Çarşamba, Ocak 17, 2007


İki gündür evdeyim..Canım istemedi işe gitmek hem de biraz evi toparlayayım dedim..Geçenlerde portakal reçeli yapacağımı söylemiştim ya..Yaptım..Tarifini de yazarım demiştim..Onu da unutmadan yazayım..

Portakal Reçeli
1 Kg kalın kabuklu portakal
6 su bardağı toz şeker
3 bardak su
2 yemek kaşığı limon suyu

Yapılışı:
Bir tencereyi su ile doldurup kaynatın.İyice yıkadığınız portakalları hiç kabuklarını soymadan aynen kaynayan suya atın.Hafifçe yumuşayana kadar kaynatın..Yalnız kabukların ekşiliği gitsin diye en az üç kere kaynatıp suyunu boşaltın ve yeniden suya koyun.Hafifçe yumuşadığında portakalları tencereden alıp kabukları ile küçük küçük doğrayın.Ayrı bir yerde üç su bardağı su ile şekeri kaynatın.Portakalları bu şekerli suya atın.Koyu bir kıvam aldığında limon suyunu ekleyin.Bir taşım daha kaynatın.Soğuyunca kavanozlara doldurun. Afiyet olsun..
Tarifi internetten buldum ama uzun süre olduğundan kaynağını kaybettim yazamayacağım..


Bu benim ve Çağıl'ın evi..Daha çok benim aldığım küçük biblolar var ama Çağıl' da sürpriz yumurtalardan çıkan küçük oyuncaklarını senelerce sakladı ve onları kırmadı..Böylece küçük oyuncaklardan bir biblo evimiz oldu..Bu ahşap rafı ben TÜYAP hediye fuarından aldığımda kırmızıydı ama o zaman mutfağım kırmızı ağırlıklıydı..Sonra benim mutfak eşyalarım maviye dönünce bende evi boyadım.Mutfağımda asılıdır ve Burcu çok beğendiği için sonra ki sene de gidip ona da bir tane almıştım..

Bu tepsiyi çok yakın bir arkadaşım rengini beğenmediği için kullanmıyordu..Bana verdi ve sarı metal olmasına rağmen ben bunu ahşap boyasıyla boyadım..Şimdi kahve tepsim oldu.

Yazıyı bir an önce göndermeliyim çünkü hem işim var öğleden sonra da yeni taşınan komşuma gideceklermiş komşularım bende gideceğim hem de Tarçın iki oldu oynamak için bilgisayara basıp duruyor, yazıyı kaybedeceğim diyekorkuyorum..Şimdi onun peşinden bahçeye çıktım ve çöpe atılmış lise kitapları gördüm..O kadar üzüldüm ki insanlar onları madem bir derneğe ya da bir kütüphaneye veremiyor hiç değilse çöpe atarken de dikkat edip bir poşete koyup diğer çöplerle beraber koymasın lütfen..Onlara ihtiyacı olan bir sürü çocuk tanıyorum..Hem insanların illa bu gibi şeylere ihtiyacı olması için parasız olmasına gerek yok ki! Neden 2. el kitapları bir tanıdığımıza vermeyelim..Ben Çağıl'ın yardımcı kitaplarını arkadaşlarımın çocuklarına, bizim derneğe ve kütüphaneye, geri kalanlarını da daha kenar köylerdeki ilkokullara verdim..Bir evden o kadar çok mataryel çıktı ki siz bile hayret edersiniz.Çöpe bile atsanız hiç değilse güzel poşetlere koyup ağzını bağlayın ve diğer çöplerle karışacak ortamlara bırakmayın..Kimse almazsa çöpten kağıt toplayanlar alıp satar böylece doğaya bir faydası olur..Ağaçlarımız kesilmez..Bunu işyerimde ve evde bir yüzünü kullandığımız kağıtlardan not kağıdı yaparken de hep düşünmüşümdür..Bankalardan gelen zarflar ve telefon için gelen zarflara da aynı uygulamayı yapıyorum ben..Yani şömine de yakmadan önce mutlaka içine birşey koyup yok olmadan önce bir başka iş için tekrar kullanıyorum..Benim masamda herzaman kullanılmış kağıt notlukları ve eski zarflar vardır..Bu gibi olaylarda bir kişinin bile bir fark yaratacağına da inanıyorum..Lütfen eşyalarımızı ve kullandığımız her şeyi elimizden çıkarırken başkalarında işine yarayabileceğini düşünerek elden çıkarın..Hatta böyle yaptığınız hikayeleriniz varsa bizle de paylaşın..En azından bana ya da bloğunuza yazın..İnanın ki şu markadan şunu aldım hikayeleri okumaktansa şu eşyayı şöyle bir yere bağışladım ya da şundan şunu yarattım hikayeleri beni daha çok etkiliyor..Her işimiz bitti birde bunların mı peşinden koşalım diyorsanız yapmanız gereken sadece çöpe atarken attığınız çöpün tarzına göre ayırmanız..Geri dönüşüm kutularınız olmasa bile bunu yapabilirsiniz..

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba, Yazını bir solukta okudum:) Ben ikinci el kitabı cok severim ve kullanmadıgım kitaplar hep baskalarına yaradı:) Aynı şekilde gelmiş zarfları bende not almak icin kullanıyorum. Hatta bazen kocaman güzel zarfları atmaya kıyamayıp dosya yapıyorum:)Sevgiler:)

Adsız dedi ki...

Sizin yazılarınızı okurken içimienteresan bir duygu kaplıyor. Genelde söyleyecek birşeyler bulamadığım için yorum yapamıyorum ama, sakın takip etmediğimi sanmayın.

Reçel tarifini uygulasam erkek olmama rağmen yapabilir miyim sizce?

Saygılar

Asortik Krep dedi ki...

Mavi, kitap işlerinde 2. el için yabancılar burada kendi aralarında kurdukları bir oluşumda cüzi bir ücretle kitap değişimi yapıyorlar..Bu aldıkları paraları da eğitimde burs vermek için kullanıyorlar.

Noktasız Virgül, takip ettiğine çok sevindim..Bende senin okul işlerini merak ediyordum uzun süredir.Reçel yapmanın tek şartı kadın olmak değil..Eminim benden güzel bile yapabilirsin :)

Gün dedi ki...

Ne güzel bir konuya değinmişsin yine, benimde çok dikkat etmeye çalıştığım şey, kağıtların arka yüzleri kullanılmadan atmam, her kitabı özellikle ders kitaplarını elden çıkaracağımda, ihtiyaç sahiplerine ulaştırırım. Hatta aşk böcüğünün oynamadığı oyuncakları verdiğim 2 bebek var, kıyafetlerde mutlaka dağıtılıyor. :)

Adsız dedi ki...

Asortik im,

Bence de, su cop ayirma isine Turkiye baslamali artik.

Sulu coplerden kurtulmaliyiz.

Siseler, piller, kagitlar, plastik siseleri evde biriktirip gerekli yerlere atmaliyiz bence.

Yarin sabah 8,00 de sezaryan ameliyatina giriyorum. Normal dogum olamiyor maalesef. Kiz basini gerekli yere koymuyor ve 41. haftayi suruyoruz.

Operim
Pirtik

Asortik Krep dedi ki...

Gün,paylaştığın için teşekkür ederim :)

Asortik Krep dedi ki...

Pırtıkçım, hayırlısıyla olsun..Kaç gündür maillerimi okurken senin iyi haberlerinin beklentilerindeydim :)) Ne güzel :)

Toplu İğne dedi ki...

asortik krebim, ben reçel sevmem daha doğrusu tatlı sevmem o yüzden reçel konusunda değinemeyeceğim ama eminim çok güzel olmuştur, içinde sevgi var çünkü... ders kitaplarını çöpe atanları kınıyorum, tanıyor olsam gider herhalde çenemi tutamaz, hadlerini bildirirdim, ülkemizin en büyük eksiği eğitim ve biz nedense öğrenmeyi sevmiyoruz, değer vermiyoruz, o atılan kitapların içinde bir dünya yatıyor oysa ki.

şu çöplerin ayrıştırmasına gelince, ISO14000 kuralları gereği eski çalıştığım şirkette tüm atıklar ayrı ayrı ayrıştırılıyor ve çöpe öyle atılıyordu. Ama şaka gibi, çöp arabası geliyor belediyenin ve hepsini cumburlop aynı konteynır arabasına döküyor. E ne anladım ben bundan? Müşteriye gösteriyorsaun bakın bizim ISO14000'imiz var, biz çöpleri ayrıştırıyoruz, eh aferin de fabrikanın dışına koyuyorsun doğal olarak belediye ne yapıyor? hepsini harmandalı çöplüğüne haarrş diye döküyor. Evde ayrıştırsak ne olacak? Kapıcı alıp çöp bidonuna koyuyor, sonra çöp toplayıcı tipler geliyor açıyorlar senin poşetini bir güzel içinde kendi işlerine yarayan şeyleri alıp hepsini döküyor, parçalıyor, ortaya kala kala evsel atıklar kalıyor, sen de boşuna ayrış ayrı poşetlere koyduğunla kalıyorsun. yok anacım yok biz iflah olmayız. eğitim şart :))

nilüfer dedi ki...

Asortik, eminim buralarda dolasan tüm arkadaslar ihtiyaç sahiplerine eski kitap, giyecek, vs... veriyordur. Bunlardan bahsetmiyoruz sadece o kadar.

Ama asıl önemlisi nimettendir blogunun sahibi nimet arkadasimiz gibi etkinliklerde bulunanların paylaşmaları ve ön ayak olmaları, sayesinde bilmediğim bir şeyi öğrenmiş oldum mesela...

Küçük çaplı hepimiz yapıyoruz daha geniş çaplı yardım etkinliklerinden haberimiz olmuyor malesef...

Asortik Krep dedi ki...

Topluiğne, tatlı sevmemekte bir erdem bence :)) ben dayanamıyorum çünkü.
Çöp konusunda bizim belediyenin çöp ayrıştırma merkezi var ve geri dönüşüm bidonlarımız var.Bu çöp ayrıştırma merkezinden gelen paralarla öğrencilere burs veriliyor..Umarım her belediye bu tarz geri dönüşüm merkezlerini kurabilir..Fethiye gibi bir yer için çok önemli çünkü 900'ün üstünde otel var buralarda.
Nilüfer, biz bunları biliyoruz ve yapıyoruz ama benim çağrım bilmeyenler ve yapmayanlar için..Gördükçe etkileşim olacağına inanıyorum sadece..Genelde herkesi herşeyi biliyormuş gibi değil de kimse bir şey bilmiyormuş gibi anlatmamız önemli diye düşünüyorum..Böylece en duymayan ve bilmeyene ulaşabiliriz.