peyzaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peyzaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Temmuz 18, 2009

ortaya tam karışık..

Çarşambadan beri her gün işe gidip geldim ama evde internet olmadığından akşamları nete giremedim. Nete girmek artık alışkanlık olmuş bizde, girmediğim geceler sabah olsa da işe gitsem diye zor bekledim :))

Havalar sıcak ama maşallah benim evde akşamları doğru düzgün iki gecedir klima açıyoruz. Hem balkon esintili hem de duvarlar beyaz tuğla, sanırım bunun etkisi büyük. Büroda ise bütün gün klima açmazsak duramıyoruz.Güneş tüm öğleden sonra bizim tarafta.. Camlarda film var ama güneş bize acımıyor :)

Resim bahçedeki ilk sahip olduğum ve yetiştirdiğim Dahlia ( Yıldız çiçeğinden) .. Soğanlarını marketten almıştım Antalya Koçtaş'tan.. Sadece biri çıkmış , hepsi çıkmasa da beni yine sevindirdi çünkü sulamayı çok seven bahçıvanımız yüzünden annemin istanbuldan getirdiği Clematis ve benim üstüne titrediğim Selluka kurumuş.. Nasıl üzüldüğümü siz tahmin edin artık. Aslında daha çok sinirliyim.. İlk sene çiçek açmış iki sarmaşığı ikinci sene kurutmak da bir beceri ister. Uzunbey ben sana alırım yine dedi ama kızgınım işte.

Bahçede balkon yanındaki Japon şemsiyeleri..

Bu da karşı komşumuzun mavi yasemini..


Acem borusu .

Kapıdaki kırmızı gül.

Dün gece kınagecesine gittim Çiftlikköye.. Benimle çalışan genç arkadaşım vardı nişanlı onun evinin bahçesindeydi.. Diğer çalışan kızları da alıp sürpriz yaptık, geliriz dememiştik.. Zaten bu gece düğünü var, oraya gitmeyi planlıyoruz , kına gecesi ekstra oldu.
Gittik ki bahçede sıralanmış sandalyeler,müzisyen org çalan bir sanatçı.Kolanlar en yüksek seste. Yalnız şarkı seçimine bayıldık. İlk üç parçayı paylaşıyorum ki
1-İki alyans
2-Sıra gelmeden gidemem ki ben
Diğer şarkılara daha önce link vermiştim.Zaten gündüz işte de açıp açıp dinliyorum aklıma geldikçe.
Sabahleyin Ares'i denize götürdüm.Üstümüzden helikopter geçti, o sesten ve havada uçan bir balondan bile çok korkuyor.Zor sakinleştirdim.Üstüm başım ıslandı. Havluyla daha kurulamadan atladı arabaya.. Eski model bir suziki jeep aldık, Uzunbeyle dönüşümlü kullanıyoruz. Daha doğrusu kapalı araba hafta arası bende. Üstü brandalı,yanları açık jeep onda. Sürmesi çok keyifli oluyor. Oğluyla ikisi benle dalga geçiyorlar,üstü açık arabayı kilitliyormuşum diye :)) Ne yapayım alışkanlık işte :P

Geçen gün Ares damat olmaya gitti :) ama olmamış.. Sanırım ortam müsait değildi,romantik adam benim oğluşum..Evde yaşayan bir köpek bahçede havaya giremiyor demek ki.. Bir başka köpeği de ben misafir edemem evde, hem de zamanım yok, onlara belli bir süre tanımamız gerekiyormuş.. Ben de bu işlerde yeniyim biliyorsunuz.. Daha önceki köpeğim ameliyatlıydı, önceki sahibi ameliyat ettirmişti. Bir talibi daha var ama ondan da zamanı için haber bekliyoruz. Erkek köpekler için problem olmuyormuş ama dişilerin belli bir zamanı var anne olabilmek için.. Sanırım Ares daha çocuk :)
Geçen akşam kendimize pasta, ona hav hav büsküvisi aldık,doğumgününü kutladık :))

Yazıyı yazıp düğün için hazırlanmaya çıkacağım.. Bugün işteyim, sırf internet için geldim.

Bu lithops Mine Floradan bana gelen Lithops. O kadar çabuk büyüdü ki buradan Mine Hanıma bir göstereyim dedim.. Bu kadar çok büyümesi normal mi diye..? Ne yapmam lazım..? Normalde yavaş büyüyen bir bitki kaktüsler ama benimkini görüyorsunuz.. Fethiyenin havasından mı suyundan mı bilemiyorum.Hiç bir ekstra şey vermedim.Sadece toprağını değiştirip arada suladım.

Örtü annemin bana hediye ettiği ebru örtülerden..

Bunlar da bir başka yer için hazırlandı. O evin camına gidecekler.Nereye gideceği sürpriz :)) Şimdilik yazmıyorum.

Mine hanımdan gelen diğer kaktüsler ve bir zamanlar takılarımı koyduğum eski sepetim.


Yılan kaktüsü..Büyümekle meşgul şu aralar,uzadıkça uzuyor aşağı doğru .Bakalım ne zaman çiçek açacak.


Çin restaurantlarına gittiğimde, ya da baharda sahilde yürürken çin restaurantların bahçelerinde ve dekorlarında sallanan bu süslere hasta olurdum ben ve bir tane alsana derdim uzunbeye, o da geçen gün girdiğimiz bir dükkanın yanında asılı görünce satın alıp getirdi arabaya.. Balkonda asılı şu an.
Dün manikür ve pedikür olayını hallettim. Kendime çıkmışken de Elif Şafak' ın Aşk'ını aldım. Kitaplarının bir kısmını okudum, genel fikre katılıyorum fevkaladenin fevkinde temsilci olduğuna.. ama son kitabı için çok iyi demişlerdi, kendim okuyup bakacağım diğerleri gibi mi ..?

Bunları geçen gün 2. el pazarından aldım.. Bakır işlemeli..


Aynı yerden bu demir sürahiyi de aldım..Önündeki bakır tabakta benim ve şükran teyzenin boyadığı taşlar var..

Birde bakır sahan aldım.. Bunlardan çok daha büyük bir de bakır güğüm aldım kalaylı, hepsini 20 liraya.. Şimdi balkonda duruyorlar.

Yazacak çok şeyim var aslında.. Şunu da sonra yazarım dediklerimi sonradan unutuyorum. .

Çarşamba, Temmuz 15, 2009

Bu sabah Uzunbey kaç gündür sulanmayan bahçeyi sulamaya başladı.Böyle zamanlarda vaktimizin yettiğince sadece kendi evimizin çevresini değil, tulumbadan gelen suyu bahçenin belirli bölgelerine götüren vanaları da açarız ve o bölgeleri de sularız ki bahçıvan gelene kadar oralarıda susuzluktan kurumasın.. Normal şartlarda sitede 8 eviz ve bu işi yapan bir biz bir de İngiliz komşumuz var ki onu daha önce küstürdüklerinden diğerlerinin bahçesine su vermez. Bahçe dediğim ortak alan aslında ama herkes bir şekilde kendi evinin çevresiyle ilgili. Zaten biz köşe kaldığımızdan en büyük bahçe bizde sayılır.. Birde ben en ufak cm2 yi değerlendirdiğimden en büyük bahçe bende gözüküyor :)) Ya da göze batıyor diyelim..
Bu sabah yatıyorum daha, bahçeden Uzunbey'in sesi ve bir kadın sesi geliyor, bağrışma yok ama seslerini duyuyorum. Kadına kulak verdiğimi de söyleyemem doğrusu, sataştıysa herkes ağzının payını almalı benim görüşüme göre. Çünkü o zaman dersini vermezseniz daha büyük saldırgınlıklarla devam eder. Gerçi ben yine de sohbet ettiklerini sandım o ayrı :)


Normalde bahçıvan 2-3 günde bir suladığını söylüyor ama 2 gündür ben görmedim.. Zaten pazar günü de gelmedi, en az 3 gündür susuz bu bahçe. Bir şekilde saksıların içi ıslaktı ama toprak çatlamış kuruluktan.. Neyse Uzunbey bahçe işlerinden anlar birde tutup ıslak saksı çiçeklerini sulayacak değil.. Karşı evin sahibi ki devamlı evinde yaşamıyor, ve direk bu tarafı sulamayın çiçekleri çürütüyorsunuz demiş :)) Eşimde ben bahçıvan değilim benimle böyle konuşamazsınız demiş.. Özür bekliyorum çünkü toprak kupkuru ve onun bahçesini sulamaya çalışıyorum diye anlatıyor bana.. Özür ne kelime benimle nasıl böyle konuşursunuz demiş komşumuz :) Yaşı büyükmüş onun.. Gülüyorum çünkü Uzunbey 'in söylediklerini duydum, kötü bir şey yok içinde :)) Kadın komşumuz şu cır cır konuşan tiplerden ve bir konuştu mu karşısında laf alabilmeniz için nefes alması gerekiyor.. Zaten direk onun söylediklerini dinlememem bu yüzden. Ben ki hızlı konuşanları çok iyi anlarım :))



Neyse ben kalktığımda Uzunbey içeri girmişti ve banyoda hazırlanıyordu.. Bana bir daha onların bahçeye elimi sürmem dedi. Haklı. Daha önce de eşi ilk geldiğinde bahçeyi sularken bize bahçıvan muamelesi yapıp karışmıştı. Bu dünya da bazıları kendilerini belli bir statüye sokuyorlar anlıyorum ama statü bile davranışta gizlidir arkadaşlar..

İnsan kendini anlatmadan davranışıyla saygınlık kazanmalı.Bazı insanlar çevrelerinde mütevazi kişilik görmeyince mütevaziliği de unutuyor sanırım.Nerden biliyorum.Çünkü büyük şehirlerde bu insanlardan çok var. Biz öyle insanlardan kaçtık. Herkes gibi olmaya çalışan, çevresi ne alıyorsa onu alan, neye gidiyorsa oraya giden, bir kullandığını başkası değiştiriyor diye değiştiren, aynı bıçkıdan çıkmış davranışlara önem veren, kafasını çevirdiği tüm yoksullukları anında unutan ve bütün gün kendi olanaklarını anlatan..
Genelde tüm tanıştığım insanlara bakarım ben, neyi ön planda tutuyor, yani diyelim ki benim onaylamadığım bir tutumda yine saygı gösteririm ama kendi keşfettiğim yönleriyle insanları yüceltmeyi severim. Kendi kendimi kutlarım yeni , takdire şayan birini keşfettiğimde.. Benim fikirlerime uymazsa yine görüşürüm ya da bu benim sınırlarımı zorlamadıkça karışmam, yorum da yapmam ama bir de güzel ve örnek alınacak birini buluğumda bu benim mutluluğum olur.Konuşmak isterim devamlı ve ondan alabileceğim olumlu ne varsa almak için yapışırım resmen.
Bu konularda yazdıklarımı burada desteksiz attığımı da düşünmeyin.Biri hakkında konuşuyorsam ya düşüncelerimi net olarak yüzüne belirtmişimdir ya da şu anda gelse belirtebilecek medeni cesaretim vardır diye de yazmak isterim. Mesela sabahki komşumuza ilk tanıştığımız sene , benim bahçemle ilgili bir yürüyüş yolu düşündüğümü söylediğimde bana ne gerek var atlarsın işte oradan buraya gibi bir şey söylemişti.. Ben de onlar gibi bahçeyi balkondan seyretmediğimi ,sulama ve çiçekler için bahçeye sık indiğimi belirtmiştim ve bunu açıksözlülük olarak algıladığını belirtti. Oysa ben, en az sizin kadar bunun farkındayım ama bazı öngörüler yaşla ilgili değildir uygulamayla ilgilidir dersi vermiştim kendimce. Ha birde bahçe uzmanı her ikisi de ama beş dakika bahçede görmedim kendilerini.. Uzmanlıklarından etkilenmeme sebeplerimden biri de buydu aslında. 3 seneden beri yaptığı tek iş bir sardunyayı en görünen ve ayakaltına dikmekle ilintili bir uzmanlıktı bu. Arada benim balkonumun önünde bulunan kaya bahçesine kendi sevdiği çiçekleri diktirmeye çalışmak gibi bir alışkanlıkları da var ki sinirden bayağı söylenmiştim.. Neyse bu kadar dedikodu yeter. Herkes sınırını bilmeli. Özellikle de bahçe konusunda hassasım. Çiçeğime böceğime karışılmasından çok hoşlanmam.

Bu yazının anafikri kaktüsler aslında..
Kaktüslerin gelişme dönemleri mart-ağustos ayları arasında.. Bu yüzden eğer gübre verecekseniz bu dönemi seçmelisiniz. Ben bazen sıvı gübre kullanıyorum. Bu ara kullanmadığımı farkettim ve migros gibi marketlerden bulabileceğiniz kolaylıkta olduğundan ilk gidişimde almayı düşünüyorum.
Yazın eğer mümkünse sabah erken su vermelisiniz. Toprağı çok geçirgen olmalı ve su tutmamalı. Seramik kaplarda olduklarından çok kuru buldukça su verdiğimden şimdilik bir problemi yok gözüküyor kaktüslerimin.


Sıcak günlerde üzerlerine su püskürtülmesi gereklidir diye yazdım ama uyguluyormuyum..Hayır..! Bence bu eksikliği gidermeli ..
Kışın soğuk bölgedeki kaktüslere hiç su verilmemesi de doğru bir uygulama. Özellikle kış uykusuna yatmış kaktüsler kendi bünyelerindeki suyla idare edecekleri için buna ihtiyaçları da yok.
En uygun sulama suyu yağmur suyudur. Bu yüzden yağmur yağdığında dışarıdaki kaktüslerim ıslanıyor diye endişe etmeyin ve altında su birikmesini önlediğiniz takdirde zaten toprağına bakarak sulayacağınız için de bir problem olmaz.



Dikkat etmeniz gereken bir başka olay ise kaktüsün zamanla tozlanmasıyla ışık alışını kaybetmesidir. Bu yüzden ya bir fırça yardımıyla üstünden zaman zaman tozlar alınmalı ya da yazın çok erken saatlerde hortumla yıkanması gereklidir.



Kışın 3 ay hiç su vermediğiniz takdirde yazın kaktüsünüz çiçek açacaktır. Sonbaharda yavaş yavaş suyu keseceksiniz ve kaktüsünüzün kış uykusuna girmesini sağlayacaksınız.



Kaktüslerin başlıca düşmanı ise kırmızı örümceklerdir. Bunun için ilaç kullanmanız gerekli.Gördüğünüz takdirde ilaçla müdahale etmelisiniz. İhtiyacınız olduğunda zirai ilaç firmalarına kırmızı örümcek için ilaç demeniz yeterli,onlar size yardımcı olacaktır.Yoksa en yakın peyzajcılara soracaksınız.


Bugün işyerindeyim.. Klimalar devamlı açık artık. Aslında Gülderen denize çağırdı ama iki gündür işe gelmediğimden gitmek istemedim. Çağıl bilgisar ve internet cafesi olan bir arkadaşımızın yanında çalışıyor. Sabahtan da dershaneye gidiyor.



Geçen günkü misafirimiz bey mantık ve matematik sorularını sormayı çok seven biriydi. Daha sabahtan ben bugün Çağıl'a bir sürü soru soracağım dedi. Çağıl sesini çıkarmadı ama yeterli cevapları vereceğinden adım gibi eminim :)) O gün de ilk tanıştılar,normalde uzun zamandır işten tanıdığımız biri.. Kahvaltıda bol bol soru sordu.. Soru yanlış şekilde betimlenmediği her soruşta Çağıl mantıklı bir cevap verdi, veremezse en yakın cevabı verdi . Bazen daha doğru yaklaşımlar yarattı falan. Gelenler Ankara'dan, bu soruyu bilirsen seni ben ağırlayacağım, matematiksel zekan var baban seni özel üniversiteye göndersin , çıktığında yanıma alacağım falan diyor :)) Bunun üstüne bende diyorum ki üniversiteye giderken sizde kalsın :P yeter :))

http://www.kaktusrehberi.com/ kaktüslerle ilgili bilgiler bu siteden..

Aslında yazmayı çok isteyip de yazamadığım bir gün bugün. İçimden kelimeler katar katar geçiyor ama ben bir türlü bu treni yakalayamıyorum gibi bir histeyim. İsteksizlik pek sık yaşadığım bir duygu değil ama bir şey yapmayı isteyip de yapamamak insanı bilemiyor ve durgunluğa itiyor.
Kim kendinle ilgilen dese dinlemeyin onu :) Kendimle ilgilenmek istemiyorum ben. İstediğimle ilgilenmek istiyorum ve onu izlemek. Yani neyi takip etmek istiyorsam onu takip etmek. Başkalarının yön veremeyeceği bir nehirim. Debisine ve yönüne kendi karar veren. Veremediği noktada bölünen ama böyle yaşamayı seçen.Her seçim kendi kararım çünkü.Başkalarına bırakmayı sevmediğim.Bunlar bana eziyet gelmiyor hiç bir zaman. Bence bunu seyretmeli etrafımdakiler. Yapacakları bir şey yok.Kendi dinginliğinde hayat devam ediyor. Asla yaşadıklarım bir ceza değil.Ceza olamayacak kadar güzeller çünkü. Ben böyle hissediyorum.
Bazen çok karmaşık gibi duruyor biliyorum. Asla karmaşık değil oysa benim gözümde. Hepsinin yeri ayrı.Tıpkı bir bahçedeki çiçekler gibi. Suyu ve güneşi sevenler ayrı, gölgeyi sevenler ayrı. Hepsinin kendi bölgelerinde değeri var ve hepsini ayrı turuyorum. Bu bahçede yavaş yavaş yürümek bana keyif veriyor,dışarıdan çok zor görünse de.
Oysa hayat tıpkı kaktüsler gibi dışarıdan baktığında dikenli olabilir ama benim gözümde o dikenleri tutmasını bilirsen eline batmadan sevebilirsin, kucaklayabilirsin bile.İzin verirse meyvesini toplarsın bir Frenk inciri gibi.
Kaktüsleri sevmemin nedenlerinden biri bu sanırım , izin verdiği ölçüde yaklaşabiliyorsun. Sevmek için zamana ihtiyacın var ve zamanla keşfediyorsun. Bir kere sevdin mi de vazgeçemiyorsun.
Bırakmalı aslında insan kendini doğaya, çoğu ihtiyacını ordan karşılamalı..Şefkat mi istiyorsun bir ağaca sarılmalısın.. Her mevsim sana açık kolları. Sonbaharda salıncak bağlayıp kollarına sallanmalısın. Kışın gövdesi seni soğuk rüzgarlardan korumalı. Baharda aynen yeşermeli seninde içinde umutlar yaprakları gibi, yazında farkettim ki en sıcak günler de bile ağaç altında serin esiyor rüzgarlar. Birde bahçeli bir evim olsun orada yaşamalıyım diyen insanları anlıyorum ben. Bundan güzel paylaşım olur mu ki başkalarıyla.Doğa sizi hiç bir zaman geri çevirmez ve bir ağaca dertleştiğinizde gidip bir başkasına anlatmaz. Bazen dalgalara fısıldarsınız dertlerinizi, aynı benim yaptığım gibi.
Bazen kafam karışık dursa da en az resmini yeni tamamlamış bir ressam gibi çizdiğim tabloya bakıyorum.. Evet ufak tefek düzeltmeler var ama o benim.Tüm sınırlarıyla ve betimlemeleriyle. Her renk, her dokunuş ve her hissiyle, sonuna kadar benim. Kim ne derse desin, bana zarar vermeyecek boyutta onu tuttuğum sürece, bazen olumsuz düşünceler beni yıpratsa da , bana zarar verse de içimdeki resim sevdasını yaşamak adına bile buna değer. Değmediğini hiç düşünmedim ki !
Resimler internetten..

Salı, Temmuz 14, 2009

Çok Özledim :)


Bahçeden ortaya karışık..
Bahçe resimlerine bakmak, en az bahçe kadar heyecanlandırıyor beni. Dün gece uykum geldiğinden ara verdim oysa pek bir hevesle başlamıştım.
Mor salkım, kendine özgü nefis bir kokusu var ve çabuk sarılıcı, buradaki bahçelerin olmazsa olmazı aslında. Yeni yapılanların değil, bahçeyi sevenlerin ve ilgilenenlerin diyorum. Mevsim tam onun sevdiği, eh güneş desen o da bol. Kokusuyla sarhoş olmak da size kalmış. Ne kadar yapraksız kalırsa o kadar güzel açıyor, sanırım güneşten faydalanmayı çok seviyor.. İkoncanlardan :))

İşte bir Asortik Krep klasiği.. Eski taş bir ev, şarap ve dağ manzarası.. Bunun için Kaya'yı seviyoruz biz. Orada yemek içmek böyle oluyor. Üzümlü de bu hava da aslında.. Ben ikisini de seviyorum.Uzunbey Kaya seviyor.Benim sevdiğim çocukluğumun geçtiği büyükanne evlerine benzeyen ayrıntılar. Onun sevdiği otantikliği. Gerçi onun babaannesinin evi de eski bir Rum evi ve zeytin diyarı tam kahvaltılığından..
Benim babaannemin evi hala çocukken ziyarete gittiğimiz Lüleburgaz'ın bir mahallesinde, hala tek katlı ve hala çok güzel. Sadece önündeki asma duruyor mu hatırlamıyorum ama her gidişimizde eve girmeden üzümlere bakmak ve dökülen üzümlerin güllerin içinde kaybolmasını camdan seyretmek bir tören gibiydi benim için. Şimdi kaloriferi var ve geçen gittiğimde amcam öyle bir yakmıştı ki sırtimı dayayamadım uzun müddet.

En çok dedemin robotta kendine sebze suları yapmasını hatırlıyorum. Ta o zamanlardan iyi örnekler varmış gözümün önünde :) İçki de içerdi küçük, şimdi kimsenin kullanmadığı kadehlerde.Bize gelirdi ve elinde deri bir valiz en kalitesinden.. Tarzı olan bir adamdı. Severdim.. O da beni severdi, bunu beni üzecek hiç bir davranışı olmadığı için söylüyorum. Yani ben hatırlamıyorum. Zaten öldüğünde on yaşındaydım. O kadar sık olmamakla beraber bize kafasına estiği zaman gelip gitmesini de severdim.. Şimdi olsa da yine gelse.

Gazeboları ve kameriyeleri seviyorum.İkisi de aynı kelime aslında.. Kullanım farkı yok. Hele onlara da gül sararsa daha bir seviyorum.


Bu resmi özellikle koydum. Zürafa örneği gibi bir çalışma yapılabilir.. Önce telle şekil verip sonra bitkiyi sardırıyorsunuz.. Topiari deniyor (budama sanatı) google da bir çok örneği var.

Eskiden Büyükçekmece 'de deniz kenarında böyle bir ev vardı ben çocukken.Hala duruyor mu bilmiyorum.Hiç aklıma gelmedi uzun zamandır sahile çıktığımda bakmak :) Zeki Müren' in evi derlerdi ama gerçekte kimindir hala bilmem. Bu resim bana onu hatırlattı. Güzel bir balkon ,büyük ve yeşillik.

Şu mantığı çok çözdüğümü söyleyemem ama örnek olsun diye paylaşıyorum :)) Ben olsam duvarların içine hapsetmezdim labirent bahçemi ..

Kademeli bir bahçeye örnek olabilir.. Değişik çiçeklerle farklı bir görüntü.. Ben yine de bu tarz yerlerde çiçek açan sukulent düzenlemelerini tercih ederim.

Böyle yükseltileri değişik saksı düzenlemelerine bayılıyorum ..

Ne kadar masum ve sarılar. Sarı rengi çiçekler ve duvarlar hariç pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim.. İşte ise sarı sattırır gibi bir genelleme bile var.

Haseki küpesi.. Ne kadar hoş bir çiçek. Fethiye onun için biraz sıcak kalıyor ama eğer yeni bir çiçek edinmek istiyorsanız çok güzel bir çiçektir kendileri.. Tavsiye ederim.

Bu çiçeğin adını bilmiyorum ama herşeyi bilmemi de beklemiyorsunuzdur umarım :) Fakat duruşları çok estetik. Renkleri değişik. ( gelen bir maille öğrendiğim üzere adı Ters Lale imiş :)

O mu balkonu sarmış, balkondan mı uzamış bilmiyorum ama çok hoş gözüküyor.

Bir zeki müren evi daha :P Önünde de laleler.. Belki de aynı evin önden görünümü,bilemedim.(baktım aynı ev :))

Lavantalar ve yürüme yoluna dikkat ..!

Bu düzenleme sevgili TÜTÜ için :)) Bahçedeki köşesine uygulama yapsın diye.

Balkon keyfini unutmamak lazım değil mi..?

Uzunbey' e böyle bir hamak almaya karar vermiştim. O gitmiş kendine bir şezlong almış.. Şimdi tekrar yer ayarlayana kadar böyle idare edecek artık.

Havuz kenarında güzel bir yemek gibisi var mı..? Var, deniz kenarında güzel bir yemek :))


Bu resmi belki de daha önce kullandım.. Hatırlamıyorum.

Bu kadar tarz bahçeler beni yoruyor .. Gözüm devamlı bir uyumsuzluk, şekilsizlik arıyor.

Bitkilerin renk uyumu bu olsa gerek.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.. Birde taş merdiven yanına kesinlikle sardunyalar dikeceksin.. Veya kaktüsler :) tarzınıza göre..

Aynı eldivenlerden Hatice Teyze bana hediye etmişti, diğer evde kullandım..Aynen böyle bir görüntüde.. Bulsam bende alacağım ama o Almanya' dan almıştı. Geçen hafta uğradım ona klasik balkon muhabbetlerimizden birini yaptık, giderken yine iki saksı çiçek sıkıştırdı kolumun altına , bak dedim sen dayanamıyorsun ve bana veriyorsun.. Yoksa arada sataştığın gibi gelip toplayıp gidiyorsun deme dedim..Güldük beraber ve onu evde bulamadığım zaman, genelde ona benimle ilgili bir şey bırakırım kapıya,bazen bir kartvizit,bazen bir gazete ama anlar benim geldiğimi :)) Bu sefer yanımda hiç bir şey yoktu, taş koydum kapısına.. En azından birinin geldiğini anlasın diye .. Anlamış , nerden bu alışkanlık bilmiyorum ama biri evde yoksa değişiklik yapıp kapıya bu şekilde not bırakmak güzel bir uygulama aslında. Anneannemden öğrenmiştim ben. Hatice Teyze'de da eski toprak ,birbirimize çok yaparız bunu :)) Benim için çok kıymetli, bir o bir Şükran Teyze birde Ekin Abla..
Hanım eteğini kaldırdı gibi garip bir adı var bu çiçeğin.. Gerçekten de hanım eteğini kaldırmış gibi duruyor aslında :)) Kim söylemişse doğru söylemiş ama pek kullanmıyor kimse.. Utanıyorlar söylemeye. Beyazına patlıcan çiçeği diyorlar ve güzel kokuyor, sarısı böyle seyretmelik.. Diğer renklerinden burada pek görmedim. (angelstrumpet melekler trompeti)
Ben severim ama geniş bir alanda olmalı, etrafı boş. Bu bahçemde yok, uygun yerim de yok.

Küçük bir balkon düzenlemesi..

Eko-garden bu resmin adı, ben de öyle bırakıyorum..

Küçük bir balkon nasıl yeşil gözükür uygulaması sizlere..

Neleri bahçede değerlendirebiliriz diye düşündüğünüzde o kadar çok şeylerle karşılaşacaksınız ki sadece biraz etrafa bakın derim :)

Hep bundan olsun ve bu ipek çiçekleri böyle dökülsün aralardan diyorum ama bir türlü yapamadım.Şimdilik sadece yuvarlak büyük saksıda var, oysa bir zamanlar İstanbulda balkonumda her gün çiçek açan ve kendi tohumundan çıkan nefis çiçeklerdi benim için..




İşte bir teras bahçesi hem de nefis gözüküyor.. Vaha gibi değil mi..?

Bu kadar çok resim bitmez diyordum ama bitti, gelecek resimler kaktüslerle ilgili olacak. Uzun süre yazmayınca özlüyorum kaktüsleri.

Dün Burcunun kaynı ve eşi buraya tatile geldi, dün akşam kaldıkları otelde hoşgeldine gittim. Bu akşam yemeğe gideceğiz hep beraber, gündüz Saklıkente gittiler. Yarın işteyim. Dün gece yeşil kütüphaneyi yukarıdaki odaya çıkardık, bugün onu yerleştireceğim . Kitaplarıma yetmiyor ama şimdilik idare ediyorum.

Hava aslında çok sıcak değil, garip bir serinlik var. Arada rüzgar esiyor,temmuz gibi değilde haziran gibi.Bu da bizim işimize geliyor aslında.. Yani çok sıcak değil diyorsam Akdeniz sıcağı değil anlamında. Bu havalarda çalışmak daha kolay tabii ki :)