Salı, Temmuz 14, 2009

Çok Özledim :)


Bahçeden ortaya karışık..
Bahçe resimlerine bakmak, en az bahçe kadar heyecanlandırıyor beni. Dün gece uykum geldiğinden ara verdim oysa pek bir hevesle başlamıştım.
Mor salkım, kendine özgü nefis bir kokusu var ve çabuk sarılıcı, buradaki bahçelerin olmazsa olmazı aslında. Yeni yapılanların değil, bahçeyi sevenlerin ve ilgilenenlerin diyorum. Mevsim tam onun sevdiği, eh güneş desen o da bol. Kokusuyla sarhoş olmak da size kalmış. Ne kadar yapraksız kalırsa o kadar güzel açıyor, sanırım güneşten faydalanmayı çok seviyor.. İkoncanlardan :))

İşte bir Asortik Krep klasiği.. Eski taş bir ev, şarap ve dağ manzarası.. Bunun için Kaya'yı seviyoruz biz. Orada yemek içmek böyle oluyor. Üzümlü de bu hava da aslında.. Ben ikisini de seviyorum.Uzunbey Kaya seviyor.Benim sevdiğim çocukluğumun geçtiği büyükanne evlerine benzeyen ayrıntılar. Onun sevdiği otantikliği. Gerçi onun babaannesinin evi de eski bir Rum evi ve zeytin diyarı tam kahvaltılığından..
Benim babaannemin evi hala çocukken ziyarete gittiğimiz Lüleburgaz'ın bir mahallesinde, hala tek katlı ve hala çok güzel. Sadece önündeki asma duruyor mu hatırlamıyorum ama her gidişimizde eve girmeden üzümlere bakmak ve dökülen üzümlerin güllerin içinde kaybolmasını camdan seyretmek bir tören gibiydi benim için. Şimdi kaloriferi var ve geçen gittiğimde amcam öyle bir yakmıştı ki sırtimı dayayamadım uzun müddet.

En çok dedemin robotta kendine sebze suları yapmasını hatırlıyorum. Ta o zamanlardan iyi örnekler varmış gözümün önünde :) İçki de içerdi küçük, şimdi kimsenin kullanmadığı kadehlerde.Bize gelirdi ve elinde deri bir valiz en kalitesinden.. Tarzı olan bir adamdı. Severdim.. O da beni severdi, bunu beni üzecek hiç bir davranışı olmadığı için söylüyorum. Yani ben hatırlamıyorum. Zaten öldüğünde on yaşındaydım. O kadar sık olmamakla beraber bize kafasına estiği zaman gelip gitmesini de severdim.. Şimdi olsa da yine gelse.

Gazeboları ve kameriyeleri seviyorum.İkisi de aynı kelime aslında.. Kullanım farkı yok. Hele onlara da gül sararsa daha bir seviyorum.


Bu resmi özellikle koydum. Zürafa örneği gibi bir çalışma yapılabilir.. Önce telle şekil verip sonra bitkiyi sardırıyorsunuz.. Topiari deniyor (budama sanatı) google da bir çok örneği var.

Eskiden Büyükçekmece 'de deniz kenarında böyle bir ev vardı ben çocukken.Hala duruyor mu bilmiyorum.Hiç aklıma gelmedi uzun zamandır sahile çıktığımda bakmak :) Zeki Müren' in evi derlerdi ama gerçekte kimindir hala bilmem. Bu resim bana onu hatırlattı. Güzel bir balkon ,büyük ve yeşillik.

Şu mantığı çok çözdüğümü söyleyemem ama örnek olsun diye paylaşıyorum :)) Ben olsam duvarların içine hapsetmezdim labirent bahçemi ..

Kademeli bir bahçeye örnek olabilir.. Değişik çiçeklerle farklı bir görüntü.. Ben yine de bu tarz yerlerde çiçek açan sukulent düzenlemelerini tercih ederim.

Böyle yükseltileri değişik saksı düzenlemelerine bayılıyorum ..

Ne kadar masum ve sarılar. Sarı rengi çiçekler ve duvarlar hariç pek sevdiğimi söyleyemeyeceğim.. İşte ise sarı sattırır gibi bir genelleme bile var.

Haseki küpesi.. Ne kadar hoş bir çiçek. Fethiye onun için biraz sıcak kalıyor ama eğer yeni bir çiçek edinmek istiyorsanız çok güzel bir çiçektir kendileri.. Tavsiye ederim.

Bu çiçeğin adını bilmiyorum ama herşeyi bilmemi de beklemiyorsunuzdur umarım :) Fakat duruşları çok estetik. Renkleri değişik. ( gelen bir maille öğrendiğim üzere adı Ters Lale imiş :)

O mu balkonu sarmış, balkondan mı uzamış bilmiyorum ama çok hoş gözüküyor.

Bir zeki müren evi daha :P Önünde de laleler.. Belki de aynı evin önden görünümü,bilemedim.(baktım aynı ev :))

Lavantalar ve yürüme yoluna dikkat ..!

Bu düzenleme sevgili TÜTÜ için :)) Bahçedeki köşesine uygulama yapsın diye.

Balkon keyfini unutmamak lazım değil mi..?

Uzunbey' e böyle bir hamak almaya karar vermiştim. O gitmiş kendine bir şezlong almış.. Şimdi tekrar yer ayarlayana kadar böyle idare edecek artık.

Havuz kenarında güzel bir yemek gibisi var mı..? Var, deniz kenarında güzel bir yemek :))


Bu resmi belki de daha önce kullandım.. Hatırlamıyorum.

Bu kadar tarz bahçeler beni yoruyor .. Gözüm devamlı bir uyumsuzluk, şekilsizlik arıyor.

Bitkilerin renk uyumu bu olsa gerek.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.. Birde taş merdiven yanına kesinlikle sardunyalar dikeceksin.. Veya kaktüsler :) tarzınıza göre..

Aynı eldivenlerden Hatice Teyze bana hediye etmişti, diğer evde kullandım..Aynen böyle bir görüntüde.. Bulsam bende alacağım ama o Almanya' dan almıştı. Geçen hafta uğradım ona klasik balkon muhabbetlerimizden birini yaptık, giderken yine iki saksı çiçek sıkıştırdı kolumun altına , bak dedim sen dayanamıyorsun ve bana veriyorsun.. Yoksa arada sataştığın gibi gelip toplayıp gidiyorsun deme dedim..Güldük beraber ve onu evde bulamadığım zaman, genelde ona benimle ilgili bir şey bırakırım kapıya,bazen bir kartvizit,bazen bir gazete ama anlar benim geldiğimi :)) Bu sefer yanımda hiç bir şey yoktu, taş koydum kapısına.. En azından birinin geldiğini anlasın diye .. Anlamış , nerden bu alışkanlık bilmiyorum ama biri evde yoksa değişiklik yapıp kapıya bu şekilde not bırakmak güzel bir uygulama aslında. Anneannemden öğrenmiştim ben. Hatice Teyze'de da eski toprak ,birbirimize çok yaparız bunu :)) Benim için çok kıymetli, bir o bir Şükran Teyze birde Ekin Abla..
Hanım eteğini kaldırdı gibi garip bir adı var bu çiçeğin.. Gerçekten de hanım eteğini kaldırmış gibi duruyor aslında :)) Kim söylemişse doğru söylemiş ama pek kullanmıyor kimse.. Utanıyorlar söylemeye. Beyazına patlıcan çiçeği diyorlar ve güzel kokuyor, sarısı böyle seyretmelik.. Diğer renklerinden burada pek görmedim. (angelstrumpet melekler trompeti)
Ben severim ama geniş bir alanda olmalı, etrafı boş. Bu bahçemde yok, uygun yerim de yok.

Küçük bir balkon düzenlemesi..

Eko-garden bu resmin adı, ben de öyle bırakıyorum..

Küçük bir balkon nasıl yeşil gözükür uygulaması sizlere..

Neleri bahçede değerlendirebiliriz diye düşündüğünüzde o kadar çok şeylerle karşılaşacaksınız ki sadece biraz etrafa bakın derim :)

Hep bundan olsun ve bu ipek çiçekleri böyle dökülsün aralardan diyorum ama bir türlü yapamadım.Şimdilik sadece yuvarlak büyük saksıda var, oysa bir zamanlar İstanbulda balkonumda her gün çiçek açan ve kendi tohumundan çıkan nefis çiçeklerdi benim için..




İşte bir teras bahçesi hem de nefis gözüküyor.. Vaha gibi değil mi..?

Bu kadar çok resim bitmez diyordum ama bitti, gelecek resimler kaktüslerle ilgili olacak. Uzun süre yazmayınca özlüyorum kaktüsleri.

Dün Burcunun kaynı ve eşi buraya tatile geldi, dün akşam kaldıkları otelde hoşgeldine gittim. Bu akşam yemeğe gideceğiz hep beraber, gündüz Saklıkente gittiler. Yarın işteyim. Dün gece yeşil kütüphaneyi yukarıdaki odaya çıkardık, bugün onu yerleştireceğim . Kitaplarıma yetmiyor ama şimdilik idare ediyorum.

Hava aslında çok sıcak değil, garip bir serinlik var. Arada rüzgar esiyor,temmuz gibi değilde haziran gibi.Bu da bizim işimize geliyor aslında.. Yani çok sıcak değil diyorsam Akdeniz sıcağı değil anlamında. Bu havalarda çalışmak daha kolay tabii ki :)

9 yorum:

funda dedi ki...

"ben güzele güzel demem güzel benim olmadıkça"
nasıl bahçeler şimdi olsa fena mı olurdu kız koştursun orda burda oturalım biz keyif yapalım gazete okuyayım mesela şekerli bir türk kahvesi eşliğinde bir bakmışım sonra hamak varmış kenarda kestirmişim iki dakika...

back to black dedi ki...

gözüm gönlüm açıldı valla sabah sabah :) şimdi imkansız çünkü hala apartmandan kurtulamadım ama bir gün mutlaka böyle çiçeklerim benim de olacak :)

Asortik Krep dedi ki...

Funda,resimlerden çok yazdıklarına içim gitti :)

Backtoblack,balkonun varsa bahçeyi beklemeye gerek yok.. :)

Tijen dedi ki...

Krep'ciğim,
İnsanı baştan çıkarır bu fotoğraflar... İçimdeki hayalleri uyandırıyor!

pembe tatlar dedi ki...

Tek kelime ile harika....

pembecikolata dedi ki...

Mor salkıma bayılırım...Çocukluğumdan beri bahar aylarında bizim apartman 5. kattaki terasa kadar uzanan mor salkımıyla mahallenin gözbebeği olurdu...Anneannmem terasta morsalkımın kapladığı küçük bir kamelya bile yapmıştı:) Altında sabahları kahvaltı keyfi, kahve muhabbet harika olurdu...

Tibet'in annesi dedi ki...

gözüm gönlüm açıldı. ne güzel fotoğraflar.
ben de büyük bahçeli bir evim olsun isterdim. hamak olsun, Tibet için küçük bir parkı olsun isterdim. içinde dut ağacı olsun isterdim. bir de salkım söğüt...
ne güzel olurdu...

Asortik Krep dedi ki...

Tijen,hayallerini özgür bırak :P

Pembe Tatlar,teşekkür ederim.

Pembe Çikolata,burada da çatılarda çok var, genelde bakarım hangi sarmaşığı sardırmışlar diye..Genelde asma kullanıyorlar.

Tibet' in Annesi, eskiden bende bu çocuk ağaca çıkmadan mı büyüyecek diye dert ederdim .. Bahçelievlerde otururken balkona küçük bir plastik havuz almıştık ve suyla oynamasını,sudan korkmamasını sağlamaya çalışırdım bebekken ki denize gittiğimizde suya korkmadan girsin..Gerçekten de tatile gittiğimizde denize doğru emeklerdi :)

Nuray Topçu dedi ki...

Bende bahçe,balkon,saksı gibi resimlere bakmaya bayılıyorum.Ev-bahçe dergisine aboneyim.Küçük bir balkona bu merakımı sığdırmaya çalışıyorum.Bahçesi olanlara gıpta ediyorum.Sizin resimlerede bayıldım.Kaktüsler ayrı bir güzel.Kışın hiç sulamama fikrini uygulamayı çok isterdim ama benim çiçek sulama işimle annem ilgilenir genelde.Malesef kaktüs,orkide sulanmaz öyle devamlı desemde ''sen işine bak''der ve sular.Gerçi benim kaktüs ve orkidelerin sağlıkları çok iyi.Annem genleriyle oynadı gibi birşey.