi ve hiçbirşeyi.Yazıyorum geçmiyor, bu yüzden uzun zamandır kendimi sevmiyorum aslında.Sevemiyorum.

Diğer yandan o kadar çok seviyorum ki hayatı, o kadar çok yaşama sevinci duyuyorum ki bu sesime yansıyor.Hatta görüntüme, 15 lik kızlar gibi şen şakrak dolanıyorum etrafta.Yüzüm ışıldıyor,sanki biraz sonra dünyanın en mutlu insanı ben olacağım.Sevdiğim birine uğrayacağım,kahve içeceğiz karşılıklı, ruhumuzdakileri nedensiz paylaşacağız.Bu ruhumun bahar değen yüzü kolay kolay da dinmiyor.Günlerce yaşıyor bu coşkuyu, ta ki yeni bir dalgaya kadar.Kalkıyorum tabii ki bu dalgalanmanın ardından.Kolay kolay yılmam ben.Umutsuzluk değil hiçbir zaman.Umutsuz olamıyorum.Belki de sorun burada.Oysa umudum olmamalı benim.Umudum oldukça direniyorum çünkü hayata,engellere.İçimden bu umudu söküp atamıyorum.

Bazen bir ses ,bir nefes olmalı diyorum içimdekiler.Yaşantım rüya mı yoksa rüya gibi bir yaşantı mı..? Kendimi başkalaşmış bulup ötekileştiriyorum. Tanıyamıyorum.Yazdıklarım yazmak istediklerimin sadece bir kısmı.Dökülmek istiyorum satırlara.Şuursuzca bile olabilir.Yüreğimin tüm gizlerini bırakmak istiyorum.Hatta yorumlara kapamalıyım bile yazıları.Kimse görmemeli derken, aslında herkes görmeli...Büyük bir ikilem bu.Olabildiğince yazmak isteyip yazamamak nasıl bir duygu,anlatamam. Bir ful yaprağı gibi biliyorsun ki koklarsan solacak o güzelim çiçek.Solmamalı, dokunmamalı. Ya da olabildiğince hoyrat dağıtmalısın yapraklarını, ki o yapraklar toprağa dökülsün,bir başka tende hayat bulsun.Tıpkı bir Anka kuşunun yeniden yaradılması gibi yenilensin.

Ey  içimi hoyratça yıkan rüzgar , ben seninle yaşamayı özledim.Aslında seni hiç çıkarmadım ki yaşantımdan,benimleydin her saniye.Merak ettim,yandım,yıkıldım darbelerinle.Hani çok eserde bazen ağzını bile kapatırsın yürürken,oysa ben yutmak istiyorum yüzüme vuran havayı, saçlarımı dalgalandırdığı gibi içimi de dalgalandırsın,dağıtsın karabulutları.Göğsümle karşılamalıyım önce, yakam bağrım açılsın, içimden tir tir titremeliyim ama savaşmalıyım da aynı zamanda.Ona karşı durmalıyım yolda.Karşılığı olmaz böyle şeylerin biliyorum ama istiyorum."

Ne anlatıyorsun şimdi bunu diyecekseniz, demeyin çünkü birden içimden döküldü.  Sadece denize çıkan sokakları özledim...
* Rüzgar

Not: Biz bu gece kızlarla İzmir Gecesi yapacağız.Fatoş İzmir'li ismi o buldu.Midye tava-bira gecesi olacak ondan.Talin diyor ki neden İstanbul değil..? Bende İstanbul olursa lazım sabaha kadar eve gitmeyelim,şimdilik İzmir gecesiyle idare edelim onu sonra yaparız dedim :)
Bu gece Boğaziçi Pub'tayız.

Güncelleme:  1- İstanbulda'ki Lüfer Bayramını kaçırmayın..!

Güncelleme 2 -
YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!
Tecavüze Karşı Kadın İnisiyatifi
Yer : Fethiye Adliyesi Önü
Tarih : 14 EKİM  2011 saat 13.30   Tecavüz Duruşmasında yeni bir randevu.Destek olmak adına orada olacağız.

3 yorum:

öykü dedi ki...

ben yazmısım gıbı hıssettım
o kadar kendımden...

Anonim dedi ki...

inanın çokk güzel yazıyorsunuz))sizi okumak(çok okuyan biriyim)çok zevkli..siz,bana kızıyorsunuz biliyorum))aslında objektif biriyim.kızlarıma karşı bile))sağlıkla,sevgiyle kalınız.

parıldayan çiçek dedi ki...

İnsan bazen ikicikli duygular içindedir.Diğer taraftan kendimizi açmak isteriz tüm yalınlığıyla yazmak bir yerde terapi bizim için