Pazartesi, Kasım 15, 2021

Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.*


Biliyorum, merak ediyorsunuz.. Adına ne derseniz deyin, gerçekçi olmak gerekir diye düşünüyorum. Çocukken bile kendini kandıran biri değildim Allah’a şükür. Kanserle savaşım devam ediyor, misafir de deseniz, kötü hastalıkta, adı lazım değil de deseniz ben mücadeleme devam ediyorum. Bu yüzden beni hasta eden insanlardan - bir kaç kişi ama gerçek bu- beni hasta edecek ortamdan kaçtım. O güzelim memleketi nasıl bıraktın geldin diyorlar. Valla hiç canım yanmadı. Sattım evimi geldim, çünkü yaşamak istiyorum. Kötülük ve sinsilik geçici değil, yuva kurdukları kalplerde sonsuza kadar yaşıyorlar. Akdeniz ruhu içimde, bir gün iyileşince belki tekrar o taraflara gidebilirim ama aynı bölgeye değil. Daha çok sevdiğim başka bir bölgeye.. Baş harfi A.. :) Hayallerimde iyileşmek ve orası mevcut. Daha gencim. Ama şimdiki hedeflerim farklı. Öncelikle tedaviye devam edebilmek, bunun için var gücümle savaşıyorum. Beslenmeme dikkat ediyorum, dr. um ne derse onu yapıyorum. O da ben gidince masaya vurup kulağını çekip maşallah diyor. Ama neyine maşallah deyip neyine demediğini paylaşmak istemiyorum. Koskoca prof. un bana maşallah demesi bile içimde enerji biriktiriyor. Her şey güllük gülistanlık olmuyor bu tedavilerde. Öyle dizilerdeki gibi üç kemoterapi alınca sapasağlam olmuyorsun. Hayatın mücadele içinde geçiyor. O yüzden kanser için #mücadelemçokgüzelolacak diye yazıyorsun her yere, diliyorsun. Umarım olur. Geçmişi sildim, kaybettiğim yılları kafamdan atalı çok oldu, evimi satıp yeni bir başlangıç yaptım İstanbulda. Eski muhabbetler umrumda değil, sadece bazen kendime kızıyorum kendimi harcamışım diye, bu blogda  bu ay - kasım - ben bu bloğu yazmaya başlayalı 17. Yıl olmuş. Uzun süredir geçmişi okumadım ama okuduğumda gördüğüm hayatımda tüm başarı benim, kimseye borçlu değilim, kimseye dayanmamışım, mutluluğu kendim yaratmışım, mutsuzluğu da bütün olma çabam yaşatmış. Hep kendim olmuşum, kendim yaşamışım, kimseye muhtaç olmamışım. Bu duygu var ya, işte beni yaşatan, bana güç veren, ayakta tutan da bu. İnadına yazmışım, her anda her duygu yoğunluğunda, her üzüntümde ama her sıkıntıdan da bu yazma aşkıyla çıkmışım. Umarım her şey yolunda gider. Gelişmeleri ve yolun çetrefilini paylaşmıyorum. Buna ben bile zor dayanıyorum bazen. Ama hayat bir mücadele ve bu mücadele de yalnızız. Çevremiz, etrafımız bizi sadece destekle besleyebilir, biz kendimiz güçlü olmalıyız. Bu her olayda böyle. Bunu yazmam sizlere de hatırlatmak için. Vazgeçmeyin, her olumsuzlukla savaşın, başka yolu yok. Ve hayat kendi ayakların üstünde durunca güzel. Kimsenin arkasına saklanan biri olmadım. Olmayacağım. Karşımdaki ölüm olsa bile..
Hayallerim var, planlarım var, özgürlük güzel şey.. 
*Başlık : Şükrü Erbaş 
Kapak resmî : Mimarsinan Köprüsü 
Birde şarkı ekleyelim.. 
Tez gel bana 
Tez gel güvercin 
Tez gel ruhum 
Yoksa öleceğim..




3 yorum:

serpil dedi ki...

Öyle güzel ki yazıların, net, sade. Hep yaz, çok şeyi farkediyorum okudukça.

Asortik Krep dedi ki...

17 senede yazdıklarım yazamadıklarımın yarısı bile değil.. Ve sağol 😍

nilly dedi ki...

Ben uzun zaman sonra ilk defa bir şeyler yazmak için girdim. Bu kadar zaman sonra hala yeni yazı koyan biri var mı bilmiyordum ama bende bazen aklımdakileri yazıyorum ve zaman zaman geri dönüp okuyorum.

Senin yeni yayın yaptığını gördüm. Tedavi olduğunu öğrendim. Sen çok güçlü bir kadınsın. Geçmişte yazdığın yazılardan bende oluşan duygu bu şekildeydi. Mücadelende başarılı olacağına inanıyorum ve sana bol bol şifa diliyorum.

Sevgiler,
Nilgün