yörük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yörük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Haziran 18, 2010

Çok Özledim :)


yazmayı ve blogları.Günlerdir müsait olmadım yazmak için.Misafirlerim var ve yarın da sınav için Akyaka'ya gideceğiz.
Salı sabahı Çağıl'a moral olsun diye annem gelecekti biliyorsunuz..Aslında biz Çağıl'a büyük bir sürpriz yaptık ve günlerce aslında dayısının da geleceğini sakladık :) Hatta Çarli (dayımız) SBS sınavlarından dolayı tv ye çıkıp duruyordu, (kendisi büyük bir dershanede müdür yardımcısı)salı sabahı geleceğini bildiğimizden Çağıl'ın Çarli'ye sataşmalarına zemin hazırladık, onu goygoylayıp mesajlar çektirdik.Çağıl aslında bir şeylerden huylandı ve içinden bunlar bana bir oyun hazırlıyor ama ne diye merak ederken biz salı sabahına kadar kendimizi zor zaptettik. Salı sabahı annemleri karşıladım, Çağıl'ın sınavı olduğundan dershanedeydi, dershane önüne kadar gittik ve onu dışarıya çağırdım. Dayısının gelebileceğinden hiç şüphelenmediğinden anneme doğru giderken dayısını gördü.. Kime koşacağını şaşırdı :)) Çok sevindi, onun rehber öğretmeni ki bizim aile boyu hayranı olduğumuz kişidir kapıya çıktı, artık bu moralle sınavı geçersin diye takıldı. Onu bırakıp eve döndük. Salıdan beri beraberiz.
Fotoğraf : Göcek
Göcek marina
Bu yazıdaki fotoğraflar gezdiğimiz yerlerden.. Gündüz denize gittik, gece de onlar bazen oyun oynadılar, tv de maç seyrettiler, sohbet edip içki içtik balkonda.. Bu akşam son gecemiz, yarın dayımız dönüyor, annem bizimle Akyakaya gelecek.. Pazar günü sınavımız var, pazartesi de orada kalıp salı döneceğiz kısmetse.
Göcek
Bence Çarli ve Çağıl babama benziyorlar biraz, yani hafif bir nüktedanlık var, yakalarlarsa affetmezler laf cambazı diyebiliriz onlar için-hoş bende andırırım bu yönden babamı ama yakalayamayız o başka :P Şimdi bunlar kafa kafaya vermiş öyle muhabbetler dönüyor ki ortada ben keyiften dört köşe olmuş izliyorum ikisini :) Espriler ve sataşmalar, konular arka arkaya anlatılıyor, onlarla muhabbet etmek çok keyifli, arada bana sataşılıyor, annemle ikimiz
izliyoruz keyifle..
Komik bir anı yaşadık birde, bahçe için gelen şirketten bir hanım, Çarli için oğlunuz mu dedi :P
Oha oldum aslında.. Çarliyle aramız sekiz yaş ama adam küçük gösteriyor ben ne yapayım.. Hoş on kilo vermiş ben görmeyeli.Bende biraz kilo verdim geçen kışa göre ama kadın koydu lafı bize. Daha doğrusu bana .Neyse ben takmıyorum zaten yaşla ilgili şeyleri, kim ne derse desin ben istediğim gibi yaşamayı düşünüyorum.Kimsenin taktirini beklemeyeceğim bu konularda. Dışarıdan görüntüm kendim için kıymetli tamam, yüzü kırış kırış ama yüreği hala aynı hızla çarpan yaşlı bir kadın olmak istiyorum ben :) Beni sevenler böyle sevmeli.
Bu seramikleri yapan kadın sanatçıyla tanıştım aslında ama adını unuttum. Göcek caminin şadırvanında.. Dört tarafına değişik modeller yapılmış.

Ölüdeniz
Yörük Müzesi-Kargı
Yörük Müzesi

Bunlar gelin damat semeri :)

Gelin-damat semerleri bu arkadaşlar için.Yörük müzesinde evli evli oturuyorlar. Linda ve Duman bu mayıs evlendi..Bu konuda daha öncede çok yazmak istedim ama fırsat bulamadım.

Biz perşembe sabahı kahvaltıya gittik, kahvaltı her zamanki gibiydi.. Süperdi yani.. Çarli bayıldı, annem alışkın gerçi ama uzun uzun sohbet edip keyif yaptık yörük müzesinde..
İki gündür çok sıcak, dün Ölüdenizde, çarşamba günü de Çalışta denize girdik. Bugün evden çıkmak istemedi canımız.. Dinleniyoruz.
İyiyim, iyiyiz.. Hayırlısıyla ilk sınavı atlatıp gelmek istiyorum artık. (Sanki sınava ben gireceğim) Gelecek hafta diğer sınavımız var.. Neyse sınav mevzunu kapatalım aslında.
Aklımda yazıya başlarken çok şey vardı, şimdi bir şey kalmadı. Bu aralar nereye gitsem sevdiğim şarkılar çalıyor.. Şarkılar beni rahat bırakmıyor.
Not: Birde bana şiirler önerin lütfen, ya da şairler.Canım bu aralar şiir okumak istiyor.Benim sevebileceklerimi tahmin edersiniz sizler, bekliyorum..
Şu an Erguvaniler'i okuyorum.. Başucumda da Puslu Kıtalar Atlası var ama şiir önerilerinizi bekliyorum.

Pazar, Şubat 15, 2009

Ortaya Karışık - şubat

Bu hafta normal yoğunluğun üstünde aşırı yoğun geçirdim. Cumartesi dahildi yoğunluğuma.. Pazar sabahı Çağıl dershaneye gidiyor diye zaten erken kalktığımızdan önce keyif yaptık, şakır şakır yağmur yağıyordu geçen tüm hafta gibi..Bir ara yağmur kesilipte güneş çıkınca Uzunbey' e hadi yürüyüşe gidelim dedim.O da ikiletmedi ve sahile gittik. Her zaman ki uzun yürüyüşümüzü yaptığımız yere, Koca Çalış'a gittik. Arabayı kenara çekip sahilin öteki ucuna kadar yürüyüp dönüyoruz..
Ares tüm hafta yürüyüş yapamadı o yağmurda doğal olarak.. Bu yüzden bugün çocuklar kadar şen, koşturup durdu sahilde..

Arabayı genelde Çalış minübüs durağı tarafına bırakıp diğer tarafa yürüyoruz yani görünen tepeye kadar.


Ares..


Hava güzeldi ama dalgalar denizi dövüyordu, dalgaların fırtınada geldikleri yerlere bakınca koleksiyonuma 2 deniz kabuğu daha kattım :)

Aslında Golden Retrıever' lar su hastası ve Ares daha keşfetmediği için sudan uzak tutabiliyoruz.Yazın onun denizi görünce uzak durmayacağını ve her yürüyüşte denize gireceğini düşünüyorum.Zaten daha korumalı davrandığımızdan sık ıslatmamaya çalışıyoruz. Şemsiye ile bile çişe çıkardığım oldu arasıra..

Yürürken dayanamadım ama o kadar güzel duruyordu ki o eski masa ve mavi sandalyeler.. Arkada dalgalı deniz ve dalgaların gürültüsü..Pazar sabahı için daha iyi bir gezinti düşünemiyorum.







Yürüyüşten sonra çektiğim bahçe fotoğrafları..Sümbüller açtı :)


Yılbaşı çiçeğim..

Dün dolu yağdı gördüğünüz gibi bugün deniz kıyısında hırka ile terledik :)

Geçen hafta iş sebebiyle Yörük Müzesine gittim.. Bu da böğürtlen ve dağ meyvelerinden meyve suyu :)

Bu sene çekirdek kampanyasına da devam ediyoruz bir yandan.. Berna ile onun evinde buluştuk ve çekirdekleri ne zaman atacağımıza karar vermek için konuştuk.
Bu da Burgaz'ın Acıbadem Likörü.. Çok güzeldi, genelde tercih ederim.
Berna eski İstanbullu bir aileden..Evi antika eşyalarla dolu ama hepsi ailesinden.. Aslında izin isteyip bir gün görüntülemeliyim sizler için.Çok zevkli bir evi var.Kendisi de becerikli olduğundan onun evine gittiğimde nereye bakacağıma şaşırıyorum..
Keçeden perde ama balıklı :))

Bunlarda yine Bernanın el yapımı duvar süsleri..


Bu dergilere dedesi zamanında üye olmuş Amerikadan..Dedesi vefat ettiğinde o almış diğer eşyaları gibi..Dikkat ederseniz 1950 senesinin dergisi.. Aşağıda da reklam sayfası ve bir haber sayfası görüntüledim.
1950 lerin Amerikasından görüntülerle dolu yepyeni bir dergi gibi muhafaza edilmiş..
Bu sene Kuzu Göbeği Mantar Festivali (Yeşil Üzümlü 10-12 nisan ) , Çalış Şenliği (23 Mayıs ) , Çekirdek Kampanyası ve Mavi Kuş , Ölüdeniz Kültür ve Sanat Festivali , Fethiye Ekoturizm Derneği çalışmalarında görevliyim işim harici :)) 5 haziran Dünya Çevre Gününde bir terslik olmazsa yine Çevre Dostu Ürünler Sergisi yapmayı düşünüyoruz. Bazen Uzunbey biraz da bizim için çalış diye dalga geçiyor. Ben bir koltukta birkaç karpuz halimden memnunum. Tek derdim bu işlerde iyi ekip çalışması..Onun harici zorlanmadan götürebiliyorum.


Dergiden 1950 lerin bulaşık makinası reklamı..

Pazartesi, Temmuz 28, 2008

Bu bir Ahmet Selçuk İlkan yazısıdır...


Ahmet Selçuk İlkan, benim Fahriye Abla şiirini okumasıyla tanıdığım kendisi hakkında çok şey bilmediğim ve Uzunbey'in eski şiir kasetlerinde gördüğüm bir sanatçıydı. Zaten Uzunbey çok sevdiği için komitede Ümit Hanım söylediğinde gelsin diye çok istemiştik.. Karşıladığımız ilk saatlerden gidişine kadar hayatımda böyle beyefendi ve gerçek bir sanatçı tanımadım desem yeridir. Biliyorsunuz bu yazıyı yazmak için çok bekledim..Bizimle beraber olduğu tüm zamanlarda hiç bir davetimize hayır demediği gibi şartlar olumsuz dahi olsa ağzını açıp bir şey demedi.. Burası İstanbul şartlarında bir yer değil hatta imkanlar olsa da bunu gösterecek kültür, bilgi, birikim mümkün değil ama bir insan her şeye evet demez ki! Gelelim Ahmet Bey, olur, gidelim Ahmet Bey tamam, cezaevinde program yaparmısınız evet, hele ki cezaevi programını görseydiniz oturup ağlardınız.. Hayatımda ilk defa sayesinde bizde cezaevine girdik ve program yaptık orada.. İçeride eski müşterilerimden birini de gördüm ama selamlaşmadık, o selam verseydi bende verecektim ama bakmadı bile bana, bende tanımamazlığa geldim.

Yukarıdaki resimde Yörük Müzesinin sahibi Enver Yalçın'ın Ahmet Bey'e hediye ettiği poşu ve kaskete bayılan Ahmet Bey bütün gün kasketiyle dolaştı..

Bu resim cezaevi çıkışında basına demeç verirken.. Aslında cezaevinin içinden de görüntüler var ama kullanmayacağımıza söz verdiğimizden bu kadar görüntü koyabiliyorum.
Aslında Bedia Akartürk'te konuğumuzdu festivalde, Ahmet bey özel konuğumuz olduğundan biz ilgilendik ama bir sabah sizi kahvaltıya götüreyim mi diye sormuştum, onlarda yapacak bir şey yok, değişiklik olsun artı bizi kırmasınlar diye :)) olur dediler, sonradan komitede de dillendirdiğim üzre kötü bir minübüsle ki çok pişmanım niye bekleyip daha iyi bir araç bulmadığımıza , atlayıp Yörük Müzesine kahvaltıya gittik.O günde bir sıcak ki sormayın gitsin.Biraz bekledik, iyice acıktılar, fakat öyle bir kahvaltı geldi ki anlatamam Enver Bey döktürmüş bizim için :)
Bedia Akartürk bu arada elinde yelpaze devamlı yelleniyor ve ilk gelen yoğurtlu biberlere bayılarak(bu arada sevenleri için yazayım acıya bayılıyor) bir kaç bir şey yediğinde başladı şakımaya..Nasıl mest olduk anlatamam..Tabii ekip bu kadar değil aslında..Ahmet beyin yazdığı şarkı sözlerini söyleyen ve o şiir okurken arkada çalan yetenekli ve genç ekip arkadaşları var yanında..Onlara giderken ben rica etmiştim enstrümanlarınızı alırmısınız diye..Başladılar Bedia Hanım söylüyor onlar çalıyor, müzikli sohbetli bir kahvaltı yaptık ki eğer zaman bulabilirsem videosunu da koyacağım bloğa..
Bu arkadaşların özel olarak adlarını aldım.Hatta biri ileride meşhur olabilir, çok güzel sesi var.. (Emrah Samet) Biri de çok sempatik ve antenleri son derece açık, klavye çalan,düzenlemeler yapan ,(Hakan Açıkalın) keman çalan ve sessizliğiyle aslında sakin görünen ama bir o kadar da hiçbir şeyi kaçırmayacak dikkatte ( Volkan Somalı) Hepsi de o kadar beyefendi gençlerdi ki onlarla beraber olmaktan da her zaman keyif aldık ve bizi kırmadan ne diyorsak yaptılar :)
İşte bu arkadaşlar da orada aşka geldi ve kimi çaldı kimi söyledi, resimler çekildik, birşeyler yedik ve otele döndük.
Akşam sahnede hepsini çektim ve unutmadan Ahmet Bey'in menajeri Arzu Hanımı yazmalıyım ki tatile gelen bir arkadaşım samimiyetinde beraber çalışmamızı bitirdik. Buradan teşekkür ediyorum kendilerine herşey için..
Bedia Akartürk müzede gezerken..

Ahmet Selçuk İlkan, Bedia Akartürk, Enver Yalçın müzede..


Ahmet Bey ve Menajeri Arzu Hanım..

Emrah Samet, sesi çok güzel olan ve iyi şarkı söyleyen genç sanatçımız :)) Ahmet Beyle..

Keman çalan genç ve sessiz sanatçımız..Volkan Somalı , Ahmet Beyle..

Yolda kah şarkı söyledik kah sohbet ettik, giderken yol uzun geldi,dönüşte Bedia Hanım ben denize gitmek istiyorum diye sıcaktan yakınıyordu.

Akşam sahnede Ahmet Bey herkesi mestetti..Çoğu şarkı sözlerinin yazarı oymuş, bildiklerimin yanında bilmediğim daha bir sürü şarkının hem de.. Hatta rekor onda sanırım 600 şarkı sözü ile..Hepsi de süper hit şarkılar ha!
Nilüfer; tövbekar, benim için öldün artık, aşk kitabı
Muazzez Abacı; anılar, benim için üzülme, bir de sen olsan,unuttum diyemem
Onur Akın; seveceksin İnadına,
Bülent Ersoy; artık ne duamsın ne de bedduam,
Coşkun sabah; bir gülü sevdim, anılar, hatıram olsun
Ebru Gündeş; ben aşkı ölümsüz bilenlerdenim
Emel Sayın; gözler kalbin aynasıdır
Fatih Kısaparmak; seviyor sevmiyor, papatya falı, bu dağlar ne rüzgarlar gördü
Zeki Müren; bir gülü sevdim
Bunlar internet sitesinden benim seçtiklerimden bir kaçı sadece..
Tam bir kaç kelime söylüyor, arkadan müzik giriyor ve eskilerin önemli bir melodisi kulağımızda bizi nerelere alıp götürüyor anlatamam.. Bakıyorum herkes bizim gibi etkileniyor ve bir seyreden bir daha eminim bu programı unutamıyor.Arada son zamanların hit şarkıları da var ama ben hatırlayamadım.
Hakan Açıkalın sahnede :) Çağıl'la iyi anlaştıklarından genelde Hakan Ağbisine o eşlik etti, Çağıl'a çok iyi davranıp ,ağbilik yaptığından dolayı da bu yakışıklı arkadaşımıza ayrıca teşekkür ederim.

Gösterinin gecesi Türkiye maçına denk geldiğinden sakin geçmesini bekliyorduk aslında.. Müziği ve sahneyi gören takıldı kaldı, bir maç gecesine ve turizm merkezine göre aslında bayağı kalabalık oldu, daha boş beklerken takılıp hayran hayran seyredenleri görünce işte doğru sanatçı diye kendimizi de kutladım içimden :))

Gösteriden sonra şiir kitaplarını imzalayan ASİ (Ahmet Selçuk İlkan) standlarda da oldukça ilgi gördü.
Sahnede son dakikada ekibin diğer üyesi de aralarına katıldı ama adını not almayı unutmuşum :)) Güzel sesi olduğunu söyleyebilirim ama :)

Ezginin günlüğüne tshırtleri imzalattık ve sattık.Ahmet Beye otelde imzalatmıştık..
Bu da kitap imza günlerinden konuk yazar-çizerlerimiz... Cihan Demirci, Ercan Akyol, Kamil Masaracı
Güzel konuştular ve gerçek mizah yazarı görmek buralarda çok hoştu :) Cihan Beyin kitaplarından Çağıl çok hoşlandı.Ercan beyde milliyette karikatür çiziyor zaten..
Ahmet selçuk İlkan için http://www.ayriliklarinsairi.com/
Gerçek bir sanatçıydı ve Bedia Hanımla onu ağırlamaktan , tanışmaktan çok mutlu olduk.Sadece sanatçı olarak değil kişisel olarakta örnek alınabilecek duyarlılıkta insanlar bulmak çok iyi geldi.. En az kendileri kadar ekibiyle tanışmaktan da çok mutlu olduk. Bedia Hanımın çok genç göründüğünü ve sesinin de hala çağlayanlar gibi çıktığını da belirtmeden geçemeyeceğim..
Biz ailece Ahmet Selçuk İlkan ve diğer konuklarımızı çok sevdik. Hatta Ölüdenizde maçtan dolayı bir sürü kişinin izleyemediğini düşündüğümüzden onlar için belki başka bir zaman ve ya yerde tekrar bir fırsat çıkmasını bekliyoruz..

Kendime ve Uzunbey' e 4 kitabını da imzalattım :)) İmzalı resmi de şimdi Uzunbey'in bürosunda asılı..
Gerçek sanatçılardan biriyle hatta Bedia Hanım içinde ekliyorum ikisiyle tanışmak çok güzeldi :
Resimler benden :))