Cuma, Şubat 20, 2009

Bendeniz asortik krep


Bu resim 2-3 yıl önce Ölüdenizde ki Festival Komitesinin hediyesi..Komitenin her sene böyle sürprizleri oluyor..Bir sene gerçek yüzümüzün resmini değişik konsepteki karikatürlere geçirip,farklı balonlarla espirili bir kitap yapmışlardı. Bu seferki resimlerimizde özel olarak Ölüdeniz de yazın sokakta portreler çizen bir ressama hepimizi toplu halde çizdirmişler.(Uzunbey benim için diğerlerini temizledi)Yine konuşma balonları yapmışlar.Bu atraksiyonları çıkaran komite başkanımız Ümit Hanım.Hani geçen sene evinde bizi ağırlamıştı ve etamin dolu evini görüntülemiştim..O zaman yazmamıştım ama bu arkadaşım otel müdürüdür..Çalışan bir hanım yani. Hem çok kitap okur hem de etamin ve goblen canavarıdır :)

Resimde gözler ve kaşlar aynı , arkadaşlar çok birebir benzetmeselerde bunun karikatür olduğunu unutmamak lazım aslında.. Biraz abartılı yani.. Kiloluyum ama yüzüm bu kadar toparlak değil :) Gözlüklü halimi biliyorsunuz zaten, bu da gözlüksüz hali diyelim :)
Birde saçlarım uzun.. Resimlerimizden çizildiği için saçlarımı kısa çizmiş.Bugün msn de bir arkadaşım sordu saçlarını kestirdin mi diye ordan hatırladım.. Msn de bu resmi kullanıyorum da..
Çok açtığımı söyleyemem ama artık daha çok açacağım ,arkadaşlarımla irtibatım kopuyor çünkü.Çoğu orada. (adımsoyadım olan mailim)

Bu arada eski msn hesabımda durduk yerde bir problem çıktı ve windows live' e geçmek zorunda kaldım.Tüm msn adreslerim kayboldu.Lütfen listesinde olduklarım msn de asortikkrep1@gmail.com olarak beni ekleyebilirler mi..? Bende yeni listemi oluşturayım..Ya da bana mail atın adresinizi..



Burası bizim Çalış Karnavalında Komite toplantısı yaptığımız mekan. LightHouse.. Çalış'ta özellikle kötü havalarda ve deniz dalgalıyken bazen dışarıyı seyretmekten dikkatimiz dağılıyor.Bazı özel geceleri de burada gerçekleştiriyoruz.


Uzaktan Şovalye Adası görüntüsü..


Genelde bu masanın etrafında oturup toplantı yapıyoruz.Bizler genelde kahve ve türevlerini içerken, ingilizler -birkaç ta Alman var- bira ve diğer alkollü içkileri içiyor. Ben genelde toplantıdan çıkıp tekrar işe döndüğümden alkol almıyorum.Gerçi burada bira çok içilen ve Türkler tarafından da tercih edilen bir içecek.Pek alkollü içki gibi kabul edilmiyor çünkü yazın başka bir şey içilmiyor sıcaktan. Birde toplantıda sigara içmeleri yüzünden çok keyif aldığımı söyleyemeyeceğim, şu son model klimalar olmasa bayağı eziyetli olacak. 19 mayısı iple çekiyorum(kapalı yerde sigara içme yasağı) yalnız bizim karnaval 23 mayısta...

Burasını pek yazmadım sanırım.. Çok sık gitmediğimdendir. Hello cafe, salaş denizkenarı cafesi..Yaz kış dışarıda oturabildiğimizden genelde doludur, genelde balıklar ekmekle ya da simitle buradan beslendiğinden, her zaman masaların etrafında denizde dolanırlar.. Servisi ve iş anlayışı biraz zayıftır..Annemle yazın gittiğimizde kıyıya çöpler vuruyordu, neden temizlemiyorsunuz dediğimizde nasılsa yine kirlenecek, denize çöp atıyorlar diye kendini savunan bir zihniyettedir.. Ara sıra oturup kahve içerim.Geçtiğimiz hafta bir toplantı sonrası Hilkat Hanımla oturup kahvelerimizi içtiğimiz gibi..
Gezerken bu şarkıya rastladım.. Ne çok severdim..Sanırım Kelebekler Vadisinde ve Lykia World de çekilmiş.. Ona bakarken bununla (arapsaçı) karşılaştım.. Bununla (ömrümce hep adım adım) geceyi kapattım.

Geçen hafta bol komite toplantısı yaptım.Bu hafta daha rolantide ama yoğun geçirdim.. Bir gün yine de Zen' de mola verdim.Bu sefer masaja gittim.Gelecek hafta yüz bakımı için gideceğim.

Bugün Uzunbey' le Gülderen'e gidip pasta kestik sabahtan , öğleden sonra da Dilek hanım için onun bürosunda kestik. Aslında yarın doğumgünü ama bugün kalabalık bir gruptuk ve yarın resmi tatil göremeyiz diye bugün kutlamışlar. Bir terslik olmazsa yarın Şükran Teyze'de esas kutlamayı öğleden sonra yapacağız Dilek hanım için bizbize :)) Şükran Teyze'yi uzun zamandır yazmadım yeniler tanımıyordur.Kısaca şöyle tanımlayayım..

80 küsürlü yaşlarda gezinen ama 50-60 yıldır hayatını resimle kazanan, çok eski tarihlerden beri hayatını kendi ayakları üstünde sürdürebilen gerçek Cumhuriyet Kadını :)

Ressam, yazar, hala gündemi çok iyi takip edebilen bir entellektüel diyebilirim. Çok iyi bezik, briç ve satranç oynar, yüzüne baktığınızda dışarıdan olgunluğunu görürsünüz ama esprilerinden ve konuşmalarından zeka fışkırır.Ülkesini gerçekten seven ender insanlardandır. Eğer o yaşları görürsem benim idolümdür kendisi.. Onun gibi bir kadın olabilirsem ne mutlu bana.Bu arada eklemek isterim ki hala resim yapar, sergiler açar huzurevi yararına, trafoları boyar, geçen gün buluştuğumuzda 4-5 eylül olaylarını anlattı, Harbiyedeymiş o gün..Zaten orada yaşıyormuş o zamanlar.

Ares her gece bir şey istediğinde gelip koltuğun önüne durup bana bakıyor. Anlamazsam kanepeye çıkıyor, daha da anlamazsam yüzüme uzanıp bakışlarını bana dikiyor..Duruma göre ihtiyacını anlayıp cevaplamakta bana düşüyor.Çoğunlukla acıkmış oluyor. Birde beni dinliyor.Ne dersem diyeyim yapmaya çalışıyor. En mutlu olduğu olaylardan biri biz yemek yerken ona da bir şeyler uzatıp vermemiz.Kuru ekmek bile olsa sofradan ona verdiğimizde yiyiyor.Normalde herşeyi yemediği halde.

Yarın özel işlerim var sabahtan, Çağıl sabahtan dershane, öğleden sonra özel derse gidiyor. Temizlik işini her hafta çarşamba gelen yardımcımla hallediyoruz.Kendisi sadece temizlik yapıyor, ütüyü sevmediğinden ben yapıyorum.Bugünlerde eve zaman ayıramıyorum, sadece yemek yapıyorum ve akşamları iş yapacak keyfim olmuyor..Ahşap boyama yapmak istiyorum aslında.Uzun süredir yapmadım. Doğru düzgün bu ara kitapta okuyamadım.Bazı geceler yine Çağıl'la oturuyoruz odasında, o ders çalışıyor bende hem onunla vakit geçirmiş oluyorum hem de arada bazı konular üzerine çalışıyor, araştırma yapıyoruz.

Bugünlerde sinirlerim tepemde..Konuşulanları da yanlış anlıyorum.İsteyerek yaptığım bir şey değil, sadece bazen daha hassas olduğumu insanlar farketmeyebiliyor ama beni tanımayanlar için söyleyeyim hiçte sınırları zorlanacak biri değilim.Eğer sinirli görünüyorsam uzak durmakta fayda var. Normalde herzaman güleryüzlü hatta çok gülen, gülümseyen ve espriler yapan biriyim. İnsanları görmek ,konuşmak bana keyif verir, yüzümden anlarsınız zaten sizin için ne hissettiğimi,gözlerim güler ,hissederim ve karşımdakine de bunu hissettiririm. Sesim güzel çıkar, keyfim yerindeyse emin olun karşımdaki anlar. Eğer keyfim yoksa ve birde canım sıkkınsa aynen kelimeler normal şekilde ama o kadar hırpalayıcı tonda olur ki böyle zamanlarda çok konuşmam zaten. Canım sıkkınsa , karşımdakini de sıkabilirim.Kötü bir özellik ama bu benim.

... ... ... ... ... ...

Dün akşam yazıyı yazdım, bu sabah Sihirli Eller'i okuyunca eklemek istediğim bir kısım var ki..Bu işler nasıl olur hiç bilmiyorum ama ne yapabiliriz diye düşündüğümde en azından Böbrek İhtiyacı olan genç bir adam ve şeker bir hanım için bloglarımızda bunu duyurabiliriz.. Belki bu konularda yardımı dokunabilecek birine ulaşır, bağışla kadavradan nakil olur mu bilmiyorum ,şimdilik canlı ve yakın akrabaları araştırıyorlar, kadavra için SIRAYA girmişler.. En azından dikkati çekip organ bağışı için bile bir fikir uyandırmış oluruz birilerinde..

Bu konuda destek istiyorum Ankara'ya.. Sihirli Eller' e.. Merak eden blogdan son gelişmeleri de okuyabilir ama benim istediğim, elinden gelen herkes yazısının küçük bir kısmında

" B ve O kan grubu taşıyan böbrek aranıyor" diyerek Sihirli Eller' e link verebilir.. Bir gün herkesin başına gelebilir.Ve eminim ki bu okunma oranıyla aslında Dünyanın her yerine blogçular daha hızlı ulaşabilir..

Belki içimizde başından bu tip tecrübeler geçen birileri de vardır, en azından fikir verebilir..

"ORGAN BAĞIŞININ ÖNEMİNİ ANLAMAK İÇİN SIRANIN BİZE GELMESİNİ BEKLEMEYELİM"

Şimdiden destek olan herkese teşekkür ederim.

Perşembe, Şubat 19, 2009

kadın ve erkek :)

Sinirlendikleri zaman KADINLAR ve ERKEKLER arasındaki en büyük fark nedir?

TIKLAYIN VE GÖRÜN..

http://www.freewebtown.com/tantantan/library/document/Anger1.html

TEŞEKKÜRLER Rengin :)

Pazartesi, Şubat 16, 2009

Blog Ödüllerim :)

Hepimiz bir denizin renk renk taşları gibiyiz blog dünyasında. Hepimizin ayrı düşünceleri ve tarzları var. Görevlerimiz farklı. Paylaştıklarımız farklı. Bu yüzden normal şartlarda sınıflandırmaya sokamayacak kadar çok gönülü ve bakışı izliyorum burada.Geniş bir yüreğim vardır, buna rağmen arada kızdıklarım ve bu da olur mu dediğim salaklıklarda görmüyor değilim.Gönül ister ki daha keşfetmediğim bir sürü insan keşfedeyim ama zamanım süresince elimden geldiğince elemek zorundayım ki bana güzellikler kalsın.Yine de keşfedemediklerim için arada hayıflanmıyor da değilim.
İnsanlar sevdikleri ve beğendikleri bloglara ödül veriyorlar..Bende bunlardan 6 tanesini kaptım :) Tüm dostlara teşekkürlerimi sunuyorum.. Onur duydum.

Blog ödüllerini almanın bir şartı da var ve görevleri de mevcut ..
1. Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek,


2. Bu ödülü başka 7 blog sahibine linklerini vererek göndermek,

3. Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.


Aldığım ödüller :

1. Benim Hayatım'dan..



2. Ruh Dağı'ndan..



3. Zeugma'dan..



4. Engin Deniz' den..


5. Dr.mine'den ..


6. Sunthıng'den..


7-İmgeleme' den .. (Yeni öğrendim de )

8- Yine yeni öğrendiğim Cadıcım dan..


Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Benim ödül vermek istediklerim çok , yedi taneye sığmaz belki 7 x 4 = 28 tane ancak kesebilir beni..
ama ben öyle yapmayıp sizlere yeni keşfettiğim ya da okumaktan keyif aldığım başka blogları sunmaya çalışacağım..

Benim ödülümde onlara sizleri kavuşturmak olsun..

1. Meltem





2. Pembe Domatesler


3. http://www.benhayattayken.blogspot.com/


4. http://ingilizce-dersi.blogspot.com/



5. http://zeytinagaci.blogspot.com/



6. evrimgallery.com


7. lebriz.com

Pazar, Şubat 15, 2009

Ortaya Karışık - şubat

Bu hafta normal yoğunluğun üstünde aşırı yoğun geçirdim. Cumartesi dahildi yoğunluğuma.. Pazar sabahı Çağıl dershaneye gidiyor diye zaten erken kalktığımızdan önce keyif yaptık, şakır şakır yağmur yağıyordu geçen tüm hafta gibi..Bir ara yağmur kesilipte güneş çıkınca Uzunbey' e hadi yürüyüşe gidelim dedim.O da ikiletmedi ve sahile gittik. Her zaman ki uzun yürüyüşümüzü yaptığımız yere, Koca Çalış'a gittik. Arabayı kenara çekip sahilin öteki ucuna kadar yürüyüp dönüyoruz..
Ares tüm hafta yürüyüş yapamadı o yağmurda doğal olarak.. Bu yüzden bugün çocuklar kadar şen, koşturup durdu sahilde..

Arabayı genelde Çalış minübüs durağı tarafına bırakıp diğer tarafa yürüyoruz yani görünen tepeye kadar.


Ares..


Hava güzeldi ama dalgalar denizi dövüyordu, dalgaların fırtınada geldikleri yerlere bakınca koleksiyonuma 2 deniz kabuğu daha kattım :)

Aslında Golden Retrıever' lar su hastası ve Ares daha keşfetmediği için sudan uzak tutabiliyoruz.Yazın onun denizi görünce uzak durmayacağını ve her yürüyüşte denize gireceğini düşünüyorum.Zaten daha korumalı davrandığımızdan sık ıslatmamaya çalışıyoruz. Şemsiye ile bile çişe çıkardığım oldu arasıra..

Yürürken dayanamadım ama o kadar güzel duruyordu ki o eski masa ve mavi sandalyeler.. Arkada dalgalı deniz ve dalgaların gürültüsü..Pazar sabahı için daha iyi bir gezinti düşünemiyorum.







Yürüyüşten sonra çektiğim bahçe fotoğrafları..Sümbüller açtı :)


Yılbaşı çiçeğim..

Dün dolu yağdı gördüğünüz gibi bugün deniz kıyısında hırka ile terledik :)

Geçen hafta iş sebebiyle Yörük Müzesine gittim.. Bu da böğürtlen ve dağ meyvelerinden meyve suyu :)

Bu sene çekirdek kampanyasına da devam ediyoruz bir yandan.. Berna ile onun evinde buluştuk ve çekirdekleri ne zaman atacağımıza karar vermek için konuştuk.
Bu da Burgaz'ın Acıbadem Likörü.. Çok güzeldi, genelde tercih ederim.
Berna eski İstanbullu bir aileden..Evi antika eşyalarla dolu ama hepsi ailesinden.. Aslında izin isteyip bir gün görüntülemeliyim sizler için.Çok zevkli bir evi var.Kendisi de becerikli olduğundan onun evine gittiğimde nereye bakacağıma şaşırıyorum..
Keçeden perde ama balıklı :))

Bunlarda yine Bernanın el yapımı duvar süsleri..


Bu dergilere dedesi zamanında üye olmuş Amerikadan..Dedesi vefat ettiğinde o almış diğer eşyaları gibi..Dikkat ederseniz 1950 senesinin dergisi.. Aşağıda da reklam sayfası ve bir haber sayfası görüntüledim.
1950 lerin Amerikasından görüntülerle dolu yepyeni bir dergi gibi muhafaza edilmiş..
Bu sene Kuzu Göbeği Mantar Festivali (Yeşil Üzümlü 10-12 nisan ) , Çalış Şenliği (23 Mayıs ) , Çekirdek Kampanyası ve Mavi Kuş , Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali , Fethiye Ekoturizm Derneği çalışmalarında görevliyim işim harici :)) 5 haziran Dünya Çevre Gününde bir terslik olmazsa yine Çevre Dostu Ürünler Sergisi yapmayı düşünüyoruz. Bazen Uzunbey biraz da bizim için çalış diye dalga geçiyor. Ben bir koltukta birkaç karpuz halimden memnunum. Tek derdim bu işlerde iyi ekip çalışması..Onun harici zorlanmadan götürebiliyorum.


Dergiden 1950 lerin bulaşık makinası reklamı..

Geoffrey Davidson

Bu yazıda sizlere tanıştıracağım kişi ne yazık ki geçtiğimiz haftalarda İngiltere'de vefat etti. Ben onu ortak dostlarımızdan ve yaptığı örgü tablolar sayesinde tanıdım..Hatta ne yazık ki ölümünden önce tanışamadım. Sık sık adını duyardım ama bu kadar etkili bir kişilik, iyi bir dost ve sanatçı olduğunu keşfedemediğim için de iki kere üzgünüm. Kendimi bu konuda suçladığımı da yazmak isterim.



Ölüdenizden yukarı çıkan yolda sağda yıllardır hoş mimarili , kuleli bir taş ev görürdüm ve hayranlıkla seyrederdim..Gerçekten de aklıma Gaudi gelir ama Ölüdeniz'de bir Gaudi hayranı olabileceğini aklıma getirdiğimi de söyleyemem. Necati Bey bu evin sahibi ve Geoffrey'nin yakın dostu, komşusu, burdaki ailesi diyebilirim sanırım. Ölüdenizi ilk beraber keşfetmişler, bu evin olduğu arsayı beraber almışlar ve uzun yıllar beraber çalışmışlar. Zaten Geoffrey'i de bana o anlattı.

Jeffrey Davidson aslında bir bale sanatçısı.. Zamanında devlet balesinden davetli olarak ülkemize gelmiş ve burada kalmış. Daha sonra Ölüdenizde turizm de çalışmış. Bahçe, yemek ve örgü gibi hobileri olan,etrafında çok sevilen ve saygı duyulan biriymiş.
Eskiden ördüğü yelek ve kazaklardan yola çıkarak bir gün bir ressam arkadaşının yönlendirmesiyle örgü tablo yapımına başlayarak değişik bir tarzda çalışmaya başlamış.
Yukarıda gördüğünüz "Likyanın Mevsimleri "tablosu gibi eserler yaparak ,İngiltere ve Türkiye'de sergiler açmış ve hem turizme hem de sanata devam etmiş.


Özellikle yapıtın inceliklerini görebilmeniz için yakın plan çektiğim bu kısım Ölüdenizin sonbahar tarafıdır. Şu an Ölüdenizde kendi evinin salonunda asılı.



Bir tablo için yaklaşık 3-4 ay çalıştığını söyleyebilirim..


Evinin salonu..

Bahçeden Belcekız görüntüsü

Bazı tablolarında kullandığı taş dekorasyon..

Necati Bey' de resim çalışmaları yapan biri.. Burası atölyesinin girişi. Guadi hayranı olan o aslında. Geoffrey ağırlıkla Picasso hayranı, aslında resim çalışmıyormuş ama yaptıkları resim ötesi çalışmalar .. Çok güzel yemek yaptığını da belirtmem gerek.Tüm dostları konuşurken bunu da eklediler aslında.

Necati Bey' in bir çalışması. -atölyeden bir görünüm-



Geoffrey'nin yatak odasından görünüm..

Tablolardan önce yaptığı yelekleri giydiği dostlarının resmi..

Bir zamanlar yaptığı kazağın görüntüsünü alabilmem için Necati Bey yardımcı oldu. İleride Geoffrey' nin evininden yola çıkarak orada bir sanat müzesi ve atölyesi oluşturmayı planladığını anlatarak , hayatının son 26 yılını Ölüdenizde geçiren ve oranın tanınmasında çalışan, güzel sofralar hazırlayarak dostlarını ağırlayan, bahçe düzenlemeleri meşhur olan ve dostları tarafından saygıyla anlatılan bu insan için mekanı cennet olsun diyerek yazımı bitiriyorum.Vefat ettiği İngiltere' de kendi isteği üzerine yakılarak ruhunu özgürlüğe kavuşturmuş olduğunu düşündüğüm Geoffrey Davidson için Allahtan rahmet diliyorum.

Cuma, Şubat 13, 2009

O Adımları Takip Etme ... Hepsi Sana Doğru.

Başlık Hayatın Ortasında' dan ...

Bugünün şarkısı bu :) ama bu da var ..

Bunu da sevdim :) Bu da :) bu :) günün son şarkısı

Benim araba da sık dinlediğim benim klasiklerden..

Bunun cd si çıktığında Amerikada yaşayan bir arkadaşımız bize hediye getirmişti de çıldırmıştım..


Tahmin edersiniz ki Dali sergisine gidemediğim için üzgündüm.Gerçi gidenler sergiyi dış ülkelerdeki sergileri kadar etkileyici bulmamışlar ama ben yine de gitmek isterdim. Bunu sergilerine gittiğimiz ve Uzunbey'in bürosuna aldığımız fotoğrafları çeken müşterimiz Uğur Bey'le paylaşmış ve İstanbul'a giderken benim için de sergiyi gezmesini istemiştim..



Ne oldu bu hafta bilin bakalım. Eve erken döndüğüm bir gün Uzunbey işten bana kocaman bir paket getirdi..İçinden de Dali sergisinden alınma bir katalog ve işte bu resim çıktı :) Uğur Bey beni unutmamış İstanbul dönüşü bunları bana hediye getirmişti :))



Resmi büroma asacağım.













Bu hafta iş sebebi ile Ölüdenizde bir yere gittim. Daha sonra size de yazacağım.Dönüşte farklı bir yoldan Hisarönüne çıkarken bu manzarayı görünce de kaçırmak istemedim. Az Hisarönü ve azıcıkta Ovacık görüntüsü..




Kaya da yemeğe kaçtık yine bir ara Fevzi ve çocuklarla.. Fevzi yakın arkadaşımız.Bizden bir kaç yaş küçük, bu yüzden her ikimizde onu kardeşimiz gibi de görürüz..O da sağolsun bizi kırmaz, ben de fazlasıyla ablalık yaparım ona :)



Kaya her zaman böyle yeşil ve güzeldir..Bu yüzden seviyoruz galiba..

İlk papatyalar ..



Kahve içmişken fal baktım yine kendime..



Buraların en meşhur yerlerindendir, böyle kış hali fazla gösterişli değil ama Cinbal o gün sakindi ve bizde rahat rahat yemek yedik.Normalde çok kalabalık olur ve çocuk sesleriyle dolar.



Kaya'ya gitmeden çocukları tramboline götürdük.




Bu hafta bir toplantıdan diğerine , festival hazırlıklarından işe yoğun geçiyor.. Cuma ve cumartesi de yoğunluğum var.Bu koşturmaca da değişmeyen, her arabaya binişimde açtığım Fethat Göçer cd'si.. Bazen çok kısa mesafelerde şarkı yarım kalmasın ! diye açmadığım zamanlarda bile bu sefer radyoda çıkıyor ve yaklaşık 4-5 aydır her gün dinliyorum. Allahtan bizimkiler bıkmadı..


Biz genelde öğlen dışarıda yemek yiyiyoruz. Genelde de Uzunbey'le restaurantlara gideriz. Geçen gün de yemeğe Meğri restauranta gittik. Aslında ustası iyidir ve çoğu yere göre güzel yemek yapar ama servisi beni her gidişimde gittiğime pişman ediyor.Bu yemek programları çıkmadan çok çok önce bu tarz şeylere takık biri olarak bu sefer dayanamadım ve aşçıya söyledim. Hem de normal şartlarda yazın oldukça pahalı bir yerdir ama bize sunduğu gerçekten çizik çizik bardaklar ve her gidişimde salatanın yemek bittikten sonra gelişi artık dayanma sınırlarımı zorladı. Eğer üst kata çıktıysanızda hiç şansınız yok. Sırf o uyuz yemek programları yüzünden zaten uzun süredir gittiğim yerlerde eleştiri huyumdan vazgeçmiştim . Onlara benzememk için .Yine de son kez gittiğimde kendimi tutamadım.


Göz teması sağlamayan servis elemanlarını dövesim geliyor diye itiraf etsem garip kaçar mı aslında ve buralarda en bulamayacağınız şey iyi bir garson ve bazen de kaliteli bir yerdir.Bazen de gittiğinize gideceğinize pişman olursunuz ama karşınızda bunu anlayacak mekan ve kişi olmadığından yapacak bir şey yoktur.


Meğriye az olmakla beraber daha sık olarak Hanedan'a gideriz.. Ben de bayağı müdahale ediyorum sanırım ki - zeytinyağını değiştirdiklerinde ya da bir yemek adını yanlış söylediklerinde - geçen gidişimde bir kaç gündür gitmediğimizden, size yeni bir yemek deneteceğiz diye açıklama yapıp, kulaklarımı çınlattıklarını ama bir kaç gündür gözükmediğimi anlattılar.Uzunbey normalde benle dalga geçer ,bazen de kızar müdahale edince.Ben kızmasını anlarım ama önemsemem, aslında sırf yemek yemek için bir şeyi yiyemiyorum. Güzel birşeyler yemem gerekli ya da aç kalabilirim. O ise gerçekten çok hassastır, kötü yemekler onu etkiler mesela, hemen midesi bozulur. Buna rağmen söylemez ve paylaşmaz düşündüklerini..

Ben söylerim, hatta beğenmezsem de bir daha gitmem..


Bence bunlar önemlidir, müşteriye kırık ve çatlak bardak ya da tabakla servis yapmak , bir daha buraya gelme ben aslında işimi sevmiyorum manasına gelir.


Bazen iyi ve kaliteli yerlerini özlüyorum İstanbul'un.. Özellikle de iyi kebapçılarını. Biz burada sadece tek bir kebapçıya gidiyoruz (Paşa Kebap) ama normalde İstanbulda gittiğimiz yerlerden farklı.. Yine de buna da şükür diyorum.


Kışın marketlerde bulsak bile Vefa Bozasını özlediğimi itiraf ediyorum. Bol yemek muhabbetli bir yazı oldu sanırım. Şimdi aklıma geldi Ankaralı bir arkadaşım Büyükçekmeceye bize geldiğinde onu güzel bir yere götürdük, tutturdu bunlar Urfa lahmacunu , ben Antep isterim diye.. Şimdi bilen biri varsa yazsın o zamanlar sormamışım..


Ben zor zayıflarım..Koca yazıdan çıkardığım sonuç budur.


Birde hala canım sıkkın aslında.Bir şeyler istiyorum ama ne istediğimi bende bilmiyorum.Var mı böyle bir şey?