Çarşamba, Mayıs 28, 2014

Deniz gülümsüyor uzaktan. Dişleri köpükten, dudakları gök.

Bu fotoğrafı seviyorum.Sezon açılınca ilk yaptığımız işlerden biri tabii ki Kabak'ta Olive Garden'a gitmek oldu.Hatta bileydim gideceğimizi mayomu alırdım.Nisandı sanırım. Uzunbey  Karaağaç'a gideceğimizi söyledi,Genellikle oradan Kabak'a geçeriz ama bende sormamışım.Neyse biz hala su sezonunu açamadık çalışmaktan.Ne havuz ne deniz.
İş dünyasında eskiden şubat-mart-nisan hazırlıkla geçerdi,şimdi AKEPE  ülkeyi süper düper kalkındırdığı için turizm ancak iki ay sürüyor,yani temmuz-ağustos için şubatta,martta,nisanda yattık, mayısın ilk haftasından beri çalışıyoruz.Haziranda turizm başlar, temmuzda hızlanır.
Bu yazı hala nisan ayını kapsadığından arada yazacaklarım ve resimler birbirinden farklı olacaktır.

Mayısın ilk haftalarında doğan bahar çocuğu olduğumdan 10 mayıs dahil bir haftaya yayılan kutlamalarla doğum günümü kutladım.O gün yemek olayını ayrıca anlatmam gerekirdi aslında.Özellikle de pastayı. Resimleri bulursam pastalarımı da paylaşabilirim. Sanırım 4 pasta kestik arkadaşlarla,her grupla ayrı ayrı, en son iş yerinde ve doğum günümden bir kaç gün sonraydı.
Zaten kestik ve kutladık iyi olmuş, 13 'ünden sonra hiç keyfimiz kalmadı.Yazı yazamadım, okuyamadım, çalışamadım, halkın bir çoğu gibi hayat sevincimiz kalmadı Soma'dan sonra.
Yemek resimleri paylaşmak istemiyorum bir yandan ama buralarda güzel yemek yeri  bulmak zor, e turizm için gelende güzel şeyler yesin diyoruz, zaten insanlar artık tatile çıkamıyorlar, ekonomik olarak zorlanıyorlar.Bu konularda ve tatil konusunda  yardım almak isteyen direk mailime yazsın.Her boyda tatil imkanı için sanırım Fethiye ideal bir yer.Bu servisi de gelipte burada doğru yerlerde kalamayanlar için yapıyorum,sonra kötü anlatılıyoruz.
asortikkrep1@gmail.com
Burası doğa restaurant, Dalamanda çevre yolu üzeri.Çağıl 'ı havalimanına bırakırken gittik en son ,iyiydi.
Günlükbaşında hala böyle eski ve güzel evler var... Partiden bir arkadaşımızın yemeğine gitmiştik, kırk yemeği olur ya, bahçede mahalleliyle birlikte yedik. Kayınvalidesinin yemeğiydi.Senesi gelince sokaklara kadar kurulan masalarda yakınlar tarafından hep beraber yapılan bir organizasyonla yemek veriliyor buralarda.Davet ediliyorsunuz, öğle yemeğinde gidip bir çeşit anma yemeği oluyor.Ben başsağlığı için ayrıca gidememiştim, bu yüzden yemeği kaçırmak istemedim.

Burası Yanıklar- Kargı plajı yanında başka bir arkadaşımın evi.Bu arkadaşımda  partiden.


Evinde çok güzel antikaları var, belki ona da blog açabiliriz ,söyledim olabilir dedi.
Bu da kütüphanesinin resmi.

Burası Kargı Karataş plajı...
Evine gittiğim arkadaşım çok marifetliydi, kendi yaptığı danteller,örtüler,perdeler etrafta salınırken çekmeden duramadım tabii ki.
Örnek olsun dedim,çektim.




Kaktüsleri de seviyordu,hatta bana da bende olmayan iki tür hediye etti.


Bu balkonda nefis bir sofrada oturduk,seçimin yorgunluğunu attık nisan ayında.
Bu da bir başka arkadaşımın evinden.Şarap gecesi yaptık kız kıza.
Zevkli ve inşaat sektöründe çalışan bir arkadaşım.
Kendi dekore ettiği bir evi var.
Misafirlerden çılgın bankacı olan arkadaşım :)) O gecenin en genç konuklarından biri olduğundan kahveleri ona yaptırdık :))
Benim o geceyi anımsatması için götürdüğüm hediyelerim mavi porselenler baş köşeye kondu :))
Böyle zevkli bir okuma köşesi de çektim gitmişken.

Muğla'nın yerlisi olduğundan nefis aileden kalma işler salonu süslüyordu.
Kahve keyfi...

El oyalarından tepsi.
Bir kaç gün sonra da kahvaltıya Suat'ın oraya gittik.Karataş Kargı plajı.Hani arkasında otel yapılan.Bittiğinde plaja girip giremeyeceğimizi yazacağım.

Suat'ın kahvaltı yeri.
At turları yapılan bir plaj orası.
Ares


Çal dağı.
Ölü yunus görmek isteyenlere...
Kahve keyfi.
Dönüşte sürüye denk geldik.
Ölüdeniz Belcekız plajı.
Burası Kıdrak Koyu.
Eski Likya World Tatil Köyü.Şimdi el değiştirdi ve adı değişti.
Keçi :))
Keçiler...
Kirme Köyü, şimdi mahalle oldu. Hadi biraz siyaset yapalım.Neden büyükşehir oluyoruz söyleyeyim, bence köyleri yabancılara satışa açabilmek için.Yoksa bu gördüğünüz beş-on evden oluşan köyün mahalle olması ve Fethiye'ye en az 10 km uzakta olmasına karşı Muğla'dan hizmet almasının nasıl bir mantığı var anlamış değilim.Ölüdeniz belediyeyken bu kadar hizmet alabilen bir köy, Muğlaya bağlıyken nasıl hizmet alacak hepimiz göreceğiz, kimse görmezse de ben size buradan açık açık yazacağım.Ha bu arada bu köyün görünüşü, tam karşısının deniz olduğunu düşünün.Yani öyle,oradaki her noktadan leb-i derya ,şimdi söyleyin bakalım, imar olarak mahalle olunca ne kadar para ediyor..? (Yasalarımıza göre köylerden toprak satamıyorsunuz yabancılara) Artık satabilecekler, çünkü büyükşehir olduk!
Oradan sorduk,buradan gösteriyoruz,köyün içinden çekilmiş resim bu. Alabildiğine mavilik, alabildiğine Akdeniz...
Burası da Karaağaç yolu. Kirme - Karaağaç arası. Geldiğimiz yol görünüyor, Kirme'den sonra yol toprak, çünkü Kirme- Karaağaç muhtarı aynı ve adamcağız Kirme'de oturduğundan asfaltı oraya kadar yaptırabildi, yolun oradan sonrası asfalt bekliyor, köy akepeli , aynı muhtarı seçtikleri için muhtar amcamın canı ne zaman isterse Karaağaç yolu o zaman asfaltlanacak.Halk her yerde aynı,kendine zulum yapanı şehirde de köyde de vaatlerle kandıranları seviyor.Yapacak bir şey yok, aptallıklarına saygı duyuyorum.Ben ayda yılda bir kere gidiyorum.Bu yol 17 km. Ölüdenize. Eşen tarafından asfalt yol var oradan gitmek istersen yol tam üç katı. Dedikodu değil ha gerçek.
Üşenmedim,haritadan çektim.Sağda kırmızı yol anlattığım asfalt yol. Fethiye- Eşen- Dodurga- Alınca- Karaağaç.  Kısa yol, Fethiye -Ölüdeniz- Karaağaç.
Toprak yol böyle,yaklaşık 3 senedir.Belki de daha fazla oldu,yaptılar  bıraktılar.

Manzara böyle.Arka sıralardaki dağlar Dalaman-Köyceğiz...

Gemiler Koyu - Kayaköy
O gün hava çok açıktı,karşıdan Rodos bile gözüküyordu çıplak gözle.
Babadağ'ın arkadan görünüşü.
Karaağaç manzarası.
Yılan yastığı..
Burası da Alınca. Alınca , Faralya, Kabak Koyu, Karaağaç likya yolu üstünde.
O gün çok dolaşınca dönüşte Kabak'a geçtik.
Kabak Olive Garden.
Bu aralar güvece dadandık.
Kitap klübü için  onu okuyordum.
Sırtüstü yatıp kabak koyu yerine seyredeceğim tek bitki sanırım asmalardır :))
Ares, kendini insan zannettiğinden asla yerde oturmaz,illa köşke çıkar.Hatta şilteye yatar, biz seyrederiz.Evde ve büroda yaşadığından, her yere arabayla gittiğinden ve haftada bir yıkandığından bende izin veriyorum.
Havuzun görüntüsü.

Başlık: Lorca.

 Resimler nisandan, yazı yeni, bende şimdi kafa dağıtmaya gidiyorum Zeynep'le buluşacağım.Yeni haberler yeni yazıya,sürprizlerim var çok güzel :))

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Cok sansli sin Sevgili Asortik.Cok guzel resimler manzaralar, evler ,Sana imreniyorum. Ilerde belki bir turla oralara gelmek ve gormek,ban da nasib olur.

Yüreğimin İklimi dedi ki...

Geçmiş doğum gününüz kutlu olsun.
Sevgiler

sezer eser perker dedi ki...

Nefis bir Fethiye yazısı olmuş. Gözlerim bayram etti:) Mutlu yıllar bu arada. Nice güzel seneler dilerim.

Çiğdem Onur dedi ki...

Sevgili Asortik,fotoğrafların eşliğinde yine oralara gelmiş gibi
oldum.Görmediğimiz çok yer var, arabasız olmaz.Turizmle ilgilisin diye, bazı aksaklıkları sana yazayım.Çalış kumsalı bakımsızdı, giyinme kabinleri hep kırıktı,duş göremedim.Tekne turunda götürdükleri adaların adı cennet kendileri çöplerle doluydu.Çalış'a gelecek olanlara bir ipucu, uykunuz çok ağır değilse Yörük Çadırına yakın kalmayın, türkü geceleri çok uzun :)
Cennet gibi yerlerin
hep öyle kalmasını diliyorum,sevgilerimle...

Asortik Krep dedi ki...

Adsız, bence gelmelisiniz :)

Yüreğimin iklimi :)) Sağol.

Sezer Hanım, teşekkürler :)

Çiğdem Onur, Çalış için yazdıklarınızı Çalış Güzelleştirme Derneğine gönderiyorum :) Tekne turu için Türsab başkanlığına söyleyeceğim,Yörük Çadırı için yapabileceğim bir şey yok :))Yine gelin ama bu sefer gelmeden konuşalım,yorum yapalım kalacağınız yerlerle ilgili...

Adsız dedi ki...

türkiye'de yaşadığı "baskı"dan zembereğinden kurtulmuş yay gibi fırlayarak, erasmus marifetiyle gittiği avrupa'da sex-drugs-r&r dan kendince nasiplenip daha sonra bi' reklam acansına, babasının şirketine kapağı atan/atacak olan elitistlerin çakaldan hallice işletmecileriyle beraber içine zıçtıkları yer.

denizi çok dalgalı ve girişi epey taşlı; cücük kadar kumsalı sabahtan parsellenen, kesif ot kokusunun günün yirmi dört saati istisnasız her yerden yükseldiği, gecenin, ağaçlardan sarkan keçiboynuzlarının yılan sanılarak kaçışanların ve bu kadar insan türünün gelişini biteviye protesto eden cırcır böceklerinin sesleriyle dolup taştığı; komşuluk ilişkilerinin "bi pişirimlik kahveniz var mı?" dan ziyade "abiyeağ kaadım kalmamış var mı sende?" nezaketinde olduğu; yukarılarda, bir saatlik yürüyüş mesafesindeki güzelim şelalelerin bir kısmının, gerizekalı işletmecilerin artezyenleri, depoları dolunca kapatma gereği bile duymadıkları vanaları yüzünden kuruduğu; kendi başına, başlıbaşına bir çöp olan insanoğlunun, şelale yürüyüş parkurunu yere attığı izmarit,pet su ve cam bira şişeleri ile hanselvegretelcesine ama alabildiğine plastik bir pislikle işaretlediği; şelaleden sonraki tek numarası sevimli küçük bir mağara olan yer.

sea valley denen işletmenin, utanmasa denizin içine bile bina yapacağı arkeolojik sit bilmemnesi kabak, yerseniz, kabak yerseniz yani. hatta kabak'ta bazı kamplarda bungalovluğu sadece adından menkul evlerden sarkan numunelik kabaklar dışında kabak görüp de yiyebilirseniz yani.

olimpos, kelebekler, kabak.. sırada kabak'tan tekneyle gidilebilinen cennet plajı var. hadi, durmayalım; şu doğaya ne kadar insan olduğumuzu gösterelim, hücuuumm!!

Homeros7

Asortik Krep dedi ki...

Yoruma müdahale etmedim. Fethiye'de on senedir yazıyorum, benim gittiğim yerlere gidin, gerisi Türkiye'nin her yerinde bulabileceğiniz güzellikte! :)